mandal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mandal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2019 Çarşamba

Gergef ve Ger Gef

Bir kumaşı germek ve içine nakış işlemek için kullanılan bir aparattır gergef, eski bir tarihi vardır. Dikdörtgen şeklinde olanları da bulunuyor çember şeklinde olanları da. İki parçanın arasına kumaşı gerip üzerine rahat nakış işlemek için kullanılıyor.



Çember şeklinde olanları "kasnak" adı ile genelde "masrafçı" denilen kumaş süsleme ve terzi ıvır zıvırı satan yerlerde bulunuyor.

Bu kadar saydım ama biraz  nakış vesaire bilen kızlarımızın zaten çoğu bunu bilir.

Benim faydam bunu erkek efendilerin bilip uygun bir yerde kullanması. Kaç dom böyle bir malzemeyi bilir acaba?

Biraz işçilikle alttaki resimdekine benzer bir hale getirilmesi çok zor olmasa gerek. Resimde görülen, ortadaki metalik çemberin uygulamada orada olmayacağını, onun yerine başka bir şeyin olacağını söylememe sanırım ki gerek yok.



İp ve dıştan bağlı düğmeler standart  olarak muhtemelen aynı masrafçıda bulacağınız malzemeler. Ancak kasnağa delik açma sıkıntısı varsa iç içe olan kasnak buna çözüm olabilir. Bu durumda her iki kasnak arasındaki iplerin gerilmesi için kasnakları gevşetmek gerekebilir ama vajinal dudakları germek için çok pratik olmayabilir bu şekilde kullanım. Bu durumda kontrollü geremeyeceğiniz için gereğinden fazla gerebilirsiniz veya uğraşmaktan sıkılabilirsiniz. Bu delik sorununu belki çivi çakıp sökerek çözebilirsiniz ama şu var ki bunu yapacak olsam ben yedekte bir kasnak daha bulundururdum çatlama riskine karşı.

Belki akla gelmez diye söylüyorum, böyle bir şeyi vajinal dudakları germek için kullanabileceğiniz gibi göğüs üzerinde kullanabilirsiniz. Ağız bölgesinde önermiyorum çünkü mandal orada iz bırakacaktır, ben kölelerimin dudak kenarlarında mandal izleri ile gezmelerini istemem şahsen, ayrıca ağzı bu kadar açıp dişlerini görüp de ne yapacaksınız?

Aletlerini kendi geliştiren her BDSM efendisi için benim önerim bu şekilde işleri yapabilmeleri için ellerinde Dremel veya Proxxon markalı olanlar gibi küçük bir el freze seti bulundurmalarıdır. Çok ucuz değiller ama ehil ellerde yetenekli oldukları kesin. Aman yanlış anlaşılmasın, frezeyi köle üzerinde veya yakında direkt kullanmaya kalkmayın, çok tehlikelidirler, koparıp atarlar kan çıkar valla!

Freze konusundan bir sürü şey çıkartabilirim, başka bir yazıya bırakayım en iyisi...



5 Mart 2019 Salı

Fazla Empati

Yıllar önce bir partnerim bolca D/s içeren bir seansımızdan sonra evinden ayrılmaya yakın zamanda, tuttu iki meme başımı olanca gücü ile sıktı. Canım yandı ciddi ciddi. Tamam ben mandallar ile daha yeni canına okumuştum, bir yandan içine zevkle dalıp çıkarken bir yandan göğüs başlarına sıkıştırdığım mandalları canını yakacak şekilde çekiştiriyordum. Bir efendiye intikam hissi beslemek akıl alır bir şey değil. Bilemiyorum belki de intikam değildi, tipik bir SAM olayıydı, emin değilim halen. Halen beni okuyorsa, bunu okuduğunda bir mesaj yazsa yeridir, merak ediyorum, kim bilir belki kendi de bilmiyordur, içinden gelmiştir.

