bağlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bağlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2024 Salı

Olgun Kadın Bir Adım Önde Başlar

Yıllarını vanilya cinsellik ile geçirmiş artık olgunluk, hatta olgunluk ötesine geçmiş bir kadının ilk BDSM tecrübesini okuyacaksınız. Kendisine cinsellik partneri bulmakta bile zorluk çekerken yeni keşfedeceği BDSM onu bambaşka yerlere götürecek. Ben yaşadım ama neden o kadar yıl bunsuz yaşadım, ne vardı diyecek kendi kendine.

İlk tecrübesi olacağını kendisi de bilmiyordu Sabri ile online sohbete başladığında, inansak mı artık BDSM'yi duymuş ama detaylı bilgisi olmadığını düşünüyordu, artık kendi bilir doğrusunu, bizi ilgilendirmez. Gel zaman git zaman öğrendi Sabri'nin bir D/s Efendisi olduğunu... Araştırıp geliştirmekteydi bu konuda zihnini. Sabri kendisine bir teklifte bulundu. Onu nude veya giyinik hiç görmemişti Sabri, aslında o da Sabri'yi. Sabri cinsellik konusunda estetik güzelliğe önem veriyordu ama BDSM ilişkilerinde hiç seçici değildi. Biliyordu ufak tefek bir sub ile daha çok şey yapılabileceğini ama kendisi de zaten yeterince iriydi, dert etmiyordu. 

Frida kararsızdı, endişe ediyordu ama çoğu yönü cazip de geliyordu edindiği bilgi doğrultusunda BDSM'nin. Ancak fazlasının ve kendi ifadesi ile "korkunçlu" olacağından endişe ediyordu, çünkü ilişki boyunca ipler efendinin elinde olacaktı, dur derse duracak mıydı? Durmaması fantezi rüyasını süslüyordu ama reel olacaksa durmalıydı elbet. Böyle böyle sorular geziniyordu zihninde.

Bir gün gözünü kararttı Frida ve olur dedi. Gün ve saat kararlaştırıldı... Sabri SSC sözü vermişti: "Safe, Sane, Consensual" kuralına uyacaktı Sabri, Güvenli, makul ve mutabık olacaklardı. 

Akşam iş çıkışı malzemelerini aldı Sabri ve haritalarda belirtilen konuma yola çıktı. Konuma vardığında binannın söylenmiş katına çıktı, zili çaldı. Sabri beklerken bu tür durumları sık yaşamıştı genelde, böyle beklemek onu etkilemezdi, bu sefer neden o kadar etkilendiğini anlayamıyordu, kapı önce içeriden aralandı ve öyle bırakıldı. Sabri kapıyı iteledi ve aralandı. Karşısında kısa boylu, ufak tefek, yaşının ilerlediği bazı izlerden belli olan bir kadın duruyordu, saçları kısaydı.

Kadın gülümsedi ve "buyrun efendim" dedi. Sabri sesini çıkartmadı, davete icabet etti. Kadını takip ederek salona geldiler. Sabri kendisine herhangi bir şey söylenmesini beklemeden koltuğa oturdu. Bir işaret ile önündeki yeri gösterdi kadına. Bir süre Frida'nın önüne gelmesini bekledi. Önüne gelen Frida öylece dikiliyordu karşısında.

"Diz çök yanımda yere otur" dedi sert bir ses ile. Frida dediğini yavaştan alarak yaptı. Sabri Frida'nın saçlarını tutarak geriye çekti ve başını geriye yatırdı. Bir yandan gözleri ile bedenini süzüyordu. Bekleyebileceği üzere öyle taze sayılmazdı Frida ama iş görür müydü? Görürdü. Kendi kendine "bu gün ikimiz için de güzel olacak" dedi. Hafif mırıldanmış olduğu için Frida "efendim?" dedi. Duyacağı kaba bir "kes sesini" olacaktı. Önceden öğrendiği üzere ne yapacağını bilemediği durumlarda "emredersiniz efendim" diyecekti ve dedi. Sabri kadının çaresizliğini hissediyordu ve bunun sonuna kadar tadını çıkartacaktı, elinin altındaki şey dediklerini yapmaya hazırdı, tecrübesine güvenerek onu da bundan doyasıya zevk almaya götürecekti Sabri, kadının bedensel güvensizliği kendisine acımasız bir hırs vermişti.

Yine her zamanki klasiğini yaparak "git şu duvara yüzün gelecek şekilde ellerini yukarı daya ve gözlerini kapatarak beni bekle" dedi, "bedenin gibi şu anda evin de bana aittir, mutfağa gidip ne var ne yok bakacağım buzdolabında" diye devam etti. Frida dediğini yaptı ve beklemeye başladı. İçeriden gelen seslerden Sabri'nin buzdolabını açtığını anladı. Bir biranın açılış pıstlaması geldi. Birazdan odadaki seslerden Sabri'nin salona girdiğini anladı.   

Sabri geçip koltuğa oturdu ve bir süre Frida'yı seyretti. Biraz sonra oturduğu yerden kalktı, Frida'nın eteğinin altından külodunu aşağı indirdi. "Çıkart" dedi ve ayakarından külodu kurtardı. Koltuğa dönüp birasından bir fırt daha aldı, sonra sert bir sesle seslendi; "Bacaklarını arala...".

Bunu Sabri'nin sitesindeki hikayelerinden biliyordu Frida. Bir hizmette bulunur gibi araladı. Sabri "Bir şeyi unuttun" dedi..."Emredersiniz efendim dediğini duymadım". Frida hemen durumu düzeltircesine "Emredersiniz efendim" dedi, çok anlamsız gelmişti ama acayip de bir zevk almıştı bunu derken.

Sabri yaklaştı ve kadının üzerindeki diğer giysileri yavaş yavaş çıkarttı. Kadın tamamen çıplak kalmıştı. Bu şekilde olmaktan vücüdündaki kusurların böylesine ortada olmasından çok rahatsız olurdu ama şu anda biliyordu ki bedeli itaat ile ödeyecekti ve efendi Sabri sevse de sevmese de elinde olan buydu.

Sabri'nin parmakları Frida'nın dizlerinin üstünde dolaşıyordu. Yavaş yavaş bacaklarının birleşme yerine yaklaştığını hissediyordu Frida. Sabri oraya doğru ilerlerken birden temas kesildi...

Acı dolu bir hareketle Frida'nın ağzı aralık kaldı. Sabri göğüslerine o kadar hızlı ve güçlü yapışıp sıkmıştı ki canının acıdığını bile çok geç hissedebilmişti. Yavaşça küçük göğüslerinin uçlarına kaydı ve uçlarını hınca hınç sıktı Sabri, Frida'dan ancak bir ayyy! sesi gelebilmişti.

Kalçalarında gezindikten sonra yavaşça vajinasına geldi ve klitoristen anüsüne doğru biraz gezindi Sabri. Islaklık hiç az değildi, hatta yere bile damlamaya başlamıştı.

Sabri Frida'nın kalçalarını olduğunca sıkmaya başlamıştı. Adeta sağıyordu kalçalarını.

Duvardan çekip yatağa götürdü Sabri kadını, ancak o kadar nazik davranmıştı ki adeta dansa kaldırır gibi olmuştu. Yatağa yüz üstü yatıldı. Sabri elleri ile kadının bacaklarını iki yana araladı ve bu araya birasının soğuk kutusunu koydu, ne olduğunu anlaması biraz zaman aldı Frida'nın. Bacaklarını tekrar kapatarak bira kutusunu arada sıkıştırdı. Sonra Frida'nın yüzünün olduğu yere yöneldi. Ellerini yüzünde gezdirdi ve arkasına geçerek sırtına ata biner gibi yer aldı Sabri. Frida'nın boynunu sıvazlıyordu yavaşça. Frida bir süre sonra boynunda tırtıklı bir ip hissetti Sabri boynunun ön kısmında geçirdiği ipi biraz gerince. İp bir atın dizginleri gibi çenesinin altından başını geriye doğru gerebiliyordu Frida'nın. Sabri biraz aşağı kayıp kadının ellerini arkasından bağladı. Frida göremiyordu neyle nasıl bağlandığını ancak hissedebildiği şey ellerini hareket ettirmeye çalıştığında acıdığı oldu. Çok geçmeden boynundaki ipin ucunun ellerini bağlayan şeyde olduğunu anladı.

Sabri Frida'nın memelerini de aynı ip ile dolayıp sıktı ve bağladı. Frida her zamankinden daha çaresiz hissediyordu kendini ama güveniyordu çünkü Sabri'ye güvenmekten başka yapabileceği bir şey yoktu şu anda. Böyle bir duyguyu hayatında ilk defa yaşıyordu.

Sabri Frida'nın bacakları arasında ısınmaya başlayan birasını aldı ve birasından yudumunu aldı. Frida'nın ıslanan vajinasında parmaklarını gezdirdi. Biradan biraz Frida'nın kalçalarının arasına döktü. Kadının ufak poposundan aşağı vajinasına, oradan da yatağa süzüldü bira. Ardından Sabri kadının ayaklarını bileklerinden zincir ile boynundan geçirerek gerilmesini sağladı. Bu duruş Frida'nın geriye eğilmesine, orada da belinde bir çukur oluşmasına neden oldu.  Sabri birayı dikip bitirdi ve mutfağa gidip soğuk bir tane daha aldı. Döndüğünde yüz üstü yatan Frida'nın belindeki boşluğuna bira döktü bir miktar ve buradan birasını içti. Frida daha sonra önce sırtında sonra kalçalarında bir yanma hissetti ama bu sıcaktan değildi. Anladı ki Sabri buzdolabından bir buz küpü almış gelmişti ve vücudunun her yanında gezdiriyordu.  "Ha! haa! Hayırr!" dedi Frida, klitorisine değen buz kübünü hissedince. İrkildi ve hem zincir hem de halat boynunu sıktı. Dişlerini sıktı... "Bunu bana her gün yapın efendim lütfen" dedi. "Sizin köleniz olmak istiyorum" dedi. Frida'nın libdosu tepedeydi, bunu söylemeye gerek yok. Sabri Frida'nın boynundaki ip ve zinciri aşağı aldı ve göğüslerindeki ipe bağladı. Artık sırt üstü yatıyordu Frida, gözleri saürekli Sabri'deydi, yalvarırcasına bakıyordu, elleri arkasında bağlıydı halen. Sabri kadının bacakları arasındaki yerini aldı ve kadının gözlerinin kendisine söylediği şeyi yaptı. Her giriş çıkış kadın için çok susamış, ağzı kurumuş birinin içtiği yudumlar gibi geliyordu. Kadını her şekilde doyurdu Sabri. Bu süre boyunca Frida'nın nefesini eliyle tutup bırakıyordu. Frida tamamen ona bağlıydı bu anda. Sabri boşaldığında Frida ona hiç kimseye bakmadığı kadar minettar şekilde baktı.

Çok güzeldi dedi kadın... Sabri sert ama sakin bir sesle "Evet, ısınma yeterli, artık başlayabiliriz!" dedi.

10 Eylül 2022 Cumartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - VI - Hava Boşluğu

 Streç filmin nasıl işe yaradığını Sabri iyi biliyordu, ekmek gibiydi, yalnız başına yavan kalıyordu ama renklendirildiğinde inanılmaz olabiliyordu, birkaç streç film numarası daha deneyecekti Yeliz üzerinde.

