eziyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eziyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2022 Cumartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - VI - Hava Boşluğu

 Streç filmin nasıl işe yaradığını Sabri iyi biliyordu, ekmek gibiydi, yalnız başına yavan kalıyordu ama renklendirildiğinde inanılmaz olabiliyordu, birkaç streç film numarası daha deneyecekti Yeliz üzerinde.

Yeliz’i yine salonun ortasına aldı, beline streç film ile iki üç tur attı. Bekleyen Kerem’e verdi streç film rulosunu.Kollarını arkasında birleştirilmiş şekilde streçin içinde bırakacak şekilde sarmak üzere Yeliz’i olduğu yerde çevirmeye başladı Sabri.Başı açıkta kalacak şekilde boynunu da kapsayacak şekilde sarıyordu. Öncekilere göre farklılık olacaktı, o da bel altında olacaktı. İki bacağını birlikte değil, ayrı ayrı sarmak üzere Yeliz’i çevirmeyi bırakıp Kerem ile ruloyu Yeliz’in bacak arasından al ver yaparak sardılar iki bacağını ayak bileğine kadar. Dikkatli bir şekilde yere sırt üstü yatırdıktan sonra Yeliz’in iki bacağını iki yana açıp evdeki süpürge sopasını Yeliz’in iki bacağını iki yana açacak şekilde yerleştirdi Sabri. Sopa belinin altından geçip iki ayak bileği hizasına doğru iki yandan uzanıyordu. Bacak arasında bir kişinin yerleşebileceği kadar bir boşluk bırakıp ayak bileklerinden süpürge sopasına sarmaya başladı Sabri. Yeterince gerginleştikten sonra Sabri Yeliz’in bikini bölgesindeki naylon kısmını keserek aldı. Göğüs bombelerini tamamen dışarıda bırakacak şekilde göğüs bölgesindeki naylonu da keserek açtı. Yeliz’in yüzüne borulu bir medikal maske yerleştirdi ve başını da tamamen sardı.Artık nefes alış verişi tamamen borudan oluyordu Yeliz’in. Nefes almasını engellemek için Sabri’nin yapması gereken tek şey hortumun ucunu eliyle kapatmaktı. Yeliz’in esmer saçları tamamen streç filmin altında kalmıştı, bu şekli ile ters bir T harfini andırıyordu. Süpürge sapı tamamen Yeliz’i tutup kendine çekecek bir araç haline gelmişti.Yeliz’i becermek isteyen sapı istediği yüksekliğe getirip girip çıkabilecekti, sapı iki ucundan tutup istenen yere sürükleyerek götürmek de mümkündü.

Sabri Yeliz’in göğüs hizasına yaklaştı ve meme uçları ile oynamaya başladı. Sert ve soğuktular. Parmağı ile birer fiske vurdu ikisine de, Yeliz dar streç sargının içinde hafifçe hareketlendi bu uyarım üzerinde. Bir göğüs ucunda Sabri diğerinde Kerem olmak üzere bu uyarıma daha da hızlanarak ve sertleştirerek devam ettiler. Artık Yeliz hafif hareket etmiyordu, adeta kıvranıyordu streç filmi yırtarcasına ama pek şansı da yoktu yırtıp çıkmak için. Kerem fiske atmaya devam ederken Sabri Yeliz’in bacakları arasında yerini aldı ve girip çıkmaya başladı. Yeliz’in vajinası adeta kasıla kasıla dans ediyordu Sabrinin penisi etrafında. Sabri hortumun ucunu aldı ve Kerem’den durmasını rica etti. Yeliz nefes nefeseydi ama gittikçe sakinleşiyordu. Sabri girip çıkmaya kaldığı yerden devam ederken hortumun ucunu tıkadı. Bir süre havasız idare eden Yeliz, sık nefes alıp verme trendinde olduğu için çok sürmedi. Hortum ve maske refleks ile kasıldı, Sabri hortumu hemen bırakmadı ama bu konudaki zamalamanın ne kadar hayati ve tehlikeli olduğunu biliyordu. Uygun bir zamanda bıraktı ve Yeliz’in göğsü derin derin inip çıkmaya başladı. Kendine geldiğinde hortumu tekrar kapattı, bir yandan da Yeliz’e girip çıkmaya devam ediyordu. 

Birkaç tekrardan sonra Yeliz bir süre sonra bilincini kaybetmişçesine kendini Sabri’ye doğru itiyor ve vaijnal kasları ile sahibinin penisini okşuyordu. 

Bir ara hortumu bıraktığı aralıkta Kerem’in artık fiske atmak falan değil kadının göğüslerini koparırcasına çekiştirerek sıkmakta olduğunu gördü. Sabri Kerem’i de yola getirmiş olduğunu düşündü. Kerem’i kendi yerine davet ederek Yeliz’i becermeye devam etmesini istedi. Yavaşça kadının başındaki streçli bölgeyi açtı maskeyi aldı, Yeliz yüzünde maskenin izi ile tamamen su içinde kalmıştı, sahibine yarı yalvaran yarı müteşekkir gözlerle bakıyordu.

Sabri yüzüne kulağını yaklaştırdı, “Efendim çok yoruldum ama sizi halen istiyorum, çook istiyorum sahibimmm” dedi. Sabri kendi meme ucunu kadının ağzına yaklaştırdı, Yeliz önce dili ile erişebildiği bu nimete daha da yaklaşınca dudakları ve dişleri ile katıldı, adeta saldırırcasına yalamaya emmeye başladı. Sabri de kadının meme başlarını olanca gücüyle sıkıyor, alttan Kerem becermeye devam ediyordu. Sabri penisini kadının ağzına yaklaştırdı ve yalayıp emmesine izin verdi. Dibine doğru yavaşça birkaç giriş çıkış yaptı. Esmer saçlarından sıkı sıkı tutmuştu Sabri Yeliz’in. Ağzına boşaldı, Yeliz son damlasına kadar yuttu, emmeye devam ederek penisin içini de temizledi.

Yer yer streç filmler açılmış, toplanmıştı bu kadar aksiyonun içinde. Sabri dikkatli bir şekilde maket bıçağı ile streç filmleri keserek Yeliz’i serbest bıraktı.

Sabri Yeliz’e yatağı gösterdi, bu bir izindi, Yeliz yatağa gidip uzandı ve yorgunluktan uyudu kaldı. Uyurken birkaç defa daha becerildi, garip ama Yeliz’in bir becerisiydi bu. Uyandığında sahibi ve Kerem giyinmiş onu bekliyorlardı. O da giyindi, evi toparlayıp çıktılar.


FİN...... KAÇIRDIYSANIZ ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ BURADAN OKUYUN...


9 Eylül 2022 Cuma

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - V - Yeliz İle Banyoda Kahvaltı

 Sabri geldiğinde Kerem boşalmış ve koltuğa oturmuştu dinlenmek için. Sabri Yeliz’i ayağa kaldırıp dengesini bulmasını sağladı. Mutfağa kadar gidip birasını almasını söyledi. Hafif bir yalpalamanın ardından mutfağa gitti Yeliz. Bu, Yeliz’in biraz kendine gelmesini sağladı, zaten bu nedenle böyle istenmişti kendisinden.Sabri çantadan çıkardığı  streç filmin ucunu bulmaya çalışıyordu Yeliz döndüğünde, inat etmişti ne Yeliz’den istiyordu bunu yapmasını ne de Kerem’den. Ucunu bulduğunda katlayarak ayırdı ve Yeliz’i tasmasından salonun geniş bir yerine götürdü. Kerem’den gelmesini rica etti. Çıplak olan Yeliz’in belinin etrafından çevirdi iki tur streç filmi. Kerem’den tutmasını rica etti ve Yeliz’i kendi etrafında yavaşça dönmesi için hareketlendirdi. Kollarını iki yana açtı Yeliz’in, tıpkı turnet tahtasındaki kili şekillendiriyordu. Bir yandan da sıkılığını ayarlıyordu streç filmin.

Belinin etrafı dört beş tur sarıldıktan sonra Sabri eline ketçap tüpünü aldı, sarılmış olan yerin içine sokup sıktı. Ardından döndürmeye devam etti. Yeliz’in kollarını indirdi ve çevirmeye devam etti. Ketçap’ın yerini mayonez aldı. Streç filmin içine sıra sıra yumurta içi, çikolata sosu, nar ekşisi, zeytinyağı, beyaz peynir, toz şeker, jöle, puding, pişmiş spagetti makarna ne bulursa dolduruyordu Sabri. Kerem şaşkınlıkla izliyor ve bir anlam veremiyordu bunun neden yapıldığına, Sabri’nin daha önceden yaptığı hazırlık gözünden kaçmamıştı. “Abi bu kadar malzemeyi nereden buldun” diye sorabildi ancak. Sabri bunları doldururken dışarı taşmamasına streç fimin içinde kalmasına özen gösteriyordu. Dizlerineden boynuna kadar sarılmıştı Yeliz. Kerem’in de desteği ile banyoya götürüp dizerini de sarıp küvete yatırdılar. Sabri en son kafasına makarna boşalttı, üzerine de puding ve bal döktü. Öylece orada bıraktılar ve ışığı da üzerine kapattılar. Salona geçip oturdular ve konuşmaya başladılar. Sabri; “Bundan nasıl zevk aldığımı düşünüyor olmalısın” dedi. Kerem bozuntuya vermeden “yok işte çöpümüz oldu artık kadın, diğer çöplerle karıştırıp dışarıdaki konteynere de bırakalım akşam çıkarken” dedi. Sabri güldü, “bu öyle değil, dediğin özellikle Yeliz için kendinden geçirici olabilirdi ama bunu o hoşlandığı için yapıyorum. O streçlerin içinde nasıl bir zevk alıyor biliyor musun şimdi?, alkol uyuşturucu falan hiç bir şey veremez o hazzı ona, benim açımdan güzelliği şu ki tam istediğim kıvama getiriyor onu, tabi ayrıca böyle savunmasız ve değersiz olması da etkiliyor bir miktar.”.

