Sanal BDSM Oyunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sanal BDSM Oyunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2018 Salı

Adsıza İsim Aranıyor

Bloguma en çok yazan kişi Adsız diye biri. Ama bir karakteri var ki değişken mi değişken, sanki yirmi ayrı kişiliği var. Bazen reklam yapmak isteyen bir dom, bazen gay oluyor telefonunu veriyor, bazen de çok istekli, bütün blogumu devirmiş ve azgınlaşmış bir genç kadın.

Bazen öyle bir hali var ki, ya bir yakalasam onu Şarkıcı Tarkan'ın yaptığından beter edeceğim. Neydi o uzun süre oldu, yakalarsam muck muck. Ama benim öpüşmeyi pek sevmediğimi bütün kölelerim bilir. Bunun yerine, önüme yatırıp çıplak bedenini sıka sıka kızarana morarana kadar yoğurmak yani vıck vıck acaba güzel olur muydu?

Hayal gücünüz size ait, kendiniz için çalıştırın bakalım...


30 Temmuz 2018 Pazartesi

Tensel Temas

BDSM'nin zihinsel uyarım modelinin yanında tensel temasın ne kadar "gamechanger" yani düzen değiştiren olduğunu bilmemek için sanırım bu tür bir ilişkiyi hiç yaşamamış olmak gerekir.

Bunun bir basamak teşkil ettiğini aslında daima geçici olmuş olan bakire kölelerimden öğrendim diyebilirim, her zaman güzel oldular ama hiç bir zaman gerçekliğe cesaret edemediler.  Bu nedenle Sabri Yılmaz olarak bakire ile oyun oynama aşamasını katlayıp bir köşeye koydum. Artık çok net diyebiliyorum ki "bakireyseniz hiç gelmeyin".

Öncelikli amacım hiç bir zaman cinsel birleşme olmadı, ancak cinsel özgürlüğün getirdiği rahatlığı hiç bir zaman inkar edebileceğimi söyleyemem. Örneğin eğer kölemi soyup duvara yasladıysam ve kalçalarında vajinasında erkekliğimi hissettirebiliyorsam en son isteyeceğim şey kölemin bir "acaba" düşüncesine girmesidir. Bütün olayı bok edeceğine emin olabilirsiniz.

Göğüslerinin hunharca sıkılmasından ve acımasından onun da bir zevk alacağını sanmıyorum, hep zihninde "doğru kişiye mi bekaretimi teslim ediyorum?" endişesi taşıyacaksa beni hiç bir zaman gerçek bir efendi yerine koymamış olacağını çok iyi biliyorum. Hiç bir zaman ciyyak ciyak zevkten inleyemeyecektir.

Tensel temas ve cinsel birleşebilirlik konusu BDSM'de bir engel olmaya teşkil edecektir. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki bir erkek ilki olmak isterken kendisinin ilki olmasını istemez. Daha da kötüsü bun zihninde o kadar büyütmüştür ki, muhtemelen daha becereceği çok kadın olmasına rağmen tek kadını olmasını ister.

Saçmalıkların diyarına hoş geldiniz.
.




12 Haziran 2018 Salı

Sultanlar, Gözdeler ve Cariyeler

Osmanlı hayranlığı mı başladı demeyin lütfen... Şu aptal bilmemne yüzyıl gibi TV dizilerinden  de etkilenmem. Ancak saygı duymak lazım ki Mozart'a bile ilham kaynağı olmuş bir haremi var şu son yıllarını tükenmekle geçiren Osmanlı'nın. Soyunun devamı için, çok temel bir güdü.

Seçmece dölleri ve yumurtaları kullanan Mendel'e bile taş çıkaran bir nesil sistemini küçümsemek çok iddialı olurdu.

Her ne kadar trafikte arkası tuğralı Doblo'lar ile ilgim yok. O sahibinin zavallı anlamsız bir özlemi. Arabasının arkasına yapıştıranlar aslında orada "ben padişahın pipisini tutarım" yazdığının farkında bile değiller. Farkında olsalar bile tutacaklardır da.

Dağıtmayayım konuyu; terimleri çok eşli Osmanlı sarayından almanın ötesinde fazla bir ilintim yok bu konuyla.Burada bir kıdem sistemi ile tanımlamayı özellikle yıllardır benim kölem olmuş sevgili dişilerime bir borç, yeni gelenlere ise teşvik olarak biliyorum.

Cariyeler, en acemiler. Ya her dediğimi abartılı olarak uygulamaya eğilimliler ya da halen ne yaşadıklarının farkında bile değiller, bazen de ikisi aynı anda. Henüz fiili bir buluşma görmemiş olmaları onları gözdelerden farklı hale getirir. Anlaşıldığı üzere eğer yeterince sabırlı olup da fiili buluşma yaşamış olsalar birden bir olgunluk eşiğini dev bir adım olarak atlayacaklar. Cariyelerden sadece bir kısmı bu realite eşiğini aşabilir. Doğal seleksiyon, eğer benimle uyum konusunda güçlük çekiyorlarsa bu aşamada ayrılma o kadar da kötü değil aslında.

Gözdeler, yaşlarından bağımsız olarak BDSM konusunda az buçuk tecrübeyi edinip eşgüdümü yakalayabildiklerimiz. Eğer sadece cinsellik veya "Grinin 51. tonu" türü fantezi gibi bir beklentiye sahiplerse bir süre içinde Gözde durumundan çıkıp Götte durumuna getirir. Bu aşama en uzun aşamalardan biridir. Bu aşamada ilişki biterse genelde ebediyyen bitecektir. Genelde diyorum, çünkü fikirdaş bir arkadaşlık içinde yazışmaya devam ettiklerimiz de oluyor, ancak o kadar seyreliyor ki çoğunlukla varlığımızı bilebilecek kadar veya karşılıklı başımız sıkışınca araşmak gibi bir hale geliyor.

ve evet... Sultanlar... Onlar yıllarımızı birlikte zaman zaman yoğun, zaman zaman ayrı, ama her zaman anlayabilecek kadar öğrenmiş durumda olanlardır. Açıkça ifade edebilirim ki sadece iki Sultanım var, Yeliz ve Pissy. Bu erdeme başka gelebilen olmadı. Pencereyi aç ve atla desem yapabileceğini hissettirecek kadar güven veren ve böyle bir şeyi asla demeyeceğimi çok iyi bilecek kadar bana güvenen, acı verse de istediklerimi eksiksiz yapabilen ama bu acıdan da bir çeşit aitlik hazzı alabilen.

1 Haziran 2018 Cuma

Kölenin Kendisi ile Sınavı

Sanal olarak devam ettiğiniz bir kölenizi sizinle iletişim kurmaya mecbur edip sizin en küçük bir mesaj veya iletişimde bulunmamanız nasıl bir deneyimdir? Teknik olarak bu iletim oluyor tabi, iletişim değil.

