meme ucu eziyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meme ucu eziyeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2022 Cumartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - VI - Hava Boşluğu

 Streç filmin nasıl işe yaradığını Sabri iyi biliyordu, ekmek gibiydi, yalnız başına yavan kalıyordu ama renklendirildiğinde inanılmaz olabiliyordu, birkaç streç film numarası daha deneyecekti Yeliz üzerinde.

Yeliz’i yine salonun ortasına aldı, beline streç film ile iki üç tur attı. Bekleyen Kerem’e verdi streç film rulosunu.Kollarını arkasında birleştirilmiş şekilde streçin içinde bırakacak şekilde sarmak üzere Yeliz’i olduğu yerde çevirmeye başladı Sabri.Başı açıkta kalacak şekilde boynunu da kapsayacak şekilde sarıyordu. Öncekilere göre farklılık olacaktı, o da bel altında olacaktı. İki bacağını birlikte değil, ayrı ayrı sarmak üzere Yeliz’i çevirmeyi bırakıp Kerem ile ruloyu Yeliz’in bacak arasından al ver yaparak sardılar iki bacağını ayak bileğine kadar. Dikkatli bir şekilde yere sırt üstü yatırdıktan sonra Yeliz’in iki bacağını iki yana açıp evdeki süpürge sopasını Yeliz’in iki bacağını iki yana açacak şekilde yerleştirdi Sabri. Sopa belinin altından geçip iki ayak bileği hizasına doğru iki yandan uzanıyordu. Bacak arasında bir kişinin yerleşebileceği kadar bir boşluk bırakıp ayak bileklerinden süpürge sopasına sarmaya başladı Sabri. Yeterince gerginleştikten sonra Sabri Yeliz’in bikini bölgesindeki naylon kısmını keserek aldı. Göğüs bombelerini tamamen dışarıda bırakacak şekilde göğüs bölgesindeki naylonu da keserek açtı. Yeliz’in yüzüne borulu bir medikal maske yerleştirdi ve başını da tamamen sardı.Artık nefes alış verişi tamamen borudan oluyordu Yeliz’in. Nefes almasını engellemek için Sabri’nin yapması gereken tek şey hortumun ucunu eliyle kapatmaktı. Yeliz’in esmer saçları tamamen streç filmin altında kalmıştı, bu şekli ile ters bir T harfini andırıyordu. Süpürge sapı tamamen Yeliz’i tutup kendine çekecek bir araç haline gelmişti.Yeliz’i becermek isteyen sapı istediği yüksekliğe getirip girip çıkabilecekti, sapı iki ucundan tutup istenen yere sürükleyerek götürmek de mümkündü.

Sabri Yeliz’in göğüs hizasına yaklaştı ve meme uçları ile oynamaya başladı. Sert ve soğuktular. Parmağı ile birer fiske vurdu ikisine de, Yeliz dar streç sargının içinde hafifçe hareketlendi bu uyarım üzerinde. Bir göğüs ucunda Sabri diğerinde Kerem olmak üzere bu uyarıma daha da hızlanarak ve sertleştirerek devam ettiler. Artık Yeliz hafif hareket etmiyordu, adeta kıvranıyordu streç filmi yırtarcasına ama pek şansı da yoktu yırtıp çıkmak için. Kerem fiske atmaya devam ederken Sabri Yeliz’in bacakları arasında yerini aldı ve girip çıkmaya başladı. Yeliz’in vajinası adeta kasıla kasıla dans ediyordu Sabrinin penisi etrafında. Sabri hortumun ucunu aldı ve Kerem’den durmasını rica etti. Yeliz nefes nefeseydi ama gittikçe sakinleşiyordu. Sabri girip çıkmaya kaldığı yerden devam ederken hortumun ucunu tıkadı. Bir süre havasız idare eden Yeliz, sık nefes alıp verme trendinde olduğu için çok sürmedi. Hortum ve maske refleks ile kasıldı, Sabri hortumu hemen bırakmadı ama bu konudaki zamalamanın ne kadar hayati ve tehlikeli olduğunu biliyordu. Uygun bir zamanda bıraktı ve Yeliz’in göğsü derin derin inip çıkmaya başladı. Kendine geldiğinde hortumu tekrar kapattı, bir yandan da Yeliz’e girip çıkmaya devam ediyordu. 

Birkaç tekrardan sonra Yeliz bir süre sonra bilincini kaybetmişçesine kendini Sabri’ye doğru itiyor ve vaijnal kasları ile sahibinin penisini okşuyordu. 

Bir ara hortumu bıraktığı aralıkta Kerem’in artık fiske atmak falan değil kadının göğüslerini koparırcasına çekiştirerek sıkmakta olduğunu gördü. Sabri Kerem’i de yola getirmiş olduğunu düşündü. Kerem’i kendi yerine davet ederek Yeliz’i becermeye devam etmesini istedi. Yavaşça kadının başındaki streçli bölgeyi açtı maskeyi aldı, Yeliz yüzünde maskenin izi ile tamamen su içinde kalmıştı, sahibine yarı yalvaran yarı müteşekkir gözlerle bakıyordu.

Sabri yüzüne kulağını yaklaştırdı, “Efendim çok yoruldum ama sizi halen istiyorum, çook istiyorum sahibimmm” dedi. Sabri kendi meme ucunu kadının ağzına yaklaştırdı, Yeliz önce dili ile erişebildiği bu nimete daha da yaklaşınca dudakları ve dişleri ile katıldı, adeta saldırırcasına yalamaya emmeye başladı. Sabri de kadının meme başlarını olanca gücüyle sıkıyor, alttan Kerem becermeye devam ediyordu. Sabri penisini kadının ağzına yaklaştırdı ve yalayıp emmesine izin verdi. Dibine doğru yavaşça birkaç giriş çıkış yaptı. Esmer saçlarından sıkı sıkı tutmuştu Sabri Yeliz’in. Ağzına boşaldı, Yeliz son damlasına kadar yuttu, emmeye devam ederek penisin içini de temizledi.

Yer yer streç filmler açılmış, toplanmıştı bu kadar aksiyonun içinde. Sabri dikkatli bir şekilde maket bıçağı ile streç filmleri keserek Yeliz’i serbest bıraktı.

Sabri Yeliz’e yatağı gösterdi, bu bir izindi, Yeliz yatağa gidip uzandı ve yorgunluktan uyudu kaldı. Uyurken birkaç defa daha becerildi, garip ama Yeliz’in bir becerisiydi bu. Uyandığında sahibi ve Kerem giyinmiş onu bekliyorlardı. O da giyindi, evi toparlayıp çıktılar.


FİN...... KAÇIRDIYSANIZ ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ BURADAN OKUYUN...


9 Eylül 2022 Cuma

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - V - Yeliz İle Banyoda Kahvaltı

 Sabri geldiğinde Kerem boşalmış ve koltuğa oturmuştu dinlenmek için. Sabri Yeliz’i ayağa kaldırıp dengesini bulmasını sağladı. Mutfağa kadar gidip birasını almasını söyledi. Hafif bir yalpalamanın ardından mutfağa gitti Yeliz. Bu, Yeliz’in biraz kendine gelmesini sağladı, zaten bu nedenle böyle istenmişti kendisinden.Sabri çantadan çıkardığı  streç filmin ucunu bulmaya çalışıyordu Yeliz döndüğünde, inat etmişti ne Yeliz’den istiyordu bunu yapmasını ne de Kerem’den. Ucunu bulduğunda katlayarak ayırdı ve Yeliz’i tasmasından salonun geniş bir yerine götürdü. Kerem’den gelmesini rica etti. Çıplak olan Yeliz’in belinin etrafından çevirdi iki tur streç filmi. Kerem’den tutmasını rica etti ve Yeliz’i kendi etrafında yavaşça dönmesi için hareketlendirdi. Kollarını iki yana açtı Yeliz’in, tıpkı turnet tahtasındaki kili şekillendiriyordu. Bir yandan da sıkılığını ayarlıyordu streç filmin.

Belinin etrafı dört beş tur sarıldıktan sonra Sabri eline ketçap tüpünü aldı, sarılmış olan yerin içine sokup sıktı. Ardından döndürmeye devam etti. Yeliz’in kollarını indirdi ve çevirmeye devam etti. Ketçap’ın yerini mayonez aldı. Streç filmin içine sıra sıra yumurta içi, çikolata sosu, nar ekşisi, zeytinyağı, beyaz peynir, toz şeker, jöle, puding, pişmiş spagetti makarna ne bulursa dolduruyordu Sabri. Kerem şaşkınlıkla izliyor ve bir anlam veremiyordu bunun neden yapıldığına, Sabri’nin daha önceden yaptığı hazırlık gözünden kaçmamıştı. “Abi bu kadar malzemeyi nereden buldun” diye sorabildi ancak. Sabri bunları doldururken dışarı taşmamasına streç fimin içinde kalmasına özen gösteriyordu. Dizlerineden boynuna kadar sarılmıştı Yeliz. Kerem’in de desteği ile banyoya götürüp dizerini de sarıp küvete yatırdılar. Sabri en son kafasına makarna boşalttı, üzerine de puding ve bal döktü. Öylece orada bıraktılar ve ışığı da üzerine kapattılar. Salona geçip oturdular ve konuşmaya başladılar. Sabri; “Bundan nasıl zevk aldığımı düşünüyor olmalısın” dedi. Kerem bozuntuya vermeden “yok işte çöpümüz oldu artık kadın, diğer çöplerle karıştırıp dışarıdaki konteynere de bırakalım akşam çıkarken” dedi. Sabri güldü, “bu öyle değil, dediğin özellikle Yeliz için kendinden geçirici olabilirdi ama bunu o hoşlandığı için yapıyorum. O streçlerin içinde nasıl bir zevk alıyor biliyor musun şimdi?, alkol uyuşturucu falan hiç bir şey veremez o hazzı ona, benim açımdan güzelliği şu ki tam istediğim kıvama getiriyor onu, tabi ayrıca böyle savunmasız ve değersiz olması da etkiliyor bir miktar.”.

Yeliz marine olup kalmasın diye banyoya gittiler ve maket bıçağı ile “pisliği” üzerindeki naylondan kurtardılar. Sabri gelen çişinin kokusunu bu karışmış kokulara kattı. Kerem ağzına gelen tükürüğünü bir kaç defa Yeliz’in yüzüne tükürerek bu çorbada tuzum olsun dedi. Kalan malzemeleri de küvete Yeliz’in üzerine boşalttılar ve çıkarken bu sefer ışığı ve kapıyı açık bıraktılar.

On dakika kadar sonra Sabri yalnız başına banyoya gitti, alçak ama sert bir sesle, “Mutlu musun canım?” dedi. “Deliriyorum” dedi kısık sesiyle Yeliz, “Keşke saatlerce böyle kalsam, hiç azalmaz”.

“Ama sonu geldi, seni yıkayacağız.” dedi Sabri ve küvetin deliğinden geçemeyecek şeyleri (Yeliz’in kendisi hariç) kaba olarak temizleyip bir poşete doldurdu. “Yıkanacaksın ve başka şekilde devam edeceğiz.”.

Yeliz o kadar yıkanmasına köpük köpük şampuanlanmasına rağmen halen garip bir yiyecek kokusu çıkıyordu teninden. Kötü bir koku da değildi ama işin garibi.

Salona geldiğinde Kerem bir kez daha geçti Yeliz’in üzerinden. Kerem devam ederken Yeliz becerildiği yerde Sabri’ye dönüp “sahibim, keşke o getirdiğiniz hayali gençler şimdi burada olsalar da sırayla beni…” dedi. Kerem bir anlam veremedi, Sabri kısaca gülümsedi, tam tavına gelmişti Yeliz.