Şimdi "ulan, girişecektin kadına orada direkt, canını bir kat daha yakacaktın! Yetmemiş işte kaltağa :-)" diye geçti ama o an aklıma gelmedi, insanız işte, beklemediğimiz şeylere hazırlıksız olabiliyoruz.


3 Ocak 2013 Perşembe

Takım Çantasındaki Ne, Ne İşe Yarar?

Bazı okurlarım bu "takım çantası" içeriğini, hatta ifadesini bile korkutucu bulmuş (Hatta kölem Melis dahi), bazıları ise bunlarla yapılacaklar konusuda da yazmamı istemişler (bir yorumda belirtildiği ve bana e-mail ile iletildiği üzere). Geçenlerde bir gazete haberi okudum, sevgilisini öldüren (veya öldürmeye niyetli) bir caninin otel odasındaki çantasında "koli bandı, falçata" falan bulmuşar. "Ammman Allahım!" dedim, "birileri bizi bunlarda bulsa bize de cani derler mi acaba" diye aklımdan geçti. O blog yazım şuradadır (lütfen okuduktan sonra geriye dönmeyi unutmayın, yeni pencerede açılacak): http://bdsmatolyesi.blogspot.com/2012/12/bdsm-efendisinin-takm-cantas.html

Hakikaten bu konuyu biraz açık bıraktığımı hissettim, hepsine olmasa da bazılarına yorum yazacağım. Bunlarda güvenlik çok çok önemli. Eğer efendiyseniz kölenizin sağlığı sizden sorulur. Bedenini, kalbini ve ruhunu nasıl bulduysanız öyle bırakınız. Kölenize rızası dışında yapacağınız her şeyin yasadışı olacağı gibi aynı zamanda insanlık dışı olacağını söylemeye sanırım ki gerek yok. Siz onunla ortak bir eğlence için, hafif garipleşmiş olsa da ruhlarınızın eksik yanlarını birbiri ile tamamlamaya bir araya geliyorsunuz.

Halatlar: El ayak bağlamak için, bunun ötesinde "domuz bağı" tabir edilen sıkma ve asma şekilleri gerçekten tehlikelidir. Kan dolaşımı sorunlarına neden olmaları çok olasıdır. El ve ayaklar için kullanırken dahi dikkatli olunmalı, öyle hemen çıkmamakla birlikte kan dolaşımına engel olmayacak kadar gevşek olmalıdır.

Zincir: Aslında zincirin yapacağını halat da yapar ama zinciri kadın bedeni üzerinde daha dekoratif bulanlar var (benim gibi). Zincir bir bakıma daha iyi, gereğinden fazla sıkma olasılığınız daha az. Zinciri kesinlikle partnerinzi bir yere askı yapmak için kullanmayın, esnemeyeceği için kırılmalar vb. neden olabilir.

Hem halat hem zincir için: Kesinlikle boyunda kullanılmamalıdır.

Kilitli zincir baklaları: Bunlar adı gibi kilitlemek için değil, gerektiğinde zinciri acil olarak çıkarabilmek içindir. Zincir üzerinde kritik yerlere konulur, partneriniz bir rahatsızlık duyarsa veya safeword kullanırsa derhal buralardan sökmelisiniz. Dikkat: Baklalar çıkarıldığında zincirin diğer bölümlerinin daha fazla sıkmasına neden olmamalıdır. Zeki olunuz...

Kablo bağı (Zip tie): Artık kelepçe yerine de kullanılıyor, eğer çok sıkmazsanız ve hassas yerlerde kullanmazsanız emniyetli olduğu söylenebilir. Kötü bir yanı, elle sökemezsiniz, kesmek için yankeskiye ihtiyacınız var.

Büyük yan keski ve falçata: Gerektiğinde veya acil bir durumda ipleri ve kablo bağlarını kesebilmek içindir. Bunu paniğe kapılmadan yapmanız gerekir, yoksa partnerinize zarar verebilirsiniz. Falçatayı kesinlikle dibine kadar açmayın, kesebilecek kadar açın yeter. Falçata bıçak değildir.