Bu bir çeşit iletişimsel izolasyon, tek yönlü geçirgenlik. Ne kadar sürecektir? Efendi'nin keyfi gelip de isteyene kadar...

Acaba bu ne derece tek yönlü bir iletişimdir? Bazen tek bir cümle, o cümlenin beklenmesi hatta bir türlü çıkmaması bile bir iletişim kanalı oluşturabilir. İletişim bilimlerinde "iletişim kurmamak mümkün değildir" anlamında "it is not possible to not communicate" olarak ifade edilen durumun ortaya çıkma şekillerinden biridir. Bu biraz da reklamcıların, "reklamın iyisi kötüsü olmaz" ile benzer bir durum.

Diyelim günlük hayatta birine küstünüz ve konuşmuyorsunuz, eğer aynı ortamı paylaşmanız gerekiyorsa ki bir süre iletişim kurduğunuzda bazı ortamlar ortak olmaya başlar, onunla karşılaştığınızda kafanızı çevirirsiniz veya dikkate almamak için bir çaba sarf edersiniz ve genellikle de o bunu fark edecek, muhtemelen aynısını yapıyor olacaktır. İyi mi? Değil, ama iletişim mi? Evet, bayağı bayağı bir iletişim, hata sözlü iletişime göre etkileri açısından çok güçlü de bir iletişim. Tabi bu taşıyıcı olan ortak ortam biterse iletişim, taşıyıcısı (ortam) yok edilmiş olunacağından gerçekten biter, tabi yokluk veya bir beklenti nedeni ile zihinde yer yapmışsa taşıyıcı olmaksızın da devam edebilir.

Tipik tek yönlü bir iletişim bir kişinin sürekli konuşması diğerinin dinlemesi olarak daha çok bilinir, dinleyenin dinlediğine ilişkin bir belirti yok ise konuşan sadece konuşmuştur. Konuşanın dinlememesi durumu daha yavan bir durum ama dinleyip dinlemediğinin ve ne kadar etkisi olduğunun bilinmemesi daha karmaşık bir model.

Bunu Pissy ile denemeye karar verdim, kendisine tabi ki küsmedim, kendisi blogumu da okuyabilir, okur da, yasak değil ama benden benim keyfim gelinceye kadar benden kişisel bir mesaj alamayacak. Kendisinin iletişim ve kendini sunma görevlerini ise daha fazla arttırdım. Bu süre içinde adeta ses gelmeyen bir telsize konuşmak gibi beklenti ile bunları yapacak. Bunu yaparken bir amacım onu aşağılamış olmak. Bir efendiye özel sunumlar yapıyorsunuz ve o sizinle ilgilenmiyor, evde köşede unutulmuş bir vazo gibisiniz.

Bunda ne kadar acımasız olabilirim? Birkaç gün? Birkaç hafta? Aylar? Onun bu durumdan sıkılabileceğini iyi biliyorum, tecrübe ile sabit, ama itiraf etmeliyim ki sadist tarafım da bu işten hoş bir zevk almamı sağlıyor.

15 Mart 2018 Perşembe

Finansal Kölelik



Fiili veya uzaktan beden ve ruhla oynama sanatının ruhsal tarafa yakın olan bu biçimini bunca yıldır ilk defa tecrübe ediyorum.

Kimseyle para ilişkisi kadar pis bir ilişkiye girmek istememekten mi? İşin muhasebesinin ipini ucunu kaçırma korkusundan mıdır bilmiyorum bu çekingenlik. Belki de bu işlere parayı karıştırmak veya bana "paranı vereceksin" demek çok anormal geldiği için de olabilir, belki de bundan hoşlanacak bir köleye veya kölenin buna uygun bir ruh haline denk gelmediğim için...

Güven ilişkisi için belirli bir miktarı hesabıma gönder, geri gönder yapmıştık zamanında bir kölemle, ama bu o değil.

Eski kölelerimden biri ile başladık bir ekonomik kölelik modeline. Onun çevresi ile durumunun buna kısmen olsa da uygun olması bunu uygulanabilir yaptı, D/s konusuna kendisini tamamen adadığını düşündüğüm bir dönemde sadece kaptırıp gittiğimiz bir sözlü fantezi yazışmasında geçti bu fantezi.

Ama sonra... Cinsel basınç (libido yükselmesi) altında hissettiği şeylerin bu basınç geçtikten sonra da hissedilmeye devam edildiği sohbetini yaparken bu konu tekrar açıldı. Bu tür modeller sadece efendinin başının altından çıkmıyor aslında, süsleye süsleye öyle cazip hale getirdi ki kendisi benim sadece teknik kısımlarının kurallarını oluşturmam yetti.

Finansal kölelik modeli uygulanan bir şey ancak gerçekleşme şekli kişiden kişiye değişiyor, kendisini bu türde efendi olarak tanımlayan bazı efendiler kölenin daha ilişki başlangıcı itibarı ile transferlerini talep ediyorlar ve bu miktarlar köleye göre kaldırılabilir ama (tek köleden ibaret olmadıkları için) toplamda yüksek miktarlar edebiliyor.

Çoğunlukla kadın efendi ve erkek köle ilişkisi bu şekilde kurulduğu durum sözkonusu ve bilinen "femdom" ifadesinin çağrışımı ile finansal dominans "findom" olarak tanımlıyorlar. Geçimlerini bu yolla sağladıklarını belirtenler de var. Erkek efendi olanlar kendilerini direkt olarak "Cash Master" olarak nitelendiriyorlar.

Tabi, bütün bunlar bu sürece başladıktan sonra detaylı girdiğim konular oldu. Geçmişteki yazılarımdan anlaşılıyordur. Belirli bir tanım, tür veya teknik yapıya ait olmayı asla sevmedim. "Bu iş böyle yapılıyormuş" diye ansiklopedik bilgi toplamaya asla çalışmadım. Ansiklopedik bilgi bir iki şeye yarar: "beceremediği ilginç gelen şeylere olan merakı gidermeye" ve "başkalarına ne kadar çok bildiğini kanıtlamaya çalışmaya". Burada bir sürecin risklerini araştırmayı bilmeyi ayırıyorum tabi. "Şu güzelmiş deneyelim" dediğim tabi oldu ama "kitabı buymuş, böyle yapalım hadi" hiç demedim. Çeşitli alanlarda bu tartışma vardır ama bu açıdan bu işin bir sanat olduğu görüşündeyim daha çok, bilgi değil. Görüşüm o dur ki; yapmak ve yaşamak, bilmekten daha önemlidir, az bilgi yaratıcılığı destekler, çok bilgi yaratıcılığı köstekler.

Peki biz nasıl yaptık bu finansal kölelik işini?