Yeliz marine olup kalmasın diye banyoya gittiler ve maket bıçağı ile “pisliği” üzerindeki naylondan kurtardılar. Sabri gelen çişinin kokusunu bu karışmış kokulara kattı. Kerem ağzına gelen tükürüğünü bir kaç defa Yeliz’in yüzüne tükürerek bu çorbada tuzum olsun dedi. Kalan malzemeleri de küvete Yeliz’in üzerine boşalttılar ve çıkarken bu sefer ışığı ve kapıyı açık bıraktılar.

On dakika kadar sonra Sabri yalnız başına banyoya gitti, alçak ama sert bir sesle, “Mutlu musun canım?” dedi. “Deliriyorum” dedi kısık sesiyle Yeliz, “Keşke saatlerce böyle kalsam, hiç azalmaz”.

“Ama sonu geldi, seni yıkayacağız.” dedi Sabri ve küvetin deliğinden geçemeyecek şeyleri (Yeliz’in kendisi hariç) kaba olarak temizleyip bir poşete doldurdu. “Yıkanacaksın ve başka şekilde devam edeceğiz.”.

Yeliz o kadar yıkanmasına köpük köpük şampuanlanmasına rağmen halen garip bir yiyecek kokusu çıkıyordu teninden. Kötü bir koku da değildi ama işin garibi.

Salona geldiğinde Kerem bir kez daha geçti Yeliz’in üzerinden. Kerem devam ederken Yeliz becerildiği yerde Sabri’ye dönüp “sahibim, keşke o getirdiğiniz hayali gençler şimdi burada olsalar da sırayla beni…” dedi. Kerem bir anlam veremedi, Sabri kısaca gülümsedi, tam tavına gelmişti Yeliz.

  DEVAMI BURADA


3 Eylül 2022 Cumartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - IV - Bana Ne Oldu Sahibim?

 İçerisi bomboştu… Yanında bulunan sahibi dışında kimse yoktu odada… Mutfaktan bir bira kutusunun fısıltılı açılış sesi geldi sadece. “Nereye gittiler sahibim?” dedi, bir kedinin miyavlaması gibi çıkmıştı sesi… Sonra durumu anladı ve “Sahibimmmmm” dedi Yeliz… Sırt üstü düştü ve yarı baygın kaldı.



Ayılana kadar olan kısmı bilmiyordu, Sabri tansiyonuna, nabzına bakmıştı bu sürede, hatta ipleri bile çözülmüştü. Halat göğüslerinde iz bırakmıştı biraz, teni halen soğuktu.

Ayılır ayılmaz, Yanında duran Sabri yanına uzandı ve Yeliz’e sarıldı, Yeliz de kollarını ve bacaklarını Sabri’ye doladı bir süre o şekilde kaldılar. Yeliz masada oturan kişiyi fark etti, bu kişiyi tanıyordu… O Kerem’di ve Sabri’nin gözüyle yaptığı davetle yanlarına geldi Sabri kalktı ve bu sefer Kerem Yeliz’in bedenine sarıldı. Sabri Yeliz’in ağzını ve burnunu kapatarak kanındaki karbondioksit miktarını yükseltti, Yeliz tekrar sikilmeye hazırdı. Yeliz’i Kerem’in altında gidip gelinir şekilde bırakarak içeri birasını almaya gitti Sabri.

2 Eylül 2022 Cuma

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - III - Eğitim Candır, Tecrübe Heyecandır

Sabri yataktan inip doğruldu, biraz bekledi. Evde Yeliz’in göremediği bir şeyler oluyordu. Sonrasında dış kapının açıldığını duydu hava cereyanından ve seslerden kapının öncekilne göre daha uzun bir süre açık kaldığını hissetti Yeliz.

Sabri’nin uzaktan sesi geldi, kendisine demediği açıktı. Birilerine konuşuyordu ama net şekilde anlaşılır bir konuşmaydı.

Genç arkadaşlarım…, bugün sizi biraz farklı bir tecrübe bekliyor, biliyorum zaten bunun için buraya toplandınız. Hepiniz medeni arkadaşlarsınız. Sizden birkaç ricam var.

Öncelikle lütfen sizlere belirlediğim sıraya uyun ve sizden önceki arkadaşlarınızın hakkına saygı gösterin. Öncesinde prezervatifinizi kontrol edin, bu konuda bu abiniz size yardımcı olacak. Boşaldığınızda lütfen yerinizi sıradaki diğer arkadaşınıza bırakın, arzu ederseniz tekrar sıraya girip kaç parti istiyorsanız o kadarını atabilirsiniz. Aynı prezervatifi tekrar kullanmayın, yenisini alın takın. Anal ve oral olarak girmeyeceksiniz, umarım doğru deliği biliyorsunuzdur (hafif gülümseyerek). Memelerini sıkıp meme başları ile oynayabilir yalayabilirsiniz.

Yeliz donup kalmıştı, hafif bir titreme bir korku hissediyordu.

Burada sizin için eğitici olacak Yeliz ablanızın kendi tercihi BDSM’dir ve kendi isteği ile burada bulunmaktadır. Kendisi saygıdeğer bir insandır, kerhane köşesindeki bir orospu değildir. Burada bulunmasından benim emrim dışımda başkaca bir menfaati bulunmamaktadır, ancak şu andaki durumu ceza alıyor olma durumudur, yapacaklarınızdan doğrudan zevk almayacağını hesaba katın.

Kendisinden bahsedilmişti… Pür dikkat dinliyordu…

Her şeyden önemlisi, bundan sonra yaşayacağınız ilişkilerinizde BDSM aramayın, kız arkadaşlarınıza sevecen, kibar ve anlayışlı davranın, burada yapacağınızı sadece fiziksel bir eğitim faaliyeti olarak görünüz, burada bu konuda kendini yönlendirmiş bir kadın bulunuyor, kız arkadaşlarınıza aynı şeyi böyle yapmaya çalışırsanız ya tokat yersiniz ya da terk edilirsiniz. Onlara ılımlı sevecek ve sabırlı yaklaşın, böyle Yeliz’e dalar gibi haşır huşur dalmayın.

Hah, kendisinin güya orospu olmadığı söyleniyordu ama “haşır huşur dalınacak” bir araç olarak gösteriliyordu, kaşarlığı tuttu burada ama sesini çıkaramazdı tabi. Sabri konuşmasına devam etti.

Önce ben gireceğim dikkatli izleyin. Sonra sıra ile hepini
z aynı şekilde sikeceksiniz. Sabri Yeliz’e yaklaştı, buz gibiydi Yeliz’in bedeni, ter olmuştu. Girip çıkmaya başladı. Yüzünü Yeliz’in yüzüne yaklaştırdı. Yeliz fısıldıyordu: “Sahibim lütfen yapmayın, ne istiyorsanız yaparım size, ama bunu kaldıramam… Lütfennn… Lütfeeeennn…”, suratında tokat patladı Yeliz’in “Bari kaç kişi var onu söyleyin, esirgemeyin benden…”...


Sabri Yeliz’in etinden çıktı, “Peki kendin gör gençleri” dedi… Poposunun üzerinde doğrulmasını sağladı Yeliz’in ve gözlerindeki bağı açtı.

  DEVAMI BURADADIR

30 Ağustos 2022 Salı

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - II - Bir, İki, İkibuçuuk

Sabri kalktı, Yeliz sahibinin altında ne kadar süre geçmiş olduğunu bilemiyordu, sahibi tarafından sırtüstü çevrildi ve göğüslerindeki bağlar düzeltilip tekrar sıkıştırıldı. Ayak bileklerine aynı halattan birer volta sarıldığını hissetti Yeliz ve diz altlarından yatağın başına doğru gerildiğini hissetti. Ters dönmüş bir kurbağa gibi duruyordu yatakta, hareketi neredeyse mümkün değildi. Başı yatağın başına çok yakın değildi ama ipler yeterince geriyordu bacaklarını, dizlerinden aşağı yatağın altına doğru gerildiğini de hissetti, dizlerini ileride de tutamıyordu, bütün vajinası hizmete açık şekilde, sümük sümük bekliyordu.

Bu hali ile bir erkeğin kendisini gelip becermemesi mümkün değildi. Sabri prezervatifini taktı ve beş on dakika Yeliz’i becerdi. Bu sürede Yeliz’in ağzını ve burnunu kapatıp nefes almasını sınırlayıp daha da azmasını sağlıyordu. Bir süre sonra Sabri durdu ve yataktan kalktı.

Sabri yataktan uzaklaştı. Yeliz ayak seslerini duyuyordu zemindeki, bir süre sonra dış kapı açıldı ve tekrar kapandı. Sahibi çıkıp gitmiş miydi?

Hayır… Tekrar kendisine yürüdüğünü hissetti Yeliz sahibinin, yalnız… Yalnız, Sabri yalnız değildi, kaç kişi olduğunu bilmiyordu Yeliz odada, kimse konuşmuyordu, sahibi dahil. 


“Sahibim” dedi, “burada mısınız?” cevabını alamadı ama baş kısmında yatak ile başı arasındaki boşlukta bir beden ve ardından da dudaklarına sürülen bir penis hissetti. “Bu kimin bakalım bilecek misin?” diye kararlı bir ses işitti, evet bu sahibiydi… “dişlerin sikime değmeyecek…”. Yeliz’in başını arkaya çekip ağzının kendisine bakmasını sağladı Sabri, Yeliz görevini icra etmeye başlamıştı. Dişlerini efendisine değdirmemek için çaba harcıyordu sürekli, zira zaten ağzına zor sığıyordu, dudakları arasında boşluk bile kalmıyordu.

