10 Kasım 2014 Pazartesi

Camisk


Gor Hikayelerinde Kajira (Dişi köle) kıyafetidir Camisk. Kajira'dan bahsettiğim bir önceki yazımın resimlerinde bunu giymiş bir Kajira (gerçekte manken tabi) örnekleri bulunuyor. Çeşitlendirmek için bu yazımda başka örnekleri de vermek istedim.

Sarı ve mavi olan resimlerdekiler online satış sitelerinden. Beyaz giymiş manken ise photo stock'tan alınma, telif hakkı doğurmamak için küçük yayınlamam gerekti ama sanırım ki fikir veriyordur.

Bunu ilk olarak Belgin ile konuşmuştuk zamanında, kumaş alındı falan ama kaynadı gitti, o da uğraşamadı ben de. Diğer taraftan Ezgi elindeki imkanlarla benzerini yaptı ama görmek mümkün olmadı. Kısmet Eylül'eymiş.

Eylül tamı tamına benim çizimimdeki gibi yapmadı, resimlerden gördüğünü hazırladı. Ne de olsa yetenek başka bir şey :-) ve kadınlarda moda algısı erkeklere göre çok daha iyi. Eylül bunu giydiğinde gerçekten şimdiye kadar gördüğüm en çekici gecelik ortaya çıktı. Gerçekten çok yakışmıştı.

Bu kıyafetin özelliği nedir diye düşündüm onu bu kadar farklı hale getiren. Toparlayabildiklerim şunlar oldu;
  • Öncelikle çok basit bir kıyafet. Bir köle değerine çok uygun, işi görecek minimum maliyet. Kölenin de kendisini basit görmesi mantığına da çok uygun.
  • Çok kolay çıkartılabiliyor, kemeri çözdüğünüz anda köleniz anadan doğma kalıveriyor. Bu kolay giyilmesi anlamına da geliyor ama işin bu tarafının kime faydası olur bilemiyorum.
  • Kıyafet çıkartılmadan kölenin her etinden kolaylıkla yararlanılması mümkün ve gerçekten bu şekli erkek için çok da uyarıcı.
  • Kölenin cinsel uzuvlarının adi şekilde görülmesini engelliyor ama oralarının varlığını sürekli vurguluyor.
  • Normal bir gündüz kıyafetinin çok iddialı kalacağı şekilde bazı vücut bölümlerini ortaya çıkarması (Kalçaların yan kısımları, göğüslerin yan kısımları gibi). Başka bir ifade ile "Süper yırtmaç" etkisi.
  • Kölenizin neresini isterseniz orasını bağlamanıza engel olmayacak bir kıyafet. Neredeyse her pozisyonda, bağlı veya sabitlenmiş durumdayken kolayca giyilip çıkartılabilir. Tek deliği baş deliği olduğundan tipik olarak bağlı durumdayken çıkartılıp giyilemeyen külot, çorap, t-shirt engelleri yok.
  • Genellikle dar veya geniş gelmeyen bir kıyafettir ve uzun kısa ince kalın, iri göğüslü veya küçük göğüslü neredeyse bütün kölelere uyar.
Diğer yanda bu kıyafetin taşıması gereken bazı olmazsa olmazları var;

  • Pahalı bir malzemeden yapılmamalıdır. Zevke göre keten çuval kumaşı kullanılabilir ki aslında bu konseptine daha uygundur. Ancak saten ve benzeri seksi gece kıyafeti kumaşların tercih edenler olabilir, bence bu da oldukça çekici duruyor.
  • Şeffaf kumaştan olmamalıdır. Unutulmamalıdır ki bu kıyafet mağazalarda satılan tülden vb. mamul seksi iç giyim kıyafetinden biraz farklıdır. Bilmiyorum, belki ben sevmediğim için kişisel yorumum da olabilir.
  • Beyaz, kırmızı, pembe, turuncu renkler daha uygundur. Sarı, yeşil ve mavi renkler (her ne kadar resimlerdeki mankenler bununla seksi dursalar bile bu onların seksiliği) çok uygun değildir. 
  • Kölenin boyuna ve kilosuna göre "ideal" boyutları değişebilir ama diz altına inmemeli, süper mini etek veya şort giymişçesine kısacık olmamalıdır.


Eylül'ün nasıl yaptığını blogumda yayınlamak üzere sordum. Gönül ister ki onun güzel vücudu üzerinde burada sergileyebileyim. Ama her yiğidin yoğurt yiyişi farklı. Bedeni ile deşifre edilmek istemediği için yapmış olduğu camisk'in kumaşını soldaki gibi sergileyebiliyorum. Sadece biraz virgülüne dokunarak Onun ifadesi ile yayınlıyorum;

Eylül'ün Kaleminden;

Boyu 1,5 metre Eni 50 cm dikdörtgen şeklinde kumaştan yapılıyor. Bu ortalama bir boya göre ölçü, omuz genişliğine göre en ölçüsü değişiklik gösterebilir. Bunun için net ölçü omuz hizasının bitimi olarak ayarlanabilir.

Ben jarse kumaş kullandım, farklı kumaş seçeneğinde ölçülerde değişiklik olabilir.

Bu kumaşı boyuna ve enine olmak kaydıyla dörde katlayarak kumaşın tam orta noktasını buluyoruz, bunu ölçerek de yapabiliriz.

Orta noktadan itibaren 45 cm. kadar kesiyoruz. Bu da vücut ölçülerine göre değişiklik gösterebilir. Net ölçümüzü göğüsün 15cm kadar altına kadar olacak şekilde ayarlayabiliriz. Tespit ettiğimiz orta nokta ensemize dayanacak şekilde boynumuzdan giyiyoruz. Kumaşın boyundan başında kesmiş olduğumuz eni 10 cm boyu 1,5 metre olan kuşağımızı göğüs altından bağlıyoruz ve camisk'imiz hazır :)









9 Kasım 2014 Pazar

Kajira



John Norman'ın klasikleşmiş serisi olan olan Gor hikayelerinde (Chronicles of Gor) çizdiği kastlardan biridir kajira. Efendilerine her şekilde hizmet veren bir dişi sınıftır.

Gor hikayelerinin ve Gor kültürünün çok detayına girmeyeceğim, engin denizdir, isteyen inceler araştırır. Ben devam etmeden önce bir araştırın derim. Wikipedia'da Türkçe bir şeyler de bulabilirsiniz.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Gor_(Chronicles_of_Counter_Earth)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kajira

Burada aslında Kajira kavramını biraz eşelemek istiyorum. Wikipedia editörleri aslında bayağı güzel bilgi toparlamışlar, kendilerini tebrik etmek isterim. Ancak ansiklopedik bilginin dışında modern D/s açısından da biraz yorumlamak gerekiyor.


Kajira bir köle ama gönüllü olup olmadığı hakkında somut bir yoruma rastlayamadım, seriyi bir okumak lazım. Bu durum okurun da, yazarın da, aslında pek kimsenin umurunda da değil galiba. “Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak” örneğindeki gibi ya seve seve ya da sike sike köle olacak kız. Bazıları kader kurbanı, bazıları için geyşa, bazıları içinse cariye kavramları ile pekiştirebilir. Ama Gor öyle bir kültür ki herkesin yerini kastlar şeklinde belirlemiş. Bu da belirli bir kastın başka birine ait alana girmesine izin vermiyor. Geyşalık’ta da, Cariyelik’te de durum aynı değil mi? Halbu ki bugün özgür irade ile “özgür olmama” seçilebiliyor.

Bu bana Türbanist kafalı hocaların ve kocaların kadınlar için “kapanmak için özgürlük mücadelesi” dilemma’sını hatırlatmakla birlikte o derece yaygın olarak pompalanmadığı için pek de önemli değil.

Gönüllülük varken niye böyle kaderi işin içine sokar ki sayın Norman diye düşünürüm, aslında yanıtı da belli: Gerek olmadığından, kendini kasmamış sayın Norman. Kendisi bir düzeni tanımlamış, isteyen okuyucu istediği karakterin yerine koyar kendini. Sonuçta burada roller her ne kadar doğuştan veya kaderle dağıtılıyor olsa bile okuyucunun istediği karakteri seçme özgürlüğü var. Eğer özel olarak gönüllü olup olmadığına takmamışsa ne önemi var. Her karakterin bir müşterisi var. Kitabın da öyle.

Kajira’nın da bol çeşitleri çeşitleri var; bakiresi, ev işi tipi, seksi olanı, kaşarlısı, hatta sucuklusu (Kajirus; Erkek Kajira).

Norman bu köleler için amaca yönelik olarak bazı duruş pozisyonları oluşturmuş ki, gerçekten hepsi ayrı ayrı incelemeye değer.

Benim hoşuma giden bir şey var ki, ister Gor stili bir zevki olsun ister olmasın her kölemin sevdiği Kajira elbisesi olan Camisk.

Camisk’i Eylül kendine dikti… Online ounumuzda giydi. Aman tanrım, bu kadar yakışan bir erotik kıyafet görmemiştim. Tamamen çıplak kalması için çıkarttırmaya kıyamadım (ama çıkarttık tabi tam bedensel sergileme sahnemiz için).

Sonraki yazımda Eylül'ün tarifi ile vereceğim bu kıyafetin nasıl yapıldığını, gerçekten çok kolay bir kıyafet. Resimlerde kıyafeti kölenin üzerinde görebiliyorsunuz, nasıl yapıldığna ilişkin tarif dediğim gibi çok yakında geliyor.

Not: Resimlerdekimanken en başarlı gördüğüm resimdir. Artık anonim olarak yayında değil, ancak wikipedia  da bunu kullandığına göre lisans konusunda sorun yoktur diye düşünüyorum.

8 Kasım 2014 Cumartesi

Kölenizden Mesaj Var

Efendi olarak yapacaklarınızın sınırı konusuna biraz değinmiştim önceli yazılarımda. Burada kölenin hislerini bir geri bildirim olarak almanın öneminden bahsetmek istiyorum.

Burada mesaj olarak kastettiğim şey ne bir e-posta iletisi, ne de yalnız başına sözlü bir ifade. Mesaj, genel olarak söylenenle ondan sizin ne anladığınızdır. Bu nedenle sizin o mesajı dinlemeniz de, doğru yorumlamanız da önem taşır.

Özellikle kölenizle yeni tanıştıysanız, tecrübesizse, siz tecrübesizseniz, sizin mesajlarınız ona, onun mesajları size biraz bozularak ulaşır. Hepsi varsa ciddi bir şansa ihtiyacınız var demektir. Aradaki eş güdümü sağlayıncaya kadar sıkmadan geri bildirim almak, yaptıklarınızın nasıl etkilere yol açtığını, olumlu veya olumsuz olarak yorumlandığını öğrenmeniz gerekir.

Ancak şu var ki, “şimdi nasıl, peki şimdi nasıl” gibi sorarsanız henüz başlamakta olan ilişkinizin içine turp suyu sıkmış olursunuz. Bunu doğru şeyler için ve doğru zamanlarda yapmak lazım.

Genel olarak şunları mutlaka yapmakta yarar vardır;

  • Kontrol listesi (Checklist) verin ve cevaplanmasını isteyin. Bu özellikle işin başındayken kölenin (bu aşamada potansiyel köle diyelim) nelerden hoşlandığı ve hoşlanmadığını puanlayabileceği net bir listedir. Sorular açık ve anlaşılır olmalıdır, bunun yanlış anlaşılan yerleri varsa zaman içinde düzelterek devam etmeniz ve sorularınıza verilen cevapları doğru okumanız (algılamanız) gerekir. Bu liste karşılıklı iletişimin kelimelerini de belirleyeceği için aynı zamanda güzel bir ısınmadır.
  • BDSM veya D/s dışındaki mesajlar için ayrı bir iletişim kanalı bulundurun, mesela belirli bir sözcük (safeword) veya belirli bir başlığa sahip mail gibi. Bu kanaldan gelen şeyleri mutlaka ciddiye alın. Ancak bu kanalın suyunun çıkmamasına da dikkat edin.

