BDSM Mekanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BDSM Mekanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2018 Cumartesi

Yasak Hayaller ve Sınırlar III - Çiftlik

Günlük yaşantıdan vazgeçmeden, günlük yaşantıyı vakfederek bir kölelik sistemi de mümkün. Bu konuda belirttiğim şekil "kapitalizm" veya "sosyalizm" değil tabi, en azından yaygın şekliyle.

Bu modelde bağımlı bir hayat sürülmesine göre biraz daha farklı bir konu var. O da efendinin bu sistemin nimetlerinden yararlanması ve buna göre bir hayat sürmesi üzerine. Birden fazla köleye sahip bir efendinin gün içinde kölelerinin ne yaptığına pek karışmaması ama aynı çatı altında ekonomik bir model ile her şeylerini efendilerine vakfetmeleri burada önemli hale geliyor.

Efendinin hayatı kölelerin etinden ve sütünden yararlanan adi bir tembel hayatıdır. Kölelerinin her şekilde kullanır ve kölelerinin tadını çıkarır.

Somut olarak, köleler gündüz iş yaşamlarını devam ettiriyor, sosyal olarak kendilerini korumak için üzerlerinde kart/nakit bulunduruyorlar ama akşam efendinin evine döndüklerinde tamamen soyunup birbiri ile konuşamayacakları kafeslerine giriyorlar, aralarından sıra ile seçilen görevli köle tarafından besleniyorlar. Kazançlarının tamamını efendinin kasasına bırakıyorlar (kumbara türü kasa), evin ve efendinin her türlü ihtiyacı bu kasadan efendi alıyor ve alışverişe gidecek köleye veriyor.

Efendi kendi hobi işleri dışında çalışmıyor, köleler kasada ne kadar olduğunu bilmiyorlar, kasadan bir çıkış da yok. Kölelerin önceden gelen varlıklarının tamamı efendi üzerine geçiriliyor ve bu çalışmayan efendinin bir teminatı oluyor. Efendi kendi keyfine göre bir gün geldiğinde bunu köleye verip vermeme otoritesine sahip, köleler asla ve asla kendilerine ait bir varlık bulunduramıyorlar.

Efendi eğlenmek için kölelerin herhangi birini tercih edebilir, köleleri birbiri ile istediği gibi etkileştirebilir ve istediği anda istediğini dövebilir veya becerebilir.

Kafes kapılarında kilit bulunmuyor, ancak efendinin takdirine göre kafeslerdeki prangalar kullanılabiliyor.

Bu yaşam şekli de aslında bir ahır veya çiftlik türü bir yaşam modeli. Bir anlamda hayvanlaştırılmış (kafes, çıplaklık ve ekonomik unsurları ile ayrılıyor) harem hayatına da benziyor. Neden mümkün olmadığının nedenleri sosyal nedenler ağırlıklı olarak kölelerin kişisel hayatlarından tamamen soyutlanmaları gerekmesi.

11 Ekim 2018 Perşembe

Yasak Hayaller ve Sınırlar II - Bağımlı Bir Hayat

Bir insanın "günlük" yaşamından vazgeçmesi, ancak bunu benim için yapması. Bu fikir beni cezbediyor. Benzerlik açısından hemen bir "aman, günlük hayattan vazgeçme, hayattan değil" deme ihtiyacı duyuyorum. Bu bir anlamda "7/24 power exchange" denilen ilişki tarzına benzemekle birlikte benim zihnimdeki biraz daha farklı, 7/24 kadar iletişimsel değil.

Köle evden yalnız başına hiç çıkmaz, hiç bir süs eşyası bile takmadan, tamamen ve sürekli çıplak olarak efendisinin evinde "bulunur". Efendisi işine gider gelir, alışverişi yapar, o ise hep evdedir, kimse ile irtibatı yoktur. Efendisinin izin verdiği ve seçtiği birkaç kitabı okuyabilir ve birkaç filmi seyredebilir evde. Mutfakta sudan başka bir şey bulunmaz ve efendisinin kendisi için buzdolabına bıraktıklarından başka, kölesinin şişmanladığını düşündüğünde bazen bırakmaz da. Efendisinden başka kimse onun bu evde bulunduğunu bilmez. Kitap lambası ve televizyonun ışığı dışında ışıkları açamaz. Küçük bir mum kullanabilir karanlık olan tuvalete vb. gitmesi gerektiğinde.

Akşamları efendisi geldiğinde onu karanlık odada bekliyor olur, o odada bir kafesi vardır ve efendisinin geleceği saate yakın oraya girer, sesini çıkartmadan kafesinde oturur. Efendi gelip yemeğini verir, eğer canı istiyorsa istediği gibi sınırsızca kullanır. Bütün gün sonrasında bu kullanım ne kadar sert olsa da kısa veya uzun demeden bundan doyumsuz bir zevk alır. Efendisi ile konuşmaz, sadece sorusu olursa cevaplar.

Bazen efendisi haftalarca akşamları kafesinde tutar (gündüz rutinleri hariç), yanına uğramaz bile.

Derdini kapıya yapıştırdığı boş post-it'ler ile anlatır. Dört renk post-it vardır evde bolca.  Bazen iki üç gün yemeğini vermeyi unutur, kendisi hastalanıp efendisine yük olmasın diye bunu anlatmak için efendisi gelmeden kırmızı ama boş post-it kağıtlardan yapıştırır kapıya. Adet görmeye yakın sarı pos-it kağıt yapıştırır ve bitince çıkartır. Adet süresinde şort ve hijyen aracı kullanmaya izni vardır. Efendisine teşekkür için yeşil post-it yapıştırır kapıya. Efendisinden cinsellik istediği zamanlar ise mavi post-it yapıştırılıdır kapıya. Bu isteğinin efendi için bir önemi yoktur ama efendi ne kadar memnun edilebileceğini bilmek için bu pos-it'i ister. Mavi post-it aynı zamanda evde "içme suyu bitti" ile eş anlamlıdır bundan dolayı, yani anlamı "susadım"dır. Eğer gerçekten susamışsa efendi ağzına boşalarak bu kuruluğunu acil olarak geçirebilir de, çünkü çeşme suyu içmek yasaktır.

Buzdolabında kendisine bırakılmış yemeğin daima yarısını yemeyi öğrenmiştir, böylece efendisi yemek vermeyi unutursa tamamen aç kalmamış olur. Çatal ve bıçak kullanamaz, katı şeyleri elleri ile yer, sıvı şeyleri ağzını içine sokarak içer ancak kendini daima temiz tutar.

Evde her yerde kamera vardır ancak efendi dışarıdan hiç bakmamıştır bile kameralar ilk kurulduğu zaman hariç olmak üzere. Efendi arkadaşlarını getirdiğinde onu arkadaşlarına ikram edebilir cinsel malzeme olarak, o durumda görevi efendisinin arkadaşını tam olarak mutlu edebilmektir.

Bu, bazı detayları atlarsak bir pet, bir evcil hayvan yaşamı ki, evcil hayvanların bile daha çok özgürlükleri olduğu söylenebilir. Bu yaşam, bu hali ile köpekten çok bir kedinin yaşamın
a benziyor. Ancak kedi aç kalırsa çare arayabilir, buradaki kahramanımız onu da yapamaz. Efendisi kaza geçirip ölürse o da evde açlıktan ve yalnızlıktan ölür, tıpkı bakıma muhtaç bir bebek gibi. Bu açıdan tamamen ideal bir bağımlı hayattan bahsediyorum.

Bu amacı tam yerine getirmede de bir film hatırlıyorum, Boxing Helena, en azından ev hapsi konusunda benzerlik taşıyor, kadının uzuvlarını kesip tamamen bağımlı bırakma fikri ise beni hayallerimde bile oldukça insaflı olduğumu söylüyor bana.