  DEVAMI BURADA


3 Eylül 2022 Cumartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - IV - Bana Ne Oldu Sahibim?

 İçerisi bomboştu… Yanında bulunan sahibi dışında kimse yoktu odada… Mutfaktan bir bira kutusunun fısıltılı açılış sesi geldi sadece. “Nereye gittiler sahibim?” dedi, bir kedinin miyavlaması gibi çıkmıştı sesi… Sonra durumu anladı ve “Sahibimmmmm” dedi Yeliz… Sırt üstü düştü ve yarı baygın kaldı.



Ayılana kadar olan kısmı bilmiyordu, Sabri tansiyonuna, nabzına bakmıştı bu sürede, hatta ipleri bile çözülmüştü. Halat göğüslerinde iz bırakmıştı biraz, teni halen soğuktu.

Ayılır ayılmaz, Yanında duran Sabri yanına uzandı ve Yeliz’e sarıldı, Yeliz de kollarını ve bacaklarını Sabri’ye doladı bir süre o şekilde kaldılar. Yeliz masada oturan kişiyi fark etti, bu kişiyi tanıyordu… O Kerem’di ve Sabri’nin gözüyle yaptığı davetle yanlarına geldi Sabri kalktı ve bu sefer Kerem Yeliz’in bedenine sarıldı. Sabri Yeliz’in ağzını ve burnunu kapatarak kanındaki karbondioksit miktarını yükseltti, Yeliz tekrar sikilmeye hazırdı. Yeliz’i Kerem’in altında gidip gelinir şekilde bırakarak içeri birasını almaya gitti Sabri.

2 Eylül 2022 Cuma

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - III - Eğitim Candır, Tecrübe Heyecandır

Sabri yataktan inip doğruldu, biraz bekledi. Evde Yeliz’in göremediği bir şeyler oluyordu. Sonrasında dış kapının açıldığını duydu hava cereyanından ve seslerden kapının öncekilne göre daha uzun bir süre açık kaldığını hissetti Yeliz.

Sabri’nin uzaktan sesi geldi, kendisine demediği açıktı. Birilerine konuşuyordu ama net şekilde anlaşılır bir konuşmaydı.

Genç arkadaşlarım…, bugün sizi biraz farklı bir tecrübe bekliyor, biliyorum zaten bunun için buraya toplandınız. Hepiniz medeni arkadaşlarsınız. Sizden birkaç ricam var.

Öncelikle lütfen sizlere belirlediğim sıraya uyun ve sizden önceki arkadaşlarınızın hakkına saygı gösterin. Öncesinde prezervatifinizi kontrol edin, bu konuda bu abiniz size yardımcı olacak. Boşaldığınızda lütfen yerinizi sıradaki diğer arkadaşınıza bırakın, arzu ederseniz tekrar sıraya girip kaç parti istiyorsanız o kadarını atabilirsiniz. Aynı prezervatifi tekrar kullanmayın, yenisini alın takın. Anal ve oral olarak girmeyeceksiniz, umarım doğru deliği biliyorsunuzdur (hafif gülümseyerek). Memelerini sıkıp meme başları ile oynayabilir yalayabilirsiniz.

Yeliz donup kalmıştı, hafif bir titreme bir korku hissediyordu.

Burada sizin için eğitici olacak Yeliz ablanızın kendi tercihi BDSM’dir ve kendi isteği ile burada bulunmaktadır. Kendisi saygıdeğer bir insandır, kerhane köşesindeki bir orospu değildir. Burada bulunmasından benim emrim dışımda başkaca bir menfaati bulunmamaktadır, ancak şu andaki durumu ceza alıyor olma durumudur, yapacaklarınızdan doğrudan zevk almayacağını hesaba katın.

Kendisinden bahsedilmişti… Pür dikkat dinliyordu…

Her şeyden önemlisi, bundan sonra yaşayacağınız ilişkilerinizde BDSM aramayın, kız arkadaşlarınıza sevecen, kibar ve anlayışlı davranın, burada yapacağınızı sadece fiziksel bir eğitim faaliyeti olarak görünüz, burada bu konuda kendini yönlendirmiş bir kadın bulunuyor, kız arkadaşlarınıza aynı şeyi böyle yapmaya çalışırsanız ya tokat yersiniz ya da terk edilirsiniz. Onlara ılımlı sevecek ve sabırlı yaklaşın, böyle Yeliz’e dalar gibi haşır huşur dalmayın.

Hah, kendisinin güya orospu olmadığı söyleniyordu ama “haşır huşur dalınacak” bir araç olarak gösteriliyordu, kaşarlığı tuttu burada ama sesini çıkaramazdı tabi. Sabri konuşmasına devam etti.

Önce ben gireceğim dikkatli izleyin. Sonra sıra ile hepini
z aynı şekilde sikeceksiniz. Sabri Yeliz’e yaklaştı, buz gibiydi Yeliz’in bedeni, ter olmuştu. Girip çıkmaya başladı. Yüzünü Yeliz’in yüzüne yaklaştırdı. Yeliz fısıldıyordu: “Sahibim lütfen yapmayın, ne istiyorsanız yaparım size, ama bunu kaldıramam… Lütfennn… Lütfeeeennn…”, suratında tokat patladı Yeliz’in “Bari kaç kişi var onu söyleyin, esirgemeyin benden…”...


Sabri Yeliz’in etinden çıktı, “Peki kendin gör gençleri” dedi… Poposunun üzerinde doğrulmasını sağladı Yeliz’in ve gözlerindeki bağı açtı.

  DEVAMI BURADADIR

30 Ağustos 2022 Salı

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - II - Bir, İki, İkibuçuuk

Sabri kalktı, Yeliz sahibinin altında ne kadar süre geçmiş olduğunu bilemiyordu, sahibi tarafından sırtüstü çevrildi ve göğüslerindeki bağlar düzeltilip tekrar sıkıştırıldı. Ayak bileklerine aynı halattan birer volta sarıldığını hissetti Yeliz ve diz altlarından yatağın başına doğru gerildiğini hissetti. Ters dönmüş bir kurbağa gibi duruyordu yatakta, hareketi neredeyse mümkün değildi. Başı yatağın başına çok yakın değildi ama ipler yeterince geriyordu bacaklarını, dizlerinden aşağı yatağın altına doğru gerildiğini de hissetti, dizlerini ileride de tutamıyordu, bütün vajinası hizmete açık şekilde, sümük sümük bekliyordu.

Bu hali ile bir erkeğin kendisini gelip becermemesi mümkün değildi. Sabri prezervatifini taktı ve beş on dakika Yeliz’i becerdi. Bu sürede Yeliz’in ağzını ve burnunu kapatıp nefes almasını sınırlayıp daha da azmasını sağlıyordu. Bir süre sonra Sabri durdu ve yataktan kalktı.

Sabri yataktan uzaklaştı. Yeliz ayak seslerini duyuyordu zemindeki, bir süre sonra dış kapı açıldı ve tekrar kapandı. Sahibi çıkıp gitmiş miydi?

Hayır… Tekrar kendisine yürüdüğünü hissetti Yeliz sahibinin, yalnız… Yalnız, Sabri yalnız değildi, kaç kişi olduğunu bilmiyordu Yeliz odada, kimse konuşmuyordu, sahibi dahil. 


“Sahibim” dedi, “burada mısınız?” cevabını alamadı ama baş kısmında yatak ile başı arasındaki boşlukta bir beden ve ardından da dudaklarına sürülen bir penis hissetti. “Bu kimin bakalım bilecek misin?” diye kararlı bir ses işitti, evet bu sahibiydi… “dişlerin sikime değmeyecek…”. Yeliz’in başını arkaya çekip ağzının kendisine bakmasını sağladı Sabri, Yeliz görevini icra etmeye başlamıştı. Dişlerini efendisine değdirmemek için çaba harcıyordu sürekli, zira zaten ağzına zor sığıyordu, dudakları arasında boşluk bile kalmıyordu.

Bir süre sonra bacaklarının arasında ikinci kişi hissetti Yeliz. Evet… Bir kişi daha vardı, erkekti ve şu anda sahibi ağzına girip çıkarken o kişi de ıslanmış olan vajinasından ritmik şekilde yara yara çalışıyordu. Kişi gittikçe hızlandı ve sonra dışarıda kaldı, üzerine uzanmış memelerini sıkıştırıyor meme başlarını emiyordu. Göğüsleri hemen hemen morarmıştı, yumuşaklıktan eser yoktu. O artık her kimse prezervatifine boşalmıştı…

“Acaba sahibim beni becermeye devam eder mi?” diye düşünürken içinde yine biri girdi, Sabri halen ağzında olduğuna göre… Sadece bir kişi getirmemişti sahibi. Aynı kişi de değildi, bu biraz daha hafifti ve daha acemice girip çıkıyordu. Kısa da sürdü… Yeliz anlamıştı, genç ve bakir bir delikanlının ilk tecrübesi, seks materyali olmuştu kendisi.

Bir an, “acaba kaç kişiye malzeme olacağım daha?” diye düşünüyordu ki sahibinin siki ağzında dişine dokundu… Sahibinin siki ağzından çekildi… Yeliz “lütfennnn sahibimmm, istemeden oldu, çok şaşkındım, lütfen bana acıyınnn” dedi. Sahibi bekledi, Yeliz şunu eklemeyi tercih etti “Sahibimmmm, lütfen, bana her istediğinizi yapmaya hakkınız var, kendimi insafınıza bırakıyorum”...

 DEVAMI BURADADIR

29 Ağustos 2022 Pazartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - I - Isınma Turu

O gün biraz farklı yaşanacaktı. Yeliz bundan haberdardı, hatta farklılığın ne olacağı konusunda bilgisi vardı ama nasıl olacağı hakkında en ufak fikri bile yoktu.


Kölelerinin Sabri’ye rutin hitap şekli “efendim” olduğu halde köleleri arasında sadece Yeliz “sahibim” diye hitap ederdi. Yeliz sahibi ile buluştu, sahibi onu arabasında bekliyordu, arabaya bindiler ve kısa konuşmalar ile eve kadar gittiler. Önde Sabri arkada Yeliz asansöre girip çıktılar ve kapıdan da bu şekilde geçtiler. İçeri girdiklerinde Yeliz kendisine gösterilen köşeye gidip sırtını duvara yasladı ve gözlerini ileri dikip beklemeye başladı. Üzerinde günlük giysileri vardı. Fazla zaman kaybetmeden boynuna tasması bağlandı Yeliz’in. Bu sefer gözleri de bağlandı… Sabri saçlarından başının arkasını aşağı çekerek yüzünün yukarıda hafif açılı şekilde yukarı bakmasını sağladı… Böyle kalacaksın… dedi.

Yeliz biraz bekleyeceğini biliyordu önceki tecrübelerinden, sahibi muhtemelen evi bir gezecek, o gün neler yapacaklarını kurgulayacaktı.

O gün çok kısa bekledi ve garip, hiç yapmadığı  bir şey yaptı sahibi. Yeliz’in dudaklarına dudakları ile yapıştı ve bedenini kolları ile sarıp sıkmaya başladı, nefes almasına bile izin vermiyordu, Yeliz’in burnundan nefes aldığını yüzünde hissediyordu. Hareketsiz, kolları aşağı başı hafif yukarı bakar şekilde bekledi Yeliz. Sahibinin elleri önce göğüslerini sıkıştırdı sütyeninin üzerinden. Sütyeni canını yakmıştı arada kaldığından. Sabri halen dudaklarındaydı, aralarında bayağı boy farkı olduğundan Yeliz’in yüzü halen yukarı bakar durumdaydı. Sabri yavaşça belinden aşağı kaydırdı ellerini ve kalçalarına yine giysisinin üzerinden elleri ile kaba kuvveti ile sıktı ve sıkılı tuttu, gittikçe daha fazla sıkıştıracak şekilde arttırdı şiddetini, Yeliz’in dudaklarını bırakmış yüzüne bakıyordu, yüzünde bir acı belirtisi arıyordu ve tabi sonunda buldu.