Öncelikle kölem çok yüksek veya düşük olmasa da maaşı olan ve geçindirme yükümlülükleri nispeten düşük olan biri. Bu konunun önemli olduğunu düşünüyorum, eğer böyle olmasaydı bu işi düzene koymak gerçekten çok zor olurdu.

Maaşını aldığında mecburi rutin ödemelerini (sigorta,kredi kartı, rutin birikim gibi) bana bildirerek kendisi yapıyor. Kalanı bana veriyor, bunu ilk denemede banka üzerinden denedik ama açıkçası sonradan özellikle maaş gibi bir meblağın transferinde böyle bir D/s oyuna maliyeyi de ortak etmek pek istemedik. Efendinin köleye fatura kesmesi falan gibi şeyleri gündeme getirecek komik bir konu olurdu bu...

Haftalık olarak kendisine hayatını devam ettireceği kadar nakit olarak bir harçlık veriyorum. İhtiyat olarak da bir nakit tutmasına izin veriyorum ama mecbur olmadıkça harcamamak koşulu ile. Çünkü bu nakitten harcarsa bu ceza olarak sonraki aya yansıyor ve rutin birikim hakkından düşülüyor.

Bu konuda en zor kararlar kredi kartı konusunda oldu. Bunun için haftalık bir limit tanımladık. Limit dahilinde harcama yapabiliyor, aşarsa yine ertesi dönemin biriktirme hakkından düşülüyor. Zorluk bunun muhasebesini detaylandırmakta oldu, çünkü provizyon var, taksit var, iş biraz karışık bu konuda. Çok şükür ki taksit konusu gündeme gelmedi, onu halen kurgulamış değilim.

Kölem kredi kartı ekstresi ve banka hesap durumunu ben istediğim zaman derhal bana raporluyor (teknik olarak bunlara benim online erişmem banka güvenliği nedeniyle zor).

Bazı toplu ve mecburi alışveriş ve ödemelerin yine izne tabi olduğunu ancak bu sistemin dışında tutulduğunu söylememe sanırım gerek bulunmuyor.

Burada bu modelde çok önemli bir kaç konu var.

- Bana gelenin aylık olması, benden verilenin haftalık olması ve nakit ve kredi kartı harcamalarının sonraki haftaya hiç bir şekilde devredilememesi. Bu çok önemli çünkü biriktirme ve karar verme özgürlüğünü ortadan kaldırıyor. Kendisine ait bir şey olmaması hissini tıpkı bir kölenin etrafına çizilen bir çemberden çıkma yasağında olduğu gibi sağlıyor. Bir merkezin var ve orada durmak zorundasın, bu çember köle iradesi ile genişleyemez. Bu konuyu "kölenin izin verilen birikimi" konusu ile karıştırmamak gerekiyor, o uzun vadeli hayat boyu bir birikim ve köle o birikimi zaten kolay bozulamaz bir hesapta tuttuğundan, harcama hakkını zaten kendi sınırlandırmış durumda. Yapacağı bu birikim gerçek bir cezaya konu oluyor. Bir anlamda dev ekonomik sistemin köleliğini de bu birikim ile yapıyor.

- Özellikle maaş teslim edilmesi konusu ve anı köle için en uyarıcı şeylerden birini oluşturuyor. Tasmasını götürüp efendisinin eline vermek gibi. Teslim ettiği sanki ekonomik bağımlılığı değil de bedeni ve ruhu.

- Teslim edilenlerin ve geri dönenlerin hesabını yapmak efendinin işi. Ancak yine uyarıcı olan ve gerçek teslimiyeti sınayan konu, efendinin bu ödenenleri asla geriye vermeyeceğinin peşin kabul edilmiş olması. Efendini vicdanı belki sadistliğinin ve hükmünün önüne geçer iade edebilir ama ne bir taahhüdü var efendinin ne de bunun için sorumluluğu.

- Harçlığın ne olduğunu ihtiyaçlara ve kölenin kendisine itaatine göre efendi belirliyor. İtaatsizlik veya efendiyi hoşnut edememe durumunda tıpkı bir tasma gibi çekiştirilebilecek ucu efendide bulunan bir sınır.

- Prensipleri açısından bakıldığında köle günlük hayatında da kendisini sınırlandırıyor ama daha da önemlisi, köle günlük hayatında maaşının karşılığı olan mevcut işini efendisine itaat olarak yapıyor. Günlük hayatında da efendisinin bir kölesi işi aracılığı ile. Bu ekonomik kölelik bilinen anlamda BDSM köleliği kavramından pek farkı bulunmuyor.

Bunları yapabilmek için sanırım iki şey gerekiyor ve o olduğu için yapabiliyoruz; kölenin zor durumda kalmayacağına dair efendiye duyacağı güven ve geriye verilmeyeceğini bilerek verebilecek kadar adanmışlık, çünkü köle burada parasını emanet etmiyor, o para zaten verildiği anda gitti, burada emanet ettiği bizzat kendi ruhiyatı ve devamlılığı.

Açıkça söylemeliyim ki bu şekilde bir ilişki özellikle kölemi adeta çıldırtmış durumda, günde herhangi bir anda ekonomik bir ilişkide ıslanabiliyor. Benim içinse kendime bir BDSM ilişkisindeki şekilde sınırlamamın, dur dememin gerekmeyeceği onun maddeleşmiş hali, çünkü asla onda kalıcı bir yara bırakmak istemem (kendi siparişi yoksa), ancak bu oyun onun etindensütünden yararlanmak gibi bir olanak yaratıyor ve bu da bence oldukça zevkli.








7 Nisan 2016 Perşembe

Gözden Düşmüş Köleler

Bazen öyle ilişki düzeyleri olur ki; bir köle veya köle adayı efendisinin gözünden düşer ama efendinin kendisine olan etkisi veya çaresizliği altında kalmaya devam eder. Bu durumda efendi olsa da olur olmasa da olur konumundadır, köle ise çaresiz konumdadır.

Kendimi ve insanlığımı en çok sorguladığım durum budur. Köle aslında resmi olarak kabul ettiğim köleliğin dışındadır ama beni bırakamaz ve kötü davranışıma uğrar, her türlü sadistliğime tanık olur. İlişki bir küfür ve sadistlik, buna karşı kendine yedirememe ve tamamen kaybetmekten korku trafiğine döner.

Bu durum benim için bir etik efendi/köle ilişkisinin dışına çıkar, ancak sonuçlanamaz, çünkü köle çaresizdir, efendi ise çareli... Efendi bu durumda konumunun her türlü tadını çıkartma durumundadır, bu lezzet benzersizdir, isyankar köleyi parmağının ucunda hissetmektedir, adeta ezer. Köle ise kendi konumuna göre bütün çaresizliğin ve hakaretin tadına bakar. Eğer bu işten aldığı zevki de hissetmişse bu konumu ona benzersiz bir lezzet verir.