Bir süre sonra bacaklarının arasında ikinci kişi hissetti Yeliz. Evet… Bir kişi daha vardı, erkekti ve şu anda sahibi ağzına girip çıkarken o kişi de ıslanmış olan vajinasından ritmik şekilde yara yara çalışıyordu. Kişi gittikçe hızlandı ve sonra dışarıda kaldı, üzerine uzanmış memelerini sıkıştırıyor meme başlarını emiyordu. Göğüsleri hemen hemen morarmıştı, yumuşaklıktan eser yoktu. O artık her kimse prezervatifine boşalmıştı…

“Acaba sahibim beni becermeye devam eder mi?” diye düşünürken içinde yine biri girdi, Sabri halen ağzında olduğuna göre… Sadece bir kişi getirmemişti sahibi. Aynı kişi de değildi, bu biraz daha hafifti ve daha acemice girip çıkıyordu. Kısa da sürdü… Yeliz anlamıştı, genç ve bakir bir delikanlının ilk tecrübesi, seks materyali olmuştu kendisi.

Bir an, “acaba kaç kişiye malzeme olacağım daha?” diye düşünüyordu ki sahibinin siki ağzında dişine dokundu… Sahibinin siki ağzından çekildi… Yeliz “lütfennnn sahibimmm, istemeden oldu, çok şaşkındım, lütfen bana acıyınnn” dedi. Sahibi bekledi, Yeliz şunu eklemeyi tercih etti “Sahibimmmm, lütfen, bana her istediğinizi yapmaya hakkınız var, kendimi insafınıza bırakıyorum”...

 DEVAMI BURADADIR

29 Ağustos 2022 Pazartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - I - Isınma Turu

O gün biraz farklı yaşanacaktı. Yeliz bundan haberdardı, hatta farklılığın ne olacağı konusunda bilgisi vardı ama nasıl olacağı hakkında en ufak fikri bile yoktu.


Kölelerinin Sabri’ye rutin hitap şekli “efendim” olduğu halde köleleri arasında sadece Yeliz “sahibim” diye hitap ederdi. Yeliz sahibi ile buluştu, sahibi onu arabasında bekliyordu, arabaya bindiler ve kısa konuşmalar ile eve kadar gittiler. Önde Sabri arkada Yeliz asansöre girip çıktılar ve kapıdan da bu şekilde geçtiler. İçeri girdiklerinde Yeliz kendisine gösterilen köşeye gidip sırtını duvara yasladı ve gözlerini ileri dikip beklemeye başladı. Üzerinde günlük giysileri vardı. Fazla zaman kaybetmeden boynuna tasması bağlandı Yeliz’in. Bu sefer gözleri de bağlandı… Sabri saçlarından başının arkasını aşağı çekerek yüzünün yukarıda hafif açılı şekilde yukarı bakmasını sağladı… Böyle kalacaksın… dedi.

Yeliz biraz bekleyeceğini biliyordu önceki tecrübelerinden, sahibi muhtemelen evi bir gezecek, o gün neler yapacaklarını kurgulayacaktı.

O gün çok kısa bekledi ve garip, hiç yapmadığı  bir şey yaptı sahibi. Yeliz’in dudaklarına dudakları ile yapıştı ve bedenini kolları ile sarıp sıkmaya başladı, nefes almasına bile izin vermiyordu, Yeliz’in burnundan nefes aldığını yüzünde hissediyordu. Hareketsiz, kolları aşağı başı hafif yukarı bakar şekilde bekledi Yeliz. Sahibinin elleri önce göğüslerini sıkıştırdı sütyeninin üzerinden. Sütyeni canını yakmıştı arada kaldığından. Sabri halen dudaklarındaydı, aralarında bayağı boy farkı olduğundan Yeliz’in yüzü halen yukarı bakar durumdaydı. Sabri yavaşça belinden aşağı kaydırdı ellerini ve kalçalarına yine giysisinin üzerinden elleri ile kaba kuvveti ile sıktı ve sıkılı tuttu, gittikçe daha fazla sıkıştıracak şekilde arttırdı şiddetini, Yeliz’in dudaklarını bırakmış yüzüne bakıyordu, yüzünde bir acı belirtisi arıyordu ve tabi sonunda buldu.

Elini ön tarafından külotuna soktu ve aşağı doğru kaydırdı, ıslaklığını bilmek istiyordu. Her zamanki gibi sümüksü jeli ile vıcık vıcık olduğunu anladı, aslında bu kadar çabuk ıslanmış olmayabileceğini düşünüyordu ama yanılmıştı. Yeliz’in külotunu giysisi ile birlikte aşağı çekti ve elini Yeliz’in külotuna silerek kuruladı. Yeliz’in sutyen ve giysisinin üst kısmını da çıkardı Sabri.

Tasmasının ense kısmından tutarak yatağa kadar önünde yürüterek götürdü ve yüz üstü yatağa iterek bıraktı Sabri, Yeliz nereye düştüğünü görmüyordu. Yeliz’in ellerini  ısırıcı tipteki halat ile dirsekten aşağı kısımları arkasında üst üste gelecek şekilde arkadan bağlayıp sırtından önüne geçirdi ve göğüslerinin etrafından tur atarak sıkıştırdı sutyen bağı gibi arkasına geçirip arkada bağladı. Sabri sıkabileceği kadar sıktı ama daha fazla sıkabilmek, boşluğunu alabilmek için hem önde hem arkada iki kalemle çevirip sıkıştırdı, onları da geriye açılması diye mandalla sabitledi. 

Aslında sahibi yatak muhabbetini fazla vanilya bulurdu, bu da garipti, ipler olmasa Sabri’nin vanilya moduna girmiş olduğunu düşünecekti Yeliz. Ağzının ve burnunun herhangi bir bilgi verilmeden kapatıldığını hissetti, hava alamıyordu ama bunu biliyor ve seviyordu. Defalarca bu şekilde zevkten çıldırmış bir şekilde hizmet etmişti sahibine. Yine mükemmeldi Sabri’nin zamanlaması, nefes tutma ve bırakma şeklinde birkaç defa tekrarladı bunu. Nefes nefese kalmıştı Yeliz, bir yenisinin daha gelip gelmeyeceğini bilmeden bekliyordu. Sabri'nin elini önce vajinasında sonra da kaygan şekilde analında gezerken hissetti. İçine parmak girmesi korkutuyordu ve anal seks için yeterince açılamıyordu Yeliz, ancak Sabri’nin parmağını alabilecek kadar yeri vardı kıçında yine de. Bir süre sonra arka deliğini iki parmağın zorladığını hissediyordu. Bir parmak da önünde aynı anda girip çıkıyor ve içerideyken parmaklar birleştiriyordu. Bu pek hoşuna gitmiyordu ama bunu önemsemeyecek kadar uyarılmıştı, sahibinin sevdiği bir şeye bu kadar da katlanması normaldi, Sabri bazen sınırları bir şekilde zorlamayı severdi. Çoğu kölesi için umursamayacakları bu eylem nedense Yeliz için zordu, sanırım ilk ilişkileri hatta çocukluğu ile ilgili bir konuydu.

Yeliz’i yüzüstü yatar şekilde bıraktı öylece Sabri biraz. İpler memelerini ısırıyordu Yeliz’in, bunu daha önce pek hissetmemişti. Bunu özellikle Sabri tamamen üzerine yatınca daha da hissetmeye başladı. Sabri Yeliz’in üzerinde bütün ağırlığı ile uzanmış, altındaki Yeliz yatağa gömülmüşken elleri ile bir şeyler yazıyordu cep telefonuna Sabri.

DEVAMI BURADADIR

18 Mayıs 2022 Çarşamba

Kızımız Pelin için Kadın Efendi Arıyoruz

Uzunca bir süredir bana hizmet eden Pelin'in (beni her zaman ebedi bir efendi olarak görmekle beraber) bir süredir kadın bir dominant tarafından domine edilmesi özlemi içinde olması beni aslında benim pek de ilgimin olmadığı bir arayışa itti. Aslında nedendir diye düşünüyorum, yani neden kendisine bu konuda destek olmaya çalışıyorum? Bir borç hissettiğim için değil muhtemelen, sanırım saha çok onu tanıdığım için. Yıllardır beraber olduğum kölelerim için de bu şekilde düşünürdüm aslında.  Domine edilmenin cinsel yönünün yanında psikolojik yönünün ağır bastığı durumlarda aslında "aradığını bulmanın" daima fazlası, değişik olanı istenir. İşte Pelin de bu yönde.

Köleyi tescil ettikten sonra ona pet, ev hayvanı muamelesi yapmak, evet bir kadın dominantın bunu yapmak istemesi bana nedense daha olası geliyor. İlk düşünüşte daha çok bunu bir erkeğe yapmak istemesi daha doğal geliyor ve evet, diğer psikolojik eziyetleri de öyle.... Pelin de özellikle aşağılanma ve küçük düşürülme isteği oldukça baskın. Hayal gücünüze kalmış yapabilecekleriniz, bir de üzerinde anlaşabilecek limitlere. Bir kadın bu konuda daha kolay empati yapabilir diye düşünüyorum.

Ancak gerçekten bilemiyorum ki bir kadının kendisine kadın efendi istemesi kadar bir kadının kendisine kadın köle istemesi de rastlanılabilir bir şey midir? Benim alanıma pek kadın dominant girmediği için, giren de benim alanım dışında erkek köle istediği için öylesine kültürel :-) sohbetler ile geçmiş yazışmalar halinde oldu.


