BDSM malzemeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BDSM malzemeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2021 Perşembe

Bak Cıs Yaparım!

"Cıs yapmak" çocukluğumdan kalma bir kelime olarak halen duruyor ama koca internette benden başka böyle bir şeyi diyen de görmedim. Çocuk dilinde can acıtmak ve aslında daha da öznel olarak, iğne yapmak olarak hatırlıyorum. Çocuğa bir şey yapmaması için doktorla iğneyle korkutmak için kullanılan bir tehdit cümlesi, tıpkı "Bak öcü gelir" falan gibi. Bana denilmedi bu pek ama genel olarak kullanıldığını bolca duydum. Kim bilir belki de çocuk başıma yanlış anladım o zamanlarda o yüzden kimse bunu bilmiyor. 


Sanırım bizim kızlarımızın çocukluklarında böyle bir korkutma faslı olmuş ki şimdiye kadar, "Cıs mı? İğne mi yani? Ahahaha!" diyeni olmadı kölelerimden ve derinlemesine yazıştıklarımdan. Bir sadistik dom için bu çekincenin işi daha da zevkli hale getirmesi de normal, itiraf edeyim.

Bir mazoşistik sub üzerinde bu cıs işinin tıbbi koşullara uyulmadan yapılması sağlıklı değil öncelikle, bunu belirtmek gerekli. Kadınların bütün memelerini şiş kebap yaparcasına şişlere geçirildiği, enjektörlerin estetik bir sıra ile dizildiği porno filmleri mesnet almayın. Pis kirli yerlerde enfeksiyon riski her zaman olacaktır. Hatta steril enjektör kullansanız bile bu böyle... Yanlış bir yere uygulanmasının dışında cildin kendisinin temiz olmaması bir risk. Boşuna mı cıs yapacak canım fantezik hemşireler öyle alkollü pamukla silip silip öyle sokuyorlar iğneyi, bir de duvarda durup parmağı ile sus işareti yapıyorlar ama onun bu konu ile ilgisi yok tabi.

Bu cıs işinin daha az korkutucu olanını keşfettim bir süre önce. İnsülin iğneleri.

İnsülin kullanmasına karar verilmiş diyabet hastalarının günlük olarak kendilerine yaptıkları daha kısa ve daha ince bir iğne bu (bazı okurlar "biliyoruz" diyebilir ama bilmeyenleri de düşünmek lazım, burası bir tıp bloğu değil sonuçta). Bu iğneyle hemşirenizin elinde tuttuğu 10 ml enjektörün iğnesinin yaratacağı his arasında fark var sanıyorum, en azından psikolojik olarak var, daha ince ve aslında daha masum görünüyor ve direkt hissin daha az olduğu bölgelere yapılıyor (göbek gibi).

Şimdiye kadar normal enjektörü Yeliz'in göğsünde denemiştim ama bu enjektör hissinin, insülin iğnelerinin bir tanesini değil küçük bir tarlasını denemek ile eşdeğer olacağını düşünüyorum. Bu konuda mazoşist sub'ıma "bak kuş geçiyor" deyip tavanı gösterdikten sonra batırdığımda yüzünün ifadesini görmek en iyi fikri verecektir veya daha bana uygun bir usulde, gözlerini bağladıktan sonra. Eğer bilinçli olarak farkında olursa etkisi daha ciddi olabilir ama bu bir ilk ise ilk başlangıçtaki psikolojik bariyeri bir ölçüde kırmak gerekli. İnsanların bu iğneyi kendilerine de yaptıklarını düşünürsek o kadar da acıtmamalı dedim ve kendimde denedim tabi (iğneyi kendine çuvaldızı başkasına misali). Sonuç; eh acıyor biraz tabi, biz de erkeğiz falan ama bu da benim için bir ilkti bir anlamda. Her ne kadar enjektör ile iğne olunurken direkt seyredebilsem de bunu yapmıyorum, genelde hemşirenin memeleri bu sırada bakmak için daha cazip bir yer. Bazen "lütfen diğer tarafa bakın!" gibi bir uyarı gelmesinin dikkati olay yerinde toplamamak için bir iyilikten çok bu meme konusu ile ilgili olduğunu düşünüyorum, "sen işine bak kızım, ıska geçeceksin damarı yine, bulamadın bir türlü, kasıtlı mı yapıyorsun, sapık mısın nesin?" der miyim bilmiyorum günün birinde ama tabi ki iğne onun elinde, yani o anlık efendi o tabi.


Dönelim insülin iğnesine tekrar... Bu iğnenin ilkinden sonra sevgili sub'ımda yükselen adrenalin ile muhtemelen 4. ve 5.'den sonra acı şiddetini kaybedecektir. Bu genelde mandal sıkıştırma durumunda sık karşılaşılan bir durum, ilki daha acı verici olur ve tabi sonuncusu. Mandal için; takarken değil, asıl çıkartırken en acı verici durumun yaşandığını iyi biliyorum. Bunu tavşanların yokuş aşağı iyi koşamaması arasındakine benzer bir ilinti altında düşünebiliriz belki, kim bilir? Sanırım ki tavşanlar bilir. Burada iğnenin çıkartırken vereceği acı için benzer bir durum olmadığını tahmin ediyorum, en azından Yeliz'de olmadı, çektim çıkardım. Bazılarının "ulan, hiç mi iğne olmadık? Konuya bak, çocuk masalına döndü bu post." dediklerini duyar gibiyim. Biz BDSM sahnemize geri dönelim.

Bir iki tane derken bir düzine iğneyi göğsünde bulup sayısını unutacaktır ancak vajinal tarafta hissedince saymaya başlar yine, emin olun. Belki de çıkartmadan önce biraz kolonya ile ıslatınca sayar en azından. "Batık iğne sayısını tahmin etmece" oyunu da oynabilirsiniz, bilemezse arttırırsınız, hele hele durumu abartmak için sayıyı fazla fazla söylerse "bak, şimdi o dediğin sayıda oldu canım, artık biliyor oldun" diyerek o sayıda batırıp cezalı esprinizi bile yapabilirsiniz, köleniz aynı zamanda sapyoseksüel ise bu sözle boşalabilir bile. 

İğne kullanırken sonrasında da steril olmak gibi bir gereklilik söz konusu, yani kölenizi temiz yerde tutacaksınız, kirletici bütün faaliyetler bu iğne faslından önce yapılmalı ve tercihen de bir banyo yaptırmak yerinde olur, ama banyo sırasında kölenizin üzerine işemeyin her ne kadar idrar steril bir sıvı da olsa. Önce işeyin sonra (çişiniz bitince) güzelce bırakın yıkansın (sanırım bunu kendisi yapabilir).


1 Ağustos 2019 Perşembe

BDSM Kobay Aranıyor

Bu yazıya erişip bana eve alıp sonrasında başına dert olduğu için satmaya çalışan hamster'ını teklif eden bile olabilir. Zira bu tür hayvanları petshop'lar "iadesiz" olarak satarlar. Tamam sevimli ama kobay sahibi olmak biraz sorumluluk gerektirir.

Aradığım şeyin tarifinin "deney hayvanı" kaynaklı olduğunu söylemem lazım. Kobay denince hep resimdeki gelmesin aklınıza, köpeğinden maymununa kadar artık genel bir ifade olmuş bu.

Benim aradığım türü Homosapiens Erectus (insan), dişi lazım, biraz da arananın aslında yeni BDSM araçlarımı denemek için, tercihen geçici partnerler olduğunu anlayacak kadar zeki olması şart.

Bu başlığı böyle yazmasam mı diye düşündüm bir süre, korkutup kaçırırım okuyucuları. Kibarca "tester aranıyor" veya "model aranıyor" mu deseydim? O zaman bunu bambaşka yere çekebilecek adaylar olacağından eminim. Sadede gelelim; BDSM jargonuna sanırım ki "kobay" daha uygun.

İş tanımı:
Sabri Efendi tarafından araç geliştirildikçe fiili olarak kendisini ziyaret edip üzerinde araçların denenmesini sağlamak, bu araçların hissettirdikleri konusunda hem spontane bilgi vermek hem de raporlamak. Adaylar sanal iletişim (mail) ile belirli bir süre stajyer köle olarak çalışacaklardır. Fiili görevlerde gerçek köle olarak davranılacaktır. Buna psikolojik baskı da dahildir.
Amaç, aparatın zararlı olup olmadığını değil ne derece zevk verici olduğunun tespit edilmesi, yetersiz görülen yerlerinin iyileştirilmesidir. Denenecek aparatlar zararsızdır.

