güvenli BDSM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güvenli BDSM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2024 Salı

Olgun Kadın Bir Adım Önde Başlar

Yıllarını vanilya cinsellik ile geçirmiş artık olgunluk, hatta olgunluk ötesine geçmiş bir kadının ilk BDSM tecrübesini okuyacaksınız. Kendisine cinsellik partneri bulmakta bile zorluk çekerken yeni keşfedeceği BDSM onu bambaşka yerlere götürecek. Ben yaşadım ama neden o kadar yıl bunsuz yaşadım, ne vardı diyecek kendi kendine.

İlk tecrübesi olacağını kendisi de bilmiyordu Sabri ile online sohbete başladığında, inansak mı artık BDSM'yi duymuş ama detaylı bilgisi olmadığını düşünüyordu, artık kendi bilir doğrusunu, bizi ilgilendirmez. Gel zaman git zaman öğrendi Sabri'nin bir D/s Efendisi olduğunu... Araştırıp geliştirmekteydi bu konuda zihnini. Sabri kendisine bir teklifte bulundu. Onu nude veya giyinik hiç görmemişti Sabri, aslında o da Sabri'yi. Sabri cinsellik konusunda estetik güzelliğe önem veriyordu ama BDSM ilişkilerinde hiç seçici değildi. Biliyordu ufak tefek bir sub ile daha çok şey yapılabileceğini ama kendisi de zaten yeterince iriydi, dert etmiyordu. 

Frida kararsızdı, endişe ediyordu ama çoğu yönü cazip de geliyordu edindiği bilgi doğrultusunda BDSM'nin. Ancak fazlasının ve kendi ifadesi ile "korkunçlu" olacağından endişe ediyordu, çünkü ilişki boyunca ipler efendinin elinde olacaktı, dur derse duracak mıydı? Durmaması fantezi rüyasını süslüyordu ama reel olacaksa durmalıydı elbet. Böyle böyle sorular geziniyordu zihninde.

Bir gün gözünü kararttı Frida ve olur dedi. Gün ve saat kararlaştırıldı... Sabri SSC sözü vermişti: "Safe, Sane, Consensual" kuralına uyacaktı Sabri, Güvenli, makul ve mutabık olacaklardı. 

Akşam iş çıkışı malzemelerini aldı Sabri ve haritalarda belirtilen konuma yola çıktı. Konuma vardığında binannın söylenmiş katına çıktı, zili çaldı. Sabri beklerken bu tür durumları sık yaşamıştı genelde, böyle beklemek onu etkilemezdi, bu sefer neden o kadar etkilendiğini anlayamıyordu, kapı önce içeriden aralandı ve öyle bırakıldı. Sabri kapıyı iteledi ve aralandı. Karşısında kısa boylu, ufak tefek, yaşının ilerlediği bazı izlerden belli olan bir kadın duruyordu, saçları kısaydı.

Kadın gülümsedi ve "buyrun efendim" dedi. Sabri sesini çıkartmadı, davete icabet etti. Kadını takip ederek salona geldiler. Sabri kendisine herhangi bir şey söylenmesini beklemeden koltuğa oturdu. Bir işaret ile önündeki yeri gösterdi kadına. Bir süre Frida'nın önüne gelmesini bekledi. Önüne gelen Frida öylece dikiliyordu karşısında.

"Diz çök yanımda yere otur" dedi sert bir ses ile. Frida dediğini yavaştan alarak yaptı. Sabri Frida'nın saçlarını tutarak geriye çekti ve başını geriye yatırdı. Bir yandan gözleri ile bedenini süzüyordu. Bekleyebileceği üzere öyle taze sayılmazdı Frida ama iş görür müydü? Görürdü. Kendi kendine "bu gün ikimiz için de güzel olacak" dedi. Hafif mırıldanmış olduğu için Frida "efendim?" dedi. Duyacağı kaba bir "kes sesini" olacaktı. Önceden öğrendiği üzere ne yapacağını bilemediği durumlarda "emredersiniz efendim" diyecekti ve dedi. Sabri kadının çaresizliğini hissediyordu ve bunun sonuna kadar tadını çıkartacaktı, elinin altındaki şey dediklerini yapmaya hazırdı, tecrübesine güvenerek onu da bundan doyasıya zevk almaya götürecekti Sabri, kadının bedensel güvensizliği kendisine acımasız bir hırs vermişti.

Yine her zamanki klasiğini yaparak "git şu duvara yüzün gelecek şekilde ellerini yukarı daya ve gözlerini kapatarak beni bekle" dedi, "bedenin gibi şu anda evin de bana aittir, mutfağa gidip ne var ne yok bakacağım buzdolabında" diye devam etti. Frida dediğini yaptı ve beklemeye başladı. İçeriden gelen seslerden Sabri'nin buzdolabını açtığını anladı. Bir biranın açılış pıstlaması geldi. Birazdan odadaki seslerden Sabri'nin salona girdiğini anladı.   

Sabri geçip koltuğa oturdu ve bir süre Frida'yı seyretti. Biraz sonra oturduğu yerden kalktı, Frida'nın eteğinin altından külodunu aşağı indirdi. "Çıkart" dedi ve ayakarından külodu kurtardı. Koltuğa dönüp birasından bir fırt daha aldı, sonra sert bir sesle seslendi; "Bacaklarını arala...".

Bunu Sabri'nin sitesindeki hikayelerinden biliyordu Frida. Bir hizmette bulunur gibi araladı. Sabri "Bir şeyi unuttun" dedi..."Emredersiniz efendim dediğini duymadım". Frida hemen durumu düzeltircesine "Emredersiniz efendim" dedi, çok anlamsız gelmişti ama acayip de bir zevk almıştı bunu derken.

Sabri yaklaştı ve kadının üzerindeki diğer giysileri yavaş yavaş çıkarttı. Kadın tamamen çıplak kalmıştı. Bu şekilde olmaktan vücüdündaki kusurların böylesine ortada olmasından çok rahatsız olurdu ama şu anda biliyordu ki bedeli itaat ile ödeyecekti ve efendi Sabri sevse de sevmese de elinde olan buydu.

Sabri'nin parmakları Frida'nın dizlerinin üstünde dolaşıyordu. Yavaş yavaş bacaklarının birleşme yerine yaklaştığını hissediyordu Frida. Sabri oraya doğru ilerlerken birden temas kesildi...

Acı dolu bir hareketle Frida'nın ağzı aralık kaldı. Sabri göğüslerine o kadar hızlı ve güçlü yapışıp sıkmıştı ki canının acıdığını bile çok geç hissedebilmişti. Yavaşça küçük göğüslerinin uçlarına kaydı ve uçlarını hınca hınç sıktı Sabri, Frida'dan ancak bir ayyy! sesi gelebilmişti.

Kalçalarında gezindikten sonra yavaşça vajinasına geldi ve klitoristen anüsüne doğru biraz gezindi Sabri. Islaklık hiç az değildi, hatta yere bile damlamaya başlamıştı.

Sabri Frida'nın kalçalarını olduğunca sıkmaya başlamıştı. Adeta sağıyordu kalçalarını.

Duvardan çekip yatağa götürdü Sabri kadını, ancak o kadar nazik davranmıştı ki adeta dansa kaldırır gibi olmuştu. Yatağa yüz üstü yatıldı. Sabri elleri ile kadının bacaklarını iki yana araladı ve bu araya birasının soğuk kutusunu koydu, ne olduğunu anlaması biraz zaman aldı Frida'nın. Bacaklarını tekrar kapatarak bira kutusunu arada sıkıştırdı. Sonra Frida'nın yüzünün olduğu yere yöneldi. Ellerini yüzünde gezdirdi ve arkasına geçerek sırtına ata biner gibi yer aldı Sabri. Frida'nın boynunu sıvazlıyordu yavaşça. Frida bir süre sonra boynunda tırtıklı bir ip hissetti Sabri boynunun ön kısmında geçirdiği ipi biraz gerince. İp bir atın dizginleri gibi çenesinin altından başını geriye doğru gerebiliyordu Frida'nın. Sabri biraz aşağı kayıp kadının ellerini arkasından bağladı. Frida göremiyordu neyle nasıl bağlandığını ancak hissedebildiği şey ellerini hareket ettirmeye çalıştığında acıdığı oldu. Çok geçmeden boynundaki ipin ucunun ellerini bağlayan şeyde olduğunu anladı.

Sabri Frida'nın memelerini de aynı ip ile dolayıp sıktı ve bağladı. Frida her zamankinden daha çaresiz hissediyordu kendini ama güveniyordu çünkü Sabri'ye güvenmekten başka yapabileceği bir şey yoktu şu anda. Böyle bir duyguyu hayatında ilk defa yaşıyordu.

Sabri Frida'nın bacakları arasında ısınmaya başlayan birasını aldı ve birasından yudumunu aldı. Frida'nın ıslanan vajinasında parmaklarını gezdirdi. Biradan biraz Frida'nın kalçalarının arasına döktü. Kadının ufak poposundan aşağı vajinasına, oradan da yatağa süzüldü bira. Ardından Sabri kadının ayaklarını bileklerinden zincir ile boynundan geçirerek gerilmesini sağladı. Bu duruş Frida'nın geriye eğilmesine, orada da belinde bir çukur oluşmasına neden oldu.  Sabri birayı dikip bitirdi ve mutfağa gidip soğuk bir tane daha aldı. Döndüğünde yüz üstü yatan Frida'nın belindeki boşluğuna bira döktü bir miktar ve buradan birasını içti. Frida daha sonra önce sırtında sonra kalçalarında bir yanma hissetti ama bu sıcaktan değildi. Anladı ki Sabri buzdolabından bir buz küpü almış gelmişti ve vücudunun her yanında gezdiriyordu.  "Ha! haa! Hayırr!" dedi Frida, klitorisine değen buz kübünü hissedince. İrkildi ve hem zincir hem de halat boynunu sıktı. Dişlerini sıktı... "Bunu bana her gün yapın efendim lütfen" dedi. "Sizin köleniz olmak istiyorum" dedi. Frida'nın libdosu tepedeydi, bunu söylemeye gerek yok. Sabri Frida'nın boynundaki ip ve zinciri aşağı aldı ve göğüslerindeki ipe bağladı. Artık sırt üstü yatıyordu Frida, gözleri saürekli Sabri'deydi, yalvarırcasına bakıyordu, elleri arkasında bağlıydı halen. Sabri kadının bacakları arasındaki yerini aldı ve kadının gözlerinin kendisine söylediği şeyi yaptı. Her giriş çıkış kadın için çok susamış, ağzı kurumuş birinin içtiği yudumlar gibi geliyordu. Kadını her şekilde doyurdu Sabri. Bu süre boyunca Frida'nın nefesini eliyle tutup bırakıyordu. Frida tamamen ona bağlıydı bu anda. Sabri boşaldığında Frida ona hiç kimseye bakmadığı kadar minettar şekilde baktı.

Çok güzeldi dedi kadın... Sabri sert ama sakin bir sesle "Evet, ısınma yeterli, artık başlayabiliriz!" dedi.

10 Eylül 2022 Cumartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - VI - Hava Boşluğu

 Streç filmin nasıl işe yaradığını Sabri iyi biliyordu, ekmek gibiydi, yalnız başına yavan kalıyordu ama renklendirildiğinde inanılmaz olabiliyordu, birkaç streç film numarası daha deneyecekti Yeliz üzerinde.

Yeliz’i yine salonun ortasına aldı, beline streç film ile iki üç tur attı. Bekleyen Kerem’e verdi streç film rulosunu.Kollarını arkasında birleştirilmiş şekilde streçin içinde bırakacak şekilde sarmak üzere Yeliz’i olduğu yerde çevirmeye başladı Sabri.Başı açıkta kalacak şekilde boynunu da kapsayacak şekilde sarıyordu. Öncekilere göre farklılık olacaktı, o da bel altında olacaktı. İki bacağını birlikte değil, ayrı ayrı sarmak üzere Yeliz’i çevirmeyi bırakıp Kerem ile ruloyu Yeliz’in bacak arasından al ver yaparak sardılar iki bacağını ayak bileğine kadar. Dikkatli bir şekilde yere sırt üstü yatırdıktan sonra Yeliz’in iki bacağını iki yana açıp evdeki süpürge sopasını Yeliz’in iki bacağını iki yana açacak şekilde yerleştirdi Sabri. Sopa belinin altından geçip iki ayak bileği hizasına doğru iki yandan uzanıyordu. Bacak arasında bir kişinin yerleşebileceği kadar bir boşluk bırakıp ayak bileklerinden süpürge sopasına sarmaya başladı Sabri. Yeterince gerginleştikten sonra Sabri Yeliz’in bikini bölgesindeki naylon kısmını keserek aldı. Göğüs bombelerini tamamen dışarıda bırakacak şekilde göğüs bölgesindeki naylonu da keserek açtı. Yeliz’in yüzüne borulu bir medikal maske yerleştirdi ve başını da tamamen sardı.Artık nefes alış verişi tamamen borudan oluyordu Yeliz’in. Nefes almasını engellemek için Sabri’nin yapması gereken tek şey hortumun ucunu eliyle kapatmaktı. Yeliz’in esmer saçları tamamen streç filmin altında kalmıştı, bu şekli ile ters bir T harfini andırıyordu. Süpürge sapı tamamen Yeliz’i tutup kendine çekecek bir araç haline gelmişti.Yeliz’i becermek isteyen sapı istediği yüksekliğe getirip girip çıkabilecekti, sapı iki ucundan tutup istenen yere sürükleyerek götürmek de mümkündü.