Elini ön tarafından külotuna soktu ve aşağı doğru kaydırdı, ıslaklığını bilmek istiyordu. Her zamanki gibi sümüksü jeli ile vıcık vıcık olduğunu anladı, aslında bu kadar çabuk ıslanmış olmayabileceğini düşünüyordu ama yanılmıştı. Yeliz’in külotunu giysisi ile birlikte aşağı çekti ve elini Yeliz’in külotuna silerek kuruladı. Yeliz’in sutyen ve giysisinin üst kısmını da çıkardı Sabri.

Tasmasının ense kısmından tutarak yatağa kadar önünde yürüterek götürdü ve yüz üstü yatağa iterek bıraktı Sabri, Yeliz nereye düştüğünü görmüyordu. Yeliz’in ellerini  ısırıcı tipteki halat ile dirsekten aşağı kısımları arkasında üst üste gelecek şekilde arkadan bağlayıp sırtından önüne geçirdi ve göğüslerinin etrafından tur atarak sıkıştırdı sutyen bağı gibi arkasına geçirip arkada bağladı. Sabri sıkabileceği kadar sıktı ama daha fazla sıkabilmek, boşluğunu alabilmek için hem önde hem arkada iki kalemle çevirip sıkıştırdı, onları da geriye açılması diye mandalla sabitledi. 

Aslında sahibi yatak muhabbetini fazla vanilya bulurdu, bu da garipti, ipler olmasa Sabri’nin vanilya moduna girmiş olduğunu düşünecekti Yeliz. Ağzının ve burnunun herhangi bir bilgi verilmeden kapatıldığını hissetti, hava alamıyordu ama bunu biliyor ve seviyordu. Defalarca bu şekilde zevkten çıldırmış bir şekilde hizmet etmişti sahibine. Yine mükemmeldi Sabri’nin zamanlaması, nefes tutma ve bırakma şeklinde birkaç defa tekrarladı bunu. Nefes nefese kalmıştı Yeliz, bir yenisinin daha gelip gelmeyeceğini bilmeden bekliyordu. Sabri'nin elini önce vajinasında sonra da kaygan şekilde analında gezerken hissetti. İçine parmak girmesi korkutuyordu ve anal seks için yeterince açılamıyordu Yeliz, ancak Sabri’nin parmağını alabilecek kadar yeri vardı kıçında yine de. Bir süre sonra arka deliğini iki parmağın zorladığını hissediyordu. Bir parmak da önünde aynı anda girip çıkıyor ve içerideyken parmaklar birleştiriyordu. Bu pek hoşuna gitmiyordu ama bunu önemsemeyecek kadar uyarılmıştı, sahibinin sevdiği bir şeye bu kadar da katlanması normaldi, Sabri bazen sınırları bir şekilde zorlamayı severdi. Çoğu kölesi için umursamayacakları bu eylem nedense Yeliz için zordu, sanırım ilk ilişkileri hatta çocukluğu ile ilgili bir konuydu.

Yeliz’i yüzüstü yatar şekilde bıraktı öylece Sabri biraz. İpler memelerini ısırıyordu Yeliz’in, bunu daha önce pek hissetmemişti. Bunu özellikle Sabri tamamen üzerine yatınca daha da hissetmeye başladı. Sabri Yeliz’in üzerinde bütün ağırlığı ile uzanmış, altındaki Yeliz yatağa gömülmüşken elleri ile bir şeyler yazıyordu cep telefonuna Sabri.

DEVAMI BURADADIR

4 Şubat 2021 Perşembe

Bak Cıs Yaparım!

"Cıs yapmak" çocukluğumdan kalma bir kelime olarak halen duruyor ama koca internette benden başka böyle bir şeyi diyen de görmedim. Çocuk dilinde can acıtmak ve aslında daha da öznel olarak, iğne yapmak olarak hatırlıyorum. Çocuğa bir şey yapmaması için doktorla iğneyle korkutmak için kullanılan bir tehdit cümlesi, tıpkı "Bak öcü gelir" falan gibi. Bana denilmedi bu pek ama genel olarak kullanıldığını bolca duydum. Kim bilir belki de çocuk başıma yanlış anladım o zamanlarda o yüzden kimse bunu bilmiyor. 


Sanırım bizim kızlarımızın çocukluklarında böyle bir korkutma faslı olmuş ki şimdiye kadar, "Cıs mı? İğne mi yani? Ahahaha!" diyeni olmadı kölelerimden ve derinlemesine yazıştıklarımdan. Bir sadistik dom için bu çekincenin işi daha da zevkli hale getirmesi de normal, itiraf edeyim.

Bir mazoşistik sub üzerinde bu cıs işinin tıbbi koşullara uyulmadan yapılması sağlıklı değil öncelikle, bunu belirtmek gerekli. Kadınların bütün memelerini şiş kebap yaparcasına şişlere geçirildiği, enjektörlerin estetik bir sıra ile dizildiği porno filmleri mesnet almayın. Pis kirli yerlerde enfeksiyon riski her zaman olacaktır. Hatta steril enjektör kullansanız bile bu böyle... Yanlış bir yere uygulanmasının dışında cildin kendisinin temiz olmaması bir risk. Boşuna mı cıs yapacak canım fantezik hemşireler öyle alkollü pamukla silip silip öyle sokuyorlar iğneyi, bir de duvarda durup parmağı ile sus işareti yapıyorlar ama onun bu konu ile ilgisi yok tabi.

Bu cıs işinin daha az korkutucu olanını keşfettim bir süre önce. İnsülin iğneleri.

İnsülin kullanmasına karar verilmiş diyabet hastalarının günlük olarak kendilerine yaptıkları daha kısa ve daha ince bir iğne bu (bazı okurlar "biliyoruz" diyebilir ama bilmeyenleri de düşünmek lazım, burası bir tıp bloğu değil sonuçta). Bu iğneyle hemşirenizin elinde tuttuğu 10 ml enjektörün iğnesinin yaratacağı his arasında fark var sanıyorum, en azından psikolojik olarak var, daha ince ve aslında daha masum görünüyor ve direkt hissin daha az olduğu bölgelere yapılıyor (göbek gibi).

Şimdiye kadar normal enjektörü Yeliz'in göğsünde denemiştim ama bu enjektör hissinin, insülin iğnelerinin bir tanesini değil küçük bir tarlasını denemek ile eşdeğer olacağını düşünüyorum. Bu konuda mazoşist sub'ıma "bak kuş geçiyor" deyip tavanı gösterdikten sonra batırdığımda yüzünün ifadesini görmek en iyi fikri verecektir veya daha bana uygun bir usulde, gözlerini bağladıktan sonra. Eğer bilinçli olarak farkında olursa etkisi daha ciddi olabilir ama bu bir ilk ise ilk başlangıçtaki psikolojik bariyeri bir ölçüde kırmak gerekli. İnsanların bu iğneyi kendilerine de yaptıklarını düşünürsek o kadar da acıtmamalı dedim ve kendimde denedim tabi (iğneyi kendine çuvaldızı başkasına misali). Sonuç; eh acıyor biraz tabi, biz de erkeğiz falan ama bu da benim için bir ilkti bir anlamda. Her ne kadar enjektör ile iğne olunurken direkt seyredebilsem de bunu yapmıyorum, genelde hemşirenin memeleri bu sırada bakmak için daha cazip bir yer. Bazen "lütfen diğer tarafa bakın!" gibi bir uyarı gelmesinin dikkati olay yerinde toplamamak için bir iyilikten çok bu meme konusu ile ilgili olduğunu düşünüyorum, "sen işine bak kızım, ıska geçeceksin damarı yine, bulamadın bir türlü, kasıtlı mı yapıyorsun, sapık mısın nesin?" der miyim bilmiyorum günün birinde ama tabi ki iğne onun elinde, yani o anlık efendi o tabi.


Dönelim insülin iğnesine tekrar... Bu iğnenin ilkinden sonra sevgili sub'ımda yükselen adrenalin ile muhtemelen 4. ve 5.'den sonra acı şiddetini kaybedecektir. Bu genelde mandal sıkıştırma durumunda sık karşılaşılan bir durum, ilki daha acı verici olur ve tabi sonuncusu. Mandal için; takarken değil, asıl çıkartırken en acı verici durumun yaşandığını iyi biliyorum. Bunu tavşanların yokuş aşağı iyi koşamaması arasındakine benzer bir ilinti altında düşünebiliriz belki, kim bilir? Sanırım ki tavşanlar bilir. Burada iğnenin çıkartırken vereceği acı için benzer bir durum olmadığını tahmin ediyorum, en azından Yeliz'de olmadı, çektim çıkardım. Bazılarının "ulan, hiç mi iğne olmadık? Konuya bak, çocuk masalına döndü bu post." dediklerini duyar gibiyim. Biz BDSM sahnemize geri dönelim.

Bir iki tane derken bir düzine iğneyi göğsünde bulup sayısını unutacaktır ancak vajinal tarafta hissedince saymaya başlar yine, emin olun. Belki de çıkartmadan önce biraz kolonya ile ıslatınca sayar en azından. "Batık iğne sayısını tahmin etmece" oyunu da oynabilirsiniz, bilemezse arttırırsınız, hele hele durumu abartmak için sayıyı fazla fazla söylerse "bak, şimdi o dediğin sayıda oldu canım, artık biliyor oldun" diyerek o sayıda batırıp cezalı esprinizi bile yapabilirsiniz, köleniz aynı zamanda sapyoseksüel ise bu sözle boşalabilir bile. 

İğne kullanırken sonrasında da steril olmak gibi bir gereklilik söz konusu, yani kölenizi temiz yerde tutacaksınız, kirletici bütün faaliyetler bu iğne faslından önce yapılmalı ve tercihen de bir banyo yaptırmak yerinde olur, ama banyo sırasında kölenizin üzerine işemeyin her ne kadar idrar steril bir sıvı da olsa. Önce işeyin sonra (çişiniz bitince) güzelce bırakın yıkansın (sanırım bunu kendisi yapabilir).


15 Ekim 2016 Cumartesi

BDSM'de Kişisel Keşifler: Hassas Uçlar

Bu gerçek bir oyun (zamane internet gençliğinin deyişiyle "reel"). Genelde BDSM randevularımın bir parçasında uyguladığım bir şey.

Köle, tamamen çıplak olmak üzere sıkıca streç film (cling film) ile döne döne sarılıyor. Baş ve boyun bölgesi hariç. Bu pozisyona mumyalama da deniyor ve zaten bilinen bir BDSM durumu. Sarma işlemi sırasında düşüp devrilmemesine dikkat etmek gerekiyor çünkü bu şekilde dengeyi kaybetmek çok kolay ve düşerken kendini koruyacak kollar da sarılı oluyor. Eğer köleniz sizden iriyse bunu denemeyin derim veya alternatif bir sarma yolu bulun.

Bu sarma sırasında kölenin vücudunun kuru olmasına ve sağlık açısından da kan dolaşımı konusunda sıkıntı olmamasına dikkat edilmesi gerekli. Eğer ayaklarda veya boyunda soğukluk, morarma hissedilirse derhal durmak ve filmi kesip açmak gerekli. Eğer köle bir yerinin uyuştuğunu söylerse de bu durum önemli. Bundan dolayı kölenin konuşmasını engelleyecek bir şey olmamalı ve safe word mutlaka kullanılmalıdır.