Yeliz’i yine salonun ortasına aldı, beline streç film ile iki üç tur attı. Bekleyen Kerem’e verdi streç film rulosunu.Kollarını arkasında birleştirilmiş şekilde streçin içinde bırakacak şekilde sarmak üzere Yeliz’i olduğu yerde çevirmeye başladı Sabri.Başı açıkta kalacak şekilde boynunu da kapsayacak şekilde sarıyordu. Öncekilere göre farklılık olacaktı, o da bel altında olacaktı. İki bacağını birlikte değil, ayrı ayrı sarmak üzere Yeliz’i çevirmeyi bırakıp Kerem ile ruloyu Yeliz’in bacak arasından al ver yaparak sardılar iki bacağını ayak bileğine kadar. Dikkatli bir şekilde yere sırt üstü yatırdıktan sonra Yeliz’in iki bacağını iki yana açıp evdeki süpürge sopasını Yeliz’in iki bacağını iki yana açacak şekilde yerleştirdi Sabri. Sopa belinin altından geçip iki ayak bileği hizasına doğru iki yandan uzanıyordu. Bacak arasında bir kişinin yerleşebileceği kadar bir boşluk bırakıp ayak bileklerinden süpürge sopasına sarmaya başladı Sabri. Yeterince gerginleştikten sonra Sabri Yeliz’in bikini bölgesindeki naylon kısmını keserek aldı. Göğüs bombelerini tamamen dışarıda bırakacak şekilde göğüs bölgesindeki naylonu da keserek açtı. Yeliz’in yüzüne borulu bir medikal maske yerleştirdi ve başını da tamamen sardı.Artık nefes alış verişi tamamen borudan oluyordu Yeliz’in. Nefes almasını engellemek için Sabri’nin yapması gereken tek şey hortumun ucunu eliyle kapatmaktı. Yeliz’in esmer saçları tamamen streç filmin altında kalmıştı, bu şekli ile ters bir T harfini andırıyordu. Süpürge sapı tamamen Yeliz’i tutup kendine çekecek bir araç haline gelmişti.Yeliz’i becermek isteyen sapı istediği yüksekliğe getirip girip çıkabilecekti, sapı iki ucundan tutup istenen yere sürükleyerek götürmek de mümkündü.

Sabri Yeliz’in göğüs hizasına yaklaştı ve meme uçları ile oynamaya başladı. Sert ve soğuktular. Parmağı ile birer fiske vurdu ikisine de, Yeliz dar streç sargının içinde hafifçe hareketlendi bu uyarım üzerinde. Bir göğüs ucunda Sabri diğerinde Kerem olmak üzere bu uyarıma daha da hızlanarak ve sertleştirerek devam ettiler. Artık Yeliz hafif hareket etmiyordu, adeta kıvranıyordu streç filmi yırtarcasına ama pek şansı da yoktu yırtıp çıkmak için. Kerem fiske atmaya devam ederken Sabri Yeliz’in bacakları arasında yerini aldı ve girip çıkmaya başladı. Yeliz’in vajinası adeta kasıla kasıla dans ediyordu Sabrinin penisi etrafında. Sabri hortumun ucunu aldı ve Kerem’den durmasını rica etti. Yeliz nefes nefeseydi ama gittikçe sakinleşiyordu. Sabri girip çıkmaya kaldığı yerden devam ederken hortumun ucunu tıkadı. Bir süre havasız idare eden Yeliz, sık nefes alıp verme trendinde olduğu için çok sürmedi. Hortum ve maske refleks ile kasıldı, Sabri hortumu hemen bırakmadı ama bu konudaki zamalamanın ne kadar hayati ve tehlikeli olduğunu biliyordu. Uygun bir zamanda bıraktı ve Yeliz’in göğsü derin derin inip çıkmaya başladı. Kendine geldiğinde hortumu tekrar kapattı, bir yandan da Yeliz’e girip çıkmaya devam ediyordu. 

Birkaç tekrardan sonra Yeliz bir süre sonra bilincini kaybetmişçesine kendini Sabri’ye doğru itiyor ve vaijnal kasları ile sahibinin penisini okşuyordu. 

Bir ara hortumu bıraktığı aralıkta Kerem’in artık fiske atmak falan değil kadının göğüslerini koparırcasına çekiştirerek sıkmakta olduğunu gördü. Sabri Kerem’i de yola getirmiş olduğunu düşündü. Kerem’i kendi yerine davet ederek Yeliz’i becermeye devam etmesini istedi. Yavaşça kadının başındaki streçli bölgeyi açtı maskeyi aldı, Yeliz yüzünde maskenin izi ile tamamen su içinde kalmıştı, sahibine yarı yalvaran yarı müteşekkir gözlerle bakıyordu.

Sabri yüzüne kulağını yaklaştırdı, “Efendim çok yoruldum ama sizi halen istiyorum, çook istiyorum sahibimmm” dedi. Sabri kendi meme ucunu kadının ağzına yaklaştırdı, Yeliz önce dili ile erişebildiği bu nimete daha da yaklaşınca dudakları ve dişleri ile katıldı, adeta saldırırcasına yalamaya emmeye başladı. Sabri de kadının meme başlarını olanca gücüyle sıkıyor, alttan Kerem becermeye devam ediyordu. Sabri penisini kadının ağzına yaklaştırdı ve yalayıp emmesine izin verdi. Dibine doğru yavaşça birkaç giriş çıkış yaptı. Esmer saçlarından sıkı sıkı tutmuştu Sabri Yeliz’in. Ağzına boşaldı, Yeliz son damlasına kadar yuttu, emmeye devam ederek penisin içini de temizledi.

Yer yer streç filmler açılmış, toplanmıştı bu kadar aksiyonun içinde. Sabri dikkatli bir şekilde maket bıçağı ile streç filmleri keserek Yeliz’i serbest bıraktı.

Sabri Yeliz’e yatağı gösterdi, bu bir izindi, Yeliz yatağa gidip uzandı ve yorgunluktan uyudu kaldı. Uyurken birkaç defa daha becerildi, garip ama Yeliz’in bir becerisiydi bu. Uyandığında sahibi ve Kerem giyinmiş onu bekliyorlardı. O da giyindi, evi toparlayıp çıktılar.


FİN...... KAÇIRDIYSANIZ ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ BURADAN OKUYUN...


9 Eylül 2022 Cuma

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - V - Yeliz İle Banyoda Kahvaltı

 Sabri geldiğinde Kerem boşalmış ve koltuğa oturmuştu dinlenmek için. Sabri Yeliz’i ayağa kaldırıp dengesini bulmasını sağladı. Mutfağa kadar gidip birasını almasını söyledi. Hafif bir yalpalamanın ardından mutfağa gitti Yeliz. Bu, Yeliz’in biraz kendine gelmesini sağladı, zaten bu nedenle böyle istenmişti kendisinden.Sabri çantadan çıkardığı  streç filmin ucunu bulmaya çalışıyordu Yeliz döndüğünde, inat etmişti ne Yeliz’den istiyordu bunu yapmasını ne de Kerem’den. Ucunu bulduğunda katlayarak ayırdı ve Yeliz’i tasmasından salonun geniş bir yerine götürdü. Kerem’den gelmesini rica etti. Çıplak olan Yeliz’in belinin etrafından çevirdi iki tur streç filmi. Kerem’den tutmasını rica etti ve Yeliz’i kendi etrafında yavaşça dönmesi için hareketlendirdi. Kollarını iki yana açtı Yeliz’in, tıpkı turnet tahtasındaki kili şekillendiriyordu. Bir yandan da sıkılığını ayarlıyordu streç filmin.

Belinin etrafı dört beş tur sarıldıktan sonra Sabri eline ketçap tüpünü aldı, sarılmış olan yerin içine sokup sıktı. Ardından döndürmeye devam etti. Yeliz’in kollarını indirdi ve çevirmeye devam etti. Ketçap’ın yerini mayonez aldı. Streç filmin içine sıra sıra yumurta içi, çikolata sosu, nar ekşisi, zeytinyağı, beyaz peynir, toz şeker, jöle, puding, pişmiş spagetti makarna ne bulursa dolduruyordu Sabri. Kerem şaşkınlıkla izliyor ve bir anlam veremiyordu bunun neden yapıldığına, Sabri’nin daha önceden yaptığı hazırlık gözünden kaçmamıştı. “Abi bu kadar malzemeyi nereden buldun” diye sorabildi ancak. Sabri bunları doldururken dışarı taşmamasına streç fimin içinde kalmasına özen gösteriyordu. Dizlerineden boynuna kadar sarılmıştı Yeliz. Kerem’in de desteği ile banyoya götürüp dizerini de sarıp küvete yatırdılar. Sabri en son kafasına makarna boşalttı, üzerine de puding ve bal döktü. Öylece orada bıraktılar ve ışığı da üzerine kapattılar. Salona geçip oturdular ve konuşmaya başladılar. Sabri; “Bundan nasıl zevk aldığımı düşünüyor olmalısın” dedi. Kerem bozuntuya vermeden “yok işte çöpümüz oldu artık kadın, diğer çöplerle karıştırıp dışarıdaki konteynere de bırakalım akşam çıkarken” dedi. Sabri güldü, “bu öyle değil, dediğin özellikle Yeliz için kendinden geçirici olabilirdi ama bunu o hoşlandığı için yapıyorum. O streçlerin içinde nasıl bir zevk alıyor biliyor musun şimdi?, alkol uyuşturucu falan hiç bir şey veremez o hazzı ona, benim açımdan güzelliği şu ki tam istediğim kıvama getiriyor onu, tabi ayrıca böyle savunmasız ve değersiz olması da etkiliyor bir miktar.”.

Yeliz marine olup kalmasın diye banyoya gittiler ve maket bıçağı ile “pisliği” üzerindeki naylondan kurtardılar. Sabri gelen çişinin kokusunu bu karışmış kokulara kattı. Kerem ağzına gelen tükürüğünü bir kaç defa Yeliz’in yüzüne tükürerek bu çorbada tuzum olsun dedi. Kalan malzemeleri de küvete Yeliz’in üzerine boşalttılar ve çıkarken bu sefer ışığı ve kapıyı açık bıraktılar.

On dakika kadar sonra Sabri yalnız başına banyoya gitti, alçak ama sert bir sesle, “Mutlu musun canım?” dedi. “Deliriyorum” dedi kısık sesiyle Yeliz, “Keşke saatlerce böyle kalsam, hiç azalmaz”.

“Ama sonu geldi, seni yıkayacağız.” dedi Sabri ve küvetin deliğinden geçemeyecek şeyleri (Yeliz’in kendisi hariç) kaba olarak temizleyip bir poşete doldurdu. “Yıkanacaksın ve başka şekilde devam edeceğiz.”.

Yeliz o kadar yıkanmasına köpük köpük şampuanlanmasına rağmen halen garip bir yiyecek kokusu çıkıyordu teninden. Kötü bir koku da değildi ama işin garibi.

Salona geldiğinde Kerem bir kez daha geçti Yeliz’in üzerinden. Kerem devam ederken Yeliz becerildiği yerde Sabri’ye dönüp “sahibim, keşke o getirdiğiniz hayali gençler şimdi burada olsalar da sırayla beni…” dedi. Kerem bir anlam veremedi, Sabri kısaca gülümsedi, tam tavına gelmişti Yeliz.