Sabri Yeliz’in göğüs hizasına yaklaştı ve meme uçları ile oynamaya başladı. Sert ve soğuktular. Parmağı ile birer fiske vurdu ikisine de, Yeliz dar streç sargının içinde hafifçe hareketlendi bu uyarım üzerinde. Bir göğüs ucunda Sabri diğerinde Kerem olmak üzere bu uyarıma daha da hızlanarak ve sertleştirerek devam ettiler. Artık Yeliz hafif hareket etmiyordu, adeta kıvranıyordu streç filmi yırtarcasına ama pek şansı da yoktu yırtıp çıkmak için. Kerem fiske atmaya devam ederken Sabri Yeliz’in bacakları arasında yerini aldı ve girip çıkmaya başladı. Yeliz’in vajinası adeta kasıla kasıla dans ediyordu Sabrinin penisi etrafında. Sabri hortumun ucunu aldı ve Kerem’den durmasını rica etti. Yeliz nefes nefeseydi ama gittikçe sakinleşiyordu. Sabri girip çıkmaya kaldığı yerden devam ederken hortumun ucunu tıkadı. Bir süre havasız idare eden Yeliz, sık nefes alıp verme trendinde olduğu için çok sürmedi. Hortum ve maske refleks ile kasıldı, Sabri hortumu hemen bırakmadı ama bu konudaki zamalamanın ne kadar hayati ve tehlikeli olduğunu biliyordu. Uygun bir zamanda bıraktı ve Yeliz’in göğsü derin derin inip çıkmaya başladı. Kendine geldiğinde hortumu tekrar kapattı, bir yandan da Yeliz’e girip çıkmaya devam ediyordu. 

Birkaç tekrardan sonra Yeliz bir süre sonra bilincini kaybetmişçesine kendini Sabri’ye doğru itiyor ve vaijnal kasları ile sahibinin penisini okşuyordu. 

Bir ara hortumu bıraktığı aralıkta Kerem’in artık fiske atmak falan değil kadının göğüslerini koparırcasına çekiştirerek sıkmakta olduğunu gördü. Sabri Kerem’i de yola getirmiş olduğunu düşündü. Kerem’i kendi yerine davet ederek Yeliz’i becermeye devam etmesini istedi. Yavaşça kadının başındaki streçli bölgeyi açtı maskeyi aldı, Yeliz yüzünde maskenin izi ile tamamen su içinde kalmıştı, sahibine yarı yalvaran yarı müteşekkir gözlerle bakıyordu.

Sabri yüzüne kulağını yaklaştırdı, “Efendim çok yoruldum ama sizi halen istiyorum, çook istiyorum sahibimmm” dedi. Sabri kendi meme ucunu kadının ağzına yaklaştırdı, Yeliz önce dili ile erişebildiği bu nimete daha da yaklaşınca dudakları ve dişleri ile katıldı, adeta saldırırcasına yalamaya emmeye başladı. Sabri de kadının meme başlarını olanca gücüyle sıkıyor, alttan Kerem becermeye devam ediyordu. Sabri penisini kadının ağzına yaklaştırdı ve yalayıp emmesine izin verdi. Dibine doğru yavaşça birkaç giriş çıkış yaptı. Esmer saçlarından sıkı sıkı tutmuştu Sabri Yeliz’in. Ağzına boşaldı, Yeliz son damlasına kadar yuttu, emmeye devam ederek penisin içini de temizledi.

Yer yer streç filmler açılmış, toplanmıştı bu kadar aksiyonun içinde. Sabri dikkatli bir şekilde maket bıçağı ile streç filmleri keserek Yeliz’i serbest bıraktı.

Sabri Yeliz’e yatağı gösterdi, bu bir izindi, Yeliz yatağa gidip uzandı ve yorgunluktan uyudu kaldı. Uyurken birkaç defa daha becerildi, garip ama Yeliz’in bir becerisiydi bu. Uyandığında sahibi ve Kerem giyinmiş onu bekliyorlardı. O da giyindi, evi toparlayıp çıktılar.


FİN...... KAÇIRDIYSANIZ ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ BURADAN OKUYUN...


9 Eylül 2022 Cuma

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - V - Yeliz İle Banyoda Kahvaltı

 Sabri geldiğinde Kerem boşalmış ve koltuğa oturmuştu dinlenmek için. Sabri Yeliz’i ayağa kaldırıp dengesini bulmasını sağladı. Mutfağa kadar gidip birasını almasını söyledi. Hafif bir yalpalamanın ardından mutfağa gitti Yeliz. Bu, Yeliz’in biraz kendine gelmesini sağladı, zaten bu nedenle böyle istenmişti kendisinden.Sabri çantadan çıkardığı  streç filmin ucunu bulmaya çalışıyordu Yeliz döndüğünde, inat etmişti ne Yeliz’den istiyordu bunu yapmasını ne de Kerem’den. Ucunu bulduğunda katlayarak ayırdı ve Yeliz’i tasmasından salonun geniş bir yerine götürdü. Kerem’den gelmesini rica etti. Çıplak olan Yeliz’in belinin etrafından çevirdi iki tur streç filmi. Kerem’den tutmasını rica etti ve Yeliz’i kendi etrafında yavaşça dönmesi için hareketlendirdi. Kollarını iki yana açtı Yeliz’in, tıpkı turnet tahtasındaki kili şekillendiriyordu. Bir yandan da sıkılığını ayarlıyordu streç filmin.

Belinin etrafı dört beş tur sarıldıktan sonra Sabri eline ketçap tüpünü aldı, sarılmış olan yerin içine sokup sıktı. Ardından döndürmeye devam etti. Yeliz’in kollarını indirdi ve çevirmeye devam etti. Ketçap’ın yerini mayonez aldı. Streç filmin içine sıra sıra yumurta içi, çikolata sosu, nar ekşisi, zeytinyağı, beyaz peynir, toz şeker, jöle, puding, pişmiş spagetti makarna ne bulursa dolduruyordu Sabri. Kerem şaşkınlıkla izliyor ve bir anlam veremiyordu bunun neden yapıldığına, Sabri’nin daha önceden yaptığı hazırlık gözünden kaçmamıştı. “Abi bu kadar malzemeyi nereden buldun” diye sorabildi ancak. Sabri bunları doldururken dışarı taşmamasına streç fimin içinde kalmasına özen gösteriyordu. Dizlerineden boynuna kadar sarılmıştı Yeliz. Kerem’in de desteği ile banyoya götürüp dizerini de sarıp küvete yatırdılar. Sabri en son kafasına makarna boşalttı, üzerine de puding ve bal döktü. Öylece orada bıraktılar ve ışığı da üzerine kapattılar. Salona geçip oturdular ve konuşmaya başladılar. Sabri; “Bundan nasıl zevk aldığımı düşünüyor olmalısın” dedi. Kerem bozuntuya vermeden “yok işte çöpümüz oldu artık kadın, diğer çöplerle karıştırıp dışarıdaki konteynere de bırakalım akşam çıkarken” dedi. Sabri güldü, “bu öyle değil, dediğin özellikle Yeliz için kendinden geçirici olabilirdi ama bunu o hoşlandığı için yapıyorum. O streçlerin içinde nasıl bir zevk alıyor biliyor musun şimdi?, alkol uyuşturucu falan hiç bir şey veremez o hazzı ona, benim açımdan güzelliği şu ki tam istediğim kıvama getiriyor onu, tabi ayrıca böyle savunmasız ve değersiz olması da etkiliyor bir miktar.”.

Yeliz marine olup kalmasın diye banyoya gittiler ve maket bıçağı ile “pisliği” üzerindeki naylondan kurtardılar. Sabri gelen çişinin kokusunu bu karışmış kokulara kattı. Kerem ağzına gelen tükürüğünü bir kaç defa Yeliz’in yüzüne tükürerek bu çorbada tuzum olsun dedi. Kalan malzemeleri de küvete Yeliz’in üzerine boşalttılar ve çıkarken bu sefer ışığı ve kapıyı açık bıraktılar.

On dakika kadar sonra Sabri yalnız başına banyoya gitti, alçak ama sert bir sesle, “Mutlu musun canım?” dedi. “Deliriyorum” dedi kısık sesiyle Yeliz, “Keşke saatlerce böyle kalsam, hiç azalmaz”.

“Ama sonu geldi, seni yıkayacağız.” dedi Sabri ve küvetin deliğinden geçemeyecek şeyleri (Yeliz’in kendisi hariç) kaba olarak temizleyip bir poşete doldurdu. “Yıkanacaksın ve başka şekilde devam edeceğiz.”.

Yeliz o kadar yıkanmasına köpük köpük şampuanlanmasına rağmen halen garip bir yiyecek kokusu çıkıyordu teninden. Kötü bir koku da değildi ama işin garibi.

Salona geldiğinde Kerem bir kez daha geçti Yeliz’in üzerinden. Kerem devam ederken Yeliz becerildiği yerde Sabri’ye dönüp “sahibim, keşke o getirdiğiniz hayali gençler şimdi burada olsalar da sırayla beni…” dedi. Kerem bir anlam veremedi, Sabri kısaca gülümsedi, tam tavına gelmişti Yeliz.

  DEVAMI BURADA


3 Eylül 2022 Cumartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - IV - Bana Ne Oldu Sahibim?

 İçerisi bomboştu… Yanında bulunan sahibi dışında kimse yoktu odada… Mutfaktan bir bira kutusunun fısıltılı açılış sesi geldi sadece. “Nereye gittiler sahibim?” dedi, bir kedinin miyavlaması gibi çıkmıştı sesi… Sonra durumu anladı ve “Sahibimmmmm” dedi Yeliz… Sırt üstü düştü ve yarı baygın kaldı.



Ayılana kadar olan kısmı bilmiyordu, Sabri tansiyonuna, nabzına bakmıştı bu sürede, hatta ipleri bile çözülmüştü. Halat göğüslerinde iz bırakmıştı biraz, teni halen soğuktu.

Ayılır ayılmaz, Yanında duran Sabri yanına uzandı ve Yeliz’e sarıldı, Yeliz de kollarını ve bacaklarını Sabri’ye doladı bir süre o şekilde kaldılar. Yeliz masada oturan kişiyi fark etti, bu kişiyi tanıyordu… O Kerem’di ve Sabri’nin gözüyle yaptığı davetle yanlarına geldi Sabri kalktı ve bu sefer Kerem Yeliz’in bedenine sarıldı. Sabri Yeliz’in ağzını ve burnunu kapatarak kanındaki karbondioksit miktarını yükseltti, Yeliz tekrar sikilmeye hazırdı. Yeliz’i Kerem’in altında gidip gelinir şekilde bırakarak içeri birasını almaya gitti Sabri.

2 Eylül 2022 Cuma

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - III - Eğitim Candır, Tecrübe Heyecandır

Sabri yataktan inip doğruldu, biraz bekledi. Evde Yeliz’in göremediği bir şeyler oluyordu. Sonrasında dış kapının açıldığını duydu hava cereyanından ve seslerden kapının öncekilne göre daha uzun bir süre açık kaldığını hissetti Yeliz.

Sabri’nin uzaktan sesi geldi, kendisine demediği açıktı. Birilerine konuşuyordu ama net şekilde anlaşılır bir konuşmaydı.

Genç arkadaşlarım…, bugün sizi biraz farklı bir tecrübe bekliyor, biliyorum zaten bunun için buraya toplandınız. Hepiniz medeni arkadaşlarsınız. Sizden birkaç ricam var.

Öncelikle lütfen sizlere belirlediğim sıraya uyun ve sizden önceki arkadaşlarınızın hakkına saygı gösterin. Öncesinde prezervatifinizi kontrol edin, bu konuda bu abiniz size yardımcı olacak. Boşaldığınızda lütfen yerinizi sıradaki diğer arkadaşınıza bırakın, arzu ederseniz tekrar sıraya girip kaç parti istiyorsanız o kadarını atabilirsiniz. Aynı prezervatifi tekrar kullanmayın, yenisini alın takın. Anal ve oral olarak girmeyeceksiniz, umarım doğru deliği biliyorsunuzdur (hafif gülümseyerek). Memelerini sıkıp meme başları ile oynayabilir yalayabilirsiniz.

Yeliz donup kalmıştı, hafif bir titreme bir korku hissediyordu.

