22 Kasım 2016 Salı

Kapak Ressamı Aranıyor

"Master of Mileania" (Bin Yılın Efendisi) isimli kitabımı uzunca bir süredir köşede tutuyorum, yayınlasam da biraz bu işten para mı kazansam diye düşündüğüm oldu. Ancak şu da var ki bir kitap yayınlayıp kimliğimi gizli tutmak Türkiye gibi bir yerde gerçekten zor. E-kitap bile bir sancı. Benim gibi ticari her girişimi sorunlu olan biri için bu iş daha da zor.

Sonunda karar verdim, yazmış olduğum bölümleri web üzerinde açık olarak yayınlayacağım. Zira maddi bir beklentim yok.

Ancak bir sıkıntım var ki, o da kapak resmi bulamıyor olmam, biraz "goth" ve "fütüristik" bir kapak resmi düzenleyecek, yetenekli, tercihen köle olan birini arıyorum. Yalnız ücret falan vermeyeceğim, kapağı beğenirsem yayınlarım, beğenmeme zalimliğini de kolayca yapabilirim. Hatta tekrar tekrar yaptırtıp dominasyonun bir yöntemi olarak da kullanabilirim.

Var mı öyle yetenekli, hayalgücü kuvvetli resim yeteneği olan bir köle? Lütfen buraya "Adsız" olarak yorum belirtmeyin, direkt e-mail adresim sabri.yilar@gmail.com adresine aday olduğunuzu belirten mail gönderin.

Öncesinde bir kölelik sözleşmemiz olur, sonrasında örnek resimler üzerinde çalışırız. Benim pek ümidim yok ama yine de fikri ortaya atayım, kim bilir?

12 Kasım 2016 Cumartesi

7/24 Muleta

"Bu nasıl bir başlıktır" diyen olabilir, burada Muleta'nın potansiyel bir kölem olması ip ucunu verirsem 7/24'ün bir sıfat olduğunu fark edecek olanlar olacaktır.

Daha önce kölelerime zaman zaman "gün içinde herhangi bir zamanda" yerine getirmelerini istediğim emirlerim oldu. Ancak bunu bütün günü için isteyen biri ile ne diyeyim, ilk defa karşılaşmıştım.

Köleliği çok kısa sürdü, ilk birkaç gün ısınma sürecinden sonra bir gece sadece. O gece de benim klasiklerimden olan "cinsel anlamda teslimiyet" ve tabuların yıkılması konulu geceydi.

Öğrendiğim bir konu benim cinsellik ve grinin 50 tonu tipi bir adam olmadığım halde aslında 7/24 efendilik standardında da bir adam olmadığım oldu.

7/24 nedir?

Bu 7 gün 24 saat demek aslında. Haftanın 7 günü, günün 24 saati mutlak itaat, BDSM teknik jargonunda 7/24 güç değişimi (7/24 Power Exchange).

Köle yatar kalkar, köledir, bunun dışında bir hayat şekli yoktur. Bir fantezi teşkil etmez aslında bu yaşam biçimi, direkt olarak bir ruh halidir.

Muleta da bu gereksinim içindeydi, kendi ifadesi ile zaman zaman ona yazıp, istediğim zamanlarda onu kullanmam ona yetmiyor, bu daha çok onu bir sokak köpeği yerine koyamama benzetiyordu bunu, o evcil köpek olmak istiyordu, sürekli baskı altında.

Ben BDSM konusunda kararlı bir yapıda olmama rağmen aslında cinsellikle de ne kadar iç içe olduğumu fark ettirdi bu yaklaşımı.

Kölelik standardı o kadar yüksekti ki, daha ilk geceden benim "tabusal baskı" aracım olan cinsel ekspozasyon ona az bile gelmişti. Bu kadar çabuk teslim olmuş olan bir köle adayı daha hatırlamıyorum.

Ancak ne kadar hızlı adapte olduysa o kadar da çabuk bıraktı bu işi, saygılı bir köle olarak azadını istedi. Daha sonra kısaca yazıştık, kendisinden bu yazıyı yayınlamak için izin istemek için, sanki bir şekilde tekrar havaya girdi ancak yine koptu, ne istediğini bilen ancak çok da kararlı olmayan bir izlenim verdi açıkçası.

En zor anlayabildiğim ruh hali oldu bu benim için şimdiye kadar. Onun açısından baktığımda, aslında işsiz güçsüz olsaydım, hayatımı dolduracak başka bir şeyler olmasaydı, hayatımda vakit ayırmam gereken insanlar  var olmasaydı acaba BDSM havuzuna kendimi bu kadar sürekli ve bu kadar geniş şekilde nasıl salardım. Bana bile zor görünüyor bu şekli. Umarım aradığını bulabilir.

İş hayatı, günlük kişisel hayat derken hakikaten 7 gün 24 saat dominant kalmanın ne kadar zor olabileceğini de kavradım. Kendimi sorguluyorum acaba artık BDSM nosyonumu kaybetmeye mi başladım diye. Eskisine göre tecrübem fazla ama sanırım enerji konusunda artık o kadar savurgan olamıyorum gibi.

Çok daha uzun yazabilirdim, klavyeme geldikçe yazıyorum şimdi. Hadi burada keseyim bari, biraz farklılık olsun...

15 Ekim 2016 Cumartesi

BDSM'de Kişisel Keşifler: Hassas Uçlar

Bu gerçek bir oyun (zamane internet gençliğinin deyişiyle "reel"). Genelde BDSM randevularımın bir parçasında uyguladığım bir şey.

Köle, tamamen çıplak olmak üzere sıkıca streç film (cling film) ile döne döne sarılıyor. Baş ve boyun bölgesi hariç. Bu pozisyona mumyalama da deniyor ve zaten bilinen bir BDSM durumu. Sarma işlemi sırasında düşüp devrilmemesine dikkat etmek gerekiyor çünkü bu şekilde dengeyi kaybetmek çok kolay ve düşerken kendini koruyacak kollar da sarılı oluyor. Eğer köleniz sizden iriyse bunu denemeyin derim veya alternatif bir sarma yolu bulun.

Bu sarma sırasında kölenin vücudunun kuru olmasına ve sağlık açısından da kan dolaşımı konusunda sıkıntı olmamasına dikkat edilmesi gerekli. Eğer ayaklarda veya boyunda soğukluk, morarma hissedilirse derhal durmak ve filmi kesip açmak gerekli. Eğer köle bir yerinin uyuştuğunu söylerse de bu durum önemli. Bundan dolayı kölenin konuşmasını engelleyecek bir şey olmamalı ve safe word mutlaka kullanılmalıdır.

Tamamen sarılı ve hareketsiz durumdayken kölenin göğüs uçları dışarı çıkabilecek şekilde göğüs kısmından dikkatlice kesilerek açılır ve streç filmde 2-3 cm'lik iki delik yapılır.

Bundan sonrası göğüs uçlarının küçük vurmalarla uyarılmasından ibarettir, ben en etkili yöntemi parmaklarla küçük fiskeler vurmak olarak buldum. Bu uyarım köleyi adeta çılgına çeviriyor, sarılı olduğu için hareket kabiliyeti kısıtlı da olsa çılgın şekilde kıvranıp durması bunun etkisinin açık bir göstergesi. Ne kadar devam edeceğiniz sizin insafınıza kalmış. Mandal vb. biraz fazla durağan kalıyor. Bunu etkileşimli bir şekilde yapmak işin püf noktası.