  DEVAMI BURADA


3 Eylül 2022 Cumartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - IV - Bana Ne Oldu Sahibim?

 İçerisi bomboştu… Yanında bulunan sahibi dışında kimse yoktu odada… Mutfaktan bir bira kutusunun fısıltılı açılış sesi geldi sadece. “Nereye gittiler sahibim?” dedi, bir kedinin miyavlaması gibi çıkmıştı sesi… Sonra durumu anladı ve “Sahibimmmmm” dedi Yeliz… Sırt üstü düştü ve yarı baygın kaldı.



Ayılana kadar olan kısmı bilmiyordu, Sabri tansiyonuna, nabzına bakmıştı bu sürede, hatta ipleri bile çözülmüştü. Halat göğüslerinde iz bırakmıştı biraz, teni halen soğuktu.

Ayılır ayılmaz, Yanında duran Sabri yanına uzandı ve Yeliz’e sarıldı, Yeliz de kollarını ve bacaklarını Sabri’ye doladı bir süre o şekilde kaldılar. Yeliz masada oturan kişiyi fark etti, bu kişiyi tanıyordu… O Kerem’di ve Sabri’nin gözüyle yaptığı davetle yanlarına geldi Sabri kalktı ve bu sefer Kerem Yeliz’in bedenine sarıldı. Sabri Yeliz’in ağzını ve burnunu kapatarak kanındaki karbondioksit miktarını yükseltti, Yeliz tekrar sikilmeye hazırdı. Yeliz’i Kerem’in altında gidip gelinir şekilde bırakarak içeri birasını almaya gitti Sabri.

2 Eylül 2022 Cuma

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - III - Eğitim Candır, Tecrübe Heyecandır

Sabri yataktan inip doğruldu, biraz bekledi. Evde Yeliz’in göremediği bir şeyler oluyordu. Sonrasında dış kapının açıldığını duydu hava cereyanından ve seslerden kapının öncekilne göre daha uzun bir süre açık kaldığını hissetti Yeliz.

Sabri’nin uzaktan sesi geldi, kendisine demediği açıktı. Birilerine konuşuyordu ama net şekilde anlaşılır bir konuşmaydı.

Genç arkadaşlarım…, bugün sizi biraz farklı bir tecrübe bekliyor, biliyorum zaten bunun için buraya toplandınız. Hepiniz medeni arkadaşlarsınız. Sizden birkaç ricam var.

Öncelikle lütfen sizlere belirlediğim sıraya uyun ve sizden önceki arkadaşlarınızın hakkına saygı gösterin. Öncesinde prezervatifinizi kontrol edin, bu konuda bu abiniz size yardımcı olacak. Boşaldığınızda lütfen yerinizi sıradaki diğer arkadaşınıza bırakın, arzu ederseniz tekrar sıraya girip kaç parti istiyorsanız o kadarını atabilirsiniz. Aynı prezervatifi tekrar kullanmayın, yenisini alın takın. Anal ve oral olarak girmeyeceksiniz, umarım doğru deliği biliyorsunuzdur (hafif gülümseyerek). Memelerini sıkıp meme başları ile oynayabilir yalayabilirsiniz.

Yeliz donup kalmıştı, hafif bir titreme bir korku hissediyordu.

Burada sizin için eğitici olacak Yeliz ablanızın kendi tercihi BDSM’dir ve kendi isteği ile burada bulunmaktadır. Kendisi saygıdeğer bir insandır, kerhane köşesindeki bir orospu değildir. Burada bulunmasından benim emrim dışımda başkaca bir menfaati bulunmamaktadır, ancak şu andaki durumu ceza alıyor olma durumudur, yapacaklarınızdan doğrudan zevk almayacağını hesaba katın.

Kendisinden bahsedilmişti… Pür dikkat dinliyordu…

Her şeyden önemlisi, bundan sonra yaşayacağınız ilişkilerinizde BDSM aramayın, kız arkadaşlarınıza sevecen, kibar ve anlayışlı davranın, burada yapacağınızı sadece fiziksel bir eğitim faaliyeti olarak görünüz, burada bu konuda kendini yönlendirmiş bir kadın bulunuyor, kız arkadaşlarınıza aynı şeyi böyle yapmaya çalışırsanız ya tokat yersiniz ya da terk edilirsiniz. Onlara ılımlı sevecek ve sabırlı yaklaşın, böyle Yeliz’e dalar gibi haşır huşur dalmayın.

Hah, kendisinin güya orospu olmadığı söyleniyordu ama “haşır huşur dalınacak” bir araç olarak gösteriliyordu, kaşarlığı tuttu burada ama sesini çıkaramazdı tabi. Sabri konuşmasına devam etti.

Önce ben gireceğim dikkatli izleyin. Sonra sıra ile hepini
z aynı şekilde sikeceksiniz. Sabri Yeliz’e yaklaştı, buz gibiydi Yeliz’in bedeni, ter olmuştu. Girip çıkmaya başladı. Yüzünü Yeliz’in yüzüne yaklaştırdı. Yeliz fısıldıyordu: “Sahibim lütfen yapmayın, ne istiyorsanız yaparım size, ama bunu kaldıramam… Lütfennn… Lütfeeeennn…”, suratında tokat patladı Yeliz’in “Bari kaç kişi var onu söyleyin, esirgemeyin benden…”...


Sabri Yeliz’in etinden çıktı, “Peki kendin gör gençleri” dedi… Poposunun üzerinde doğrulmasını sağladı Yeliz’in ve gözlerindeki bağı açtı.

  DEVAMI BURADADIR

30 Ağustos 2022 Salı

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - II - Bir, İki, İkibuçuuk

Sabri kalktı, Yeliz sahibinin altında ne kadar süre geçmiş olduğunu bilemiyordu, sahibi tarafından sırtüstü çevrildi ve göğüslerindeki bağlar düzeltilip tekrar sıkıştırıldı. Ayak bileklerine aynı halattan birer volta sarıldığını hissetti Yeliz ve diz altlarından yatağın başına doğru gerildiğini hissetti. Ters dönmüş bir kurbağa gibi duruyordu yatakta, hareketi neredeyse mümkün değildi. Başı yatağın başına çok yakın değildi ama ipler yeterince geriyordu bacaklarını, dizlerinden aşağı yatağın altına doğru gerildiğini de hissetti, dizlerini ileride de tutamıyordu, bütün vajinası hizmete açık şekilde, sümük sümük bekliyordu.

Bu hali ile bir erkeğin kendisini gelip becermemesi mümkün değildi. Sabri prezervatifini taktı ve beş on dakika Yeliz’i becerdi. Bu sürede Yeliz’in ağzını ve burnunu kapatıp nefes almasını sınırlayıp daha da azmasını sağlıyordu. Bir süre sonra Sabri durdu ve yataktan kalktı.

Sabri yataktan uzaklaştı. Yeliz ayak seslerini duyuyordu zemindeki, bir süre sonra dış kapı açıldı ve tekrar kapandı. Sahibi çıkıp gitmiş miydi?

Hayır… Tekrar kendisine yürüdüğünü hissetti Yeliz sahibinin, yalnız… Yalnız, Sabri yalnız değildi, kaç kişi olduğunu bilmiyordu Yeliz odada, kimse konuşmuyordu, sahibi dahil. 


“Sahibim” dedi, “burada mısınız?” cevabını alamadı ama baş kısmında yatak ile başı arasındaki boşlukta bir beden ve ardından da dudaklarına sürülen bir penis hissetti. “Bu kimin bakalım bilecek misin?” diye kararlı bir ses işitti, evet bu sahibiydi… “dişlerin sikime değmeyecek…”. Yeliz’in başını arkaya çekip ağzının kendisine bakmasını sağladı Sabri, Yeliz görevini icra etmeye başlamıştı. Dişlerini efendisine değdirmemek için çaba harcıyordu sürekli, zira zaten ağzına zor sığıyordu, dudakları arasında boşluk bile kalmıyordu.

Bir süre sonra bacaklarının arasında ikinci kişi hissetti Yeliz. Evet… Bir kişi daha vardı, erkekti ve şu anda sahibi ağzına girip çıkarken o kişi de ıslanmış olan vajinasından ritmik şekilde yara yara çalışıyordu. Kişi gittikçe hızlandı ve sonra dışarıda kaldı, üzerine uzanmış memelerini sıkıştırıyor meme başlarını emiyordu. Göğüsleri hemen hemen morarmıştı, yumuşaklıktan eser yoktu. O artık her kimse prezervatifine boşalmıştı…

“Acaba sahibim beni becermeye devam eder mi?” diye düşünürken içinde yine biri girdi, Sabri halen ağzında olduğuna göre… Sadece bir kişi getirmemişti sahibi. Aynı kişi de değildi, bu biraz daha hafifti ve daha acemice girip çıkıyordu. Kısa da sürdü… Yeliz anlamıştı, genç ve bakir bir delikanlının ilk tecrübesi, seks materyali olmuştu kendisi.

Bir an, “acaba kaç kişiye malzeme olacağım daha?” diye düşünüyordu ki sahibinin siki ağzında dişine dokundu… Sahibinin siki ağzından çekildi… Yeliz “lütfennnn sahibimmm, istemeden oldu, çok şaşkındım, lütfen bana acıyınnn” dedi. Sahibi bekledi, Yeliz şunu eklemeyi tercih etti “Sahibimmmm, lütfen, bana her istediğinizi yapmaya hakkınız var, kendimi insafınıza bırakıyorum”...

 DEVAMI BURADADIR

29 Ağustos 2022 Pazartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - I - Isınma Turu

O gün biraz farklı yaşanacaktı. Yeliz bundan haberdardı, hatta farklılığın ne olacağı konusunda bilgisi vardı ama nasıl olacağı hakkında en ufak fikri bile yoktu.


Kölelerinin Sabri’ye rutin hitap şekli “efendim” olduğu halde köleleri arasında sadece Yeliz “sahibim” diye hitap ederdi. Yeliz sahibi ile buluştu, sahibi onu arabasında bekliyordu, arabaya bindiler ve kısa konuşmalar ile eve kadar gittiler. Önde Sabri arkada Yeliz asansöre girip çıktılar ve kapıdan da bu şekilde geçtiler. İçeri girdiklerinde Yeliz kendisine gösterilen köşeye gidip sırtını duvara yasladı ve gözlerini ileri dikip beklemeye başladı. Üzerinde günlük giysileri vardı. Fazla zaman kaybetmeden boynuna tasması bağlandı Yeliz’in. Bu sefer gözleri de bağlandı… Sabri saçlarından başının arkasını aşağı çekerek yüzünün yukarıda hafif açılı şekilde yukarı bakmasını sağladı… Böyle kalacaksın… dedi.

Yeliz biraz bekleyeceğini biliyordu önceki tecrübelerinden, sahibi muhtemelen evi bir gezecek, o gün neler yapacaklarını kurgulayacaktı.

O gün çok kısa bekledi ve garip, hiç yapmadığı  bir şey yaptı sahibi. Yeliz’in dudaklarına dudakları ile yapıştı ve bedenini kolları ile sarıp sıkmaya başladı, nefes almasına bile izin vermiyordu, Yeliz’in burnundan nefes aldığını yüzünde hissediyordu. Hareketsiz, kolları aşağı başı hafif yukarı bakar şekilde bekledi Yeliz. Sahibinin elleri önce göğüslerini sıkıştırdı sütyeninin üzerinden. Sütyeni canını yakmıştı arada kaldığından. Sabri halen dudaklarındaydı, aralarında bayağı boy farkı olduğundan Yeliz’in yüzü halen yukarı bakar durumdaydı. Sabri yavaşça belinden aşağı kaydırdı ellerini ve kalçalarına yine giysisinin üzerinden elleri ile kaba kuvveti ile sıktı ve sıkılı tuttu, gittikçe daha fazla sıkıştıracak şekilde arttırdı şiddetini, Yeliz’in dudaklarını bırakmış yüzüne bakıyordu, yüzünde bir acı belirtisi arıyordu ve tabi sonunda buldu.