Burada sizin için eğitici olacak Yeliz ablanızın kendi tercihi BDSM’dir ve kendi isteği ile burada bulunmaktadır. Kendisi saygıdeğer bir insandır, kerhane köşesindeki bir orospu değildir. Burada bulunmasından benim emrim dışımda başkaca bir menfaati bulunmamaktadır, ancak şu andaki durumu ceza alıyor olma durumudur, yapacaklarınızdan doğrudan zevk almayacağını hesaba katın.

Kendisinden bahsedilmişti… Pür dikkat dinliyordu…

Her şeyden önemlisi, bundan sonra yaşayacağınız ilişkilerinizde BDSM aramayın, kız arkadaşlarınıza sevecen, kibar ve anlayışlı davranın, burada yapacağınızı sadece fiziksel bir eğitim faaliyeti olarak görünüz, burada bu konuda kendini yönlendirmiş bir kadın bulunuyor, kız arkadaşlarınıza aynı şeyi böyle yapmaya çalışırsanız ya tokat yersiniz ya da terk edilirsiniz. Onlara ılımlı sevecek ve sabırlı yaklaşın, böyle Yeliz’e dalar gibi haşır huşur dalmayın.

Hah, kendisinin güya orospu olmadığı söyleniyordu ama “haşır huşur dalınacak” bir araç olarak gösteriliyordu, kaşarlığı tuttu burada ama sesini çıkaramazdı tabi. Sabri konuşmasına devam etti.

Önce ben gireceğim dikkatli izleyin. Sonra sıra ile hepini
z aynı şekilde sikeceksiniz. Sabri Yeliz’e yaklaştı, buz gibiydi Yeliz’in bedeni, ter olmuştu. Girip çıkmaya başladı. Yüzünü Yeliz’in yüzüne yaklaştırdı. Yeliz fısıldıyordu: “Sahibim lütfen yapmayın, ne istiyorsanız yaparım size, ama bunu kaldıramam… Lütfennn… Lütfeeeennn…”, suratında tokat patladı Yeliz’in “Bari kaç kişi var onu söyleyin, esirgemeyin benden…”...


Sabri Yeliz’in etinden çıktı, “Peki kendin gör gençleri” dedi… Poposunun üzerinde doğrulmasını sağladı Yeliz’in ve gözlerindeki bağı açtı.

  DEVAMI BURADADIR

30 Ağustos 2022 Salı

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - II - Bir, İki, İkibuçuuk

Sabri kalktı, Yeliz sahibinin altında ne kadar süre geçmiş olduğunu bilemiyordu, sahibi tarafından sırtüstü çevrildi ve göğüslerindeki bağlar düzeltilip tekrar sıkıştırıldı. Ayak bileklerine aynı halattan birer volta sarıldığını hissetti Yeliz ve diz altlarından yatağın başına doğru gerildiğini hissetti. Ters dönmüş bir kurbağa gibi duruyordu yatakta, hareketi neredeyse mümkün değildi. Başı yatağın başına çok yakın değildi ama ipler yeterince geriyordu bacaklarını, dizlerinden aşağı yatağın altına doğru gerildiğini de hissetti, dizlerini ileride de tutamıyordu, bütün vajinası hizmete açık şekilde, sümük sümük bekliyordu.

Bu hali ile bir erkeğin kendisini gelip becermemesi mümkün değildi. Sabri prezervatifini taktı ve beş on dakika Yeliz’i becerdi. Bu sürede Yeliz’in ağzını ve burnunu kapatıp nefes almasını sınırlayıp daha da azmasını sağlıyordu. Bir süre sonra Sabri durdu ve yataktan kalktı.

Sabri yataktan uzaklaştı. Yeliz ayak seslerini duyuyordu zemindeki, bir süre sonra dış kapı açıldı ve tekrar kapandı. Sahibi çıkıp gitmiş miydi?

Hayır… Tekrar kendisine yürüdüğünü hissetti Yeliz sahibinin, yalnız… Yalnız, Sabri yalnız değildi, kaç kişi olduğunu bilmiyordu Yeliz odada, kimse konuşmuyordu, sahibi dahil. 


“Sahibim” dedi, “burada mısınız?” cevabını alamadı ama baş kısmında yatak ile başı arasındaki boşlukta bir beden ve ardından da dudaklarına sürülen bir penis hissetti. “Bu kimin bakalım bilecek misin?” diye kararlı bir ses işitti, evet bu sahibiydi… “dişlerin sikime değmeyecek…”. Yeliz’in başını arkaya çekip ağzının kendisine bakmasını sağladı Sabri, Yeliz görevini icra etmeye başlamıştı. Dişlerini efendisine değdirmemek için çaba harcıyordu sürekli, zira zaten ağzına zor sığıyordu, dudakları arasında boşluk bile kalmıyordu.

Bir süre sonra bacaklarının arasında ikinci kişi hissetti Yeliz. Evet… Bir kişi daha vardı, erkekti ve şu anda sahibi ağzına girip çıkarken o kişi de ıslanmış olan vajinasından ritmik şekilde yara yara çalışıyordu. Kişi gittikçe hızlandı ve sonra dışarıda kaldı, üzerine uzanmış memelerini sıkıştırıyor meme başlarını emiyordu. Göğüsleri hemen hemen morarmıştı, yumuşaklıktan eser yoktu. O artık her kimse prezervatifine boşalmıştı…

“Acaba sahibim beni becermeye devam eder mi?” diye düşünürken içinde yine biri girdi, Sabri halen ağzında olduğuna göre… Sadece bir kişi getirmemişti sahibi. Aynı kişi de değildi, bu biraz daha hafifti ve daha acemice girip çıkıyordu. Kısa da sürdü… Yeliz anlamıştı, genç ve bakir bir delikanlının ilk tecrübesi, seks materyali olmuştu kendisi.

Bir an, “acaba kaç kişiye malzeme olacağım daha?” diye düşünüyordu ki sahibinin siki ağzında dişine dokundu… Sahibinin siki ağzından çekildi… Yeliz “lütfennnn sahibimmm, istemeden oldu, çok şaşkındım, lütfen bana acıyınnn” dedi. Sahibi bekledi, Yeliz şunu eklemeyi tercih etti “Sahibimmmm, lütfen, bana her istediğinizi yapmaya hakkınız var, kendimi insafınıza bırakıyorum”...

 DEVAMI BURADADIR

29 Ağustos 2022 Pazartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - I - Isınma Turu

O gün biraz farklı yaşanacaktı. Yeliz bundan haberdardı, hatta farklılığın ne olacağı konusunda bilgisi vardı ama nasıl olacağı hakkında en ufak fikri bile yoktu.


Kölelerinin Sabri’ye rutin hitap şekli “efendim” olduğu halde köleleri arasında sadece Yeliz “sahibim” diye hitap ederdi. Yeliz sahibi ile buluştu, sahibi onu arabasında bekliyordu, arabaya bindiler ve kısa konuşmalar ile eve kadar gittiler. Önde Sabri arkada Yeliz asansöre girip çıktılar ve kapıdan da bu şekilde geçtiler. İçeri girdiklerinde Yeliz kendisine gösterilen köşeye gidip sırtını duvara yasladı ve gözlerini ileri dikip beklemeye başladı. Üzerinde günlük giysileri vardı. Fazla zaman kaybetmeden boynuna tasması bağlandı Yeliz’in. Bu sefer gözleri de bağlandı… Sabri saçlarından başının arkasını aşağı çekerek yüzünün yukarıda hafif açılı şekilde yukarı bakmasını sağladı… Böyle kalacaksın… dedi.

Yeliz biraz bekleyeceğini biliyordu önceki tecrübelerinden, sahibi muhtemelen evi bir gezecek, o gün neler yapacaklarını kurgulayacaktı.

O gün çok kısa bekledi ve garip, hiç yapmadığı  bir şey yaptı sahibi. Yeliz’in dudaklarına dudakları ile yapıştı ve bedenini kolları ile sarıp sıkmaya başladı, nefes almasına bile izin vermiyordu, Yeliz’in burnundan nefes aldığını yüzünde hissediyordu. Hareketsiz, kolları aşağı başı hafif yukarı bakar şekilde bekledi Yeliz. Sahibinin elleri önce göğüslerini sıkıştırdı sütyeninin üzerinden. Sütyeni canını yakmıştı arada kaldığından. Sabri halen dudaklarındaydı, aralarında bayağı boy farkı olduğundan Yeliz’in yüzü halen yukarı bakar durumdaydı. Sabri yavaşça belinden aşağı kaydırdı ellerini ve kalçalarına yine giysisinin üzerinden elleri ile kaba kuvveti ile sıktı ve sıkılı tuttu, gittikçe daha fazla sıkıştıracak şekilde arttırdı şiddetini, Yeliz’in dudaklarını bırakmış yüzüne bakıyordu, yüzünde bir acı belirtisi arıyordu ve tabi sonunda buldu.

Elini ön tarafından külotuna soktu ve aşağı doğru kaydırdı, ıslaklığını bilmek istiyordu. Her zamanki gibi sümüksü jeli ile vıcık vıcık olduğunu anladı, aslında bu kadar çabuk ıslanmış olmayabileceğini düşünüyordu ama yanılmıştı. Yeliz’in külotunu giysisi ile birlikte aşağı çekti ve elini Yeliz’in külotuna silerek kuruladı. Yeliz’in sutyen ve giysisinin üst kısmını da çıkardı Sabri.

Tasmasının ense kısmından tutarak yatağa kadar önünde yürüterek götürdü ve yüz üstü yatağa iterek bıraktı Sabri, Yeliz nereye düştüğünü görmüyordu. Yeliz’in ellerini  ısırıcı tipteki halat ile dirsekten aşağı kısımları arkasında üst üste gelecek şekilde arkadan bağlayıp sırtından önüne geçirdi ve göğüslerinin etrafından tur atarak sıkıştırdı sutyen bağı gibi arkasına geçirip arkada bağladı. Sabri sıkabileceği kadar sıktı ama daha fazla sıkabilmek, boşluğunu alabilmek için hem önde hem arkada iki kalemle çevirip sıkıştırdı, onları da geriye açılması diye mandalla sabitledi. 

Aslında sahibi yatak muhabbetini fazla vanilya bulurdu, bu da garipti, ipler olmasa Sabri’nin vanilya moduna girmiş olduğunu düşünecekti Yeliz. Ağzının ve burnunun herhangi bir bilgi verilmeden kapatıldığını hissetti, hava alamıyordu ama bunu biliyor ve seviyordu. Defalarca bu şekilde zevkten çıldırmış bir şekilde hizmet etmişti sahibine. Yine mükemmeldi Sabri’nin zamanlaması, nefes tutma ve bırakma şeklinde birkaç defa tekrarladı bunu. Nefes nefese kalmıştı Yeliz, bir yenisinin daha gelip gelmeyeceğini bilmeden bekliyordu. Sabri'nin elini önce vajinasında sonra da kaygan şekilde analında gezerken hissetti. İçine parmak girmesi korkutuyordu ve anal seks için yeterince açılamıyordu Yeliz, ancak Sabri’nin parmağını alabilecek kadar yeri vardı kıçında yine de. Bir süre sonra arka deliğini iki parmağın zorladığını hissediyordu. Bir parmak da önünde aynı anda girip çıkıyor ve içerideyken parmaklar birleştiriyordu. Bu pek hoşuna gitmiyordu ama bunu önemsemeyecek kadar uyarılmıştı, sahibinin sevdiği bir şeye bu kadar da katlanması normaldi, Sabri bazen sınırları bir şekilde zorlamayı severdi. Çoğu kölesi için umursamayacakları bu eylem nedense Yeliz için zordu, sanırım ilk ilişkileri hatta çocukluğu ile ilgili bir konuydu.

Yeliz’i yüzüstü yatar şekilde bıraktı öylece Sabri biraz. İpler memelerini ısırıyordu Yeliz’in, bunu daha önce pek hissetmemişti. Bunu özellikle Sabri tamamen üzerine yatınca daha da hissetmeye başladı. Sabri Yeliz’in üzerinde bütün ağırlığı ile uzanmış, altındaki Yeliz yatağa gömülmüşken elleri ile bir şeyler yazıyordu cep telefonuna Sabri.

DEVAMI BURADADIR

8 Haziran 2020 Pazartesi

Nefes Nefese veya Nefessizlik

Kandaki oksijen oranının azalmasının cinsel olarak tahrik unsuru olduğunu biliyorum ama bu mekanizmanın nasıl çalıştığını bilmiyorum açıkçası. Sanırım kandaki karbondioksit artışı ile ilişkili bir etkidir.