Kölenizin tutumunu, yani duygu, düşünce ve davranışını umursarsanız, onu dinlemeye ve anlamaya çaba gösterirseniz onun etinden sütünden :-) sınırlarının izin verdiği maksimum ölçüde yararlanmanıza olanak sağlayacaktır, o da bu işten maksimum zevki alacaktır. Ayrıca gerektiğinde özür dilemesini de bilin, bu sizi sadece efendi değil, aynı zamanda efendi bir efendi de yapacaktır. Tecrübe ile sabittir, tarz ve üslubunuzu değiştirmeden göstereceğiniz bu tür medeni davranışlar ve şefkat onu sizin gözünüzde düşürmez,şımartmaz, tam tersi her zaman kendisine gerekli olan güveni pekiştirir.

 O sizinle beraber olmak zorunda olduğu için değil, kendi isteği ve rızası ile sizinle beraber, bunu gerektiğinde hatırlayın derim.

7 Kasım 2014 Cuma

Emredersiniz Efendim

Bu ifade bütün sub'larımın bilinç altlarında yer etmiştir muhtemelen. Çünkü “Emredersiniz efendim” cümlesi sub'larım için kurallaştırdığım bir klişe, teyit cümlesi. Bu işin Türkçe bir standardı olmadığı için bu ifade de benim malımdır diyebilirim.

Aslında biraz askerliğe özgü bir klişe olan “emredersiniz komutanım”a çok benziyor, ama ne ben askerim ne de karşımdakinin askerlikle ilgili bir konusu olduğunu düşünürüm. Aradaki tek ilintinin ikisinin de “mutlak itaat” teyidi olması olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de kadınlar askerlik yapmadığı için pek de “bu asker lafına çok benziyor” diyen olmadı. Sadece bir kişi oldu, onun da yakınları arasında bir asker vardı.

Aslında çok anlamlı bir kelime olmaması klişe olarak kabul edilebilmesini sağlıyor, üzerinde düşünülecek fazla bir yanı yok. “Dedikleriniz benim için yorumlanmaması gereken emirlerdir, koşulsuz olarak ve harfiyen yapmaya hazırım” anlamına geliyor.

Ancak gelen pek çok geri bildirime göre; sub'lar özellikle ilk zamanlarında gerçek günlük yaşamlarında da ağzından kaçırabiliyor. Ancak zaman içinde kural olmaktan çıkıp söylenen kişiye özelleşiyor ve doğallaşıyor. Söylenmesinin doğallaşması teslimiyetin adımlarından birini oluşturuyor.

Bende yarattığı etki bir çeşit iştah şurubu gibi.

Muhtemelen çoğu sub'ımda yarattığı etki ise, muhtemelen "emir aldım, kafam rahat, günah benden gitti" şeklinde olabilir.

31 Ekim 2014 Cuma

Eylül'ün Sesi

"Kasım'a geldik, ne eylülü?" diyecekler olacaktır. Bende "aylardan değil, sub'lardan Eylül" diyeceğim. Daha önce başka bir isim vermiş olduğum (Melis), yıllar sonra bana tekrar döndüğünde bir önceki yazımda adı geçen karadeliğimin çekim alanına tekrar girip kaldığımız yerden ileri devam ettiğimiz sevgili köleciğim Eylül.

Eylül'ün benim en'lerim arasında dikkat çekici özellikleri olduğunu söyleyebilirim. Öncelikle şu ana kadar fiziği, bakımlılığı ve cehresi ile adeta manken denebilecek kadar "hoş" bir kadın. Aynı zamanda kölelik konusunda oldukça azimli ve bence kolay da dolduruşa geliyor (bu benim için iyi tabi). Kölelerimi kendi içinde birbiri ile yarıştırmak istemiyorum, hepsinin kendine göre çok sevdiğim özellikleri bulunuyor. Her birinde yeni şeyler keşfettim ve en sonuncusu da Eylül'de oldu. İznini istedim bu konudan bahsedebilmek için.

İlk olarak çook önceleri benim için göndermiş olduğu (ve blogumda da bahsetmiş olduğum) videosunu seyrederken fark etmiştim, artık o video yok, onun isteği üzerine diğerleri ile birlikte sildim, ancak yapmış olduğu eylem nedeniyle canı acıdığında sesli olarak yorum yaptığını fark etmiştim, bir şekilde yakınmaya benziyordu ama tam da değil, o zamanlar bunun üzerinde durmamıştım hiç.

Geçtiğimiz sürede web cam ile oyun oynadık biraz kendisi ile, ikimizin de webcam'i açık, yazışarak anlaşıyoruz, bu oyun onun sınırlarına yakın şeyleri içeriyordu. Mikrofonu açıktı, ben genelde sessizimdir ama o yalnız olduğu halde pek de sessiz değildi, söylediklerim, istediklerim konusunda kendine göre yorumlar yaptığını fark ettim ve bunları dinlemek için istediğim zaman bilgisayarın sesini açmam yeterli oldu. Bunlar arasında şöyle şeyler de oldu;

Daha önce aramızda geçmiş bir havuç konusu vardı, bir havucun bir nesne olarak vajinal veya anal yoldan girmesi konusunda. Bunun pek istemediği bir şey olduğunu söylemişti önceleri. Web görüşmesinde yine bu konu gündeme geldi, onun tarafından, o anda durdum ve onu biraz zorlamak istedim. Mutfağa gidip havuç getirmesini istedim.

Yerinden kalkarken "uff, nereden de karpuz kabuğu düşürdüm aklına, kendi eşekliğim, hatırlatır mısın sen, çek bakalım cezanı" gibi bir söz söyledi. Şaşırmıştım ama almaya da gitmişti. Mutfağa gönderdiğim andan beri niyetim ona biraz sub'lık stresi yaratıp D/s etkileşimi arttırmaktı, bu nedenle havucu getirdiğinde biraz gerip daha sonra yemesini isteyecektim.

Havuçla geldiğinde eline almasını istediğimde "ne yani ne olacak bununla şimdi, nimet bu" dediğini duydum. "Ye der mi acaba şimdi?" dediğimde planım bozuldu, onu duymamış numarasına yatıp biraz sevindirdim; "Isır, ye onu" dedim, gülümsemesi kayda değerdi :-) Isıra ısıra yedi. Ama tabi başka bir görüşmemizde ısırmasını istemedim o ayrı.

Belirli bir süre karşımda (kamera karşısında) ayakta dikilmesini istediğim bir pozda da söylendiğini, yorum yaptığını işittim, şu anda hatırlamıyorum ama bu da "söylenme, yakınma" türünden bir şeyler olarak geldi bana. Bu sürekli devam etti.

Peki, burada beni açımdan önemli olan nedir?

Burada benim takıldığım bir konu biraz farklı. Genellikle kölelerimle gerçek veya sanal bir iletişim içindeyken onların hoşnut olmama durumlarına karşı dikkatliyimdir ve dediklerini, seslerinin tonunu vb. dikkate alırım. Daha önce can acısı tepkisi veren çok olmuştu ama "kafa sesini" biraz da şikayet eder şekilde hiç duymamıştım.

Kendi kendilerine bulundukları durumdan yakınırlar mı? Yoksa bunu adrenalin ve reaksiyon sesleri arasında mı hissederler bunu bilmezdim.

Eylül "hem ağlarım hem giderim" misali istemiyor olsa bile ben emir verdiğim için koşulsuz olarak yapıyor olma hissini bana verdi. Bu bir yandan "istemiyor" olması yüzünden bende bir suçluluk çekincesi, diğer taraftan da "sike sike yaptırıyor" olma şeklinde garip bir haz verdi. Bu durum aynı zamanda "kendi rızasına ters olan şeyi yapıyorsa sorgulamadan her istediğimi yapar" güveni de sağladı. Kendisinden ne isteyeceğimi bilmiyorum ama şu anda ne istersem bir şekilde yapacağını biliyorum, "sevsin veya sevmesin, yakınsın, homurdansın, bağırsın çağırsın ama yapar" diyebiliyorum. Bu D/s ilişkide nirvana gibi bir şey. Sürekli bu durumda kalıyorsa efendilik hissini arttıran bir durum.

Belirttiğim gibi, kendi rızası dışında kimseye bir şey yaptırmam, ancak dediğim üzere Eylül kendisi için bu tabumu :-) yıktı devirdi. Diğer tarafta monotonluğun ötesine geçip, "bakalım bu kızla daha neler yapabiliriz" diye daha özgürce düşündürtüyor.

Aslında bununla biraz da sadistik yönümü keşfeder gibiyim, "şurada 10 yıldır kızlara yapmadığın kalmamış, daha yeni mi hissediyorsun?" diyecek olanlar olabilir, evet bazı yönlerini yeni keşfediyorum. Mesela sokaktaki kedi köpeğe taş atmaktan haz alan bazı sadistik eğilimleri olanlar var, ben sanırım bundan hiç bir zevk almam, hatta tam tersi bunu yapana sopa atmaktan büyük haz alırım. Karşımdakinin yaptığımdan zevk alması çok önemlidir. Eylül de öyle veya böyle bu durumdan haz alıyor, zorla tutmuyorum, büyülemedim (gerçek anlamında), hipnotize falan da etmedim, ama halen benim kölem, malım ve benim için bir şeyler yapmak istiyor kendi gönlüyle.

Burada benim empatik bir yaklaşımla öğrenmeye çalıştığım konu, maden yakınıp şikayet ediyor, neden yapmaya devam ediyor, bundan dolaylı da olsa bir haz alıyor mu sorusu oldu. Henüz cevaplandıramadım, Eylül'e sordum, gizemli gizemli cevaplar verdi, netleşemedim. Ya nedenini tam olarak o da bilmiyor, ya benim bilmemem anlamamam ona bir haz veriyor, ya da dolaylı olarak bir haz alıyor, üstelik yakınmaktan da haz alıyor. Belki "istemediği şeylerin kendisine emirle yaptırılması" da onun nirvanalarından.

Karadelik

Öncelikle burada bahsi geçen karadeliğin bir zenci kadının cinsel organı olmadığını sanırım ki belirtmemde yarar var. BDSM içerikli bir blogda bir gök cisminin nasıl ilişkilendirildiğini merak edenler olacaktır ama astronomi ile hiç ilgilenmeyenler buradan sonrasını okumayabilir, çünkü konunun BDSM ile tek ilgisi bizzat benim.

Karadelikler özetle şöyle şeylerdir;

Yüksek çekim kuvveti
Karadeliklerin oluşmaları yer çekimi ile ilişkilidir, bu nedenle öncelikle gök cisimlerinin çekimlerinden bahsetmek gerekli. Yıldızların da bir yer çekimi (aslında daha doğru ifade ile kütle çekimi veya gravitasyon) vardır ve bu büyüklükleri ile orantılıdır, yoksa dünya ve gezegenler güneşin etrafında dönüyor olmazdı zaten. Göreceli olarak ağır (yoğun) bir malzemeden oluşan cisimlerin görsel boyutları ne olursa olsun, çekimleri fazladır. Mesela Jüpiter (yıldız olmasa da) Dünya'nın yaklaşık 1300 katı olmasına rağmen hafif malzemeden oluştuğu için yüzeyindeki yer çekimi Dünya'nın sadece 2.5 katıdır. Yani görüntüsünden daha hafiftir. Bunun tersi de olabilirdi, kendisi küçük görünüp büyük bir ağırlığa sahip olabilirdi ki bunun aşırılığı durumunda adı geçen karadelikler oluşuyor.