Bunun pek istisnasını görmedim, köle tarafından oldukça sevilen bir şey. Zorlaya zorlaya streç filmin kayarak çıktığına ve tekrarı için yalvarıldığına da rastladım.

3 Ekim 2016 Pazartesi

BDSM'de Kişisel Keşifler: Gece Bağlantısı

Bu sanal bir oyun, köleye emrediliyor ve bu oyunu oynuyor. Oyundan önce köleyi kıvama getirecek bir giriş faslı gerekebilir.

Tercihen gece uyku vakti. Efendi köleye ayaklarını bağlayacağı bir kemer veya kayış buldurur. Köle efendisinin emri ile ayak bileklerini birbirine bağlar, yatağına uzanır.

Efendisi gerekli talimatları verir;
- Köle çıplak yatacaktır.
- Her 15 dk'da bir kendi bedensel resmini (yaratıcı) içeren bir e-mail gönderecektir. İçinde bulunduğu durumu, neler istediğini anlatacaktır.
- Bunu 2 veya 3 saat (efendinin keyfine göre uzayabilir veya uzun da olabilir) boyunca yapacaktır.
- Efendi kendi istemedikçe bu maillere cevap vermeyecektir. Köle efendinin, diğer hattın ucunda varlığından haberdar olmayacaktır.

Efendi birkaç şeyden birini yapabilir. Tamamen efendiye kalmış. Ben ne yaptığımı açıklamayacağım, zira efendi için bunun bir önemi de yok.
1- İşiyle gücüyle uğraşıp arada bir gelen maillere bakabilir veya bakmayabilir.
2- Yatağına gidip mışıl mışıl uyuyabilir.
3- Önceki maillerle vakit geçirebilir, geldikçe okur.

Bu oyunda genellikle köle (dişi ise) bu süre boyunca sırılsıklamdır. Erkeklerde ne olur bilemiyorum.

Neden etkili olduğunu kesin olarak ifade etmem zor. Sanırım belirsizlik, emirle yapılan görev ve cinsel olarak kendini ifade etme zorunluluğu üçlü ve güçlü bir bağ kuruyor. 15 dakika ise gayet uygun bir zaman. Eğer köleniz bu sürede uyuyup kalmışsa ertesi buluşmaya bir ceza da ayarlayabilirsiniz.

Ancak bu oyunu ertesi gün tatil olacak, kölenin uykusunu alabileceği bir günün arifesinde yapmanız önemli, günlük hayatını olumsuz etkilememek için. Unutmayın, üçüncü kişilerle ilişkileri ve kölenizin sosyal ve ekonomik hayatını olumsuz etkilemek hoş değil, en azından bu şekli benim sınırlarımın dışında.

2 Ekim 2016 Pazar

BDSM'de Kişisel Keşifler: Başlangıç

Şimdiye kadar kölelerimin en çok zevk aldığı konuları "BDSM'de Kişisel Keşifler:" başlığı ile yayınlamayacağım. Biçimi, koşulları, algılayabildiğim nedenleri ve kendimce bir analizinden oluşacak bu başlıklar.

7 Nisan 2016 Perşembe

Gözden Düşmüş Köleler

Bazen öyle ilişki düzeyleri olur ki; bir köle veya köle adayı efendisinin gözünden düşer ama efendinin kendisine olan etkisi veya çaresizliği altında kalmaya devam eder. Bu durumda efendi olsa da olur olmasa da olur konumundadır, köle ise çaresiz konumdadır.

Kendimi ve insanlığımı en çok sorguladığım durum budur. Köle aslında resmi olarak kabul ettiğim köleliğin dışındadır ama beni bırakamaz ve kötü davranışıma uğrar, her türlü sadistliğime tanık olur. İlişki bir küfür ve sadistlik, buna karşı kendine yedirememe ve tamamen kaybetmekten korku trafiğine döner.

Bu durum benim için bir etik efendi/köle ilişkisinin dışına çıkar, ancak sonuçlanamaz, çünkü köle çaresizdir, efendi ise çareli... Efendi bu durumda konumunun her türlü tadını çıkartma durumundadır, bu lezzet benzersizdir, isyankar köleyi parmağının ucunda hissetmektedir, adeta ezer. Köle ise kendi konumuna göre bütün çaresizliğin ve hakaretin tadına bakar. Eğer bu işten aldığı zevki de hissetmişse bu konumu ona benzersiz bir lezzet verir.

Bu duruma düşmüş sadece iki sub oldu, çok da arzu ettiğim bir hal değildir aslında, ama güzel midir? evet, güzeldir..


1 Nisan 2016 Cuma

Bir Kölenin Efendiye Teslimiyet Aşamaları


Sub'lar için teslimiyet gözlemlerime göre aşağıdaki akış ve detaylarla gerçekleşiyor. Hem sub hem de dom'lara bilgi olsun. Aşamaların sırası kendi aralarında birbirine geçmiş ve iç içe durumda olabilir, bazı aşamalar hızlı geçilebilir ancak akış sırası genellikle aynıdır.

1- Teslimiyet ihtiyacı farkındalığının ortaya çıkması

Bu süreç genellikle sub'ın kendi başına yaşadığı süreçtir, cinsellik ile karıştırılma olasılığı ile karıştırılabildiği bir aşamadır, bu aşamada bir dom ile temas ediliyorsa dom öncelikle sub'ın bu konuda nelere hazır olduğunu anlamalıdır.

2- Psikolojik altyapının oluşması

Bu aşama dom'un varlığını gerektirir, ilk güvenin oluşturulması bu aşamada gerçekleşir. Eğer sub'ın ihtiyacı teslimiyet değil de cinsellik ise bu aşama sub tarafından "tamamlanmış" izlenimi oluşturulmaya ve acele ile geçilmeye, dikkatsizce hatalara (önemsememekten) meyillidir. Gerçek teslimiyet isteyen bir sub bu süreçte mümkün olduğunca dikkatli ve konsantredir. Gerçek teslimiyet güven gerektirir, cinsellik ise sınırlı bir güvenle gerçekleşebilir. Bundan dolayı sub'lar bu süreçte bulunmaktan daha memnundur, fantezistler değildir. Ancak bu durum sürecin çok uzun olmasını gerektirmez, efendinin algı ve yeteneğine ve sub'ın durumuna göre değişebilir. Eğer sub cinsel açıdan deneyimli değilse bu aşamada sub eğilimi olmasa da cinsellik ile karıştırma eğiliminde olduğundan bu durumdan memnun gibi davranabilir, yaşına ve tecrübesine göre muamele edilmelidir.

3- Görsel bedensel teslimiyet

Sub'ın görsel olarak teslimi özellikle toplumsal etkilerle tabu olarak kabul edilen bölgelerin efendiye görsel olarak sunulmasıdır. Bunlar genital ve kadınlığa özgü bölgeler ve yüz'dür. Güven aşaması tamamlanmış olmasını gerektirir ama güven bazı durumlarda yeterliyken bazı durumlarda yeterli olmaz. Genellikle bir defa gerçekleştiğinde bu bariyer kırılır, ancak sub'ın psikolojik sakınmaları ve endişeleri çok yüksek ise geçilmesi mümkün olmayabilir veya gerçekleştiği halde pişmanlık hissi kalmışsa D/s ilişkinin bitiş noktası da olabilir. Bu aşamada her iki taraf da risk alır, efendi sub'ı korkutma riski ile karşı karşıyadır, sub ise dom kılığında cinsel istek güdümlü kişilere hizmet ediyor olma riski ile karşı karşıyadır. Kolay geçilmesi her iki tarafın geçmiş cinsel deneyimi fazlaysa kolaylaşır. Bu aşamada efendi de kendini görsel olarak (özellikle yüz) deşifre edebilir, ancak bu konuda ilk hamleyi koşulsuz olarak sub atmalıdır.