Bunun sınırlayıcı çok yönü var, aklı olan insan açısından çok örnek vermeye bile gerek yok. Öncelikle bu şekilde yaşamak bir insanı çıldırtır, ruh hastası haline getirir. Kimse diğer insanlardan bu kadar kopuk da değildir, ya çevresi vardır, ebeveyn, akraba vesaire, pratik olarak böyle bir kişi yoktur. Herkesin hayatını sürdürdüğü ve geçmişten yaptığı bir yatırım düzeni vardır. Dolayısıyla bu fazla ideal bir fantezi. Belki bir süre olabilir ama o olasılık o kadar düşük ki kişinin bu şekilde bir hayatına ayırabilecek zamanının ve özgürlüğünün olması gereklidir.

Özetle, hiç kimse özgürlüğünü bir tek kişiye bırakacak kadar özgür değildir.

6 Mayıs 2014 Salı

İş yerinde BDSM Hikayesi - 3

Önünde dikilmekte olan Yeliz'in eteğini yukarı doğru sıyırdı Sabri, bedeni soğuktu ama en soğuk yeri kalçalarıydı. Biraz masajdan sonra göğüslerini elbisesinden çıkarmasını emretti Sabri, elbisesini çıkartmadan. Yeliz efendisinin dediğini yaptı, Sabri külotu çıkarmayı ona bırakmamıştı. Üstünde içinden taşırılmış göğüslerini sıkıştıran, alttan da yukarı çekilmiş elbisesi garip görünüyordu. Sabri elbisesinin üstünü çıkarmasını söyledi, elbisenin üstü sutyenle beraber çıkarıldı.


"Ağzını özledim" dedi Sabri, mesaj netti; Yeliz eğildi efendisinin fermuarını açtı, sertleşmiş organı oradan çıkarmak onun için efendisinin yardımı olmadan mümkün değildi, bu nedenle Sabri'nin desteği ile pantolonun üst kısmı açıldı ve görev icra edilmeye başladı. Sabri oral seks sırasında dişlerin organına temas etmesinden nefret ederdi, Yeliz buna çok dikkat ediyordu, daha önce ilk buluşmalarında ciddi fırça yemişti bu yüzden. Sabri arada elinde kalan su bardağını Yeliz'e verdi, "ağzını ıslat" dedi. Kadın ağzına aldığı suyu taşırmadan görevine devam etti. Yeliz'i masanın altına aldı. Genç kadın biraz zor sığmıştı oraya aslında, özellikle başını pek kolay hareket ettiremiyordu, ama görevin zorlaşması aldığı zevki azaltmamıştı. Sabri bir süre bu şekildeyken bilgisayarda internette sörf etti, Yeliz'i en çok uyaracak olanın ona şifresini sorması olduğunu biliyordu, bu soru Yeliz'i doğrudan aşağılamaktı, efendisinin onu o anda, kendisi güç bela performans gösterirken çok da umursamadığını hissetmesi zevk alacağı bir şeydi ancak halen arada su içmesini isteyen sesi duymak kendisinden haz alındığı hissini tazeliyordu. Bu, kendisini kadın olarak değil, efendisinin bir aracı olarak görmesi güzelliğini veriyordu.

Sabri sıkıldığında onu oradan çıkardı. Üstündekileri tamamen çıkartarak masasının karşısındaki duvara dayalı olarak durmasını istedi. Bu sırada Sabri ayağa kalktı ve diğer masanın üzerine konulmuş olan çantasını karıştırmaya başladı. Bu çanta değil, küçük bir spor valizdi aslında, gerekli olacak, önceden öngörebildiği plana göre hemen her türlü malzeme içindeydi. Daha önce yaptığı göğüs vakumunun daha iyisini yapacaktı. Yaptı da, bu sefer arkasını delip akvaryum hava hortumu bağladığı  rakı bardaklarını göğüslerine oturttu, supaplı düzenek aracılığı ile göğüslerinden hava vakumlamaya başladı.

Devam edecek


4 Mayıs 2014 Pazar

İş yerinde BDSM Hikayesi - 2

Efendi sözleşmiş oldukları günde yola çıktı, kadının ofisinin olduğu yere ilk defa gidiyordu, bir yolculuktan ve şehir içinde birkaç hatalı giriş çıkıştan yaptıktan sonra yolu buldu.

Ofisin bulunduğu tesisin girişinde güvenlik vardı ve kapı girişinde en azından adetten olmak üzere aracı ile gelene geçene kim olduğu, kiminle görüşeceği soruluyordu. Sabri'nin güvenliği aşması hiç zor olmadı, öncelikle güvenliğin bir ziyaretçi geleceği konusunda bilgisi vardı, ancak buna pek gerek kalmamıştı. Düzgün iş kıyafeti ile gelen, pek de toy görünmeyen Sabri'ye aracı durdurduğunda kime geldiğini bile sormayacaklardı, belli ki bu ciddiyette geçenler sadece üst düzey müdürler ve patronlardı. Sabri'nin çok lüks olmayan ancak sosyal konumunu belli etmeye yeterli kalitede olan arabasının penceresinden sert ama samimi ses tonu ile "Günaydın" demesi yeterli olmuştu, "Günaydın efendim, gideceğiniz yer konusunda yardımcı olabilir miyim?". Aynı sert ama kibar ses tonu ile "Teşekkür ederim" dedi Sabri, "Gideceğim yeri biliyorum".

Ofise yaklaşınca bir kaç telefon konuşması oldu Sabri ile Yeliz arasında. Bunlar tamamen ofisin yerinin bulunmasına yönelik, kısa, adeta resmi bilgi alışverişi niteliğinde görüşmeler olmuştu. Telefonda her ikisi de birbirlerine karşı o kadar rahat değillerdi.

Tarif edildiği park yerine girildiğinde kölesi Sabri'nin aracının yanına geldi, her zamanki ağır olan çantasını aldı ve binanın içine girdiler. Bina içindeki kapıların çoğu kapalıydı, koridorlarda, merdivenlerden çıkarken bile hiç kimse ile karşılaşmadılar, birkaç açık kapının önünden sessiz ve hızlı adımlarla geçtiler. Ofisin kapısına varmışlardı. Yeliz anahtarı ile kapıyı açtı, içeri girdiler. O ana kadar neredeyse hiç konuşmamışlardı. Sabri tipik emreder ses tonu ile "Yandaki mi senin masan?" diye sordu, "Evet efendim" cevabını aldı, geçti o masadaki koltuğa oturdu. Oda yaklaşık 10-15 metrekare küçük bir ofis odasıydı, üç çalışma masası sığdırılmıştı. Yeliz uygun bir yere çantayı bırakmaya yeltendi, "çantanız için burası uygun mu efendim" dedi, Sabri evet anlamında sessizce başını salladı, "bıraktıktan sonra gidip bana bir bardak su getir" dedi, kadın "emredersiniz" dedi ve su getirmek için odadan çıktı. Bir süre sonra döndüğünde Sabri psikolojik hazırlığını tamamlamıştı. "Yaklaş bana" dedi, elindeki suyu aldı, "ayakkabılarını çıkar" dedi. Yeliz ayakkabılarını çıkardı, öylece bekliyordu, efendi hiç acele etmiyordu, onu biraz bekletti, suyundan yavaş yavaş yudumlar aldı.

Devamı var


3 Mayıs 2014 Cumartesi

İş yerinde BDSM Hikayesi - 1

Bir iş yerine cinsellik, dinsellik veya siyaset karıştığında işin boku çıkar. Ne iş yerleri duydum, gördüm sanki kerhane. İş yapabiliyorlar mı diye merak ettim. Evet.. "İş" yapabiliyorlarmış...

