Kajira etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kajira etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2026 Cuma

Bir Hikaye: Ezberin Ötesi, Bölüm 3

Adam yatakta kadının önüne gelip dikildi, Kadına "Gözlerini aç" dedi, bunu derken bunun bir emir şeklinde olması kadını rahatsız etmedi, tam tersine  memnuniyetini biraz arttırdı. Bu şekilde basitleştirilmesi, işin doğasına uygun şekilde "kaçınılmaz" şeklinde olması onu rahatlatırdı. Belki de bu işin en sevdiği yönüydü, basit, "emreden" ve "itaat eden"...

Gözlerini açtı... Adam "yüzüme bak" dedi, zaten emirden başka bir dil, bir ton kullanmıyordu, karşısındaki kişi onun günlük dilde nasıl konuştuğunu bilemezdi, başka bir şekilde hiç karşılaşmamışlardı. Birbirlerine karşı olan roller kalıcıydı ve bu şekilde olması durumu daha gerçekçi hale getiriyordu.

Adam yüzüne bakıyordu, başını çok da kaldırmadan adama, yukarı doğru gözlerini kaldırarak baktı. Arada bir doğal göz kırpmaları dışında gözlerini ayırmıyordu adamın yüzünden, biliyordu emrin bu olduğunu ve eksiksiz yerine getirilmesi gerektiğini.

Adam sordu, ama sesi soru sorarken bile emir gibiydi, adeta soru değil de hesap soruyordu;

"Gor hikayelerini biliyor musun?"

Evet, biliyordu, "Chronicles of Gor" kitap dizisini okumamıştı ama o kadar çok duymuştu ki, artık biliyordu. Zayıf bir sesle "Evet, biliyorum" dedi. Adam sertlikle ekledi, "Biliyorum, efendim diyeceksin ve duyabileceğim kadar bir sesle söyle, bana cevap mı veriyorsun arkamdan mı söyleniyorsun belli olmuyor"...

Hızlı şekilde düzeltti, "Biliyorum efendim!" dedi kadın. "Daha yüksek sesle..." dedi, bu sefer söylenen şekli yüksekçe sesle aman dileme gibi çıkmıştı. Adam doğal ama kati ifadeler ile anlatmaya başladı:

"O hikayelerde her şey güzel hoş ama insanın hayalgücüne hitap etmeyen de çok şey var, güzel bir fikir ama okuyucuları, izleyicileri tarafından bazı yerlerde adeta mahvedilmiş". Kadın adamın yüzüne bakmaya devam ediyordu, adam devam etti. "Son derece kadim bir hikayenin, kadim unsurlarla anlatımının ortasına günümüz İngilizcesi terimleri sokmuşlar içine, inanamıyorsun. Mesela Nadu, bir emirdir aslında, oldukça da etkileyici bir kelime ama sonrasında 'Wall' ne, 'Collar me' ne? Hele hele 'Inspection' ne???" Biraz durdu, "insanlar porno dünyasına çevirmişler bu güzelim hikayeyi. Yazık, yazık". 

Adam gitti, çantasıdan bir kumaş getirdi, ne olduğu çok belli olmuyordu ama belirli bir kesime sahip, ancak sıradan bir malzemeden kumaştı. Adam kumaşı açınca bunun bir tarafı ortadan boylu boyunca yarılmış, ancak bir ucunda bu parçalar ayrılmamış bir giysi olduğunu gördü kadın. "Bunu hatırlıyor musun?"

"Evet efendim, ama adını şu anda hatırlayamıyorum, köleler giyiyordu". Bu son iki saattir kurduğu en uzun kelimeydi kadının. Bu kadar kontrolsüz uzunlukta olması genellikle bir efendiyi rahatsız edebilirdi ama kadının sesi içinde bulunduğu durumu adeta tarif edercesine, hatta müzik ezgisine benzer şekilde çıkmıştı, adam hiçbir şey demedi bu konuda. Giysinin adını da söylemedi cevaben. "Üzerindeki bira dökülmüş kıyafetleri tamamen çıkart, bunu giyeceksin" dedi.