4- Psikolojik teslimiyet

Günlük sözlü temaslarla gelişir. Sub'un doma bağlılığı gittikçe artar. Tekrarlı kurallardan oluştuğu için bazı alışkanlıklar bu aşamada oluşur. Dom burada tekrarlı kesin kural formülizasyonunun dışında yenilikler oluşturmalı ve süreci sıkıcılıktan uzak tutmalıdır. Sub'a yaptığı hatalar açık olarak ifade edilmelidir. Başlangıçta affedildiği açıkça belirtilmeli, gelişme aşamasında ise cezasız bırakılmamalıdır. Eğer cezalar da gecikerek veya eksik yapılarak ceza gerektirmeye başlamışsa sub'ın muhtemelen ya brat, ya da SAM olma olasılığı vardır. Bu durum efendinin ilgi alanına göre değerlendirilir, ancak SAM ile uzun dönemli ilişki zordur ve tehlikelidir. Tercihen efendinin uzaklaşmayı tercih etmesinde yarar vardır.

5- Fiili bedensel teslimiyet


Sürecin bu kısmı bazen fiili durum izin vermediği için yaşanamayabilir. Güvenlik ve mahremiyet iyi organize edildiğinde, geçmişteki roller de netleşmişse bu kısım çok zor olmayacaktır. Bu ilk buluşma ile hayat bulur ancak ilk buluşma öncesi kişisel yumuşak temas (bir kahve içelim, önce romantik yemek yiyelim gibi, yüz yüze sizli bizli konuşma) olmuşsa bu aşama çok zorlaşabilir. Rollerin kesin olarak başlaması rollerin devamının da kolay gelmesini sağlayacaktır. Dom'un bu aşamada sevecen-otorite kimliğini daima koruması sub'a da çok karmaşık olmayan bir durum sağladığı için rahatlatır, eğer varsa suçluluk duygusunu köreltir (emreuyduğu için).

6- Koşulsuz itaat

Bu aşama gittikçe gelişen ve sürekli bir aşamadır. Sub genellikle sevmediği şeyleri de kabul edebilir durumdadır, bunları da efendinin otoritesi hizmetine teslim eder. Efendiye hizmet ön plandadır. Kendi istemediklerinin efendisi tarafından bilindiğine ve buna göre istendiğine emindir. Sınırlarını zorlayan şeylere fiziksel mukavemet gösterebilir ancak genellikle sözlü olarak kesin ve kati bir karşı koyuş olmaz. Bu aşamada zaten efendisinin yenilikleri azalmıştır (aslında kendisi için artık yeni olmadığından), bu nedenle sınırlarını genişletme, kendinde de yenilik arama, yenilik yapma ihtiyacı duyar. Efendisini de tanıdığı için öneriler de oluşturur, ancak bunları aktarma şeklini de artık iyi bildiğinden D/s iletişimin pasif ama etken bir parçası durumuna gelir.



Nisan 2016 Balığı



Bugün eski/yeni bütün kölelerime gönderdiğim mesaj şöyleydi;


Bugün, bütün kölelerimi azat edip ilişkimi bitirmeye ve artık bir sub olarak rol değiştirmeye karar verdim. Bu güne kadar çektirdiğim dertlere katlandığın için çok teşekkür ederim.




Muhtemelen sub olma kısmı özellikle günün anlam ve önemini çabuk anlamayı sağladı. Bu post'umun tarihine bakmadan cevap verenler sanırım kötü muamele edilmeyi hak ediyordur :-) 

24 Aralık 2015 Perşembe

Şarap ve Köle

Kölelerim için yaş sınırlaması koymakla ne kadar doğru yapmış olduğumu bana kölem Pissy gösterdi. Derler ki; "Kadın şarap gibidir. Yaşını aldıkça güzelleşir".Boşa dememişler...

 
Git deyince giden, gel deyince gelen, bembeyaz tenini spatula ve kemer ile işlediğim, ama bunun daima fazlasını isteyen ama gerçekten kalpten isteyen bir köle.

Yaptıramadığım birkaç şey bulunan ama bunları da prensiplerine ters bulduğu için yapmayan güzel kadın...

Şaraptan bahsederken çok da yaşını almış görünmesin, benim yaşımda tam bir çıtır sayılabilir, kadının en güzel yaşında 30-40 arası. Bu olgun kızın bokunu çıkarmayacağım da kimin bokunu çıkaracağım :-)

Korkulu rüyası çıplaklıktı ilk günlerimizde... Şimdi ise en azından bu başlık altında foto mankenliğimi yapmayı kabul etti. Bu sayfadaki resimler gerçekten ona ait. Diğer taraftan kendisinin bazı ilk tecrübelerime onu olduğunu söylemem lazım. Mesela bir kişi ile kendini rahatlatmak için quickie yapmak durumunda olduğunda bu kişi ile anal ilişkide bulunmuş oması bundan hoşlandığı için olmamış. Bu daha önce benim ona yaptığım şey olduğu için istemiş. Bu onu benim gözümde yükseltti. Beraberken canını acıya acıta bir vajinal bir anal girişlerimde dolaylı da olsa bir zevk almış olması, bunu bilmek beni gerçekten mutlu etti. Kalça deliğinin penisime verdiği his gerçekten muhteşem oldu. Farklı şehirlerde olmanın buluşmak konusunda getirdiği dezavantajı belki de onun kalçalarına girip çıkmanın doyulmaz keyfi giderdi. "Efendim lütfeeenn yavaşşş, acıyoor" şeklindeki ses tonunun daha da uyarıcı olduğunu söylemeye sanırım ki gerek yok.

Onu çözmeye başladığımda aslında pek de zeki olmadığı ama benim zekamın ona zevk verdiğini fark etmek, bir süre sonra zekasına yönelik hakaretlerden de zevk alabildiği sinyalini verdi. Bir kadına hiç bu kadar açık hakaret etmemiştim, bu da bir ilk oldu benim için. Bundan gocunmaması ise şaşkınlık yaşadığım ama onunla iletişimin bir parçası olageldi bir süre sonra.

Kendisinde en derin fark ettiğim konulardan biri ise onu terk edeceğim korkusu oldu. Aslında bu korkunun aramızdaki ilişki yoğunluğunu kontrole yarayabileceğini ilerleyen aşamalarda keşfettim. Bir oto kontrol mekanizması ilişkinin onun istediği yoğunlukta (muhtemelen sürekli her dakika) değil, benim canımın onu çektiği zaman olmasını sağlayabiliyordu. Bu benim için muhteşem bir duyguydu. Canım isteyince gelen istemeyince giden bir köle, kendisinin bu konuda çok mutlu olmadığının farkındayım ama dolaylı bir haz, bir kabullenmeden doğan, efendiye bağlı olma hazzı yaşadığının farkındayım.