Kerhane benzetmesinde bulunurken genelevlerde çalışan zavallı kadınları benzetmekten utanıyorum tabi. Bahsettiğim yerlerde iş parayla olmuyor, kariyer kavgaları, patronun cazibesi, cinsellik kokuları ile birleştiğinde iş yerinde bir defa cinselliğin, cinsel gösterilerin başlaması diğerleri için de bir tetikleme oluşturur ve iş yeri oldukça seksi bir mekana dönüşüverir.

Bu arada bir iş yerinde mini etek giyiliyor olması bu iş yerinin böyle bir yer olduğu anlamına gelmiyor. Peşin söyleyeyim.

Buradaki hikaye bu türden bir yerde geçmiyor. Daha masum, başkalarının izlenmesinden uzak gizli bir hikaye.

Uzun bir aradan sonra soğuyan ilişkilerinin ardından efendinin daveti üzerine tekrar bir araya gelmek için can atıyordu genç kadın. Efendinin de bir istediği vardı ki tekrar "bu aradan sonra tekrar başlayalım mı" diye sormuştu. Diyalog başladı, eski havalarını buldular kısa bir sürede.

Yeliz efendisini evine davet edemiyordu, bekardı ve ailesi ile yaşıyordu, sürekli bir aradaydılar. Efendinin durumu da bundan pek farklı değildi, tek farkı bekar olmamasıydı.

Son zamanlarda kiralık mekanlar artık BDSM için pek güvenli değildi. Otel odaları BDSM için çok sıradan yerlerdi. Sürekli bir mekan bulundurmak pahalı bir işti ve ne yazık ki yine güvenli sayılmazdı. Yeliz o denli özlemişti ki efendisi Sabri'yi fırsatı kendisi yarattı. O dönemler iş yeri Yeliz'in yalnızlığını paylaşacağı kadar tenha oluyordu, ofisini paylaştığı arkadaşı bile tatildeydi, o oradaydı ve yalnızdı ve birlikte olacak yer yoktu... Bu nasıl bir saçmalık diye düşündü. "Ah keşke o burada olsaydı şu an" diye iç geçirdi.

Bir gün bunu efendisine çıtlattı. Yeliz'in ofisi komşu bir şehirdeydi, efendiden araba yolculuğu ile yaklaşık 3 saat kadar uzaktaydı. Gelir misin? diye sordu. Sabri "kimsenin olmayacağına, bir süpriz yaşamayacağımıza emin olamıyorum pek" dedi. Ancak boş da durmadı, mekanın resimlerini çektirtti ve inceledi ve acil bir durumda toparlanılacak önlemleri alabileceğini hissetti. "Peki, günü söyle o zaman" dedi...

devam edecek....

10 Ocak 2014 Cuma

BDSM Suit

Bizde günlük kiralık evlere kamera koyarlar, polise bastırırlar. Gavur dayamış döşemiş, hizmette sınır yoktur diyor. Güven maksimumda...

Belirtmek gerekir ki bu reklam değil...

http://www.hoxtondungeonsuite.co.uk


Yatak odası normal, zevkli sayılabilir. Diğer resimdeki oda daha çok oyun odasına benziyor.

Ancak ne var ki fiyatlar Pound cinsinden ve biraz yüksek buldum. Fiyatları Rezervasyon sayfasından görebiliyorsunuz.

9 Eylül 2012 Pazar

Hikaye: İki Erkek İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 5 (Son)

(Önceden devam)

Yaklaşık 20 dakika geçmişti. Helin naylona sarılı biçimde yuvarlanarak balkon kapısının yanına gelmişti balkon tarafından. Kapıya naylonların sürtünme sesi geliyordu. Mine oralı olmayan Sabri'ye döndü. "Alsak mı içeri artık?" dedi. "Sormanı bekliyordum" dedi sabri. "Adama bak ya, biz söylemesek kızı bırakıp gidecek orada..." dedi Mine biraz alaycı bir tavırla. "Bana kalsa sarıp biraz da kömürlükte dikerim kapının arkasına" dedi Sabri yine alaycı bir tavırla, aslında o da içinden Mine'nin demesini sabırsızlıkla bekliyordu, o kadar da sadist değildi.

"Eh madem istiyorsunuz, gel buraya Umut..."

Sarılı şekilde çamur dökmemeye dikkat ederek içeri aldılar, banyoya kadar taşıdılar, küvette çözdüler. Sabri Helin'in hafif kilolu vücudunun her köşesini tatlı ılık suyla kendisi yıkadı çamurarından arınıncaya kadar. Helin'in pek hali kalmamıştı kımıldayacak, çamur insanın enerjisini adeta emiyordu.

Zincirleri halka halka anüsünden çekti yavaşça, bu kadar çok zincir baklasını nasıl sokabilmiş olduğuna kendi de hayret etti. Sonra kollarını çözdü. Helin kendine gelmeye başlayınca Sabri banyonun kapısını kilitledi, küvette yüzüstü yatmakta olan Helin'i küvetten çıkarttı, yine banyonun zeminine yüzüstü yatırdı ıslak ıslak. Yıkadığı zincirler ile Helin'in el bileklerini birbirine bağladı, uzun parçanın uçlarını ayak bileklerine bağladı banyonun iki tarafındaki kalorifer borularından geçirip uçlarını eline aldı. Güçlü bedeniyle çekebileceği kadar çekip Helin'in bacaklarının iki yöne neredeyse tam açılmasını sağladı, iyice gerilince ortadan bir kilitli bakla ile zinciri gergin şekilde bağladı. Usulüdür, "ah, ah.." dedirtene kadar biraz daha da gerdirdi. Ardından Helin'in açılmış yumuşamış anüsüne boşalana kadar girip çıktı. Bitince Helin'e bir sigara verdi, kendisi mutfaktan getirdiği birayı açtı yudumladı. 10 dakika sonra Helin'e baktı sigara yerdeki ıslaklığa değip sönmüştü yarıda. Sabri yaklaştığında Helin belirli belirsiz bir küfür savurdu. Sabri Helin'in çenesini tutarak araladı, izmariti Helin'in ağzına tıktı yer kirlenmesin diye ve eliyle çenesini kapattı. İkinci bir posta daha gitti. İşi bitince Helin'in kulağına eğilip, çok kibar bir sesle, "teşekkür ederim pis kaltak" diye fısıldadı ve bırakp salona gitti. Mine "Birşey kaçırdık mı?" dedi. Sabri gülerek "yok, her zamankinden" dedi, "Yoruldum biraz, kız da yorgun, siz çözer misiniz?" diye sordu ve onayını aldı. Bir iki dakika dinlendikten sonra  "Bu güzel gün için teşekkür ederim Mine Hanım" dedi, "rövanş için sizi uygun zamanınızda davet etmek isterim, lütfen Umut'u da getirin" dedi ve gitmek üzere ayaklandı.

Kapıyı çekip çıktığında Helin halen banyoda zincirlerle açılmış, çıplak ıslak, ağzından tütün taşarak bitkin şekilde yatıyordu. "Şükür bitti" dedi kendi kendine.

(Fin)

Bu hikayedeki kişiler gerçektir ancak gerçek isimleri ile anılmamışlardır. Olaylar ise tamamen kurgudur. Asıl rollerdeki kişilerden rızaları alınmıştır.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Hikaye: İki Erkek ve İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 4

(Önceden devam)

Sabrinin elindeki zincir iki üç parçalı ara baklalar ile birbirine eklenmiş uzun bir zincirdi.