Emrini unutmamıştı adamın, halen gözlerini adamdan ayırmıyordu. Adamın kendisini seyrediyor olduğu umurundaydı tabi kadının, kadındı sonuçta, ama doğal şekilde devam etmek zorundaydı, üzerindekileri tamamen çıkarttı ve bu kıyafeti giydi, daha doğrusu kumaşı üzerine geçirdi. Adamın ilk cevabı "ters giydin, yarık tarafı önde, birleşik yeri kıçında olacak..." Adam ne kadar rahat demişti, "kıçında" diye, tekrar duymak isterdi bunu tekrar ama bu mesajını adama verebilecek durumda değildi, alabildiği ile yetinecekti. Kıyafeti çıkartıp ters çevirip tekrar giydi,  adamın önünde bunu yapmak çok doğal gelmişti bu sefer, önündeki kuşağını da bağladı. Sanki hastanede ameliyat edilen hastaların giydiği hafif önlüklerden giymiş gibi hissediyordu ama bu kıyafet kendisi için de hoş bir his yaratıyordu. Bu hisse kendi de bir isim bulamamıştı; "değersiz", "kullanılmaya hazır", "çaresiz"... Belki de hepsinden biraz.


Adam "Nadu!" dedi, kadın pozisyonun adı olduğunu biliyordu, biraz önce konuşurken adam ipucu dahi vermişti. Ancak umarım doğru pozisyondu bu. Çok da şanslıydı, adam detaya takılmıştı "avuçların açık şekilde bana bakacak!", evet, doğal bir hareketle avuçlarını dizlerine koymuştu, hemen çevirdi.

Adam "Artık yüzüme bakmak zorunda değilsin, hatta hiç bakmayacaksın", arkasına dolaştı ve çantadan çıkarttığı tasmayı kadının boyuna taktı. "Bu, herhangi bir aksesuar değil, senin için boynunun etrafında değil başın ile bedenin arasındaki ilişkinin bir parçası bir varlığın, bu, burada olduğu sürece bedenin ve ruhun tamamen bana ait olacak, ne dersem koşulsuz olarak ve memnuniyetle yerine getirilecek." dedi adam. Kadın anladığını ifade eder şekilde yüzü yere bakan başını birkaç defa öne salladı.

"Ben tersini söyleyinceye kadar böyle kalacaksın" dedi adam ve içeriye gitti. Adamın ne yaptığı, ne zaman döneceği konusunda hiçbir fikri yoktu kadının. Öyle bekliyordu... Kafasından bir sürü düşünce geçiyordu ama bunlar gittikçe azaldı ve adeta gözleri açık bir uyku haline girdi. Önceleri seslerden adamın ne yaptığı konusunda fikir üretmeye çalışıyordu ama bir süre sonra bundan da vazgeçti, sesleri de duymuyor gibiydi. Adamın özel bir şey yaptığı da yoktu aslında zaten, mutfaktan bir bira daha almış, salonda bilgisayarını çıkarmıştı, sonrasında bilgisayarını açıp doküman türünde bir şeyler yazmaya başlamıştı.

Adamın ne yaptığını tam olarak bilmiyordu kadın ama kendisinin önemsenmemesi üzerine kurulu olduğunu seziyordu, bekleyecekti, ta ki adamın keyfi gelip kendisiyle oynamak için dönene kadar.

(Devam edecek)


10 Nisan 2017 Pazartesi

Gor Köle pozisyonları

Gor hikayesinin bir gerçeği var. BDSM ve köleliğin lezzetli derinliklerine inebilmiş olması.

O kadar ki, hayal gücününü bile esir almış, kendisinden başka bir hayale neredeyse yer bırakmıyor.

Bu yazıda sık bilinen Gor köle pozisyonlarını, benim için ifade ettiği anlam ile yorumlayacağım. Gariptir ama pozisyonlardan bazıları egzotik bir dilde anlatılırken bazıları da doğrudan İngilizce verilmiş gitmiş. Genelde yayınlandığı halini temel alacağım.

Köle duruşlarının ortak bir yanı varsa o, emre amade olunuşudur. Bir soru varsa o da "hangi emre?" amade olunduğudur. Gor efendileri pek de konuşmayı sevmiyor olmalı ki duruşun adını söylemeleri kölenin o duruşu alması için yeterli görünmüş Norman amcamıza.