Bütün bu özellikleri ile değme bir çıtırın doğal şekilde veremeyeceği o kadar içten verebildiğini düşünüyorum. Benim için değerlerinden biri de benim "koşulsuz olarak" ama malesef çevrenin izin verebildiği ölçüde "malım" olabilmesi oldu. Artık eminim ki, hiç istemediği bir şey olsa bile ben istediğim için mutlak bir itaatle yapacaktır.

Etinden sütünden, ruhundan, zayıflıklarından yararlanmak benim için bir zevk, şerefine Pissy :-)



5 Kasım 2015 Perşembe

The Pissy

O son fiili kölem.

ilk olarak bana geldiğinde çaresiz bir kedi yavrusu gibiydi, mail adresinde bile kedi geçiyordu. Bir pet olma fantezisi vardı. O günler seyahatte olduğumdan kendisi ile zor yazışıyordum. Başlangıçta takma ismi bile yoktu. Bu ismi ben koydum. Hem o çok istediği kedi (pet) rolü için uyumlu bir isim olarak Pissy adını taktım. Aynı zamanda İngilizcede suratsız, sidikli, mızmız gibi anlamlara geldiği için hakaret olarak da çok da güzel oturdu bu isim.

Aşmamız gereken bir güven sorunumuz vardı ve bu enderlik onun kontrolünü almamı daha da zorlaştırıyordu. Çıplaklıktan çekiniyordu, o kadar ki yüzü görünmese bile çıplak kare vermek istemiyordu.

Bu olumsuz bir durum olarak düşünülebilir herhangi biri tarafından, benim içinse değerlendirilecek bir kavram oldu. Şöyle ki, bunu ne kadar yapmasını sağlayabilirsem o kadar onu ele geçirmiş olabilecektim. Bu bir teslimiyet ölçütü olabilirdi. Genellikle kölemin teslimiyet ölçüsünü onun yapmakta zorlandığı bir şeyi, bir basamağı zorlayarak anlardım. Ya yapardı ya da "siktir olup giderdi". Kölelerime genelde iyi davranırım ama gerçekten adice defetmiş ve göndermiş olduğum kölelerim olmuştur.

Pissy beni kaybetmekten çok korkuyordu, bunu çok sonra gerçek anlamı ile anlayacaktım.

İşte bu benim için tadına doyulmaz bir güzellik olacaktı. Bu kadına canımın çektiği ve mantık dahilinde olan hemen her şeyi yaptırabilirdim. Benim zevk oyuncağım olmaya adaydı evire çevire kullanabilirdim. Onun istemediği şeyleri biliyordum, sıra ile hepsini yapacaktık.

Cinsel sergileme detayını kısa denilebilecek bir sürede aştık, bunda yavaş yavaş alıştırma, bahane kullanma yöntemim işe yaradı, aslında orospu buna da dünden hazırdı. Mahremiyetine her şekilde erişebildikten sonra bu benim için bir ölçüt olmaktan çıktı. Daha çok bir ritüel haline geldi.

İki defa buluştuk (şimdiye kadar), genellikle birincisi her zaman olduğu gibi biraz alışma buluşmasıdır, ikincisinde ise yeni yeni şeyler keşfetmektir amacım. Ancak nedense ikinci birincisine oldukça benzedi. Yaratıcılığımı ve sadizmimi sonrakiler ile birlikte arttırmayı hedefliyorum.

Birine uzaktan emrederek bir şey yaptırmak çok kolay değildir. Dürüstlük bağını kurabildiğinizde yapmış olduğu şeyleri bilirsiniz ancak yapmak istemediği şeyler konusunda onu çok kolay zorlayamazsınız. Burada bu kadınla bunları ne kadar zorlayabileceğimi öğrenmek bana heyecan verecek.

Kendisinin onayı ile yayınladığım bu yazıyı okuduğunda bunların ne olduğunu merak ettiğini söyleyecektir, soracaktır. Bu konunun onun hayalgücünü zorlayacağını, iyisi, teslim olup emirlerime uyarsa mutlu olacağını söyleyeceğim...

Benim de sınırlarım var elbet, bazı şeyleri yaptırmam ve bunlar arasında üçüncü kişilere mahremiyet konusu da bulunuyor.

Neler yapabiliriz peki? Hiç fark etmez, benim canımın istedikleri ne olur şimdiden bilemiyorum ama şu var ki, bunda onun ne istediğinin veya istemediğinin hiç bir önemi yok, burada benim zevklerim konuşur.






25 Eylül 2015 Cuma

İLAN: Stajyer Efendi Aranıyor

(Artık bu ilan geçerli değildir, miras olarak bıraktım, lütfen başvurmaynız)

Kölemi benim ile birlikte, benim öğrencim olarak domine edecek bir veya birden fazla stajyer efendi arıyorum. Aşağıdaki koşullarımın yeni başlayan zevktaşlarım tarafından mazur görülmesini, peşinen kabul edilmesini istiyorum.

- 18 yaşından büyük erkek veya kadın
- Tercihen daha önce BDSM ilişkisi yaşamamış, öğrenmeye açık
- Şehirler arası seyahat edebilecek.
- Sınırlara uyacak, medeni ve kültürlü, müşkülpesent olmayan
- Güven ve güvenlik için önceden yapılacak görüşmeleri lüks görmeyecek
- Alfa efendiye (Ben) saygıyı koruyacak, alfa efendiye efendilik ve küstahlık yapmaya kalkmayacak
- Alfa efendi ve kölenin plan ve programına uymaya gönüllü, beklemeye sabır gösterecek
- Bunun sosyal bir oyun olduğunun bilincinde olacak, dur deyince durabilecek
- Ana amacı cinsellik olmayan
- Buluşma öncesi gerçek kimliğini gizlemeye gerek görmeyecek
- Buluşma ve eğitim masraflarını kendi karşılayacak
- Reddedilse bile buna rıza göstermeyi göze almış, gerekirse bir defa ile yetinebilecek

Başvuruyu lütfen bu yayına cevaben yapmayınız. Aşağıdaki bilgilerle birlikte sabri.yilar@gmail.com adresine mail gönderiniz.

- Adınız (Başlangıç için takma isim olabilir)
- Yaşınız
- Cinsiyetiniz
- Nerede yaşadığınız, seyahat edebilirlik durumunuz
- Ne kadar süredir BDSM ile ilgili olduğunuz
- Fiili tecrübeniz olup olmadığı
- İşiniz ve benzeri yaşam şeklinize ve kültürel durumunuza ilişkin temel bilgiler

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - VII

Anahtarı yutması kolay olmuştu, minyatür bir anahtardı. Ancak kilit, zincirini bir arada tutmaya yetecek kadar sağlamdı. Zaten bu iş için çok iri bir kilit gerekmezdi.

Efendisi kadının yüzüne, yüzünün üst yarısını kaplayacak siyah bir örtü örttü, gözlerini de tamamen kapsayacak şekildeydi. Kadın beklemeye başladı.. Efendi kadının beklemediği şekilde bir hamle ile kadının dudaklarına yapıştı. Çok şiddetliydi. Bu bir öpme değildi, adeta dudaklarından bir tecavüzdü, daha çok emip de kanını emmek için uğraşır gibiydi. Kadın dudaklarını uyuşmuş, dişlerini sızlar halde bulmuştu. Ancak şimdiye kadar da hiç böyle güzel hissetmemişti.