Metal halka: Bu basit aksasuarın ne kadar kullanışlı olabileceğini bilseniz hayrete düşersiniz. Saça geçirilip kablo bağı ile sıkılarak estetik bir görüntü verebilir, kontrolü de size verir. Özellikle oral seks sırasında her iki tarafı da sevindirir :-) Ancak kesinlikle buradan bir yere bağlamayın, boyun hassassır. Tutacaksanız elinizle tutun. Diğer bir kullanım yeri de ağzı açık tutmaktır, gag topu yerine kullanılabilir ama partnerinizin diş ve ağız yapısı buna uygun olmalı.

Koli bandı: Bu bant hava geçirmez olduğundan dikkatli kullanılmalı, kesinlikle ağız burun kapatmak için kullanılmamalıdır. En güzel uygulama yeri iki bileği (hatta dört bileği) birbirine bantlamaktır. Sökülürken biraz acıtabilir ama genellikle kadınlar bu duruma ağdadan alışıktır. Saçlara bulaştırmayın partnerinizin kısa saçla dolaşmasına neden olabilirsiniz.

Badana naylonu: Aslında bu naylon salon fantezilerinizi uyguladığınızda halınızı partnerinizin üzerinde uygulayacağınız yağlı, pastalı, kremalı, ballı malzemelerden korumak içindir. Ancak eğer partneriniz isterse, bedenini çepeçevre sarmak için de kullanılabilir, bu durumda koli bantları için de yer bulmuş olursunuz. Ancak bunun içindeyken partneriniz bir gülme krizine veya paniğe girerse çabuk çözebilmek gerekir. Öyle deli bağlar gibi bağlamayın!

Streç film: Eğlenceli bir malzemedir, özellikle şeffaf oluşu beden rengini gizlemez. Tight (Tayt) bir giysi gibi sütyen, kilot bölgelerine kısmen uygulayabilirsiniz. Yüze uygulamayın, bu şekilde uygulanmasının tadı tuzu olmadığı gibi, nefes alışverişe de engel olabilir. Eğer mutlaka başa da uygulamak isteniyorsa her şeyde olduğu gibi partnerinizin rızası ile ve ağız/burun kısımları kapatılmadan uygulanmalıdır. Açabilmeniz için makas bulundurun, gereksiz yere falçata ile tehlike yaratmayın.

İlkyardım çantası: BDSM doğru ve bilinçli yapılıyorsa araç kullanmak kadar tehlikelidir. Ehliyetsiz bir çaylak direksiyon başına geçtiğinde çevresi için ne kadar tehlike oluşturuyorsa BDSM de o kadar tehlike yaratabilir. Umarım kimsenin başına gelmez ama her araçta bulunması zorunlu çanta BDSM sırasında da aynı niyetle bulundurulmalıdır.

Tasma: BDSM klasiklerindendir, el bileklikleri, boyun tasması BDSM için sembolik ve güçlü anlamlar taşır. Gevşek olarak bağlanmalı, kesinlikle bir yere askı için kullanılmamalıdır.

Pinpon topu: Bu sözsüz bir safeword'dür. Partnerinizin eline verilir, bıraktığında kesinlikle durmalı ve sorunu çözmelisiniz.

Prezervatif: 18 yaşın üstündekilere sanırım bunu anlatmaya gerek yok. Kalitelisini doğru olarak kullanın diyeceğim, bir de erkeklere kullanılmışını tam imha etmeleri gerektiğini...

Mandal: Abartmadığınız durumlar için hoş bir uyarım aracıdır. Eğer partneriniz hoşlamıyorsa kesinlikle genital bölgelerde veya meme bölgesinde kullanmayın. Hoşlanıyorsa, artık size kalmış.

Battal boy çöp torbası: Çöpler için, ortada bırakmayın... Ayrıca isterseniz parterinizin bel altını içine sokmak için kullanabilirsiniz. Bir elektrikli süpürge ile vakumlayarak eğlenceli bir oyun yapabilirsiniz. Ancak kesinlikle kafaya geçirmeyin.