Pozisyonlardaki canlı manken Krista, kendisinden izin istedim figürleri yayınlamak için ben izin beklerken o daha da fazlasını, kendi resimlerinin linkini verdi. Bu konu ile ilgili detaylara www.goreancampus.com adresinden erişebilirsiniz.

Bu site Second Life içinde böyle bir hayat formunda olsa da mankenimiz gerçek.

NADU

Nadu biraz uzak doğu kültüründen esinlenmiş duruşlardan biri. Yogilerin duruşlarına veya Japon kültüründeki dizüstü oturuşlarına benziyor. 

Resimde olduğundan farklı olarak eller dizlere konulmuş değil de yukarı, efendiye bakar şekilde avuçlar açık durası daha uygun.





NADU (Bracelets/Kelepçe)

Nadu'nun kelepçe duruşu şeklidir. Eller iple, zincirle bağlı veya kelepçeli olabilir ama bunlara ihtiyaç olmadan kölenin efendisinin sanal bağı ile onları arkasında tutuyor olması teslimiyet için daha uygundur.








TOWER

Tower (İng. Kule) duruşunun neden bu ismi aldığını sormayın lütfen. Bu duruş yine uzak doğu savaş sanatlarında ayakların üzerine dikili olarak durulan "Kiza"duruşuna benziyor.









TOWER (Bracelets/Kelepçe)


Tower duruşunun eller arkada bağlı şekli. Bu duruş bana daha cazip göründü düz olanına göre.










OBEISANCE

Her ne kadar bildiğimiz secdeye benzese de çeşitli kültürlerde çeşitli anlamları olan bir duruştur. hürmet ve saygı ifade eder.










OBEISANCE 2

Açıkçası önceki Obeisance pozisyonu ile ilgisini ben de çözemedim. Saygıdan, hürmetten çok direkt, "yerde yüz üstü yatış" denilebilir. Vücudun, özellikle hafif bacak açıklığı ile kalça kısmını seksi gösterdiği söylenebilir.

Ellerin duruşu yukarıyı, muhtemelen efendinin istikametini gösteriyor. Bu duruşun biraz farklı gibi görünen ama tamamen farklı bir algıya yönelik halini ayrıca göreceğiz.





BARA



Bu pozisyon aslında sıralamada buradan önce yer alması gereken bir pozisyon. Bu pozisyonun olmazsa olmazı ayakların duruşu. Resimde ayaklar tesadüfen üst üste atılmış değil. Pozisyonun özünün bir parçası ayakların böyle duruşu.

Aynı zmanda konforsuz bir yatış pozisyonu olması nedeniyle bir cezalandırma duruşudur.


BELLY

Belly İngilizcede Göbek demek. Duruş göbek üzerine yatış resimden de görüleceği üzere.

Bu duruşu sanki yukarıda gördüm diyorsanız, Obeisance 2 olan pozisyona benzediğini söylemek mümkün, ellerin duruşu farklı. Önceki Obeisance duruşundakinden farklı olarak aşağı salınarak tamamen teslim olmuş bir beden görüntüsüne odaklanmış.




SLAVE BOW

Slave Bow, duruşu da eylem öncesi duruşlardan biri. Bu duruşu takiben bir şeylerin geleceği belli ve köle de buna hazır.

Eller vücudu taşıdığı için daha savunmasız bir algı yaratır.

Boyun bütün vücutla birlikte sunulur durumda olması ve bakışların hedefli olmaması efendiye karşı koşulsuz güven işareti oluşturur.




LEADING

Öne eğilme pozisyonudur. Saçların aşağı sarkması ve görüşü kapatması tipi k bir özellik oluşturur. Bu nedenle "Hair" pozisyonu, yani saç pozisyonu da denir.

Resimdeki manken normal daha dik durmaktadır. Pozisyonun normal halinde bel tam olarak 90 derece öne eğilmiş durumdadır.

Ellerin arkada bağlanması da kritik bir niteliktir.



SUBMISSION (Teslimiyet)

Elleri yukarıda tutmanın ne kadar zor olduğunu görmek isterseniz Efendi Sabri'nin bu cezasını tadın derim.

Eller bedenden uzaklaştırılmış halde olduğu için beden üzerinde efendinin yapacağı herhangi bir müdahaleye de izin verir. Özellikle tasmanın takılması için uygun bir pozisyondur, bundan dolayı Tasma pozisyonu (Collar Position) olarak da bilinir.