Kadın efendisinin ilk şokunu atlatamadan göğüslerinin büyük bir kuvvetle sıkıldığını hissetti. Efendisi elleri ile kavramış bütün gücüyle sıkıyordu. Henüz buna alışmışken göğüslerinden yukarı doğru çekildiğini hissetti. Sıkılması mı daha çok canını yakıyordu yoksa çekilmesi mi, bunu bilemedi, zaten pek umurunda da değildi. Birer yağ torbası olarak elindeydi işte efendisinin... Bir süre sonra birini bıraktı efendisi. Bırakmadığını ise dibinden bir kendir, ısırıcı türde tüylü halatla sıktığını hissediyordu, halat batıyordu tenine. Aynı şey ikinci göğsüne de yapıldı.

Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu, ancak bir süre sonra göğüsleri çok hassaslaşmıştı. Efendinin göğüs başlarını parmakları ile ezercesine bastırmasıyla bu acıyı hissetti.

Bir yandan da aklı halen yuttuğu anahtardaydı. Çaresizlik ve endişe ile acı hissi birleşmişti.

Ayak bileklerini birleştiren zincirin aslında tek bir karabina (açılabilir zincir baklası) ile bilekleri birbirine bağladığını bacakları efendisinin çekmesiyle iki yana çekilince anladı kadın. İlk defa aklı başında bir efendi ile birlikte olmanın cahilliğini yaşayan kadın bunu pek düşünmemişti, zinciri bağlayacak, kilit dışında böyle bir şey olacağı aklına gelmemişti. Bu önlem kendisine veya duruma özgü değildi, efendisi yaşanabilecek tehlikelere karşı da daima bu tür önlemler alırdı. Kadın kendisini aptal gibi hissediyordu ve işin garibi bu durum çok hoşuna gitmişti. Efendisine karşı güveni düşünebileceği sınırların ötesine geçmişti, kendisine yapacağı her şeyi, her şeyi kabul etmeye hazır bir psikolojik durumdaydı.

Efendisi bacaklarını iki yana açılabileceği kadar ayırdı, hiç bu kadar ıslanmamıştı kadın daha önce, ıslaklığı yatak örtüsüne kadar akmıştı. Efendisinin etine girip çıkması çok ama çok kolay olmuştu. Bacaklarını daraltıp kadının omuzlarına kadar bastırarak devam etti efendisi, hızlı şekilde yüzündeki örtüyü çekti. Kadının gözleri zaten kapalıydı, efendisinin birkaç santimden gelen sert sesi "gözlerini aç" olarak kulağında çınladı ve anında açtı. Efendisi ile göz göze gelmişti, kendisine katı şekilde bakan gözünden başka bir şeyini görmüyordu, görmek de istemiyordu kadın. Sırtından tenine batmakta olan zincir baklaları ve göğüslerini ısırmakta olan halatlar acıdan çok zevk veriyordu. Efendi etine girip çıktıkça efendiye olan şükranını nasıl ifade edeceğini düşünüyordu. Kadın bu düşünceler içinde titredi, sıklaşan etini efendisinin organını saran ve hizmet için yaratılmış bir et olarak düşünüyordu.

Kadının boşalması göreceli olarak uzun sürdü. Bu süre boyunca efendi hiç durmamıştı, kendisi ile birlikte boşalmamıştı da. Kadın boşalırken gözlerini kapatmasına ses çıkarmamıştı efendisi.

Efendi bir süre sonra kalan zincirleri çıkarttı, kadının bedeninde giysi altı yerlerde küçük ezikler oluşturmuştu zincir halkaları.

Bundan sonra yaşanacak olanları, efendisinin kendisine daha neler yapacağını çok merak ediyordu, ne olduğunu bilmese de çok istiyordu bundan sonra olacakları, sınırlarını falan düşünmüyordu, her şeye hazırdı, ilk başladıkları zamanki endişeli kadın değildi artık...

4 Haziran 2015 Perşembe

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - VI

Endişe ettiği şeyler olmadı kadının efendisi (ki bu efendiyi artık kendi efendisi olarak benimsemişti) geriye döndü. Kadın halen bacakları mum gibi dimdik, elleri yastığında başın üstünde yatakta sırt üstü yatıyordu.

- Gözlerini kapat..

Gözlerini kapatmasını takiben efendi çantasından bir şeyler çıkardı. Kadın bir şeyler olacağını anladı ve çok geçmeden ayak bileklerine temas eden metalin soğukluğunu hissetti. Efendi ayak bileklerini zincir dolayarak birbirine bağlamıştı. Aynı soğukluğu dizlerinde hissetti. Belinin altından geçirilen zincir kadının belini sıkıyordu. En sonra bir klik sesi duydu. Efendi kadının yüzüne bir anahtar yaklaştırdı, bedenini saran zincirin bağlayıcı asma kilidine aitti bu anahtar. Kadının dudaklarına yaklaştırdı küçük asma kilit anahtarını. Hareket etmeye çalıştığında zincirin bütün vücudunu sardığını anlamıştı.

- Ağzında tutacaksın.

Kadın dudakları ile kavradı anahtarı. Ciddi şekilde uyarılmıştı, artık efendisinin yapacaklarına ek olarak o da istiyordu, arzu ediyordu bir şeyler yapılmasını. Kendini çok cesur hissetti bir anda ve kendisinin bile inanamayacağı bir soru sordu.
- Yutmamı ister misiniz efendim?

Efendi bu tür şeylere alışıktı, kölesinin havaya girmiş olduğuna sevindi;
- Şimdi senin bokunun içinde anahtar mı aratacaksın bana? Anahtarın yedeği yok.
dedi ve suratında bir tokat patlattı.

Kadının canı yanmıştı, artan adrenalin ile cevap verdi;
- Emrederseniz yutarım efendim. İsterseniz beni böylece bırakıp gidebilirsiniz efendim.
Bunu söylerken efendisinin yapmayacağını biliyordu ama yut dese yutmaya hazırdı. Hiç beklemediği bir şey oldu:

- yut anahtarı.

Önce bir yutkundu ve anahtarı yuttu. Aklını anahtardan uzaklaştırmak için çaba harcıyordu ancak nasıl açılacağına dair merakını yenemiyordu, efendisinin bir B panı var mıydı yoksa gerçekten kendini zayi edecekti de yöntem bu muydu? Bir süre sonra efendisine sordu.

- Efendim, bir şey sorabilir miyim? diye çekingen şekilde sordu?

- Hayır.

Bu cevap ile sustu ve birkaç saniye içinde kendinden geçti, nasıl olduysa birden aklından çıkmıştı anahtar artık bu cevap ile. Artık ilgilenmiyordu, konu tamamen efendisine aitti.


Önceki bölüm Sonraki bölüm

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Favori Siteler

Bu kısmı arada bir favori siteler ile güncelleyeceğim.

Bu ara sık takıldığım ve halen Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın at gözlüğü görüşlü sansürüne takılmamış siteleri listeleyeceğim. En üstteki en güncel olacak. Yorumlarınızı da alabilrim, ama beğenmezsem yayınlamam lütfen kusura bakılmasın. Çocukları koruma bence bambaşka birşey, onun için süper ve free yazılımlar var, bunları kullanmak bu kadar mı zor ki TİK biz bu işi toptan halledelim diyor :-) Umarım kendileri benim blogumu izlemeye alıp yayınladığım adresleri bir şekilde karartmazlar :-)

http://www.gobdsm.com/
http://www.ah-me.com
http://www.xhamster.com/

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - V

Bu acı faslının sonu yine geldi. Artık sızıları kadını uyarıyordu. Birden sızlayan kalçalarında bir ıslaklık hissetti, ıslak bir sünger geziyordu cildinde özellikle de canı acıyan yerleri seçtiği de belliydi.