Elini ön tarafından külotuna soktu ve aşağı doğru kaydırdı, ıslaklığını bilmek istiyordu. Her zamanki gibi sümüksü jeli ile vıcık vıcık olduğunu anladı, aslında bu kadar çabuk ıslanmış olmayabileceğini düşünüyordu ama yanılmıştı. Yeliz’in külotunu giysisi ile birlikte aşağı çekti ve elini Yeliz’in külotuna silerek kuruladı. Yeliz’in sutyen ve giysisinin üst kısmını da çıkardı Sabri.

Tasmasının ense kısmından tutarak yatağa kadar önünde yürüterek götürdü ve yüz üstü yatağa iterek bıraktı Sabri, Yeliz nereye düştüğünü görmüyordu. Yeliz’in ellerini  ısırıcı tipteki halat ile dirsekten aşağı kısımları arkasında üst üste gelecek şekilde arkadan bağlayıp sırtından önüne geçirdi ve göğüslerinin etrafından tur atarak sıkıştırdı sutyen bağı gibi arkasına geçirip arkada bağladı. Sabri sıkabileceği kadar sıktı ama daha fazla sıkabilmek, boşluğunu alabilmek için hem önde hem arkada iki kalemle çevirip sıkıştırdı, onları da geriye açılması diye mandalla sabitledi. 

Aslında sahibi yatak muhabbetini fazla vanilya bulurdu, bu da garipti, ipler olmasa Sabri’nin vanilya moduna girmiş olduğunu düşünecekti Yeliz. Ağzının ve burnunun herhangi bir bilgi verilmeden kapatıldığını hissetti, hava alamıyordu ama bunu biliyor ve seviyordu. Defalarca bu şekilde zevkten çıldırmış bir şekilde hizmet etmişti sahibine. Yine mükemmeldi Sabri’nin zamanlaması, nefes tutma ve bırakma şeklinde birkaç defa tekrarladı bunu. Nefes nefese kalmıştı Yeliz, bir yenisinin daha gelip gelmeyeceğini bilmeden bekliyordu. Sabri'nin elini önce vajinasında sonra da kaygan şekilde analında gezerken hissetti. İçine parmak girmesi korkutuyordu ve anal seks için yeterince açılamıyordu Yeliz, ancak Sabri’nin parmağını alabilecek kadar yeri vardı kıçında yine de. Bir süre sonra arka deliğini iki parmağın zorladığını hissediyordu. Bir parmak da önünde aynı anda girip çıkıyor ve içerideyken parmaklar birleştiriyordu. Bu pek hoşuna gitmiyordu ama bunu önemsemeyecek kadar uyarılmıştı, sahibinin sevdiği bir şeye bu kadar da katlanması normaldi, Sabri bazen sınırları bir şekilde zorlamayı severdi. Çoğu kölesi için umursamayacakları bu eylem nedense Yeliz için zordu, sanırım ilk ilişkileri hatta çocukluğu ile ilgili bir konuydu.

Yeliz’i yüzüstü yatar şekilde bıraktı öylece Sabri biraz. İpler memelerini ısırıyordu Yeliz’in, bunu daha önce pek hissetmemişti. Bunu özellikle Sabri tamamen üzerine yatınca daha da hissetmeye başladı. Sabri Yeliz’in üzerinde bütün ağırlığı ile uzanmış, altındaki Yeliz yatağa gömülmüşken elleri ile bir şeyler yazıyordu cep telefonuna Sabri.

DEVAMI BURADADIR

18 Mayıs 2022 Çarşamba

Kızımız Pelin için Kadın Efendi Arıyoruz

Uzunca bir süredir bana hizmet eden Pelin'in (beni her zaman ebedi bir efendi olarak görmekle beraber) bir süredir kadın bir dominant tarafından domine edilmesi özlemi içinde olması beni aslında benim pek de ilgimin olmadığı bir arayışa itti. Aslında nedendir diye düşünüyorum, yani neden kendisine bu konuda destek olmaya çalışıyorum? Bir borç hissettiğim için değil muhtemelen, sanırım saha çok onu tanıdığım için. Yıllardır beraber olduğum kölelerim için de bu şekilde düşünürdüm aslında.  Domine edilmenin cinsel yönünün yanında psikolojik yönünün ağır bastığı durumlarda aslında "aradığını bulmanın" daima fazlası, değişik olanı istenir. İşte Pelin de bu yönde.

Köleyi tescil ettikten sonra ona pet, ev hayvanı muamelesi yapmak, evet bir kadın dominantın bunu yapmak istemesi bana nedense daha olası geliyor. İlk düşünüşte daha çok bunu bir erkeğe yapmak istemesi daha doğal geliyor ve evet, diğer psikolojik eziyetleri de öyle.... Pelin de özellikle aşağılanma ve küçük düşürülme isteği oldukça baskın. Hayal gücünüze kalmış yapabilecekleriniz, bir de üzerinde anlaşabilecek limitlere. Bir kadın bu konuda daha kolay empati yapabilir diye düşünüyorum.

Ancak gerçekten bilemiyorum ki bir kadının kendisine kadın efendi istemesi kadar bir kadının kendisine kadın köle istemesi de rastlanılabilir bir şey midir? Benim alanıma pek kadın dominant girmediği için, giren de benim alanım dışında erkek köle istediği için öylesine kültürel :-) sohbetler ile geçmiş yazışmalar halinde oldu.


Bir erkek işin içinde olmadan bunu yapabilecek zevkte birini arıyoruz kendisine sözün kısası. Ben bir yerden sonra (tanışma ve köle edinme faslını takiben) işin içinden tamamen çıkarım. Pek çok pet sahibinin pet edindirme ilanlarında olduğu gibi takipli falan da olabilir, sıkıntısı olursa zaten eski evine dönecek kadar sadıktır kendisi. Bir köpek gibi mi desem, kedi gibi mi desem, işte bildiğiniz hali ile.

Bu ara resimler sembolik, Pelin değil onlar :-) İlgileniyorsanız ve ona iyi bakabilecekseniz bana sabri.yilar@gmail.com adresinden erişebilirsiniz.




18 Şubat 2019 Pazartesi

Yasak Hayaller ve Sınırlar VI - Hasat Mevsimi



Şu hani plajlarda insanlar kendini kuma gömerler ya, o neden bana BDSM'yi çağrıştırır bilmiyorum. Eskiden daha fazlaydı sanki bu, veya ben çok uzun süredir SSS (Sea Sun Sand) tatiline çıkmıyorum da o nedenle "eskiden" oldu.

Ha, birinin yere gömülmesi, tabi ki baş dışarıda olarak, neden etkileyici olabilir, bunun cevabını bilmiyorsanız hiç BDSM'li sayfalara bakmayın. Aslında soru; gömülen için mi daha etkileyicidir, gömen için mi? yoksa yoksa bunu okuyan için mi? Sonuncuyu sizin yorumunuza bırakacağım ama ilk ikisini cevaplayabilirim sanıyorum. Birinin (veya kendisinin) hareket özgürlüğü tamamen kısıtlı olması, başının ise dışarıda tümüyle savunmasız ve sunulurcasına kalıyor olması her iki tarafta da benzer önemli etkiyi oluşturur.

Peki bu pozisyonda ne yapılır? Cinsel fazla bir şey yapılacağını sanıyorsanız sanırım ki reel BDSM tecrübeniz çok da fazla değil, oral diyorsanız bunun mümkün olmadığını, ancak göğsüne kadar dışarıda olması gerektiğini idrak edebiliyor olmanız lazım. Ha öyle manyak ergenlerimiz olabilir sekiz biçimine girip de partnerinin oralına girecek ve muhtemelen kum ile karışık çıkacak, pipisine, partnerinin dişlerine kum katıştıracak, benden geçti bu şekli...

Kumdan, belki de toprak çıkan başı köpeğine işeme yeri yapacaklar da olabilir, ancak köpeğin işediği yerde ot bitmediğini bilmeyenlerin bir fantezisi olabilir, hmm, düşünmesi zevkli ama öyle sadist bir köpeği nereden bulmalı? Zorla da işenmez ki...

Yağmur altında bırakmak da güzel bir fikir olabilir, ancak yanında  yanında bir bebek filizlenir mi diye boşuna beklememek lazım. Karıncalardan bir medet umulabilir ama bunun için biraz hazırlık lazım, yanaklarına ve saç diplerine biraz şıra dökmek bu işi fazlasıyla görecektir, burnuna gözlerine ve dudaklarına getirmemek lazım, bu hayati bir tehlikeye davetiye anlamına gelebilir.

Aslında bu işi gerçekleştirmenin zevkli bir yönü gömülmesi değil, gömülmesi için gerekli dikine çukuru kölenin kendisine açtırmak olacaktır. İçine girdiğinde vajina dudaklarına ve göğüs uçlarına birer mandal tutturulması ve bu mandalların iple dışarıya alınıp oynanması çoğou mazoşistik kölenin hoşuna gidecektir.

Bu işin en zor yeri ise bunu gerçekleştirmek için uygun bir yer bulabilmek olmalı...

13 Ekim 2018 Cumartesi

Yasak Hayaller ve Sınırlar III - Çiftlik

Günlük yaşantıdan vazgeçmeden, günlük yaşantıyı vakfederek bir kölelik sistemi de mümkün. Bu konuda belirttiğim şekil "kapitalizm" veya "sosyalizm" değil tabi, en azından yaygın şekliyle.

Bu modelde bağımlı bir hayat sürülmesine göre biraz daha farklı bir konu var. O da efendinin bu sistemin nimetlerinden yararlanması ve buna göre bir hayat sürmesi üzerine. Birden fazla köleye sahip bir efendinin gün içinde kölelerinin ne yaptığına pek karışmaması ama aynı çatı altında ekonomik bir model ile her şeylerini efendilerine vakfetmeleri burada önemli hale geliyor.

Efendinin hayatı kölelerin etinden ve sütünden yararlanan adi bir tembel hayatıdır. Kölelerinin her şekilde kullanır ve kölelerinin tadını çıkarır.

Somut olarak, köleler gündüz iş yaşamlarını devam ettiriyor, sosyal olarak kendilerini korumak için üzerlerinde kart/nakit bulunduruyorlar ama akşam efendinin evine döndüklerinde tamamen soyunup birbiri ile konuşamayacakları kafeslerine giriyorlar, aralarından sıra ile seçilen görevli köle tarafından besleniyorlar. Kazançlarının tamamını efendinin kasasına bırakıyorlar (kumbara türü kasa), evin ve efendinin her türlü ihtiyacı bu kasadan efendi alıyor ve alışverişe gidecek köleye veriyor.

Efendi kendi hobi işleri dışında çalışmıyor, köleler kasada ne kadar olduğunu bilmiyorlar, kasadan bir çıkış da yok. Kölelerin önceden gelen varlıklarının tamamı efendi üzerine geçiriliyor ve bu çalışmayan efendinin bir teminatı oluyor. Efendi kendi keyfine göre bir gün geldiğinde bunu köleye verip vermeme otoritesine sahip, köleler asla ve asla kendilerine ait bir varlık bulunduramıyorlar.