Sabri yerde ıslak yatan Helin'in yanında yere oturdu. Sabri kadının ıslak bedeninde bacaklarında elini biraz gezdirdi, bacaklarında ve kalçalarındaki selülitleri kadının makyajsız yaşı hakkında fikir veriyordu. Selülitleri kilosuna oranla biraz fazlacaydı. "Anlaşıldı, portakal kabuğu sikeceğiz bu akşam" dedi hafif mırıldanarak ama Helin'in duyabileceği sert bir sesle. Sonra da "seni sokaktan it toplayıp onlara siktirtmek lazım" diye devam etti "onlara layıksın". İçinden "N'apalım, başlıadık bir defa, erkeklik bizde kalsın" dedi. Mine'ye döndü baktı canı sıkılıyor mu diye... Mine "hadi hadi" anlamında bir işaret yaptı. İlgiyle izliyordu. Sabri kıpırdanmaya başlayan, ellerinden destek alarak kalkmaya çalışan Helin'in kollarını tuttu arkasında birleştirdi. Kollarının etrafını kablo bağı ile bağladı ve zinciri birkaç tur attırdı, sıkıca bağladı. Zinciri Helin'in kafasındaki halkadan geçirip boynundan dolandırdı ve tekrar halkadan geçirip Helin'e zarar vermeden gerebileceği kadar çekti. Helin biraz inledi, Sabri "Sus kahrolası pislik, iş yapıyoruz şurada" diye bağırdı. Sabri bir kilitli bakla ile zinciri Helin'in kolundaki tura sabitledi. Zincir bayağı bir artmıştı. Sabri Helin'in belinden tutarak domalmış duruma getirdi. Anüsüne biraz şampuan sıktı, ardından zincirin baklalarını içeri göndermeye başladı. Bir bakla... İki bakla...

Zincirin fazlası artık tamamen Helin'in bağırsaklarındaydı. Sabri elini alta sokup Helin'in göbeğini sertçe tuttu ve Helin'i sırtüstü çevirdi. Böyle uygun olmayan bir yerinden kavranmak Helin'in canını yakmıştı ama Sabri bunu çok çabuk yapmıştı, Helin tepki vermekte gecikmişti, kendini sırtüstü kışında zincir doldurulmuş buldu. Biraz ağırlaşmıştı. Sabri Helin'in ayak bileklerine de 8 biçiminde zindir doladı. Bu zincirden tutarak sürüklemeye başladı. Mine'ye bir işaret yaparak balkon kapısına yaklaşmasını belirtti. Mine kapıya doğru yürüdü.

Sabri Helin'i tutup balkona çıkarttı. Balkon başka bir daireyi görmüyordu ancak dizin biraz üstü hizasındaydı. Helin balkonda çıplak görünmemek için olabildiği kadar eğiliyordu, adeta yere yapışmıştı. Sabri içeri gitti ve elinde bir kova çamurlu su ile geldi, olduğu gibi Helin'in üzerine boşalttı, kovanın kıvamlı dibini özellikle Helin'in kafasına ve yüzüne boşalttı. Kirli bir boyacı naylonunun kirli tarafına sardı ve iplerle etrafından sıkıp balkona öylece yere bıraktı. İçeriden Umut'u çağırdı, kendisi naylona sarılmış gövdeye oturdu, umutu da yanına oturttu. Umut bir sigara yaktı, Sabri Umut'un sigarasını istedi, aldı ve naylonun ucundan Helin'in açık ağzına sigarayı verdi, Helin derin bir nefes çekmiş olmalı ki baca gibi duman çıktı nylonun ucundan, Umut sigara izni için Sabri'ye bakıyordu, Sabri "yak" dedi, bu senin olsun. Helin'in sigarasını aldı orası burası yanmadan. Sigara da çamur içindeydi, Sabri iğrenerek balkonda ıslak bir köşeye attı, içeri giderek daha kıvamlı bir çamur getirdi kovada, Umut'a bacak tarafından Helin'i kaldırmasını emretti, kalkan boru gibi naylona bir kova kıvamlı çamuru hızlıca boca etti, çamurun bir kısmı naylonun diğer tarafından çıktı gitti. Sabri Umut'u alarak içeri girdi, balkon kapısını kilitledi.

(Evet, öyle veya böyle devam edecek)


4 Eylül 2012 Salı

Hikaye: İki Erkek ve İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 3

(Önceden devam)

Mine karşısına Helini aldı, Helin hafifçe gülümsedi. Mine şefkat dolu sesle kalkıp kendisine yaklaşmasını istedi. Kulağına fısıldamak için "yaklaş" işareti yaptı ve kulağına birşeyler fısıldadı. Helin ayakta Mine'ye iyice yaklaştı, göğsünü Mine'nin yüzüne yaklaştırdı. Mine dişleri ile Helin'in göğüs başını yakaladı, Helin ensesinden tutulmuş kedi yavrusu gibi donup kaldı, yüzünde pek bir ifade yoktu, ta ki Mine göğüs başını dişiyle iyice sıkıştırana kadar. Yüzünde bir acı ifadesi belirdi ama daha fazlasını da pek yapmadı. Mine bir kadına bunu sık yapıyor gibi görünmüyordu ancak Helin'in göğüs ucunu dişlerinden de hiç kaçırmıyordu. Hafif bir sızıntı diline gelmişti. Sızıntının metalik bir tadı vardı. Helin hafifçe geriye çekildi. Mine göğüs başını bırakmamıştı, tam tersine iyice ısırmaya devam etti. Mine çekildiğinde dudaklarında kırmızı bir iz kalmıştı. Sabri birşey dememesine rağmen Mine bunu hissetti. Sabriye dönüp "ben sevdim" dedi, "tam tadında".


Sabri Helin tarafından ikici plana konuluyormuş gibi hissetti, biraz kızgın görünmeliydi, kendisi de burada bir efendiydi. Helin tekrar Sabri'nin önüne geldiğinde Sabri ona ayakta dururken bacaklarını açabildiği kadar açmasını söyledi... Helin'in bunu göstermelik ciddiyetsiz yaptığını hissederek biraz daha aralamasını sert bir sekilde tekrarladı ve ayakları ile bileklerine vurarak iki tarafa açmak üzere teşvikte bulundu. Daha sonra Mine'den izin isteyek Umut'u çağırdı ve asağıdan kokusunu ve temizlik durumunu diliyle kendisine durması söylenene kadar kontrol etmesini istedi. Umut şu penis tutucu külotlardan giyiyordu. Penisinin kalkması ona acı veriyordu. Ama efendisinin komutuna karşı koyamazdı.

Sabri Helin'e de işlem sırasında yüzünde en ufak bir belirti olmaması gerektiğini hatırlattı, Sabri bu oyunu çok severdi, Mine de bunu çok iyi biliyordu. Umut aşağıdan dili ile çalışırken Helin pek renk vermedi ancak bir sure sonra refleks olarak gözlerini kapadı, kapaması ile birlikte Sabri'den sert bir tokat yedi. Kendini saldığı durumdan uyanıp gözlerini hemen açtı, bir süre sonra gözleri donuklaştı, bu uzun sürmedi, gözlerini ayırdığı gibi Sabri'den tokadı yedi. Bir süre sonra her iki yanağı da iyice kızarmıştı ve sızladığı belliydi. bu şekilde kaza sonucu iki şiddetli tokat daha yedikten sonra uzunca bir sure donuklaştı. Birşeylerin birikimi sonucu bir anda yumdu gozlerini ve iri bir zevk çığlığı attı, gözlerini yumup tokat beklemeye başladı. Sabri bu andaki rastgele bekleme durumunu tokattan daha acı verici görmüştü. gözlerinin kapalı oluşu Helin için daha sıkıntılıydı. Tokadın ne zaman ineceğini bilmiyordu, sadece bekliyordu. Yirmi saniye kadar sonra şiddetli bir tokat geldi. Umut görevini bitirmişti. O da sancıyan organından dolayı ızdırap içindeydi.