Bu duruma düşmüş sadece iki sub oldu, çok da arzu ettiğim bir hal değildir aslında, ama güzel midir? evet, güzeldir..


1 Nisan 2016 Cuma

Bir Kölenin Efendiye Teslimiyet Aşamaları


Sub'lar için teslimiyet gözlemlerime göre aşağıdaki akış ve detaylarla gerçekleşiyor. Hem sub hem de dom'lara bilgi olsun. Aşamaların sırası kendi aralarında birbirine geçmiş ve iç içe durumda olabilir, bazı aşamalar hızlı geçilebilir ancak akış sırası genellikle aynıdır.

1- Teslimiyet ihtiyacı farkındalığının ortaya çıkması

Bu süreç genellikle sub'ın kendi başına yaşadığı süreçtir, cinsellik ile karıştırılma olasılığı ile karıştırılabildiği bir aşamadır, bu aşamada bir dom ile temas ediliyorsa dom öncelikle sub'ın bu konuda nelere hazır olduğunu anlamalıdır.

2- Psikolojik altyapının oluşması

Bu aşama dom'un varlığını gerektirir, ilk güvenin oluşturulması bu aşamada gerçekleşir. Eğer sub'ın ihtiyacı teslimiyet değil de cinsellik ise bu aşama sub tarafından "tamamlanmış" izlenimi oluşturulmaya ve acele ile geçilmeye, dikkatsizce hatalara (önemsememekten) meyillidir. Gerçek teslimiyet isteyen bir sub bu süreçte mümkün olduğunca dikkatli ve konsantredir. Gerçek teslimiyet güven gerektirir, cinsellik ise sınırlı bir güvenle gerçekleşebilir. Bundan dolayı sub'lar bu süreçte bulunmaktan daha memnundur, fantezistler değildir. Ancak bu durum sürecin çok uzun olmasını gerektirmez, efendinin algı ve yeteneğine ve sub'ın durumuna göre değişebilir. Eğer sub cinsel açıdan deneyimli değilse bu aşamada sub eğilimi olmasa da cinsellik ile karıştırma eğiliminde olduğundan bu durumdan memnun gibi davranabilir, yaşına ve tecrübesine göre muamele edilmelidir.

3- Görsel bedensel teslimiyet

Sub'ın görsel olarak teslimi özellikle toplumsal etkilerle tabu olarak kabul edilen bölgelerin efendiye görsel olarak sunulmasıdır. Bunlar genital ve kadınlığa özgü bölgeler ve yüz'dür. Güven aşaması tamamlanmış olmasını gerektirir ama güven bazı durumlarda yeterliyken bazı durumlarda yeterli olmaz. Genellikle bir defa gerçekleştiğinde bu bariyer kırılır, ancak sub'ın psikolojik sakınmaları ve endişeleri çok yüksek ise geçilmesi mümkün olmayabilir veya gerçekleştiği halde pişmanlık hissi kalmışsa D/s ilişkinin bitiş noktası da olabilir. Bu aşamada her iki taraf da risk alır, efendi sub'ı korkutma riski ile karşı karşıyadır, sub ise dom kılığında cinsel istek güdümlü kişilere hizmet ediyor olma riski ile karşı karşıyadır. Kolay geçilmesi her iki tarafın geçmiş cinsel deneyimi fazlaysa kolaylaşır. Bu aşamada efendi de kendini görsel olarak (özellikle yüz) deşifre edebilir, ancak bu konuda ilk hamleyi koşulsuz olarak sub atmalıdır.

4- Psikolojik teslimiyet

Günlük sözlü temaslarla gelişir. Sub'un doma bağlılığı gittikçe artar. Tekrarlı kurallardan oluştuğu için bazı alışkanlıklar bu aşamada oluşur. Dom burada tekrarlı kesin kural formülizasyonunun dışında yenilikler oluşturmalı ve süreci sıkıcılıktan uzak tutmalıdır. Sub'a yaptığı hatalar açık olarak ifade edilmelidir. Başlangıçta affedildiği açıkça belirtilmeli, gelişme aşamasında ise cezasız bırakılmamalıdır. Eğer cezalar da gecikerek veya eksik yapılarak ceza gerektirmeye başlamışsa sub'ın muhtemelen ya brat, ya da SAM olma olasılığı vardır. Bu durum efendinin ilgi alanına göre değerlendirilir, ancak SAM ile uzun dönemli ilişki zordur ve tehlikelidir. Tercihen efendinin uzaklaşmayı tercih etmesinde yarar vardır.

5- Fiili bedensel teslimiyet


Sürecin bu kısmı bazen fiili durum izin vermediği için yaşanamayabilir. Güvenlik ve mahremiyet iyi organize edildiğinde, geçmişteki roller de netleşmişse bu kısım çok zor olmayacaktır. Bu ilk buluşma ile hayat bulur ancak ilk buluşma öncesi kişisel yumuşak temas (bir kahve içelim, önce romantik yemek yiyelim gibi, yüz yüze sizli bizli konuşma) olmuşsa bu aşama çok zorlaşabilir. Rollerin kesin olarak başlaması rollerin devamının da kolay gelmesini sağlayacaktır. Dom'un bu aşamada sevecen-otorite kimliğini daima koruması sub'a da çok karmaşık olmayan bir durum sağladığı için rahatlatır, eğer varsa suçluluk duygusunu köreltir (emreuyduğu için).

6- Koşulsuz itaat

Bu aşama gittikçe gelişen ve sürekli bir aşamadır. Sub genellikle sevmediği şeyleri de kabul edebilir durumdadır, bunları da efendinin otoritesi hizmetine teslim eder. Efendiye hizmet ön plandadır. Kendi istemediklerinin efendisi tarafından bilindiğine ve buna göre istendiğine emindir. Sınırlarını zorlayan şeylere fiziksel mukavemet gösterebilir ancak genellikle sözlü olarak kesin ve kati bir karşı koyuş olmaz. Bu aşamada zaten efendisinin yenilikleri azalmıştır (aslında kendisi için artık yeni olmadığından), bu nedenle sınırlarını genişletme, kendinde de yenilik arama, yenilik yapma ihtiyacı duyar. Efendisini de tanıdığı için öneriler de oluşturur, ancak bunları aktarma şeklini de artık iyi bildiğinden D/s iletişimin pasif ama etken bir parçası durumuna gelir.



Nisan 2016 Balığı



Bugün eski/yeni bütün kölelerime gönderdiğim mesaj şöyleydi;


Bugün, bütün kölelerimi azat edip ilişkimi bitirmeye ve artık bir sub olarak rol değiştirmeye karar verdim. Bu güne kadar çektirdiğim dertlere katlandığın için çok teşekkür ederim.