Bir erkek işin içinde olmadan bunu yapabilecek zevkte birini arıyoruz kendisine sözün kısası. Ben bir yerden sonra (tanışma ve köle edinme faslını takiben) işin içinden tamamen çıkarım. Pek çok pet sahibinin pet edindirme ilanlarında olduğu gibi takipli falan da olabilir, sıkıntısı olursa zaten eski evine dönecek kadar sadıktır kendisi. Bir köpek gibi mi desem, kedi gibi mi desem, işte bildiğiniz hali ile.

Bu ara resimler sembolik, Pelin değil onlar :-) İlgileniyorsanız ve ona iyi bakabilecekseniz bana sabri.yilar@gmail.com adresinden erişebilirsiniz.




19 Şubat 2021 Cuma

Anal Terbiye

Bir kadının (normal ölçülerdeki) poposuna bakıp bundan cinsel bir sonuç çıkartmayan bir erkek var mıdır acaba (varsa mesajlayabilir aşağıda)? Neden popo, sonrasında anüs bu kadar cinsellikle ilgili bunu düşünmüşümdür ama çıkartabileceğim doğrudan bir sonuç olmadığından burada yazmak istemiyorum pek, en azından bu başlıkta.

Yaşadığım ve araştırdığıma göre anal ilişki öyle bir ilişki biçimi ki, seven çok seviyor, sevmeyen nefret ediyor. Başka tercihi olmayan gay'ler dışında anal almanın ne gibi bir zevki var ne gibi bir eziyeti var bilmem ancak her tür ilişkide karşı cins tercihimdir.

Bu yazımın konusu bir kölenin anal ilişki ile terbiye edilmesi gibi görünse bile maalesef konu bu değil. Konumuz anal ilişk
iyi bir eziyet olmaktan çıkarabilmek veya ilk anal ilişkide her iki tarafın da dikkat etmeleri gerekenler ile ilgili.

Anal ilişki tecrübesi olmayanlar için ilk ilişkiler sanırım sonrası için önemli bir belirleyici oluyor. Partnerinin nasıl davrandığı, nasıl başlandığı önemli. Çoğu zaman ilk tecrübeden de öncelikli olarak ilk duyumlar bile önemli, üstelik bunlar sadece anal için değil, bu duyumlar vanilya seks (normal şekilde vajinal seks) hayatını bile etkiliyor.

Bu konuda Pissy'ye danıştım, "nasıl başlar, nasıl başlamalı, sonrasında ne olur?" diye. O da bana elinden geldiği ölçüde bilgi verdi. Yanlış anlaşılmasın, kendim kıçımdan anal almaya niyetim falan yok, hatta bu amaçla yaklaşanı yakarım, hadi abarttım, yakmasam da cüssemin avantajını kullanır yüz ve gövde şeklini değiştirmek için çabada bulunurum... Sorma amacım, bu eylemin varlığını bilen ancak nasıl yapılacağı konusunda emin olmayan, bunu bilmek isteyen potansiyel partnerlere fikir verebilecek bilgiye sahip olmaktı.

Pissy'nin bana ilettiği şöyle, küçük virgülüne falan dokunarak olduğu gibi iletiyorum:

4 Şubat 2021 Perşembe

Bak Cıs Yaparım!

"Cıs yapmak" çocukluğumdan kalma bir kelime olarak halen duruyor ama koca internette benden başka böyle bir şeyi diyen de görmedim. Çocuk dilinde can acıtmak ve aslında daha da öznel olarak, iğne yapmak olarak hatırlıyorum. Çocuğa bir şey yapmaması için doktorla iğneyle korkutmak için kullanılan bir tehdit cümlesi, tıpkı "Bak öcü gelir" falan gibi. Bana denilmedi bu pek ama genel olarak kullanıldığını bolca duydum. Kim bilir belki de çocuk başıma yanlış anladım o zamanlarda o yüzden kimse bunu bilmiyor. 


Sanırım bizim kızlarımızın çocukluklarında böyle bir korkutma faslı olmuş ki şimdiye kadar, "Cıs mı? İğne mi yani? Ahahaha!" diyeni olmadı kölelerimden ve derinlemesine yazıştıklarımdan. Bir sadistik dom için bu çekincenin işi daha da zevkli hale getirmesi de normal, itiraf edeyim.

Bir mazoşistik sub üzerinde bu cıs işinin tıbbi koşullara uyulmadan yapılması sağlıklı değil öncelikle, bunu belirtmek gerekli. Kadınların bütün memelerini şiş kebap yaparcasına şişlere geçirildiği, enjektörlerin estetik bir sıra ile dizildiği porno filmleri mesnet almayın. Pis kirli yerlerde enfeksiyon riski her zaman olacaktır. Hatta steril enjektör kullansanız bile bu böyle... Yanlış bir yere uygulanmasının dışında cildin kendisinin temiz olmaması bir risk. Boşuna mı cıs yapacak canım fantezik hemşireler öyle alkollü pamukla silip silip öyle sokuyorlar iğneyi, bir de duvarda durup parmağı ile sus işareti yapıyorlar ama onun bu konu ile ilgisi yok tabi.

Bu cıs işinin daha az korkutucu olanını keşfettim bir süre önce. İnsülin iğneleri.

İnsülin kullanmasına karar verilmiş diyabet hastalarının günlük olarak kendilerine yaptıkları daha kısa ve daha ince bir iğne bu (bazı okurlar "biliyoruz" diyebilir ama bilmeyenleri de düşünmek lazım, burası bir tıp bloğu değil sonuçta). Bu iğneyle hemşirenizin elinde tuttuğu 10 ml enjektörün iğnesinin yaratacağı his arasında fark var sanıyorum, en azından psikolojik olarak var, daha ince ve aslında daha masum görünüyor ve direkt hissin daha az olduğu bölgelere yapılıyor (göbek gibi).

Şimdiye kadar normal enjektörü Yeliz'in göğsünde denemiştim ama bu enjektör hissinin, insülin iğnelerinin bir tanesini değil küçük bir tarlasını denemek ile eşdeğer olacağını düşünüyorum. Bu konuda mazoşist sub'ıma "bak kuş geçiyor" deyip tavanı gösterdikten sonra batırdığımda yüzünün ifadesini görmek en iyi fikri verecektir veya daha bana uygun bir usulde, gözlerini bağladıktan sonra. Eğer bilinçli olarak farkında olursa etkisi daha ciddi olabilir ama bu bir ilk ise ilk başlangıçtaki psikolojik bariyeri bir ölçüde kırmak gerekli. İnsanların bu iğneyi kendilerine de yaptıklarını düşünürsek o kadar da acıtmamalı dedim ve kendimde denedim tabi (iğneyi kendine çuvaldızı başkasına misali). Sonuç; eh acıyor biraz tabi, biz de erkeğiz falan ama bu da benim için bir ilkti bir anlamda. Her ne kadar enjektör ile iğne olunurken direkt seyredebilsem de bunu yapmıyorum, genelde hemşirenin memeleri bu sırada bakmak için daha cazip bir yer. Bazen "lütfen diğer tarafa bakın!" gibi bir uyarı gelmesinin dikkati olay yerinde toplamamak için bir iyilikten çok bu meme konusu ile ilgili olduğunu düşünüyorum, "sen işine bak kızım, ıska geçeceksin damarı yine, bulamadın bir türlü, kasıtlı mı yapıyorsun, sapık mısın nesin?" der miyim bilmiyorum günün birinde ama tabi ki iğne onun elinde, yani o anlık efendi o tabi.


Dönelim insülin iğnesine tekrar... Bu iğnenin ilkinden sonra sevgili sub'ımda yükselen adrenalin ile muhtemelen 4. ve 5.'den sonra acı şiddetini kaybedecektir. Bu genelde mandal sıkıştırma durumunda sık karşılaşılan bir durum, ilki daha acı verici olur ve tabi sonuncusu. Mandal için; takarken değil, asıl çıkartırken en acı verici durumun yaşandığını iyi biliyorum. Bunu tavşanların yokuş aşağı iyi koşamaması arasındakine benzer bir ilinti altında düşünebiliriz belki, kim bilir? Sanırım ki tavşanlar bilir. Burada iğnenin çıkartırken vereceği acı için benzer bir durum olmadığını tahmin ediyorum, en azından Yeliz'de olmadı, çektim çıkardım. Bazılarının "ulan, hiç mi iğne olmadık? Konuya bak, çocuk masalına döndü bu post." dediklerini duyar gibiyim. Biz BDSM sahnemize geri dönelim.

Bir iki tane derken bir düzine iğneyi göğsünde bulup sayısını unutacaktır ancak vajinal tarafta hissedince saymaya başlar yine, emin olun. Belki de çıkartmadan önce biraz kolonya ile ıslatınca sayar en azından. "Batık iğne sayısını tahmin etmece" oyunu da oynabilirsiniz, bilemezse arttırırsınız, hele hele durumu abartmak için sayıyı fazla fazla söylerse "bak, şimdi o dediğin sayıda oldu canım, artık biliyor oldun" diyerek o sayıda batırıp cezalı esprinizi bile yapabilirsiniz, köleniz aynı zamanda sapyoseksüel ise bu sözle boşalabilir bile. 

İğne kullanırken sonrasında da steril olmak gibi bir gereklilik söz konusu, yani kölenizi temiz yerde tutacaksınız, kirletici bütün faaliyetler bu iğne faslından önce yapılmalı ve tercihen de bir banyo yaptırmak yerinde olur, ama banyo sırasında kölenizin üzerine işemeyin her ne kadar idrar steril bir sıvı da olsa. Önce işeyin sonra (çişiniz bitince) güzelce bırakın yıkansın (sanırım bunu kendisi yapabilir).


8 Haziran 2020 Pazartesi

Nefes Nefese veya Nefessizlik

Kandaki oksijen oranının azalmasının cinsel olarak tahrik unsuru olduğunu biliyorum ama bu mekanizmanın nasıl çalıştığını bilmiyorum açıkçası. Sanırım kandaki karbondioksit artışı ile ilişkili bir etkidir.