Kaçan kurtulur
Bazı yıldızların kütleleri yüksektir ve bir süre sonra (nükleer reaksiyonları azaldığında) kendi ağırlıkları nedeniyle kendi içine çökmeye, küçülmeye başlarlar. Bu durum, sürekli bir sıkışma, hacmen küçülme hareketi olarak devam eder ve yıldız içindeki toplam malzeme değişmediği halde sürekli küçülür. Bu cisme karadelik denir. Bu küçülme koskoca yıldızın bir yumurta büyüklüğüne kadar küçülmesi söz konusu olabilir. Bu kadar yoğun ve çok büyük çekim kuvveti olması onun çekim alanına giren etrafındaki her şeyin ona yakalanması anlamına gelir. Işık da çok çok hafif olmasına rağmen bir çeşit maddedir ve bu yer çekiminden nasibini alır, kendi ışığını da kendi içine çeker ve kara, görünmeyen bir cisim olur. Kara mıdır, karadır, delik midir evet deliktir, çünkü ona yaklaşan şeyler içine düşer.

Karadeliğe yaklaşan bir cismin fizik kuralları gereği geriye dönme olasılığı düşer, belirli bir mesafeden sonra, ki buna olay ufku deniyor, geri dönüş imkansızdır.

Bunu niye anlattım?
Kendimle övünmeyi bir utanç konusu sayarım, burada da benzetmeyi sıkıla sıkıla yapıyorum. Efendi de olsam narsizimden ve megalomaniden uzağımdır. Ancak şu da var ki; ara vererek benden zamanında uzaklaşmış üç farklı kölemin de geriye dönüşü şu sıralar bir çekim kuvveti gururu oluşturdu bende (bu mu yani? demeden devam edin). Ben de okurlarımla paylaşmak, sevgili kölelerime bana verdikleri değer nedeniyle teşekkür etmek istedim. Belirtmek isterim ki üç sayısı benim için çok az bir sayı değildir, öyle her gün birileri ile düşüp kalkan jigolo veya ayran gönüllü değilim pek, sayı vermeyeceğim ama toplamda bir elin parmaklarını geçmez önceki partnerlerim, en azından şu ana kadar öyle (umarım bunu söylemekle kimsenin gözünden düşmüyorumdur).

Belirli bir sınırı geçebildiğimiz (sanırım ki olay ufku) bazı kişilerle ilişkimiz öyle veya böyle devam etti. Hatta orada burada D/s ilişkilerinde sürtüp yıllar sonra geriye dönmek şeklinde de oldu. Birinde ilk provakasyonun benden geldiğini itiraf etmeliyim tabi :-).

Bir araya gelişin bir süre sonra tekrar kopmuşluğu da oldu ama bu olumlu diyaloglarla, ex-partnerimin kendi başına başarısızlığı durumunda "geri dönüş bileti cebinde" olarak oldu.

Çok fazla kişiyle çok kolay anlaşabildiğimi iddia edemem, özellikle efendi veya switch (Hem efendi hem köle) kişilerle başlayan yazışmalar, 25 yaş altındakilerle olan yazışmalarım her iki tarafı da bir süre sonra "bayar". Niye bilmiyorum ama bu hep böyle oldu, tabi bu "kendi kendini gerçekleştiren kehanet" türü bir şey de olabilir, belki şartlanıyorum, belki de ortak paydalar veya uygulama alanları yetmiyor. Olumsuz olarak gerilerek ayrıldığım olmadı mı? evet oldu, bunlar için gerçekten üzgünüm, suç bende de olabilir onda da bunu aramıyorum ancak bu ilişkilerin belirli bir eşiği geçmemiş olması beni avutabiliyor.

Demem o dur ki, bir defa çekim alanıma giren bir sub belirli bir sınırı geçebildikten sonra (ki bu muhtemelen güven ve teslimiyet sınırıdır) orada kalabiliyor veya geriye dönebiliyorsa öyle veya böyle bir çekim alanım vardır, görünenimden daha büyük bir öze sahip oldğum, güvenilir ve sub için tatmin edici olduğum hakkında olumlu bir geribesleme olarak görüyorum.

Bu ara kimseyi korkutmayayım, burada karadelik gibi dönüşü imkansız olma durumu sadece basit bir benzetme. Ne kimseyi hipnotize ediyorum ne de zorluyorum. Ancak görünen o ki devam etme isteği oluşturabiliyorum. Bundan da mutluyum.

21 Eylül 2014 Pazar

Bir Sanal BDSM Oyunu: Düşüren Sorular

Köle ve efendi arasında online (yeni adı çevrimiçi miydi?) oynanabilecek D/s oyunu aradınız mı hiç? Bulan buraya yazsın lütfen, çünkü yok… Türkçe falan değil, dünyada da yok veya var ama herkes benim gibi kendisi ile köleleri arasında gizli tutuyor.

Her yeni tanıştığım köle adayı ile zevkle oynadığım, teslimiyetin ve samimiyetin oluştuğu bir oyun “Düşüren Sorular”. Bilgisayarınıza indireceğiniz türden bir şey değil, mail ile oynanıyor. Birbirini tanımayan, biri bir sorumluluğu teslim alacak diğeri güvenip de kendini teslim edecek olan birbirini tanımayan iki kişi arasındaki D/s ilişkinin startını sağlamak için gayet başarılı olduğunu düşünüyorum.

Şunu belirtmeliyim ki şimdiye kadar yaşadığım D/s ilişkilerimin tamamı internet üzerinden başlamıştır. İlişkinin bir araya gelinceye kadarki kısmı da internet üzerinden karşılıklı hazırlıkla olmuştur. Bu nedenle karşılıklı güven ilişkisinin çalmanın, çırpmanın, üç kağıt açmanın kolay ve yoğun olduğu, çok zor bir ortamda yani internette gelişmesi ayrı bir zorluk yaratıyor. Yanlış anlaşılmalara, gereksiz endişelere, kısacası iletişim incelmelerine çok çok açık.
Öncelikle söylemem gerekir ki bu yazım oyunu tam olarak anlatan bir yazı değil, daha çok bir tanıtım veya giriştir.

Yaklaşık 5-6 yıl ve hatta daha uzun süre oldu ilk oyunu oynayalı. İlk deneğim Yeliz olmuştu, ama o zamanlar bu oyunun adı yoktu. Sonradan Melis (İsmi artık Eylül) ile oynadığımda “isim annesi” o oldu. Nedenine sonra geleceğim.

Peki neye benzer bu oyun be hey Sabri?

Üzülerek fazla detayına giremeyeceğim ama birkaç kopya vereceğim. Oyun temel olarak potansiyel efendinin mail aracılığı ile soru sorması, potansiyel kölenin de soruları çok kısa sürede aynı kanaldan yanıtlamasına dayanıyor. Süresi belirli, bir veya iki saat gibi önceden efendi tarafından belirtilmiş ve üzerinde anlaşılmış bir süre boyunca oynanıyor. Bu süre boyunca bilgisayarın başından ayrılmak veya başka bir işle ilgilenmek köle için yasak. Oyunun kuralları net olarak köleye gönderiliyor, kölenin “hazırım” cevabı ile bu süre başlıyor. Bu oyunu oyun yapan kurallar var, geneli basit, bunlardan biri “kölenin en fazla 2 dakika içinde cevap vermesi”, bir diğeri ise ”efendinin herhangi canının istediği bir zaman soru sorması”. İşte bu iki kural bu oyunu D/s oyunu yapan kural. Bu iki temel kural ismine kaynaklık etti. Melis’in çalan kapıya bakması, yine telaş ve heyecan içinde yerine dönerken sandalyeden düşmesi  ve düşmenin de birden fazla olması sonucu “Düşüren Sorular” ismi ortaya çıktı.

Bu oyunda soruların içeriği çok önemli ve bu soruların bazı koşulları olabiliyor, mesela hepsinin tam cevaplanmak zorunda olmaması gibi detaylar bulunuyor.
Bunun ötesinde sorulan soruların içeriği, efendinin bu oyunu yönetmedeki başarısı, doğru soruları doğru zamanlarda sorması ve genel olarak doğru zamanlamalar oyunu zevkli yapan şeyler, yoksa öyle kuru kuru bir boka benzemiyor oyun. Bu oyununa genellikle efendinin “Oynayalım mı?” sorusuna verilen “Oynayalım bakalım neymiş” cevabı ile başlanıyor. Efendi tarafından ustaca yönetilmiş bir “Düşüren Sorular” oyunundan sonra son soru olarak “Devam etmek istiyor musun?” sorusu efendi tarafından sorulduğunda eğer gerçekten köle potansiyeli varsa “Evet, lütfen efendim! Devam edinn.” cevabı alınıyor.

Oyun sonunda efendi tarafından bir değerlendirme yapılıyor, hatalar, süre aşımları, cevapsız kalan sorular ceza puanı olarak değerlendiriliyor. Bunun sonunda ceza puanına göre köleye ilk cezası veriliyor, ancak bunun bir ödül veya ceza olacağı efendiye ve kölenin tavına bağlı olarak değişebilir. Bu tav durumunu da soru cevaplardan çıkarabilmiş olmak efendinin bir becerisi oluyor.
Bu kadar anlatımla bu oyun oynanır mı bilmiyorum ama oynamak isteyen acemi sub olursa kölem olma gerekliliği olmadan oynamak için benden randevu alabilir, ancak bunun sonunda kölem olmayacağının bir garantisi yok. Efendilere gelince, samimi ilişki kurabildiğim efendiler bana yazarsa detayları paylaşırım ancak bu bilginin bir karşılığı olabilir. Ha “niye kölelere bedava da efendilerden bir şeyler bekleniyor?” derseniz, bu oyunu her oynadığımda üzerine yeni bir şeyler ekleyip geliştirebiliyorum ama efendilere tecrübemi vermiş oluyorum, bundandır.

Köle rolünde efendi gelirse efendiliği bırakıp köle kalmasının sorumlusu ben olmayacağım :-). Sevgiler…

Edit/Not: Bu başlık nedeniyle tahminimden fazla talep aldım. Bir kısmı da başarılı olmadı. Başarısızlıklardan ders almasını bilme hasleti ile açıklamak isterim; Sub kılığında dom'lar ve switch'ler (her iki rolü de oynayanlar) artık bana yazmasın lütfen, bu koşullarda pek başarılı olmuyor. Bu oyun öncesinde aday ile bir süre D/s oynamanın, en azından online, yararlı olduğunu gördüm. Hem samimiyetini görmek hem de ısıtmak için. Eğer köle olmaya hazırsanız çekinmeden yazabilirsiniz, herkese mümkün olduğunca zaman ayırmaya çalışıyorum. Yok eğer böyle bir nosyonunuz yoksa zaman kaybetmeyin, bu oyun iki taraf için bir geceye mal oluyor ve artık ön elemeye tabi tutuyorum talepleri.

7 Eylül 2014 Pazar

Kadınlar için Neden Genel Ev Yoktur? - 2

Bu önceki yazımdan devamdır. Kadınlar için neden genel ev olmadığını sorguluyorduk, kendi fikirlerimi yazacaktım. İşte şöyle;

Serbest piyasa ekonomisi ile ilgili olarak
Genel olarak erkekler adi seksi bile paradan fazla sevdikleri için bunu alıp para verirler, bu erkek için kârlı bir ticarettir. Kadınlar ise parayı adi seksten fazla sevdikleri için parayı alıp seks vermeyi tercih ederler bu kadın için kârlı bir ticarettir.

Yani alan razı, veren razı, ne karıştırıyorsun be Sabri!

İçinden çıkılmaz yatırım döngüsü ile ilgili olarak
Hiç tanımadığı onun bunu sikini içine almak tek bildiği iş olarak yasal olarak belgelenmiş zavallı kadınların çalıştırıldığı yerler. Artık üzerinde çalışıla çalışıla kalite o kadar düşmüş ki bir eti kiralamak ancak o paraya mümkün, o bunu satıp karnını doyuracak. Yani böyle gelmiş böyle gider hesabı yapmak. “Asiye Nasıl Kurtulur?”’un sonunu hatırlayan vardır belki, kadıncağızı bu hayattan çekip çıkarmanın türlü çareleri tükenmişken, sektörden çıkmadan hayattan çıkmak çözümü gelir gele gele...