Muhtemelen sub olma kısmı özellikle günün anlam ve önemini çabuk anlamayı sağladı. Bu post'umun tarihine bakmadan cevap verenler sanırım kötü muamele edilmeyi hak ediyordur :-) 

10 Kasım 2014 Pazartesi

Camisk


Gor Hikayelerinde Kajira (Dişi köle) kıyafetidir Camisk. Kajira'dan bahsettiğim bir önceki yazımın resimlerinde bunu giymiş bir Kajira (gerçekte manken tabi) örnekleri bulunuyor. Çeşitlendirmek için bu yazımda başka örnekleri de vermek istedim.

Sarı ve mavi olan resimlerdekiler online satış sitelerinden. Beyaz giymiş manken ise photo stock'tan alınma, telif hakkı doğurmamak için küçük yayınlamam gerekti ama sanırım ki fikir veriyordur.

Bunu ilk olarak Belgin ile konuşmuştuk zamanında, kumaş alındı falan ama kaynadı gitti, o da uğraşamadı ben de. Diğer taraftan Ezgi elindeki imkanlarla benzerini yaptı ama görmek mümkün olmadı. Kısmet Eylül'eymiş.

Eylül tamı tamına benim çizimimdeki gibi yapmadı, resimlerden gördüğünü hazırladı. Ne de olsa yetenek başka bir şey :-) ve kadınlarda moda algısı erkeklere göre çok daha iyi. Eylül bunu giydiğinde gerçekten şimdiye kadar gördüğüm en çekici gecelik ortaya çıktı. Gerçekten çok yakışmıştı.

Bu kıyafetin özelliği nedir diye düşündüm onu bu kadar farklı hale getiren. Toparlayabildiklerim şunlar oldu;
  • Öncelikle çok basit bir kıyafet. Bir köle değerine çok uygun, işi görecek minimum maliyet. Kölenin de kendisini basit görmesi mantığına da çok uygun.
  • Çok kolay çıkartılabiliyor, kemeri çözdüğünüz anda köleniz anadan doğma kalıveriyor. Bu kolay giyilmesi anlamına da geliyor ama işin bu tarafının kime faydası olur bilemiyorum.
  • Kıyafet çıkartılmadan kölenin her etinden kolaylıkla yararlanılması mümkün ve gerçekten bu şekli erkek için çok da uyarıcı.
  • Kölenin cinsel uzuvlarının adi şekilde görülmesini engelliyor ama oralarının varlığını sürekli vurguluyor.
  • Normal bir gündüz kıyafetinin çok iddialı kalacağı şekilde bazı vücut bölümlerini ortaya çıkarması (Kalçaların yan kısımları, göğüslerin yan kısımları gibi). Başka bir ifade ile "Süper yırtmaç" etkisi.
  • Kölenizin neresini isterseniz orasını bağlamanıza engel olmayacak bir kıyafet. Neredeyse her pozisyonda, bağlı veya sabitlenmiş durumdayken kolayca giyilip çıkartılabilir. Tek deliği baş deliği olduğundan tipik olarak bağlı durumdayken çıkartılıp giyilemeyen külot, çorap, t-shirt engelleri yok.
  • Genellikle dar veya geniş gelmeyen bir kıyafettir ve uzun kısa ince kalın, iri göğüslü veya küçük göğüslü neredeyse bütün kölelere uyar.
Diğer yanda bu kıyafetin taşıması gereken bazı olmazsa olmazları var;

  • Pahalı bir malzemeden yapılmamalıdır. Zevke göre keten çuval kumaşı kullanılabilir ki aslında bu konseptine daha uygundur. Ancak saten ve benzeri seksi gece kıyafeti kumaşların tercih edenler olabilir, bence bu da oldukça çekici duruyor.
  • Şeffaf kumaştan olmamalıdır. Unutulmamalıdır ki bu kıyafet mağazalarda satılan tülden vb. mamul seksi iç giyim kıyafetinden biraz farklıdır. Bilmiyorum, belki ben sevmediğim için kişisel yorumum da olabilir.
  • Beyaz, kırmızı, pembe, turuncu renkler daha uygundur. Sarı, yeşil ve mavi renkler (her ne kadar resimlerdeki mankenler bununla seksi dursalar bile bu onların seksiliği) çok uygun değildir. 
  • Kölenin boyuna ve kilosuna göre "ideal" boyutları değişebilir ama diz altına inmemeli, süper mini etek veya şort giymişçesine kısacık olmamalıdır.


Eylül'ün nasıl yaptığını blogumda yayınlamak üzere sordum. Gönül ister ki onun güzel vücudu üzerinde burada sergileyebileyim. Ama her yiğidin yoğurt yiyişi farklı. Bedeni ile deşifre edilmek istemediği için yapmış olduğu camisk'in kumaşını soldaki gibi sergileyebiliyorum. Sadece biraz virgülüne dokunarak Onun ifadesi ile yayınlıyorum;

Eylül'ün Kaleminden;

Boyu 1,5 metre Eni 50 cm dikdörtgen şeklinde kumaştan yapılıyor. Bu ortalama bir boya göre ölçü, omuz genişliğine göre en ölçüsü değişiklik gösterebilir. Bunun için net ölçü omuz hizasının bitimi olarak ayarlanabilir.

Ben jarse kumaş kullandım, farklı kumaş seçeneğinde ölçülerde değişiklik olabilir.

Bu kumaşı boyuna ve enine olmak kaydıyla dörde katlayarak kumaşın tam orta noktasını buluyoruz, bunu ölçerek de yapabiliriz.

Orta noktadan itibaren 45 cm. kadar kesiyoruz. Bu da vücut ölçülerine göre değişiklik gösterebilir. Net ölçümüzü göğüsün 15cm kadar altına kadar olacak şekilde ayarlayabiliriz. Tespit ettiğimiz orta nokta ensemize dayanacak şekilde boynumuzdan giyiyoruz. Kumaşın boyundan başında kesmiş olduğumuz eni 10 cm boyu 1,5 metre olan kuşağımızı göğüs altından bağlıyoruz ve camisk'imiz hazır :)









9 Kasım 2014 Pazar

Kajira



John Norman'ın klasikleşmiş serisi olan olan Gor hikayelerinde (Chronicles of Gor) çizdiği kastlardan biridir kajira. Efendilerine her şekilde hizmet veren bir dişi sınıftır.

Gor hikayelerinin ve Gor kültürünün çok detayına girmeyeceğim, engin denizdir, isteyen inceler araştırır. Ben devam etmeden önce bir araştırın derim. Wikipedia'da Türkçe bir şeyler de bulabilirsiniz.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Gor_(Chronicles_of_Counter_Earth)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kajira

Burada aslında Kajira kavramını biraz eşelemek istiyorum. Wikipedia editörleri aslında bayağı güzel bilgi toparlamışlar, kendilerini tebrik etmek isterim. Ancak ansiklopedik bilginin dışında modern D/s açısından da biraz yorumlamak gerekiyor.