Kadının bu durumun tadını çıkarması da gerekiyordu, biraz önce hakkında pek de emin olmadığı efendi şimdi onunla ilgileniyordu. Kendisini daha çok ait hissetmeye başlamıştı. Bedeninin artık onun malı olduğunu kabul ettiğini düşünüyordu.

Kulaklık kulağından çıktığında bir müzik dinlemekte olduğunu hatırladı. Birden sessizlik basmıştı ortalığı. Çok geçmeden gözleri de çözüldü, ortalık çok da aydınlık değildi, ne zaman olduğunu fark etmemişti ama perdeler kapatılmıştı, kapalı gözlere göre daha aydınlıktı ama çok da gözleri kamaşmamıştı.

Efendisi ona yüzünü gösterdiğinde az öncekine göre ne hissettiğini sorguladı kendi kendine. Aslında sanki o bir başkasıymış hissine de kapıldı ama elindeki spatulanın sapı ile burnunun ucundan dudaklarına inip araladığında gerçekliğin biraz farkına vardı. Dahası vajinasına dokunduğunda geldi, kadın yutkundu. Bir süre oyundan sonra efendi hassas olan bölümlere odaklandığında gözleri bir refleks olarak kapandı. Bu keyfi takiben saniyeler içinde yüzüne inen bir ve canını acıtan şaplak ile bölündü. Bunu hiç bir şekilde tereddüt içermeyen yüksek ve tok bir ses takip etti.

- Gözünü kapatmayacaksın, gözlerimden de ayırmayacaksın!

Kadın maillerinden hatırladığı tek şeyi söyledi.

- Emredersiniz efendim!

Bunu bilinçli olarak söylememişti, öylece dökülmüştü dudaklarından. Gözleri sürekli efendisinin gözlerini takip ediyordu artık gördüğü sürece. Menzilinden uzaklaşınca tekrar yakalamak üzere başına doğru bakıyordu. Efendi durumu biraz zorlaştırıyordu, artık klitoris civarına daha sertçe çalışmaya başlamıştı parmakları ile. Gözlerini açık tutmak çok zor oluyordu ama bu duruma da alışmaya başlamıştı bir yandan da. İnsan bu, her şeye alışıyordu... Efendi yüzüne gözler açık durumdayken bir şaplak daha indirdi, gözleri hareketten dolayı biraz kırpılmıştı ama tekrar açması an meselesi olmuştu, efendi bunu görmüştü, kadın da gördüğünü görmüştü ama efendisi görmezlikten geldi. Efendinin kendisini hataları ile de çok fazla sorgulamadan kabul ettiğini düşünüyordu kadın.

- Gözlerini kapatabilirsin
dedi efendi sakin bir sesle. Sanki bir seçenek değildi bu, emir telaki etti ve hemen kapandı. Kadın dudaklarında efendisinin önce soluğunu sonra kendi dudaklarını ayıran dilini hissetti, bunu klasik ama teni zorlayan bir öpüş takip etti. Efendisi bunu çok uzatmadı, böyle olması kadına çok alışılmamış geldi, pek de memnun değildi, ama efendisi böyle istemişti, böyle olacaktı, yapabileceği onun tercihlerine uymaktı o da bunu yapıyor olmakta kendisine bir mutluluk yarattı.

Efendi kadının arkasında ellerini birleştiren giysiyi çekti ve kadının elleri serbest kaldı.

- Yatağa uzan

dedi efendi yine bas bir ses tonu ile. Kadın yatağa yattı, nasıl yatacağı konusunda inanılmaz bir acemilik yaşıyordu.

- Böyle mi efendim?

dedi.

- Kendini bırak, ben nasıl olmasını istiyorsam öyle yaparım

Efendi kadının ellerini kadının başının üstünde yastıkta duracak şekilde elleri ile yönlendirdi. Bacaklarını birleştirdi, kadını öylece bırakıp odadan çıktı. İçeriden gelen sesleri duyuyordu, kapılar açılıyor kapanıyordu. Her türlü mahremiyetine giriliyordu. Bu durum kadını rahatsız etmiyordu pek. Normalde bir kişi bunları yapacak olsa, peşinden gidip en azından ne yaptığına bakardı. Burada her seste kendisini daha çok teslim olmuş hissediyordu. Bu da ona çok garip bir mutluluk yaşatıyordu. Tek endişesi efendisinin umulmadık bir soru sormasıydı. Bu konuda kendisini çalışmadığı yerden soru çıkmış bir öğrenci gibi hissetme olasılığı vardı ama her ne sorulursa her açıklamayı olduğu gibi yapmaya da hazırladı. Hoşgörüsü konusunda da bir güven hissediyordu artık.

Önceki bölüm | Sonraki bölüm

9 Mayıs 2015 Cumartesi

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - IV

Kadın, göğüs başlarında bir soğukluk hissetti, metalik bir soğukluktu, efendi bir şey gezdiriyordu. Bu gezen şeyin ne olduğunu, efendinin ne yapacağını merak ediyordu.

Bunun göğsünü kıstıracak bir şey olduğunu meme başında acıyı hissedince anladı, kıstırılan göğsünün acısı nedeniyle inlemesi tamamlanmadan bu diğer göğsünde de tekrarladı. Ellerinin arkasında, harekete izin vermeyecek şekilde bağlı olması göğsündeki acımaya karşı çaresiz oluşu ile birleştiğinde çok garip bir his haline geliyordu.

Kadın dudaklarını ısırıyordu, bunu bilinçsiz bir şekilde yapıyordu, acıdan mı, yaşadığı çaresizlikten mi yoksa cinsel uyarımdan mı kaynaklandığını o da bilmiyordu.

Ama bu umurunda da değildi... Bu hissi başka şekilde yaşayamazdı.

Sağ göğsünde sızı değil ama  baskı bir anda biraz rahatladı, bağlı şeyin çıkartılmış olduğunu tahmin ediyordu, zira halen diğerinden farksız olarak, hatta belki de daha fazla acıyordu. Ta ki, efendisinin ıslak dilinin meme ucu etrafında döndüğünü hissedene kadar...

Bu rahatlık tıpkı ileri derecede idrarına sıkışıp tuvalete gitmeye benziyordu. Efendisi dilinin ucu ile meme başının ezilen yerleri takip ediyordu. Dudaklarına değen metal şeyi hissettiğinde sıranın diline veya dudaklarına geleceğini düşünmüştü, ama yanılıyordu, efendisi ağzına serbest şekilde bırakıp ağzını kapattığında dili ile bunun bir kağıt kıskacı olduğunu anladı. Efendi bilerek, kıstırmadan ağzı ile tutmasını, hissetmesini, ne olduğunu bilmesini istemişti. Kadın ağzında dili ile çevirmeye başlamıştı kıskacı. Diğer göğüs ucundakinin canını daha çok yaktığını efendi bunu gevşettiğinde anladı. Halen acıyordu, efendinin dilini hissediyordu ama göğüs başının kenarını dişiyle ısırıp kanatmış olduğunu hissetmemişti.

Birden vajinasına umulmadık bir şaplak ile sıçradı, çok sert değildi ama bunu hiç beklemiyordu. İkincisi gelir diye bekledi, kendisini hazırladı. Herhangi bir şey gelmedi. Herhangi bir gölge görmediği herhangi bir ses duymadığı için hiç bir fikir de yürütemiyordu.