Genel Ev’in bir modelinin bize dayatılan kültürün parçası olarak zaten hayatımızda olması ile ilgili olarak
Başka bir deyişle bu ticaret için genel evde orospu olmaya, evlere para karşılığı gidip gelmeye falan gerek var mı? Pek de sanmıyorum. Bir fıkra vardır;

Bir partide feminist olarak bilinen bir kadın birkaç kişi içinde fahişelik konusuna kulak misafiri olur, tezlerini savunmak için atlar konunun içine. Erkek kahramanımız “her kadın aslında bir orospudur” tezini ortaya atar… vay haline feminist hanım kardeşimiz “siz ne demek istiyorsunuz!” diye çıkışır. Erkek, “bakın size beş milyon dolar versem, benimle birlikte olur muydunuz?”, kadın feministtir, yalancı değil, şöyle bir düşünüp duraklar, duraklama sırasında erkek sorar, “peki ben size on dolar versem benimle yatar mısınız?”, kadın ani tepki gösterir, “siz beni ne sanıyorsunuz!!!”.. Adam cevap verir, “ben ne olduğunuzu anladım da, ücrette anlaşmaya çalışıyorum” der.

Burada bu konuyu kadına hakaret olarak söylemiyorum, daha çok erkeğine bu işin erkeğine neden “orospu” denilmediğine takıldım ben.

Biraz daha gerçekçi ve bilimsel bir yaklaşımla
Cinselliğin, özellikle de yeni edinilmiş olan cinselliğin erkek için fazla anlam taşıdığını öğrendiklerinden sonra ellerinde para gibi sıkı tutmaya başlar kadınlar cinselliği. Ta ki aslında fazla da para etmeyeceğini (mecazen) hissettikleri zamana kadar. İşte o zaman gerçek hayatı yaşamaya başlıyor kadınlar, erkek için neyse kadın için de o. Ama toplumsal olarak o kadar şartlanılmış ki, bir cinsel beraberlik için hoşlandığı bir erkeğe sıcak davranması genellikle yeterli oluyor. Yeter ki erkeğin mevcut düzenini bozmayacağına, ondan cinsellikten fazlasını istemeyeceğine inandırsın. Ancak buna öncelikle kendini inandırması gerekiyor. Bu durum ile ilgili olarak cinselliğini biraz daha mahrem yaşamak seçeneği ile uygulayabiliyor kadın. Ancak cinsellik kadın için belki daha çok “ihtiyaç” sınıfında yer alan bir durum. İhtiyacını gideremiyorsa başka yerde arıyor, onu da mahremiyet içinde arıyor, erkek gibi eli sikinde değil.

Genetik açıdan, belki de en az bilinen şekliyle
Erkeklerin boşalmasının bir biyolojik mecburiyet olduğunu hiç bir zaman unutmamak lazım. Araç ne olursa olsun, ama araçlar eskidiğinde yenisi cazip geliyor nedense. O nedeni de “Charles Dawkins”, “Gen Bencildir” isimli kitabında bu konuya direkt olmasa da dokunuyor biraz, mesajı anlayana tabi.

Evrim teorisini farklı şekilde yorumlayan Dawkins, Evrim teorisini oluşturan ve her dinden molla/keşiş kafalıların “Evrim varsa tanrı olamaz” gibi sonuca gidip savaştıkları kişilerden biri. Bu konuda yazıp çizerim sonra belki, ama konumuz bağnaz insanlar değil şimdilik.

Dawkins, bu kitapta insanların yaptığı tercihleri aslında nesillerinin devamı için yaptıkları, asıl olanın, idame etme çabasında olanın genler olduğunu, onların bir araya gelip hayvanlar, bitkiler gibi “gen makinaları” kurduklarını, genleri taşıyan canlıların aslında genlere hizmet ettiklerini söyler. Kitabında otomatik bir gen aritmetiği tanımlamıştır, her davranışın genlerin hayatını devam ettirme “çıkarı” üzerine kurulu olduğunu söyler. İster inanın ister inanmayın bu kitap Tübitak yayınlarından çıkmış, sanırım Türkiye’nin din istismarı mutasyonuna uğrayıp geriye evrimleşmesinden önceydi. Tübitak bu kitapları toplatıp yakmadan önce bir tane edinip okuyun bence, ilginç bir kitaptır, ilk yarısı zaten herkesten özür dileyerek geçer. Kendisi de engizisyondan korkuyor olmalı.

Bunun konumuzla ilgisi nedir peki?

İlgi konusu “İnsanların tek eşiliği”... Dawkins bu tür senaryolara “Eşey savaşları” diyor. Bundan sonrası biraz kanlı olacak, feministler okumasın lütfen.

Kadın tek eşli olmamayı tercih eder, çünkü genini aktaracağı çocuğa uzun sayılabilecek bir süre kendisi bakacaktır, genini devam ettirmenin tek yolu budur. Doğuma kadar geçecek süreden sonra başının çaresine bakacağı en az 10 yıla kadar genini taşıyan makinaya harcayacağı emek vardır, onu çevreye karşı korumanın bir yolu güçlenip kendisine bir sponsor bulmaktır, o da “baba”dır, “baba” genlerin diğer yarısına sahiptir ve kandırabileceği en yakın adaydır. Cinselliğin amacı bu genin devam ettirilmesini sağlamaktır.

Erkeğin doğasında ise çok eşlilik vardır, erkeğin bu mantıkta işi dişiyi siktikten, yumurtaya katkısını yaptıktan sonra gen mantığına göre bitmektedir, artık dişi nasıl olsa bunu kendi geni devamı için yapacaktır. Erkek için gen matematiğinde kârlı olan mümkün olduğunca fazla sayıda dişiyi düdüklemektir. Ancak dişiler kendisine izin versin diye tek eşli gibi davranmak zorundadır. Bazen bu role kendisini iyi kaptırır, bazen de kaptıramaz.

İşte genel evlerin erkeklere hizmet etmesinin bir nedeni de bu olarak ele alınabilir. Erkek genlerini yayabilmek için çok sayıda faklı dişiye spermlerini aktarmalıdır, içgüdüseldir. Kadın ise ne kadar çok cinsellik istese de çok sayıda erkeğe meyil etmemeye kuruludur, içgüdüseldir. Doğa ananın yoluna taş koyan prezervatif ve doğum kontrol hapları bizden intikamını neslimizi azaltarak alacak emin olun.

Bu aşamada ahmaklar (Idiocracy) filmini halen seyretmediyseniz seyredin, doğum kontrol haplarının ve prezervatiflerin insanlığı nereye götüreceğini göreceksiniz :-), bu filmin fazla reklamı yapılmamış, ortalama bir başarıya sahip ama sırf ana fikri nedeniyle bence seyretmeye değer, üremeyen zeki canlıların neslinin tükenmesi üzerine kurulu. Bu arada film linki vermekten sıkıldım ama gerçekten güzel, çünkü bir şeyler anlatmanın canlı bir yolu, yoksa hayatımı filmlere endekslemiş değilim. Aha linki de şöyle;

http://www.imdb.com/title/tt0387808/


Eveet, bu konudaki saçma sapan hipotezlerim bunlardı...


Peki BDSM için kurulan bir kerhane iş yapar mıydı sizce? Türkiye dışında “prodom” denilen profesyonel efendiler var. Belki Türkiye’de de vardır, bilmiyorum ama kendilerini “snob” bir kitle olarak bir yerlere koyanlar var, onları biliyorum, bazıları ambiyans yaratıp bundan kâr kıvırmanın ustası bizde. Hedef; paralı, SUV’larla gezen,, “ay biz nereye harcasak” diye aranan bir kitleye bir nevi bir “ambiyans” yaratmak, tatminsizliklerini tatmin etmek. Bu ambiyansın BDSM ile ilgisi olduğunu sanmıyorum, bir çeşit tiyatro oynamak sadece.

Bir de şu var ki; Türkiye’de karısını hastanelik eden bu kadar öküz olduktan sonra, “karı dövme”ye para verecek olanlar olacaktır, ama böyle olmasın, herkes kendi karısını dövsün diye daha da öküz siyasiler bizim adımıza düşünüyorlar…

Bir de kadın efendi arayan erkek mazoşist/sub’lar var ki onların pazarı daha fazla, kadın efendi bile zor bulunuyor. İlginçtir kadın efendilik müessesesinin özellikle Rusya ortamında yoğun olduğu izlenimi verecek şeylere rastladım, özellikle de BDSM sitelerinde. Bunun için bir hizmet veren yer olabileceğini sanmıyorum, zira kadın efendiliğin de erkek köl olsa bile sabit kölelerle tercih edileceğini düşünüyorum. Bu konuda tartışmak isteyen olursa memnun olurum. Çünkü erkek kölelerdeki sadakat konusunda neredeyse hiç fikrim yok.

Yani bu tür bir ticarileşme olsa bile hizmet verilen bir yer olarak yine kadınların bulunduğu erkeklerin gelip gittiği bir yer olurdu.

Hadi mazoşist hanımlar marş, bir adım da siz atın, kurun bir “dayak atmaca/yemece kerhanesi”, zevk sizi bekliyor. Ha bak naz ediyorsanız çakarım bir tane, höğ… >:-) Diyeceksiniz ki "Hüloğğğğ"...

Kadınlar için Neden Genel Ev Yoktur? - 1

Hayatımda gitmediğim yerdir çok şükür. Ama kadın erkek eşitliği vb. gibi konulardan geçtiğimizde kadın ve erkeğin biyolojik ve psikolojik olarak ne kadar eşit olduklarını düşünürken geldi aklıma. Hadi Türkiye standardı, orada çalışacak erkeğe değil, oraya gidecek kadına “orospu” denilmesi üzerine kurulu olur, hiç bir kadın kapısından içeri girerken rahat edemez muhtemelen. Sanırım kendime de aynı şeyi yakıştırmadığım için erkek olarak da gitmişliğim olmadı. Kapıdan girerken niyet belli, çıkarken ne yaptığın belli, sanki hacet görmeye girdiğin tuvalet mübarek…

Kadınlar için Türkiye koşullarının buna izin vermemesi kadar normal bir durum yoktur.

Ama işin ilginç olan yanı böyle bir şey dünyada bile yok! Aşağıda bu konuda biraz ticari konuda giriş yapmış bir yazı var. Yazan da bir kadın… Uzun olmasaydı çevirirdim Türkçeye ama kusuruma bakmayın lütfen.

http://bigthink.com/dollars-and-sex/why-a-brothel-for-women-is-a-bad-business-model

Müşterinin ayağına gidildiği durumlarda işler biraz değişiyor, jigololuk denilen bir kurum var değil mi? Ama metresi olan erkek, telekız vb. sayısına oranlarsanız pazarı çok daha dar. Muhtemelen jigolaların sadece seks değil, aynı zamanda başka mezeler de verdiğini de bilirsiniz. Hoş bir filmdir “Deuce Bigalow”, İngilizce ismi “Male Gigolo” olarak verilmiş hangi salak vermişse, Türkçeye de “Erkek Jigolo” diye çevrilmiş, Jigolo’nun kadını erkeği mi olur? Errrkekk Jigolo deseler hadi anlamlı olacaktı, hani birşeyin erkeği olur bir de errrkekk olanı olur (daha erkek), neyse dağıtmayayım. I am DB (IMDB) link’i :-) şöyle;

http://www.imdb.com/title/tt0205000/

Fazla spoiler vermeyeyim seyredersiniz belki, seyredilebilir bir film, hatta neredeyse erotik bile değil, ailecek bile seyredebilirsiniz, ancak konusu daha çok kadınların erkeklerden bekledikleri ile ilgili ve bu (filme göre) cinsellik değil. Hatta aslında jigolodan bile cinsellik beklemiyorlar. Para de verdikleri halde...

Benim birkaç düşüncem var aslında kadınlar için neden genelev olamayacağı ile ilişkili… Sonraki yazımda paylaşacağım...

3 Eylül 2014 Çarşamba

BDSM Köle İhalesi İlanı

Kölelerimin sayısı bir kısmının dostluk, arkadaşlık modeline geçmesi nedeniyle azalmaya başladığından ihale ilanı ile köle almaya karar verdim. Bu blog yazım bir çeşit espri olmakla beraber, gerçek olarak da kabul edebilirsiniz, en kötü olasılıkla güzel bir oyun oynamış oluruz.