Tamamen sarılı ve hareketsiz durumdayken kölenin göğüs uçları dışarı çıkabilecek şekilde göğüs kısmından dikkatlice kesilerek açılır ve streç filmde 2-3 cm'lik iki delik yapılır.

Bundan sonrası göğüs uçlarının küçük vurmalarla uyarılmasından ibarettir, ben en etkili yöntemi parmaklarla küçük fiskeler vurmak olarak buldum. Bu uyarım köleyi adeta çılgına çeviriyor, sarılı olduğu için hareket kabiliyeti kısıtlı da olsa çılgın şekilde kıvranıp durması bunun etkisinin açık bir göstergesi. Ne kadar devam edeceğiniz sizin insafınıza kalmış. Mandal vb. biraz fazla durağan kalıyor. Bunu etkileşimli bir şekilde yapmak işin püf noktası.

Bunun pek istisnasını görmedim, köle tarafından oldukça sevilen bir şey. Zorlaya zorlaya streç filmin kayarak çıktığına ve tekrarı için yalvarıldığına da rastladım.

25 Eylül 2015 Cuma

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - VII

Anahtarı yutması kolay olmuştu, minyatür bir anahtardı. Ancak kilit, zincirini bir arada tutmaya yetecek kadar sağlamdı. Zaten bu iş için çok iri bir kilit gerekmezdi.

Efendisi kadının yüzüne, yüzünün üst yarısını kaplayacak siyah bir örtü örttü, gözlerini de tamamen kapsayacak şekildeydi. Kadın beklemeye başladı.. Efendi kadının beklemediği şekilde bir hamle ile kadının dudaklarına yapıştı. Çok şiddetliydi. Bu bir öpme değildi, adeta dudaklarından bir tecavüzdü, daha çok emip de kanını emmek için uğraşır gibiydi. Kadın dudaklarını uyuşmuş, dişlerini sızlar halde bulmuştu. Ancak şimdiye kadar da hiç böyle güzel hissetmemişti.

Kadın efendisinin ilk şokunu atlatamadan göğüslerinin büyük bir kuvvetle sıkıldığını hissetti. Efendisi elleri ile kavramış bütün gücüyle sıkıyordu. Henüz buna alışmışken göğüslerinden yukarı doğru çekildiğini hissetti. Sıkılması mı daha çok canını yakıyordu yoksa çekilmesi mi, bunu bilemedi, zaten pek umurunda da değildi. Birer yağ torbası olarak elindeydi işte efendisinin... Bir süre sonra birini bıraktı efendisi. Bırakmadığını ise dibinden bir kendir, ısırıcı türde tüylü halatla sıktığını hissediyordu, halat batıyordu tenine. Aynı şey ikinci göğsüne de yapıldı.

Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu, ancak bir süre sonra göğüsleri çok hassaslaşmıştı. Efendinin göğüs başlarını parmakları ile ezercesine bastırmasıyla bu acıyı hissetti.

Bir yandan da aklı halen yuttuğu anahtardaydı. Çaresizlik ve endişe ile acı hissi birleşmişti.

Ayak bileklerini birleştiren zincirin aslında tek bir karabina (açılabilir zincir baklası) ile bilekleri birbirine bağladığını bacakları efendisinin çekmesiyle iki yana çekilince anladı kadın. İlk defa aklı başında bir efendi ile birlikte olmanın cahilliğini yaşayan kadın bunu pek düşünmemişti, zinciri bağlayacak, kilit dışında böyle bir şey olacağı aklına gelmemişti. Bu önlem kendisine veya duruma özgü değildi, efendisi yaşanabilecek tehlikelere karşı da daima bu tür önlemler alırdı. Kadın kendisini aptal gibi hissediyordu ve işin garibi bu durum çok hoşuna gitmişti. Efendisine karşı güveni düşünebileceği sınırların ötesine geçmişti, kendisine yapacağı her şeyi, her şeyi kabul etmeye hazır bir psikolojik durumdaydı.

Efendisi bacaklarını iki yana açılabileceği kadar ayırdı, hiç bu kadar ıslanmamıştı kadın daha önce, ıslaklığı yatak örtüsüne kadar akmıştı. Efendisinin etine girip çıkması çok ama çok kolay olmuştu. Bacaklarını daraltıp kadının omuzlarına kadar bastırarak devam etti efendisi, hızlı şekilde yüzündeki örtüyü çekti. Kadının gözleri zaten kapalıydı, efendisinin birkaç santimden gelen sert sesi "gözlerini aç" olarak kulağında çınladı ve anında açtı. Efendisi ile göz göze gelmişti, kendisine katı şekilde bakan gözünden başka bir şeyini görmüyordu, görmek de istemiyordu kadın. Sırtından tenine batmakta olan zincir baklaları ve göğüslerini ısırmakta olan halatlar acıdan çok zevk veriyordu. Efendi etine girip çıktıkça efendiye olan şükranını nasıl ifade edeceğini düşünüyordu. Kadın bu düşünceler içinde titredi, sıklaşan etini efendisinin organını saran ve hizmet için yaratılmış bir et olarak düşünüyordu.

Kadının boşalması göreceli olarak uzun sürdü. Bu süre boyunca efendi hiç durmamıştı, kendisi ile birlikte boşalmamıştı da. Kadın boşalırken gözlerini kapatmasına ses çıkarmamıştı efendisi.

Efendi bir süre sonra kalan zincirleri çıkarttı, kadının bedeninde giysi altı yerlerde küçük ezikler oluşturmuştu zincir halkaları.

Bundan sonra yaşanacak olanları, efendisinin kendisine daha neler yapacağını çok merak ediyordu, ne olduğunu bilmese de çok istiyordu bundan sonra olacakları, sınırlarını falan düşünmüyordu, her şeye hazırdı, ilk başladıkları zamanki endişeli kadın değildi artık...

9 Mayıs 2015 Cumartesi

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - IV

Kadın, göğüs başlarında bir soğukluk hissetti, metalik bir soğukluktu, efendi bir şey gezdiriyordu. Bu gezen şeyin ne olduğunu, efendinin ne yapacağını merak ediyordu.

Bunun göğsünü kıstıracak bir şey olduğunu meme başında acıyı hissedince anladı, kıstırılan göğsünün acısı nedeniyle inlemesi tamamlanmadan bu diğer göğsünde de tekrarladı. Ellerinin arkasında, harekete izin vermeyecek şekilde bağlı olması göğsündeki acımaya karşı çaresiz oluşu ile birleştiğinde çok garip bir his haline geliyordu.

Kadın dudaklarını ısırıyordu, bunu bilinçsiz bir şekilde yapıyordu, acıdan mı, yaşadığı çaresizlikten mi yoksa cinsel uyarımdan mı kaynaklandığını o da bilmiyordu.

Ama bu umurunda da değildi... Bu hissi başka şekilde yaşayamazdı.

Sağ göğsünde sızı değil ama  baskı bir anda biraz rahatladı, bağlı şeyin çıkartılmış olduğunu tahmin ediyordu, zira halen diğerinden farksız olarak, hatta belki de daha fazla acıyordu. Ta ki, efendisinin ıslak dilinin meme ucu etrafında döndüğünü hissedene kadar...

Bu rahatlık tıpkı ileri derecede idrarına sıkışıp tuvalete gitmeye benziyordu. Efendisi dilinin ucu ile meme başının ezilen yerleri takip ediyordu. Dudaklarına değen metal şeyi hissettiğinde sıranın diline veya dudaklarına geleceğini düşünmüştü, ama yanılıyordu, efendisi ağzına serbest şekilde bırakıp ağzını kapattığında dili ile bunun bir kağıt kıskacı olduğunu anladı. Efendi bilerek, kıstırmadan ağzı ile tutmasını, hissetmesini, ne olduğunu bilmesini istemişti. Kadın ağzında dili ile çevirmeye başlamıştı kıskacı. Diğer göğüs ucundakinin canını daha çok yaktığını efendi bunu gevşettiğinde anladı. Halen acıyordu, efendinin dilini hissediyordu ama göğüs başının kenarını dişiyle ısırıp kanatmış olduğunu hissetmemişti.

Birden vajinasına umulmadık bir şaplak ile sıçradı, çok sert değildi ama bunu hiç beklemiyordu. İkincisi gelir diye bekledi, kendisini hazırladı. Herhangi bir şey gelmedi. Herhangi bir gölge görmediği herhangi bir ses duymadığı için hiç bir fikir de yürütemiyordu.

Kadın ayakta durmaktan yorulduğunu hissediyordu ama bunun asıl nedeni, ne olacağını bilmediği için psikolojik durumundan dolayı dizlerinin titremesiydi, dizlerinin bağı gevşemişti,ayakta durmak için çaba sarf ediyordu. Aradan ne kadar geçtiğini bilmiyordu ama kalçasına şaplayan şeyi hisetmişti ve bu sefer gerçekten acıtmıştı, bu bir tokat olamazdı, acıyordu. Artık beklemek garip bir acı haline gelmeye başlamıştı. Sızlaması devam ediyordu.

Efendi gidip yatağa uzandı, ellerini ensesinde birleştirdi ve yarı oturur şekilde çıplak kölesini  izlemeye başladı. Mutfaktan getirdiği mutfak spatulasını biraz acımasız kullanmış olduğunun farkındaydı ama etkisi görülüyordu. Neresine ne geleceğini bilmeyen kölesinin artık dizleri titremeye başlamıştı. Kölesi kendi sesini taktığı kulaklık nedeniyle duyamadığı için inlemeleri de doğal bir şekilde ağzından dökülüyordu. Kölesi garip sesler çıkartıyor, arada bir kafa sesi çıkıyordu dudaklarından, bu sızan sesler efendiye doğru yolda olduğunu söylüyordu. Çok net değildi ama sonuncusu açıkça "yapsın artık ne istiyorsa, yapabileceği her şey hiç bir şey yapmamasından daha güzel olacak, bir bok hissetmeyeceğim" demişti. Efendi kölesinin bu durumunu büyük bir zevkle bir süre izledi. Sıkıldığında ayağa kalktı ve nefesini hissetmesine izin vermeden, kendini hissettirmeden kölesinin bedeninin detaylarını inceledi.

Spatulanın göğsüne inmesi ile canı yanmasına rağmen kadın çok rahatlamıştı, Üzerinden bir yük kalkmış gibiydi. Dizlerinin titremesi bile kesilmişti artık. Bu sefer farklı olarak o kadar beklemeden, bir kaç saniye aralıklarla sağlı sollu iniyordu o şey, bir kaç defadan sonra kalçaya da rastgele iniyordu arada. Bu hali canını daha çok yaksa da kendini çok daha iyi hissediyordu beklemeye göre. Dili dolaşır şekilde "elinize sağlık efendim, lütfen benden temasınızı esirgemeyin" dedi. Ancak efendisi o beklenmediklik durumunu kısa süreli olarak yaratıyordu, aksak bir aralıklarla düzensiz olarak kadının göğüs ve kalçalarına iniyordu.

Önceki bölüm | Sonraki bölüm

2 Mayıs 2015 Cumartesi

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - III

İki taraftan çıplak omuzlarına değen parmakları hissetmişti kadın. Yavaş yavaş kollarını izleyerek aşağı doğru iniyordu bu his. Efendi kadının bileklerine geldiğinde durdu, bileklerini sert bir şekilde kavradı ve arkasında kalçalarının üzerinde birleştirdi.