Bu amaçla kendi kafasına naylon geçirip mastürbasyon yapanlar da var, hatta bu şekilde ölmüş olanlar da olduğunu duydum. Zira işe zevk karıştı mı bazıları durmanın ne zaman gerekli olduğunu bilemez. İşte kendisine yapıp kendini kaybedenler ayrı, bir efendinin kontrolünde yapılıyorsa o da aslında partneri için çok benzer riskleri olabilecek bir konu. BDSM'deki adı "Asphyxiation" ama ne zamandır bunun nasıl yazıldığını ezberleyemedim doğrusu, mutlaka bir google yardımı alıyorum her seferinde. Aslında bir tıbbi durumu betimlediği için tıp'ta Türkçe olarak telafuz edilen hali daha akılda kalıcı "Asfiksasyon" . Tabi bu BDSM'de kullanılandan çok daha geniş anlamlı tıbbi literatürde ve bir miktar anlam/kavram farklılığı var, detaya girmeyeyim.

BDSM'deki hali partnerin solumasını kontrol altında tutmak, solunum yolunu kapatarak sadece istediği anda nefes almasına izin vermek.

Bunu denediğimde çekine çekine yapmıştım bir kazaya neden olmamak için. Ben ihtiyat içinde kıvranırken partnerim zevkten kıvranıyordu. Bu güveni anlayamıyorum ben halen bu yaşa gelmeme rağmen, ulan biraz kendisini kaybetse adam öbür tarafa mevta olmaya gidecek. Olabilecek en ilkel şekilde yaptım elimle burnunu yeteri kadar sıkıp ağzını elimle tuttum. Bir süre içinde bırakarak tabi ama ortalama olarak daha az hava almasını sağladıkça sevgili köleciğim azmaya başladı, azdıkça da azdı. Belki saatler boyunca ona girip çıkmama rağmen azalmadı isteği, gittikçe arttı. Ancak bedensel takati gittikçe azaldı, bunda uzun süren giriş çıkış faslının yoruculuğu da var, en son kendisini bayılacak gibi hissettiğini söyledi ancak bunun öncelikli nedeninin yorgunluk olduğu konusunda ikimiz de hemfikirdik. Bu durum biraz da bunu yapma biçimimizden kaynaklanıyordu.

Tamamen çıplak olarak yüz üstü yere uzanmış olduğu durumda bütün ağırlığımla yine yüzüstü onun üzerine uzanmanın onun için yorucu olduğunu bilmek için çok zeki olmaya gerek de yok. Ancak ağırlık ve ebat farkımız göz önünde tutulursa onun için ne denli kayda değer olabilecek bir tecrübe olduğu anlaşılabilir. Yaklaşık 60-70 kg'lık birinin üzerine 110 kg civarı bir ağırlık maddenin doğasını da biraz zorluyor. Ağzını elimle kapamasam da pek soluma özgürlüğü olduğu söylenemez bu durumda, tabi dizlerimden ve ellerimden aldığım destek ile ağırlığımın ne kadarını ona vereceğimi ayarlayabiliyordum, ancak bazı durumda kısa süreli de olsa tamamen yüklendiğimi de biliyorum. Çok da temiz olmayan zemin ile benim ağırlığım arasında bedeninin sıkışması göğüslerinin iki bedenin toplam ağırlığı altında bedeni ile zemin arasında adeta pestile dönmesi onu ciddi şekilde uyarıyordu. Belki bu kadarı da yeterli olacaktı ancak masum sadistliğimin bir eseri olarak göğüslerini tırtıklı bir keten halat ile çevrelemem, bu halatı tek parça olarak bedenini de sıkacak şekilde sarmış olmam da bu zevkini doruğa taşıdı. Yüklendikçe sürtünüp ısırıyordu göğüslerini bu halat. Ağzını ve burnunu kapattığımda aradan soluduğunu hisediyordum bazen ama tamamen kapatmak zordu.

Bu efendinin altında ezilme sahnesinin nefessiz kalma bölümü sonrasında da devam etti, tabi onu daha rahat bir yere yatırmış olarak. Üzerinde ağırlığımla ezerken onu becermek pek de mümkün değildi. Ağzını ve burnunu kapatarak onu "normal" şekilde becerdikçe aldığı hazzı vajinasının tamamen gevşemesinden anlamak da mümkündü. Bu ara bu süreç pek de kolay değildi, bir elimle başının arkasından tutup bir elimle hem ağzını hem burnunu kapatırken ona giriş ve çıkışlarımı kontrol etmek benim ağırlığımda biri için çok kolay olmuyor. Ona asıl zevk verenin sıkıca ağzına ve burnuna yapışmış ve solumasına izin vermek ile hayatını kontrol ediyor olmam mı yoksa kanındaki hava dengesi mi olduğunu, en azından hangisinin daha baskın olduğunu anlayamadım hiç.


Diyeceğim, bu tehlikeli olduğu ve bir çılgınlık ve ayarsızlık anını affetmediği konusunda görüşümün hiç değişmediği. Bunu yapacak olanların kesinlikle abartmaktan kaçınabilmesi ve partnerinin sınırlarını iyi bilmesi lazım. Tabi partnerin ilgili bir sağlık sorunu olmaması da bir o kadar önemli.
 

29 Temmuz 2019 Pazartesi

BDSM Nedir? Efendi İçin ve Köle İçin...


Özellikle BDSM ile ilgili olmayan kişilerin veya yeni araştıranların "hmm, nasıl ola ki?" diyeceği, bu işin içinde bulunanların da muhtemelen "evet, adam yazmış valla" diyeceği, belki bazı şeylere "ama bu bana pek uymaz" da diyebileceği doğrudan bir karşılaştırmayı pek yapmadığımı fark ettim.

Aynı argümanlar cinsinden efendi ve köle açısından ifadeleri biraz toparladım, aşağıdakiler çıktı.

Efendi için böyle / Köle için tabi ki böyle

* * *

Güven

Güven karşılığı gerekli sorumluluğu alabilmektir
Güvenip iplerini teslim edebilmektir.

Partnerinin güvenini sağlamaktır
Güvenebileceği kişiyi seçebilmiş olmanın rahatlığıdır.

Kendine güvenin en yükseldiği noktadır.
Kendine olan güvenin teslim edildiği noktadır.


Bedensel Hisler

Partnerin vücudundaki en çok haz aldığı noktaları ve eylemleri keşfetmektir.
Vücudunda dolaşan ellerin nereden geçtiğine göre duyu organlarını oraya taşıyabilmektir.


Ruh durumu

Partnerinin eylemleri karşısında küçülmesinden zevk aldığı halde onu ezmemektir.
Gittikçe küçülmek, küçülmek daha küçülmektir.


Kontrol

Kararları vermekten zevk alsın almasın, iki kişi adına kararların tamamını verebilme yaratıcılığına sahip olmaktır.
Kararları tamamen partnerinin vermesinden zevk duymaktır.

Yeni bir şeyler bulabilmek üzere zihinsel efor sarf edip bunları güvenli bir şekilde kölesinde nasıl uygulayabileceğini düşünmek ve bunun için sürekli bilgisini yenilemektir.
Efendisinin yaratıcılığının ve araştırıcılığının bir kobayı olmaktan zevk alabilmektir. Yeni ufuklar için efendisinin kendi üzerindeki tercihlerini geliştirmesine yardımcı olabilmektir.

Kölesini, sert oynasa bile, tüketmeden kullanmayı; oyuncağı ile oynamayı bilir.
Kullanılmaktan, efendisinin oyuncağı olmaktan büyük zevk alır.


Sorumluluklar

Partnerinin yeni sınırlarını denerken onu ölçüp onun ruhunun sesini dinlemeye önem vermektir. Kölesini çekebileceği acının empatisini kurmakta, onun mimiklerini okumakta başarılı olmaktır.
Efendisi için bir acı çekiyorsa bunu sorgulamamaya, ancak tepkisel olarak gerçek durumunu ifade etmeye önem verir.


Cinsellik

Cinsellik onun için bir enstrümandır, cinsellik ile dominans arasındaki bağı kurmayı iyi bilir.
Efendisinin hükmettiği cinsel uyarım noktalarına göre akordu düzgündür, efendisinin hangi sesleri çıkarması istediğine ilgisi vardır, öğrenir.

Oyun sırasında kölesine girip çıkarken hem kendi hem kölesinin boşalmasını kontrol edebilir, oyunu saatlerce sürdürebilir.
Efendisinin girip çıkması onun için bir hediyedir, efendisi izin vermeden boşalmamayı öğrenir.

* * *

İtiraf etmeliyim ki; analitik takılalım diye bildiklerimden bir tablo yapayım dedim, ama blogger'da hızlı ve pratik bir tablolama aracı bulamadım. Sanırım olsa da mobil kullanıcılar tarafından pek erişilemez.


25 Şubat 2019 Pazartesi

Köle Mülkiyeti

Bir kölenin ait olması, mülkiyeti ne demektir? Eğer bir orta çağ kölesi veya Kunta Kinte neslinden bahsediyorsak amaç çok açıktır: Sahibi denilen şahsın kendi yapmak istemediklerini, sadece temel ihtiyaçları karşılığında (o da mecburiyetten, ölmesin diye) yapacak biri veya birileri. Bir tembellik ve konfor aracı. Bugünün kiralık işçilerinin temelli ömür boyu hali. El değiştirdiğinden ve varlığı maddi güce dayandığından aslında suni olarak yaratılmış bir sınıftır. Kölenin toplumdan uzaklaşma (kaçma) durumunda canı ile ödeyebileceği bir riske girmemek için toplumun kendisine verdiği bu mecburiyet altında yaşamaktır yapabileceği tek şey.

BDSM'de amacın bu olması ancak ileri bir fantezi konusu olabilir. BDSM kapsamındaki kölenin tanımlanış şekli de çok gerçek üstü değildir aslında. Efendinin kendi türünden bir canlı üzerinde hakimiyet egosunu doyuracak olmak gibi düşünülse de aslında normalde pek paylaşılmayacak bir nitelik grubuna, başkasına ait, rızası dışında erişilemeyecek bu şeylere koşulsuz sahip olmak, sorgusuz sualsiz bunları kullanabilmektir. Eğer bu mutlaklığı acı ve işkence şeklinde yapmak istiyorsa, efendi olsun olmasın o kişi bir sadisttir de. Efendinin sadistliği, kölenin varlığını sadistlik nedeniyle mi istediği tartışılabilir ama sadistlik ve mülk-ü himaye arasında belirli bir ölçekte yer alır genellikle. Açık söyleyeyim mazoşist bir efendiye ben hiç rastlamadım şimdiye kadar.

İşe kölenin tarafından bakabilecek kadar bir fikrim var, zaman zaman paylaştım ama bunu tanımlamak için kendimi yeterli görmüyorum. En azından köleden köleye değişebilecek bazı kıstasların olduğuna, ancak genelleyebilecek kadar kendi hissiyatını ölçmüş bir köleye rast gelmediğimi söylemem lazım, aslında çoğu becerirdi ama bu kadar üzerinde kafa yormuş olmamayı tercih ettiler demem mümkündür.

Aitlik nedir? Nesi aittir kölenin efendisine? Köleliğin kapitalizm altında biçim değiştirdiği bir efendi köle ilişkisi dışında, ki biz buna iş dünyası diyoruz. Kölenin de kölesi var bu dünyada, nedir BDSM'de el değiştiren veya paylaşılan.

Buna "her şeyi" demek şeklinde bir genelleme yapacaklar çıkar ama ben biraz detaya gireceğim, en azından kendi değerlerim açısından.

Köleye dair paraya çevrilir şeylerin sahibi olma ile ilgilenenler var, banka hesaplarının, iş gücünün ait olması gibi, güzel bir fantezi ama benim beklentim bu kadar derin olmadı hiç. Kontrat ile kölenin el değiştirmesi, başka efendiye bütün varlığının devrini (evet bankadaki parası, mirası vb. de dahil) konu olan durumlar da var.

Maddi değeleri 40'larını geçe halen kavrayamamış biri olarak benim bu konuya ilgim sadece topikal bir fanteziden ibaret, bu konuda gerçek bir sahiplenmeden bahsedemem kendi adıma.

Kölenin bu dünyaya ait değerlerinden kalan birisi somut; kölenin biyolojik varlığı, yani bedeni. Diğeri ise bundan çok soyutlanamamakla birlikte kölenin zihni, düşünce ve duyguları, bazılarının ifadesi ile ruhu.

Bunların birincisi belli; bedeni ve onunla birlikte gelen eti sütü kemiği, sıvıları falan. Erkek köle değil de kadın köle istememin altında özellikle bu konudaki potansiyelin olduğunu söyleyebilirim. Sadece cinselliği değil, zihinsel teslimiyetsiz bir bedensel teslimiyetin önemi olmadığını söyleyebilirim.