Efendi eğlenmek için kölelerin herhangi birini tercih edebilir, köleleri birbiri ile istediği gibi etkileştirebilir ve istediği anda istediğini dövebilir veya becerebilir.

Kafes kapılarında kilit bulunmuyor, ancak efendinin takdirine göre kafeslerdeki prangalar kullanılabiliyor.

Bu yaşam şekli de aslında bir ahır veya çiftlik türü bir yaşam modeli. Bir anlamda hayvanlaştırılmış (kafes, çıplaklık ve ekonomik unsurları ile ayrılıyor) harem hayatına da benziyor. Neden mümkün olmadığının nedenleri sosyal nedenler ağırlıklı olarak kölelerin kişisel hayatlarından tamamen soyutlanmaları gerekmesi.

4 Ağustos 2018 Cumartesi

Uzun Metrajlı

Bu başlık film endüstrisinden gelen bir terim olmasından ve burada konumuzun BDSM olmasından dolayı favori uzun metrajlı BDSM filmleri listeleyeceğim şeklinde anlaşılabilir. Bunu da yaparım elbet ama buradaki metraj reel bir BDSM randevusunun metrajı. Ne kadar sürer genellikle? Bana en çok sorulan sorulardan biri de bu oldu.

"Öyle kesin bir süre falan verilemez" denir genellikle ama ben buna tezat gayet net bir cevap vereceğim. En azından benim yönetimimdeki bir randevuların pratik süresi 4-5 saattir.

Bu sürede neler olur neler biter, neden daha kısa değil, neden daha uzun değil? Gerçekte teoriyi seven çok pratiğe kaçmayan biriyim ama bunların cevapları da dolambaçlı anlatılacak birer sır değil.

Öncelikle neden daha uzun değil?

Öncelikle BDSM yorucu bir iştir. Bu hem köle için hem de efendi için geçerli bir konu. Kölenin ilgi alanına göre göreceği muamele can acıtıcı ve tahriş edilmekten hoşlanan bir köle için olduğu kadar emirleri yerine getirmekten hoşlanan bir köle için de bedensel efor gerektirir. Bu eforun bir bölümü de cinselliktir ve bu efendi için yorucu bir süreçtir. Özellikle BDSM sırasında olan cinsellik öyle gir çık boşal bitmez. Defalarca, hazırlıksız bir şekilde başlatılmış, bilerek yarım bırakılmış girişlerden oluşur. Belki her ilişkide böyle olmayabilir ama benim sevdiğim, olmazsa olmazım böyle işte, kölelerim de sever, olmazsa alışır bu aktiviteye şıpır şıpır ter içinde kalsalar da. Bu bazen anal ilişkileri de içerdiğinden daha yorucu hale gelir.

Bu süre içinde psikolojik doyum genellikle cinsellik ile aynı biçimde sağlanır. Psikolojik rahatlama sonrasında Taraflar birbirine biraz daha farklı ve daha medenileşmiş :-) bir paydada bakarlar. Paylaşılan tek şey cinsellik değildir, nerede görülmüş öyle 4-5 saat sürekli cinsel lezzet paylaşımı?

BDSM bu süreci süsleyerek uzun sürmesini daha fazlasının paylaşımını mümkün hale getirir.

Neden kısa değil?

BDSM genellikle bir seremoni ile başlar. Bu giriş tarafların birbirine ısınmasını ve güven hissinin oluşmasını sağlar. Özellikle kölelerin ilk tecrübelerinde genellikle kölenin bir endişesi "ya komik gelir de gülme tutarsa"  veya "korkar da ağlarsam" şeklinde olabiliyor. Her ikisini kontrol etmek de mümkün, o nedenle "efendi" deniliyor, konu "efendice" hallediliyor, kölenin zevk almayacağı bir ilişki efendi için de bir eziyet durumuna gelir. Bazen kendi kendime bu süreyi gereğinden fazla uzattığımı da düşünürüm. Birbirine alışmak kadar çıplaklığa alışmak da bir süre alır. Normal ilişkilerin önemli bir bölümü yatakta örtü altına bile olabilecekken BDSM ilişkisinde çıplaklık, kendini saklamama bir mecburiyettir. Hiç kimse mükemmel değil, bundan dolayı çoğu kişi (aslında öyle olmasa bile) çirkin olduğunu düşündüğü yerlerini gizlemeye çalışır. BDSM ilişkisinde kontrol efendide olduğundan kölenin efendi tarafından tayin edilen bu konumuna alışması için zaman ve dikkat gereklidir.

Bazı yemekler vardır uzun sürede tüketilmesi durumunda lezzet alınır, lop lop diye yutulmaz, beklene beklene yenilir. Bu da biraz böyle, tadını çıkarta çıkarta olur, köle içinse genellikle gelecek aşamayı merak söz konusudur. Kaldı ki bu merak ve bekleyiş kişisel olarak benim uygulamaktan çok zevk aldığım bir oyundur. Dizginlerin elimde olduğunu kölenin kabullenmesi ve durumunu mental olarak değerlendirecek bir zamana kavuşmuş olur, bu düşünme bazen çok ani bir aksiyonumla kesilse bile, işte o zaman faaliyet zamanı gelmiş, bu aşamada ne olacağı aşağı yukarı belli olmuştur.

Bu kadar oyunun çok da kısa sürmeyeceğini tahmin edersiniz.

Bu başlığa devam etmeyi düşünüyorum, uygun bir zamanda... Beklemek nedir tadına bakın bir
şimdilik :-)



15 Ekim 2016 Cumartesi

BDSM'de Kişisel Keşifler: Hassas Uçlar

Bu gerçek bir oyun (zamane internet gençliğinin deyişiyle "reel"). Genelde BDSM randevularımın bir parçasında uyguladığım bir şey.

Köle, tamamen çıplak olmak üzere sıkıca streç film (cling film) ile döne döne sarılıyor. Baş ve boyun bölgesi hariç. Bu pozisyona mumyalama da deniyor ve zaten bilinen bir BDSM durumu. Sarma işlemi sırasında düşüp devrilmemesine dikkat etmek gerekiyor çünkü bu şekilde dengeyi kaybetmek çok kolay ve düşerken kendini koruyacak kollar da sarılı oluyor. Eğer köleniz sizden iriyse bunu denemeyin derim veya alternatif bir sarma yolu bulun.

Bu sarma sırasında kölenin vücudunun kuru olmasına ve sağlık açısından da kan dolaşımı konusunda sıkıntı olmamasına dikkat edilmesi gerekli. Eğer ayaklarda veya boyunda soğukluk, morarma hissedilirse derhal durmak ve filmi kesip açmak gerekli. Eğer köle bir yerinin uyuştuğunu söylerse de bu durum önemli. Bundan dolayı kölenin konuşmasını engelleyecek bir şey olmamalı ve safe word mutlaka kullanılmalıdır.

Tamamen sarılı ve hareketsiz durumdayken kölenin göğüs uçları dışarı çıkabilecek şekilde göğüs kısmından dikkatlice kesilerek açılır ve streç filmde 2-3 cm'lik iki delik yapılır.

Bundan sonrası göğüs uçlarının küçük vurmalarla uyarılmasından ibarettir, ben en etkili yöntemi parmaklarla küçük fiskeler vurmak olarak buldum. Bu uyarım köleyi adeta çılgına çeviriyor, sarılı olduğu için hareket kabiliyeti kısıtlı da olsa çılgın şekilde kıvranıp durması bunun etkisinin açık bir göstergesi. Ne kadar devam edeceğiniz sizin insafınıza kalmış. Mandal vb. biraz fazla durağan kalıyor. Bunu etkileşimli bir şekilde yapmak işin püf noktası.

Bunun pek istisnasını görmedim, köle tarafından oldukça sevilen bir şey. Zorlaya zorlaya streç filmin kayarak çıktığına ve tekrarı için yalvarıldığına da rastladım.

25 Eylül 2015 Cuma

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - VII

Anahtarı yutması kolay olmuştu, minyatür bir anahtardı. Ancak kilit, zincirini bir arada tutmaya yetecek kadar sağlamdı. Zaten bu iş için çok iri bir kilit gerekmezdi.

Efendisi kadının yüzüne, yüzünün üst yarısını kaplayacak siyah bir örtü örttü, gözlerini de tamamen kapsayacak şekildeydi. Kadın beklemeye başladı.. Efendi kadının beklemediği şekilde bir hamle ile kadının dudaklarına yapıştı. Çok şiddetliydi. Bu bir öpme değildi, adeta dudaklarından bir tecavüzdü, daha çok emip de kanını emmek için uğraşır gibiydi. Kadın dudaklarını uyuşmuş, dişlerini sızlar halde bulmuştu. Ancak şimdiye kadar da hiç böyle güzel hissetmemişti.

Kadın efendisinin ilk şokunu atlatamadan göğüslerinin büyük bir kuvvetle sıkıldığını hissetti. Efendisi elleri ile kavramış bütün gücüyle sıkıyordu. Henüz buna alışmışken göğüslerinden yukarı doğru çekildiğini hissetti. Sıkılması mı daha çok canını yakıyordu yoksa çekilmesi mi, bunu bilemedi, zaten pek umurunda da değildi. Birer yağ torbası olarak elindeydi işte efendisinin... Bir süre sonra birini bıraktı efendisi. Bırakmadığını ise dibinden bir kendir, ısırıcı türde tüylü halatla sıktığını hissediyordu, halat batıyordu tenine. Aynı şey ikinci göğsüne de yapıldı.

Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu, ancak bir süre sonra göğüsleri çok hassaslaşmıştı. Efendinin göğüs başlarını parmakları ile ezercesine bastırmasıyla bu acıyı hissetti.

Bir yandan da aklı halen yuttuğu anahtardaydı. Çaresizlik ve endişe ile acı hissi birleşmişti.

Ayak bileklerini birleştiren zincirin aslında tek bir karabina (açılabilir zincir baklası) ile bilekleri birbirine bağladığını bacakları efendisinin çekmesiyle iki yana çekilince anladı kadın. İlk defa aklı başında bir efendi ile birlikte olmanın cahilliğini yaşayan kadın bunu pek düşünmemişti, zinciri bağlayacak, kilit dışında böyle bir şey olacağı aklına gelmemişti. Bu önlem kendisine veya duruma özgü değildi, efendisi yaşanabilecek tehlikelere karşı da daima bu tür önlemler alırdı. Kadın kendisini aptal gibi hissediyordu ve işin garibi bu durum çok hoşuna gitmişti. Efendisine karşı güveni düşünebileceği sınırların ötesine geçmişti, kendisine yapacağı her şeyi, her şeyi kabul etmeye hazır bir psikolojik durumdaydı.

Efendisi bacaklarını iki yana açılabileceği kadar ayırdı, hiç bu kadar ıslanmamıştı kadın daha önce, ıslaklığı yatak örtüsüne kadar akmıştı. Efendisinin etine girip çıkması çok ama çok kolay olmuştu. Bacaklarını daraltıp kadının omuzlarına kadar bastırarak devam etti efendisi, hızlı şekilde yüzündeki örtüyü çekti. Kadının gözleri zaten kapalıydı, efendisinin birkaç santimden gelen sert sesi "gözlerini aç" olarak kulağında çınladı ve anında açtı. Efendisi ile göz göze gelmişti, kendisine katı şekilde bakan gözünden başka bir şeyini görmüyordu, görmek de istemiyordu kadın. Sırtından tenine batmakta olan zincir baklaları ve göğüslerini ısırmakta olan halatlar acıdan çok zevk veriyordu. Efendi etine girip çıktıkça efendiye olan şükranını nasıl ifade edeceğini düşünüyordu. Kadın bu düşünceler içinde titredi, sıklaşan etini efendisinin organını saran ve hizmet için yaratılmış bir et olarak düşünüyordu.