Kadın, üzerindeki ince geceliği zar zor hissetmesine rağmen yukarı kaldırıldığını hissetti, geceliğin geniş dekoltesinin kolaylaştırdığı şekilde boynundan çıkarılıp ellerine kadar geldiğini hissetti. Gecelik, arkasında ellerini bağlar durumdaydı. Efendi geceliği biraz daha sıkıştırdı ve bağ olarak kendiliğinden çıkmayacak halde bıraktı. Kadının elleri arkasında bağlıydı.

Sert bir emirle irkildi kadın; "Bacaklarını arala"... Kadın araladı... Ses boynunun yanındaki ağızdan gelecek kadar yakındı."Dediğimi doğru yap, arala...". Efendinin yeterli bulmadığını anlamıştı, iki yana daha çok açtı kadın. Bu hareket onu uyarmıştı, ıslanıyor olmalıydı. Bunun hayali bile onu titretebilirdi ama gerçeğe geldiğinde durum biraz farklıydı. Merak duygusu cinsel hisleri ile karıştığında farklı bir etki yaratıyordu, neler olacağını merak ediyordu.

Kalçalarının yuvarlıklarında ellerin dolaştığını hissediyordu. Boynunu hafifçe geriye attı kadın, bunu bilinçli yapmamıştı, belki de bilinç dışı bir mesajdı. Öyle görünüyordu ki mesaj alınmıştı, kulak memesine önce dudaklar değdiğini hissetti, sonrasında ise dişlerin arasında kaldığını... Eller bedeninde yukarı doğru kaymıştı, göğüslerine ulaşmış, meme uçlarını parmaklar arasında tutuyordu. Meme uçları pek alışık olunmadık şekilde sıkılıyordu, hiç kimse daha önce burasıyla bu kadar acımasızca oynamamıştı.

O beden nedensizce ani bir şekilde kendisinden ayrıldı... Efendisine bir kusur yapmış olduğu endişesine kapıldı kadın. Neyi yanlış yapmış olduğunu düşünüyordu. Aradan dakikalar geçti, bir süre sonra kulaklarına kulaklık takıldığını hissetti. Arka planında doğadan sesler olan new age türü bir şeyler çalıyordu, daha önceden çok ilgisini çeken bir müzik değildi bu ancak gözlerindeki eşarptan dolayı görememesi ile birleştiğinde bütün mesaj ortamı artık bedeni olmuştu.

Önceki bölüm Sonraki bölüm





19 Ağustos 2014 Salı

İş yerinde BDSM Hikayesi - 5

Bu güvenme oyunu fazla uzadığında can sıkardı. Sabri işi tadında bıraktı. Genç kadının bilgisayarını kendi haline bırakarak ona yaklaştı. Çantasından çıkardığı keten iple kadını çepeçevre evire çevire sardı. İpi biraz fazla almıştı ve ip kalındı, sar sar bitmiyordu. En sonunda bitirdi ve ipin sonunu kadının dişleri arasına alması için ağzına verdi. Genç kadın ipi ısırdı, ipi dişleri ile sıktıkça çıkan gıcıklanmadan titredi bir an, ayak bileklerinden boynuna kadar rastgele ve doğal bir şekilde sarılmıştı Yeliz. Keten ip öyle basit bir ipti ama basit bir ip de değildi. Üzerindeki kılcıkları sertti, hem kaşındırırdı hem de canını yakardı sürtündükçe.


Sabri kadının ağzından ipin ucunu aldı ve eliyle tuttu. Kadının dudaklarına yapıştı, gevşeyene kadar öptü, sonra ipi tekrar tutturdu ağzına.

Sabri ayakta bilekleri bağlı olduğu için ancak çok küçük hareketlerle gidebilen Yeliz'i sürüye sürüye masanın kenarına kadar getirdi. Hiç yapmamış olduğu, Yeliz'in çok korktuğu enjektör iğnesini çıkardı çantanın yan cebinden. Yeliz'in gözleri bezle kapalıydı ancak Sabri'nin ne yaptığını, en azından bir şeyler yaptığını hissediyordu.

Sabri yavaş bir hareketle enjektör iğnesini genç kadının göğsüne batırdı. Kadının ciyaklamasını falan bekliyordu ama bu olmadı, çok sessizdi Yeliz. Hareketine devam etti ve enjektör iğnesini dibine kadar batırdı. Kadın halen öylece bekliyordu. Sabri elinde niye daha fazla iğne getirmediğine hayıflanmıştı. Kadını yaklaşık 5-10 dk o durumda bıraktı. Bu sürede kadını zevkle seyretti.

Çözme zamanı gelmişti, önce kadının gözlerini kapatan bezi açtı ve kadının kendini görebilmesini sağladı, sonra yavaşça iğneyi çekti aldı, daha sonra da ipleri açarak işi tamamladı.
İşin kremasına sıra gelmişti. adın Sabri'nin işareti ile masasına sırtüstü uzandı. Sabri lateksten oluşan önlemini aldı Yeliz'e; "Gözlerini gözümden ayırma" dedi. Yeliz'in bir cevap vermesine gerek yoktu. Sabri kadının artık tamamen sümükleşmiş sıvı içinde kalmış organına penisini dayadı ve içeri daldı. Yeliz'e girmek olağanüstü konforluydu, sanki bir pudinge kaşık sokuyormuş gibiydi, gittikçe hızlandı, hızlandı, Yeliz gözlerinin içine bakmaya devam ediyordu. "Boşalabilir miyim efendim?" diye sordu... Sabri bu tür bir soru ile ilk defa karşılaşıyordu.Birkaç defa daha gidip gelirken kadının boşalmamak için kendini tuttuğunu biliyordu, bu da az daha Sabri'yi daha önce boşaltacaktı. "Evet, boşal" dedi Sabri, kadın titreye titreye boşaldı.

Beraberinde Sabri de tabii.. Burada bitmedi, dönüşte arabada Yeliz'le sohbet ederken ellerini ve emirlerini de konuşturuyordu. Böyle olması da çok doğaldı, sahipliğin bir zamanı yoktu, Yeliz'e ne isterse, ne zaman isterse  onu yapabilirdi.

UYARI: Bu hikayede geçen iğne batırma işlemi belli koşullarda tıbbi açıdan ciddi sakıncalar doğurabilir. Eğer herhangi bir kitle varsa tümörün dağılmasına neden olabilir, hijyene dikkat edilmezse kanda veya bölgede ciddi enfeksiyon oluşabilir. Tıbbi bilginiz yoksa bunu uygulamayınız, eğer mutlaka yapacaksanız cilt ve ellerin hijyenine çok dikkat ediniz, eller için steril eldiven kullanınız, cildin tıbbi yöntemlerle temizlenmesini sağlayınız.

13 Ağustos 2014 Çarşamba

İş yerinde BDSM Hikayesi - 4

Bardakların  göğüslere ilk temasında vazelin üzerinde hafifçe kaydı, Yeliz fazla da bir uyarım almadı, daha çok bu garip düzenek ile ilgileniyordu. Kendine bununla ne yapılacağı biraz zihnini kurcaladı, ancak ikinci harekette anladı ki bu düzenek daha önce enjektörün tersi ile kendisine uygulanmış olan meme vakumundan başka bir şey değildi.

Hareketin devamında Sabri elindeki enjektörde karşı basıncı yavaştan hissetmişti, bu direncin Yeliz'in yüz ifadesi ile birleşimi kendisine istediğini veriyordu. Hareketine devam etti, bu süre içinde Yeliz'in göğüs halkası tamamen bardakların içine girmişti, göğüs kenarlarına biraz daha vazelin sürdü, sürerken bardakların göğüslerini nasıl gerdiğini hissetti, göğüslerinin eti gerilmiş ve sertleşmişti. Yüzü acı çeker gibiydi ama zevk yüzünü bu hale getirmek aldığını hazzı bile gizleyemiyordu.


Sabri yere alaturka tuvalet konumunda çökmüş olan Yeliz'in altına uzandı ve vajinasından içeriye yavaş yavaş parmağını soktu. Yeliz'in sanki umurunda bile değildi ama Sabri'nin çok da hoşuna gitmemişti, parmağı vıcık vıcık olmuştu çünkü. Suratına patlattı tokadı Sabri, "Orospu, suratına tükürsem sulanıyorsun...", bu cümle Yeliz'in daha da sulanmasına neden olmuştu. Sabri parmağını bir kağıt mendil ile temizledi. Sinirini enjektörü biraz daha çekerek ifade etti. Bu sefer biraz inleme sesi gelmişti Yeliz'den. Bu inleme Sabri'de biraz daha germe eğilimi yarattı ancak genç kadının sınırına yakın olduğunu hissediyordu. Biraz daha çekse, hatta tüm memesini bardağın içine alsa bağırıp ciyaklamaktan ötesini yapmayacaktı, dur yapma demeyecekti.

Birkaç dakika sonra Sabri elindeki enjektörü gevşetti. Yeliz'in göğüsünün bardaktan bu kadar kolay çıkacağı aklına gelmemişti. Yuvarlak geniş halkalar içinde kırmızılar oluşmuştu Yeliz'in göğüslerinde.

Yeliz melun melun bakaren gözlerini bir bezle kapattı Sabri, ellerini arkadan plastik kelepçe ile bağladı ve dikilmesi için kapının önüne gönderdi. Eteği yukarıda üstü çıplak gözlerinde bez öylece dakikalarca bekledi Yeliz Sahibi onun bilgisayarını karıştırırken. Arada özel şifrelerini sordu, Yeliz koşulsuz şekilde banka şifreleri de dahil söyledi. Sabri pek ilgi duymadığı halde girdi gezindi güzelce, genç kadının hiç bir gizlisi kalmamıştı. Eğer resmi bir iz bırakmamak gibi bir kaygısı olmasaydı hesaptan kendi hesaplarına sonra da tekrar geriye havaleler yapmaktan zevk duyardı. Genç kadın her şeyiyle kendisine aitti o anda...

6 Mayıs 2014 Salı

Şerefe Vakum Seti

Ne acayip bir isim verdim ben diye düşünürken önce resmini vereyim sonra anlatayım diyorum.


Büyük resimdeki silindirler rakı bardağı, evet, Anadolu'muzda ve hele Trakya'mızda neredeyse her yerde bulabileceğimiz standartta bardaklar. Sadece dipleri delinmiş durumda. Resimdekiler dipleri yukarıda olacak şekilde çizili.Delik çapı yaklaşık olarak 3mm kadar. Bu ölçü bir akvaryumcuda bulabileceğiniz "hava hortumu eki" çapında, oraya akvaryum hava hortumu takılacak.


Peki bardağı nasıl deleceğiz? Elinizde Proxxon veya Dremel türü bir el frezesi varsa buna aşındırıcı uygun freze bıçağı takıp bardak dengesiz ısınıp çatlamasın diye "yağ içinde" delmek mümkün, ben öyle yaptım, su da olabilirdi ama yağ daha uygun malzeme, zeytin yağı bile olabilir. Bunu yaparken hiç bardak feda etmem gerekmedi, ancak delerken yüksek devir kullandım, bundan dolayı delerken  çalışma yeri civarı adeta akkor oldu, ortalığı da yanık yağ kokusu kapladı tabi. Eğer böyle bir imkanınız yoksa yine elmas uçlu ince matkap kullanabilirsiniz ama işlem çok daha uzun sürecektir. Sabrınız yoksa bardağı kırabilirsiniz. Delmek sanırım bu işin en zor bölümü. Ben deldikten sonra hava hortumu ekleme parçasını çok sıkı takabildim, plastik olan bu parça esnek olduğundan sıkı sıkıya girdi deliğe.