Nitelikler:

  • Kadın olmak
  • 18 yaş üstü, tercihen 26-45 yaşları arasında olmak
  • Aşırı kilolu veya aşırı zayıf olmamak
  • Bakire olmamak (vulva içi araçların test edilmesi gerekebilir)
  • Temiz ve tıraşlı olmak
  • Kolay ıslanıyor olmak
  • Emir almaktan hoşlanıyor olmak
  • Görevleri yerine getirecek sağlık sorunu olmamak
  • Tercihen İstanbul'da ikamet ediyor olmak

Koşullar ve diğer haklar:

  • Şehir içi ulaşım 
  • Yemek
  • Bir ödeme yapılmayacaktır. Makyaj ve diğer giderler kendisine aittir.
  • İş sırasında adaya verilen üniforma giyilecektir
  • İş tatminkardır
  • Sağlık sigortası "Sabri Efendi Güvencesi ve Sorumluluğu" altında olacaktır.
  • Test edilecek aparatlar sınai haklara konu olabileceğinden dolayı başvuruda paylaşılmayacaktır.

Başvurular:
  • Başvurular sabri.yilar@gmail.com adresine "kobay ilanı" başlığı ile yapılacaktır.
  • Resimli başvurular öncelikli olarak değerlendirilecektir.
  • Kesin kabul öncesi 20-40 iş günü sanal staj süresi söz konusudur.
  • Adaylar başvuruda sınırlarını belirten bir form dolduracaklardır, bu form başvuru sonrası adaya iletilir. Bu sınırlara mutlak olarak uyulacaktır.
Not (ciddi) : Bu ilan bir fantezi davetidir, içerikleri  doğrudur ve aday aranmaktadır ancak konu kısa süreli bir BDSM oyunudur. Başından sonuna kadar ciddiyetle oynanacaktır. Lütfen izinsiz bir alıntı yapmayınız veya link vermeyiniz.

31 Temmuz 2019 Çarşamba

Gergef ve Ger Gef

Bir kumaşı germek ve içine nakış işlemek için kullanılan bir aparattır gergef, eski bir tarihi vardır. Dikdörtgen şeklinde olanları da bulunuyor çember şeklinde olanları da. İki parçanın arasına kumaşı gerip üzerine rahat nakış işlemek için kullanılıyor.



Çember şeklinde olanları "kasnak" adı ile genelde "masrafçı" denilen kumaş süsleme ve terzi ıvır zıvırı satan yerlerde bulunuyor.

Bu kadar saydım ama biraz  nakış vesaire bilen kızlarımızın zaten çoğu bunu bilir.

Benim faydam bunu erkek efendilerin bilip uygun bir yerde kullanması. Kaç dom böyle bir malzemeyi bilir acaba?

Biraz işçilikle alttaki resimdekine benzer bir hale getirilmesi çok zor olmasa gerek. Resimde görülen, ortadaki metalik çemberin uygulamada orada olmayacağını, onun yerine başka bir şeyin olacağını söylememe sanırım ki gerek yok.



İp ve dıştan bağlı düğmeler standart  olarak muhtemelen aynı masrafçıda bulacağınız malzemeler. Ancak kasnağa delik açma sıkıntısı varsa iç içe olan kasnak buna çözüm olabilir. Bu durumda her iki kasnak arasındaki iplerin gerilmesi için kasnakları gevşetmek gerekebilir ama vajinal dudakları germek için çok pratik olmayabilir bu şekilde kullanım. Bu durumda kontrollü geremeyeceğiniz için gereğinden fazla gerebilirsiniz veya uğraşmaktan sıkılabilirsiniz. Bu delik sorununu belki çivi çakıp sökerek çözebilirsiniz ama şu var ki bunu yapacak olsam ben yedekte bir kasnak daha bulundururdum çatlama riskine karşı.

Belki akla gelmez diye söylüyorum, böyle bir şeyi vajinal dudakları germek için kullanabileceğiniz gibi göğüs üzerinde kullanabilirsiniz. Ağız bölgesinde önermiyorum çünkü mandal orada iz bırakacaktır, ben kölelerimin dudak kenarlarında mandal izleri ile gezmelerini istemem şahsen, ayrıca ağzı bu kadar açıp dişlerini görüp de ne yapacaksınız?

Aletlerini kendi geliştiren her BDSM efendisi için benim önerim bu şekilde işleri yapabilmeleri için ellerinde Dremel veya Proxxon markalı olanlar gibi küçük bir el freze seti bulundurmalarıdır. Çok ucuz değiller ama ehil ellerde yetenekli oldukları kesin. Aman yanlış anlaşılmasın, frezeyi köle üzerinde veya yakında direkt kullanmaya kalkmayın, çok tehlikelidirler, koparıp atarlar kan çıkar valla!

Freze konusundan bir sürü şey çıkartabilirim, başka bir yazıya bırakayım en iyisi...



18 Ekim 2018 Perşembe

Yasak Hayaller ve Sınırlar IV - Tam Beden Alçı

 En başından söylemekte yarar var, diğerlerini bilemem ama eğer konu ile ilgili bir profesyonel değilseniz bu fanteziyi EVDE ASLA DENEMEYİN. Yasak bir Hayal denecek kadar uç görünmemekle beraber sakatlanma olasılığı ve hayati riskler içerir.


Yasak olmasa bile en azından benim uygulama açımdan zor gibi görünen bir fantezi de kölenin bütün vücudunu alçılamak. Bu fanteziyi kölenin bir bidon içine girip boğazına kadar beton ile doldurulması olarak düşünüyordum ama bunu düşünmek benim bile sınırlarımı aştı, yazarken bile tedirgin oluyorum, çünkü oradan çıkması ile ilgili detayları da düşünmeye fazlası ile alışığım ve orada çıkmaza girdim. Sonuçta fantezim insanı eziyetle öldürmek falan değil. Bırakın bunu, olası kazalara karşı her tür önlemi %100 almazsam aptal ve sorumsuz bir efendi olurum (aman dikkat! piyasada böyle sorumsuz kişiler az değil).

Bu nedenle alçı konusunu biraz daha medikal boyuta taşıdım ve baş hariç bütün vücudu tıbbi alçı ile alçılamayı uygun gördüm. Biraz farkla tabi, benimkinin biraz estetik yönü de olmalı.

Bu alçı bazı yerleri açıkta bırakacak, vajina, göğüsler,
göbek ve baş. Normal bir tıbbı tam beden alçıda boşaltımı sağlamak için zaten alt tarafı boşluk bırakılıyor ve kolaylık için bir şeyler takılıyor. Bu delik bizde başka işlere yarar tabi.

Geri kalan bütün beden hareket edemez şekilde olacak. Tabi öyle mum gibi dururken alçılanmayacaktır, bacakların servise tam açık, tercihen iki yana açılabildiği kadar gerilmiş, dizler yüzüstü yatırıldığında hizada durabilmesi için 90 derece kırık. Eller ensede birleştirilmiş, yüzüstü yattığında zeminin suratına baskı yamaması için dirsekler yüz hizasının önünde bulunacak şekilde ayrıca alçılanmış olmalı. Sağlamlaştırma için iki dirsek arası bir çubuk ve dizler arası çubuk olmalı. Ensede birleşen elleri en az bir pinpon topunu dışarı itecek kadar  açıklığa sahip olmalıdır ki acil bir durumda bir güvenlik kelimesi olarak parmakları arasında sıkıştırdığı pinpon topunu kullanılabilsin.

Alçılama öncesi köle düzgün bir şekilde makyajını ve her türlü temizliğini yapmış olmalı.

Alçılama bittiğinde ve sertliğini elde ettiğinde kölenin gıdıklandığı bir yeri gıdıklanarak test edilebilir. Eğer vermek isteyip de veremiyorsa alçı uygundur.

Bu durumda önce sırtüstü, yüz yüze bakılırken kölenin genital bölgeleri uyarılarak (muhtemelen güzelce ıslanmış olacaktır) kalp atışı hızlandırılarak başlanılabilir. Bunu göğüslerine fiske ile uyarım veya kırbaç ile canını yakma faslı yapılabilir,ki burada yapılacaklar daha çok kölenin nerelerinden daha çok uyarıldığı ile ilişkilidir ve kişiden kişiye değişebilir. Ortak amaç kölenin çıldırırcasına hareket etmek isteyeceği noktaları uyarmaktır. Bunda çok aşırıya gitmemek gereklidir, zira bir panik veya rahatsızlık anında hızlı bir müdahale yolu yoktur, örneğin kölenizin astımı veya bir alerjisi varsa başlamadan çok önce bunun önlemi alınmış olmalıdır. Bu durumda nefes almanın kolay olmadığı göğüs kafesi veya diyafram üzerine pozisyondan dolayı olabilecek baskılar önemli olacaktır ki bunlar konuşmasını da engelleyebilir.