Bu amaçla kendi kafasına naylon geçirip mastürbasyon yapanlar da var, hatta bu şekilde ölmüş olanlar da olduğunu duydum. Zira işe zevk karıştı mı bazıları durmanın ne zaman gerekli olduğunu bilemez. İşte kendisine yapıp kendini kaybedenler ayrı, bir efendinin kontrolünde yapılıyorsa o da aslında partneri için çok benzer riskleri olabilecek bir konu. BDSM'deki adı "Asphyxiation" ama ne zamandır bunun nasıl yazıldığını ezberleyemedim doğrusu, mutlaka bir google yardımı alıyorum her seferinde. Aslında bir tıbbi durumu betimlediği için tıp'ta Türkçe olarak telafuz edilen hali daha akılda kalıcı "Asfiksasyon" . Tabi bu BDSM'de kullanılandan çok daha geniş anlamlı tıbbi literatürde ve bir miktar anlam/kavram farklılığı var, detaya girmeyeyim.

BDSM'deki hali partnerin solumasını kontrol altında tutmak, solunum yolunu kapatarak sadece istediği anda nefes almasına izin vermek.

Bunu denediğimde çekine çekine yapmıştım bir kazaya neden olmamak için. Ben ihtiyat içinde kıvranırken partnerim zevkten kıvranıyordu. Bu güveni anlayamıyorum ben halen bu yaşa gelmeme rağmen, ulan biraz kendisini kaybetse adam öbür tarafa mevta olmaya gidecek. Olabilecek en ilkel şekilde yaptım elimle burnunu yeteri kadar sıkıp ağzını elimle tuttum. Bir süre içinde bırakarak tabi ama ortalama olarak daha az hava almasını sağladıkça sevgili köleciğim azmaya başladı, azdıkça da azdı. Belki saatler boyunca ona girip çıkmama rağmen azalmadı isteği, gittikçe arttı. Ancak bedensel takati gittikçe azaldı, bunda uzun süren giriş çıkış faslının yoruculuğu da var, en son kendisini bayılacak gibi hissettiğini söyledi ancak bunun öncelikli nedeninin yorgunluk olduğu konusunda ikimiz de hemfikirdik. Bu durum biraz da bunu yapma biçimimizden kaynaklanıyordu.

Tamamen çıplak olarak yüz üstü yere uzanmış olduğu durumda bütün ağırlığımla yine yüzüstü onun üzerine uzanmanın onun için yorucu olduğunu bilmek için çok zeki olmaya gerek de yok. Ancak ağırlık ve ebat farkımız göz önünde tutulursa onun için ne denli kayda değer olabilecek bir tecrübe olduğu anlaşılabilir. Yaklaşık 60-70 kg'lık birinin üzerine 110 kg civarı bir ağırlık maddenin doğasını da biraz zorluyor. Ağzını elimle kapamasam da pek soluma özgürlüğü olduğu söylenemez bu durumda, tabi dizlerimden ve ellerimden aldığım destek ile ağırlığımın ne kadarını ona vereceğimi ayarlayabiliyordum, ancak bazı durumda kısa süreli de olsa tamamen yüklendiğimi de biliyorum. Çok da temiz olmayan zemin ile benim ağırlığım arasında bedeninin sıkışması göğüslerinin iki bedenin toplam ağırlığı altında bedeni ile zemin arasında adeta pestile dönmesi onu ciddi şekilde uyarıyordu. Belki bu kadarı da yeterli olacaktı ancak masum sadistliğimin bir eseri olarak göğüslerini tırtıklı bir keten halat ile çevrelemem, bu halatı tek parça olarak bedenini de sıkacak şekilde sarmış olmam da bu zevkini doruğa taşıdı. Yüklendikçe sürtünüp ısırıyordu göğüslerini bu halat. Ağzını ve burnunu kapattığımda aradan soluduğunu hisediyordum bazen ama tamamen kapatmak zordu.

Bu efendinin altında ezilme sahnesinin nefessiz kalma bölümü sonrasında da devam etti, tabi onu daha rahat bir yere yatırmış olarak. Üzerinde ağırlığımla ezerken onu becermek pek de mümkün değildi. Ağzını ve burnunu kapatarak onu "normal" şekilde becerdikçe aldığı hazzı vajinasının tamamen gevşemesinden anlamak da mümkündü. Bu ara bu süreç pek de kolay değildi, bir elimle başının arkasından tutup bir elimle hem ağzını hem burnunu kapatırken ona giriş ve çıkışlarımı kontrol etmek benim ağırlığımda biri için çok kolay olmuyor. Ona asıl zevk verenin sıkıca ağzına ve burnuna yapışmış ve solumasına izin vermek ile hayatını kontrol ediyor olmam mı yoksa kanındaki hava dengesi mi olduğunu, en azından hangisinin daha baskın olduğunu anlayamadım hiç.


Diyeceğim, bu tehlikeli olduğu ve bir çılgınlık ve ayarsızlık anını affetmediği konusunda görüşümün hiç değişmediği. Bunu yapacak olanların kesinlikle abartmaktan kaçınabilmesi ve partnerinin sınırlarını iyi bilmesi lazım. Tabi partnerin ilgili bir sağlık sorunu olmaması da bir o kadar önemli.
 

31 Temmuz 2019 Çarşamba

Gergef ve Ger Gef

Bir kumaşı germek ve içine nakış işlemek için kullanılan bir aparattır gergef, eski bir tarihi vardır. Dikdörtgen şeklinde olanları da bulunuyor çember şeklinde olanları da. İki parçanın arasına kumaşı gerip üzerine rahat nakış işlemek için kullanılıyor.



Çember şeklinde olanları "kasnak" adı ile genelde "masrafçı" denilen kumaş süsleme ve terzi ıvır zıvırı satan yerlerde bulunuyor.

Bu kadar saydım ama biraz  nakış vesaire bilen kızlarımızın zaten çoğu bunu bilir.

Benim faydam bunu erkek efendilerin bilip uygun bir yerde kullanması. Kaç dom böyle bir malzemeyi bilir acaba?

Biraz işçilikle alttaki resimdekine benzer bir hale getirilmesi çok zor olmasa gerek. Resimde görülen, ortadaki metalik çemberin uygulamada orada olmayacağını, onun yerine başka bir şeyin olacağını söylememe sanırım ki gerek yok.



İp ve dıştan bağlı düğmeler standart  olarak muhtemelen aynı masrafçıda bulacağınız malzemeler. Ancak kasnağa delik açma sıkıntısı varsa iç içe olan kasnak buna çözüm olabilir. Bu durumda her iki kasnak arasındaki iplerin gerilmesi için kasnakları gevşetmek gerekebilir ama vajinal dudakları germek için çok pratik olmayabilir bu şekilde kullanım. Bu durumda kontrollü geremeyeceğiniz için gereğinden fazla gerebilirsiniz veya uğraşmaktan sıkılabilirsiniz. Bu delik sorununu belki çivi çakıp sökerek çözebilirsiniz ama şu var ki bunu yapacak olsam ben yedekte bir kasnak daha bulundururdum çatlama riskine karşı.

Belki akla gelmez diye söylüyorum, böyle bir şeyi vajinal dudakları germek için kullanabileceğiniz gibi göğüs üzerinde kullanabilirsiniz. Ağız bölgesinde önermiyorum çünkü mandal orada iz bırakacaktır, ben kölelerimin dudak kenarlarında mandal izleri ile gezmelerini istemem şahsen, ayrıca ağzı bu kadar açıp dişlerini görüp de ne yapacaksınız?

Aletlerini kendi geliştiren her BDSM efendisi için benim önerim bu şekilde işleri yapabilmeleri için ellerinde Dremel veya Proxxon markalı olanlar gibi küçük bir el freze seti bulundurmalarıdır. Çok ucuz değiller ama ehil ellerde yetenekli oldukları kesin. Aman yanlış anlaşılmasın, frezeyi köle üzerinde veya yakında direkt kullanmaya kalkmayın, çok tehlikelidirler, koparıp atarlar kan çıkar valla!

Freze konusundan bir sürü şey çıkartabilirim, başka bir yazıya bırakayım en iyisi...



5 Mart 2019 Salı

Fazla Empati

Yıllar önce bir partnerim bolca D/s içeren bir seansımızdan sonra evinden ayrılmaya yakın zamanda, tuttu iki meme başımı olanca gücü ile sıktı. Canım yandı ciddi ciddi. Tamam ben mandallar ile daha yeni canına okumuştum, bir yandan içine zevkle dalıp çıkarken bir yandan göğüs başlarına sıkıştırdığım mandalları canını yakacak şekilde çekiştiriyordum. Bir efendiye intikam hissi beslemek akıl alır bir şey değil. Bilemiyorum belki de intikam değildi, tipik bir SAM olayıydı, emin değilim halen. Halen beni okuyorsa, bunu okuduğunda bir mesaj yazsa yeridir, merak ediyorum, kim bilir belki kendi de bilmiyordur, içinden gelmiştir.

Şimdi "ulan, girişecektin kadına orada direkt, canını bir kat daha yakacaktın! Yetmemiş işte kaltağa :-)" diye geçti ama o an aklıma gelmedi, insanız işte, beklemediğimiz şeylere hazırlıksız olabiliyoruz.