Bundan sonrası daha basit iki akvaryum hava hortumunu T boru ile birbirine bağlıyorsunuz, bunun birleşim yerine bir check-valve (çek valf) koyuyorsunuz. Yönü bardaklardan hava çekilecek ama bardaklara gitmeyecek yönde olacak. Bu pompalarken oluşan vakumu tutabilmek üzere bir supap işlevi görecek, geriye hava kaçırmayacak.

Bunun üstünde bir T boru daha var, bir ucunda yine check-valve, onun yönü de havayı dışarı verecek yönde. Pompalarken enjektördeki hava dışarı atılsın diye.

En uçta (resimde tepede) bir enjektör var, bu enjektörün en az 10ml olmasını öneriyorum, çok daha büyük olanlar da var (mama şırıngası diye satılıyor) ama az enerji ile daha çok vakum istiyorsanız küçük olmalı, çok sayıda enjektör hareketi ile olsun diye. Çok küçük seçerseniz çok az kuvvet gerekeceği için farkına varmadan biraz fazla can yakabilirsiniz, yara açabilir, kalıcı zararda bulunabilirsiniz.



Uygulamada yapmanız gereken;
1- memelere vazelin veya bebek yağı sürüp kayganlaştırmak.
2- meme başını içine alacak şekilde bardakların ağzını göğüse kapamak
3- Enjektörü çekmek
4- Kontrollü bir şekilde enjektörü doldurup boşaltarak vakumu arttırmak. Enjektörü ittiğinizde hava check-valve'dan çıkaracaktır. Çektiğinizde ise bardaklardan enjektöre gelecektir.

Tedarik edilecek malzemelerin resimleri soldaki gibi, tamamını akvaryumcudan veya pet-shop'dan tedarik edebilirsiniz.

Yaklaşık maliyeti 40 TL'yı geçmez, rakı bardakları pahalı tipten değilse tabi.



MALZEME
2 rakı bardağı
2m Akvaryum hava hortumu
2 Hava hortumu check-valve
1 Ad 10ml enjektör (iğnesi kullanılmıyor)
2 Hava hortumu T parçası
2 Hava hortumu ekleme parçası

UYARILAR
- Her şeyden önce kullanırken sakın abartmayın.
- Bu aparat göğüslerde geçici veya kalıcı iz bırakabilir. Dikkatli kullanın.
- Partnerinizi korkutuyorsa veya istemiyorsa asla kullanmayın.
- Acil durumda vakumu tahliye edebilmek için kesici bir alet, tercihen keskin bir makas bulundurun.
- Bardak kırılırsa ciddi yaralanma olabilir, bardaklarda çatlama vb. olup olmadığını mutlaka inceleyin.
- Sözsüz alarm verilebilecek bir safe-word kullanın, mesela elde tutulan ve bırakıldığında derhal duracağınız bir pinpon topu gibi.
- İlk yardım malzemesi bulundurun veya yerini önceden bilin (Bunu zaten her durumda yapsanız iyi olur).

3 Ocak 2013 Perşembe

Takım Çantasındaki Ne, Ne İşe Yarar?

Bazı okurlarım bu "takım çantası" içeriğini, hatta ifadesini bile korkutucu bulmuş (Hatta kölem Melis dahi), bazıları ise bunlarla yapılacaklar konusuda da yazmamı istemişler (bir yorumda belirtildiği ve bana e-mail ile iletildiği üzere). Geçenlerde bir gazete haberi okudum, sevgilisini öldüren (veya öldürmeye niyetli) bir caninin otel odasındaki çantasında "koli bandı, falçata" falan bulmuşar. "Ammman Allahım!" dedim, "birileri bizi bunlarda bulsa bize de cani derler mi acaba" diye aklımdan geçti. O blog yazım şuradadır (lütfen okuduktan sonra geriye dönmeyi unutmayın, yeni pencerede açılacak): http://bdsmatolyesi.blogspot.com/2012/12/bdsm-efendisinin-takm-cantas.html

Hakikaten bu konuyu biraz açık bıraktığımı hissettim, hepsine olmasa da bazılarına yorum yazacağım. Bunlarda güvenlik çok çok önemli. Eğer efendiyseniz kölenizin sağlığı sizden sorulur. Bedenini, kalbini ve ruhunu nasıl bulduysanız öyle bırakınız. Kölenize rızası dışında yapacağınız her şeyin yasadışı olacağı gibi aynı zamanda insanlık dışı olacağını söylemeye sanırım ki gerek yok. Siz onunla ortak bir eğlence için, hafif garipleşmiş olsa da ruhlarınızın eksik yanlarını birbiri ile tamamlamaya bir araya geliyorsunuz.

Halatlar: El ayak bağlamak için, bunun ötesinde "domuz bağı" tabir edilen sıkma ve asma şekilleri gerçekten tehlikelidir. Kan dolaşımı sorunlarına neden olmaları çok olasıdır. El ve ayaklar için kullanırken dahi dikkatli olunmalı, öyle hemen çıkmamakla birlikte kan dolaşımına engel olmayacak kadar gevşek olmalıdır.

Zincir: Aslında zincirin yapacağını halat da yapar ama zinciri kadın bedeni üzerinde daha dekoratif bulanlar var (benim gibi). Zincir bir bakıma daha iyi, gereğinden fazla sıkma olasılığınız daha az. Zinciri kesinlikle partnerinzi bir yere askı yapmak için kullanmayın, esnemeyeceği için kırılmalar vb. neden olabilir.

Hem halat hem zincir için: Kesinlikle boyunda kullanılmamalıdır.

Kilitli zincir baklaları: Bunlar adı gibi kilitlemek için değil, gerektiğinde zinciri acil olarak çıkarabilmek içindir. Zincir üzerinde kritik yerlere konulur, partneriniz bir rahatsızlık duyarsa veya safeword kullanırsa derhal buralardan sökmelisiniz. Dikkat: Baklalar çıkarıldığında zincirin diğer bölümlerinin daha fazla sıkmasına neden olmamalıdır. Zeki olunuz...

Kablo bağı (Zip tie): Artık kelepçe yerine de kullanılıyor, eğer çok sıkmazsanız ve hassas yerlerde kullanmazsanız emniyetli olduğu söylenebilir. Kötü bir yanı, elle sökemezsiniz, kesmek için yankeskiye ihtiyacınız var.

Büyük yan keski ve falçata: Gerektiğinde veya acil bir durumda ipleri ve kablo bağlarını kesebilmek içindir. Bunu paniğe kapılmadan yapmanız gerekir, yoksa partnerinize zarar verebilirsiniz. Falçatayı kesinlikle dibine kadar açmayın, kesebilecek kadar açın yeter. Falçata bıçak değildir.

Metal halka: Bu basit aksasuarın ne kadar kullanışlı olabileceğini bilseniz hayrete düşersiniz. Saça geçirilip kablo bağı ile sıkılarak estetik bir görüntü verebilir, kontrolü de size verir. Özellikle oral seks sırasında her iki tarafı da sevindirir :-) Ancak kesinlikle buradan bir yere bağlamayın, boyun hassassır. Tutacaksanız elinizle tutun. Diğer bir kullanım yeri de ağzı açık tutmaktır, gag topu yerine kullanılabilir ama partnerinizin diş ve ağız yapısı buna uygun olmalı.

Koli bandı: Bu bant hava geçirmez olduğundan dikkatli kullanılmalı, kesinlikle ağız burun kapatmak için kullanılmamalıdır. En güzel uygulama yeri iki bileği (hatta dört bileği) birbirine bantlamaktır. Sökülürken biraz acıtabilir ama genellikle kadınlar bu duruma ağdadan alışıktır. Saçlara bulaştırmayın partnerinizin kısa saçla dolaşmasına neden olabilirsiniz.

Badana naylonu: Aslında bu naylon salon fantezilerinizi uyguladığınızda halınızı partnerinizin üzerinde uygulayacağınız yağlı, pastalı, kremalı, ballı malzemelerden korumak içindir. Ancak eğer partneriniz isterse, bedenini çepeçevre sarmak için de kullanılabilir, bu durumda koli bantları için de yer bulmuş olursunuz. Ancak bunun içindeyken partneriniz bir gülme krizine veya paniğe girerse çabuk çözebilmek gerekir. Öyle deli bağlar gibi bağlamayın!

Streç film: Eğlenceli bir malzemedir, özellikle şeffaf oluşu beden rengini gizlemez. Tight (Tayt) bir giysi gibi sütyen, kilot bölgelerine kısmen uygulayabilirsiniz. Yüze uygulamayın, bu şekilde uygulanmasının tadı tuzu olmadığı gibi, nefes alışverişe de engel olabilir. Eğer mutlaka başa da uygulamak isteniyorsa her şeyde olduğu gibi partnerinizin rızası ile ve ağız/burun kısımları kapatılmadan uygulanmalıdır. Açabilmeniz için makas bulundurun, gereksiz yere falçata ile tehlike yaratmayın.

İlkyardım çantası: BDSM doğru ve bilinçli yapılıyorsa araç kullanmak kadar tehlikelidir. Ehliyetsiz bir çaylak direksiyon başına geçtiğinde çevresi için ne kadar tehlike oluşturuyorsa BDSM de o kadar tehlike yaratabilir. Umarım kimsenin başına gelmez ama her araçta bulunması zorunlu çanta BDSM sırasında da aynı niyetle bulundurulmalıdır.

Tasma: BDSM klasiklerindendir, el bileklikleri, boyun tasması BDSM için sembolik ve güçlü anlamlar taşır. Gevşek olarak bağlanmalı, kesinlikle bir yere askı için kullanılmamalıdır.

Pinpon topu: Bu sözsüz bir safeword'dür. Partnerinizin eline verilir, bıraktığında kesinlikle durmalı ve sorunu çözmelisiniz.

Prezervatif: 18 yaşın üstündekilere sanırım bunu anlatmaya gerek yok. Kalitelisini doğru olarak kullanın diyeceğim, bir de erkeklere kullanılmışını tam imha etmeleri gerektiğini...

Mandal: Abartmadığınız durumlar için hoş bir uyarım aracıdır. Eğer partneriniz hoşlamıyorsa kesinlikle genital bölgelerde veya meme bölgesinde kullanmayın. Hoşlanıyorsa, artık size kalmış.

Battal boy çöp torbası: Çöpler için, ortada bırakmayın... Ayrıca isterseniz parterinizin bel altını içine sokmak için kullanabilirsiniz. Bir elektrikli süpürge ile vakumlayarak eğlenceli bir oyun yapabilirsiniz. Ancak kesinlikle kafaya geçirmeyin.

Çamaşır teli: Bunun adı tel olsa bile aslında plastik kaplı kolay kayan bir iptir. Partnerinizin ayak bileklerini kısa olarak birbirine bağlayıp küçük adımlar ile yürütebilirsiniz, tabi partneriz aşağılanmaktan hoşlanıyorsa. Partnerinizin göğüslerini yağlayıp bununla sıkıp çıkartmanız masaj etkisi bile yaratabilir.

Kola, çikolata sosu, toprak, zeytinyağı, un:  Partneriniz kirletilmekten hoşlanıyorsa bu malzemeler en iyi ve en zararsız kirleticilerdir. Toprak içinde kesici taş, kabuk, çivi vb. olmamasına dikkat edin. Her ne kadar bazı okurlarım "nimetle oyun olmaz" diyeceklerdir ama olsun, onlar da ruhumuzu doyuracaktır.