Sırt üstü durumda yüzü kontrol edilmeli ve işlem sırasında ses vermesi veya konuşması istenmelidir. Yüzüstü durumda onun yüzünü göremeyeceksiniz, güvenlik nedeniyle, onu hareket etmesi ve zevk için uyardığınız halde sesinin gelmemesi durumuna, pinpon topunun elinde olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Genel olarak hareketsiz biri için uygulanabilecek teknik vibratör veya "magic wand" türü bir uyarıcı veya bulabilirseniz plazma ampulü olabilir. Sırt üstü pozisyon kölenin malını ortaya dökse de bu durumda kölenizi becermek (devasa bir penisiniz yoksa) pek pratik olmayacaktır, daha çok oyun için kullanılabilir. Sırt üstü yatarken kritik yerleri ile oynarken ona bir şeyler okutmak veya önceden "ezberlemiş olması gereken" şeyleri söylemeniz çok eğlenceli olabilir. Uyarımı hareketlerine yansıyamayacağı için sesine bolca yansıyacaktır. Fasılalı ve rasgele olarak uyarılması genel olarak beni daha çok zevk alacağım bir şekli.

Kölenizin yüzüstü pozisyonda olması doggy veya anal olarak daha uygun bir pozisyon olur. Bu durumda bile arada kalacak olan alçı bir problemdir, çok konforunuz olmayacak ama sizden çok o zevk alabilir bu durumdan, içine girildiğinde özellikle bu durumda ne kadar rahatlamış olduğunu anlayacaksınız.

Böyle bir alçıyı yapmak zor değil ancak işi bitince çıkarmak için "önceden denenmiş" güvenli araçlar kullanılmalı, çünkü acil çıkış yolu bulunmuyor.

1 Eylül 2018 Cumartesi

İlk Tanışmalar'da Tatlı Bir Başlangıç

Geçmişte emniyet, güven konusundan sıkça bahsettim, bugünkü konum bu değil, ilk buluşmanın psikolojik yönü.

Sadece ilk buluşma için de değil, aynı zamanda her buluşmada yine yeniden başlayacak bir psikolojik silsile bu işin tadını veren konulardan biri.

Öncelikle şu tecrübe ile sabit ki, bir ilişki BDSM olarak başlarsa ancak BDSM olarak devam edebilir, "ay! ucundan accık başlayalım, ay! önce bir kahve içseydik", bunlar bütün zorlamalara rağmen bir türlü yolunda gitmiyor. Efendi, efendi midir? Evet, o zaman efendi olarak başlar ve köle daima rolünü bilir. Uzunca bir süredir bunun istisnalarını denediğim buluşmalar hep ümitsiz, belki de saçma bir buluşma haline geldi.

Ben bunu geçmişte, "başka türlü başlarsa D/s ilişkiye tekrar toparlamak zor oluyor" olarak formüle ediyordum ama artık toparlamanın dahi mümkün olmadığını düşünüyorum. Nedenini gerçekten bilmiyorum, bu konuda bir tahlili yapmak benim için bile çok zor.

BDSM'nin bir ön sevişmesi varsa o da kesinlikle sert emirler, belki de direkt cinsel giriş çıkıştır. Bundan sonra bir yeni başlangıç denemesi olacaksa kesinlikle ve kesinlikle kahve içerek veya arabada felsefi konuşmalar yaparak olmayacak, hele D/s ilişki dışı bir romantizm vb. geleneksel vaniyalar, onlar da hiç olmayacak.

Özellikle sevgili kölem Yeliz'den aldığım bir bilgi bu konuda benim fikrimi açtı diyebilirim. Normal bir cinseliğin onu "yeterince" ıslatmaması, bu ilk defa ondan duyduğum bir şey de olmamasına rağmen uyanışım bu oldu, teşekkür ediyorum kendisine.

Budan sonra ilk buluşmada ellerinden veya ayaklarından bağlanmaya, tasma takmaya, en azından içine girilip çıkılmaya hazır olmayanlar ile bir işim olmayacaktır.

Yani en tatlı başlangıç, D/s bir başlangıçtır, alternatifi yoktur.
.


15 Ekim 2016 Cumartesi

BDSM'de Kişisel Keşifler: Hassas Uçlar

Bu gerçek bir oyun (zamane internet gençliğinin deyişiyle "reel"). Genelde BDSM randevularımın bir parçasında uyguladığım bir şey.

Köle, tamamen çıplak olmak üzere sıkıca streç film (cling film) ile döne döne sarılıyor. Baş ve boyun bölgesi hariç. Bu pozisyona mumyalama da deniyor ve zaten bilinen bir BDSM durumu. Sarma işlemi sırasında düşüp devrilmemesine dikkat etmek gerekiyor çünkü bu şekilde dengeyi kaybetmek çok kolay ve düşerken kendini koruyacak kollar da sarılı oluyor. Eğer köleniz sizden iriyse bunu denemeyin derim veya alternatif bir sarma yolu bulun.

Bu sarma sırasında kölenin vücudunun kuru olmasına ve sağlık açısından da kan dolaşımı konusunda sıkıntı olmamasına dikkat edilmesi gerekli. Eğer ayaklarda veya boyunda soğukluk, morarma hissedilirse derhal durmak ve filmi kesip açmak gerekli. Eğer köle bir yerinin uyuştuğunu söylerse de bu durum önemli. Bundan dolayı kölenin konuşmasını engelleyecek bir şey olmamalı ve safe word mutlaka kullanılmalıdır.

Tamamen sarılı ve hareketsiz durumdayken kölenin göğüs uçları dışarı çıkabilecek şekilde göğüs kısmından dikkatlice kesilerek açılır ve streç filmde 2-3 cm'lik iki delik yapılır.

Bundan sonrası göğüs uçlarının küçük vurmalarla uyarılmasından ibarettir, ben en etkili yöntemi parmaklarla küçük fiskeler vurmak olarak buldum. Bu uyarım köleyi adeta çılgına çeviriyor, sarılı olduğu için hareket kabiliyeti kısıtlı da olsa çılgın şekilde kıvranıp durması bunun etkisinin açık bir göstergesi. Ne kadar devam edeceğiniz sizin insafınıza kalmış. Mandal vb. biraz fazla durağan kalıyor. Bunu etkileşimli bir şekilde yapmak işin püf noktası.

Bunun pek istisnasını görmedim, köle tarafından oldukça sevilen bir şey. Zorlaya zorlaya streç filmin kayarak çıktığına ve tekrarı için yalvarıldığına da rastladım.

2 Ekim 2016 Pazar

BDSM'de Kişisel Keşifler: Başlangıç

Şimdiye kadar kölelerimin en çok zevk aldığı konuları "BDSM'de Kişisel Keşifler:" başlığı ile yayınlamayacağım. Biçimi, koşulları, algılayabildiğim nedenleri ve kendimce bir analizinden oluşacak bu başlıklar.

25 Eylül 2015 Cuma

BDSM Hikayesi: İlk Teslimiyet - VII

Anahtarı yutması kolay olmuştu, minyatür bir anahtardı. Ancak kilit, zincirini bir arada tutmaya yetecek kadar sağlamdı. Zaten bu iş için çok iri bir kilit gerekmezdi.

Efendisi kadının yüzüne, yüzünün üst yarısını kaplayacak siyah bir örtü örttü, gözlerini de tamamen kapsayacak şekildeydi. Kadın beklemeye başladı.. Efendi kadının beklemediği şekilde bir hamle ile kadının dudaklarına yapıştı. Çok şiddetliydi. Bu bir öpme değildi, adeta dudaklarından bir tecavüzdü, daha çok emip de kanını emmek için uğraşır gibiydi. Kadın dudaklarını uyuşmuş, dişlerini sızlar halde bulmuştu. Ancak şimdiye kadar da hiç böyle güzel hissetmemişti.

Kadın efendisinin ilk şokunu atlatamadan göğüslerinin büyük bir kuvvetle sıkıldığını hissetti. Efendisi elleri ile kavramış bütün gücüyle sıkıyordu. Henüz buna alışmışken göğüslerinden yukarı doğru çekildiğini hissetti. Sıkılması mı daha çok canını yakıyordu yoksa çekilmesi mi, bunu bilemedi, zaten pek umurunda da değildi. Birer yağ torbası olarak elindeydi işte efendisinin... Bir süre sonra birini bıraktı efendisi. Bırakmadığını ise dibinden bir kendir, ısırıcı türde tüylü halatla sıktığını hissediyordu, halat batıyordu tenine. Aynı şey ikinci göğsüne de yapıldı.

Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu, ancak bir süre sonra göğüsleri çok hassaslaşmıştı. Efendinin göğüs başlarını parmakları ile ezercesine bastırmasıyla bu acıyı hissetti.

Bir yandan da aklı halen yuttuğu anahtardaydı. Çaresizlik ve endişe ile acı hissi birleşmişti.

Ayak bileklerini birleştiren zincirin aslında tek bir karabina (açılabilir zincir baklası) ile bilekleri birbirine bağladığını bacakları efendisinin çekmesiyle iki yana çekilince anladı kadın. İlk defa aklı başında bir efendi ile birlikte olmanın cahilliğini yaşayan kadın bunu pek düşünmemişti, zinciri bağlayacak, kilit dışında böyle bir şey olacağı aklına gelmemişti. Bu önlem kendisine veya duruma özgü değildi, efendisi yaşanabilecek tehlikelere karşı da daima bu tür önlemler alırdı. Kadın kendisini aptal gibi hissediyordu ve işin garibi bu durum çok hoşuna gitmişti. Efendisine karşı güveni düşünebileceği sınırların ötesine geçmişti, kendisine yapacağı her şeyi, her şeyi kabul etmeye hazır bir psikolojik durumdaydı.

Efendisi bacaklarını iki yana açılabileceği kadar ayırdı, hiç bu kadar ıslanmamıştı kadın daha önce, ıslaklığı yatak örtüsüne kadar akmıştı. Efendisinin etine girip çıkması çok ama çok kolay olmuştu. Bacaklarını daraltıp kadının omuzlarına kadar bastırarak devam etti efendisi, hızlı şekilde yüzündeki örtüyü çekti. Kadının gözleri zaten kapalıydı, efendisinin birkaç santimden gelen sert sesi "gözlerini aç" olarak kulağında çınladı ve anında açtı. Efendisi ile göz göze gelmişti, kendisine katı şekilde bakan gözünden başka bir şeyini görmüyordu, görmek de istemiyordu kadın. Sırtından tenine batmakta olan zincir baklaları ve göğüslerini ısırmakta olan halatlar acıdan çok zevk veriyordu. Efendi etine girip çıktıkça efendiye olan şükranını nasıl ifade edeceğini düşünüyordu. Kadın bu düşünceler içinde titredi, sıklaşan etini efendisinin organını saran ve hizmet için yaratılmış bir et olarak düşünüyordu.

Kadının boşalması göreceli olarak uzun sürdü. Bu süre boyunca efendi hiç durmamıştı, kendisi ile birlikte boşalmamıştı da. Kadın boşalırken gözlerini kapatmasına ses çıkarmamıştı efendisi.

Efendi bir süre sonra kalan zincirleri çıkarttı, kadının bedeninde giysi altı yerlerde küçük ezikler oluşturmuştu zincir halkaları.

Bundan sonra yaşanacak olanları, efendisinin kendisine daha neler yapacağını çok merak ediyordu, ne olduğunu bilmese de çok istiyordu bundan sonra olacakları, sınırlarını falan düşünmüyordu, her şeye hazırdı, ilk başladıkları zamanki endişeli kadın değildi artık...

10 Kasım 2014 Pazartesi

Camisk


Gor Hikayelerinde Kajira (Dişi köle) kıyafetidir Camisk. Kajira'dan bahsettiğim bir önceki yazımın resimlerinde bunu giymiş bir Kajira (gerçekte manken tabi) örnekleri bulunuyor. Çeşitlendirmek için bu yazımda başka örnekleri de vermek istedim.

Sarı ve mavi olan resimlerdekiler online satış sitelerinden. Beyaz giymiş manken ise photo stock'tan alınma, telif hakkı doğurmamak için küçük yayınlamam gerekti ama sanırım ki fikir veriyordur.

Bunu ilk olarak Belgin ile konuşmuştuk zamanında, kumaş alındı falan ama kaynadı gitti, o da uğraşamadı ben de. Diğer taraftan Ezgi elindeki imkanlarla benzerini yaptı ama görmek mümkün olmadı. Kısmet Eylül'eymiş.

Eylül tamı tamına benim çizimimdeki gibi yapmadı, resimlerden gördüğünü hazırladı. Ne de olsa yetenek başka bir şey :-) ve kadınlarda moda algısı erkeklere göre çok daha iyi. Eylül bunu giydiğinde gerçekten şimdiye kadar gördüğüm en çekici gecelik ortaya çıktı. Gerçekten çok yakışmıştı.

Bu kıyafetin özelliği nedir diye düşündüm onu bu kadar farklı hale getiren. Toparlayabildiklerim şunlar oldu;
  • Öncelikle çok basit bir kıyafet. Bir köle değerine çok uygun, işi görecek minimum maliyet. Kölenin de kendisini basit görmesi mantığına da çok uygun.
  • Çok kolay çıkartılabiliyor, kemeri çözdüğünüz anda köleniz anadan doğma kalıveriyor. Bu kolay giyilmesi anlamına da geliyor ama işin bu tarafının kime faydası olur bilemiyorum.
  • Kıyafet çıkartılmadan kölenin her etinden kolaylıkla yararlanılması mümkün ve gerçekten bu şekli erkek için çok da uyarıcı.
  • Kölenin cinsel uzuvlarının adi şekilde görülmesini engelliyor ama oralarının varlığını sürekli vurguluyor.
  • Normal bir gündüz kıyafetinin çok iddialı kalacağı şekilde bazı vücut bölümlerini ortaya çıkarması (Kalçaların yan kısımları, göğüslerin yan kısımları gibi). Başka bir ifade ile "Süper yırtmaç" etkisi.
  • Kölenizin neresini isterseniz orasını bağlamanıza engel olmayacak bir kıyafet. Neredeyse her pozisyonda, bağlı veya sabitlenmiş durumdayken kolayca giyilip çıkartılabilir. Tek deliği baş deliği olduğundan tipik olarak bağlı durumdayken çıkartılıp giyilemeyen külot, çorap, t-shirt engelleri yok.
  • Genellikle dar veya geniş gelmeyen bir kıyafettir ve uzun kısa ince kalın, iri göğüslü veya küçük göğüslü neredeyse bütün kölelere uyar.
Diğer yanda bu kıyafetin taşıması gereken bazı olmazsa olmazları var;

  • Pahalı bir malzemeden yapılmamalıdır. Zevke göre keten çuval kumaşı kullanılabilir ki aslında bu konseptine daha uygundur. Ancak saten ve benzeri seksi gece kıyafeti kumaşların tercih edenler olabilir, bence bu da oldukça çekici duruyor.
  • Şeffaf kumaştan olmamalıdır. Unutulmamalıdır ki bu kıyafet mağazalarda satılan tülden vb. mamul seksi iç giyim kıyafetinden biraz farklıdır. Bilmiyorum, belki ben sevmediğim için kişisel yorumum da olabilir.
  • Beyaz, kırmızı, pembe, turuncu renkler daha uygundur. Sarı, yeşil ve mavi renkler (her ne kadar resimlerdeki mankenler bununla seksi dursalar bile bu onların seksiliği) çok uygun değildir. 
  • Kölenin boyuna ve kilosuna göre "ideal" boyutları değişebilir ama diz altına inmemeli, süper mini etek veya şort giymişçesine kısacık olmamalıdır.


Eylül'ün nasıl yaptığını blogumda yayınlamak üzere sordum. Gönül ister ki onun güzel vücudu üzerinde burada sergileyebileyim. Ama her yiğidin yoğurt yiyişi farklı. Bedeni ile deşifre edilmek istemediği için yapmış olduğu camisk'in kumaşını soldaki gibi sergileyebiliyorum. Sadece biraz virgülüne dokunarak Onun ifadesi ile yayınlıyorum;

Eylül'ün Kaleminden;

Boyu 1,5 metre Eni 50 cm dikdörtgen şeklinde kumaştan yapılıyor. Bu ortalama bir boya göre ölçü, omuz genişliğine göre en ölçüsü değişiklik gösterebilir. Bunun için net ölçü omuz hizasının bitimi olarak ayarlanabilir.

Ben jarse kumaş kullandım, farklı kumaş seçeneğinde ölçülerde değişiklik olabilir.

Bu kumaşı boyuna ve enine olmak kaydıyla dörde katlayarak kumaşın tam orta noktasını buluyoruz, bunu ölçerek de yapabiliriz.