Sabri ve Mine, Helin ile Umut'un daha iyi ceza hakkettiği konusunda hemfikirdi, ikisine verilecek ceza konusunda kendi aralarında konuştular ve anlaştılar. Helin ve Umut dizleri ve elleri üstünde çıplak olarak sehpa olarak hizmet edeceklerdi. Umut'u sehpa yapınca çayları getirmek Sabri veya Mine'ye kalmıştı. Aslında Mine içgüdüsel olarak bu işi Sabri'ye yıkmak isterdi ama aralarında ast üst efendi köle ilişkisi olmadığından ev sahibi olarak yoldan gelen Sabri'ye ve kendisine çay ve kahvaltılıkları getirmeyi fazla görmedi. Sabri acıkmıştı, Mine'ye teşekkür etti. Sabri Helin'in sırtına konulan sıcak çayın ve kahvaltılığın tadını çıkarmaya başladı. Helin her ne kadar sırtına bardak altlığı ile konulmuş dahi olsa sıcak çaydan dolayı biraz ürktü. Sabri onun saçlarını okşayarak yatıştırdı, çay kadının üzerine boca olmasın diye eliyle sağlama aldı. Umut'un ise canı o kadar tatlı değildi, doğrusu pek tınmadı Mine'nin kendi sırtına koyduklarını.

Yaklaşık yarım saat kadar sohbetle geçirdiler kahvaltı keyfini. Kahvaltı bitince Sabri tereyağın erimişini biraz reçelle karıştırdı ve kahvaltı bıçağı ile Helinin saçlarına sürmeye başladı. Mine bu şekilde bir eylem beklemiyordu, ama ilgisini de çekmişti, seyretmeye başladı. Sabri Helinin saçlarını güzelce batırdıktan sonra beklenmedik birşey daha yaptı, bir yeşil zeytini* aldı ve Helin'in anüsünden içeri itti*, sonra bir tane daha, bir tane daha, birkaç dakikada zeytin dolu çay tabağı boşalmıştı. Kalmış olan kaşar peyniri de olması gereken yere gönderildikten sonra iki parmağı ile güzelce yerleştirdi, Helin'in bundan rahatsız olduğunu sezdi ve inadına birkaç dakika iki parmağını deliğini esnete esnete içeride tuttu. Sabri yemiş olduğu zeytinlerin çekirdeklerini avucuna aldı ve Helinin ağzına yaklaştırdı, Helin kıçından parmağı çıkartmanın bir teşekkürü olarak sanki kendisine söylenmiş gibi bunları ağına aldı ve ağzında tuttu ve emmeye başladı. Sabri Helin'in üstünde kalan kırıntı ve damlaları bolca ıslak mendil ile temizledi ve ıslak mendilleri Helin'in anüsünden içeri gönderdi.

Sabri Helin'in ağzındaki çekirdekleri çıkarmasına izin verdi. Daha sonra bir barda sütü ağzına doldurmasını ama yutmamasını istedi. Ağzına aldığı sütü takiben Helin'in ağzını paket bandı ile bantladı. Helinin üzerindekileri aldı ve ayağa kalkmasını ve kendisine yaklaşmasını istedi. Helin yaklaştığında suratına çok sert bir tokat attı. Bunu bir dizi tokat daha takip etti. Bu sırada her tokata ağzındaki süt Helin'in burnundan çıkıyordu. Tek hava yolu olduğundan burnundan çıkan sütten dolayı hem genzi ıslanmıştı hem nefes alışverişi zorlaşmıştı. Birkaç tıksırıktan sonra Sabri Helin'in ağzındaki bandı açtı ve tuvalet banyo faslı için banyoya gönderdi. Helin'in saçından dökülenleri ve yere damlayan sütü yalayarak temizleme görevi Mine tarafından çok geçmeden Umut'a verildi.

Birazdan Sabri kalkıp banyoya gitti, Helin'i saçlarından çekiştire çekiştire, ite kaka çıplak ve ıslak olarak salona getirdi. Kadını halının ön tarafına getirdi ve zorla öne doğru eğdi, ellerini arkasında havlu ile birleştirdi ve gerileyip kıçına çok şiddetli bir tekme attı. Helin bir anda kendini bir boşlukta buldu ve yüzüstü yere düştü. Helinin balıketi vücudu pelte gibi bir iki dalgalandı. Helin kendine gelince yerden kalkamadan yüzünü çevirip Sabri'ye baktı. Sabri görüş alanından çıkmadan hemen önce elinde bir zincir vardı.

(Devamı var)
* Dikkat: Anüsten içeri herhangi bir küçük cismin sokulup içeriye gönderilmesi tehlikelidir. Bu kısmı tamamen fantezidir, denemeyiniz!

2 Eylül 2012 Pazar

Hikaye: İki Erkek ve İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 2

(Önceden devam)

Mine içerideki Umut'u çağırdı. Umut salona gelince "çocuğum kızımızı içeri götür, yardımcı ol, o da hazırlansın, sen de hazırlan" dedi. Helin ve Umut içeri geçtiler, biraz sonra döndüklerinde boyunlarında deri tasma vardı, Umut üstü sadece bir şort ve kolsuz ince bir tişört ile gelmişti. Helin ise getirdiği geceliği, saten bir kombinezonla gelmişti, daha durumuna tam alışamadığı için kendisini çıplak gibi hissediyordu. Helinin hatları oldukça belirgindi çünkü üzerindeki iç çamaşırlarını da çıkartmıştı. Helin, "Şimdi sırada ne var?" der gibi ancak sessiz sedasız duruyordu ayakta Umut'un yanında. Umut ise duruma alışıktı. İkisi de tıpkı bir içtimada olduğu gibi, oturakta olan iki efendinin önünde ayakta hareketsiz dikiliyorlardı.


Mine alışılmış ve mesafeli olan sohbetlerinin konusunu aniden değiştirirerek Sabri'ye "canınız ne yapmak ister zevkdaşım, sen söyle" dedi. Sabri kibarca "rica ederim, lütfen" dedi. Mine, "yaratıcılığınızdan örnekler verirseniz sevinirim" dedi. Sabri biraz düşündü, "Umut'u siz biliyorsunuz, ancak Helin ile ikimiz de ilk defa karşılaşıyoruz", (sanki kendisi için Mine ve Umut çok eskiydi de...), "bir köle için genel kalite kontrolunu yapalım derim". "Lütfen buyrun" dedi Mine, "Kızımız sizindir". Sabri başıyla teşekkür etti ve bir parmak işareti ile Helin'i kendisine çağırdı. Helin Sabri'ye hiç bir efendi gözüyle bakmamıştı, garip geldi ama duruma uyum gösterdi.

Helin yaklaşınca Sabri sert ama mesafeli bir eda ile önünde iki dizinin üstüne çökmesini söyledi. Helinin saçlarını topladı, çantasından çıkarttığı yaklaşık 5 cm'lik parlak metal halkadan geçirip altta topladı ve bir kablo bağı ile sıktı, artık Helinin başında tutulabilecek sağlam bir halkası da vardı, Sabri bu enstrümanı çok severdi. Helinin saçlarını bu halkadan tutup Helin'in başını geriye yatırdı, ağzını açıp dişlerini inceledi, elini Helin'in ağzına sokup dişlerini yokladı, dilini bastırıp gag deme refleksine baktı. Eh, çıtır gibi değildi ama bir kadın köle için idare ederdi... Helin'e sert bir emir ile ayağa kalkmasını söyledi. Helinin kombinezonun askılarından birini düşürüp göğüslerinden birini çıkardı eliyle bir tarttı, göğüs ucunun sertliğine baktı. Bunları yaparken aslında tetkikten ve zevk almaktan çok Helin'i aşağılamak amacı ile yapıyordu. Ona bazı yerleri et olarak değerli, gerisi önemsiz bir mal gibi davranıyordu. Sabri Helinin göğüs dipleriden teker teker halka yaptığı elleri ile kuvvetlice sıktı, sonra bıraktı. Göğüsleri yeterince sarkmış olmamasına rağmen neredeyse her türlü meme işkencesine uygun görünüyordu. Mine'ye dönüp gülümseyek, "siz de bakmak ister misiniz, çok sevinirim" dedi. Mine "size güveniyorum ama yine de havaya girmek için iyi olur" dedi.