İhale metni şöyledir.



BDSM KÖLE İHALESİ TEKNİK ŞARTNAME

Amaç

Efendi Sabri himayesine köle alınacaktır, isteklilerin tekliflerini ihale şartlarında belirtilen sürede Efendi Sabri’ye iletmeleri gerekmektedir. İşbu metinde ihaleyi düzenleye taraf "Sabri", teklif verecek ve başvuracak olanlar "İstekli" olarak adlandırılacaktır.

Teklif Vereceklerde Aranan Özellikler
  1. İstekliler kadın olmalıdır ve gerektiğinde bunu kanıtlayabilmelidir, gay ve erkek başvuruları değerlendirilmeye alınmayacaktır..
  2. İstekliler sub (teslimiyetçi) olmalıdır; switch veya dominant olmamalıdır. Sadece mazoşist olması yeterli sayılmayacaktır.
  3. 25 yaş ve üstü, 40 yaşını aşmamış olmalıdır.
  4. Kendi mesleği olmalı ama “işi ile evli” olmamalıdır.
  5. Medeni hali evli, dul veya bekar olabilir.
  6. Bedensel sağlığı genel anlamda yerinde olmalıdır.
  7. SAM (Ukala Mazoşist) niteliği taşımamalıdır.
  8. Türk kahvesi yapmayı bilmelidir.
  9. Tercihen 80 kg’dan hafif ve 170cm’den kısa olmalıdır.
  10. Tercihen kendi evinde oturmalı ve evdeki davranışlarında rahat olmalıdır.
  11. Tercihen daha önceden kölelik yapmış olmalıdır.
  12. Tercihen İstanbul civarında ikamet etmelidir.
  13. Tercihen sigara içmemeli ama alkol alabilmelidir (parası da vergiler tahil olmak üzere buna yetebilmelidir).

İşin Tanımı
  1. Genel olarak e-mail veya mesaj ortamında sub rolünde diyaloglarda bulunacak
  2. Köle eğitimini ve kurallarımı kabul edecek, yazılı sözlü emirlerimi eksiksiz yerine getirecek.
  3. Hata ve kusuru bulunduğunda cezaları olduğu gibi kabul edebilecek, sorgulamayacak.
  4. İletişim başarılı şekilde tesis edildiğinde gerçek D/s (Efendi/Köle) buluşmasına da hazır olabilecek. 
Genel Şartlar
  1. Köle üzerinde eğitim faaliyeti gerçekleştirilecektir. Bu eğitim “aitlik ve koşulsuz itaat” özelliklerinin geliştirilmesi üzerine gerçekleştirilecektir.
  2. Her köleye sınırlarını belirteceği bir checklist formu verilecektir.
  3. Eğitimlilik durumu habersiz denetimlerle kontrol edilecektir.
  4. Köleye herhangi bir şekilde maddi bir ödeme yapılmayacaktır, maddi bir bedel talep edilmeyecektir
  5. Kölenin günlük hayatına yansıtılmasına neden olacak veya 3. kişileri ilgilendirecek herhangi bir şey talep/emir edilmeyecektir.
  6. Genel olarak cinsellikten soyutlanmış bir ilişki olmamakla birlikte Emirler ve cezalar cinsel odaklı olmak zorunda değildir. Cinsellik konusu daha çok aitliğin oluşturulup sınanması içindir.
  7. Köle, Efendinin (Dom) özel hayatını fazla karıştırmayacaktır, sorgulamayacaktır.
  8. İlişki biçimi genel tabirle “Kezban” olarak ifade edilen karakterde sergilenen “koca arama” odaklı arayışlara uygun değildir. İlişkiler uzun (yıllarca) sürebilmektedir, ancak bu ilişkiler günlük hayattan soyutlanmış olacaktır.
  9. Sözü geçen ilişki biçimi bilinen anlamda flört veya sevgililik değildir. D/s ilişki psikolojik ve bağlanmaya dayalı bir ilişki biçimidir ancak ilişkide aşk ve sevgi konu olmayacaktır. Şefkat, saygı, itaat, domine etme, hakaret gibi davranış normları olabilir, bazen pis bir dilde konuşulacaktır.
  10. Bazı emirler fiziksel efor gerektirebilir. Başvuruda bildirilecek kronik hastalıklardan birini taşımaması, taşıyorsa da mutlaka bildirmesi istenecektir.

Adaylar başvurularını sabri.yilar@gmail.com adresine gönderebilirler. Bu yazıya yorum yapılması şeklinde başvuru alınmayacaktır. Başvuru sahipleri arasında bir sınav yapılacaktır, uygun olanlar kabul edilecektir, bir kontenjan söz konusu değildir. Başkası adına teklif verilemez, farklı isimlerle birden fazla teklif verilemez. Son başvuru tarihi 31.12.2014’tür.

Başvurular kesinlikle gizli tutulacaktır. Adaylar başvurularında takma isim kullanmalıdırlar.

Sonuçlar Milli Piyango İdaresinin 20.08.2014 tarihli izni ile noter huzurunda yapılan çekilişle falan belirlenmeyecek, kamuya açık şekilde ilan edilmeyecektir. Her istekliye durum e-posta ile münferit şekilde bildirilecektir.

İşbu ihale KİK kapsamında değildir.

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Efendisinin Nostaljik Ezgisi

2012'de ilişkimiz online devam etmiş olan bir ex kölemle yazıştık dün. Aslında bu kadar süreden sonra kendim kaşıdım diyebilirim, facebook'ta öylece arama yaparken esti yazdım ismini, gitti buldu.

Ezgi, zamanında çok mutedil şekilde, iznimi saygıyla istemişti hayatını bir gözden geçirmek için. Bu sürede hayatını, işlerini biraz yoluna koymuş ancak D/s konusundaki boşluğu biraz sert cinsellikle doldurabilmiş, ona da "sadece biraz" diyebiliyor. Halen istekli ama hayat düzeni buna pek izin vermiyor.

 Lütfen diğer sub'larım alımasın, kimseyi sıralamaya koymuyorum ama yine de Ezgi'ye "en iyi sub"ım diyebiliyorum, sadece kriterler açısından. Buradaki "en iyi sub" sıfatı özellikle bir sub olarak hangi kriterlerin D/s ilişkisinde önem taşıdığını sınıflamada bana yardımcı oldu. En güzeli, en seksi olanı veya en iştahlısı, bana en açık olanı değil. Bu konuda sub özelliklerini nitelendirebilmem açısından da bilmeden yardımcı oldu.

Sub mı desem köle mi desem diye düşündüm biraz. Burada köle ve sub (teslimiyetçi) aynı anlamda gibi düşünülebilir, ikisinin arasındaki fark, köle ifadesinin bir statü teşkil etmesi, sub ifadesinin ise psikolojik bir ruh durumunu ifade etmesidir. Burada geçen sub, efendiye köle olan bir sub'dır. Açıkçası köle kelimesinin "zorla kölelik" veya "Kunta Kinte (Bkz. Roots, Kökler)" türü bir eski afro-amerikan kölelik belirtmesi nedeniyle burada birden fazla gerçek kişiden bahsederken "Sub" ifadesini kullanmayı daha uygun gördüm, aynı zamanda bu kişiler halen sub olabilirler ama bir efendiye halihazırda köle de olmayabilirler.

Sub için konu ettiğim beklenen özellikler şöyle. En azından kendim bunlara çok dikkat ettiğimi söyleyebilirim.

Kusursuz şekilde yerini bilme
D/s'nin samimi sohbetlere gittiği yerlerde dahi, içtenliği devam ettirirken dahi bir defa bile eşit olduğu havasını vermemesi, daima yerini hatırlaması.

Hiç bir emre "Hayır" demeden sınırları biçimlendirme
Efendinin emirlerine karşı gelmeden nasıl sınırlara yakın olunur? Bir sub olarak "Ben sub'ım kendimi teslim ederim biter, bana yapacakları efendinin derdidir" diyorsanız ya tecrübeniz yok ya da efendi konusunda şansınız fazla yaver gitmiş. Sub'ın hayır dememesinin sanatına başka bir blog yazımda girmiştim. Ancak bunun "bir sub yeteneği" olduğunu, genele vurarak sosyal bir yetenek olduğunu söyleyebilirim.

Emirlerdeki tüm detaylara dikkat etme
Bir D/s emrinin karşılığı, bir resmi bunu veren efendinin kafasında vardır. Efendinin memnuniyetini bunu ona uygun olarak yerine getirilmesi belirler. Efendinin belirtmediği, bazen aralardan veya onun mizacından kaynaklanan şeylerin sezinlenmesi yine sub'ın yeteneğidir ancak efendi detaylarda bir konu söylemişse ve o yerine farklı getirilmiş veya hiç hiç getirilmemişse bu doğrudan puan düşüren bir konudur. Efendinin her kelimesi okunmalı ve anlaşılmalıdır. Efendiler "kahveniz şekerli mi sade mi olsun" türü soruları negatif olarak karşılamazlar (eğer canı özel olarak bunu negatif karşılamak istemiyorsa). Detaylar konusunda sorulan açık, net ve cevabı kesin olabilecek sorular sevindirir.

Kusurlu durumlarda veya cezalarda telafi istekliliği
Eğer bir emir yanlış yerine getirildiyse tekrar edilmesi istenebilir, eğer sub'ın net bir hatasından kaynaklanıyorsa tekrarla birlikte ceza da verilebilir. Bu tekrarı hatasını düzelterek yapması ve özellikle efendisinin emrini tam olarak yerine getirene kadar bunu defalarca tekrarlamaktan kaçınmayacağını belli etmesi (gerektiğinde bunu bu şekilde uygulaması da) sub'ın değerini çok arttıran bir konudur. Cezalar zaten istemeyeceği şekilde verilmiş olan emirlerdir.

Efendisine uymak için gönüllü olduğu duygusunu belli etme
Emirlerin yerine getirilmesi kadar emirlerin istekle kabulü de önemlidir, hatta neredeyse eşit öneme sahiptir denilebilir. Çünkü efendi vereceği emirlerde bir şekilde isteksizlik gösterilmesi riskinden çekinir. Tabi istekli görünüp teyit edilmiş bir emrin yerine doğru şekilde getirilmemesi durumunda bu teyidin nasıl verilmiş olduğunun bir önemi yoktur.

 Efendisinin cesaretini arttırmak, efendiye sponsor olmak
Efendi güçlüdür ama asılnda gücünü sub'larından alır. Sosyopsikolojik bu süreçte efendiyi efendi yapanın sub olduğunu söylemek çok iddialı olabilir ancak önemli bir sponsor olduğunu söylemek mümkün.

Efendinin penceresinden bakabilmek
Bu belki de en önemli ve hepsinin özeti olan bir konu. Bu konuyu masaya yatırmadan önce sadece efendi açısından bir empatik duyarlılık olması gerektiğini düşünürdüm. Hal bu ki efendisinin açısından bakabilmek, onu anlayabilmek, ona kusursuz olarak hizmette bulunmak için çok önemli bir araç. Bir sub'ın efendisinin kendisini gördüğü pencereden bakabilmesi kusursuz oluşunun bir aracıdır.

Güven ve tam aitlik
Güven efendiyi sub'ı gözünde efendi yapan ana unsurlardan biridir, ancak güvendiğiniz bir insana ait olmak tutumunuzu perçinler. Güven duyuluyor olmasını her hücresinde söyleyebilen bir sub bu konuda gösterdiği samimiyet ile aslında aitliğin nedenidir.

İşte Ezgi benden bu konularda benden neredeyse tam puan almasının dışında bunları sınıflandıracak düşünsel altyapımı da arttırdı. Tabi bu asla diğer sub'larımı sub olarak görmediğim, iletişimden ve ilişkiden hazda eksiklik duyduğum anlamına kesinlikle gelmiyor.