Çamaşır teli: Bunun adı tel olsa bile aslında plastik kaplı kolay kayan bir iptir. Partnerinizin ayak bileklerini kısa olarak birbirine bağlayıp küçük adımlar ile yürütebilirsiniz, tabi partneriz aşağılanmaktan hoşlanıyorsa. Partnerinizin göğüslerini yağlayıp bununla sıkıp çıkartmanız masaj etkisi bile yaratabilir.

Kola, çikolata sosu, toprak, zeytinyağı, un:  Partneriniz kirletilmekten hoşlanıyorsa bu malzemeler en iyi ve en zararsız kirleticilerdir. Toprak içinde kesici taş, kabuk, çivi vb. olmamasına dikkat edin. Her ne kadar bazı okurlarım "nimetle oyun olmaz" diyeceklerdir ama olsun, onlar da ruhumuzu doyuracaktır.

Mumlar ve çakmak: Klasik bir BDSM malzemesidir. Çakmağı kesinlikle beden üzerinde denemeyin, o mumları yakmak için. Mumları emniyetli bir mesafeden kullanın, saçlara yaklaştırmayın. Parafini kesinlikle yüze damlatmayın.

Mama şırıngası, 20ml enjektör ve hava hortumu: Mama şırın,gaları en iri boyuttaki enjektörlerdir. Bunları pistonlarını çıkartarak vakum aracı olarak kullanabilirsiniz. Biri ile diğerini ince akvaryum hava hortumu ile çekerek emme yapabilirsiniz. Bununla yapacağınız emme anneannelerimizden kalan fincan çekmeden fazla değildir. Büyük ile küçlüğü çekerseniz biraz acıtabilir. Memeler ve klitoriste kullanmadan önce partnerinizin onayını alın, dur dediği yerde durun, zira göğüslerde geçici iz bırakabilir, ölçüsüz asılırsanız ve uzun kullanırsanız kalıcı deformasyona da neden olabilir. Biraz vazelin bunları daha kullanışlı hale getirebilir.

5 Nisan 2010 Pazartesi

Yelizle Randevu Bölüm 2

Saçındaki halkayı bağladığım yerden çözüp yere serdiğim örtüyü biraz ortaya çektim, Yeliz'i sırtüstü yatırdım.

Gözlerini kapamasını söyledim ve bir tüp dolusu çikolata sosunu yüzünden gözlerinden başlayarak yaklaşık 1m yüksekten vücuduna akıttım.
En çok boşalttığım bölgeleri tabi ki suratı, göğüsleri ve cinsel organı oldu. Gözlerinin üzeri çikolata sosu olduğu için gözlerini açamıyordu.


Yeliz'in bayıldığı bu oyunu biraz uzatmak için bir parça tuvalet kağıdını küçük bir rulo yaptım ve ağzına tıktım. O (sonradan konuşurken söylüyor)
bunu yiyecek birşey sanmış. Ancak şunu söyleyebilirim ki bok içinde kalmış birinin ağzına da tuvalet kağıdı bu kadar yakışırdı. Çikolata tabi ki bok değil ama benzemiyor da değil.
Çikolataları oturup yalayabilirdim tabi ama nedense bunu pek istemedim. Yeliz kirletilmek, pisliğe sokulmak için vardı, öyle romantikleşmek için değil.

Bir süre sonra bu işten sıkıldım ve yıkanıp temizlenmesi için banyoya gönderdim. Çikolata sosu öyle bir bulaşmış ki önce kurulandığı havluyu da çikolata sosu yaptı, sonra evde bulduğumuz kurulanmaya yarayacak diğer bezleri de.

Bir süre cinsel organımı yalattım, öyle kibarca değil tabi, hakaret ederek, gerektiği yerde sert uyarıda bulunarak. "Sikimi düzgün yala, dişlerine değdirme orospu" diye hakaret ettim mi hatırlamıyorum ama etmediysem eksik kalmıştır.