(Devamı var)

1 Eylül 2012 Cumartesi

Hikaye: İki Erkek ve İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 1

Sabri yolculuğunu sabahın erken vakitlerinde tamamlamıştı, otobüsten inince daha önceden planlandıkları üzere ortak bir mekanda buluşmak üzere kendisini karşılayacak olan Helin'i otobüs terminalinde görmemek riski konusunda çok kafa yormuştu, aslında bu kadar yoldan sonra halen yiyebileceği bir kazık aklının ucundan geçiyordu, ya oraya kadar gelip kimse ile görüşemezse, ya bir grup genç tarafından işletiliyorsa... Sabri bunları düşünmemeye çalıştı... Sabri'nin otobüsten indiğinde henüz kendisini kimse karşılmamıştı. Otobüsten indiğinde gece yolculuğu sonrasında her seferinde yaşadığı ereksiyondan kurtulup Helin'i aramaya başladı basamaklardan inerken. Açıkçası bulmakta da hiç zorlanmadı, cünkü etraftaki tek kızıl saçlı kadın oydu ve otobüse ilerliyordu.


Taksiye binip yola çıktıklarında standart bir havadan sudan konuşma oldu ve Mine'nin ayarladığı eve doğru ilerlediler (bu konuda çok detaylı konuşmamışlardı, Mine bir kölesinin evi olduğunu söylemişti). Sabri ve Helin sadece birbirlerini degil Mine'yi ve kölesi umut'u da ilk defa göreceklerdi. Tarif üzerine sabah Antalya'da henüz canlanmamış trafik nedeniyle kısa sürede ulaştıkları adreste arabadan indiler ve daireye çıktılar. Kapıyı bir erkek açtı, her halinden onları beklediği belli oluyordu , zira kapıda görür görmez "buyrun" dedi "içeriye geçin" deyip içeri aldı. Tahmin ettikleri üzere bu Mine'nin kölesi Umut'tu. Salona girdiklerinde koltukta oturan Mine ise onları gülümseyerek ancak ayağa kalkmadan karşıladı. Sabri pek alışık olmamasına rağmen doğal haline verdi, o da gülümseyerek karşılık verdi ve koltuğa oturdu.


Umut, "izninizle efendim" diyerek ve Mine'nin onayını bekleyerek odadan ayrıldı, Mine ve Umut'un rollerine başlamış oldukları belli oluyordu. Odada kalanlar oturdu, herkes birbirine temel bir nezaketle bitap ediyordu. Birazdan Umut elinde çay tepsisi ile geldi, misafirlere ikramını yaptı, yanındaki çörek tabaklarını da bıraktı, ancak Helin'e hiç bir şey vermedi. Sabri ve Mine çaylarını yudumlarken Helin buradaki rolünü kavramaya, farketmeye başladı. Artık onunla konuşan da yoktu.

(Devamı var)

20 Haziran 2012 Çarşamba

BDSM Nasıl Yapılır?

İster inanın ister inanmayın... Bu cümleyi arama kelimesi olarak istatistiklerin arasında buldum. Şaka değil, bu kadar basit dile getirilebildiği için hayran kaldım. Madem arandı... Bilgi vereyim...

Eğer sub (teslimiyetçi) iseniz;
1- Önce bir efendi bulunur.

  a) Kadınsanız ve erkek arıyorsanız sabri.yilar@gmail.com adresine durumu bildiren bir başvuru dilekçesi yazılır.

  b) Kadın arıyorsanız (cinsiyetiniz ne olursa olsun) kdnefndi.blogspot.com sayfalarından ilgili kişiye aynı şekilde başvuru yapılır.

  c) Erkekseniz erkek efendi arıyorsanız google'a dönüp gay club aranır.

2- Efendiden gelen talimatlar harfiyyen yerine getirilir, tecrübeli dominantlar öyle herkesi kabul etmezler. Samimi olduğunuza inanmaları lazım.

Eğer dominant (efendi) iseniz;

1- Önce bir sürü siteye bir sürü para verilir ve bir sub çıksın diye beklenir.

2- Çıkmayınca google'a dönülür, kara kara başınızın çaresine nasıl bakacağınız düşünülür. İşiniçinden çıkılamayınca 1. adıma geri dönülür.

Sonraki adımlar;

3- Partner ile yazışılır, birbirinize uygun olup olmadığınız, sınırlarınız hakkında yazışılır, fantezileriniz paylaşılır.

4- Resim vb. değiş tokuş edilir. Karşılıklı güven sağlanır.

5- Altı yedi email sonra buluşup neler yapacabileceğiniz görüşülür, samimi olmayan adaylar bu aşamada elenir.

6- Bir gün denk getirilip buluşulur. Bundan önce taraflar kendini genellikle bir arkadaşlarına çok da detaylı olmayan bir bilgi vererek sağlama alır (bak şu saate kadar seni arayacağım, aramazsam ortalığı ayağa kaldır diye).

7- Buluşmada ilk eyleme geçip geçilemediğine göre bir kader anı oluşur. Bu an biraz tecrübeye bakar ama zayıflıklar da bir miktar hoşgörü ile karşılanır. Ancak yine de taraflardan biri burada elenebilir.

8- Buraya kadar herşey yoluna gittiyse birlikte o günün tadı doya doya çıkartılır. Burayı kısa tutuyorum ama biliyorum ki burası işin en renkli yeri.

9- Günün sonunda bir kahve içilir ve herkes yoluna döner, eğer bir terslik olmadıysa bir süre sonra 6. adımdan devam edilir.

İşte sevgili searchmaster'ım... BDSM böyle yapılır...

1 Nisan 2012 Pazar

Haber: Türkiye'nin İlk BDSM Evi İstanbul'da Açıldı

BDSM partnerlerinin fiili olarak buluşabilmesi için umumi hizmet verecek ilk BDSM evi İstanbul'da açıldı. Konuya ilgi duyan bir girişimcinin bu konudaki boşluğu hissederek gerçekleştirdiği küçük girişimde üç katlı binasına ek olarak bodrum katını ve garajı da zindan görünüşlü olarak dekore eden işadamı S.S. gerçekleştirdiği yatırımın daha ilk haftasında kendisini amorti etmesini beklediğini belirtti.

İsteyenlere ek hizmetler de sunan BDSM evi, bu konuda müşterilerinin isteklerine tam saygılı olarak çalıştıklarını, bir güven kurumu olarak kesinlikle suistimallere yer verilemeyeceğini belirtti. BDSM ile ilgili her türlü aracı gerecin satış ve kiralanması hizmetini veren evde BDSM sitelerini aratmayacak kadar çeşit bulunduğu, çoğu aracın ABD'den özel olarak getirildiği belirtiliyor. Karşılıklı olarak arzu edenlere kamera ile çekim hizmetleri de sunuluyor. Henüz adreslerini gizli tutmak zorunda olduklarını ifade eden S.S. kişisel olarak ulaştıkları BDSM müşterilerine davette bulunduklarını, karşılıklı yeter sayıda kişiyi ikili olarak bir araya getirmek sureti ile çalıştıklarının belirtti. Fiyatların makul seviyelerde tutulduğu, evde kesinlikle insan kiralama gibi bir faaliyetin yapılmadığı, sadece karşılıklı gönüllülere hizmet verildiği bildirildi.