25 Şubat 2019 Pazartesi

Köle Mülkiyeti

Bir kölenin ait olması, mülkiyeti ne demektir? Eğer bir orta çağ kölesi veya Kunta Kinte neslinden bahsediyorsak amaç çok açıktır: Sahibi denilen şahsın kendi yapmak istemediklerini, sadece temel ihtiyaçları karşılığında (o da mecburiyetten, ölmesin diye) yapacak biri veya birileri. Bir tembellik ve konfor aracı. Bugünün kiralık işçilerinin temelli ömür boyu hali. El değiştirdiğinden ve varlığı maddi güce dayandığından aslında suni olarak yaratılmış bir sınıftır. Kölenin toplumdan uzaklaşma (kaçma) durumunda canı ile ödeyebileceği bir riske girmemek için toplumun kendisine verdiği bu mecburiyet altında yaşamaktır yapabileceği tek şey.

BDSM'de amacın bu olması ancak ileri bir fantezi konusu olabilir. BDSM kapsamındaki kölenin tanımlanış şekli de çok gerçek üstü değildir aslında. Efendinin kendi türünden bir canlı üzerinde hakimiyet egosunu doyuracak olmak gibi düşünülse de aslında normalde pek paylaşılmayacak bir nitelik grubuna, başkasına ait, rızası dışında erişilemeyecek bu şeylere koşulsuz sahip olmak, sorgusuz sualsiz bunları kullanabilmektir. Eğer bu mutlaklığı acı ve işkence şeklinde yapmak istiyorsa, efendi olsun olmasın o kişi bir sadisttir de. Efendinin sadistliği, kölenin varlığını sadistlik nedeniyle mi istediği tartışılabilir ama sadistlik ve mülk-ü himaye arasında belirli bir ölçekte yer alır genellikle. Açık söyleyeyim mazoşist bir efendiye ben hiç rastlamadım şimdiye kadar.

İşe kölenin tarafından bakabilecek kadar bir fikrim var, zaman zaman paylaştım ama bunu tanımlamak için kendimi yeterli görmüyorum. En azından köleden köleye değişebilecek bazı kıstasların olduğuna, ancak genelleyebilecek kadar kendi hissiyatını ölçmüş bir köleye rast gelmediğimi söylemem lazım, aslında çoğu becerirdi ama bu kadar üzerinde kafa yormuş olmamayı tercih ettiler demem mümkündür.

Aitlik nedir? Nesi aittir kölenin efendisine? Köleliğin kapitalizm altında biçim değiştirdiği bir efendi köle ilişkisi dışında, ki biz buna iş dünyası diyoruz. Kölenin de kölesi var bu dünyada, nedir BDSM'de el değiştiren veya paylaşılan.

Buna "her şeyi" demek şeklinde bir genelleme yapacaklar çıkar ama ben biraz detaya gireceğim, en azından kendi değerlerim açısından.

Köleye dair paraya çevrilir şeylerin sahibi olma ile ilgilenenler var, banka hesaplarının, iş gücünün ait olması gibi, güzel bir fantezi ama benim beklentim bu kadar derin olmadı hiç. Kontrat ile kölenin el değiştirmesi, başka efendiye bütün varlığının devrini (evet bankadaki parası, mirası vb. de dahil) konu olan durumlar da var.

Maddi değeleri 40'larını geçe halen kavrayamamış biri olarak benim bu konuya ilgim sadece topikal bir fanteziden ibaret, bu konuda gerçek bir sahiplenmeden bahsedemem kendi adıma.

Kölenin bu dünyaya ait değerlerinden kalan birisi somut; kölenin biyolojik varlığı, yani bedeni. Diğeri ise bundan çok soyutlanamamakla birlikte kölenin zihni, düşünce ve duyguları, bazılarının ifadesi ile ruhu.

Bunların birincisi belli; bedeni ve onunla birlikte gelen eti sütü kemiği, sıvıları falan. Erkek köle değil de kadın köle istememin altında özellikle bu konudaki potansiyelin olduğunu söyleyebilirim. Sadece cinselliği değil, zihinsel teslimiyetsiz bir bedensel teslimiyetin önemi olmadığını söyleyebilirim.

İkincisi ise "ruhu" denilen konu ki, aslında "bana aşık olsun, beni çok sevsin" konusu değil. Bu konu daha çok kölenin "mahremiyetine" sahip olmak ki benim ek yüksek değerim bu. Hepimizin sosyal ve kişisel sınırları var, bazılarında başka diğer bazılarında daha başka, ancak bir kölenin benden "kişisel alanında" gizli bir şeyi olmaması benim efendiliğimin varlığının nedenidir. Her ne kadar partnerin sınırlarına göre davransam da zaman içinde benim sınırlarımı kölemin sınırları yapmak, onun bu konuda ruhuna işlemek, ruhunda ve algısında güzel bulacağı izler bırakmak çok hoşuma gider. Kölemin "kişisel alanında" benden gizli hiçbir şeyi olmamalı, bedeni, düşünceleri, görüşleri, algıları da dahil. Bunlara istediğimde "bana ait" olduklarını kendime kanıtlayabilmem önemlidir ve bunu beklerim. Sıkça kullandım; "kişisel alan" nedir? Çok basit, üçüncü kişilerin kendilerini doğrudan ilgilendirecek olan konular kişisel alanın dışında kalır, köle bunları istediğinde paylaşabilir ama kendine tutma hakkı her zaman vardır, çünkü kölemin çevresi benim kölem değildir. Kendi kişisel alanında birileri ile paylaştığı şeyler olabilir ki doğaldır, bu paylaşımlardan rahatsızlık duymam, ancak kendine ait gizlediği bir şeyin olmasını hiç istemem. İstediğim zaman bedenine, istediğim zaman zamanına, istediğim zaman mekanına erişebilmeliyim. Mülkiyetini bunlar ile sınırlı değil ama temelini bunlar olarak görürüm.

Bundan dolayıdır ki mülkiyetine hakim olmaya başladığım bir kölenin önce genel isteklerini, yaşam tarzını benim uygun göreceğim şekilde sınırlandırmasını, bedensel olarak kendini tam paylaşmasını ve bunları teslim almış olmanın bir güvenini beklerim. Benim olmazsa olmaz olan mahremiyetin karşılığı ise vereceğim güvendir.

Mahremiyeti bir çeşit özgürlük, kendine aitlik gibi düşünürsek "özgürlüğünden vazgeçmesi"ve başkasına (bana) vakfetmesi, mutlak olarak her emrime koşulsuz uyması benim için "ideal"dir. "İdeal" tanımım, bir aşamada kendi sınırları kalmamış olmasının benim isteklerimin onun sınırlarını oluşturmasının, onu "istediğim gibi çatır çatır kullanıyor" olmamın konusunun kulağına hoş gelmesini beklerim.






18 Şubat 2019 Pazartesi

Yasak Hayaller ve Sınırlar VI - Hasat Mevsimi



Şu hani plajlarda insanlar kendini kuma gömerler ya, o neden bana BDSM'yi çağrıştırır bilmiyorum. Eskiden daha fazlaydı sanki bu, veya ben çok uzun süredir SSS (Sea Sun Sand) tatiline çıkmıyorum da o nedenle "eskiden" oldu.

Ha, birinin yere gömülmesi, tabi ki baş dışarıda olarak, neden etkileyici olabilir, bunun cevabını bilmiyorsanız hiç BDSM'li sayfalara bakmayın. Aslında soru; gömülen için mi daha etkileyicidir, gömen için mi? yoksa yoksa bunu okuyan için mi? Sonuncuyu sizin yorumunuza bırakacağım ama ilk ikisini cevaplayabilirim sanıyorum. Birinin (veya kendisinin) hareket özgürlüğü tamamen kısıtlı olması, başının ise dışarıda tümüyle savunmasız ve sunulurcasına kalıyor olması her iki tarafta da benzer önemli etkiyi oluşturur.

Peki bu pozisyonda ne yapılır? Cinsel fazla bir şey yapılacağını sanıyorsanız sanırım ki reel BDSM tecrübeniz çok da fazla değil, oral diyorsanız bunun mümkün olmadığını, ancak göğsüne kadar dışarıda olması gerektiğini idrak edebiliyor olmanız lazım. Ha öyle manyak ergenlerimiz olabilir sekiz biçimine girip de partnerinin oralına girecek ve muhtemelen kum ile karışık çıkacak, pipisine, partnerinin dişlerine kum katıştıracak, benden geçti bu şekli...

Kumdan, belki de toprak çıkan başı köpeğine işeme yeri yapacaklar da olabilir, ancak köpeğin işediği yerde ot bitmediğini bilmeyenlerin bir fantezisi olabilir, hmm, düşünmesi zevkli ama öyle sadist bir köpeği nereden bulmalı? Zorla da işenmez ki...

Yağmur altında bırakmak da güzel bir fikir olabilir, ancak yanında  yanında bir bebek filizlenir mi diye boşuna beklememek lazım. Karıncalardan bir medet umulabilir ama bunun için biraz hazırlık lazım, yanaklarına ve saç diplerine biraz şıra dökmek bu işi fazlasıyla görecektir, burnuna gözlerine ve dudaklarına getirmemek lazım, bu hayati bir tehlikeye davetiye anlamına gelebilir.

Aslında bu işi gerçekleştirmenin zevkli bir yönü gömülmesi değil, gömülmesi için gerekli dikine çukuru kölenin kendisine açtırmak olacaktır. İçine girdiğinde vajina dudaklarına ve göğüs uçlarına birer mandal tutturulması ve bu mandalların iple dışarıya alınıp oynanması çoğou mazoşistik kölenin hoşuna gidecektir.

Bu işin en zor yeri ise bunu gerçekleştirmek için uygun bir yer bulabilmek olmalı...

18 Ekim 2018 Perşembe

Yasak Hayaller ve Sınırlar IV - Tam Beden Alçı

 En başından söylemekte yarar var, diğerlerini bilemem ama eğer konu ile ilgili bir profesyonel değilseniz bu fanteziyi EVDE ASLA DENEMEYİN. Yasak bir Hayal denecek kadar uç görünmemekle beraber sakatlanma olasılığı ve hayati riskler içerir.