24 Ağustos 2014 Pazar

Emirler ve Cezalar

Emirler ve cezalar ilişkilerin daha köşeli yaşandığı BDSM'de birbiri ile benzerlikler gösterebilir ve birbiri ile karıştırılabilir. Çünkü normal de biraz anormaldir ve anormal olandan zevk almaya yönelik bir ilişki biçimidir BDSM.

 Genel olarak emir ihlalleri, istenmeyen köle davranışları genellikle efendi tarafından ceza verilmesini gerektirir.

 Cezalar emirlerden birkaç açıdan farklıdır, kölenin pek istemediği ama sınırları dahilinde olan bir şeydir ceza ve prensip olarak da sorun olmuş olan emirden çok değil ama biraz daha ağırdır.

 Ceza ile nedeni arasında bir eşitlik olmalıdır, her ne kadar BDSM zevk konusu olsa da bunda da bir adalet olgusu vardır.

 Ceza alsın veya almasın emirler eksik yapılmışlarsa tekrarlattırılabilir. Kişisel görüşüm emrin tam olarak erine getirilene kadar tekrarlattırılması gerektiğidir. Emir konusunun tekrarlanması ve ceza ile emir iki kat tekrarlanmış duruma gelir. Ceza verilmesi emrin tekrarına engel değildir, aksi durumda ceza emrin alternatifi haline gelir ve köleye ikinci bir emir şansı vermek durumuna düşebilir. Yani prensip olarak ceza verilmesi emir eyleminin düzeltilmesi için bir engel değildir.

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Köle Açısından Sınırları Barıştırmak

BDSM kölesi olmak asla öylece sırtüstü yatıp efendim bana ne yaparsa yapsın demek değildir. Nitelikler ve davranış biçimleri ister... Sınırlarını efendiyle barıştırmanın köle eylemi açısından görmüş olduğum üç türü var diyebilirim;

1- Kölenin sınırlarının efendinin sınırlarından daha geniş olması. Doğal olarak bu durum oluşabilir, efendi sınırlarına kadar zorlamadığı için köle açısından "yetinilmesi gereken" bir ilişki biçimi ortaya çıkar. Arada ciddi bir uçurum varsa kölede bir tatminsizlik yaratacağı için pek olumlu bir hal değildir. Efendi ile yakın ama biraz daha geniş sınırları varsa mutlu bir durum yaratır.

 2- Kölenin efendinin sınırlarını kendine sınır kabul edecek kadar teslim etmesi. Başka bir ifade ile kölenin "senden gelecek cefalara nazlara sözlere sazlara eyvallah" durumunda bulunmasıdır. Efendi, öküzün teki :-) ise bu durum tehlikeli olabilir. Efendinin en azından mantığın ötesine geçmemesi, hayati veya kalıcı fiziksel hasar bırakmaması durumunda işe yarayabilir, ancak şu var ki efendiler kölenin sınırlarını zorlamayı sever ve bu durumda bunu bulamayacaktır. Bu durumda mantık sınırlarını BDSM ilişkisinin sınırları olarak kabul etmekle bu çözülebilir.

3- Kölenin kendi sınırlarını "satır aralarında" hissettirmesi, "hayır" deyip emri aldıktan sonra efendinin canını sıkacağı şekilde değil, "ne istemediğini" değil, "ne istediğini" önceden belli etmesi, ancak bunu moda mod yazarak değil, aralarda yapması. Bu sosyal özellik efendinin fikrini de açacaktır, daha önce yapmadığı şeyleri keşfetmesini sağlayıp memnun edecektir.

Unutmamak gerekir ki, bir efendi hiç bir zaman verdiği emre "Hayır" cevabı verilmesini istemez, doğası gereği bunu da kaldıramaz, bu nedenle köleyi terk etmek gibi bir niyeti gelişmediyse "hayır" denilecek bir durumun ortaya çıkmaması için de özen gösterir. Ancak sınırı biraz geçe şeyler isteyebilir, kölenin kendi sınırlarını biraz esnetmesini isteyebilir, bunun da ölçüsü kölenin ona "bana bunu yapabilirsin" biçiminde verdiği dolaylı mesajlardır. Eğer bu mesajlarla kölenin verdiği tepkiler çelişiyorsa bu rahatsız edici sonuçlar doğuracaktır. Bundan kaçınmak gerekir.

19 Ağustos 2014 Salı

İş yerinde BDSM Hikayesi - 5

Bu güvenme oyunu fazla uzadığında can sıkardı. Sabri işi tadında bıraktı. Genç kadının bilgisayarını kendi haline bırakarak ona yaklaştı. Çantasından çıkardığı keten iple kadını çepeçevre evire çevire sardı. İpi biraz fazla almıştı ve ip kalındı, sar sar bitmiyordu. En sonunda bitirdi ve ipin sonunu kadının dişleri arasına alması için ağzına verdi. Genç kadın ipi ısırdı, ipi dişleri ile sıktıkça çıkan gıcıklanmadan titredi bir an, ayak bileklerinden boynuna kadar rastgele ve doğal bir şekilde sarılmıştı Yeliz. Keten ip öyle basit bir ipti ama basit bir ip de değildi. Üzerindeki kılcıkları sertti, hem kaşındırırdı hem de canını yakardı sürtündükçe.


Sabri kadının ağzından ipin ucunu aldı ve eliyle tuttu. Kadının dudaklarına yapıştı, gevşeyene kadar öptü, sonra ipi tekrar tutturdu ağzına.

Sabri ayakta bilekleri bağlı olduğu için ancak çok küçük hareketlerle gidebilen Yeliz'i sürüye sürüye masanın kenarına kadar getirdi. Hiç yapmamış olduğu, Yeliz'in çok korktuğu enjektör iğnesini çıkardı çantanın yan cebinden. Yeliz'in gözleri bezle kapalıydı ancak Sabri'nin ne yaptığını, en azından bir şeyler yaptığını hissediyordu.

Sabri yavaş bir hareketle enjektör iğnesini genç kadının göğsüne batırdı. Kadının ciyaklamasını falan bekliyordu ama bu olmadı, çok sessizdi Yeliz. Hareketine devam etti ve enjektör iğnesini dibine kadar batırdı. Kadın halen öylece bekliyordu. Sabri elinde niye daha fazla iğne getirmediğine hayıflanmıştı. Kadını yaklaşık 5-10 dk o durumda bıraktı. Bu sürede kadını zevkle seyretti.

Çözme zamanı gelmişti, önce kadının gözlerini kapatan bezi açtı ve kadının kendini görebilmesini sağladı, sonra yavaşça iğneyi çekti aldı, daha sonra da ipleri açarak işi tamamladı.
İşin kremasına sıra gelmişti. adın Sabri'nin işareti ile masasına sırtüstü uzandı. Sabri lateksten oluşan önlemini aldı Yeliz'e; "Gözlerini gözümden ayırma" dedi. Yeliz'in bir cevap vermesine gerek yoktu. Sabri kadının artık tamamen sümükleşmiş sıvı içinde kalmış organına penisini dayadı ve içeri daldı. Yeliz'e girmek olağanüstü konforluydu, sanki bir pudinge kaşık sokuyormuş gibiydi, gittikçe hızlandı, hızlandı, Yeliz gözlerinin içine bakmaya devam ediyordu. "Boşalabilir miyim efendim?" diye sordu... Sabri bu tür bir soru ile ilk defa karşılaşıyordu.Birkaç defa daha gidip gelirken kadının boşalmamak için kendini tuttuğunu biliyordu, bu da az daha Sabri'yi daha önce boşaltacaktı. "Evet, boşal" dedi Sabri, kadın titreye titreye boşaldı.

Beraberinde Sabri de tabii.. Burada bitmedi, dönüşte arabada Yeliz'le sohbet ederken ellerini ve emirlerini de konuşturuyordu. Böyle olması da çok doğaldı, sahipliğin bir zamanı yoktu, Yeliz'e ne isterse, ne zaman isterse  onu yapabilirdi.

UYARI: Bu hikayede geçen iğne batırma işlemi belli koşullarda tıbbi açıdan ciddi sakıncalar doğurabilir. Eğer herhangi bir kitle varsa tümörün dağılmasına neden olabilir, hijyene dikkat edilmezse kanda veya bölgede ciddi enfeksiyon oluşabilir. Tıbbi bilginiz yoksa bunu uygulamayınız, eğer mutlaka yapacaksanız cilt ve ellerin hijyenine çok dikkat ediniz, eller için steril eldiven kullanınız, cildin tıbbi yöntemlerle temizlenmesini sağlayınız.

13 Ağustos 2014 Çarşamba

İş yerinde BDSM Hikayesi - 4

Bardakların  göğüslere ilk temasında vazelin üzerinde hafifçe kaydı, Yeliz fazla da bir uyarım almadı, daha çok bu garip düzenek ile ilgileniyordu. Kendine bununla ne yapılacağı biraz zihnini kurcaladı, ancak ikinci harekette anladı ki bu düzenek daha önce enjektörün tersi ile kendisine uygulanmış olan meme vakumundan başka bir şey değildi.

Hareketin devamında Sabri elindeki enjektörde karşı basıncı yavaştan hissetmişti, bu direncin Yeliz'in yüz ifadesi ile birleşimi kendisine istediğini veriyordu. Hareketine devam etti, bu süre içinde Yeliz'in göğüs halkası tamamen bardakların içine girmişti, göğüs kenarlarına biraz daha vazelin sürdü, sürerken bardakların göğüslerini nasıl gerdiğini hissetti, göğüslerinin eti gerilmiş ve sertleşmişti. Yüzü acı çeker gibiydi ama zevk yüzünü bu hale getirmek aldığını hazzı bile gizleyemiyordu.


Sabri yere alaturka tuvalet konumunda çökmüş olan Yeliz'in altına uzandı ve vajinasından içeriye yavaş yavaş parmağını soktu. Yeliz'in sanki umurunda bile değildi ama Sabri'nin çok da hoşuna gitmemişti, parmağı vıcık vıcık olmuştu çünkü. Suratına patlattı tokadı Sabri, "Orospu, suratına tükürsem sulanıyorsun...", bu cümle Yeliz'in daha da sulanmasına neden olmuştu. Sabri parmağını bir kağıt mendil ile temizledi. Sinirini enjektörü biraz daha çekerek ifade etti. Bu sefer biraz inleme sesi gelmişti Yeliz'den. Bu inleme Sabri'de biraz daha germe eğilimi yarattı ancak genç kadının sınırına yakın olduğunu hissediyordu. Biraz daha çekse, hatta tüm memesini bardağın içine alsa bağırıp ciyaklamaktan ötesini yapmayacaktı, dur yapma demeyecekti.

Birkaç dakika sonra Sabri elindeki enjektörü gevşetti. Yeliz'in göğüsünün bardaktan bu kadar kolay çıkacağı aklına gelmemişti. Yuvarlak geniş halkalar içinde kırmızılar oluşmuştu Yeliz'in göğüslerinde.

Yeliz melun melun bakaren gözlerini bir bezle kapattı Sabri, ellerini arkadan plastik kelepçe ile bağladı ve dikilmesi için kapının önüne gönderdi. Eteği yukarıda üstü çıplak gözlerinde bez öylece dakikalarca bekledi Yeliz Sahibi onun bilgisayarını karıştırırken. Arada özel şifrelerini sordu, Yeliz koşulsuz şekilde banka şifreleri de dahil söyledi. Sabri pek ilgi duymadığı halde girdi gezindi güzelce, genç kadının hiç bir gizlisi kalmamıştı. Eğer resmi bir iz bırakmamak gibi bir kaygısı olmasaydı hesaptan kendi hesaplarına sonra da tekrar geriye havaleler yapmaktan zevk duyardı. Genç kadın her şeyiyle kendisine aitti o anda...

6 Mayıs 2014 Salı

Şerefe Vakum Seti

Ne acayip bir isim verdim ben diye düşünürken önce resmini vereyim sonra anlatayım diyorum.