Kadın ayakta durmaktan yorulduğunu hissediyordu ama bunun asıl nedeni, ne olacağını bilmediği için psikolojik durumundan dolayı dizlerinin titremesiydi, dizlerinin bağı gevşemişti,ayakta durmak için çaba sarf ediyordu. Aradan ne kadar geçtiğini bilmiyordu ama kalçasına şaplayan şeyi hisetmişti ve bu sefer gerçekten acıtmıştı, bu bir tokat olamazdı, acıyordu. Artık beklemek garip bir acı haline gelmeye başlamıştı. Sızlaması devam ediyordu.

Efendi gidip yatağa uzandı, ellerini ensesinde birleştirdi ve yarı oturur şekilde çıplak kölesini  izlemeye başladı. Mutfaktan getirdiği mutfak spatulasını biraz acımasız kullanmış olduğunun farkındaydı ama etkisi görülüyordu. Neresine ne geleceğini bilmeyen kölesinin artık dizleri titremeye başlamıştı. Kölesi kendi sesini taktığı kulaklık nedeniyle duyamadığı için inlemeleri de doğal bir şekilde ağzından dökülüyordu. Kölesi garip sesler çıkartıyor, arada bir kafa sesi çıkıyordu dudaklarından, bu sızan sesler efendiye doğru yolda olduğunu söylüyordu. Çok net değildi ama sonuncusu açıkça "yapsın artık ne istiyorsa, yapabileceği her şey hiç bir şey yapmamasından daha güzel olacak, bir bok hissetmeyeceğim" demişti. Efendi kölesinin bu durumunu büyük bir zevkle bir süre izledi. Sıkıldığında ayağa kalktı ve nefesini hissetmesine izin vermeden, kendini hissettirmeden kölesinin bedeninin detaylarını inceledi.

Spatulanın göğsüne inmesi ile canı yanmasına rağmen kadın çok rahatlamıştı, Üzerinden bir yük kalkmış gibiydi. Dizlerinin titremesi bile kesilmişti artık. Bu sefer farklı olarak o kadar beklemeden, bir kaç saniye aralıklarla sağlı sollu iniyordu o şey, bir kaç defadan sonra kalçaya da rastgele iniyordu arada. Bu hali canını daha çok yaksa da kendini çok daha iyi hissediyordu beklemeye göre. Dili dolaşır şekilde "elinize sağlık efendim, lütfen benden temasınızı esirgemeyin" dedi. Ancak efendisi o beklenmediklik durumunu kısa süreli olarak yaratıyordu, aksak bir aralıklarla düzensiz olarak kadının göğüs ve kalçalarına iniyordu.

Önceki bölüm | Sonraki bölüm

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Neden 25+ Yaş

Cinsellik ve benzeri bedensel paylaşım aktiviteleri için yasal sınır 18'ken ben neden 25+ diyorum. Bunu anlatmaya çalışacağım. Bazen kendi kendim sorarım, insanların önemli bir bölümü ilişkide neden yaşıtları civarını tercih eder diye? Prensip olarak "genç, taze daha iyidir" diye manav usulü bir tercih çok basit bir mantıkla geçerli olabilirdi.

Bedeni körpecik "huriler" aslında daha çok bizim çakma dindarların konusu, adamlar "cennette çıtırlar bize verecek" gibi bir kafayla ibadet ediyorlarsa vah zavallı açlar vah... derim. Ha, işlerini öbür dünyaya bırakmayanları da var tabi.

Ama bende öyle değil. İstatistikle sabit, itiraf edeyim, şimdiye kadar 25 yaş altı kimse ile BDSM konusunda dikiş tutturabildiğim söylenemez. Bir Yeliz vardı en genç, tanıştığımızda 26 yaşındaydı, ben de 39 falandım sanırım.

Galiba benim favorim hep 26-35 arası oldu.

Bu bence sosyal ve iletişim boyutu olan bir konu, beklentiler ve geçmiş tecrübeler hayata bakış şeklini ve diğerini anlama şeklini değiştiriyor tarafların.

Biraz genelleme dolu olacağını şimdiden söyleyebilirim.

Genç olduğunda karşı cinse biraz daha arayış odaklı bakıyor insanlar, önünde uzun bir gelecek oluyor ve çoğunlukla "cinsellik ve ilişki" konusunda ne aradıkları konusunda çok da emin olmuyorlar. Bu arayış yaşıtları ile ilişkilere de yansıyor tabi, kısa ve arayış dolu. Bu arayış sırasında yolu BDSM'den geçenler oluyor, muhtemelen bu yazıyı okuyan siz de bunlardan biri olabilirsiniz.

Bu yaşlarda kişilerin evlilik hayatına bakışı da olduğundan fazla mükemmelleştirilmiş veya en azından idealleştirilmiş olduğundan, bu kavramı eskitmemiş olduklarından benim hem nasıl evli hem de BDSM'yi dışarıda yaşamakta olduğumu anlamakta güçlük çekiyorlar. Bu konuda bazen onlar beni suçlamakta, bazen hakaret edip fırça bile atmaktan çekinmezken ben onları suçlamıyorum. Orson Welles'in bir şarkısı vardı; "Ben genç olmanın ne olduğunu bilirim ama sen yaşlı olmanın ne demek olduğunu bilmezsin" gibi. Hani o kadar da yaşlı değilim ama idealist olup da BDSM konusunda bana yazmalarını da ben anlayamıyorum...

25+ tercihimde etkili bir konu da BDSM'den önce insanların normal bir cinsellik sürecini tatmış olmaları, buna rağmen bir arayışa girmiş bulunmaları gerektiğini düşünmem. Varsaymak zorundayım ki bana yazan insanlar 18'leri civarında cinsellliği aktif yaşayabilmişler ve 25'lerine geldiklerinde bu işin öyle veya böyle alternatiflerini aramak durumuna gelmişler.

Cinselliğim daha yeni bir olgu olduğu gençler için BDSM'ye ilginin sadece bir merak konusu olduğunu düşünüyorum. Bence aslında biraz da yanlış bir merak, sert seks ile BDSM bu konuda biraz birbirine karışmış oluyor bu yaşlarda.

İlerleyen yaşlarla insanlar cinsellikte bazı eksiklikleri veya yeni heyecanları aramak için yelken açıyorlar (bir genelleme daha). Çocuğunun olması, cinsel partnerlerin birden fazla olabilmesi hayatın bazı unsurları olarak kabul edilebiliyor. En azından "vardır bir nedeni ve beni de ilgilendirmez" denilebiliyor.

Tabi yaşı 30'ları bulmuş ancak cinsellik konusunda 18'inde gibi taze olanlar da yıllarca böyle taze kalabilenler de var. Bunun tersine 20'sine varmadan hayatın sillesini yemiş olanlar da. Ama ister gecikmiş tecrübe olsun, ister erken gelen tecrübe olsun, yıllar evet, bazı şeyleri değiştiriyor.

Bana 18 altı olarak yazanlara daha çok çocuk muamelesi yaptığımı 18-25 arası olanlara biraz kültürel öğretmenlik yaptığımı (BDSM'nin aslında aradıkları şey olmadığı sonucuna varmaları ile sonuçlanması ile) söyleyebilirim. 25+ üstü için potansiyel bir partner gözüyle baktığımı belirtmeliyim.