EXAMINATION 

Muayene/sınav pozisyonudur. Kölenin bedenini iyi şekilde sergileme biçimidir aynı zamanda. Koltuk altı temizliğinin ve vajinal temizliğinin tam olmasını gerektirir.

Ellerin ensede arkada bağlanmış olması, ayakların bir omuz genişliğinde açılmış olması duruşun olmazsa olmaz kriterlerindendir.





KNEEL TO WHIP

Bir ceza pozisyonudur. Özellikle kamçılanmak üzere alınan bir pozisyondur. Yüzü ve bedenin ön kısımlarını muhafaza eder ama sırt ve bel üstü açıklığını sergiler.

Kolların içeriye doğru toplanmış olması pozisyonun "Obeisance" pozisyonundan önemli bir farklılığıdır, zira vücudun üst kısmının yerden bir miktar yukarıda kalmasını sağlar.




SULA

Efendinin kendisini kullanması için bir genel sunum pozisyonudur.

Bacakların olabildiğince açık olması, vajinal müdahalelere olanak sağlar. Bu açıklık genellikle resimdeki mankenin aralığından daha fazladır.






SULA KI

Belin yerden kaldırılmış olduğu Sula pozisyonudur. Amacı seksüel kullanım için vajinanın efendinin uygun hizasına yükseltilmesidir.

Ayak parmaklarının ucunda yükselmiş ve kasılmış olunan şekli efendi için bir özlemin ve davetin işaretidir.






SHE SLEEN

Tipik dört ayak üzeri duruştur. Evcil hayvan fantezileri ile ilişkisi olduğunu düşünmekle beraber bir emekleme duruşu oluşu doğallık katmaktadır.

Pozisyonun cazibesi sanırım kalça ve vaijna hizasının işlevsel bir yükseklikte bulunmasıdır. Kölenin hem anal hem de doggy vajinal kullanımları için uygundur.




SLAVER'S KISS

Hem kullanım hem ceza için uyun bir pozisyondur.

Özellikle efendiyi görmeyi engellediği ve vajinal/anal kullanıma uygun olduğu için birden fazla efendinin olduğu, orta malı gösterileri için uygundur.



LESHA


Nadu pozisyonuna çok benzer, neredeyse tek farklılık başın yana çevrilmiş olmasıdır. Bu pozisyonun Nadu'dan tek farkının amacı tasma takılması için başın boynu açık bırakacak şekilde olmasıdır.






WHIP

Basitçe, cezalandırılma ve aşırı uyarılma pozisyonudur. Eller yukarıda efendinin emri ile bir arada tutulabileceği gibi, bir yere asılmış da olabilir.

Köle yeni ise ve eğitimin başında bulunulduğunda "hoş geldin" amaçlı kırbaçlanması için ideal bir pozisyondur, çünkü köleye fazla bir iş bırakmaz.


10 Kasım 2014 Pazartesi

Camisk


Gor Hikayelerinde Kajira (Dişi köle) kıyafetidir Camisk. Kajira'dan bahsettiğim bir önceki yazımın resimlerinde bunu giymiş bir Kajira (gerçekte manken tabi) örnekleri bulunuyor. Çeşitlendirmek için bu yazımda başka örnekleri de vermek istedim.

Sarı ve mavi olan resimlerdekiler online satış sitelerinden. Beyaz giymiş manken ise photo stock'tan alınma, telif hakkı doğurmamak için küçük yayınlamam gerekti ama sanırım ki fikir veriyordur.

Bunu ilk olarak Belgin ile konuşmuştuk zamanında, kumaş alındı falan ama kaynadı gitti, o da uğraşamadı ben de. Diğer taraftan Ezgi elindeki imkanlarla benzerini yaptı ama görmek mümkün olmadı. Kısmet Eylül'eymiş.

Eylül tamı tamına benim çizimimdeki gibi yapmadı, resimlerden gördüğünü hazırladı. Ne de olsa yetenek başka bir şey :-) ve kadınlarda moda algısı erkeklere göre çok daha iyi. Eylül bunu giydiğinde gerçekten şimdiye kadar gördüğüm en çekici gecelik ortaya çıktı. Gerçekten çok yakışmıştı.