Yasak olmasa bile en azından benim uygulama açımdan zor gibi görünen bir fantezi de kölenin bütün vücudunu alçılamak. Bu fanteziyi kölenin bir bidon içine girip boğazına kadar beton ile doldurulması olarak düşünüyordum ama bunu düşünmek benim bile sınırlarımı aştı, yazarken bile tedirgin oluyorum, çünkü oradan çıkması ile ilgili detayları da düşünmeye fazlası ile alışığım ve orada çıkmaza girdim. Sonuçta fantezim insanı eziyetle öldürmek falan değil. Bırakın bunu, olası kazalara karşı her tür önlemi %100 almazsam aptal ve sorumsuz bir efendi olurum (aman dikkat! piyasada böyle sorumsuz kişiler az değil).

Bu nedenle alçı konusunu biraz daha medikal boyuta taşıdım ve baş hariç bütün vücudu tıbbi alçı ile alçılamayı uygun gördüm. Biraz farkla tabi, benimkinin biraz estetik yönü de olmalı.

Bu alçı bazı yerleri açıkta bırakacak, vajina, göğüsler,
göbek ve baş. Normal bir tıbbı tam beden alçıda boşaltımı sağlamak için zaten alt tarafı boşluk bırakılıyor ve kolaylık için bir şeyler takılıyor. Bu delik bizde başka işlere yarar tabi.

Geri kalan bütün beden hareket edemez şekilde olacak. Tabi öyle mum gibi dururken alçılanmayacaktır, bacakların servise tam açık, tercihen iki yana açılabildiği kadar gerilmiş, dizler yüzüstü yatırıldığında hizada durabilmesi için 90 derece kırık. Eller ensede birleştirilmiş, yüzüstü yattığında zeminin suratına baskı yamaması için dirsekler yüz hizasının önünde bulunacak şekilde ayrıca alçılanmış olmalı. Sağlamlaştırma için iki dirsek arası bir çubuk ve dizler arası çubuk olmalı. Ensede birleşen elleri en az bir pinpon topunu dışarı itecek kadar  açıklığa sahip olmalıdır ki acil bir durumda bir güvenlik kelimesi olarak parmakları arasında sıkıştırdığı pinpon topunu kullanılabilsin.

Alçılama öncesi köle düzgün bir şekilde makyajını ve her türlü temizliğini yapmış olmalı.

Alçılama bittiğinde ve sertliğini elde ettiğinde kölenin gıdıklandığı bir yeri gıdıklanarak test edilebilir. Eğer vermek isteyip de veremiyorsa alçı uygundur.

Bu durumda önce sırtüstü, yüz yüze bakılırken kölenin genital bölgeleri uyarılarak (muhtemelen güzelce ıslanmış olacaktır) kalp atışı hızlandırılarak başlanılabilir. Bunu göğüslerine fiske ile uyarım veya kırbaç ile canını yakma faslı yapılabilir,ki burada yapılacaklar daha çok kölenin nerelerinden daha çok uyarıldığı ile ilişkilidir ve kişiden kişiye değişebilir. Ortak amaç kölenin çıldırırcasına hareket etmek isteyeceği noktaları uyarmaktır. Bunda çok aşırıya gitmemek gereklidir, zira bir panik veya rahatsızlık anında hızlı bir müdahale yolu yoktur, örneğin kölenizin astımı veya bir alerjisi varsa başlamadan çok önce bunun önlemi alınmış olmalıdır. Bu durumda nefes almanın kolay olmadığı göğüs kafesi veya diyafram üzerine pozisyondan dolayı olabilecek baskılar önemli olacaktır ki bunlar konuşmasını da engelleyebilir.

Sırt üstü durumda yüzü kontrol edilmeli ve işlem sırasında ses vermesi veya konuşması istenmelidir. Yüzüstü durumda onun yüzünü göremeyeceksiniz, güvenlik nedeniyle, onu hareket etmesi ve zevk için uyardığınız halde sesinin gelmemesi durumuna, pinpon topunun elinde olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Genel olarak hareketsiz biri için uygulanabilecek teknik vibratör veya "magic wand" türü bir uyarıcı veya bulabilirseniz plazma ampulü olabilir. Sırt üstü pozisyon kölenin malını ortaya dökse de bu durumda kölenizi becermek (devasa bir penisiniz yoksa) pek pratik olmayacaktır, daha çok oyun için kullanılabilir. Sırt üstü yatarken kritik yerleri ile oynarken ona bir şeyler okutmak veya önceden "ezberlemiş olması gereken" şeyleri söylemeniz çok eğlenceli olabilir. Uyarımı hareketlerine yansıyamayacağı için sesine bolca yansıyacaktır. Fasılalı ve rasgele olarak uyarılması genel olarak beni daha çok zevk alacağım bir şekli.

Kölenizin yüzüstü pozisyonda olması doggy veya anal olarak daha uygun bir pozisyon olur. Bu durumda bile arada kalacak olan alçı bir problemdir, çok konforunuz olmayacak ama sizden çok o zevk alabilir bu durumdan, içine girildiğinde özellikle bu durumda ne kadar rahatlamış olduğunu anlayacaksınız.

Böyle bir alçıyı yapmak zor değil ancak işi bitince çıkarmak için "önceden denenmiş" güvenli araçlar kullanılmalı, çünkü acil çıkış yolu bulunmuyor.

13 Ekim 2018 Cumartesi

Yasak Hayaller ve Sınırlar III - Çiftlik

Günlük yaşantıdan vazgeçmeden, günlük yaşantıyı vakfederek bir kölelik sistemi de mümkün. Bu konuda belirttiğim şekil "kapitalizm" veya "sosyalizm" değil tabi, en azından yaygın şekliyle.

Bu modelde bağımlı bir hayat sürülmesine göre biraz daha farklı bir konu var. O da efendinin bu sistemin nimetlerinden yararlanması ve buna göre bir hayat sürmesi üzerine. Birden fazla köleye sahip bir efendinin gün içinde kölelerinin ne yaptığına pek karışmaması ama aynı çatı altında ekonomik bir model ile her şeylerini efendilerine vakfetmeleri burada önemli hale geliyor.

Efendinin hayatı kölelerin etinden ve sütünden yararlanan adi bir tembel hayatıdır. Kölelerinin her şekilde kullanır ve kölelerinin tadını çıkarır.

Somut olarak, köleler gündüz iş yaşamlarını devam ettiriyor, sosyal olarak kendilerini korumak için üzerlerinde kart/nakit bulunduruyorlar ama akşam efendinin evine döndüklerinde tamamen soyunup birbiri ile konuşamayacakları kafeslerine giriyorlar, aralarından sıra ile seçilen görevli köle tarafından besleniyorlar. Kazançlarının tamamını efendinin kasasına bırakıyorlar (kumbara türü kasa), evin ve efendinin her türlü ihtiyacı bu kasadan efendi alıyor ve alışverişe gidecek köleye veriyor.

Efendi kendi hobi işleri dışında çalışmıyor, köleler kasada ne kadar olduğunu bilmiyorlar, kasadan bir çıkış da yok. Kölelerin önceden gelen varlıklarının tamamı efendi üzerine geçiriliyor ve bu çalışmayan efendinin bir teminatı oluyor. Efendi kendi keyfine göre bir gün geldiğinde bunu köleye verip vermeme otoritesine sahip, köleler asla ve asla kendilerine ait bir varlık bulunduramıyorlar.

Efendi eğlenmek için kölelerin herhangi birini tercih edebilir, köleleri birbiri ile istediği gibi etkileştirebilir ve istediği anda istediğini dövebilir veya becerebilir.

Kafes kapılarında kilit bulunmuyor, ancak efendinin takdirine göre kafeslerdeki prangalar kullanılabiliyor.

Bu yaşam şekli de aslında bir ahır veya çiftlik türü bir yaşam modeli. Bir anlamda hayvanlaştırılmış (kafes, çıplaklık ve ekonomik unsurları ile ayrılıyor) harem hayatına da benziyor. Neden mümkün olmadığının nedenleri sosyal nedenler ağırlıklı olarak kölelerin kişisel hayatlarından tamamen soyutlanmaları gerekmesi.

25 Eylül 2018 Salı

Adsıza İsim Aranıyor

Bloguma en çok yazan kişi Adsız diye biri. Ama bir karakteri var ki değişken mi değişken, sanki yirmi ayrı kişiliği var. Bazen reklam yapmak isteyen bir dom, bazen gay oluyor telefonunu veriyor, bazen de çok istekli, bütün blogumu devirmiş ve azgınlaşmış bir genç kadın.

Bazen öyle bir hali var ki, ya bir yakalasam onu Şarkıcı Tarkan'ın yaptığından beter edeceğim. Neydi o uzun süre oldu, yakalarsam muck muck. Ama benim öpüşmeyi pek sevmediğimi bütün kölelerim bilir. Bunun yerine, önüme yatırıp çıplak bedenini sıka sıka kızarana morarana kadar yoğurmak yani vıck vıck acaba güzel olur muydu?

Hayal gücünüz size ait, kendiniz için çalıştırın bakalım...


23 Eylül 2018 Pazar

Kölenizden Sıkılırsanız Ne Yaparsınız?

Öncelikle bir köle sevgili veya eşten çok farklıdır. Ondan sıkılabilirsiniz ama sıkılmanız onu terk etmeniz anlamına gelmez.

Sıkıldığınızda yapabileceğiniz şeyler yine ona zevk veren şeyler olabilir. Bunların bir kısmı birlikte yaşıyorsanız yapabileceğiniz şeyler, bazısı ise uzaktan da yapılabilir. Ancak bunların yapılıyor olması ondan sıkıldığınız anlamına asla gelmemeli, bunları normalde de yapabilirsiniz.