Kadının boşalması göreceli olarak uzun sürdü. Bu süre boyunca efendi hiç durmamıştı, kendisi ile birlikte boşalmamıştı da. Kadın boşalırken gözlerini kapatmasına ses çıkarmamıştı efendisi.

Efendi bir süre sonra kalan zincirleri çıkarttı, kadının bedeninde giysi altı yerlerde küçük ezikler oluşturmuştu zincir halkaları.

Bundan sonra yaşanacak olanları, efendisinin kendisine daha neler yapacağını çok merak ediyordu, ne olduğunu bilmese de çok istiyordu bundan sonra olacakları, sınırlarını falan düşünmüyordu, her şeye hazırdı, ilk başladıkları zamanki endişeli kadın değildi artık...

4 Haziran 2015 Perşembe

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - VI

Endişe ettiği şeyler olmadı kadının efendisi (ki bu efendiyi artık kendi efendisi olarak benimsemişti) geriye döndü. Kadın halen bacakları mum gibi dimdik, elleri yastığında başın üstünde yatakta sırt üstü yatıyordu.

- Gözlerini kapat..

Gözlerini kapatmasını takiben efendi çantasından bir şeyler çıkardı. Kadın bir şeyler olacağını anladı ve çok geçmeden ayak bileklerine temas eden metalin soğukluğunu hissetti. Efendi ayak bileklerini zincir dolayarak birbirine bağlamıştı. Aynı soğukluğu dizlerinde hissetti. Belinin altından geçirilen zincir kadının belini sıkıyordu. En sonra bir klik sesi duydu. Efendi kadının yüzüne bir anahtar yaklaştırdı, bedenini saran zincirin bağlayıcı asma kilidine aitti bu anahtar. Kadının dudaklarına yaklaştırdı küçük asma kilit anahtarını. Hareket etmeye çalıştığında zincirin bütün vücudunu sardığını anlamıştı.

- Ağzında tutacaksın.

Kadın dudakları ile kavradı anahtarı. Ciddi şekilde uyarılmıştı, artık efendisinin yapacaklarına ek olarak o da istiyordu, arzu ediyordu bir şeyler yapılmasını. Kendini çok cesur hissetti bir anda ve kendisinin bile inanamayacağı bir soru sordu.
- Yutmamı ister misiniz efendim?

Efendi bu tür şeylere alışıktı, kölesinin havaya girmiş olduğuna sevindi;
- Şimdi senin bokunun içinde anahtar mı aratacaksın bana? Anahtarın yedeği yok.
dedi ve suratında bir tokat patlattı.

Kadının canı yanmıştı, artan adrenalin ile cevap verdi;
- Emrederseniz yutarım efendim. İsterseniz beni böylece bırakıp gidebilirsiniz efendim.
Bunu söylerken efendisinin yapmayacağını biliyordu ama yut dese yutmaya hazırdı. Hiç beklemediği bir şey oldu:

- yut anahtarı.

Önce bir yutkundu ve anahtarı yuttu. Aklını anahtardan uzaklaştırmak için çaba harcıyordu ancak nasıl açılacağına dair merakını yenemiyordu, efendisinin bir B panı var mıydı yoksa gerçekten kendini zayi edecekti de yöntem bu muydu? Bir süre sonra efendisine sordu.

- Efendim, bir şey sorabilir miyim? diye çekingen şekilde sordu?

- Hayır.

Bu cevap ile sustu ve birkaç saniye içinde kendinden geçti, nasıl olduysa birden aklından çıkmıştı anahtar artık bu cevap ile. Artık ilgilenmiyordu, konu tamamen efendisine aitti.


Önceki bölüm Sonraki bölüm

20 Mayıs 2015 Çarşamba

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - V

Bu acı faslının sonu yine geldi. Artık sızıları kadını uyarıyordu. Birden sızlayan kalçalarında bir ıslaklık hissetti, ıslak bir sünger geziyordu cildinde özellikle de canı acıyan yerleri seçtiği de belliydi.

Kadının bu durumun tadını çıkarması da gerekiyordu, biraz önce hakkında pek de emin olmadığı efendi şimdi onunla ilgileniyordu. Kendisini daha çok ait hissetmeye başlamıştı. Bedeninin artık onun malı olduğunu kabul ettiğini düşünüyordu.

Kulaklık kulağından çıktığında bir müzik dinlemekte olduğunu hatırladı. Birden sessizlik basmıştı ortalığı. Çok geçmeden gözleri de çözüldü, ortalık çok da aydınlık değildi, ne zaman olduğunu fark etmemişti ama perdeler kapatılmıştı, kapalı gözlere göre daha aydınlıktı ama çok da gözleri kamaşmamıştı.

Efendisi ona yüzünü gösterdiğinde az öncekine göre ne hissettiğini sorguladı kendi kendine. Aslında sanki o bir başkasıymış hissine de kapıldı ama elindeki spatulanın sapı ile burnunun ucundan dudaklarına inip araladığında gerçekliğin biraz farkına vardı. Dahası vajinasına dokunduğunda geldi, kadın yutkundu. Bir süre oyundan sonra efendi hassas olan bölümlere odaklandığında gözleri bir refleks olarak kapandı. Bu keyfi takiben saniyeler içinde yüzüne inen bir ve canını acıtan şaplak ile bölündü. Bunu hiç bir şekilde tereddüt içermeyen yüksek ve tok bir ses takip etti.

- Gözünü kapatmayacaksın, gözlerimden de ayırmayacaksın!

Kadın maillerinden hatırladığı tek şeyi söyledi.

- Emredersiniz efendim!

Bunu bilinçli olarak söylememişti, öylece dökülmüştü dudaklarından. Gözleri sürekli efendisinin gözlerini takip ediyordu artık gördüğü sürece. Menzilinden uzaklaşınca tekrar yakalamak üzere başına doğru bakıyordu. Efendi durumu biraz zorlaştırıyordu, artık klitoris civarına daha sertçe çalışmaya başlamıştı parmakları ile. Gözlerini açık tutmak çok zor oluyordu ama bu duruma da alışmaya başlamıştı bir yandan da. İnsan bu, her şeye alışıyordu... Efendi yüzüne gözler açık durumdayken bir şaplak daha indirdi, gözleri hareketten dolayı biraz kırpılmıştı ama tekrar açması an meselesi olmuştu, efendi bunu görmüştü, kadın da gördüğünü görmüştü ama efendisi görmezlikten geldi. Efendinin kendisini hataları ile de çok fazla sorgulamadan kabul ettiğini düşünüyordu kadın.

- Gözlerini kapatabilirsin
dedi efendi sakin bir sesle. Sanki bir seçenek değildi bu, emir telaki etti ve hemen kapandı. Kadın dudaklarında efendisinin önce soluğunu sonra kendi dudaklarını ayıran dilini hissetti, bunu klasik ama teni zorlayan bir öpüş takip etti. Efendisi bunu çok uzatmadı, böyle olması kadına çok alışılmamış geldi, pek de memnun değildi, ama efendisi böyle istemişti, böyle olacaktı, yapabileceği onun tercihlerine uymaktı o da bunu yapıyor olmakta kendisine bir mutluluk yarattı.

Efendi kadının arkasında ellerini birleştiren giysiyi çekti ve kadının elleri serbest kaldı.

- Yatağa uzan

dedi efendi yine bas bir ses tonu ile. Kadın yatağa yattı, nasıl yatacağı konusunda inanılmaz bir acemilik yaşıyordu.

- Böyle mi efendim?

dedi.

- Kendini bırak, ben nasıl olmasını istiyorsam öyle yaparım

Efendi kadının ellerini kadının başının üstünde yastıkta duracak şekilde elleri ile yönlendirdi. Bacaklarını birleştirdi, kadını öylece bırakıp odadan çıktı. İçeriden gelen sesleri duyuyordu, kapılar açılıyor kapanıyordu. Her türlü mahremiyetine giriliyordu. Bu durum kadını rahatsız etmiyordu pek. Normalde bir kişi bunları yapacak olsa, peşinden gidip en azından ne yaptığına bakardı. Burada her seste kendisini daha çok teslim olmuş hissediyordu. Bu da ona çok garip bir mutluluk yaşatıyordu. Tek endişesi efendisinin umulmadık bir soru sormasıydı. Bu konuda kendisini çalışmadığı yerden soru çıkmış bir öğrenci gibi hissetme olasılığı vardı ama her ne sorulursa her açıklamayı olduğu gibi yapmaya da hazırladı. Hoşgörüsü konusunda da bir güven hissediyordu artık.

Önceki bölüm | Sonraki bölüm

9 Mayıs 2015 Cumartesi

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - IV

Kadın, göğüs başlarında bir soğukluk hissetti, metalik bir soğukluktu, efendi bir şey gezdiriyordu. Bu gezen şeyin ne olduğunu, efendinin ne yapacağını merak ediyordu.

Bunun göğsünü kıstıracak bir şey olduğunu meme başında acıyı hissedince anladı, kıstırılan göğsünün acısı nedeniyle inlemesi tamamlanmadan bu diğer göğsünde de tekrarladı. Ellerinin arkasında, harekete izin vermeyecek şekilde bağlı olması göğsündeki acımaya karşı çaresiz oluşu ile birleştiğinde çok garip bir his haline geliyordu.

Kadın dudaklarını ısırıyordu, bunu bilinçsiz bir şekilde yapıyordu, acıdan mı, yaşadığı çaresizlikten mi yoksa cinsel uyarımdan mı kaynaklandığını o da bilmiyordu.

Ama bu umurunda da değildi... Bu hissi başka şekilde yaşayamazdı.

Sağ göğsünde sızı değil ama  baskı bir anda biraz rahatladı, bağlı şeyin çıkartılmış olduğunu tahmin ediyordu, zira halen diğerinden farksız olarak, hatta belki de daha fazla acıyordu. Ta ki, efendisinin ıslak dilinin meme ucu etrafında döndüğünü hissedene kadar...

Bu rahatlık tıpkı ileri derecede idrarına sıkışıp tuvalete gitmeye benziyordu. Efendisi dilinin ucu ile meme başının ezilen yerleri takip ediyordu. Dudaklarına değen metal şeyi hissettiğinde sıranın diline veya dudaklarına geleceğini düşünmüştü, ama yanılıyordu, efendisi ağzına serbest şekilde bırakıp ağzını kapattığında dili ile bunun bir kağıt kıskacı olduğunu anladı. Efendi bilerek, kıstırmadan ağzı ile tutmasını, hissetmesini, ne olduğunu bilmesini istemişti. Kadın ağzında dili ile çevirmeye başlamıştı kıskacı. Diğer göğüs ucundakinin canını daha çok yaktığını efendi bunu gevşettiğinde anladı. Halen acıyordu, efendinin dilini hissediyordu ama göğüs başının kenarını dişiyle ısırıp kanatmış olduğunu hissetmemişti.