İkincisi ise "ruhu" denilen konu ki, aslında "bana aşık olsun, beni çok sevsin" konusu değil. Bu konu daha çok kölenin "mahremiyetine" sahip olmak ki benim ek yüksek değerim bu. Hepimizin sosyal ve kişisel sınırları var, bazılarında başka diğer bazılarında daha başka, ancak bir kölenin benden "kişisel alanında" gizli bir şeyi olmaması benim efendiliğimin varlığının nedenidir. Her ne kadar partnerin sınırlarına göre davransam da zaman içinde benim sınırlarımı kölemin sınırları yapmak, onun bu konuda ruhuna işlemek, ruhunda ve algısında güzel bulacağı izler bırakmak çok hoşuma gider. Kölemin "kişisel alanında" benden gizli hiçbir şeyi olmamalı, bedeni, düşünceleri, görüşleri, algıları da dahil. Bunlara istediğimde "bana ait" olduklarını kendime kanıtlayabilmem önemlidir ve bunu beklerim. Sıkça kullandım; "kişisel alan" nedir? Çok basit, üçüncü kişilerin kendilerini doğrudan ilgilendirecek olan konular kişisel alanın dışında kalır, köle bunları istediğinde paylaşabilir ama kendine tutma hakkı her zaman vardır, çünkü kölemin çevresi benim kölem değildir. Kendi kişisel alanında birileri ile paylaştığı şeyler olabilir ki doğaldır, bu paylaşımlardan rahatsızlık duymam, ancak kendine ait gizlediği bir şeyin olmasını hiç istemem. İstediğim zaman bedenine, istediğim zaman zamanına, istediğim zaman mekanına erişebilmeliyim. Mülkiyetini bunlar ile sınırlı değil ama temelini bunlar olarak görürüm.

Bundan dolayıdır ki mülkiyetine hakim olmaya başladığım bir kölenin önce genel isteklerini, yaşam tarzını benim uygun göreceğim şekilde sınırlandırmasını, bedensel olarak kendini tam paylaşmasını ve bunları teslim almış olmanın bir güvenini beklerim. Benim olmazsa olmaz olan mahremiyetin karşılığı ise vereceğim güvendir.

Mahremiyeti bir çeşit özgürlük, kendine aitlik gibi düşünürsek "özgürlüğünden vazgeçmesi"ve başkasına (bana) vakfetmesi, mutlak olarak her emrime koşulsuz uyması benim için "ideal"dir. "İdeal" tanımım, bir aşamada kendi sınırları kalmamış olmasının benim isteklerimin onun sınırlarını oluşturmasının, onu "istediğim gibi çatır çatır kullanıyor" olmamın konusunun kulağına hoş gelmesini beklerim.






1 Eylül 2018 Cumartesi

İlk Tanışmalar'da Tatlı Bir Başlangıç

Geçmişte emniyet, güven konusundan sıkça bahsettim, bugünkü konum bu değil, ilk buluşmanın psikolojik yönü.

Sadece ilk buluşma için de değil, aynı zamanda her buluşmada yine yeniden başlayacak bir psikolojik silsile bu işin tadını veren konulardan biri.

Öncelikle şu tecrübe ile sabit ki, bir ilişki BDSM olarak başlarsa ancak BDSM olarak devam edebilir, "ay! ucundan accık başlayalım, ay! önce bir kahve içseydik", bunlar bütün zorlamalara rağmen bir türlü yolunda gitmiyor. Efendi, efendi midir? Evet, o zaman efendi olarak başlar ve köle daima rolünü bilir. Uzunca bir süredir bunun istisnalarını denediğim buluşmalar hep ümitsiz, belki de saçma bir buluşma haline geldi.

Ben bunu geçmişte, "başka türlü başlarsa D/s ilişkiye tekrar toparlamak zor oluyor" olarak formüle ediyordum ama artık toparlamanın dahi mümkün olmadığını düşünüyorum. Nedenini gerçekten bilmiyorum, bu konuda bir tahlili yapmak benim için bile çok zor.

BDSM'nin bir ön sevişmesi varsa o da kesinlikle sert emirler, belki de direkt cinsel giriş çıkıştır. Bundan sonra bir yeni başlangıç denemesi olacaksa kesinlikle ve kesinlikle kahve içerek veya arabada felsefi konuşmalar yaparak olmayacak, hele D/s ilişki dışı bir romantizm vb. geleneksel vaniyalar, onlar da hiç olmayacak.

Özellikle sevgili kölem Yeliz'den aldığım bir bilgi bu konuda benim fikrimi açtı diyebilirim. Normal bir cinseliğin onu "yeterince" ıslatmaması, bu ilk defa ondan duyduğum bir şey de olmamasına rağmen uyanışım bu oldu, teşekkür ediyorum kendisine.

Budan sonra ilk buluşmada ellerinden veya ayaklarından bağlanmaya, tasma takmaya, en azından içine girilip çıkılmaya hazır olmayanlar ile bir işim olmayacaktır.

Yani en tatlı başlangıç, D/s bir başlangıçtır, alternatifi yoktur.
.


4 Ağustos 2018 Cumartesi

Uzun Metrajlı

Bu başlık film endüstrisinden gelen bir terim olmasından ve burada konumuzun BDSM olmasından dolayı favori uzun metrajlı BDSM filmleri listeleyeceğim şeklinde anlaşılabilir. Bunu da yaparım elbet ama buradaki metraj reel bir BDSM randevusunun metrajı. Ne kadar sürer genellikle? Bana en çok sorulan sorulardan biri de bu oldu.

"Öyle kesin bir süre falan verilemez" denir genellikle ama ben buna tezat gayet net bir cevap vereceğim. En azından benim yönetimimdeki bir randevuların pratik süresi 4-5 saattir.

Bu sürede neler olur neler biter, neden daha kısa değil, neden daha uzun değil? Gerçekte teoriyi seven çok pratiğe kaçmayan biriyim ama bunların cevapları da dolambaçlı anlatılacak birer sır değil.

Öncelikle neden daha uzun değil?

Öncelikle BDSM yorucu bir iştir. Bu hem köle için hem de efendi için geçerli bir konu. Kölenin ilgi alanına göre göreceği muamele can acıtıcı ve tahriş edilmekten hoşlanan bir köle için olduğu kadar emirleri yerine getirmekten hoşlanan bir köle için de bedensel efor gerektirir. Bu eforun bir bölümü de cinselliktir ve bu efendi için yorucu bir süreçtir. Özellikle BDSM sırasında olan cinsellik öyle gir çık boşal bitmez. Defalarca, hazırlıksız bir şekilde başlatılmış, bilerek yarım bırakılmış girişlerden oluşur. Belki her ilişkide böyle olmayabilir ama benim sevdiğim, olmazsa olmazım böyle işte, kölelerim de sever, olmazsa alışır bu aktiviteye şıpır şıpır ter içinde kalsalar da. Bu bazen anal ilişkileri de içerdiğinden daha yorucu hale gelir.

Bu süre içinde psikolojik doyum genellikle cinsellik ile aynı biçimde sağlanır. Psikolojik rahatlama sonrasında Taraflar birbirine biraz daha farklı ve daha medenileşmiş :-) bir paydada bakarlar. Paylaşılan tek şey cinsellik değildir, nerede görülmüş öyle 4-5 saat sürekli cinsel lezzet paylaşımı?

BDSM bu süreci süsleyerek uzun sürmesini daha fazlasının paylaşımını mümkün hale getirir.

Neden kısa değil?

BDSM genellikle bir seremoni ile başlar. Bu giriş tarafların birbirine ısınmasını ve güven hissinin oluşmasını sağlar. Özellikle kölelerin ilk tecrübelerinde genellikle kölenin bir endişesi "ya komik gelir de gülme tutarsa"  veya "korkar da ağlarsam" şeklinde olabiliyor. Her ikisini kontrol etmek de mümkün, o nedenle "efendi" deniliyor, konu "efendice" hallediliyor, kölenin zevk almayacağı bir ilişki efendi için de bir eziyet durumuna gelir. Bazen kendi kendime bu süreyi gereğinden fazla uzattığımı da düşünürüm. Birbirine alışmak kadar çıplaklığa alışmak da bir süre alır. Normal ilişkilerin önemli bir bölümü yatakta örtü altına bile olabilecekken BDSM ilişkisinde çıplaklık, kendini saklamama bir mecburiyettir. Hiç kimse mükemmel değil, bundan dolayı çoğu kişi (aslında öyle olmasa bile) çirkin olduğunu düşündüğü yerlerini gizlemeye çalışır. BDSM ilişkisinde kontrol efendide olduğundan kölenin efendi tarafından tayin edilen bu konumuna alışması için zaman ve dikkat gereklidir.

Bazı yemekler vardır uzun sürede tüketilmesi durumunda lezzet alınır, lop lop diye yutulmaz, beklene beklene yenilir. Bu da biraz böyle, tadını çıkarta çıkarta olur, köle içinse genellikle gelecek aşamayı merak söz konusudur. Kaldı ki bu merak ve bekleyiş kişisel olarak benim uygulamaktan çok zevk aldığım bir oyundur. Dizginlerin elimde olduğunu kölenin kabullenmesi ve durumunu mental olarak değerlendirecek bir zamana kavuşmuş olur, bu düşünme bazen çok ani bir aksiyonumla kesilse bile, işte o zaman faaliyet zamanı gelmiş, bu aşamada ne olacağı aşağı yukarı belli olmuştur.

Bu kadar oyunun çok da kısa sürmeyeceğini tahmin edersiniz.

Bu başlığa devam etmeyi düşünüyorum, uygun bir zamanda... Beklemek nedir tadına bakın bir
şimdilik :-)



15 Mart 2018 Perşembe

Finansal Kölelik



Fiili veya uzaktan beden ve ruhla oynama sanatının ruhsal tarafa yakın olan bu biçimini bunca yıldır ilk defa tecrübe ediyorum.

Kimseyle para ilişkisi kadar pis bir ilişkiye girmek istememekten mi? İşin muhasebesinin ipini ucunu kaçırma korkusundan mıdır bilmiyorum bu çekingenlik. Belki de bu işlere parayı karıştırmak veya bana "paranı vereceksin" demek çok anormal geldiği için de olabilir, belki de bundan hoşlanacak bir köleye veya kölenin buna uygun bir ruh haline denk gelmediğim için...

Güven ilişkisi için belirli bir miktarı hesabıma gönder, geri gönder yapmıştık zamanında bir kölemle, ama bu o değil.

Eski kölelerimden biri ile başladık bir ekonomik kölelik modeline. Onun çevresi ile durumunun buna kısmen olsa da uygun olması bunu uygulanabilir yaptı, D/s konusuna kendisini tamamen adadığını düşündüğüm bir dönemde sadece kaptırıp gittiğimiz bir sözlü fantezi yazışmasında geçti bu fantezi.

Ama sonra... Cinsel basınç (libido yükselmesi) altında hissettiği şeylerin bu basınç geçtikten sonra da hissedilmeye devam edildiği sohbetini yaparken bu konu tekrar açıldı. Bu tür modeller sadece efendinin başının altından çıkmıyor aslında, süsleye süsleye öyle cazip hale getirdi ki kendisi benim sadece teknik kısımlarının kurallarını oluşturmam yetti.

Finansal kölelik modeli uygulanan bir şey ancak gerçekleşme şekli kişiden kişiye değişiyor, kendisini bu türde efendi olarak tanımlayan bazı efendiler kölenin daha ilişki başlangıcı itibarı ile transferlerini talep ediyorlar ve bu miktarlar köleye göre kaldırılabilir ama (tek köleden ibaret olmadıkları için) toplamda yüksek miktarlar edebiliyor.

Çoğunlukla kadın efendi ve erkek köle ilişkisi bu şekilde kurulduğu durum sözkonusu ve bilinen "femdom" ifadesinin çağrışımı ile finansal dominans "findom" olarak tanımlıyorlar. Geçimlerini bu yolla sağladıklarını belirtenler de var. Erkek efendi olanlar kendilerini direkt olarak "Cash Master" olarak nitelendiriyorlar.

Tabi, bütün bunlar bu sürece başladıktan sonra detaylı girdiğim konular oldu. Geçmişteki yazılarımdan anlaşılıyordur. Belirli bir tanım, tür veya teknik yapıya ait olmayı asla sevmedim. "Bu iş böyle yapılıyormuş" diye ansiklopedik bilgi toplamaya asla çalışmadım. Ansiklopedik bilgi bir iki şeye yarar: "beceremediği ilginç gelen şeylere olan merakı gidermeye" ve "başkalarına ne kadar çok bildiğini kanıtlamaya çalışmaya". Burada bir sürecin risklerini araştırmayı bilmeyi ayırıyorum tabi. "Şu güzelmiş deneyelim" dediğim tabi oldu ama "kitabı buymuş, böyle yapalım hadi" hiç demedim. Çeşitli alanlarda bu tartışma vardır ama bu açıdan bu işin bir sanat olduğu görüşündeyim daha çok, bilgi değil. Görüşüm o dur ki; yapmak ve yaşamak, bilmekten daha önemlidir, az bilgi yaratıcılığı destekler, çok bilgi yaratıcılığı köstekler.

Peki biz nasıl yaptık bu finansal kölelik işini?