2 Mayıs 2015 Cumartesi

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - III

İki taraftan çıplak omuzlarına değen parmakları hissetmişti kadın. Yavaş yavaş kollarını izleyerek aşağı doğru iniyordu bu his. Efendi kadının bileklerine geldiğinde durdu, bileklerini sert bir şekilde kavradı ve arkasında kalçalarının üzerinde birleştirdi.

Kadın, üzerindeki ince geceliği zar zor hissetmesine rağmen yukarı kaldırıldığını hissetti, geceliğin geniş dekoltesinin kolaylaştırdığı şekilde boynundan çıkarılıp ellerine kadar geldiğini hissetti. Gecelik, arkasında ellerini bağlar durumdaydı. Efendi geceliği biraz daha sıkıştırdı ve bağ olarak kendiliğinden çıkmayacak halde bıraktı. Kadının elleri arkasında bağlıydı.

Sert bir emirle irkildi kadın; "Bacaklarını arala"... Kadın araladı... Ses boynunun yanındaki ağızdan gelecek kadar yakındı."Dediğimi doğru yap, arala...". Efendinin yeterli bulmadığını anlamıştı, iki yana daha çok açtı kadın. Bu hareket onu uyarmıştı, ıslanıyor olmalıydı. Bunun hayali bile onu titretebilirdi ama gerçeğe geldiğinde durum biraz farklıydı. Merak duygusu cinsel hisleri ile karıştığında farklı bir etki yaratıyordu, neler olacağını merak ediyordu.

Kalçalarının yuvarlıklarında ellerin dolaştığını hissediyordu. Boynunu hafifçe geriye attı kadın, bunu bilinçli yapmamıştı, belki de bilinç dışı bir mesajdı. Öyle görünüyordu ki mesaj alınmıştı, kulak memesine önce dudaklar değdiğini hissetti, sonrasında ise dişlerin arasında kaldığını... Eller bedeninde yukarı doğru kaymıştı, göğüslerine ulaşmış, meme uçlarını parmaklar arasında tutuyordu. Meme uçları pek alışık olunmadık şekilde sıkılıyordu, hiç kimse daha önce burasıyla bu kadar acımasızca oynamamıştı.

O beden nedensizce ani bir şekilde kendisinden ayrıldı... Efendisine bir kusur yapmış olduğu endişesine kapıldı kadın. Neyi yanlış yapmış olduğunu düşünüyordu. Aradan dakikalar geçti, bir süre sonra kulaklarına kulaklık takıldığını hissetti. Arka planında doğadan sesler olan new age türü bir şeyler çalıyordu, daha önceden çok ilgisini çeken bir müzik değildi bu ancak gözlerindeki eşarptan dolayı görememesi ile birleştiğinde bütün mesaj ortamı artık bedeni olmuştu.

Önceki bölüm Sonraki bölüm





BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - II

Daha önce yatak odasının kapısının gıcırdamakta olduğunu hiç fark etmemişti, kapı gıcırdayarak aralandı. Kadın nefesini tutmuş her sesi dinlemeye çalışıyordu.

Bir süre hiçbir şey olmadı, adam kadının nefesini tutmuş, stres içinde beklediğini iyi biliyordu ve bunun fiziksel ve psikolojik bir dayanma noktasını beklemeye kararlı görünüyordu. Bu aynı zamanda kadının rahatlama ve "tamam, devam edelim" sinyaline kadar; derin nefes alışverişine kadar devam edecekti.

Kadın derin bir nefes aldı verdi, bu bir "hazırım" sinyaliydi. Nefesini verirken "ne olacaksa olsun" diye düşünüp vermişti zaten. Verip aldığı o solukla başka bir dünyaya adım atmıştı sanki... Gerçekten O'na şu anda teslim olduğu geçiyordu aklından.

Sessizliği adamın sert sesi bozdu... "Kalk ve duvara yüzünü ver"... Bu ilk temas sayılabilirdi... Adamın sesi çok yakından geliyordu.

Üzerinde incecik bir gecelik vardı, önceki konuşmalarında çıplak olunmasını istememişti efendi. Ancak üzerinde de tek giysiden başka bir şey olmaması konusunda bilgi vermişti, tek bir takı bile istemiyordu...

Kadın kalktı ve yatağın ayak ucu tarafında boş olan duvara doğru ilerledi. Bir süre sonra yatağın gıcırdadığını duydu, efendisi kendi boşalttığı yatağa oturmuş veya uzanmıştı. Muhtemelen kendisini izliyor olmalıydı.

Kadın ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu, kalbinin temposu sakinleşmiş ve düşüncelere dalmıştı. Arkasında kendisini birinin sürekli olarak izliyor olması fikri ona çok normal gelmeye başlamıştı.

Bir ara yatakta bir hareket sesi duydu ama bunu bir şey takip etmedi. Sanki efendi yataktan kalkmıştı. O ise artık nerede olduğu konusunda endişesiz sadece normal bir merak duyuyordu.

Boynunda bir nefes sıcaklığı hissetti. Efendi yakındı, hem de çok.

Kendi üzerine ne düşerse koşulsuz yapması gerektiğini düşündü...

Önceki bölüm Sonraki bölüm

1 Mayıs 2015 Cuma

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - I

Genç kadın ilk defa BDSM partnerle buluşacaktı. Daha önce bu adamla yapmış olduğu yazışmalar ve telefon görüşmeleri yanında bu gelişmeler kendisine çok ama çok daha canlı geliyordu. Çok uzun süredir BDSM konusunda araştırmış, bir bölümü porno olan çok sayıda filmden bunu öğrenmeye çalışmıştı. Bilgi, izleme ve hayaller ona artık yetmiyordu; BDSM'yi zihninde canlandırmak hoştu, sınırsızdı, her şey istediği gibi oluyordu seçimleri tesadüfi olmadığından. Gerçekten bunu yapabilmek ise hep bir mit olmuştu ve bir yandan biraz ürpertici, bir yandan da komik ve suni geliyordu. Henüz yaşamamış olduğundan buna dışarıdan bakarak bu şekilde algıladığının da farkındaydı.

Kafasından bu düşünceler geçerken dairesinin kapısı apartmanın girişinden çalındı... Gelen o olmalıydı... Kapı açma düğmesine bastı. Zor duruma düşürecek kötü bir tesadüf yaşanmaması için kapıyı çaldıktan sonra mesaj da atacaktı. Daha önce konuşulmuş olduğu üzere cep telefonuna gelen SMS'in sinyalini duydu genç kadın, heyecandan içeriğine bile bakmadan daire kapısını araladı. Asansörün sesini dinledi, kendi katında açıldığında kapıyı aralık bırakarak hızlı bir şekilde yatak odasına koşturdu. Kılık kıyafet ile uğraşmadı, onları yarım saat önceden giymişti bile. Yatak odasında gözlerini siyah eşarp ile bağladı ve sırt üstü olarak yatağa upuzun uzandı.

Kadının yapacağı, yapması gereken bir şey yoktu. Bu saatten sonra artık başına gelecekleri kendisinin belirleyemeyeceğini, belirlemeye kalkarsa beklediği tatmini tam tersine olumsuz hale getireceğini biliyordu. Kaderi başkası, o adam çizecekti artık.

Yatak odasına giden koridordan sakin sakin yürüyen ayak sesleri gelirken yatağına uzanmıştı... Bekliyordu...

Sonraki bölüm