Orta noktadan itibaren 45 cm. kadar kesiyoruz. Bu da vücut ölçülerine göre değişiklik gösterebilir. Net ölçümüzü göğüsün 15cm kadar altına kadar olacak şekilde ayarlayabiliriz. Tespit ettiğimiz orta nokta ensemize dayanacak şekilde boynumuzdan giyiyoruz. Kumaşın boyundan başında kesmiş olduğumuz eni 10 cm boyu 1,5 metre olan kuşağımızı göğüs altından bağlıyoruz ve camisk'imiz hazır :)









9 Kasım 2014 Pazar

Kajira



John Norman'ın klasikleşmiş serisi olan olan Gor hikayelerinde (Chronicles of Gor) çizdiği kastlardan biridir kajira. Efendilerine her şekilde hizmet veren bir dişi sınıftır.

Gor hikayelerinin ve Gor kültürünün çok detayına girmeyeceğim, engin denizdir, isteyen inceler araştırır. Ben devam etmeden önce bir araştırın derim. Wikipedia'da Türkçe bir şeyler de bulabilirsiniz.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Gor_(Chronicles_of_Counter_Earth)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kajira

Burada aslında Kajira kavramını biraz eşelemek istiyorum. Wikipedia editörleri aslında bayağı güzel bilgi toparlamışlar, kendilerini tebrik etmek isterim. Ancak ansiklopedik bilginin dışında modern D/s açısından da biraz yorumlamak gerekiyor.


Kajira bir köle ama gönüllü olup olmadığı hakkında somut bir yoruma rastlayamadım, seriyi bir okumak lazım. Bu durum okurun da, yazarın da, aslında pek kimsenin umurunda da değil galiba. “Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak” örneğindeki gibi ya seve seve ya da sike sike köle olacak kız. Bazıları kader kurbanı, bazıları için geyşa, bazıları içinse cariye kavramları ile pekiştirebilir. Ama Gor öyle bir kültür ki herkesin yerini kastlar şeklinde belirlemiş. Bu da belirli bir kastın başka birine ait alana girmesine izin vermiyor. Geyşalık’ta da, Cariyelik’te de durum aynı değil mi? Halbu ki bugün özgür irade ile “özgür olmama” seçilebiliyor.

Bu bana Türbanist kafalı hocaların ve kocaların kadınlar için “kapanmak için özgürlük mücadelesi” dilemma’sını hatırlatmakla birlikte o derece yaygın olarak pompalanmadığı için pek de önemli değil.

Gönüllülük varken niye böyle kaderi işin içine sokar ki sayın Norman diye düşünürüm, aslında yanıtı da belli: Gerek olmadığından, kendini kasmamış sayın Norman. Kendisi bir düzeni tanımlamış, isteyen okuyucu istediği karakterin yerine koyar kendini. Sonuçta burada roller her ne kadar doğuştan veya kaderle dağıtılıyor olsa bile okuyucunun istediği karakteri seçme özgürlüğü var. Eğer özel olarak gönüllü olup olmadığına takmamışsa ne önemi var. Her karakterin bir müşterisi var. Kitabın da öyle.

Kajira’nın da bol çeşitleri çeşitleri var; bakiresi, ev işi tipi, seksi olanı, kaşarlısı, hatta sucuklusu (Kajirus; Erkek Kajira).

Norman bu köleler için amaca yönelik olarak bazı duruş pozisyonları oluşturmuş ki, gerçekten hepsi ayrı ayrı incelemeye değer.

Benim hoşuma giden bir şey var ki, ister Gor stili bir zevki olsun ister olmasın her kölemin sevdiği Kajira elbisesi olan Camisk.

Camisk’i Eylül kendine dikti… Online ounumuzda giydi. Aman tanrım, bu kadar yakışan bir erotik kıyafet görmemiştim. Tamamen çıplak kalması için çıkarttırmaya kıyamadım (ama çıkarttık tabi tam bedensel sergileme sahnemiz için).

Sonraki yazımda Eylül'ün tarifi ile vereceğim bu kıyafetin nasıl yapıldığını, gerçekten çok kolay bir kıyafet. Resimlerde kıyafeti kölenin üzerinde görebiliyorsunuz, nasıl yapıldığna ilişkin tarif dediğim gibi çok yakında geliyor.

Not: Resimlerdekimanken en başarlı gördüğüm resimdir. Artık anonim olarak yayında değil, ancak wikipedia  da bunu kullandığına göre lisans konusunda sorun yoktur diye düşünüyorum.

6 Mayıs 2014 Salı

Şerefe Vakum Seti

Ne acayip bir isim verdim ben diye düşünürken önce resmini vereyim sonra anlatayım diyorum.


Büyük resimdeki silindirler rakı bardağı, evet, Anadolu'muzda ve hele Trakya'mızda neredeyse her yerde bulabileceğimiz standartta bardaklar. Sadece dipleri delinmiş durumda. Resimdekiler dipleri yukarıda olacak şekilde çizili.Delik çapı yaklaşık olarak 3mm kadar. Bu ölçü bir akvaryumcuda bulabileceğiniz "hava hortumu eki" çapında, oraya akvaryum hava hortumu takılacak.


Peki bardağı nasıl deleceğiz? Elinizde Proxxon veya Dremel türü bir el frezesi varsa buna aşındırıcı uygun freze bıçağı takıp bardak dengesiz ısınıp çatlamasın diye "yağ içinde" delmek mümkün, ben öyle yaptım, su da olabilirdi ama yağ daha uygun malzeme, zeytin yağı bile olabilir. Bunu yaparken hiç bardak feda etmem gerekmedi, ancak delerken yüksek devir kullandım, bundan dolayı delerken  çalışma yeri civarı adeta akkor oldu, ortalığı da yanık yağ kokusu kapladı tabi. Eğer böyle bir imkanınız yoksa yine elmas uçlu ince matkap kullanabilirsiniz ama işlem çok daha uzun sürecektir. Sabrınız yoksa bardağı kırabilirsiniz. Delmek sanırım bu işin en zor bölümü. Ben deldikten sonra hava hortumu ekleme parçasını çok sıkı takabildim, plastik olan bu parça esnek olduğundan sıkı sıkıya girdi deliğe.


Bundan sonrası daha basit iki akvaryum hava hortumunu T boru ile birbirine bağlıyorsunuz, bunun birleşim yerine bir check-valve (çek valf) koyuyorsunuz. Yönü bardaklardan hava çekilecek ama bardaklara gitmeyecek yönde olacak. Bu pompalarken oluşan vakumu tutabilmek üzere bir supap işlevi görecek, geriye hava kaçırmayacak.

Bunun üstünde bir T boru daha var, bir ucunda yine check-valve, onun yönü de havayı dışarı verecek yönde. Pompalarken enjektördeki hava dışarı atılsın diye.

En uçta (resimde tepede) bir enjektör var, bu enjektörün en az 10ml olmasını öneriyorum, çok daha büyük olanlar da var (mama şırıngası diye satılıyor) ama az enerji ile daha çok vakum istiyorsanız küçük olmalı, çok sayıda enjektör hareketi ile olsun diye. Çok küçük seçerseniz çok az kuvvet gerekeceği için farkına varmadan biraz fazla can yakabilirsiniz, yara açabilir, kalıcı zararda bulunabilirsiniz.



Uygulamada yapmanız gereken;
1- memelere vazelin veya bebek yağı sürüp kayganlaştırmak.
2- meme başını içine alacak şekilde bardakların ağzını göğüse kapamak
3- Enjektörü çekmek
4- Kontrollü bir şekilde enjektörü doldurup boşaltarak vakumu arttırmak. Enjektörü ittiğinizde hava check-valve'dan çıkaracaktır. Çektiğinizde ise bardaklardan enjektöre gelecektir.

Tedarik edilecek malzemelerin resimleri soldaki gibi, tamamını akvaryumcudan veya pet-shop'dan tedarik edebilirsiniz.

Yaklaşık maliyeti 40 TL'yı geçmez, rakı bardakları pahalı tipten değilse tabi.



MALZEME
2 rakı bardağı
2m Akvaryum hava hortumu
2 Hava hortumu check-valve
1 Ad 10ml enjektör (iğnesi kullanılmıyor)
2 Hava hortumu T parçası
2 Hava hortumu ekleme parçası

UYARILAR
- Her şeyden önce kullanırken sakın abartmayın.
- Bu aparat göğüslerde geçici veya kalıcı iz bırakabilir. Dikkatli kullanın.
- Partnerinizi korkutuyorsa veya istemiyorsa asla kullanmayın.
- Acil durumda vakumu tahliye edebilmek için kesici bir alet, tercihen keskin bir makas bulundurun.
- Bardak kırılırsa ciddi yaralanma olabilir, bardaklarda çatlama vb. olup olmadığını mutlaka inceleyin.
- Sözsüz alarm verilebilecek bir safe-word kullanın, mesela elde tutulan ve bırakıldığında derhal duracağınız bir pinpon topu gibi.
- İlk yardım malzemesi bulundurun veya yerini önceden bilin (Bunu zaten her durumda yapsanız iyi olur).