Öncelikle kölem çok yüksek veya düşük olmasa da maaşı olan ve geçindirme yükümlülükleri nispeten düşük olan biri. Bu konunun önemli olduğunu düşünüyorum, eğer böyle olmasaydı bu işi düzene koymak gerçekten çok zor olurdu.

Maaşını aldığında mecburi rutin ödemelerini (sigorta,kredi kartı, rutin birikim gibi) bana bildirerek kendisi yapıyor. Kalanı bana veriyor, bunu ilk denemede banka üzerinden denedik ama açıkçası sonradan özellikle maaş gibi bir meblağın transferinde böyle bir D/s oyuna maliyeyi de ortak etmek pek istemedik. Efendinin köleye fatura kesmesi falan gibi şeyleri gündeme getirecek komik bir konu olurdu bu...

Haftalık olarak kendisine hayatını devam ettireceği kadar nakit olarak bir harçlık veriyorum. İhtiyat olarak da bir nakit tutmasına izin veriyorum ama mecbur olmadıkça harcamamak koşulu ile. Çünkü bu nakitten harcarsa bu ceza olarak sonraki aya yansıyor ve rutin birikim hakkından düşülüyor.

Bu konuda en zor kararlar kredi kartı konusunda oldu. Bunun için haftalık bir limit tanımladık. Limit dahilinde harcama yapabiliyor, aşarsa yine ertesi dönemin biriktirme hakkından düşülüyor. Zorluk bunun muhasebesini detaylandırmakta oldu, çünkü provizyon var, taksit var, iş biraz karışık bu konuda. Çok şükür ki taksit konusu gündeme gelmedi, onu halen kurgulamış değilim.

Kölem kredi kartı ekstresi ve banka hesap durumunu ben istediğim zaman derhal bana raporluyor (teknik olarak bunlara benim online erişmem banka güvenliği nedeniyle zor).

Bazı toplu ve mecburi alışveriş ve ödemelerin yine izne tabi olduğunu ancak bu sistemin dışında tutulduğunu söylememe sanırım gerek bulunmuyor.

Burada bu modelde çok önemli bir kaç konu var.

- Bana gelenin aylık olması, benden verilenin haftalık olması ve nakit ve kredi kartı harcamalarının sonraki haftaya hiç bir şekilde devredilememesi. Bu çok önemli çünkü biriktirme ve karar verme özgürlüğünü ortadan kaldırıyor. Kendisine ait bir şey olmaması hissini tıpkı bir kölenin etrafına çizilen bir çemberden çıkma yasağında olduğu gibi sağlıyor. Bir merkezin var ve orada durmak zorundasın, bu çember köle iradesi ile genişleyemez. Bu konuyu "kölenin izin verilen birikimi" konusu ile karıştırmamak gerekiyor, o uzun vadeli hayat boyu bir birikim ve köle o birikimi zaten kolay bozulamaz bir hesapta tuttuğundan, harcama hakkını zaten kendi sınırlandırmış durumda. Yapacağı bu birikim gerçek bir cezaya konu oluyor. Bir anlamda dev ekonomik sistemin köleliğini de bu birikim ile yapıyor.

- Özellikle maaş teslim edilmesi konusu ve anı köle için en uyarıcı şeylerden birini oluşturuyor. Tasmasını götürüp efendisinin eline vermek gibi. Teslim ettiği sanki ekonomik bağımlılığı değil de bedeni ve ruhu.

- Teslim edilenlerin ve geri dönenlerin hesabını yapmak efendinin işi. Ancak yine uyarıcı olan ve gerçek teslimiyeti sınayan konu, efendinin bu ödenenleri asla geriye vermeyeceğinin peşin kabul edilmiş olması. Efendini vicdanı belki sadistliğinin ve hükmünün önüne geçer iade edebilir ama ne bir taahhüdü var efendinin ne de bunun için sorumluluğu.

- Harçlığın ne olduğunu ihtiyaçlara ve kölenin kendisine itaatine göre efendi belirliyor. İtaatsizlik veya efendiyi hoşnut edememe durumunda tıpkı bir tasma gibi çekiştirilebilecek ucu efendide bulunan bir sınır.

- Prensipleri açısından bakıldığında köle günlük hayatında da kendisini sınırlandırıyor ama daha da önemlisi, köle günlük hayatında maaşının karşılığı olan mevcut işini efendisine itaat olarak yapıyor. Günlük hayatında da efendisinin bir kölesi işi aracılığı ile. Bu ekonomik kölelik bilinen anlamda BDSM köleliği kavramından pek farkı bulunmuyor.

Bunları yapabilmek için sanırım iki şey gerekiyor ve o olduğu için yapabiliyoruz; kölenin zor durumda kalmayacağına dair efendiye duyacağı güven ve geriye verilmeyeceğini bilerek verebilecek kadar adanmışlık, çünkü köle burada parasını emanet etmiyor, o para zaten verildiği anda gitti, burada emanet ettiği bizzat kendi ruhiyatı ve devamlılığı.

Açıkça söylemeliyim ki bu şekilde bir ilişki özellikle kölemi adeta çıldırtmış durumda, günde herhangi bir anda ekonomik bir ilişkide ıslanabiliyor. Benim içinse kendime bir BDSM ilişkisindeki şekilde sınırlamamın, dur dememin gerekmeyeceği onun maddeleşmiş hali, çünkü asla onda kalıcı bir yara bırakmak istemem (kendi siparişi yoksa), ancak bu oyun onun etindensütünden yararlanmak gibi bir olanak yaratıyor ve bu da bence oldukça zevkli.








28 Kasım 2017 Salı

BDSM ve Ağız Bakımı

"Bu adam bir süredir yazmıyor, bu işi unuttu herhalde, baksana ağız bakımı falan, Watsons takılıyor" diye düşünen varsa şimdiye kadar neden yazmadım dediğim bir konu olduğunu belirteyim.

Yok, öyle oral için ağız temizliği falan değil. Tamam oral için ağzı, anal için kıçı temiz olacak, öyle her yere sokmam ben aleti, ama demem o değil.

Diş fırçalarının sapı gerçekten çok uygun bedene girmeye, yuvarlanmış esnek, steril, yeterli uzunlukta. Fırça kısmı yeterince uyarıcı. Ancak bir de diş macunu konusu var ki, adeta çıldırtır, taze zencefil bile o kadar o kadar olamamıştır (Birden fazla tecrübe ile sabit). Ancak öğrendiğim şudur ki, her marka herkese uymaz ama uyduğunda ciyaklamalar tadından yenmez :-)

Önce hafif ince bir tabaka ile başlanır hanımefendinin vajinasına. "Lütfeeen, yanıyooor" sinyali alındığında bir tur ıslak mendil ile temizlenir, hava ile irtibat acayip bir serinlik getirir. Bir süre daha devam eder etkisi, beklenir. Alerijk bir durum olmadğından emin olununca köleye şöyle bir sert bakılır. Asıl etki ikinci dalgada olur, bu sefer bolca sürülür ve hatta parmakla içeriye, klitorise falan taşıra taşıra... Köle ne hissedeceğini artık bilmektedir, genellikle birkaç defa yutkunur, öncekine göre uzunca kalacağını hata tekrar tekrar takviye yapılacağını bilir çünkü. Eğer efendi Sabri ise anal'a da çalışılacağını bilirler.

Diş macunu yalnız başına bir işe yaramaz, diş hekimleri hep söylerler. "Asıl etki diş fırçasının yapacağı mekanik etkidir" derler. Evet tecrübe ile sabit diş fırçasının önce sapı deliği esneterek hafifçe içeri girer. Çıkış ve girişler sonrasında artık bir süre sonra çok da fark edilmez olunca artık sıra fırça kısmının girebileceği düzeye gelmiştir. Arada temizlemekte yarar olduğunu söylemem sanırım ki gerekmeyecektir, her yeni başlangıç yeni bir heyecandır.

Burada artık lastik (lateks prezervatif) takıp diş fırçasına eşlik etmeye sıra gelmiştir, ama burada efendinin serbest girişi asla denememesi önemli. Diş macunu anti-spermisit olmadığı gibi kölenin iki bacağını iki tarafa gerip içine dalmak gibi bir sorumluluğu taşımaktadır, bunu canı istemelidir, diş macunu bu konuda caydırıcı olmamalıdır.

Bir süre sonra köleniz bütün tüpü içine sıksanız hissetmeyecek hale gelecektir.Burada biraz teknolojiye ihtiyaç olacaktır: Elektrikli diş fırçası...

Başlangıç için klitoriste o fırçanın titreşimi köleyi baştan çıkaracaktır ama genişliğine uygun fırça olduğunda efendi ile kölenin bütün halinde bir eğlence aracı olacaktır. Bundan sonrasını blog okurlarının hayal gücüne bırakmayı tercih ediyorum. Yalnız uyarmakta yarar var ki; kendinizi kaptırıp macun tüpünün kapaksız olan tarafını asla içeri sokmaya çalışmayın, sivri kenarları tehlikelidir.

1 Nisan 2016 Cuma

Bir Kölenin Efendiye Teslimiyet Aşamaları


Sub'lar için teslimiyet gözlemlerime göre aşağıdaki akış ve detaylarla gerçekleşiyor. Hem sub hem de dom'lara bilgi olsun. Aşamaların sırası kendi aralarında birbirine geçmiş ve iç içe durumda olabilir, bazı aşamalar hızlı geçilebilir ancak akış sırası genellikle aynıdır.

1- Teslimiyet ihtiyacı farkındalığının ortaya çıkması

Bu süreç genellikle sub'ın kendi başına yaşadığı süreçtir, cinsellik ile karıştırılma olasılığı ile karıştırılabildiği bir aşamadır, bu aşamada bir dom ile temas ediliyorsa dom öncelikle sub'ın bu konuda nelere hazır olduğunu anlamalıdır.

2- Psikolojik altyapının oluşması

Bu aşama dom'un varlığını gerektirir, ilk güvenin oluşturulması bu aşamada gerçekleşir. Eğer sub'ın ihtiyacı teslimiyet değil de cinsellik ise bu aşama sub tarafından "tamamlanmış" izlenimi oluşturulmaya ve acele ile geçilmeye, dikkatsizce hatalara (önemsememekten) meyillidir. Gerçek teslimiyet isteyen bir sub bu süreçte mümkün olduğunca dikkatli ve konsantredir. Gerçek teslimiyet güven gerektirir, cinsellik ise sınırlı bir güvenle gerçekleşebilir. Bundan dolayı sub'lar bu süreçte bulunmaktan daha memnundur, fantezistler değildir. Ancak bu durum sürecin çok uzun olmasını gerektirmez, efendinin algı ve yeteneğine ve sub'ın durumuna göre değişebilir. Eğer sub cinsel açıdan deneyimli değilse bu aşamada sub eğilimi olmasa da cinsellik ile karıştırma eğiliminde olduğundan bu durumdan memnun gibi davranabilir, yaşına ve tecrübesine göre muamele edilmelidir.

3- Görsel bedensel teslimiyet

Sub'ın görsel olarak teslimi özellikle toplumsal etkilerle tabu olarak kabul edilen bölgelerin efendiye görsel olarak sunulmasıdır. Bunlar genital ve kadınlığa özgü bölgeler ve yüz'dür. Güven aşaması tamamlanmış olmasını gerektirir ama güven bazı durumlarda yeterliyken bazı durumlarda yeterli olmaz. Genellikle bir defa gerçekleştiğinde bu bariyer kırılır, ancak sub'ın psikolojik sakınmaları ve endişeleri çok yüksek ise geçilmesi mümkün olmayabilir veya gerçekleştiği halde pişmanlık hissi kalmışsa D/s ilişkinin bitiş noktası da olabilir. Bu aşamada her iki taraf da risk alır, efendi sub'ı korkutma riski ile karşı karşıyadır, sub ise dom kılığında cinsel istek güdümlü kişilere hizmet ediyor olma riski ile karşı karşıyadır. Kolay geçilmesi her iki tarafın geçmiş cinsel deneyimi fazlaysa kolaylaşır. Bu aşamada efendi de kendini görsel olarak (özellikle yüz) deşifre edebilir, ancak bu konuda ilk hamleyi koşulsuz olarak sub atmalıdır.

4- Psikolojik teslimiyet

Günlük sözlü temaslarla gelişir. Sub'un doma bağlılığı gittikçe artar. Tekrarlı kurallardan oluştuğu için bazı alışkanlıklar bu aşamada oluşur. Dom burada tekrarlı kesin kural formülizasyonunun dışında yenilikler oluşturmalı ve süreci sıkıcılıktan uzak tutmalıdır. Sub'a yaptığı hatalar açık olarak ifade edilmelidir. Başlangıçta affedildiği açıkça belirtilmeli, gelişme aşamasında ise cezasız bırakılmamalıdır. Eğer cezalar da gecikerek veya eksik yapılarak ceza gerektirmeye başlamışsa sub'ın muhtemelen ya brat, ya da SAM olma olasılığı vardır. Bu durum efendinin ilgi alanına göre değerlendirilir, ancak SAM ile uzun dönemli ilişki zordur ve tehlikelidir. Tercihen efendinin uzaklaşmayı tercih etmesinde yarar vardır.