S.S. Beklediği kadar talep gerçekleşirse İzmir, Ankara, Bursa ve Adana'da da benzer ortamlar yaratmak istediklerini ifade etti.

P.S.: Bu haber 1 Nisan 2012'de bu blog'da yayınlanmıştır.

19 Ekim 2011 Çarşamba

Evli bir sadist olmak

Gençlik zamanlarını atıl olarak geçirmiş bir sadist olarak, evlendikten sonra çıkan fırsatlarda bir iç çatışma yaşamak hakikaten sıktı artık.

Genç bir bekarken;
Kendi mekanınız var, kaybedecek birşey olmazken kaybedecek (kendimi kaptırıp gidilebilecek bir ilişki gibi) şeyler olduğunu düşünme zaafı içindesiniz. Her kadından sizi evlilik için kafalayabileceği korkusu içinde kaçıyorsunuz. Zamanınızın önemli bir kısmını internette BDSM videoları arayarak ve hayal kurarak geçiriyorsunuz.
Evlendikten sonra;
Sevimli, mutlu bir evlilik ama bırakın BDSM'yi, vanilya sekste bile istek sıkıntısının olduğu bir birliktelik. Bunun yanında işten artakalan zamanınızın neredeyse %99'u eşin sorgusu ve çocukların istekleri ile doldurulmuş durumda. Kendinize ait bir mekanınız yok, kiralık alanların riskini almak ve bahane uydurmak zorundasınız, garsoniyer almayada gücünüz yetmiyor. Partneriniz (illegal olan) eziyetinize hazır olsa bile siz her seferinde adeta hayatınızı, geleceğinizi riske atmaktasınız. İşyerinde bile birilerinin sizin aradaki faaliyetlerinizden haberi olduğundan, hiç değilse şüphelendiklerinden eminsiniz.

Şimdiki aklım olsaydı;
Gençken sanırım son derece acımasız, duygusuz bir bekar efendi olurdum. Bugün ise sadece kendi imkanları olan, hiç değilse mekan riski olmayan bir köle sizi paklayabilir. Dişi köle bulmanın bu kadar zor olduğu bir enlemde işiniz zor, dostum zooooorrr...

Aklımdan türlü aşağılama geçerken bunları yazmak daha da zooor, dostum zoor....

27 Nisan 2011 Çarşamba

Internet Sınır Tanımıyor ya BDSM?

Bu başlığı görüp sınır tanımayı BDSM sınırları olarak yorumlayacaklar olabilir. Biraz açmalıyım, burada ifade ettiğim düpedüz ülke sınırlarıdır.

Eğer İngilizceniz varsa Internet üzerinden o kadar çok insana ulaşabilirsiniz, o kadar çok insanla tanışabilirsiniz ki artık ülke kavramı kalmaz, aslında zaten bunların yarısından çoğu da Amerikalıdır. Bunun dışında en çok bir Avrupalıya, Japona, Koreliye de rastlayabilirsiniz bir yerlerde. Ama size fiziksel olarak yakın birine rastlamanız için kısıtlı kaynaklarla tamamen yerel oynuyor olmanız, Türkçe sitelerde dönüp duruyor olmanız gereklidir.

Sözü nereye getireceğimi anlayanlar olmuştur. Eğer BDSM konusunda uluslararası takılıyorsanız BDSM etkinliklerine ancak çok çok geziyorsanız uluslararası boyutta devam edebilirsiniz.

Bu blog'u açarken acaba Türkçe mi yapsam İngilizce mi yapsam diye çok düşündüm. İngilizce yapsaydım kesinlikle çok daha fazla ziyaretçi alacağımı biliyordum, ancak bana fiziksel olarak yakın olacak, büyüklüğü bilinmeyen bir kitleyi de uzak tutmuş olacaktım. Aslında cevabın "bu blogu ne için yapıyorum" sorusundan geçtiğini farkettim. Cevap, bildiklerimi diğerleri ile paylaşmak (bu biraz karakter ile ilişkili, niçin diye sormanın pek anlamı yok) ve bu konu ile ilgilenen dom olsun, sub olsun yeni arkadaşlar bulabilmekti.

Yani bu blogu Türkçe yazacaktım.

Peki Türkiye'de beni bekleyen potansiyel neydi? Bugüne kadar olan tecrübemi aktarayım, hatta sadece Türkiye değil, birkaç ülke daha vereyim karşılaştırma için,

BDSM için belirttikleri internet kimliklerinde çoğunluk kendi içinde sırayla;

Rusya: Kadın efendi
İsviçre: Kadın efendi, kadın ve erkek köle
İngiltere: Kadın köle, kadın efendi
Türkiye: Kadın efendi, erkek efendi ve erkek köle

Yani, eğer Türkiye'de bir efendi isen kadın köle konusunda sürekli kriz dönemi politikası :-) uygulaman gerekiyor. Bunun pek çok nedeni olabilir, ancak en başında kimliğini açıklamak konusunda sosyal baskıdan kaynaklanan zorluk var diyebilirim.

Türkiye dışında bir sürü ülkede BDSM barlar, kulüpler var. Afedersiniz ama Türkiye'de sadece Gay'ler işin bu lüksüne haiz, bunu da onların marjinalliğine ve dışavurumculuktaki başarılarına bağlıyorum. Toplum içinde bulundukları statüde sosyal ilişkileri çok sınırlı zira.

BDSM için sınırları kaldıracak sanal seçenekler var mı? Aslında az da olsa var, eğer yurtdışında kafanıza uygun birini kafalayabilirseniz denenebilir ama bir süre içinde sınırlı kalır. Bunu yaparken paid (ücretli) olarak hizmet edecek servislere ve sizi kafalayıp sizi ziyaret etmek için bilet parası göndermenizi isteyenlere dikkat! Kuruş göndermeyin, illa istiyorsanız, parasıyla diyorsanız bir şekilde biletini alıp göndermeye çalışın, ama nakit değil. Bu söğüşlemeciler sanal ortamda çoğunluğu oluşturuyor kanımca.

28 Ocak 2010 Perşembe

BDSM oturumuna uzaktan ortak olun

Önümüzdeki haftanın sonunda Yeliz ile BDSM randevumuz var. Randevumuzda neler yapacağımız ile ilgili bir yol haritası hazırladık ancak bu sefer sırf fantezi olsun diye blog ziyaretçilerinin de isteklerini yerine getirmek gibi bir orjinallik yapmaya karar verdik. Ancak iki şartla tabi, birincisi doğal olarak buraya birşeyler yazan olursa, ikincisi ise Yeliz'e ve bana uyarsa.

Eğer ilgi duyarsanız mutlaka yazın, çünkü eğer fotoğrafı yayınlanacak gibiyse uyguladıktan sonra fotoğraflarını da burada yayınlayacağız.

Velev ki öneri gelmedi, ben yine o gün yaşananları burada anlatacağım, mümkün olanları da fotoğraflarla tabi.

1 Aralık 2009 Salı

Yabancı Bir Dom'un Yaşam Biçimi

Hiç beklemediğim birşey oldu geçenlerde. Facebook'ta bir Dom bana mesaj göndermiş. İyi ki de oldu diyeceğim birkaç mail sonra bayağı çok şey öğrendik birlikte. Acaba dedikleri çakma mıdır diye düşündüm ama ayrıntıların netliği, tutarlılığı ve tabi diyaloğundaki seviyelilik bana güven verdi, yüksekten atma sezmedim pek, şüpheci bir insan olarak az da olsa bir pay bırakıyorum yine de.