Sonra yere sırtüstü yatırıp gözlerini bağladım. O öyle beklerken ben enjektörler ile hazırlıklarımı yapmaya başladım. İki tür enjektör almıştım, biri dev gibi, bebeklerin mamalarını vermek için kullanılanlarından, diğeri ise 20ml'lik standart tipte.
Önce büyük enjektörle deneyecektim, zorlamamak için. Enjektörlerden iki tanesinin pistonlarını çıkardım ve arka kısımlarını zımpara ile biraz yuvarladım (keskin oldukları için). Sonra birkaç santimetrelik akvaryum hava hortumunu ucuna geçirdim (biraz zor oldu ufak bir hesap hatası yapmışım, gere gere oturttum).
Hortumun diğer ucuna da pistonu takılı olan enjektörleri taktım.

Yanında eğildim, göğüs başlarına vazelin sürdüm. Sonra arkası pistonsuz olan enjektörlerden birini göğüs başı yuvarlağına oturttum ve tutacak şekilde pistonu biraz çektim. Aynı şeyi diğer göğüs başına da yaptım. Sonra yavaş yavaş, yüz ifadesini seyrederek enjektörlerden birinin pistonunu çekmeye başladım. Yeliz yavaştan dudaklarını ısırıyordu her çekişimde.
Sonuna kadar çektim enjektörü, ama basınç nedeniyle geriye kaçıyordu. Hortumu bir mandalla tutturdum ve diğer göğüse geçip ona da aynı şeyi uyguladım.


Zalimliğime sığınarak pompalı enjektörleri borudan çıkarttım ve tekrar çekmeye hazır duruma getirip tekrar boruya bağladım, bir enjektör dolusu daha hava boşalttım her iki göğsünden de. Göğüs başları yaklaşık 2-3 cm enjektörden içeri çekilmişti. Bir süre orada bıraktım. Bunu ilk kez denemiştim, sanırım ikinci olsaydı en az üç veya dört enjektör çeker, en az beş on dakika öyle bekletirdim. Oluyor böyle tecrübesizlikler, sonraki sefere umuyorum.

Enjektörleri emekliye ayırdıktan sonra dolaptan bir parça havuç aldım. Cinsel organının dudakları arasında içeri sokmadan biraz ileri geri yaptım. Buna çok hassas olduğunu gördüm, organı kaskatı kapanıyordu havuca. Havucu kendi eline verdim ve içeri sokmasını istedim. Kıza boza, emrede emrede köküne kadar havucu içeri aldı. Şimdi sıra çıkarmaya geldi, nasıl çıkaracağından dert yanıyordu, ancak yavaş yavaş çıkarabildi, havuç hiç kolay girmemişti, çıkışı da yine yavaş yavaş oldu. Sonradan ıslanan kısmı ölçtük, ona fazla bana az geldi (13-14 cm). Anlaşılan böyle nesnelere karşı bir vaginismusu vardı.


Sonra biraz dinlendik. Onu yatağa gönderdim. Yarım saat kadar sonra ben de oraya gidip misyoner pozisyonunda güzelce siktim, boşaldım, penisimi içeri çok kolay aldı, vaginismustan eser yoktu, anlaşılan orospu, önüne gelene sikilmekten artık kaşarlanmıştı ama alternatifleri alma tecrübesi pek yoktu :-).

Onu normal yoldan becerdikten sonra tekrar salona geldik ve kalan zalimliğimle yere yatırıp bu sefer 20ml'lik küçük enjektörle öncekini denedim. Aslında neredeyse hiç fark göremedim. Yalnız bu sefer enjektörü vakum durumdayken çekip göğüslerini biraz çalkalayıp kendimce eğlendim. Pek umursadığı da söylenemezdi.

Sıra muma gelmişti, göğüslerine mum damlatıp biraz oyalandım, onun canı acıyordu ama zevk de alıyordu.