10 Ocak 2014 Cuma

BDSM Suit

Bizde günlük kiralık evlere kamera koyarlar, polise bastırırlar. Gavur dayamış döşemiş, hizmette sınır yoktur diyor. Güven maksimumda...

Belirtmek gerekir ki bu reklam değil...

http://www.hoxtondungeonsuite.co.uk


Yatak odası normal, zevkli sayılabilir. Diğer resimdeki oda daha çok oyun odasına benziyor.

Ancak ne var ki fiyatlar Pound cinsinden ve biraz yüksek buldum. Fiyatları Rezervasyon sayfasından görebiliyorsunuz.

23 Ocak 2013 Çarşamba

Yeni Oyuncaklar

Kölem Melis, artık efendiliğimi bir oyun olarak değil, bir zevk olarak kabul eder duruma geldi. O kadar ki artık yaratıcılığı veya efendilik bizde kalsın yaratıcı yardımcılığı konuşmaya başladı. Sanatçıların ve mühendislerin doğal bir davranış şekli olarak yaratıcılığa sahip olduğu söylenir. Yani istemeseler de yaratırlar.

Bir süredir hoş bir aşmışlık gözlüyorum kendisinde. O salt sert seksten hoşlandığını düşündüğüm kadın gitti, yerine tamamen kendisini teslim etmiş bir kadın, azgın bir köle geldi. Artık sınırlarının ne olduğunu da çok netleştiremiyorum. Sanırım kendi BDSM'sini de keşfetmeye, veya belki de BDSM'sini yaratmaya başladı... Ama bu hali bana hizmet etmek midir, evet, doğrusu bu gelişmeyi çok sevdim.

Bu tür sonuçlara aslında oldukça nesnel şeylerden yola çıkarak ulaştım. Bir tanesi benim aklıma gelmedik (aslında bilinmekle birlikte) bir oyuncağı bana aitlik için içinde kendi teklifi ile taşıması ve hatta bunu hazırlaması oldu. Aslında bu "vaginal beads" veya "luna balls" denilen türde vajina içi bir oyuncak. Ticari şekli bir ipe dizilmiş iki toptan oluşuyor. Aslında biz ticari tipini değil, DIY tipini, yani kendi yaptığı şeklini kullanıyoruz, üstelik iki topla da sınırlı değil :-) Benim basitçe bir kolaylık önerimle daha da kullanışlı oldu açıkçası.


Ortası delik bir boncuk, bir top nasıl bir ipe dizilir de tek tarafından sap olarak kullanılabilir? Kolayı var, tepesine küçük bir boncuk daha koyarsınız ve şekildeki hale getirirsiniz. Sonra kaç topunuz varsa dizin artık.

Gece uyurken gündüz iş hayatında, efendi nerede istediyse orada. Açıkçası içeride bu tür bir aracı tutmak zor zannederdim. Kadınların bir bölümünün (bu ölçüde olmasa da) benzer şekilde "tampon" kullandıkları bana hatırlatıldı. Nedense hiç aklıma gelmezdi. Eşim de şimdiye kadarki bütün partner ve kız arkadaşlarım da (çoook mazide) hep ped kullanmıştır.. Suç bende mi yani şimdi? :-) Öğrendim ki günlük hayatta da böyle şeylerle gezilebilirmiş. Günlük hayatta benim "efendiyi hatırlatıcı" olarak her zaman düşünebileceğim birşey oldu. Gündelik hayat hatırlatıcılarından bir keşfim de bilek tasması oldu. Pantolon veya çizme giydiği günlerde bana ait olan birşeyi taşıması güzel, ama daha da güzeli bunu ne zaman takıp ne zaman takmayacağına benim karar vermem tabi. Bu vajinal top için de geçerli.

Beni asıl şaşırtan şey Melis'in vajinal oyuncağını benim emrim falan da olmadan, direkt hediye olarak anal yoldan da denemesi ve bunu görüntüleyen bir videoyu da bana göndermesi oldu. Aklıma bile gelmezdi iki üç cm çaplı topları arkasından içeri alacağı... Videoyu falan burada paylaşacağımı sanıyorsanız çok beklersiniz... Kimsenin isteği dışında birşey paylaşılmıyor burada... :-)

3 Ocak 2013 Perşembe

Takım Çantasındaki Ne, Ne İşe Yarar?

Bazı okurlarım bu "takım çantası" içeriğini, hatta ifadesini bile korkutucu bulmuş (Hatta kölem Melis dahi), bazıları ise bunlarla yapılacaklar konusuda da yazmamı istemişler (bir yorumda belirtildiği ve bana e-mail ile iletildiği üzere). Geçenlerde bir gazete haberi okudum, sevgilisini öldüren (veya öldürmeye niyetli) bir caninin otel odasındaki çantasında "koli bandı, falçata" falan bulmuşar. "Ammman Allahım!" dedim, "birileri bizi bunlarda bulsa bize de cani derler mi acaba" diye aklımdan geçti. O blog yazım şuradadır (lütfen okuduktan sonra geriye dönmeyi unutmayın, yeni pencerede açılacak): http://bdsmatolyesi.blogspot.com/2012/12/bdsm-efendisinin-takm-cantas.html

Hakikaten bu konuyu biraz açık bıraktığımı hissettim, hepsine olmasa da bazılarına yorum yazacağım. Bunlarda güvenlik çok çok önemli. Eğer efendiyseniz kölenizin sağlığı sizden sorulur. Bedenini, kalbini ve ruhunu nasıl bulduysanız öyle bırakınız. Kölenize rızası dışında yapacağınız her şeyin yasadışı olacağı gibi aynı zamanda insanlık dışı olacağını söylemeye sanırım ki gerek yok. Siz onunla ortak bir eğlence için, hafif garipleşmiş olsa da ruhlarınızın eksik yanlarını birbiri ile tamamlamaya bir araya geliyorsunuz.

Halatlar: El ayak bağlamak için, bunun ötesinde "domuz bağı" tabir edilen sıkma ve asma şekilleri gerçekten tehlikelidir. Kan dolaşımı sorunlarına neden olmaları çok olasıdır. El ve ayaklar için kullanırken dahi dikkatli olunmalı, öyle hemen çıkmamakla birlikte kan dolaşımına engel olmayacak kadar gevşek olmalıdır.

Zincir: Aslında zincirin yapacağını halat da yapar ama zinciri kadın bedeni üzerinde daha dekoratif bulanlar var (benim gibi). Zincir bir bakıma daha iyi, gereğinden fazla sıkma olasılığınız daha az. Zinciri kesinlikle partnerinzi bir yere askı yapmak için kullanmayın, esnemeyeceği için kırılmalar vb. neden olabilir.

Hem halat hem zincir için: Kesinlikle boyunda kullanılmamalıdır.

Kilitli zincir baklaları: Bunlar adı gibi kilitlemek için değil, gerektiğinde zinciri acil olarak çıkarabilmek içindir. Zincir üzerinde kritik yerlere konulur, partneriniz bir rahatsızlık duyarsa veya safeword kullanırsa derhal buralardan sökmelisiniz. Dikkat: Baklalar çıkarıldığında zincirin diğer bölümlerinin daha fazla sıkmasına neden olmamalıdır. Zeki olunuz...

Kablo bağı (Zip tie): Artık kelepçe yerine de kullanılıyor, eğer çok sıkmazsanız ve hassas yerlerde kullanmazsanız emniyetli olduğu söylenebilir. Kötü bir yanı, elle sökemezsiniz, kesmek için yankeskiye ihtiyacınız var.

Büyük yan keski ve falçata: Gerektiğinde veya acil bir durumda ipleri ve kablo bağlarını kesebilmek içindir. Bunu paniğe kapılmadan yapmanız gerekir, yoksa partnerinize zarar verebilirsiniz. Falçatayı kesinlikle dibine kadar açmayın, kesebilecek kadar açın yeter. Falçata bıçak değildir.

Metal halka: Bu basit aksasuarın ne kadar kullanışlı olabileceğini bilseniz hayrete düşersiniz. Saça geçirilip kablo bağı ile sıkılarak estetik bir görüntü verebilir, kontrolü de size verir. Özellikle oral seks sırasında her iki tarafı da sevindirir :-) Ancak kesinlikle buradan bir yere bağlamayın, boyun hassassır. Tutacaksanız elinizle tutun. Diğer bir kullanım yeri de ağzı açık tutmaktır, gag topu yerine kullanılabilir ama partnerinizin diş ve ağız yapısı buna uygun olmalı.