Aslında bu benim için bir ilkti, çünkü Dom'ların öyle el ele verip birbirleri ile pek düzeyli muhabette bulunduklarını görmedim, veya benim için hep öyle oldu, gördüklerim de tipik kerhane geyiği yapan bir düzine seviyesiz adamdı.

Muhabbet ettiğim Joh (nick'tir) bir Avrupalıydı (Avusturya kökenli ama artık malum, EU'lar), yaşını başını biraz almış (bana 10 yaş atıyor) BDSM konusunda çocukluğuna kadar geçmişi olan biri. Genelde soruları ben sordum kendisine tabi.

Öncelikle meslektaş olduğumuzu öğrendim, o işi nedeniyle biraz fazla geziyormuş sadece. Tabi bana göre bir de ezici bir üstünlüğü var, kendisi boşanmış. Her ne kadar eşimi çocuğumu çok çok sevsem, onlarsız olmaz desem de BDSM konusunda yalnız olmanın acaip bir avantaj olduğunu hissediyorum. Her ne kadar BDSM'de de Türkiye'de her bokta olduğu gibi evli erkeğin moda olması sözkonusu olsa dahi.

Joh'a ilk sorularımdan biri ne kadar sıklıkta BDSM oturumlarında bulunduğu oldu. Cevabı tam beklediğim ama istemediğim bir çeşitlilikte geldi; "Zaman zaman değişir, bazen aylarca yapmadan, bazen de bir ayı iki partnerle sürekli evde geçirecek kadar yoğun" (bu ikincisi beni deli etti adeta). Peki dedim, nerede ve nasıl? Evi yeterince büyükmüş, ve bir-iki odasını bu iş için gerekli donanımlara ayırmış. Biraz para harcıyorum bu işe dedi kısaca.

Sub'larla tanışma biçimini sordum, çok azını online tanıdıklar oluşturuyormuş. Çoğunluk tanıdığını BDSM partilerinde, BDSM shop'larda ve benzeri BDSM etkinliklerde edinmiş, farklı yerlerde neredeyse yüzlerce BDSM tanıdığı varmış. Bunların çoğunu sub'ların oluşturduğunu tahmin ediyorum.

Kendisi ile halen az da olsa temasımız sürüyor. Yolu pek Türkiye'ye düşmüyor anladığım kadarı ile artık n'apalım bir dom olarak bir dom ile muhabbet etmek güzeldi ama niye burada değil diye üzüleceğim bir konu değil açıkçası :-).

12 Ağustos 2009 Çarşamba

BDSM İçin Güvenli Mekan Bulmak

Türkiye'de BDSM uygulamasının gizli olması gereklidir, bu kesin. Yakalanmayacağınız, kimsenin görmeyeceği, insanların üşüşmeyeceği yer ise aradığınız gizli yerdir. Bazen hafif riskli olması heyecan yaratır ancak normal bir sevişmedeki yakalanmakla BDSM'deki yakalanmak arasında önemli bir fark var: Cinsellik genelde herkesin yaşadığı bir şeydir, biraz sırıtaraktan, tüh yakalandık moduna girerek, belki biraz yüzünüz kızararak karşılayabilirsiniz ama BDSM'yi anlayabileceklerin sayısı çok azdır.

Eğer kimse size gelip gitmiyorsa en uygun yer kendi evinizdir. Tabi BDSM partnerinize güveniyor olmanız koşulu ile...

Tecrübe ile sabit bazı mekanları toparlamaya çalıştım.

Mekanlar, mekanlar, artıları eksileri;

Otel odaları: Çoğunda araç gereç ve yer sınırlıdır, geniş olanaklı fantezi yapmak isterseniz bence şimdiden unutun. Giriş çıkış bir problem, giriş çıkış zamanları bir problem, evlilik cüzdanı sormaları bir problem, gürültü konusundaki sınırlamalarınız bir problem, problem de problem. Ucuzu çok pis, pahalısında ise paranızla rezil olursunuz, sevgili kaçamağı için belki (o da belki) ama bence BDSM'ye hiç uygun değil...

Günlük Kiralık Ev: Eğer ev sahibinin evi ne için tuttuğunuzu anlayacağı gibi davranmazsanız, hikayeniz güzel olursa ve komşuları da rahatsız etmezseniz iyi bir çözüm. Sadece bir günlük kiralık tutmaya kalkınca biraz sorun olabiliyor ama buna uygun bir bahaneniz varsa sorun değil. Tabi bir gece ortadan kaybolmak size sorun yaratmayacaksa, özellikle benim gibi gündüzcü, hatta sabahçı :-) bir partneriniz varsa bu da sorun oluyor. Evi tutmadan önce içinde bulacağınız uygun donanımlar için biraz kafa yormanız gerekebilir, zira sizin ekleyeceğiniz BDSM gereçleri ile uyum içinde olmayabilir.

Araç içi BDSM: Diğerlerinden farklı bir fantezi olmakla birlikte diğerleri ile karşılaştırma açısından öncelikle diğerlerine göre tehlikeli (hareket halinde olunduğundan) olduğunu söylemek lazım. Hem BDSM hem de araç kullanmaya dikkatinizi böldüğünüz ve ikisi de kaçınılmaz olduğu için çok farklıdır. Başlıca artıları; istediğiniz kadar gürültü bağırtı çağırtı yapın kimse duymaz siz doya doya duyarsınız, outdoor hazzını yaşarsınız, araçta bağlama vb için yerler genelde bulunur vs. Başlıca eksileri; kaza yaparsanız tam anlamı ile ölü veya diri madara olursunuz, polis kontrolünde bazı şeyleri açıklamanız mümkün olmayabilir, gözaltına alınıp yine sağ madara olabilirsiniz. En iyi yer ve vakit otoyolun sakin vakitleridir, 50-60 km/h hızla bir şekilde güvenli de olabilir ama ancak bu saatlerde de TIR sürücülerinin kabinlerinin ve aynalarının görüş alanında veya mobese kameralarının görüş alanında olmamanız lazım. Eğer sürücü olarak kendinize güveniyorsanız ve düşük hızda aynı anda BDSM eylemi ve araç kullanma yapabilecekseniz, bir de kamyon şoförü kollayabilecekseniz deneyebilirsiniz.

Bekar evi: Bu mekan türü daha çok genç kitle için geçerli. Eğer yolgeçen hanı haline gelmiş bir bekar evini müdavimlerinin sinema paralarını ödeyerek yalnız başına kullanma olanağınız varsa bu hiç kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Bizim gibi moruklara (Tevellüt 1969) ah nerde o günler dedirtir. Bunu yaparken yeter ki bir odayı kullanın (tercihan en donanımlı ve uygun odayı) ve dış kapıyı kilitlemeyi unutmayın, acil durumlarda sevgilinizle sevişiyormuşsunuz ayağına yatabilirsiniz :-), ama aletlerinizi saklamayı unutmayın, yoksa yemeyebilirler...

Issız dağ veya orman evi: Eğer paranız ve zamanınız bolsa bu mekan uygundur. Yalnız bu tür yerler diğer aile fertlerince de bilindiğinden bekar olmayanlar için had safhada tehlikelidir (yakalanma riski nedeniyle).

Asansör: Olsa olsa küçük ve kısa süreli bir fantezi için kullanılabilir, BDSM işleri cinselliğe göre daha fazla zaman alır, bu nedenle asansör pek iyi bir fikir sayılmaz. Diğer bir dezavantajı da en ufak sesinizi bile kontrol etmek zorunda kalmanızdır. Asansörde küçük de olsa bir macera yaşamak için pek kimsenin henüz oturmadığı ama herşeyi ile çalışan binaları tercih edebilirsiniz, durdurduğunuz asansörü biri çekerse diye stop tuşuna basmak için sürekli alarmda olsanız iyi olur.