Bu kıyafetin özelliği nedir diye düşündüm onu bu kadar farklı hale getiren. Toparlayabildiklerim şunlar oldu;
  • Öncelikle çok basit bir kıyafet. Bir köle değerine çok uygun, işi görecek minimum maliyet. Kölenin de kendisini basit görmesi mantığına da çok uygun.
  • Çok kolay çıkartılabiliyor, kemeri çözdüğünüz anda köleniz anadan doğma kalıveriyor. Bu kolay giyilmesi anlamına da geliyor ama işin bu tarafının kime faydası olur bilemiyorum.
  • Kıyafet çıkartılmadan kölenin her etinden kolaylıkla yararlanılması mümkün ve gerçekten bu şekli erkek için çok da uyarıcı.
  • Kölenin cinsel uzuvlarının adi şekilde görülmesini engelliyor ama oralarının varlığını sürekli vurguluyor.
  • Normal bir gündüz kıyafetinin çok iddialı kalacağı şekilde bazı vücut bölümlerini ortaya çıkarması (Kalçaların yan kısımları, göğüslerin yan kısımları gibi). Başka bir ifade ile "Süper yırtmaç" etkisi.
  • Kölenizin neresini isterseniz orasını bağlamanıza engel olmayacak bir kıyafet. Neredeyse her pozisyonda, bağlı veya sabitlenmiş durumdayken kolayca giyilip çıkartılabilir. Tek deliği baş deliği olduğundan tipik olarak bağlı durumdayken çıkartılıp giyilemeyen külot, çorap, t-shirt engelleri yok.
  • Genellikle dar veya geniş gelmeyen bir kıyafettir ve uzun kısa ince kalın, iri göğüslü veya küçük göğüslü neredeyse bütün kölelere uyar.
Diğer yanda bu kıyafetin taşıması gereken bazı olmazsa olmazları var;

  • Pahalı bir malzemeden yapılmamalıdır. Zevke göre keten çuval kumaşı kullanılabilir ki aslında bu konseptine daha uygundur. Ancak saten ve benzeri seksi gece kıyafeti kumaşların tercih edenler olabilir, bence bu da oldukça çekici duruyor.
  • Şeffaf kumaştan olmamalıdır. Unutulmamalıdır ki bu kıyafet mağazalarda satılan tülden vb. mamul seksi iç giyim kıyafetinden biraz farklıdır. Bilmiyorum, belki ben sevmediğim için kişisel yorumum da olabilir.
  • Beyaz, kırmızı, pembe, turuncu renkler daha uygundur. Sarı, yeşil ve mavi renkler (her ne kadar resimlerdeki mankenler bununla seksi dursalar bile bu onların seksiliği) çok uygun değildir. 
  • Kölenin boyuna ve kilosuna göre "ideal" boyutları değişebilir ama diz altına inmemeli, süper mini etek veya şort giymişçesine kısacık olmamalıdır.


Eylül'ün nasıl yaptığını blogumda yayınlamak üzere sordum. Gönül ister ki onun güzel vücudu üzerinde burada sergileyebileyim. Ama her yiğidin yoğurt yiyişi farklı. Bedeni ile deşifre edilmek istemediği için yapmış olduğu camisk'in kumaşını soldaki gibi sergileyebiliyorum. Sadece biraz virgülüne dokunarak Onun ifadesi ile yayınlıyorum;

Eylül'ün Kaleminden;

Boyu 1,5 metre Eni 50 cm dikdörtgen şeklinde kumaştan yapılıyor. Bu ortalama bir boya göre ölçü, omuz genişliğine göre en ölçüsü değişiklik gösterebilir. Bunun için net ölçü omuz hizasının bitimi olarak ayarlanabilir.

Ben jarse kumaş kullandım, farklı kumaş seçeneğinde ölçülerde değişiklik olabilir.

Bu kumaşı boyuna ve enine olmak kaydıyla dörde katlayarak kumaşın tam orta noktasını buluyoruz, bunu ölçerek de yapabiliriz.