Koli bandı: Bu bant hava geçirmez olduğundan dikkatli kullanılmalı, kesinlikle ağız burun kapatmak için kullanılmamalıdır. En güzel uygulama yeri iki bileği (hatta dört bileği) birbirine bantlamaktır. Sökülürken biraz acıtabilir ama genellikle kadınlar bu duruma ağdadan alışıktır. Saçlara bulaştırmayın partnerinizin kısa saçla dolaşmasına neden olabilirsiniz.

Badana naylonu: Aslında bu naylon salon fantezilerinizi uyguladığınızda halınızı partnerinizin üzerinde uygulayacağınız yağlı, pastalı, kremalı, ballı malzemelerden korumak içindir. Ancak eğer partneriniz isterse, bedenini çepeçevre sarmak için de kullanılabilir, bu durumda koli bantları için de yer bulmuş olursunuz. Ancak bunun içindeyken partneriniz bir gülme krizine veya paniğe girerse çabuk çözebilmek gerekir. Öyle deli bağlar gibi bağlamayın!

Streç film: Eğlenceli bir malzemedir, özellikle şeffaf oluşu beden rengini gizlemez. Tight (Tayt) bir giysi gibi sütyen, kilot bölgelerine kısmen uygulayabilirsiniz. Yüze uygulamayın, bu şekilde uygulanmasının tadı tuzu olmadığı gibi, nefes alışverişe de engel olabilir. Eğer mutlaka başa da uygulamak isteniyorsa her şeyde olduğu gibi partnerinizin rızası ile ve ağız/burun kısımları kapatılmadan uygulanmalıdır. Açabilmeniz için makas bulundurun, gereksiz yere falçata ile tehlike yaratmayın.

İlkyardım çantası: BDSM doğru ve bilinçli yapılıyorsa araç kullanmak kadar tehlikelidir. Ehliyetsiz bir çaylak direksiyon başına geçtiğinde çevresi için ne kadar tehlike oluşturuyorsa BDSM de o kadar tehlike yaratabilir. Umarım kimsenin başına gelmez ama her araçta bulunması zorunlu çanta BDSM sırasında da aynı niyetle bulundurulmalıdır.

Tasma: BDSM klasiklerindendir, el bileklikleri, boyun tasması BDSM için sembolik ve güçlü anlamlar taşır. Gevşek olarak bağlanmalı, kesinlikle bir yere askı için kullanılmamalıdır.

Pinpon topu: Bu sözsüz bir safeword'dür. Partnerinizin eline verilir, bıraktığında kesinlikle durmalı ve sorunu çözmelisiniz.

Prezervatif: 18 yaşın üstündekilere sanırım bunu anlatmaya gerek yok. Kalitelisini doğru olarak kullanın diyeceğim, bir de erkeklere kullanılmışını tam imha etmeleri gerektiğini...

Mandal: Abartmadığınız durumlar için hoş bir uyarım aracıdır. Eğer partneriniz hoşlamıyorsa kesinlikle genital bölgelerde veya meme bölgesinde kullanmayın. Hoşlanıyorsa, artık size kalmış.

Battal boy çöp torbası: Çöpler için, ortada bırakmayın... Ayrıca isterseniz parterinizin bel altını içine sokmak için kullanabilirsiniz. Bir elektrikli süpürge ile vakumlayarak eğlenceli bir oyun yapabilirsiniz. Ancak kesinlikle kafaya geçirmeyin.

Çamaşır teli: Bunun adı tel olsa bile aslında plastik kaplı kolay kayan bir iptir. Partnerinizin ayak bileklerini kısa olarak birbirine bağlayıp küçük adımlar ile yürütebilirsiniz, tabi partneriz aşağılanmaktan hoşlanıyorsa. Partnerinizin göğüslerini yağlayıp bununla sıkıp çıkartmanız masaj etkisi bile yaratabilir.

Kola, çikolata sosu, toprak, zeytinyağı, un:  Partneriniz kirletilmekten hoşlanıyorsa bu malzemeler en iyi ve en zararsız kirleticilerdir. Toprak içinde kesici taş, kabuk, çivi vb. olmamasına dikkat edin. Her ne kadar bazı okurlarım "nimetle oyun olmaz" diyeceklerdir ama olsun, onlar da ruhumuzu doyuracaktır.

Mumlar ve çakmak: Klasik bir BDSM malzemesidir. Çakmağı kesinlikle beden üzerinde denemeyin, o mumları yakmak için. Mumları emniyetli bir mesafeden kullanın, saçlara yaklaştırmayın. Parafini kesinlikle yüze damlatmayın.

Mama şırıngası, 20ml enjektör ve hava hortumu: Mama şırın,gaları en iri boyuttaki enjektörlerdir. Bunları pistonlarını çıkartarak vakum aracı olarak kullanabilirsiniz. Biri ile diğerini ince akvaryum hava hortumu ile çekerek emme yapabilirsiniz. Bununla yapacağınız emme anneannelerimizden kalan fincan çekmeden fazla değildir. Büyük ile küçlüğü çekerseniz biraz acıtabilir. Memeler ve klitoriste kullanmadan önce partnerinizin onayını alın, dur dediği yerde durun, zira göğüslerde geçici iz bırakabilir, ölçüsüz asılırsanız ve uzun kullanırsanız kalıcı deformasyona da neden olabilir. Biraz vazelin bunları daha kullanışlı hale getirebilir.

9 Eylül 2012 Pazar

Hikaye: İki Erkek İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 5 (Son)

(Önceden devam)

Yaklaşık 20 dakika geçmişti. Helin naylona sarılı biçimde yuvarlanarak balkon kapısının yanına gelmişti balkon tarafından. Kapıya naylonların sürtünme sesi geliyordu. Mine oralı olmayan Sabri'ye döndü. "Alsak mı içeri artık?" dedi. "Sormanı bekliyordum" dedi sabri. "Adama bak ya, biz söylemesek kızı bırakıp gidecek orada..." dedi Mine biraz alaycı bir tavırla. "Bana kalsa sarıp biraz da kömürlükte dikerim kapının arkasına" dedi Sabri yine alaycı bir tavırla, aslında o da içinden Mine'nin demesini sabırsızlıkla bekliyordu, o kadar da sadist değildi.

"Eh madem istiyorsunuz, gel buraya Umut..."

Sarılı şekilde çamur dökmemeye dikkat ederek içeri aldılar, banyoya kadar taşıdılar, küvette çözdüler. Sabri Helin'in hafif kilolu vücudunun her köşesini tatlı ılık suyla kendisi yıkadı çamurarından arınıncaya kadar. Helin'in pek hali kalmamıştı kımıldayacak, çamur insanın enerjisini adeta emiyordu.

Zincirleri halka halka anüsünden çekti yavaşça, bu kadar çok zincir baklasını nasıl sokabilmiş olduğuna kendi de hayret etti. Sonra kollarını çözdü. Helin kendine gelmeye başlayınca Sabri banyonun kapısını kilitledi, küvette yüzüstü yatmakta olan Helin'i küvetten çıkarttı, yine banyonun zeminine yüzüstü yatırdı ıslak ıslak. Yıkadığı zincirler ile Helin'in el bileklerini birbirine bağladı, uzun parçanın uçlarını ayak bileklerine bağladı banyonun iki tarafındaki kalorifer borularından geçirip uçlarını eline aldı. Güçlü bedeniyle çekebileceği kadar çekip Helin'in bacaklarının iki yöne neredeyse tam açılmasını sağladı, iyice gerilince ortadan bir kilitli bakla ile zinciri gergin şekilde bağladı. Usulüdür, "ah, ah.." dedirtene kadar biraz daha da gerdirdi. Ardından Helin'in açılmış yumuşamış anüsüne boşalana kadar girip çıktı. Bitince Helin'e bir sigara verdi, kendisi mutfaktan getirdiği birayı açtı yudumladı. 10 dakika sonra Helin'e baktı sigara yerdeki ıslaklığa değip sönmüştü yarıda. Sabri yaklaştığında Helin belirli belirsiz bir küfür savurdu. Sabri Helin'in çenesini tutarak araladı, izmariti Helin'in ağzına tıktı yer kirlenmesin diye ve eliyle çenesini kapattı. İkinci bir posta daha gitti. İşi bitince Helin'in kulağına eğilip, çok kibar bir sesle, "teşekkür ederim pis kaltak" diye fısıldadı ve bırakp salona gitti. Mine "Birşey kaçırdık mı?" dedi. Sabri gülerek "yok, her zamankinden" dedi, "Yoruldum biraz, kız da yorgun, siz çözer misiniz?" diye sordu ve onayını aldı. Bir iki dakika dinlendikten sonra  "Bu güzel gün için teşekkür ederim Mine Hanım" dedi, "rövanş için sizi uygun zamanınızda davet etmek isterim, lütfen Umut'u da getirin" dedi ve gitmek üzere ayaklandı.