Eğer gerçekten köleniz ise sizin sıkılmanız durumunda bile sizew hizmet etmek isteyecektir.

Bu yazıma koyduğum resmi kölem Yeliz'e seçtirttim. İlk resimler daha basitti ama gerçekten çok hoşuma gidecek şekilde bir resim bulup kendisini ifade etti.

Sonsuza kadar efendisinin memnuniyetini bekleyip ona hizmet etmek ve bunun karşılığını almak için bekleyen bir köle.

Yeliz'in gerçekten hiç sıradan olmayan bir kölem olduğunu düşünüyorum, ancak bu özellik sadece ona da ait değil.

Kölenizden sıkılırsanız onu kapının önüne koymadan aşağıdakileri yapabilirsiniz.
  • Birilerine köle olarak servis edebilirsiniz.
  • Her akşam köşeye dikip eline bir lamba tutuşturup abajur niyetine kullanabilirsiniz.
  • Eline çamaşır tutturup kuruyana kadar tutmasını isteyebilirsiniz.
  • Siz televizyon seyrederken onun salonun ortasında vajinasını çekiştire çekiştire mastürbasyon yapmasını isteyebilirsiniz, her akşam söylemenize de gerek yok, kural yaparsınız. Yaparken arada bir "sessiz ol, dinlediğimden bir şey anlamıyorum" deyip kumandayı kafasına indirmeniz ona negatif etki yapmayacaktır.
  • Başka bir köle için onu yem ve yardımcı yapabilirsiniz kendinize. O köle ile her türlü eğlenceyi yaparken o yokmuş gibi davranabilirsiniz.
  • Onu tam anlamı ile ekonomik sömürü aracınız olarak kullanabilirsiniz.
  • Tamamen çıplak şekilde tuvalete kapatıp ışığı da söndürürsünüz, orada hayatına devam eder, onu unutursunuz, sadece siz tuvalete girdiğinizde pipinizi yalatarak temizletirsiniz (arada bir yemek ve suyunu götürmeyi unutmayın, arada da becerin, o da bir canlı).
  • Gece yatarken yastığınız yerine onu çıplak olarak yatay yatırırsınız baş hizanıza. Göğüsleri veya karnı en güzel yerleridir kafayı dayamak için. Yüzüstü yatırırsanız poposu biraz sağa sola kaysanız da uygun olabilir. 
  • Bütün bunların yanında onu kapının önüne koymanız, daha sonra tekrar kullanmak üzere almanız bile bir zevk olabilir köleniz için.


Bunları yaptıktan bir süre sonra ondan aslında çok da sıkılmamış olduğunuzu fark edeceğinize eminim.

Yeter ki köleniz sizden sıkılmasın, orası çok daha önemli. Karar oradadır.

1 Eylül 2018 Cumartesi

İlk Tanışmalar'da Tatlı Bir Başlangıç

Geçmişte emniyet, güven konusundan sıkça bahsettim, bugünkü konum bu değil, ilk buluşmanın psikolojik yönü.

Sadece ilk buluşma için de değil, aynı zamanda her buluşmada yine yeniden başlayacak bir psikolojik silsile bu işin tadını veren konulardan biri.

Öncelikle şu tecrübe ile sabit ki, bir ilişki BDSM olarak başlarsa ancak BDSM olarak devam edebilir, "ay! ucundan accık başlayalım, ay! önce bir kahve içseydik", bunlar bütün zorlamalara rağmen bir türlü yolunda gitmiyor. Efendi, efendi midir? Evet, o zaman efendi olarak başlar ve köle daima rolünü bilir. Uzunca bir süredir bunun istisnalarını denediğim buluşmalar hep ümitsiz, belki de saçma bir buluşma haline geldi.

Ben bunu geçmişte, "başka türlü başlarsa D/s ilişkiye tekrar toparlamak zor oluyor" olarak formüle ediyordum ama artık toparlamanın dahi mümkün olmadığını düşünüyorum. Nedenini gerçekten bilmiyorum, bu konuda bir tahlili yapmak benim için bile çok zor.

BDSM'nin bir ön sevişmesi varsa o da kesinlikle sert emirler, belki de direkt cinsel giriş çıkıştır. Bundan sonra bir yeni başlangıç denemesi olacaksa kesinlikle ve kesinlikle kahve içerek veya arabada felsefi konuşmalar yaparak olmayacak, hele D/s ilişki dışı bir romantizm vb. geleneksel vaniyalar, onlar da hiç olmayacak.

Özellikle sevgili kölem Yeliz'den aldığım bir bilgi bu konuda benim fikrimi açtı diyebilirim. Normal bir cinseliğin onu "yeterince" ıslatmaması, bu ilk defa ondan duyduğum bir şey de olmamasına rağmen uyanışım bu oldu, teşekkür ediyorum kendisine.

Budan sonra ilk buluşmada ellerinden veya ayaklarından bağlanmaya, tasma takmaya, en azından içine girilip çıkılmaya hazır olmayanlar ile bir işim olmayacaktır.

Yani en tatlı başlangıç, D/s bir başlangıçtır, alternatifi yoktur.
.


4 Ağustos 2018 Cumartesi

Uzun Metrajlı

Bu başlık film endüstrisinden gelen bir terim olmasından ve burada konumuzun BDSM olmasından dolayı favori uzun metrajlı BDSM filmleri listeleyeceğim şeklinde anlaşılabilir. Bunu da yaparım elbet ama buradaki metraj reel bir BDSM randevusunun metrajı. Ne kadar sürer genellikle? Bana en çok sorulan sorulardan biri de bu oldu.

"Öyle kesin bir süre falan verilemez" denir genellikle ama ben buna tezat gayet net bir cevap vereceğim. En azından benim yönetimimdeki bir randevuların pratik süresi 4-5 saattir.

Bu sürede neler olur neler biter, neden daha kısa değil, neden daha uzun değil? Gerçekte teoriyi seven çok pratiğe kaçmayan biriyim ama bunların cevapları da dolambaçlı anlatılacak birer sır değil.

Öncelikle neden daha uzun değil?

Öncelikle BDSM yorucu bir iştir. Bu hem köle için hem de efendi için geçerli bir konu. Kölenin ilgi alanına göre göreceği muamele can acıtıcı ve tahriş edilmekten hoşlanan bir köle için olduğu kadar emirleri yerine getirmekten hoşlanan bir köle için de bedensel efor gerektirir. Bu eforun bir bölümü de cinselliktir ve bu efendi için yorucu bir süreçtir. Özellikle BDSM sırasında olan cinsellik öyle gir çık boşal bitmez. Defalarca, hazırlıksız bir şekilde başlatılmış, bilerek yarım bırakılmış girişlerden oluşur. Belki her ilişkide böyle olmayabilir ama benim sevdiğim, olmazsa olmazım böyle işte, kölelerim de sever, olmazsa alışır bu aktiviteye şıpır şıpır ter içinde kalsalar da. Bu bazen anal ilişkileri de içerdiğinden daha yorucu hale gelir.

Bu süre içinde psikolojik doyum genellikle cinsellik ile aynı biçimde sağlanır. Psikolojik rahatlama sonrasında Taraflar birbirine biraz daha farklı ve daha medenileşmiş :-) bir paydada bakarlar. Paylaşılan tek şey cinsellik değildir, nerede görülmüş öyle 4-5 saat sürekli cinsel lezzet paylaşımı?

BDSM bu süreci süsleyerek uzun sürmesini daha fazlasının paylaşımını mümkün hale getirir.

Neden kısa değil?

BDSM genellikle bir seremoni ile başlar. Bu giriş tarafların birbirine ısınmasını ve güven hissinin oluşmasını sağlar. Özellikle kölelerin ilk tecrübelerinde genellikle kölenin bir endişesi "ya komik gelir de gülme tutarsa"  veya "korkar da ağlarsam" şeklinde olabiliyor. Her ikisini kontrol etmek de mümkün, o nedenle "efendi" deniliyor, konu "efendice" hallediliyor, kölenin zevk almayacağı bir ilişki efendi için de bir eziyet durumuna gelir. Bazen kendi kendime bu süreyi gereğinden fazla uzattığımı da düşünürüm. Birbirine alışmak kadar çıplaklığa alışmak da bir süre alır. Normal ilişkilerin önemli bir bölümü yatakta örtü altına bile olabilecekken BDSM ilişkisinde çıplaklık, kendini saklamama bir mecburiyettir. Hiç kimse mükemmel değil, bundan dolayı çoğu kişi (aslında öyle olmasa bile) çirkin olduğunu düşündüğü yerlerini gizlemeye çalışır. BDSM ilişkisinde kontrol efendide olduğundan kölenin efendi tarafından tayin edilen bu konumuna alışması için zaman ve dikkat gereklidir.

Bazı yemekler vardır uzun sürede tüketilmesi durumunda lezzet alınır, lop lop diye yutulmaz, beklene beklene yenilir. Bu da biraz böyle, tadını çıkarta çıkarta olur, köle içinse genellikle gelecek aşamayı merak söz konusudur. Kaldı ki bu merak ve bekleyiş kişisel olarak benim uygulamaktan çok zevk aldığım bir oyundur. Dizginlerin elimde olduğunu kölenin kabullenmesi ve durumunu mental olarak değerlendirecek bir zamana kavuşmuş olur, bu düşünme bazen çok ani bir aksiyonumla kesilse bile, işte o zaman faaliyet zamanı gelmiş, bu aşamada ne olacağı aşağı yukarı belli olmuştur.

Bu kadar oyunun çok da kısa sürmeyeceğini tahmin edersiniz.

Bu başlığa devam etmeyi düşünüyorum, uygun bir zamanda... Beklemek nedir tadına bakın bir
şimdilik :-)