Birden vajinasına umulmadık bir şaplak ile sıçradı, çok sert değildi ama bunu hiç beklemiyordu. İkincisi gelir diye bekledi, kendisini hazırladı. Herhangi bir şey gelmedi. Herhangi bir gölge görmediği herhangi bir ses duymadığı için hiç bir fikir de yürütemiyordu.

Kadın ayakta durmaktan yorulduğunu hissediyordu ama bunun asıl nedeni, ne olacağını bilmediği için psikolojik durumundan dolayı dizlerinin titremesiydi, dizlerinin bağı gevşemişti,ayakta durmak için çaba sarf ediyordu. Aradan ne kadar geçtiğini bilmiyordu ama kalçasına şaplayan şeyi hisetmişti ve bu sefer gerçekten acıtmıştı, bu bir tokat olamazdı, acıyordu. Artık beklemek garip bir acı haline gelmeye başlamıştı. Sızlaması devam ediyordu.

Efendi gidip yatağa uzandı, ellerini ensesinde birleştirdi ve yarı oturur şekilde çıplak kölesini  izlemeye başladı. Mutfaktan getirdiği mutfak spatulasını biraz acımasız kullanmış olduğunun farkındaydı ama etkisi görülüyordu. Neresine ne geleceğini bilmeyen kölesinin artık dizleri titremeye başlamıştı. Kölesi kendi sesini taktığı kulaklık nedeniyle duyamadığı için inlemeleri de doğal bir şekilde ağzından dökülüyordu. Kölesi garip sesler çıkartıyor, arada bir kafa sesi çıkıyordu dudaklarından, bu sızan sesler efendiye doğru yolda olduğunu söylüyordu. Çok net değildi ama sonuncusu açıkça "yapsın artık ne istiyorsa, yapabileceği her şey hiç bir şey yapmamasından daha güzel olacak, bir bok hissetmeyeceğim" demişti. Efendi kölesinin bu durumunu büyük bir zevkle bir süre izledi. Sıkıldığında ayağa kalktı ve nefesini hissetmesine izin vermeden, kendini hissettirmeden kölesinin bedeninin detaylarını inceledi.

Spatulanın göğsüne inmesi ile canı yanmasına rağmen kadın çok rahatlamıştı, Üzerinden bir yük kalkmış gibiydi. Dizlerinin titremesi bile kesilmişti artık. Bu sefer farklı olarak o kadar beklemeden, bir kaç saniye aralıklarla sağlı sollu iniyordu o şey, bir kaç defadan sonra kalçaya da rastgele iniyordu arada. Bu hali canını daha çok yaksa da kendini çok daha iyi hissediyordu beklemeye göre. Dili dolaşır şekilde "elinize sağlık efendim, lütfen benden temasınızı esirgemeyin" dedi. Ancak efendisi o beklenmediklik durumunu kısa süreli olarak yaratıyordu, aksak bir aralıklarla düzensiz olarak kadının göğüs ve kalçalarına iniyordu.

Önceki bölüm | Sonraki bölüm

2 Mayıs 2015 Cumartesi

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - III

İki taraftan çıplak omuzlarına değen parmakları hissetmişti kadın. Yavaş yavaş kollarını izleyerek aşağı doğru iniyordu bu his. Efendi kadının bileklerine geldiğinde durdu, bileklerini sert bir şekilde kavradı ve arkasında kalçalarının üzerinde birleştirdi.

Kadın, üzerindeki ince geceliği zar zor hissetmesine rağmen yukarı kaldırıldığını hissetti, geceliğin geniş dekoltesinin kolaylaştırdığı şekilde boynundan çıkarılıp ellerine kadar geldiğini hissetti. Gecelik, arkasında ellerini bağlar durumdaydı. Efendi geceliği biraz daha sıkıştırdı ve bağ olarak kendiliğinden çıkmayacak halde bıraktı. Kadının elleri arkasında bağlıydı.

Sert bir emirle irkildi kadın; "Bacaklarını arala"... Kadın araladı... Ses boynunun yanındaki ağızdan gelecek kadar yakındı."Dediğimi doğru yap, arala...". Efendinin yeterli bulmadığını anlamıştı, iki yana daha çok açtı kadın. Bu hareket onu uyarmıştı, ıslanıyor olmalıydı. Bunun hayali bile onu titretebilirdi ama gerçeğe geldiğinde durum biraz farklıydı. Merak duygusu cinsel hisleri ile karıştığında farklı bir etki yaratıyordu, neler olacağını merak ediyordu.

Kalçalarının yuvarlıklarında ellerin dolaştığını hissediyordu. Boynunu hafifçe geriye attı kadın, bunu bilinçli yapmamıştı, belki de bilinç dışı bir mesajdı. Öyle görünüyordu ki mesaj alınmıştı, kulak memesine önce dudaklar değdiğini hissetti, sonrasında ise dişlerin arasında kaldığını... Eller bedeninde yukarı doğru kaymıştı, göğüslerine ulaşmış, meme uçlarını parmaklar arasında tutuyordu. Meme uçları pek alışık olunmadık şekilde sıkılıyordu, hiç kimse daha önce burasıyla bu kadar acımasızca oynamamıştı.

O beden nedensizce ani bir şekilde kendisinden ayrıldı... Efendisine bir kusur yapmış olduğu endişesine kapıldı kadın. Neyi yanlış yapmış olduğunu düşünüyordu. Aradan dakikalar geçti, bir süre sonra kulaklarına kulaklık takıldığını hissetti. Arka planında doğadan sesler olan new age türü bir şeyler çalıyordu, daha önceden çok ilgisini çeken bir müzik değildi bu ancak gözlerindeki eşarptan dolayı görememesi ile birleştiğinde bütün mesaj ortamı artık bedeni olmuştu.

Önceki bölüm Sonraki bölüm





19 Ağustos 2014 Salı

İş yerinde BDSM Hikayesi - 5

Bu güvenme oyunu fazla uzadığında can sıkardı. Sabri işi tadında bıraktı. Genç kadının bilgisayarını kendi haline bırakarak ona yaklaştı. Çantasından çıkardığı keten iple kadını çepeçevre evire çevire sardı. İpi biraz fazla almıştı ve ip kalındı, sar sar bitmiyordu. En sonunda bitirdi ve ipin sonunu kadının dişleri arasına alması için ağzına verdi. Genç kadın ipi ısırdı, ipi dişleri ile sıktıkça çıkan gıcıklanmadan titredi bir an, ayak bileklerinden boynuna kadar rastgele ve doğal bir şekilde sarılmıştı Yeliz. Keten ip öyle basit bir ipti ama basit bir ip de değildi. Üzerindeki kılcıkları sertti, hem kaşındırırdı hem de canını yakardı sürtündükçe.


Sabri kadının ağzından ipin ucunu aldı ve eliyle tuttu. Kadının dudaklarına yapıştı, gevşeyene kadar öptü, sonra ipi tekrar tutturdu ağzına.

Sabri ayakta bilekleri bağlı olduğu için ancak çok küçük hareketlerle gidebilen Yeliz'i sürüye sürüye masanın kenarına kadar getirdi. Hiç yapmamış olduğu, Yeliz'in çok korktuğu enjektör iğnesini çıkardı çantanın yan cebinden. Yeliz'in gözleri bezle kapalıydı ancak Sabri'nin ne yaptığını, en azından bir şeyler yaptığını hissediyordu.

Sabri yavaş bir hareketle enjektör iğnesini genç kadının göğsüne batırdı. Kadının ciyaklamasını falan bekliyordu ama bu olmadı, çok sessizdi Yeliz. Hareketine devam etti ve enjektör iğnesini dibine kadar batırdı. Kadın halen öylece bekliyordu. Sabri elinde niye daha fazla iğne getirmediğine hayıflanmıştı. Kadını yaklaşık 5-10 dk o durumda bıraktı. Bu sürede kadını zevkle seyretti.

Çözme zamanı gelmişti, önce kadının gözlerini kapatan bezi açtı ve kadının kendini görebilmesini sağladı, sonra yavaşça iğneyi çekti aldı, daha sonra da ipleri açarak işi tamamladı.
İşin kremasına sıra gelmişti. adın Sabri'nin işareti ile masasına sırtüstü uzandı. Sabri lateksten oluşan önlemini aldı Yeliz'e; "Gözlerini gözümden ayırma" dedi. Yeliz'in bir cevap vermesine gerek yoktu. Sabri kadının artık tamamen sümükleşmiş sıvı içinde kalmış organına penisini dayadı ve içeri daldı. Yeliz'e girmek olağanüstü konforluydu, sanki bir pudinge kaşık sokuyormuş gibiydi, gittikçe hızlandı, hızlandı, Yeliz gözlerinin içine bakmaya devam ediyordu. "Boşalabilir miyim efendim?" diye sordu... Sabri bu tür bir soru ile ilk defa karşılaşıyordu.Birkaç defa daha gidip gelirken kadının boşalmamak için kendini tuttuğunu biliyordu, bu da az daha Sabri'yi daha önce boşaltacaktı. "Evet, boşal" dedi Sabri, kadın titreye titreye boşaldı.

Beraberinde Sabri de tabii.. Burada bitmedi, dönüşte arabada Yeliz'le sohbet ederken ellerini ve emirlerini de konuşturuyordu. Böyle olması da çok doğaldı, sahipliğin bir zamanı yoktu, Yeliz'e ne isterse, ne zaman isterse  onu yapabilirdi.

UYARI: Bu hikayede geçen iğne batırma işlemi belli koşullarda tıbbi açıdan ciddi sakıncalar doğurabilir. Eğer herhangi bir kitle varsa tümörün dağılmasına neden olabilir, hijyene dikkat edilmezse kanda veya bölgede ciddi enfeksiyon oluşabilir. Tıbbi bilginiz yoksa bunu uygulamayınız, eğer mutlaka yapacaksanız cilt ve ellerin hijyenine çok dikkat ediniz, eller için steril eldiven kullanınız, cildin tıbbi yöntemlerle temizlenmesini sağlayınız.

13 Ağustos 2014 Çarşamba

İş yerinde BDSM Hikayesi - 4

Bardakların  göğüslere ilk temasında vazelin üzerinde hafifçe kaydı, Yeliz fazla da bir uyarım almadı, daha çok bu garip düzenek ile ilgileniyordu. Kendine bununla ne yapılacağı biraz zihnini kurcaladı, ancak ikinci harekette anladı ki bu düzenek daha önce enjektörün tersi ile kendisine uygulanmış olan meme vakumundan başka bir şey değildi.

Hareketin devamında Sabri elindeki enjektörde karşı basıncı yavaştan hissetmişti, bu direncin Yeliz'in yüz ifadesi ile birleşimi kendisine istediğini veriyordu. Hareketine devam etti, bu süre içinde Yeliz'in göğüs halkası tamamen bardakların içine girmişti, göğüs kenarlarına biraz daha vazelin sürdü, sürerken bardakların göğüslerini nasıl gerdiğini hissetti, göğüslerinin eti gerilmiş ve sertleşmişti. Yüzü acı çeker gibiydi ama zevk yüzünü bu hale getirmek aldığını hazzı bile gizleyemiyordu.