Mumlar ve çakmak: Klasik bir BDSM malzemesidir. Çakmağı kesinlikle beden üzerinde denemeyin, o mumları yakmak için. Mumları emniyetli bir mesafeden kullanın, saçlara yaklaştırmayın. Parafini kesinlikle yüze damlatmayın.

Mama şırıngası, 20ml enjektör ve hava hortumu: Mama şırın,gaları en iri boyuttaki enjektörlerdir. Bunları pistonlarını çıkartarak vakum aracı olarak kullanabilirsiniz. Biri ile diğerini ince akvaryum hava hortumu ile çekerek emme yapabilirsiniz. Bununla yapacağınız emme anneannelerimizden kalan fincan çekmeden fazla değildir. Büyük ile küçlüğü çekerseniz biraz acıtabilir. Memeler ve klitoriste kullanmadan önce partnerinizin onayını alın, dur dediği yerde durun, zira göğüslerde geçici iz bırakabilir, ölçüsüz asılırsanız ve uzun kullanırsanız kalıcı deformasyona da neden olabilir. Biraz vazelin bunları daha kullanışlı hale getirebilir.

12 Aralık 2012 Çarşamba

BDSM Efendisinin Takım Çantası

Her BDSM randevusuna götürmenin artık adet olduğu şeyleri bir köşeye yazacaktım, "Neden bloguma yazmıyorum, başkaları da bilsin?" diye sormak aklıma geldi. Neyin nasıl tedarik edilebileceğini de belirtmekte yarar gördüm, genç efendilere bilgi olsun :-)


Yapı marketlerden
- Yaklaşık 15m ince halat (5mm çaplı)
- Yaklaşık 10m orta halat (10mm çaplı)
- 2m parçalardan oluşan 5 parça zincir
- Zincire uygun 5 adet kilitli zincir baklası
- Büyük yan keski
- Falçata (gerektiğinde ipleri kesebilmek için)
- En büyük tipte kablo bağı (zip tie)
- 5cm çapında metal halka
- Scotch tipi duct tape (sağlam koli bandı)
- Badana naylonu

Marketten
- 2 rulo mutfak tipi streç film
- Makas (acil durumda film, bant vb. kesebilmek içi)
- İlkyardım çantası (moralinizi bozmasın, tedbirde yarar vardır)
- Ucuz bir kemer, kesilip kısaltılıp delinip tasma yapılacak.
- Pinpon topu
- Prezervatif
- Mandal  (tercihen ahşap)
- Battal boy çöp torbası
- Çamaşır teli (dışı naylon içi ip olan tipten)
- Kola (bu ve aşağıdakiler kirletme sevenler için)
- Çikolata sosu
- Bir avuç toprak
- Zeytinyağı
- Mumlar ve çakmak
- İçecek birşeyler (bunun BDSM ile ilgisi yok)

Eczaneden
- 3 adet mama şırıngası
- 3 adet 20ml enjektör (vakumdan hoşlananlar için)
- Bit top pamuk

Akvaryumcudan veya pet shoptan
- Hava hortumu (Enjektörlerin uçlarını birbirine bağlamak için)



9 Eylül 2012 Pazar

Hikaye: İki Erkek İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 5 (Son)

(Önceden devam)

Yaklaşık 20 dakika geçmişti. Helin naylona sarılı biçimde yuvarlanarak balkon kapısının yanına gelmişti balkon tarafından. Kapıya naylonların sürtünme sesi geliyordu. Mine oralı olmayan Sabri'ye döndü. "Alsak mı içeri artık?" dedi. "Sormanı bekliyordum" dedi sabri. "Adama bak ya, biz söylemesek kızı bırakıp gidecek orada..." dedi Mine biraz alaycı bir tavırla. "Bana kalsa sarıp biraz da kömürlükte dikerim kapının arkasına" dedi Sabri yine alaycı bir tavırla, aslında o da içinden Mine'nin demesini sabırsızlıkla bekliyordu, o kadar da sadist değildi.

"Eh madem istiyorsunuz, gel buraya Umut..."

Sarılı şekilde çamur dökmemeye dikkat ederek içeri aldılar, banyoya kadar taşıdılar, küvette çözdüler. Sabri Helin'in hafif kilolu vücudunun her köşesini tatlı ılık suyla kendisi yıkadı çamurarından arınıncaya kadar. Helin'in pek hali kalmamıştı kımıldayacak, çamur insanın enerjisini adeta emiyordu.

Zincirleri halka halka anüsünden çekti yavaşça, bu kadar çok zincir baklasını nasıl sokabilmiş olduğuna kendi de hayret etti. Sonra kollarını çözdü. Helin kendine gelmeye başlayınca Sabri banyonun kapısını kilitledi, küvette yüzüstü yatmakta olan Helin'i küvetten çıkarttı, yine banyonun zeminine yüzüstü yatırdı ıslak ıslak. Yıkadığı zincirler ile Helin'in el bileklerini birbirine bağladı, uzun parçanın uçlarını ayak bileklerine bağladı banyonun iki tarafındaki kalorifer borularından geçirip uçlarını eline aldı. Güçlü bedeniyle çekebileceği kadar çekip Helin'in bacaklarının iki yöne neredeyse tam açılmasını sağladı, iyice gerilince ortadan bir kilitli bakla ile zinciri gergin şekilde bağladı. Usulüdür, "ah, ah.." dedirtene kadar biraz daha da gerdirdi. Ardından Helin'in açılmış yumuşamış anüsüne boşalana kadar girip çıktı. Bitince Helin'e bir sigara verdi, kendisi mutfaktan getirdiği birayı açtı yudumladı. 10 dakika sonra Helin'e baktı sigara yerdeki ıslaklığa değip sönmüştü yarıda. Sabri yaklaştığında Helin belirli belirsiz bir küfür savurdu. Sabri Helin'in çenesini tutarak araladı, izmariti Helin'in ağzına tıktı yer kirlenmesin diye ve eliyle çenesini kapattı. İkinci bir posta daha gitti. İşi bitince Helin'in kulağına eğilip, çok kibar bir sesle, "teşekkür ederim pis kaltak" diye fısıldadı ve bırakp salona gitti. Mine "Birşey kaçırdık mı?" dedi. Sabri gülerek "yok, her zamankinden" dedi, "Yoruldum biraz, kız da yorgun, siz çözer misiniz?" diye sordu ve onayını aldı. Bir iki dakika dinlendikten sonra  "Bu güzel gün için teşekkür ederim Mine Hanım" dedi, "rövanş için sizi uygun zamanınızda davet etmek isterim, lütfen Umut'u da getirin" dedi ve gitmek üzere ayaklandı.

Kapıyı çekip çıktığında Helin halen banyoda zincirlerle açılmış, çıplak ıslak, ağzından tütün taşarak bitkin şekilde yatıyordu. "Şükür bitti" dedi kendi kendine.

(Fin)

Bu hikayedeki kişiler gerçektir ancak gerçek isimleri ile anılmamışlardır. Olaylar ise tamamen kurgudur. Asıl rollerdeki kişilerden rızaları alınmıştır.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Hikaye: İki Erkek ve İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 4

(Önceden devam)

Sabrinin elindeki zincir iki üç parçalı ara baklalar ile birbirine eklenmiş uzun bir zincirdi.

Sabri yerde ıslak yatan Helin'in yanında yere oturdu. Sabri kadının ıslak bedeninde bacaklarında elini biraz gezdirdi, bacaklarında ve kalçalarındaki selülitleri kadının makyajsız yaşı hakkında fikir veriyordu. Selülitleri kilosuna oranla biraz fazlacaydı. "Anlaşıldı, portakal kabuğu sikeceğiz bu akşam" dedi hafif mırıldanarak ama Helin'in duyabileceği sert bir sesle. Sonra da "seni sokaktan it toplayıp onlara siktirtmek lazım" diye devam etti "onlara layıksın". İçinden "N'apalım, başlıadık bir defa, erkeklik bizde kalsın" dedi. Mine'ye döndü baktı canı sıkılıyor mu diye... Mine "hadi hadi" anlamında bir işaret yaptı. İlgiyle izliyordu. Sabri kıpırdanmaya başlayan, ellerinden destek alarak kalkmaya çalışan Helin'in kollarını tuttu arkasında birleştirdi. Kollarının etrafını kablo bağı ile bağladı ve zinciri birkaç tur attırdı, sıkıca bağladı. Zinciri Helin'in kafasındaki halkadan geçirip boynundan dolandırdı ve tekrar halkadan geçirip Helin'e zarar vermeden gerebileceği kadar çekti. Helin biraz inledi, Sabri "Sus kahrolası pislik, iş yapıyoruz şurada" diye bağırdı. Sabri bir kilitli bakla ile zinciri Helin'in kolundaki tura sabitledi. Zincir bayağı bir artmıştı. Sabri Helin'in belinden tutarak domalmış duruma getirdi. Anüsüne biraz şampuan sıktı, ardından zincirin baklalarını içeri göndermeye başladı. Bir bakla... İki bakla...

Zincirin fazlası artık tamamen Helin'in bağırsaklarındaydı. Sabri elini alta sokup Helin'in göbeğini sertçe tuttu ve Helin'i sırtüstü çevirdi. Böyle uygun olmayan bir yerinden kavranmak Helin'in canını yakmıştı ama Sabri bunu çok çabuk yapmıştı, Helin tepki vermekte gecikmişti, kendini sırtüstü kışında zincir doldurulmuş buldu. Biraz ağırlaşmıştı. Sabri Helin'in ayak bileklerine de 8 biçiminde zindir doladı. Bu zincirden tutarak sürüklemeye başladı. Mine'ye bir işaret yaparak balkon kapısına yaklaşmasını belirtti. Mine kapıya doğru yürüdü.

Sabri Helin'i tutup balkona çıkarttı. Balkon başka bir daireyi görmüyordu ancak dizin biraz üstü hizasındaydı. Helin balkonda çıplak görünmemek için olabildiği kadar eğiliyordu, adeta yere yapışmıştı. Sabri içeri gitti ve elinde bir kova çamurlu su ile geldi, olduğu gibi Helin'in üzerine boşalttı, kovanın kıvamlı dibini özellikle Helin'in kafasına ve yüzüne boşalttı. Kirli bir boyacı naylonunun kirli tarafına sardı ve iplerle etrafından sıkıp balkona öylece yere bıraktı. İçeriden Umut'u çağırdı, kendisi naylona sarılmış gövdeye oturdu, umutu da yanına oturttu. Umut bir sigara yaktı, Sabri Umut'un sigarasını istedi, aldı ve naylonun ucundan Helin'in açık ağzına sigarayı verdi, Helin derin bir nefes çekmiş olmalı ki baca gibi duman çıktı nylonun ucundan, Umut sigara izni için Sabri'ye bakıyordu, Sabri "yak" dedi, bu senin olsun. Helin'in sigarasını aldı orası burası yanmadan. Sigara da çamur içindeydi, Sabri iğrenerek balkonda ıslak bir köşeye attı, içeri giderek daha kıvamlı bir çamur getirdi kovada, Umut'a bacak tarafından Helin'i kaldırmasını emretti, kalkan boru gibi naylona bir kova kıvamlı çamuru hızlıca boca etti, çamurun bir kısmı naylonun diğer tarafından çıktı gitti. Sabri Umut'u alarak içeri girdi, balkon kapısını kilitledi.