5- Fiili bedensel teslimiyet


Sürecin bu kısmı bazen fiili durum izin vermediği için yaşanamayabilir. Güvenlik ve mahremiyet iyi organize edildiğinde, geçmişteki roller de netleşmişse bu kısım çok zor olmayacaktır. Bu ilk buluşma ile hayat bulur ancak ilk buluşma öncesi kişisel yumuşak temas (bir kahve içelim, önce romantik yemek yiyelim gibi, yüz yüze sizli bizli konuşma) olmuşsa bu aşama çok zorlaşabilir. Rollerin kesin olarak başlaması rollerin devamının da kolay gelmesini sağlayacaktır. Dom'un bu aşamada sevecen-otorite kimliğini daima koruması sub'a da çok karmaşık olmayan bir durum sağladığı için rahatlatır, eğer varsa suçluluk duygusunu köreltir (emreuyduğu için).

6- Koşulsuz itaat

Bu aşama gittikçe gelişen ve sürekli bir aşamadır. Sub genellikle sevmediği şeyleri de kabul edebilir durumdadır, bunları da efendinin otoritesi hizmetine teslim eder. Efendiye hizmet ön plandadır. Kendi istemediklerinin efendisi tarafından bilindiğine ve buna göre istendiğine emindir. Sınırlarını zorlayan şeylere fiziksel mukavemet gösterebilir ancak genellikle sözlü olarak kesin ve kati bir karşı koyuş olmaz. Bu aşamada zaten efendisinin yenilikleri azalmıştır (aslında kendisi için artık yeni olmadığından), bu nedenle sınırlarını genişletme, kendinde de yenilik arama, yenilik yapma ihtiyacı duyar. Efendisini de tanıdığı için öneriler de oluşturur, ancak bunları aktarma şeklini de artık iyi bildiğinden D/s iletişimin pasif ama etken bir parçası durumuna gelir.



25 Eylül 2015 Cuma

İLAN: Stajyer Efendi Aranıyor

Kölemi benim ile birlikte, benim öğrencim olarak domine edecek bir veya birden fazla stajyer efendi arıyorum. Aşağıdaki koşullarımın yeni başlayan zevktaşlarım tarafından mazur görülmesini, peşinen kabul edilmesini istiyorum.

- 18 yaşından büyük erkek veya kadın
- Tercihen daha önce BDSM ilişkisi yaşamamış, öğrenmeye açık
- Şehirler arası seyahat edebilecek.
- Sınırlara uyacak, medeni ve kültürlü, müşkülpesent olmayan
- Güven ve güvenlik için önceden yapılacak görüşmeleri lüks görmeyecek
- Alfa efendiye (Ben) saygıyı koruyacak, alfa efendiye efendilik ve küstahlık yapmaya kalkmayacak
- Alfa efendi ve kölenin plan ve programına uymaya gönüllü, beklemeye sabır gösterecek
- Bunun sosyal bir oyun olduğunun bilincinde olacak, dur deyince durabilecek
- Ana amacı cinsellik olmayan
- Buluşma öncesi gerçek kimliğini gizlemeye gerek görmeyecek
- Buluşma ve eğitim masraflarını kendi karşılayacak
- Reddedilse bile buna rıza göstermeyi göze almış, gerekirse bir defa ile yetinebilecek

Başvuruyu lütfen bu yayına cevaben yapmayınız. Aşağıdaki bilgilerle birlikte sabri.yilar@gmail.com adresine mail gönderiniz.

- Adınız (Başlangıç için takma isim olabilir)
- Yaşınız
- Cinsiyetiniz
- Nerede yaşadığınız, seyahat edebilirlik durumunuz
- Ne kadar süredir BDSM ile ilgili olduğunuz
- Fiili tecrübeniz olup olmadığı
- İşiniz ve benzeri yaşam şeklinize ve kültürel durumunuza ilişkin temel bilgiler

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - VII

Anahtarı yutması kolay olmuştu, minyatür bir anahtardı. Ancak kilit, zincirini bir arada tutmaya yetecek kadar sağlamdı. Zaten bu iş için çok iri bir kilit gerekmezdi.

Efendisi kadının yüzüne, yüzünün üst yarısını kaplayacak siyah bir örtü örttü, gözlerini de tamamen kapsayacak şekildeydi. Kadın beklemeye başladı.. Efendi kadının beklemediği şekilde bir hamle ile kadının dudaklarına yapıştı. Çok şiddetliydi. Bu bir öpme değildi, adeta dudaklarından bir tecavüzdü, daha çok emip de kanını emmek için uğraşır gibiydi. Kadın dudaklarını uyuşmuş, dişlerini sızlar halde bulmuştu. Ancak şimdiye kadar da hiç böyle güzel hissetmemişti.

Kadın efendisinin ilk şokunu atlatamadan göğüslerinin büyük bir kuvvetle sıkıldığını hissetti. Efendisi elleri ile kavramış bütün gücüyle sıkıyordu. Henüz buna alışmışken göğüslerinden yukarı doğru çekildiğini hissetti. Sıkılması mı daha çok canını yakıyordu yoksa çekilmesi mi, bunu bilemedi, zaten pek umurunda da değildi. Birer yağ torbası olarak elindeydi işte efendisinin... Bir süre sonra birini bıraktı efendisi. Bırakmadığını ise dibinden bir kendir, ısırıcı türde tüylü halatla sıktığını hissediyordu, halat batıyordu tenine. Aynı şey ikinci göğsüne de yapıldı.

Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu, ancak bir süre sonra göğüsleri çok hassaslaşmıştı. Efendinin göğüs başlarını parmakları ile ezercesine bastırmasıyla bu acıyı hissetti.

Bir yandan da aklı halen yuttuğu anahtardaydı. Çaresizlik ve endişe ile acı hissi birleşmişti.

Ayak bileklerini birleştiren zincirin aslında tek bir karabina (açılabilir zincir baklası) ile bilekleri birbirine bağladığını bacakları efendisinin çekmesiyle iki yana çekilince anladı kadın. İlk defa aklı başında bir efendi ile birlikte olmanın cahilliğini yaşayan kadın bunu pek düşünmemişti, zinciri bağlayacak, kilit dışında böyle bir şey olacağı aklına gelmemişti. Bu önlem kendisine veya duruma özgü değildi, efendisi yaşanabilecek tehlikelere karşı da daima bu tür önlemler alırdı. Kadın kendisini aptal gibi hissediyordu ve işin garibi bu durum çok hoşuna gitmişti. Efendisine karşı güveni düşünebileceği sınırların ötesine geçmişti, kendisine yapacağı her şeyi, her şeyi kabul etmeye hazır bir psikolojik durumdaydı.

Efendisi bacaklarını iki yana açılabileceği kadar ayırdı, hiç bu kadar ıslanmamıştı kadın daha önce, ıslaklığı yatak örtüsüne kadar akmıştı. Efendisinin etine girip çıkması çok ama çok kolay olmuştu. Bacaklarını daraltıp kadının omuzlarına kadar bastırarak devam etti efendisi, hızlı şekilde yüzündeki örtüyü çekti. Kadının gözleri zaten kapalıydı, efendisinin birkaç santimden gelen sert sesi "gözlerini aç" olarak kulağında çınladı ve anında açtı. Efendisi ile göz göze gelmişti, kendisine katı şekilde bakan gözünden başka bir şeyini görmüyordu, görmek de istemiyordu kadın. Sırtından tenine batmakta olan zincir baklaları ve göğüslerini ısırmakta olan halatlar acıdan çok zevk veriyordu. Efendi etine girip çıktıkça efendiye olan şükranını nasıl ifade edeceğini düşünüyordu. Kadın bu düşünceler içinde titredi, sıklaşan etini efendisinin organını saran ve hizmet için yaratılmış bir et olarak düşünüyordu.

Kadının boşalması göreceli olarak uzun sürdü. Bu süre boyunca efendi hiç durmamıştı, kendisi ile birlikte boşalmamıştı da. Kadın boşalırken gözlerini kapatmasına ses çıkarmamıştı efendisi.

Efendi bir süre sonra kalan zincirleri çıkarttı, kadının bedeninde giysi altı yerlerde küçük ezikler oluşturmuştu zincir halkaları.

Bundan sonra yaşanacak olanları, efendisinin kendisine daha neler yapacağını çok merak ediyordu, ne olduğunu bilmese de çok istiyordu bundan sonra olacakları, sınırlarını falan düşünmüyordu, her şeye hazırdı, ilk başladıkları zamanki endişeli kadın değildi artık...

8 Kasım 2014 Cumartesi

Kölenizden Mesaj Var

Efendi olarak yapacaklarınızın sınırı konusuna biraz değinmiştim önceli yazılarımda. Burada kölenin hislerini bir geri bildirim olarak almanın öneminden bahsetmek istiyorum.

Burada mesaj olarak kastettiğim şey ne bir e-posta iletisi, ne de yalnız başına sözlü bir ifade. Mesaj, genel olarak söylenenle ondan sizin ne anladığınızdır. Bu nedenle sizin o mesajı dinlemeniz de, doğru yorumlamanız da önem taşır.

Özellikle kölenizle yeni tanıştıysanız, tecrübesizse, siz tecrübesizseniz, sizin mesajlarınız ona, onun mesajları size biraz bozularak ulaşır. Hepsi varsa ciddi bir şansa ihtiyacınız var demektir. Aradaki eş güdümü sağlayıncaya kadar sıkmadan geri bildirim almak, yaptıklarınızın nasıl etkilere yol açtığını, olumlu veya olumsuz olarak yorumlandığını öğrenmeniz gerekir.

Ancak şu var ki, “şimdi nasıl, peki şimdi nasıl” gibi sorarsanız henüz başlamakta olan ilişkinizin içine turp suyu sıkmış olursunuz. Bunu doğru şeyler için ve doğru zamanlarda yapmak lazım.

Genel olarak şunları mutlaka yapmakta yarar vardır;

  • Kontrol listesi (Checklist) verin ve cevaplanmasını isteyin. Bu özellikle işin başındayken kölenin (bu aşamada potansiyel köle diyelim) nelerden hoşlandığı ve hoşlanmadığını puanlayabileceği net bir listedir. Sorular açık ve anlaşılır olmalıdır, bunun yanlış anlaşılan yerleri varsa zaman içinde düzelterek devam etmeniz ve sorularınıza verilen cevapları doğru okumanız (algılamanız) gerekir. Bu liste karşılıklı iletişimin kelimelerini de belirleyeceği için aynı zamanda güzel bir ısınmadır.
  • BDSM veya D/s dışındaki mesajlar için ayrı bir iletişim kanalı bulundurun, mesela belirli bir sözcük (safeword) veya belirli bir başlığa sahip mail gibi. Bu kanaldan gelen şeyleri mutlaka ciddiye alın. Ancak bu kanalın suyunun çıkmamasına da dikkat edin.

Kölenizin tutumunu, yani duygu, düşünce ve davranışını umursarsanız, onu dinlemeye ve anlamaya çaba gösterirseniz onun etinden sütünden :-) sınırlarının izin verdiği maksimum ölçüde yararlanmanıza olanak sağlayacaktır, o da bu işten maksimum zevki alacaktır. Ayrıca gerektiğinde özür dilemesini de bilin, bu sizi sadece efendi değil, aynı zamanda efendi bir efendi de yapacaktır. Tecrübe ile sabittir, tarz ve üslubunuzu değiştirmeden göstereceğiniz bu tür medeni davranışlar ve şefkat onu sizin gözünüzde düşürmez,şımartmaz, tam tersi her zaman kendisine gerekli olan güveni pekiştirir.

 O sizinle beraber olmak zorunda olduğu için değil, kendi isteği ve rızası ile sizinle beraber, bunu gerektiğinde hatırlayın derim.

31 Ekim 2014 Cuma

Eylül'ün Sesi

"Kasım'a geldik, ne eylülü?" diyecekler olacaktır. Bende "aylardan değil, sub'lardan Eylül" diyeceğim. Daha önce başka bir isim vermiş olduğum (Melis), yıllar sonra bana tekrar döndüğünde bir önceki yazımda adı geçen karadeliğimin çekim alanına tekrar girip kaldığımız yerden ileri devam ettiğimiz sevgili köleciğim Eylül.

Eylül'ün benim en'lerim arasında dikkat çekici özellikleri olduğunu söyleyebilirim. Öncelikle şu ana kadar fiziği, bakımlılığı ve cehresi ile adeta manken denebilecek kadar "hoş" bir kadın. Aynı zamanda kölelik konusunda oldukça azimli ve bence kolay da dolduruşa geliyor (bu benim için iyi tabi). Kölelerimi kendi içinde birbiri ile yarıştırmak istemiyorum, hepsinin kendine göre çok sevdiğim özellikleri bulunuyor. Her birinde yeni şeyler keşfettim ve en sonuncusu da Eylül'de oldu. İznini istedim bu konudan bahsedebilmek için.