Orta noktadan itibaren 45 cm. kadar kesiyoruz. Bu da vücut ölçülerine göre değişiklik gösterebilir. Net ölçümüzü göğüsün 15cm kadar altına kadar olacak şekilde ayarlayabiliriz. Tespit ettiğimiz orta nokta ensemize dayanacak şekilde boynumuzdan giyiyoruz. Kumaşın boyundan başında kesmiş olduğumuz eni 10 cm boyu 1,5 metre olan kuşağımızı göğüs altından bağlıyoruz ve camisk'imiz hazır :)









9 Kasım 2014 Pazar

Kajira



John Norman'ın klasikleşmiş serisi olan olan Gor hikayelerinde (Chronicles of Gor) çizdiği kastlardan biridir kajira. Efendilerine her şekilde hizmet veren bir dişi sınıftır.

Gor hikayelerinin ve Gor kültürünün çok detayına girmeyeceğim, engin denizdir, isteyen inceler araştırır. Ben devam etmeden önce bir araştırın derim. Wikipedia'da Türkçe bir şeyler de bulabilirsiniz.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Gor_(Chronicles_of_Counter_Earth)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kajira

Burada aslında Kajira kavramını biraz eşelemek istiyorum. Wikipedia editörleri aslında bayağı güzel bilgi toparlamışlar, kendilerini tebrik etmek isterim. Ancak ansiklopedik bilginin dışında modern D/s açısından da biraz yorumlamak gerekiyor.


Kajira bir köle ama gönüllü olup olmadığı hakkında somut bir yoruma rastlayamadım, seriyi bir okumak lazım. Bu durum okurun da, yazarın da, aslında pek kimsenin umurunda da değil galiba. “Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak” örneğindeki gibi ya seve seve ya da sike sike köle olacak kız. Bazıları kader kurbanı, bazıları için geyşa, bazıları içinse cariye kavramları ile pekiştirebilir. Ama Gor öyle bir kültür ki herkesin yerini kastlar şeklinde belirlemiş. Bu da belirli bir kastın başka birine ait alana girmesine izin vermiyor. Geyşalık’ta da, Cariyelik’te de durum aynı değil mi? Halbu ki bugün özgür irade ile “özgür olmama” seçilebiliyor.

Bu bana Türbanist kafalı hocaların ve kocaların kadınlar için “kapanmak için özgürlük mücadelesi” dilemma’sını hatırlatmakla birlikte o derece yaygın olarak pompalanmadığı için pek de önemli değil.

Gönüllülük varken niye böyle kaderi işin içine sokar ki sayın Norman diye düşünürüm, aslında yanıtı da belli: Gerek olmadığından, kendini kasmamış sayın Norman. Kendisi bir düzeni tanımlamış, isteyen okuyucu istediği karakterin yerine koyar kendini. Sonuçta burada roller her ne kadar doğuştan veya kaderle dağıtılıyor olsa bile okuyucunun istediği karakteri seçme özgürlüğü var. Eğer özel olarak gönüllü olup olmadığına takmamışsa ne önemi var. Her karakterin bir müşterisi var. Kitabın da öyle.

Kajira’nın da bol çeşitleri çeşitleri var; bakiresi, ev işi tipi, seksi olanı, kaşarlısı, hatta sucuklusu (Kajirus; Erkek Kajira).

Norman bu köleler için amaca yönelik olarak bazı duruş pozisyonları oluşturmuş ki, gerçekten hepsi ayrı ayrı incelemeye değer.

Benim hoşuma giden bir şey var ki, ister Gor stili bir zevki olsun ister olmasın her kölemin sevdiği Kajira elbisesi olan Camisk.

Camisk’i Eylül kendine dikti… Online ounumuzda giydi. Aman tanrım, bu kadar yakışan bir erotik kıyafet görmemiştim. Tamamen çıplak kalması için çıkarttırmaya kıyamadım (ama çıkarttık tabi tam bedensel sergileme sahnemiz için).

Sonraki yazımda Eylül'ün tarifi ile vereceğim bu kıyafetin nasıl yapıldığını, gerçekten çok kolay bir kıyafet. Resimlerde kıyafeti kölenin üzerinde görebiliyorsunuz, nasıl yapıldığna ilişkin tarif dediğim gibi çok yakında geliyor.

Not: Resimlerdekimanken en başarlı gördüğüm resimdir. Artık anonim olarak yayında değil, ancak wikipedia  da bunu kullandığına göre lisans konusunda sorun yoktur diye düşünüyorum.