Büyük resimdeki silindirler rakı bardağı, evet, Anadolu'muzda ve hele Trakya'mızda neredeyse her yerde bulabileceğimiz standartta bardaklar. Sadece dipleri delinmiş durumda. Resimdekiler dipleri yukarıda olacak şekilde çizili.Delik çapı yaklaşık olarak 3mm kadar. Bu ölçü bir akvaryumcuda bulabileceğiniz "hava hortumu eki" çapında, oraya akvaryum hava hortumu takılacak.


Peki bardağı nasıl deleceğiz? Elinizde Proxxon veya Dremel türü bir el frezesi varsa buna aşındırıcı uygun freze bıçağı takıp bardak dengesiz ısınıp çatlamasın diye "yağ içinde" delmek mümkün, ben öyle yaptım, su da olabilirdi ama yağ daha uygun malzeme, zeytin yağı bile olabilir. Bunu yaparken hiç bardak feda etmem gerekmedi, ancak delerken yüksek devir kullandım, bundan dolayı delerken  çalışma yeri civarı adeta akkor oldu, ortalığı da yanık yağ kokusu kapladı tabi. Eğer böyle bir imkanınız yoksa yine elmas uçlu ince matkap kullanabilirsiniz ama işlem çok daha uzun sürecektir. Sabrınız yoksa bardağı kırabilirsiniz. Delmek sanırım bu işin en zor bölümü. Ben deldikten sonra hava hortumu ekleme parçasını çok sıkı takabildim, plastik olan bu parça esnek olduğundan sıkı sıkıya girdi deliğe.


Bundan sonrası daha basit iki akvaryum hava hortumunu T boru ile birbirine bağlıyorsunuz, bunun birleşim yerine bir check-valve (çek valf) koyuyorsunuz. Yönü bardaklardan hava çekilecek ama bardaklara gitmeyecek yönde olacak. Bu pompalarken oluşan vakumu tutabilmek üzere bir supap işlevi görecek, geriye hava kaçırmayacak.

Bunun üstünde bir T boru daha var, bir ucunda yine check-valve, onun yönü de havayı dışarı verecek yönde. Pompalarken enjektördeki hava dışarı atılsın diye.

En uçta (resimde tepede) bir enjektör var, bu enjektörün en az 10ml olmasını öneriyorum, çok daha büyük olanlar da var (mama şırıngası diye satılıyor) ama az enerji ile daha çok vakum istiyorsanız küçük olmalı, çok sayıda enjektör hareketi ile olsun diye. Çok küçük seçerseniz çok az kuvvet gerekeceği için farkına varmadan biraz fazla can yakabilirsiniz, yara açabilir, kalıcı zararda bulunabilirsiniz.



Uygulamada yapmanız gereken;
1- memelere vazelin veya bebek yağı sürüp kayganlaştırmak.
2- meme başını içine alacak şekilde bardakların ağzını göğüse kapamak
3- Enjektörü çekmek
4- Kontrollü bir şekilde enjektörü doldurup boşaltarak vakumu arttırmak. Enjektörü ittiğinizde hava check-valve'dan çıkaracaktır. Çektiğinizde ise bardaklardan enjektöre gelecektir.

Tedarik edilecek malzemelerin resimleri soldaki gibi, tamamını akvaryumcudan veya pet-shop'dan tedarik edebilirsiniz.

Yaklaşık maliyeti 40 TL'yı geçmez, rakı bardakları pahalı tipten değilse tabi.



MALZEME
2 rakı bardağı
2m Akvaryum hava hortumu
2 Hava hortumu check-valve
1 Ad 10ml enjektör (iğnesi kullanılmıyor)
2 Hava hortumu T parçası
2 Hava hortumu ekleme parçası

UYARILAR
- Her şeyden önce kullanırken sakın abartmayın.
- Bu aparat göğüslerde geçici veya kalıcı iz bırakabilir. Dikkatli kullanın.
- Partnerinizi korkutuyorsa veya istemiyorsa asla kullanmayın.
- Acil durumda vakumu tahliye edebilmek için kesici bir alet, tercihen keskin bir makas bulundurun.
- Bardak kırılırsa ciddi yaralanma olabilir, bardaklarda çatlama vb. olup olmadığını mutlaka inceleyin.
- Sözsüz alarm verilebilecek bir safe-word kullanın, mesela elde tutulan ve bırakıldığında derhal duracağınız bir pinpon topu gibi.
- İlk yardım malzemesi bulundurun veya yerini önceden bilin (Bunu zaten her durumda yapsanız iyi olur).

İş yerinde BDSM Hikayesi - 3

Önünde dikilmekte olan Yeliz'in eteğini yukarı doğru sıyırdı Sabri, bedeni soğuktu ama en soğuk yeri kalçalarıydı. Biraz masajdan sonra göğüslerini elbisesinden çıkarmasını emretti Sabri, elbisesini çıkartmadan. Yeliz efendisinin dediğini yaptı, Sabri külotu çıkarmayı ona bırakmamıştı. Üstünde içinden taşırılmış göğüslerini sıkıştıran, alttan da yukarı çekilmiş elbisesi garip görünüyordu. Sabri elbisesinin üstünü çıkarmasını söyledi, elbisenin üstü sutyenle beraber çıkarıldı.


"Ağzını özledim" dedi Sabri, mesaj netti; Yeliz eğildi efendisinin fermuarını açtı, sertleşmiş organı oradan çıkarmak onun için efendisinin yardımı olmadan mümkün değildi, bu nedenle Sabri'nin desteği ile pantolonun üst kısmı açıldı ve görev icra edilmeye başladı. Sabri oral seks sırasında dişlerin organına temas etmesinden nefret ederdi, Yeliz buna çok dikkat ediyordu, daha önce ilk buluşmalarında ciddi fırça yemişti bu yüzden. Sabri arada elinde kalan su bardağını Yeliz'e verdi, "ağzını ıslat" dedi. Kadın ağzına aldığı suyu taşırmadan görevine devam etti. Yeliz'i masanın altına aldı. Genç kadın biraz zor sığmıştı oraya aslında, özellikle başını pek kolay hareket ettiremiyordu, ama görevin zorlaşması aldığı zevki azaltmamıştı. Sabri bir süre bu şekildeyken bilgisayarda internette sörf etti, Yeliz'i en çok uyaracak olanın ona şifresini sorması olduğunu biliyordu, bu soru Yeliz'i doğrudan aşağılamaktı, efendisinin onu o anda, kendisi güç bela performans gösterirken çok da umursamadığını hissetmesi zevk alacağı bir şeydi ancak halen arada su içmesini isteyen sesi duymak kendisinden haz alındığı hissini tazeliyordu. Bu, kendisini kadın olarak değil, efendisinin bir aracı olarak görmesi güzelliğini veriyordu.

Sabri sıkıldığında onu oradan çıkardı. Üstündekileri tamamen çıkartarak masasının karşısındaki duvara dayalı olarak durmasını istedi. Bu sırada Sabri ayağa kalktı ve diğer masanın üzerine konulmuş olan çantasını karıştırmaya başladı. Bu çanta değil, küçük bir spor valizdi aslında, gerekli olacak, önceden öngörebildiği plana göre hemen her türlü malzeme içindeydi. Daha önce yaptığı göğüs vakumunun daha iyisini yapacaktı. Yaptı da, bu sefer arkasını delip akvaryum hava hortumu bağladığı  rakı bardaklarını göğüslerine oturttu, supaplı düzenek aracılığı ile göğüslerinden hava vakumlamaya başladı.

Devam edecek


4 Mayıs 2014 Pazar

İş yerinde BDSM Hikayesi - 2

Efendi sözleşmiş oldukları günde yola çıktı, kadının ofisinin olduğu yere ilk defa gidiyordu, bir yolculuktan ve şehir içinde birkaç hatalı giriş çıkıştan yaptıktan sonra yolu buldu.

Ofisin bulunduğu tesisin girişinde güvenlik vardı ve kapı girişinde en azından adetten olmak üzere aracı ile gelene geçene kim olduğu, kiminle görüşeceği soruluyordu. Sabri'nin güvenliği aşması hiç zor olmadı, öncelikle güvenliğin bir ziyaretçi geleceği konusunda bilgisi vardı, ancak buna pek gerek kalmamıştı. Düzgün iş kıyafeti ile gelen, pek de toy görünmeyen Sabri'ye aracı durdurduğunda kime geldiğini bile sormayacaklardı, belli ki bu ciddiyette geçenler sadece üst düzey müdürler ve patronlardı. Sabri'nin çok lüks olmayan ancak sosyal konumunu belli etmeye yeterli kalitede olan arabasının penceresinden sert ama samimi ses tonu ile "Günaydın" demesi yeterli olmuştu, "Günaydın efendim, gideceğiniz yer konusunda yardımcı olabilir miyim?". Aynı sert ama kibar ses tonu ile "Teşekkür ederim" dedi Sabri, "Gideceğim yeri biliyorum".

Ofise yaklaşınca bir kaç telefon konuşması oldu Sabri ile Yeliz arasında. Bunlar tamamen ofisin yerinin bulunmasına yönelik, kısa, adeta resmi bilgi alışverişi niteliğinde görüşmeler olmuştu. Telefonda her ikisi de birbirlerine karşı o kadar rahat değillerdi.

Tarif edildiği park yerine girildiğinde kölesi Sabri'nin aracının yanına geldi, her zamanki ağır olan çantasını aldı ve binanın içine girdiler. Bina içindeki kapıların çoğu kapalıydı, koridorlarda, merdivenlerden çıkarken bile hiç kimse ile karşılaşmadılar, birkaç açık kapının önünden sessiz ve hızlı adımlarla geçtiler. Ofisin kapısına varmışlardı. Yeliz anahtarı ile kapıyı açtı, içeri girdiler. O ana kadar neredeyse hiç konuşmamışlardı. Sabri tipik emreder ses tonu ile "Yandaki mi senin masan?" diye sordu, "Evet efendim" cevabını aldı, geçti o masadaki koltuğa oturdu. Oda yaklaşık 10-15 metrekare küçük bir ofis odasıydı, üç çalışma masası sığdırılmıştı. Yeliz uygun bir yere çantayı bırakmaya yeltendi, "çantanız için burası uygun mu efendim" dedi, Sabri evet anlamında sessizce başını salladı, "bıraktıktan sonra gidip bana bir bardak su getir" dedi, kadın "emredersiniz" dedi ve su getirmek için odadan çıktı. Bir süre sonra döndüğünde Sabri psikolojik hazırlığını tamamlamıştı. "Yaklaş bana" dedi, elindeki suyu aldı, "ayakkabılarını çıkar" dedi. Yeliz ayakkabılarını çıkardı, öylece bekliyordu, efendi hiç acele etmiyordu, onu biraz bekletti, suyundan yavaş yavaş yudumlar aldı.

Devamı var


3 Mayıs 2014 Cumartesi

İş yerinde BDSM Hikayesi - 1

Bir iş yerine cinsellik, dinsellik veya siyaset karıştığında işin boku çıkar. Ne iş yerleri duydum, gördüm sanki kerhane. İş yapabiliyorlar mı diye merak ettim. Evet.. "İş" yapabiliyorlarmış...

Kerhane benzetmesinde bulunurken genelevlerde çalışan zavallı kadınları benzetmekten utanıyorum tabi. Bahsettiğim yerlerde iş parayla olmuyor, kariyer kavgaları, patronun cazibesi, cinsellik kokuları ile birleştiğinde iş yerinde bir defa cinselliğin, cinsel gösterilerin başlaması diğerleri için de bir tetikleme oluşturur ve iş yeri oldukça seksi bir mekana dönüşüverir.

Bu arada bir iş yerinde mini etek giyiliyor olması bu iş yerinin böyle bir yer olduğu anlamına gelmiyor. Peşin söyleyeyim.

Buradaki hikaye bu türden bir yerde geçmiyor. Daha masum, başkalarının izlenmesinden uzak gizli bir hikaye.