Mum o günün son eğlencesi olmuştu, zira boşalmış durumda da pek yaratıcı olamadığımı hissettim o gün, benzer şeyi daha önceki BDSM ilişkilerimde de hissetmiştim ama o gün nedense bana daha etkili geldi.

Siz siz olun eğer oyunun şiddetini muhafaza etmek istiyorsanız sakın herşeyi denemeden boşalmayın, boşalıyorsanız da sonuçlarına katlanın :-).

24 Eylül 2009 Perşembe

Kiralık Köle (Rızası ile)

Başlığa bakıp Kunta Kinte zamanlarını hatırlattığını söylemeyin sakın, sırf böyle anlaşılmasın diye parantez içinde "Rızası ile" ilafesini kullandım. Konu Yeliz ve kendisini hakikaten kiralıyorum, kiralanması sembolik orjinal bir değer karşılığında oluyor çünkü aslında bu bir rol oyunu. Bunu için Yeliz'le ortak bir blog dahi yaptık.

Kölem Yeliz geçen gün benim blogumun google'da ortak bloğumuzdan daha bulunur olduğunu bana hafif sitem ederek söyledi. Caring efendiyiz ya "Sus, ağzının ortasına çarparım bir tane" demek pek uygun gelmedi bana, gerçekten ne yapabilirim diye düşündüm, buradan oraya link vermek geldi sadece aklıma, biraz da Yeliz'e yer vermek bu blogda tabi.

Aslında o blogu bundan önce açmıştım ama o güncellenmeyince, içinde sözden çok resim olunca google ne yapsın diyeceğim. Merak eden olursa adresi; http://kiralikkole.blogspot.com/ . O blogda bahsettiklerimizde oldukça samimiyiz.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Fantezi: Esir Denizkızı

Denizkızını hazırlama (Bağlama):
Nesnenin göğüsünden alt kısmı çuvala (veya iki üç kat yapılmış çöp torbasına) konulmuş ve ayakta durur durumdayken bantlarla sıkı sıkıya bağlanmış. Diz çevresine ve bel çevresinde çuvalın içinde (eklemler kolaylıkla hareket edemesin ve bu bölümler düz dursun diye) iki tur balonlu naylon veya elyaf dolanmış. Ayaklar iki ana açılmış ve bir çubuğa bantlanarak durabileceği açıklıkta sabitlenmiş. Üst tarafta ise göğüsler çıplak şekilde dışarıda, kollar ve eller serbest.

Böylece nesnemiz güzel bir denizkızı haline getirilmiş olur. Arzu edilirse efendi de mayo denizgözlüğü veya komple dalgıç kıyafeti giyip işe biraz espri katabilir.

Uygulama:
Denizkızının boynuna kilitli bir tasma veya kilitli zincir geçirilir ve ucu ele alınır. Mekanda bir o oda, bir bu oda bu halde elleri yardımı ile sürünmesi sağlanarak gezdirilir ve güzelce yorulur.

Uygun bir yerde bir duvarın dibine kuyruküstü (ayaküstü) dikilir, sırt duvara bakar, önüne bir yorgan gibi yumuşak bir şey serilir. Denizkızı duvara temas ettirilmez, ayakta dengede olması sağlanır. Göğüs uçlarına mandal tutturulur ve mandala bağlı ipler ile hafif öne çekilir, kendi dengede durmaya çalışırken efendi de dengenin tam kaybolacağı pozisyona getirmeye çalışır. Devrilirse kaldırılır tekrar dikilir, kalınan yerden devam edilir. Eğer direniyorsa göğüse ek mandal ilave edilebilir.
Kuyruğunun etrafına balonlu naylon sarılarak üzerine zincir geçirilir ve bu zincir ile yüksek ama sağlam bir yere kuyruğundan asılır (başaşağı). Bu şekilde birkaç resim çektirilir.

Sonra ızgara, tava veya buğulama olmak üzere mutfağa götürülür. Ama en makbulu şiştir.