İlk olarak çook önceleri benim için göndermiş olduğu (ve blogumda da bahsetmiş olduğum) videosunu seyrederken fark etmiştim, artık o video yok, onun isteği üzerine diğerleri ile birlikte sildim, ancak yapmış olduğu eylem nedeniyle canı acıdığında sesli olarak yorum yaptığını fark etmiştim, bir şekilde yakınmaya benziyordu ama tam da değil, o zamanlar bunun üzerinde durmamıştım hiç.

Geçtiğimiz sürede web cam ile oyun oynadık biraz kendisi ile, ikimizin de webcam'i açık, yazışarak anlaşıyoruz, bu oyun onun sınırlarına yakın şeyleri içeriyordu. Mikrofonu açıktı, ben genelde sessizimdir ama o yalnız olduğu halde pek de sessiz değildi, söylediklerim, istediklerim konusunda kendine göre yorumlar yaptığını fark ettim ve bunları dinlemek için istediğim zaman bilgisayarın sesini açmam yeterli oldu. Bunlar arasında şöyle şeyler de oldu;

Daha önce aramızda geçmiş bir havuç konusu vardı, bir havucun bir nesne olarak vajinal veya anal yoldan girmesi konusunda. Bunun pek istemediği bir şey olduğunu söylemişti önceleri. Web görüşmesinde yine bu konu gündeme geldi, onun tarafından, o anda durdum ve onu biraz zorlamak istedim. Mutfağa gidip havuç getirmesini istedim.

Yerinden kalkarken "uff, nereden de karpuz kabuğu düşürdüm aklına, kendi eşekliğim, hatırlatır mısın sen, çek bakalım cezanı" gibi bir söz söyledi. Şaşırmıştım ama almaya da gitmişti. Mutfağa gönderdiğim andan beri niyetim ona biraz sub'lık stresi yaratıp D/s etkileşimi arttırmaktı, bu nedenle havucu getirdiğinde biraz gerip daha sonra yemesini isteyecektim.

Havuçla geldiğinde eline almasını istediğimde "ne yani ne olacak bununla şimdi, nimet bu" dediğini duydum. "Ye der mi acaba şimdi?" dediğimde planım bozuldu, onu duymamış numarasına yatıp biraz sevindirdim; "Isır, ye onu" dedim, gülümsemesi kayda değerdi :-) Isıra ısıra yedi. Ama tabi başka bir görüşmemizde ısırmasını istemedim o ayrı.

Belirli bir süre karşımda (kamera karşısında) ayakta dikilmesini istediğim bir pozda da söylendiğini, yorum yaptığını işittim, şu anda hatırlamıyorum ama bu da "söylenme, yakınma" türünden bir şeyler olarak geldi bana. Bu sürekli devam etti.

Peki, burada beni açımdan önemli olan nedir?

Burada benim takıldığım bir konu biraz farklı. Genellikle kölelerimle gerçek veya sanal bir iletişim içindeyken onların hoşnut olmama durumlarına karşı dikkatliyimdir ve dediklerini, seslerinin tonunu vb. dikkate alırım. Daha önce can acısı tepkisi veren çok olmuştu ama "kafa sesini" biraz da şikayet eder şekilde hiç duymamıştım.

Kendi kendilerine bulundukları durumdan yakınırlar mı? Yoksa bunu adrenalin ve reaksiyon sesleri arasında mı hissederler bunu bilmezdim.

Eylül "hem ağlarım hem giderim" misali istemiyor olsa bile ben emir verdiğim için koşulsuz olarak yapıyor olma hissini bana verdi. Bu bir yandan "istemiyor" olması yüzünden bende bir suçluluk çekincesi, diğer taraftan da "sike sike yaptırıyor" olma şeklinde garip bir haz verdi. Bu durum aynı zamanda "kendi rızasına ters olan şeyi yapıyorsa sorgulamadan her istediğimi yapar" güveni de sağladı. Kendisinden ne isteyeceğimi bilmiyorum ama şu anda ne istersem bir şekilde yapacağını biliyorum, "sevsin veya sevmesin, yakınsın, homurdansın, bağırsın çağırsın ama yapar" diyebiliyorum. Bu D/s ilişkide nirvana gibi bir şey. Sürekli bu durumda kalıyorsa efendilik hissini arttıran bir durum.

Belirttiğim gibi, kendi rızası dışında kimseye bir şey yaptırmam, ancak dediğim üzere Eylül kendisi için bu tabumu :-) yıktı devirdi. Diğer tarafta monotonluğun ötesine geçip, "bakalım bu kızla daha neler yapabiliriz" diye daha özgürce düşündürtüyor.

Aslında bununla biraz da sadistik yönümü keşfeder gibiyim, "şurada 10 yıldır kızlara yapmadığın kalmamış, daha yeni mi hissediyorsun?" diyecek olanlar olabilir, evet bazı yönlerini yeni keşfediyorum. Mesela sokaktaki kedi köpeğe taş atmaktan haz alan bazı sadistik eğilimleri olanlar var, ben sanırım bundan hiç bir zevk almam, hatta tam tersi bunu yapana sopa atmaktan büyük haz alırım. Karşımdakinin yaptığımdan zevk alması çok önemlidir. Eylül de öyle veya böyle bu durumdan haz alıyor, zorla tutmuyorum, büyülemedim (gerçek anlamında), hipnotize falan da etmedim, ama halen benim kölem, malım ve benim için bir şeyler yapmak istiyor kendi gönlüyle.

Burada benim empatik bir yaklaşımla öğrenmeye çalıştığım konu, maden yakınıp şikayet ediyor, neden yapmaya devam ediyor, bundan dolaylı da olsa bir haz alıyor mu sorusu oldu. Henüz cevaplandıramadım, Eylül'e sordum, gizemli gizemli cevaplar verdi, netleşemedim. Ya nedenini tam olarak o da bilmiyor, ya benim bilmemem anlamamam ona bir haz veriyor, ya da dolaylı olarak bir haz alıyor, üstelik yakınmaktan da haz alıyor. Belki "istemediği şeylerin kendisine emirle yaptırılması" da onun nirvanalarından.

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Efendisinin Nostaljik Ezgisi

2012'de ilişkimiz online devam etmiş olan bir ex kölemle yazıştık dün. Aslında bu kadar süreden sonra kendim kaşıdım diyebilirim, facebook'ta öylece arama yaparken esti yazdım ismini, gitti buldu.

Ezgi, zamanında çok mutedil şekilde, iznimi saygıyla istemişti hayatını bir gözden geçirmek için. Bu sürede hayatını, işlerini biraz yoluna koymuş ancak D/s konusundaki boşluğu biraz sert cinsellikle doldurabilmiş, ona da "sadece biraz" diyebiliyor. Halen istekli ama hayat düzeni buna pek izin vermiyor.

 Lütfen diğer sub'larım alımasın, kimseyi sıralamaya koymuyorum ama yine de Ezgi'ye "en iyi sub"ım diyebiliyorum, sadece kriterler açısından. Buradaki "en iyi sub" sıfatı özellikle bir sub olarak hangi kriterlerin D/s ilişkisinde önem taşıdığını sınıflamada bana yardımcı oldu. En güzeli, en seksi olanı veya en iştahlısı, bana en açık olanı değil. Bu konuda sub özelliklerini nitelendirebilmem açısından da bilmeden yardımcı oldu.

Sub mı desem köle mi desem diye düşündüm biraz. Burada köle ve sub (teslimiyetçi) aynı anlamda gibi düşünülebilir, ikisinin arasındaki fark, köle ifadesinin bir statü teşkil etmesi, sub ifadesinin ise psikolojik bir ruh durumunu ifade etmesidir. Burada geçen sub, efendiye köle olan bir sub'dır. Açıkçası köle kelimesinin "zorla kölelik" veya "Kunta Kinte (Bkz. Roots, Kökler)" türü bir eski afro-amerikan kölelik belirtmesi nedeniyle burada birden fazla gerçek kişiden bahsederken "Sub" ifadesini kullanmayı daha uygun gördüm, aynı zamanda bu kişiler halen sub olabilirler ama bir efendiye halihazırda köle de olmayabilirler.

Sub için konu ettiğim beklenen özellikler şöyle. En azından kendim bunlara çok dikkat ettiğimi söyleyebilirim.

Kusursuz şekilde yerini bilme
D/s'nin samimi sohbetlere gittiği yerlerde dahi, içtenliği devam ettirirken dahi bir defa bile eşit olduğu havasını vermemesi, daima yerini hatırlaması.

Hiç bir emre "Hayır" demeden sınırları biçimlendirme
Efendinin emirlerine karşı gelmeden nasıl sınırlara yakın olunur? Bir sub olarak "Ben sub'ım kendimi teslim ederim biter, bana yapacakları efendinin derdidir" diyorsanız ya tecrübeniz yok ya da efendi konusunda şansınız fazla yaver gitmiş. Sub'ın hayır dememesinin sanatına başka bir blog yazımda girmiştim. Ancak bunun "bir sub yeteneği" olduğunu, genele vurarak sosyal bir yetenek olduğunu söyleyebilirim.

Emirlerdeki tüm detaylara dikkat etme
Bir D/s emrinin karşılığı, bir resmi bunu veren efendinin kafasında vardır. Efendinin memnuniyetini bunu ona uygun olarak yerine getirilmesi belirler. Efendinin belirtmediği, bazen aralardan veya onun mizacından kaynaklanan şeylerin sezinlenmesi yine sub'ın yeteneğidir ancak efendi detaylarda bir konu söylemişse ve o yerine farklı getirilmiş veya hiç hiç getirilmemişse bu doğrudan puan düşüren bir konudur. Efendinin her kelimesi okunmalı ve anlaşılmalıdır. Efendiler "kahveniz şekerli mi sade mi olsun" türü soruları negatif olarak karşılamazlar (eğer canı özel olarak bunu negatif karşılamak istemiyorsa). Detaylar konusunda sorulan açık, net ve cevabı kesin olabilecek sorular sevindirir.

Kusurlu durumlarda veya cezalarda telafi istekliliği
Eğer bir emir yanlış yerine getirildiyse tekrar edilmesi istenebilir, eğer sub'ın net bir hatasından kaynaklanıyorsa tekrarla birlikte ceza da verilebilir. Bu tekrarı hatasını düzelterek yapması ve özellikle efendisinin emrini tam olarak yerine getirene kadar bunu defalarca tekrarlamaktan kaçınmayacağını belli etmesi (gerektiğinde bunu bu şekilde uygulaması da) sub'ın değerini çok arttıran bir konudur. Cezalar zaten istemeyeceği şekilde verilmiş olan emirlerdir.

Efendisine uymak için gönüllü olduğu duygusunu belli etme
Emirlerin yerine getirilmesi kadar emirlerin istekle kabulü de önemlidir, hatta neredeyse eşit öneme sahiptir denilebilir. Çünkü efendi vereceği emirlerde bir şekilde isteksizlik gösterilmesi riskinden çekinir. Tabi istekli görünüp teyit edilmiş bir emrin yerine doğru şekilde getirilmemesi durumunda bu teyidin nasıl verilmiş olduğunun bir önemi yoktur.

 Efendisinin cesaretini arttırmak, efendiye sponsor olmak
Efendi güçlüdür ama asılnda gücünü sub'larından alır. Sosyopsikolojik bu süreçte efendiyi efendi yapanın sub olduğunu söylemek çok iddialı olabilir ancak önemli bir sponsor olduğunu söylemek mümkün.

Efendinin penceresinden bakabilmek
Bu belki de en önemli ve hepsinin özeti olan bir konu. Bu konuyu masaya yatırmadan önce sadece efendi açısından bir empatik duyarlılık olması gerektiğini düşünürdüm. Hal bu ki efendisinin açısından bakabilmek, onu anlayabilmek, ona kusursuz olarak hizmette bulunmak için çok önemli bir araç. Bir sub'ın efendisinin kendisini gördüğü pencereden bakabilmesi kusursuz oluşunun bir aracıdır.

Güven ve tam aitlik
Güven efendiyi sub'ı gözünde efendi yapan ana unsurlardan biridir, ancak güvendiğiniz bir insana ait olmak tutumunuzu perçinler. Güven duyuluyor olmasını her hücresinde söyleyebilen bir sub bu konuda gösterdiği samimiyet ile aslında aitliğin nedenidir.

İşte Ezgi benden bu konularda benden neredeyse tam puan almasının dışında bunları sınıflandıracak düşünsel altyapımı da arttırdı. Tabi bu asla diğer sub'larımı sub olarak görmediğim, iletişimden ve ilişkiden hazda eksiklik duyduğum anlamına kesinlikle gelmiyor.