Uzun bir aradan sonra soğuyan ilişkilerinin ardından efendinin daveti üzerine tekrar bir araya gelmek için can atıyordu genç kadın. Efendinin de bir istediği vardı ki tekrar "bu aradan sonra tekrar başlayalım mı" diye sormuştu. Diyalog başladı, eski havalarını buldular kısa bir sürede.

Yeliz efendisini evine davet edemiyordu, bekardı ve ailesi ile yaşıyordu, sürekli bir aradaydılar. Efendinin durumu da bundan pek farklı değildi, tek farkı bekar olmamasıydı.

Son zamanlarda kiralık mekanlar artık BDSM için pek güvenli değildi. Otel odaları BDSM için çok sıradan yerlerdi. Sürekli bir mekan bulundurmak pahalı bir işti ve ne yazık ki yine güvenli sayılmazdı. Yeliz o denli özlemişti ki efendisi Sabri'yi fırsatı kendisi yarattı. O dönemler iş yeri Yeliz'in yalnızlığını paylaşacağı kadar tenha oluyordu, ofisini paylaştığı arkadaşı bile tatildeydi, o oradaydı ve yalnızdı ve birlikte olacak yer yoktu... Bu nasıl bir saçmalık diye düşündü. "Ah keşke o burada olsaydı şu an" diye iç geçirdi.

Bir gün bunu efendisine çıtlattı. Yeliz'in ofisi komşu bir şehirdeydi, efendiden araba yolculuğu ile yaklaşık 3 saat kadar uzaktaydı. Gelir misin? diye sordu. Sabri "kimsenin olmayacağına, bir süpriz yaşamayacağımıza emin olamıyorum pek" dedi. Ancak boş da durmadı, mekanın resimlerini çektirtti ve inceledi ve acil bir durumda toparlanılacak önlemleri alabileceğini hissetti. "Peki, günü söyle o zaman" dedi...

devam edecek....

29 Nisan 2014 Salı

Köleliğin İkilemi

Kölenin sınırları konusu daima kafamı yormuştur. Bir köle ile karşılaşmadım ki ne istediğinden tam emin olsun...

Söyledikleri vardır... Bunlar sınırlarının beyanıdır... Ama genellikle hayalleri bu sınırların çok ötesindedir. Sınırları korkularının bir eseridir ve işin garibi korkuları ile karşılaşmaktan da zevk alırlar...

Yıllar sonra asıl aradıklarının sadece güvenilir şekilde kendilerini teslim edebilecek bir kişi olduğu şeklinde bir mantıksal sonuca ulaşmak mümkün olduğunu düşünüyorum, gerisi hikaye. Gerçek bir BDSM kölesi düşünmek istemez, sadece hissetmek ister, düşünmek bile efendiye bırakılacak bir olgudur. Sorumluluğun pas edilmesi kendini cinsel veya davranışsal bir çok yükten kurtarır. Düşünme yetisini bir başkasına havale etmek ise bir tek şey gerektirir bu da kişinin bekasına dair güvendir.

Bu sadece D/s ilişkilerinde değil, klasik Türk ebeveynlerinin yatak odasında bile söz konusudur, ataerkil toplum olmak doğal olarak D/s türü bir ilişkilere gebe olacaktır.

Anladığım kadarı ile kölenin sınırları doğru efendiyi bulmaktan ibarettir.

Önemli: Bu yazımdan lütfen D/s kölelerinin sınırlarının önemli olmadığı sonucunu çıkarmayınız. Belirtmek istediğim konu sınırlarına göre efendi bulmaya çalışmalarıdır. Bazen yanılırlar... O efendi siz olmayın.

27 Nisan 2014 Pazar

BDSM ile Daha Kolay

BDSM ile ilgilenenlerin gerçekte BDSM'yi ne kadar istediklerini düşünmüşümdür hep. Acaba sert bir cinselliği karşılamak daha kolay olduğu için, efendi köle kisvesi altında roller toplumca belirlenen kadın erkek rollerine göre daha masum geldiği için mi?

Farzedin...

Efendi ve köle rolündeki kişiler buluştu... Nedeni sabit; Bir oyun oynayacaklar, cinsellik var mı? Belki ikinci planda... Ana neden değil... Toplumsal cinsel stres atıldı... bitti...

Efendi sert bir sesle "yere uzan" diye bağırdı... Yüz üstü yere uzanıldı, efendiye uyuyoruz... "Kollar arkada birleşsin" diye emir geldi... Efendi kölenin soğuk kalçalarının üzerine çömeldi, eller iple bağlandı...

Efendi kölenin tayt pantolununu soyarak indirdi, ardından fazla beklemeden külodunu da aşağı çekti, sütyen zaten çoktan gitmişti... Efendi değil mi yapar! Zevkle efendime hizmete hazırım...  Efendi değil miyim, canım bunu istedi...

15 dakika seyretti efendi... Sonra parmağına bir parça vazelin sürdü ve gönderdi popodan içeri... Can acıdı biraz... Ama o isterse her şeyi yapar, bakkala gitmemi de söyleyebilirdi tabi, banka soymamı da, güzel ki canı o hoş parmağını kıçıma sokmak istemiş... Bu işe daha uygun bir yerime başka bir şey sokarak devam edebilir mi, eder, ediyor mu, oh, efendim, süpersiniz! Lütfen devam edin, ufak tefek can sıkıntılarına razıyım ben...

Bu aşamada durabilecek bir cinsellik düşünemiyorum....

Ancak... Bu aşamada işler tipik cinsellik kurallarına göre gitmiyorsa, efendi içinize girmiyor da, sizi tek ayak üzerinde dikiyorsa, ağzınıza poğaca tıkayıp "düşürmeyeceksin, cezalandırırım" diyorsa ve siz boyun eğiyorsanız o zaman o BDSM gerçekten BDSM'dir. Efendi sizi becersin veya becermesin :-)

P.S.: Genellikle BDSM cinsel birleşme içerir.

BDSM Do...

BDSM'de aşağıdaki tecrübe sınıfları de facto olarak vardır, adı uzak doğu sporlarındaki gibi pek anılmaz. Hoş görün benzetmemi :-)

Burada söylemek lazım ki kara kuşağa geçiş partnere, hocaya bağlıdır, bazen hiç ilerlenmez bazen bir haftada da kara kuşak olunur.

Beyaz Kuşak
Merak eder, BDSM'yi zaman zaman deli gibi ister ama ne alacağını, alacağının ne olduğunu asla bilmez. Bir sonraki kuşağa geçinceye kadar biraz dayak yer.

Sarı Kuşak
Kendini korumayı herhangi kişilere göre öğrenmiştir, ancak tecrübeliler tarafından yöneltilecek darbelere karşı çaresizdir.

Turuncu Kuşak
Elleri kolları bağlı olmak veya bağlamak normaldir. Ancak partneri doğru seçip seçmediğinden halen endişesi vardır.

Kırmızı Kuşak
Kendinden emindir ve bu nedenle akla sığmaz bir sürü hata yapar.

Kara kuşak
Hata yapmamak için maksimum özeni gösterir.

Kölelik Sınırlarım

Kişisel yazıştığım bir sub hanım (istediği üzere nickini açıklamayacağım), bir köleden ne beklediğimi, nasıl olması gerektiğini sormuştu, kısa ve ona özgü olarak anlatmıştım, şu anda hatırlamıyorum. O zamana kadar bunu hiç düşünmemiştim açıkçası. Biraz geçmişteki bütün kölelerimi sırayla bir düşündüm... Neler hoşuma gitti, neler gitmedi... Hepsi birbiri ile ilişkili, ayırmak çok zor oldu ama toparladım sanırım...

Beden mülkiyeti
Öncelikle bedeninin benim malım olduğunu hiç bir şekilde unutmaması gerekiyor. Ona zarar vermemesi, iyi bakması gerekiyor. Benim olanı benden esirgememesi gerekiyor, istediğimde en ufak tereddüt etmeden her şeyini bana sergileyebilmesi, kendi kendisine karşı ne ise bana karşı da aynı rahatlıkta olabilmesi gerekiyor. Ancak bunu yapmak ilk tanışma sonrası hiç kolay değil, biliyorum, ancak söyleyebilirim ki alışmadığı için psikolojik bir acı çeke çeke de olsa bunu yapması bana özel sadistik bir zevk de vermiyor değil. Bu nedenle özel olarak bunu yaptırmaktan zevk alıyorum. Bu göreceğim şeyin merakından veya uyarmasından değil, istediğim porno filmde bacaklarını kameraya açmış kadınlar görmek mümkün, bu benim için çok cazip değil, ama köle adayı için çok kolay da değil, ancak kendini teslim etmiş birinin yapabileceği bir şey. Burada konu olan, alışılmıştan farklı bir şekilde mahremiyetini bana teslim etmesi gerektiği. Sözün kısası, önümde bacaklarını, göğsünü açmaktan tereddüt etmemesi gerekiyor. Ederse de yine yapabilmesi bir koşul.

Güven
Bana güvenin tam olması gerekiyor. Aslında efendinin bir kişiyi köle olarak kabul etme külfetine ve riskine girmesinin en önemli nedeni, nirvanası budur. Koşulsuz güven şu anlama gelir: Koşulsuz itaat. Bir efendi için kulağa inanılmaz şekilde güzel geliyor, tıpkı güzel bir senfoni gibi... Bir köle olabilmek için bu aşamayı geçebilmiş olmak şarttır. O kadar güvenmeli ki bir emir karşısında tereddüt bile etmemeli, cevabı daima "emredersiniz efendim" olmalı, bunun bir başı sonu olmamalı.

Fiziksel Nitelikler
Fiziksel nitelikler genellikle ruhsal uyumdan sonra gelir. Ancak tamamen de önemsiz değildir, şöyle ki:
Bir Ferrari ile Şahin arasında bir erkek için daima fark vardır (bir efendi olarak değil), erkek bir efendi için de bu geçerli olacaktır. Genç, güzel, fit bir kölenin gazına basılması daha büyük keyif verir, ancak şu var ki eski bir Mustang'ın vereceği zevki bir Porsche asla veremez, yani bu dengeyi sağlamak şarttır. Kısa bir ifade ile paçoz tipler her erkeği rahatsız edecektir, eğer yaşınız ve kilonuz arasındaki dengeyi ruhsal bütünlüğünüz ile sağlayabiliyorsanız hiç bir efendi size hayır demeyecektir, yeter ki onun damarına gerekli şerbeti verin.

Ruh Sağlığı
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin kurucusu Mazhar Osman der ki; "Herkes bir parça delidir". Doğrudur...Önemli olan günlük sosyal dengeleri bozmak yönünde bir eğiliminiz olup olmadığıdır. Bu her iki taraf için de geçerlidir, bir köleyi ailesine ve arkadaşlarına karşı rezil edecek bir efendi kadar, bir efendinin itibarını yok edecek bir köle de sınırın diğer tarafındadır. Bunların yaptığına da BDSM denmez zaten.

Rıza
Eğer istek rıza yoksa BDSM bir suçtur. Fazla bir yoruma gerek olmadığını düşünüyorum.Burada isteyip de naz etme konusunun bir sorun oluyşturduğu görüşündeyim, hanımlar, lütfen bunu yapmayın, karşınızdaki ciddiye alabilir.

Riskler
Riskleri almak normaldir ancak önlemleri de almak koşulu ile. Vanliya seks dahilinde bile bir sürü riskler varken BDSM'de olmadığını söylemek zordur, önemli olan alınmış olan önlemler ve ne kadar etkili olduklarıdır.

10 Ocak 2014 Cuma

BDSM Suit

Bizde günlük kiralık evlere kamera koyarlar, polise bastırırlar. Gavur dayamış döşemiş, hizmette sınır yoktur diyor. Güven maksimumda...

Belirtmek gerekir ki bu reklam değil...

http://www.hoxtondungeonsuite.co.uk


Yatak odası normal, zevkli sayılabilir. Diğer resimdeki oda daha çok oyun odasına benziyor.

Ancak ne var ki fiyatlar Pound cinsinden ve biraz yüksek buldum. Fiyatları Rezervasyon sayfasından görebiliyorsunuz.