Sabri yere alaturka tuvalet konumunda çökmüş olan Yeliz'in altına uzandı ve vajinasından içeriye yavaş yavaş parmağını soktu. Yeliz'in sanki umurunda bile değildi ama Sabri'nin çok da hoşuna gitmemişti, parmağı vıcık vıcık olmuştu çünkü. Suratına patlattı tokadı Sabri, "Orospu, suratına tükürsem sulanıyorsun...", bu cümle Yeliz'in daha da sulanmasına neden olmuştu. Sabri parmağını bir kağıt mendil ile temizledi. Sinirini enjektörü biraz daha çekerek ifade etti. Bu sefer biraz inleme sesi gelmişti Yeliz'den. Bu inleme Sabri'de biraz daha germe eğilimi yarattı ancak genç kadının sınırına yakın olduğunu hissediyordu. Biraz daha çekse, hatta tüm memesini bardağın içine alsa bağırıp ciyaklamaktan ötesini yapmayacaktı, dur yapma demeyecekti.

Birkaç dakika sonra Sabri elindeki enjektörü gevşetti. Yeliz'in göğüsünün bardaktan bu kadar kolay çıkacağı aklına gelmemişti. Yuvarlak geniş halkalar içinde kırmızılar oluşmuştu Yeliz'in göğüslerinde.

Yeliz melun melun bakaren gözlerini bir bezle kapattı Sabri, ellerini arkadan plastik kelepçe ile bağladı ve dikilmesi için kapının önüne gönderdi. Eteği yukarıda üstü çıplak gözlerinde bez öylece dakikalarca bekledi Yeliz Sahibi onun bilgisayarını karıştırırken. Arada özel şifrelerini sordu, Yeliz koşulsuz şekilde banka şifreleri de dahil söyledi. Sabri pek ilgi duymadığı halde girdi gezindi güzelce, genç kadının hiç bir gizlisi kalmamıştı. Eğer resmi bir iz bırakmamak gibi bir kaygısı olmasaydı hesaptan kendi hesaplarına sonra da tekrar geriye havaleler yapmaktan zevk duyardı. Genç kadın her şeyiyle kendisine aitti o anda...

3 Ocak 2013 Perşembe

Takım Çantasındaki Ne, Ne İşe Yarar?

Bazı okurlarım bu "takım çantası" içeriğini, hatta ifadesini bile korkutucu bulmuş (Hatta kölem Melis dahi), bazıları ise bunlarla yapılacaklar konusuda da yazmamı istemişler (bir yorumda belirtildiği ve bana e-mail ile iletildiği üzere). Geçenlerde bir gazete haberi okudum, sevgilisini öldüren (veya öldürmeye niyetli) bir caninin otel odasındaki çantasında "koli bandı, falçata" falan bulmuşar. "Ammman Allahım!" dedim, "birileri bizi bunlarda bulsa bize de cani derler mi acaba" diye aklımdan geçti. O blog yazım şuradadır (lütfen okuduktan sonra geriye dönmeyi unutmayın, yeni pencerede açılacak): http://bdsmatolyesi.blogspot.com/2012/12/bdsm-efendisinin-takm-cantas.html

Hakikaten bu konuyu biraz açık bıraktığımı hissettim, hepsine olmasa da bazılarına yorum yazacağım. Bunlarda güvenlik çok çok önemli. Eğer efendiyseniz kölenizin sağlığı sizden sorulur. Bedenini, kalbini ve ruhunu nasıl bulduysanız öyle bırakınız. Kölenize rızası dışında yapacağınız her şeyin yasadışı olacağı gibi aynı zamanda insanlık dışı olacağını söylemeye sanırım ki gerek yok. Siz onunla ortak bir eğlence için, hafif garipleşmiş olsa da ruhlarınızın eksik yanlarını birbiri ile tamamlamaya bir araya geliyorsunuz.

Halatlar: El ayak bağlamak için, bunun ötesinde "domuz bağı" tabir edilen sıkma ve asma şekilleri gerçekten tehlikelidir. Kan dolaşımı sorunlarına neden olmaları çok olasıdır. El ve ayaklar için kullanırken dahi dikkatli olunmalı, öyle hemen çıkmamakla birlikte kan dolaşımına engel olmayacak kadar gevşek olmalıdır.

Zincir: Aslında zincirin yapacağını halat da yapar ama zinciri kadın bedeni üzerinde daha dekoratif bulanlar var (benim gibi). Zincir bir bakıma daha iyi, gereğinden fazla sıkma olasılığınız daha az. Zinciri kesinlikle partnerinzi bir yere askı yapmak için kullanmayın, esnemeyeceği için kırılmalar vb. neden olabilir.

Hem halat hem zincir için: Kesinlikle boyunda kullanılmamalıdır.

Kilitli zincir baklaları: Bunlar adı gibi kilitlemek için değil, gerektiğinde zinciri acil olarak çıkarabilmek içindir. Zincir üzerinde kritik yerlere konulur, partneriniz bir rahatsızlık duyarsa veya safeword kullanırsa derhal buralardan sökmelisiniz. Dikkat: Baklalar çıkarıldığında zincirin diğer bölümlerinin daha fazla sıkmasına neden olmamalıdır. Zeki olunuz...

Kablo bağı (Zip tie): Artık kelepçe yerine de kullanılıyor, eğer çok sıkmazsanız ve hassas yerlerde kullanmazsanız emniyetli olduğu söylenebilir. Kötü bir yanı, elle sökemezsiniz, kesmek için yankeskiye ihtiyacınız var.

Büyük yan keski ve falçata: Gerektiğinde veya acil bir durumda ipleri ve kablo bağlarını kesebilmek içindir. Bunu paniğe kapılmadan yapmanız gerekir, yoksa partnerinize zarar verebilirsiniz. Falçatayı kesinlikle dibine kadar açmayın, kesebilecek kadar açın yeter. Falçata bıçak değildir.

Metal halka: Bu basit aksasuarın ne kadar kullanışlı olabileceğini bilseniz hayrete düşersiniz. Saça geçirilip kablo bağı ile sıkılarak estetik bir görüntü verebilir, kontrolü de size verir. Özellikle oral seks sırasında her iki tarafı da sevindirir :-) Ancak kesinlikle buradan bir yere bağlamayın, boyun hassassır. Tutacaksanız elinizle tutun. Diğer bir kullanım yeri de ağzı açık tutmaktır, gag topu yerine kullanılabilir ama partnerinizin diş ve ağız yapısı buna uygun olmalı.

Koli bandı: Bu bant hava geçirmez olduğundan dikkatli kullanılmalı, kesinlikle ağız burun kapatmak için kullanılmamalıdır. En güzel uygulama yeri iki bileği (hatta dört bileği) birbirine bantlamaktır. Sökülürken biraz acıtabilir ama genellikle kadınlar bu duruma ağdadan alışıktır. Saçlara bulaştırmayın partnerinizin kısa saçla dolaşmasına neden olabilirsiniz.

Badana naylonu: Aslında bu naylon salon fantezilerinizi uyguladığınızda halınızı partnerinizin üzerinde uygulayacağınız yağlı, pastalı, kremalı, ballı malzemelerden korumak içindir. Ancak eğer partneriniz isterse, bedenini çepeçevre sarmak için de kullanılabilir, bu durumda koli bantları için de yer bulmuş olursunuz. Ancak bunun içindeyken partneriniz bir gülme krizine veya paniğe girerse çabuk çözebilmek gerekir. Öyle deli bağlar gibi bağlamayın!

Streç film: Eğlenceli bir malzemedir, özellikle şeffaf oluşu beden rengini gizlemez. Tight (Tayt) bir giysi gibi sütyen, kilot bölgelerine kısmen uygulayabilirsiniz. Yüze uygulamayın, bu şekilde uygulanmasının tadı tuzu olmadığı gibi, nefes alışverişe de engel olabilir. Eğer mutlaka başa da uygulamak isteniyorsa her şeyde olduğu gibi partnerinizin rızası ile ve ağız/burun kısımları kapatılmadan uygulanmalıdır. Açabilmeniz için makas bulundurun, gereksiz yere falçata ile tehlike yaratmayın.

İlkyardım çantası: BDSM doğru ve bilinçli yapılıyorsa araç kullanmak kadar tehlikelidir. Ehliyetsiz bir çaylak direksiyon başına geçtiğinde çevresi için ne kadar tehlike oluşturuyorsa BDSM de o kadar tehlike yaratabilir. Umarım kimsenin başına gelmez ama her araçta bulunması zorunlu çanta BDSM sırasında da aynı niyetle bulundurulmalıdır.

Tasma: BDSM klasiklerindendir, el bileklikleri, boyun tasması BDSM için sembolik ve güçlü anlamlar taşır. Gevşek olarak bağlanmalı, kesinlikle bir yere askı için kullanılmamalıdır.

Pinpon topu: Bu sözsüz bir safeword'dür. Partnerinizin eline verilir, bıraktığında kesinlikle durmalı ve sorunu çözmelisiniz.

Prezervatif: 18 yaşın üstündekilere sanırım bunu anlatmaya gerek yok. Kalitelisini doğru olarak kullanın diyeceğim, bir de erkeklere kullanılmışını tam imha etmeleri gerektiğini...

Mandal: Abartmadığınız durumlar için hoş bir uyarım aracıdır. Eğer partneriniz hoşlamıyorsa kesinlikle genital bölgelerde veya meme bölgesinde kullanmayın. Hoşlanıyorsa, artık size kalmış.

Battal boy çöp torbası: Çöpler için, ortada bırakmayın... Ayrıca isterseniz parterinizin bel altını içine sokmak için kullanabilirsiniz. Bir elektrikli süpürge ile vakumlayarak eğlenceli bir oyun yapabilirsiniz. Ancak kesinlikle kafaya geçirmeyin.

Çamaşır teli: Bunun adı tel olsa bile aslında plastik kaplı kolay kayan bir iptir. Partnerinizin ayak bileklerini kısa olarak birbirine bağlayıp küçük adımlar ile yürütebilirsiniz, tabi partneriz aşağılanmaktan hoşlanıyorsa. Partnerinizin göğüslerini yağlayıp bununla sıkıp çıkartmanız masaj etkisi bile yaratabilir.

Kola, çikolata sosu, toprak, zeytinyağı, un:  Partneriniz kirletilmekten hoşlanıyorsa bu malzemeler en iyi ve en zararsız kirleticilerdir. Toprak içinde kesici taş, kabuk, çivi vb. olmamasına dikkat edin. Her ne kadar bazı okurlarım "nimetle oyun olmaz" diyeceklerdir ama olsun, onlar da ruhumuzu doyuracaktır.

Mumlar ve çakmak: Klasik bir BDSM malzemesidir. Çakmağı kesinlikle beden üzerinde denemeyin, o mumları yakmak için. Mumları emniyetli bir mesafeden kullanın, saçlara yaklaştırmayın. Parafini kesinlikle yüze damlatmayın.

Mama şırıngası, 20ml enjektör ve hava hortumu: Mama şırın,gaları en iri boyuttaki enjektörlerdir. Bunları pistonlarını çıkartarak vakum aracı olarak kullanabilirsiniz. Biri ile diğerini ince akvaryum hava hortumu ile çekerek emme yapabilirsiniz. Bununla yapacağınız emme anneannelerimizden kalan fincan çekmeden fazla değildir. Büyük ile küçlüğü çekerseniz biraz acıtabilir. Memeler ve klitoriste kullanmadan önce partnerinizin onayını alın, dur dediği yerde durun, zira göğüslerde geçici iz bırakabilir, ölçüsüz asılırsanız ve uzun kullanırsanız kalıcı deformasyona da neden olabilir. Biraz vazelin bunları daha kullanışlı hale getirebilir.