(Evet, öyle veya böyle devam edecek)


4 Eylül 2012 Salı

Hikaye: İki Erkek ve İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 3

(Önceden devam)

Mine karşısına Helini aldı, Helin hafifçe gülümsedi. Mine şefkat dolu sesle kalkıp kendisine yaklaşmasını istedi. Kulağına fısıldamak için "yaklaş" işareti yaptı ve kulağına birşeyler fısıldadı. Helin ayakta Mine'ye iyice yaklaştı, göğsünü Mine'nin yüzüne yaklaştırdı. Mine dişleri ile Helin'in göğüs başını yakaladı, Helin ensesinden tutulmuş kedi yavrusu gibi donup kaldı, yüzünde pek bir ifade yoktu, ta ki Mine göğüs başını dişiyle iyice sıkıştırana kadar. Yüzünde bir acı ifadesi belirdi ama daha fazlasını da pek yapmadı. Mine bir kadına bunu sık yapıyor gibi görünmüyordu ancak Helin'in göğüs ucunu dişlerinden de hiç kaçırmıyordu. Hafif bir sızıntı diline gelmişti. Sızıntının metalik bir tadı vardı. Helin hafifçe geriye çekildi. Mine göğüs başını bırakmamıştı, tam tersine iyice ısırmaya devam etti. Mine çekildiğinde dudaklarında kırmızı bir iz kalmıştı. Sabri birşey dememesine rağmen Mine bunu hissetti. Sabriye dönüp "ben sevdim" dedi, "tam tadında".


Sabri Helin tarafından ikici plana konuluyormuş gibi hissetti, biraz kızgın görünmeliydi, kendisi de burada bir efendiydi. Helin tekrar Sabri'nin önüne geldiğinde Sabri ona ayakta dururken bacaklarını açabildiği kadar açmasını söyledi... Helin'in bunu göstermelik ciddiyetsiz yaptığını hissederek biraz daha aralamasını sert bir sekilde tekrarladı ve ayakları ile bileklerine vurarak iki tarafa açmak üzere teşvikte bulundu. Daha sonra Mine'den izin isteyek Umut'u çağırdı ve asağıdan kokusunu ve temizlik durumunu diliyle kendisine durması söylenene kadar kontrol etmesini istedi. Umut şu penis tutucu külotlardan giyiyordu. Penisinin kalkması ona acı veriyordu. Ama efendisinin komutuna karşı koyamazdı.

Sabri Helin'e de işlem sırasında yüzünde en ufak bir belirti olmaması gerektiğini hatırlattı, Sabri bu oyunu çok severdi, Mine de bunu çok iyi biliyordu. Umut aşağıdan dili ile çalışırken Helin pek renk vermedi ancak bir sure sonra refleks olarak gözlerini kapadı, kapaması ile birlikte Sabri'den sert bir tokat yedi. Kendini saldığı durumdan uyanıp gözlerini hemen açtı, bir süre sonra gözleri donuklaştı, bu uzun sürmedi, gözlerini ayırdığı gibi Sabri'den tokadı yedi. Bir süre sonra her iki yanağı da iyice kızarmıştı ve sızladığı belliydi. bu şekilde kaza sonucu iki şiddetli tokat daha yedikten sonra uzunca bir sure donuklaştı. Birşeylerin birikimi sonucu bir anda yumdu gozlerini ve iri bir zevk çığlığı attı, gözlerini yumup tokat beklemeye başladı. Sabri bu andaki rastgele bekleme durumunu tokattan daha acı verici görmüştü. gözlerinin kapalı oluşu Helin için daha sıkıntılıydı. Tokadın ne zaman ineceğini bilmiyordu, sadece bekliyordu. Yirmi saniye kadar sonra şiddetli bir tokat geldi. Umut görevini bitirmişti. O da sancıyan organından dolayı ızdırap içindeydi.

Sabri ve Mine, Helin ile Umut'un daha iyi ceza hakkettiği konusunda hemfikirdi, ikisine verilecek ceza konusunda kendi aralarında konuştular ve anlaştılar. Helin ve Umut dizleri ve elleri üstünde çıplak olarak sehpa olarak hizmet edeceklerdi. Umut'u sehpa yapınca çayları getirmek Sabri veya Mine'ye kalmıştı. Aslında Mine içgüdüsel olarak bu işi Sabri'ye yıkmak isterdi ama aralarında ast üst efendi köle ilişkisi olmadığından ev sahibi olarak yoldan gelen Sabri'ye ve kendisine çay ve kahvaltılıkları getirmeyi fazla görmedi. Sabri acıkmıştı, Mine'ye teşekkür etti. Sabri Helin'in sırtına konulan sıcak çayın ve kahvaltılığın tadını çıkarmaya başladı. Helin her ne kadar sırtına bardak altlığı ile konulmuş dahi olsa sıcak çaydan dolayı biraz ürktü. Sabri onun saçlarını okşayarak yatıştırdı, çay kadının üzerine boca olmasın diye eliyle sağlama aldı. Umut'un ise canı o kadar tatlı değildi, doğrusu pek tınmadı Mine'nin kendi sırtına koyduklarını.

Yaklaşık yarım saat kadar sohbetle geçirdiler kahvaltı keyfini. Kahvaltı bitince Sabri tereyağın erimişini biraz reçelle karıştırdı ve kahvaltı bıçağı ile Helinin saçlarına sürmeye başladı. Mine bu şekilde bir eylem beklemiyordu, ama ilgisini de çekmişti, seyretmeye başladı. Sabri Helinin saçlarını güzelce batırdıktan sonra beklenmedik birşey daha yaptı, bir yeşil zeytini* aldı ve Helin'in anüsünden içeri itti*, sonra bir tane daha, bir tane daha, birkaç dakikada zeytin dolu çay tabağı boşalmıştı. Kalmış olan kaşar peyniri de olması gereken yere gönderildikten sonra iki parmağı ile güzelce yerleştirdi, Helin'in bundan rahatsız olduğunu sezdi ve inadına birkaç dakika iki parmağını deliğini esnete esnete içeride tuttu. Sabri yemiş olduğu zeytinlerin çekirdeklerini avucuna aldı ve Helinin ağzına yaklaştırdı, Helin kıçından parmağı çıkartmanın bir teşekkürü olarak sanki kendisine söylenmiş gibi bunları ağına aldı ve ağzında tuttu ve emmeye başladı. Sabri Helin'in üstünde kalan kırıntı ve damlaları bolca ıslak mendil ile temizledi ve ıslak mendilleri Helin'in anüsünden içeri gönderdi.

Sabri Helin'in ağzındaki çekirdekleri çıkarmasına izin verdi. Daha sonra bir barda sütü ağzına doldurmasını ama yutmamasını istedi. Ağzına aldığı sütü takiben Helin'in ağzını paket bandı ile bantladı. Helinin üzerindekileri aldı ve ayağa kalkmasını ve kendisine yaklaşmasını istedi. Helin yaklaştığında suratına çok sert bir tokat attı. Bunu bir dizi tokat daha takip etti. Bu sırada her tokata ağzındaki süt Helin'in burnundan çıkıyordu. Tek hava yolu olduğundan burnundan çıkan sütten dolayı hem genzi ıslanmıştı hem nefes alışverişi zorlaşmıştı. Birkaç tıksırıktan sonra Sabri Helin'in ağzındaki bandı açtı ve tuvalet banyo faslı için banyoya gönderdi. Helin'in saçından dökülenleri ve yere damlayan sütü yalayarak temizleme görevi Mine tarafından çok geçmeden Umut'a verildi.

Birazdan Sabri kalkıp banyoya gitti, Helin'i saçlarından çekiştire çekiştire, ite kaka çıplak ve ıslak olarak salona getirdi. Kadını halının ön tarafına getirdi ve zorla öne doğru eğdi, ellerini arkasında havlu ile birleştirdi ve gerileyip kıçına çok şiddetli bir tekme attı. Helin bir anda kendini bir boşlukta buldu ve yüzüstü yere düştü. Helinin balıketi vücudu pelte gibi bir iki dalgalandı. Helin kendine gelince yerden kalkamadan yüzünü çevirip Sabri'ye baktı. Sabri görüş alanından çıkmadan hemen önce elinde bir zincir vardı.

(Devamı var)
* Dikkat: Anüsten içeri herhangi bir küçük cismin sokulup içeriye gönderilmesi tehlikelidir. Bu kısmı tamamen fantezidir, denemeyiniz!

2 Eylül 2012 Pazar

Hikaye: İki Erkek ve İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 2

(Önceden devam)

Mine içerideki Umut'u çağırdı. Umut salona gelince "çocuğum kızımızı içeri götür, yardımcı ol, o da hazırlansın, sen de hazırlan" dedi. Helin ve Umut içeri geçtiler, biraz sonra döndüklerinde boyunlarında deri tasma vardı, Umut üstü sadece bir şort ve kolsuz ince bir tişört ile gelmişti. Helin ise getirdiği geceliği, saten bir kombinezonla gelmişti, daha durumuna tam alışamadığı için kendisini çıplak gibi hissediyordu. Helinin hatları oldukça belirgindi çünkü üzerindeki iç çamaşırlarını da çıkartmıştı. Helin, "Şimdi sırada ne var?" der gibi ancak sessiz sedasız duruyordu ayakta Umut'un yanında. Umut ise duruma alışıktı. İkisi de tıpkı bir içtimada olduğu gibi, oturakta olan iki efendinin önünde ayakta hareketsiz dikiliyorlardı.


Mine alışılmış ve mesafeli olan sohbetlerinin konusunu aniden değiştirirerek Sabri'ye "canınız ne yapmak ister zevkdaşım, sen söyle" dedi. Sabri kibarca "rica ederim, lütfen" dedi. Mine, "yaratıcılığınızdan örnekler verirseniz sevinirim" dedi. Sabri biraz düşündü, "Umut'u siz biliyorsunuz, ancak Helin ile ikimiz de ilk defa karşılaşıyoruz", (sanki kendisi için Mine ve Umut çok eskiydi de...), "bir köle için genel kalite kontrolunu yapalım derim". "Lütfen buyrun" dedi Mine, "Kızımız sizindir". Sabri başıyla teşekkür etti ve bir parmak işareti ile Helin'i kendisine çağırdı. Helin Sabri'ye hiç bir efendi gözüyle bakmamıştı, garip geldi ama duruma uyum gösterdi.

Helin yaklaşınca Sabri sert ama mesafeli bir eda ile önünde iki dizinin üstüne çökmesini söyledi. Helinin saçlarını topladı, çantasından çıkarttığı yaklaşık 5 cm'lik parlak metal halkadan geçirip altta topladı ve bir kablo bağı ile sıktı, artık Helinin başında tutulabilecek sağlam bir halkası da vardı, Sabri bu enstrümanı çok severdi. Helinin saçlarını bu halkadan tutup Helin'in başını geriye yatırdı, ağzını açıp dişlerini inceledi, elini Helin'in ağzına sokup dişlerini yokladı, dilini bastırıp gag deme refleksine baktı. Eh, çıtır gibi değildi ama bir kadın köle için idare ederdi... Helin'e sert bir emir ile ayağa kalkmasını söyledi. Helinin kombinezonun askılarından birini düşürüp göğüslerinden birini çıkardı eliyle bir tarttı, göğüs ucunun sertliğine baktı. Bunları yaparken aslında tetkikten ve zevk almaktan çok Helin'i aşağılamak amacı ile yapıyordu. Ona bazı yerleri et olarak değerli, gerisi önemsiz bir mal gibi davranıyordu. Sabri Helinin göğüs dipleriden teker teker halka yaptığı elleri ile kuvvetlice sıktı, sonra bıraktı. Göğüsleri yeterince sarkmış olmamasına rağmen neredeyse her türlü meme işkencesine uygun görünüyordu. Mine'ye dönüp gülümseyek, "siz de bakmak ister misiniz, çok sevinirim" dedi. Mine "size güveniyorum ama yine de havaya girmek için iyi olur" dedi.

(Devamı var)