Kajira bir köle ama gönüllü olup olmadığı hakkında somut bir yoruma rastlayamadım, seriyi bir okumak lazım. Bu durum okurun da, yazarın da, aslında pek kimsenin umurunda da değil galiba. “Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak” örneğindeki gibi ya seve seve ya da sike sike köle olacak kız. Bazıları kader kurbanı, bazıları için geyşa, bazıları içinse cariye kavramları ile pekiştirebilir. Ama Gor öyle bir kültür ki herkesin yerini kastlar şeklinde belirlemiş. Bu da belirli bir kastın başka birine ait alana girmesine izin vermiyor. Geyşalık’ta da, Cariyelik’te de durum aynı değil mi? Halbu ki bugün özgür irade ile “özgür olmama” seçilebiliyor.

Bu bana Türbanist kafalı hocaların ve kocaların kadınlar için “kapanmak için özgürlük mücadelesi” dilemma’sını hatırlatmakla birlikte o derece yaygın olarak pompalanmadığı için pek de önemli değil.

Gönüllülük varken niye böyle kaderi işin içine sokar ki sayın Norman diye düşünürüm, aslında yanıtı da belli: Gerek olmadığından, kendini kasmamış sayın Norman. Kendisi bir düzeni tanımlamış, isteyen okuyucu istediği karakterin yerine koyar kendini. Sonuçta burada roller her ne kadar doğuştan veya kaderle dağıtılıyor olsa bile okuyucunun istediği karakteri seçme özgürlüğü var. Eğer özel olarak gönüllü olup olmadığına takmamışsa ne önemi var. Her karakterin bir müşterisi var. Kitabın da öyle.

Kajira’nın da bol çeşitleri çeşitleri var; bakiresi, ev işi tipi, seksi olanı, kaşarlısı, hatta sucuklusu (Kajirus; Erkek Kajira).

Norman bu köleler için amaca yönelik olarak bazı duruş pozisyonları oluşturmuş ki, gerçekten hepsi ayrı ayrı incelemeye değer.

Benim hoşuma giden bir şey var ki, ister Gor stili bir zevki olsun ister olmasın her kölemin sevdiği Kajira elbisesi olan Camisk.

Camisk’i Eylül kendine dikti… Online ounumuzda giydi. Aman tanrım, bu kadar yakışan bir erotik kıyafet görmemiştim. Tamamen çıplak kalması için çıkarttırmaya kıyamadım (ama çıkarttık tabi tam bedensel sergileme sahnemiz için).

Sonraki yazımda Eylül'ün tarifi ile vereceğim bu kıyafetin nasıl yapıldığını, gerçekten çok kolay bir kıyafet. Resimlerde kıyafeti kölenin üzerinde görebiliyorsunuz, nasıl yapıldığna ilişkin tarif dediğim gibi çok yakında geliyor.

Not: Resimlerdekimanken en başarlı gördüğüm resimdir. Artık anonim olarak yayında değil, ancak wikipedia  da bunu kullandığına göre lisans konusunda sorun yoktur diye düşünüyorum.

8 Kasım 2014 Cumartesi

Kölenizden Mesaj Var

Efendi olarak yapacaklarınızın sınırı konusuna biraz değinmiştim önceli yazılarımda. Burada kölenin hislerini bir geri bildirim olarak almanın öneminden bahsetmek istiyorum.

Burada mesaj olarak kastettiğim şey ne bir e-posta iletisi, ne de yalnız başına sözlü bir ifade. Mesaj, genel olarak söylenenle ondan sizin ne anladığınızdır. Bu nedenle sizin o mesajı dinlemeniz de, doğru yorumlamanız da önem taşır.

Özellikle kölenizle yeni tanıştıysanız, tecrübesizse, siz tecrübesizseniz, sizin mesajlarınız ona, onun mesajları size biraz bozularak ulaşır. Hepsi varsa ciddi bir şansa ihtiyacınız var demektir. Aradaki eş güdümü sağlayıncaya kadar sıkmadan geri bildirim almak, yaptıklarınızın nasıl etkilere yol açtığını, olumlu veya olumsuz olarak yorumlandığını öğrenmeniz gerekir.

Ancak şu var ki, “şimdi nasıl, peki şimdi nasıl” gibi sorarsanız henüz başlamakta olan ilişkinizin içine turp suyu sıkmış olursunuz. Bunu doğru şeyler için ve doğru zamanlarda yapmak lazım.

Genel olarak şunları mutlaka yapmakta yarar vardır;

  • Kontrol listesi (Checklist) verin ve cevaplanmasını isteyin. Bu özellikle işin başındayken kölenin (bu aşamada potansiyel köle diyelim) nelerden hoşlandığı ve hoşlanmadığını puanlayabileceği net bir listedir. Sorular açık ve anlaşılır olmalıdır, bunun yanlış anlaşılan yerleri varsa zaman içinde düzelterek devam etmeniz ve sorularınıza verilen cevapları doğru okumanız (algılamanız) gerekir. Bu liste karşılıklı iletişimin kelimelerini de belirleyeceği için aynı zamanda güzel bir ısınmadır.
  • BDSM veya D/s dışındaki mesajlar için ayrı bir iletişim kanalı bulundurun, mesela belirli bir sözcük (safeword) veya belirli bir başlığa sahip mail gibi. Bu kanaldan gelen şeyleri mutlaka ciddiye alın. Ancak bu kanalın suyunun çıkmamasına da dikkat edin.

Kölenizin tutumunu, yani duygu, düşünce ve davranışını umursarsanız, onu dinlemeye ve anlamaya çaba gösterirseniz onun etinden sütünden :-) sınırlarının izin verdiği maksimum ölçüde yararlanmanıza olanak sağlayacaktır, o da bu işten maksimum zevki alacaktır. Ayrıca gerektiğinde özür dilemesini de bilin, bu sizi sadece efendi değil, aynı zamanda efendi bir efendi de yapacaktır. Tecrübe ile sabittir, tarz ve üslubunuzu değiştirmeden göstereceğiniz bu tür medeni davranışlar ve şefkat onu sizin gözünüzde düşürmez,şımartmaz, tam tersi her zaman kendisine gerekli olan güveni pekiştirir.

 O sizinle beraber olmak zorunda olduğu için değil, kendi isteği ve rızası ile sizinle beraber, bunu gerektiğinde hatırlayın derim.

31 Ekim 2014 Cuma

Eylül'ün Sesi

"Kasım'a geldik, ne eylülü?" diyecekler olacaktır. Bende "aylardan değil, sub'lardan Eylül" diyeceğim. Daha önce başka bir isim vermiş olduğum (Melis), yıllar sonra bana tekrar döndüğünde bir önceki yazımda adı geçen karadeliğimin çekim alanına tekrar girip kaldığımız yerden ileri devam ettiğimiz sevgili köleciğim Eylül.

Eylül'ün benim en'lerim arasında dikkat çekici özellikleri olduğunu söyleyebilirim. Öncelikle şu ana kadar fiziği, bakımlılığı ve cehresi ile adeta manken denebilecek kadar "hoş" bir kadın. Aynı zamanda kölelik konusunda oldukça azimli ve bence kolay da dolduruşa geliyor (bu benim için iyi tabi). Kölelerimi kendi içinde birbiri ile yarıştırmak istemiyorum, hepsinin kendine göre çok sevdiğim özellikleri bulunuyor. Her birinde yeni şeyler keşfettim ve en sonuncusu da Eylül'de oldu. İznini istedim bu konudan bahsedebilmek için.

İlk olarak çook önceleri benim için göndermiş olduğu (ve blogumda da bahsetmiş olduğum) videosunu seyrederken fark etmiştim, artık o video yok, onun isteği üzerine diğerleri ile birlikte sildim, ancak yapmış olduğu eylem nedeniyle canı acıdığında sesli olarak yorum yaptığını fark etmiştim, bir şekilde yakınmaya benziyordu ama tam da değil, o zamanlar bunun üzerinde durmamıştım hiç.

Geçtiğimiz sürede web cam ile oyun oynadık biraz kendisi ile, ikimizin de webcam'i açık, yazışarak anlaşıyoruz, bu oyun onun sınırlarına yakın şeyleri içeriyordu. Mikrofonu açıktı, ben genelde sessizimdir ama o yalnız olduğu halde pek de sessiz değildi, söylediklerim, istediklerim konusunda kendine göre yorumlar yaptığını fark ettim ve bunları dinlemek için istediğim zaman bilgisayarın sesini açmam yeterli oldu. Bunlar arasında şöyle şeyler de oldu;

Daha önce aramızda geçmiş bir havuç konusu vardı, bir havucun bir nesne olarak vajinal veya anal yoldan girmesi konusunda. Bunun pek istemediği bir şey olduğunu söylemişti önceleri. Web görüşmesinde yine bu konu gündeme geldi, onun tarafından, o anda durdum ve onu biraz zorlamak istedim. Mutfağa gidip havuç getirmesini istedim.

Yerinden kalkarken "uff, nereden de karpuz kabuğu düşürdüm aklına, kendi eşekliğim, hatırlatır mısın sen, çek bakalım cezanı" gibi bir söz söyledi. Şaşırmıştım ama almaya da gitmişti. Mutfağa gönderdiğim andan beri niyetim ona biraz sub'lık stresi yaratıp D/s etkileşimi arttırmaktı, bu nedenle havucu getirdiğinde biraz gerip daha sonra yemesini isteyecektim.

Havuçla geldiğinde eline almasını istediğimde "ne yani ne olacak bununla şimdi, nimet bu" dediğini duydum. "Ye der mi acaba şimdi?" dediğimde planım bozuldu, onu duymamış numarasına yatıp biraz sevindirdim; "Isır, ye onu" dedim, gülümsemesi kayda değerdi :-) Isıra ısıra yedi. Ama tabi başka bir görüşmemizde ısırmasını istemedim o ayrı.

Belirli bir süre karşımda (kamera karşısında) ayakta dikilmesini istediğim bir pozda da söylendiğini, yorum yaptığını işittim, şu anda hatırlamıyorum ama bu da "söylenme, yakınma" türünden bir şeyler olarak geldi bana. Bu sürekli devam etti.

Peki, burada beni açımdan önemli olan nedir?

Burada benim takıldığım bir konu biraz farklı. Genellikle kölelerimle gerçek veya sanal bir iletişim içindeyken onların hoşnut olmama durumlarına karşı dikkatliyimdir ve dediklerini, seslerinin tonunu vb. dikkate alırım. Daha önce can acısı tepkisi veren çok olmuştu ama "kafa sesini" biraz da şikayet eder şekilde hiç duymamıştım.

Kendi kendilerine bulundukları durumdan yakınırlar mı? Yoksa bunu adrenalin ve reaksiyon sesleri arasında mı hissederler bunu bilmezdim.

Eylül "hem ağlarım hem giderim" misali istemiyor olsa bile ben emir verdiğim için koşulsuz olarak yapıyor olma hissini bana verdi. Bu bir yandan "istemiyor" olması yüzünden bende bir suçluluk çekincesi, diğer taraftan da "sike sike yaptırıyor" olma şeklinde garip bir haz verdi. Bu durum aynı zamanda "kendi rızasına ters olan şeyi yapıyorsa sorgulamadan her istediğimi yapar" güveni de sağladı. Kendisinden ne isteyeceğimi bilmiyorum ama şu anda ne istersem bir şekilde yapacağını biliyorum, "sevsin veya sevmesin, yakınsın, homurdansın, bağırsın çağırsın ama yapar" diyebiliyorum. Bu D/s ilişkide nirvana gibi bir şey. Sürekli bu durumda kalıyorsa efendilik hissini arttıran bir durum.

Belirttiğim gibi, kendi rızası dışında kimseye bir şey yaptırmam, ancak dediğim üzere Eylül kendisi için bu tabumu :-) yıktı devirdi. Diğer tarafta monotonluğun ötesine geçip, "bakalım bu kızla daha neler yapabiliriz" diye daha özgürce düşündürtüyor.

Aslında bununla biraz da sadistik yönümü keşfeder gibiyim, "şurada 10 yıldır kızlara yapmadığın kalmamış, daha yeni mi hissediyorsun?" diyecek olanlar olabilir, evet bazı yönlerini yeni keşfediyorum. Mesela sokaktaki kedi köpeğe taş atmaktan haz alan bazı sadistik eğilimleri olanlar var, ben sanırım bundan hiç bir zevk almam, hatta tam tersi bunu yapana sopa atmaktan büyük haz alırım. Karşımdakinin yaptığımdan zevk alması çok önemlidir. Eylül de öyle veya böyle bu durumdan haz alıyor, zorla tutmuyorum, büyülemedim (gerçek anlamında), hipnotize falan da etmedim, ama halen benim kölem, malım ve benim için bir şeyler yapmak istiyor kendi gönlüyle.

Burada benim empatik bir yaklaşımla öğrenmeye çalıştığım konu, maden yakınıp şikayet ediyor, neden yapmaya devam ediyor, bundan dolaylı da olsa bir haz alıyor mu sorusu oldu. Henüz cevaplandıramadım, Eylül'e sordum, gizemli gizemli cevaplar verdi, netleşemedim. Ya nedenini tam olarak o da bilmiyor, ya benim bilmemem anlamamam ona bir haz veriyor, ya da dolaylı olarak bir haz alıyor, üstelik yakınmaktan da haz alıyor. Belki "istemediği şeylerin kendisine emirle yaptırılması" da onun nirvanalarından.

21 Eylül 2014 Pazar

Bir Sanal BDSM Oyunu: Düşüren Sorular

Köle ve efendi arasında online (yeni adı çevrimiçi miydi?) oynanabilecek D/s oyunu aradınız mı hiç? Bulan buraya yazsın lütfen, çünkü yok… Türkçe falan değil, dünyada da yok veya var ama herkes benim gibi kendisi ile köleleri arasında gizli tutuyor.

Her yeni tanıştığım köle adayı ile zevkle oynadığım, teslimiyetin ve samimiyetin oluştuğu bir oyun “Düşüren Sorular”. Bilgisayarınıza indireceğiniz türden bir şey değil, mail ile oynanıyor. Birbirini tanımayan, biri bir sorumluluğu teslim alacak diğeri güvenip de kendini teslim edecek olan birbirini tanımayan iki kişi arasındaki D/s ilişkinin startını sağlamak için gayet başarılı olduğunu düşünüyorum.

Şunu belirtmeliyim ki şimdiye kadar yaşadığım D/s ilişkilerimin tamamı internet üzerinden başlamıştır. İlişkinin bir araya gelinceye kadarki kısmı da internet üzerinden karşılıklı hazırlıkla olmuştur. Bu nedenle karşılıklı güven ilişkisinin çalmanın, çırpmanın, üç kağıt açmanın kolay ve yoğun olduğu, çok zor bir ortamda yani internette gelişmesi ayrı bir zorluk yaratıyor. Yanlış anlaşılmalara, gereksiz endişelere, kısacası iletişim incelmelerine çok çok açık.
Öncelikle söylemem gerekir ki bu yazım oyunu tam olarak anlatan bir yazı değil, daha çok bir tanıtım veya giriştir.

Yaklaşık 5-6 yıl ve hatta daha uzun süre oldu ilk oyunu oynayalı. İlk deneğim Yeliz olmuştu, ama o zamanlar bu oyunun adı yoktu. Sonradan Melis (İsmi artık Eylül) ile oynadığımda “isim annesi” o oldu. Nedenine sonra geleceğim.

Peki neye benzer bu oyun be hey Sabri?

Üzülerek fazla detayına giremeyeceğim ama birkaç kopya vereceğim. Oyun temel olarak potansiyel efendinin mail aracılığı ile soru sorması, potansiyel kölenin de soruları çok kısa sürede aynı kanaldan yanıtlamasına dayanıyor. Süresi belirli, bir veya iki saat gibi önceden efendi tarafından belirtilmiş ve üzerinde anlaşılmış bir süre boyunca oynanıyor. Bu süre boyunca bilgisayarın başından ayrılmak veya başka bir işle ilgilenmek köle için yasak. Oyunun kuralları net olarak köleye gönderiliyor, kölenin “hazırım” cevabı ile bu süre başlıyor. Bu oyunu oyun yapan kurallar var, geneli basit, bunlardan biri “kölenin en fazla 2 dakika içinde cevap vermesi”, bir diğeri ise ”efendinin herhangi canının istediği bir zaman soru sorması”. İşte bu iki kural bu oyunu D/s oyunu yapan kural. Bu iki temel kural ismine kaynaklık etti. Melis’in çalan kapıya bakması, yine telaş ve heyecan içinde yerine dönerken sandalyeden düşmesi  ve düşmenin de birden fazla olması sonucu “Düşüren Sorular” ismi ortaya çıktı.

Bu oyunda soruların içeriği çok önemli ve bu soruların bazı koşulları olabiliyor, mesela hepsinin tam cevaplanmak zorunda olmaması gibi detaylar bulunuyor.
Bunun ötesinde sorulan soruların içeriği, efendinin bu oyunu yönetmedeki başarısı, doğru soruları doğru zamanlarda sorması ve genel olarak doğru zamanlamalar oyunu zevkli yapan şeyler, yoksa öyle kuru kuru bir boka benzemiyor oyun. Bu oyununa genellikle efendinin “Oynayalım mı?” sorusuna verilen “Oynayalım bakalım neymiş” cevabı ile başlanıyor. Efendi tarafından ustaca yönetilmiş bir “Düşüren Sorular” oyunundan sonra son soru olarak “Devam etmek istiyor musun?” sorusu efendi tarafından sorulduğunda eğer gerçekten köle potansiyeli varsa “Evet, lütfen efendim! Devam edinn.” cevabı alınıyor.

Oyun sonunda efendi tarafından bir değerlendirme yapılıyor, hatalar, süre aşımları, cevapsız kalan sorular ceza puanı olarak değerlendiriliyor. Bunun sonunda ceza puanına göre köleye ilk cezası veriliyor, ancak bunun bir ödül veya ceza olacağı efendiye ve kölenin tavına bağlı olarak değişebilir. Bu tav durumunu da soru cevaplardan çıkarabilmiş olmak efendinin bir becerisi oluyor.
Bu kadar anlatımla bu oyun oynanır mı bilmiyorum ama oynamak isteyen acemi sub olursa kölem olma gerekliliği olmadan oynamak için benden randevu alabilir, ancak bunun sonunda kölem olmayacağının bir garantisi yok. Efendilere gelince, samimi ilişki kurabildiğim efendiler bana yazarsa detayları paylaşırım ancak bu bilginin bir karşılığı olabilir. Ha “niye kölelere bedava da efendilerden bir şeyler bekleniyor?” derseniz, bu oyunu her oynadığımda üzerine yeni bir şeyler ekleyip geliştirebiliyorum ama efendilere tecrübemi vermiş oluyorum, bundandır.

Köle rolünde efendi gelirse efendiliği bırakıp köle kalmasının sorumlusu ben olmayacağım :-). Sevgiler…

Edit/Not: Bu başlık nedeniyle tahminimden fazla talep aldım. Bir kısmı da başarılı olmadı. Başarısızlıklardan ders almasını bilme hasleti ile açıklamak isterim; Sub kılığında dom'lar ve switch'ler (her iki rolü de oynayanlar) artık bana yazmasın lütfen, bu koşullarda pek başarılı olmuyor. Bu oyun öncesinde aday ile bir süre D/s oynamanın, en azından online, yararlı olduğunu gördüm. Hem samimiyetini görmek hem de ısıtmak için. Eğer köle olmaya hazırsanız çekinmeden yazabilirsiniz, herkese mümkün olduğunca zaman ayırmaya çalışıyorum. Yok eğer böyle bir nosyonunuz yoksa zaman kaybetmeyin, bu oyun iki taraf için bir geceye mal oluyor ve artık ön elemeye tabi tutuyorum talepleri.