Kapıyı çekip çıktığında Helin halen banyoda zincirlerle açılmış, çıplak ıslak, ağzından tütün taşarak bitkin şekilde yatıyordu. "Şükür bitti" dedi kendi kendine.

(Fin)

Bu hikayedeki kişiler gerçektir ancak gerçek isimleri ile anılmamışlardır. Olaylar ise tamamen kurgudur. Asıl rollerdeki kişilerden rızaları alınmıştır.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Hikaye: İki Erkek ve İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 4

(Önceden devam)

Sabrinin elindeki zincir iki üç parçalı ara baklalar ile birbirine eklenmiş uzun bir zincirdi.

Sabri yerde ıslak yatan Helin'in yanında yere oturdu. Sabri kadının ıslak bedeninde bacaklarında elini biraz gezdirdi, bacaklarında ve kalçalarındaki selülitleri kadının makyajsız yaşı hakkında fikir veriyordu. Selülitleri kilosuna oranla biraz fazlacaydı. "Anlaşıldı, portakal kabuğu sikeceğiz bu akşam" dedi hafif mırıldanarak ama Helin'in duyabileceği sert bir sesle. Sonra da "seni sokaktan it toplayıp onlara siktirtmek lazım" diye devam etti "onlara layıksın". İçinden "N'apalım, başlıadık bir defa, erkeklik bizde kalsın" dedi. Mine'ye döndü baktı canı sıkılıyor mu diye... Mine "hadi hadi" anlamında bir işaret yaptı. İlgiyle izliyordu. Sabri kıpırdanmaya başlayan, ellerinden destek alarak kalkmaya çalışan Helin'in kollarını tuttu arkasında birleştirdi. Kollarının etrafını kablo bağı ile bağladı ve zinciri birkaç tur attırdı, sıkıca bağladı. Zinciri Helin'in kafasındaki halkadan geçirip boynundan dolandırdı ve tekrar halkadan geçirip Helin'e zarar vermeden gerebileceği kadar çekti. Helin biraz inledi, Sabri "Sus kahrolası pislik, iş yapıyoruz şurada" diye bağırdı. Sabri bir kilitli bakla ile zinciri Helin'in kolundaki tura sabitledi. Zincir bayağı bir artmıştı. Sabri Helin'in belinden tutarak domalmış duruma getirdi. Anüsüne biraz şampuan sıktı, ardından zincirin baklalarını içeri göndermeye başladı. Bir bakla... İki bakla...

Zincirin fazlası artık tamamen Helin'in bağırsaklarındaydı. Sabri elini alta sokup Helin'in göbeğini sertçe tuttu ve Helin'i sırtüstü çevirdi. Böyle uygun olmayan bir yerinden kavranmak Helin'in canını yakmıştı ama Sabri bunu çok çabuk yapmıştı, Helin tepki vermekte gecikmişti, kendini sırtüstü kışında zincir doldurulmuş buldu. Biraz ağırlaşmıştı. Sabri Helin'in ayak bileklerine de 8 biçiminde zindir doladı. Bu zincirden tutarak sürüklemeye başladı. Mine'ye bir işaret yaparak balkon kapısına yaklaşmasını belirtti. Mine kapıya doğru yürüdü.

Sabri Helin'i tutup balkona çıkarttı. Balkon başka bir daireyi görmüyordu ancak dizin biraz üstü hizasındaydı. Helin balkonda çıplak görünmemek için olabildiği kadar eğiliyordu, adeta yere yapışmıştı. Sabri içeri gitti ve elinde bir kova çamurlu su ile geldi, olduğu gibi Helin'in üzerine boşalttı, kovanın kıvamlı dibini özellikle Helin'in kafasına ve yüzüne boşalttı. Kirli bir boyacı naylonunun kirli tarafına sardı ve iplerle etrafından sıkıp balkona öylece yere bıraktı. İçeriden Umut'u çağırdı, kendisi naylona sarılmış gövdeye oturdu, umutu da yanına oturttu. Umut bir sigara yaktı, Sabri Umut'un sigarasını istedi, aldı ve naylonun ucundan Helin'in açık ağzına sigarayı verdi, Helin derin bir nefes çekmiş olmalı ki baca gibi duman çıktı nylonun ucundan, Umut sigara izni için Sabri'ye bakıyordu, Sabri "yak" dedi, bu senin olsun. Helin'in sigarasını aldı orası burası yanmadan. Sigara da çamur içindeydi, Sabri iğrenerek balkonda ıslak bir köşeye attı, içeri giderek daha kıvamlı bir çamur getirdi kovada, Umut'a bacak tarafından Helin'i kaldırmasını emretti, kalkan boru gibi naylona bir kova kıvamlı çamuru hızlıca boca etti, çamurun bir kısmı naylonun diğer tarafından çıktı gitti. Sabri Umut'u alarak içeri girdi, balkon kapısını kilitledi.

(Evet, öyle veya böyle devam edecek)


4 Eylül 2012 Salı

Hikaye: İki Erkek ve İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 3

(Önceden devam)

Mine karşısına Helini aldı, Helin hafifçe gülümsedi. Mine şefkat dolu sesle kalkıp kendisine yaklaşmasını istedi. Kulağına fısıldamak için "yaklaş" işareti yaptı ve kulağına birşeyler fısıldadı. Helin ayakta Mine'ye iyice yaklaştı, göğsünü Mine'nin yüzüne yaklaştırdı. Mine dişleri ile Helin'in göğüs başını yakaladı, Helin ensesinden tutulmuş kedi yavrusu gibi donup kaldı, yüzünde pek bir ifade yoktu, ta ki Mine göğüs başını dişiyle iyice sıkıştırana kadar. Yüzünde bir acı ifadesi belirdi ama daha fazlasını da pek yapmadı. Mine bir kadına bunu sık yapıyor gibi görünmüyordu ancak Helin'in göğüs ucunu dişlerinden de hiç kaçırmıyordu. Hafif bir sızıntı diline gelmişti. Sızıntının metalik bir tadı vardı. Helin hafifçe geriye çekildi. Mine göğüs başını bırakmamıştı, tam tersine iyice ısırmaya devam etti. Mine çekildiğinde dudaklarında kırmızı bir iz kalmıştı. Sabri birşey dememesine rağmen Mine bunu hissetti. Sabriye dönüp "ben sevdim" dedi, "tam tadında".


Sabri Helin tarafından ikici plana konuluyormuş gibi hissetti, biraz kızgın görünmeliydi, kendisi de burada bir efendiydi. Helin tekrar Sabri'nin önüne geldiğinde Sabri ona ayakta dururken bacaklarını açabildiği kadar açmasını söyledi... Helin'in bunu göstermelik ciddiyetsiz yaptığını hissederek biraz daha aralamasını sert bir sekilde tekrarladı ve ayakları ile bileklerine vurarak iki tarafa açmak üzere teşvikte bulundu. Daha sonra Mine'den izin isteyek Umut'u çağırdı ve asağıdan kokusunu ve temizlik durumunu diliyle kendisine durması söylenene kadar kontrol etmesini istedi. Umut şu penis tutucu külotlardan giyiyordu. Penisinin kalkması ona acı veriyordu. Ama efendisinin komutuna karşı koyamazdı.

Sabri Helin'e de işlem sırasında yüzünde en ufak bir belirti olmaması gerektiğini hatırlattı, Sabri bu oyunu çok severdi, Mine de bunu çok iyi biliyordu. Umut aşağıdan dili ile çalışırken Helin pek renk vermedi ancak bir sure sonra refleks olarak gözlerini kapadı, kapaması ile birlikte Sabri'den sert bir tokat yedi. Kendini saldığı durumdan uyanıp gözlerini hemen açtı, bir süre sonra gözleri donuklaştı, bu uzun sürmedi, gözlerini ayırdığı gibi Sabri'den tokadı yedi. Bir süre sonra her iki yanağı da iyice kızarmıştı ve sızladığı belliydi. bu şekilde kaza sonucu iki şiddetli tokat daha yedikten sonra uzunca bir sure donuklaştı. Birşeylerin birikimi sonucu bir anda yumdu gozlerini ve iri bir zevk çığlığı attı, gözlerini yumup tokat beklemeye başladı. Sabri bu andaki rastgele bekleme durumunu tokattan daha acı verici görmüştü. gözlerinin kapalı oluşu Helin için daha sıkıntılıydı. Tokadın ne zaman ineceğini bilmiyordu, sadece bekliyordu. Yirmi saniye kadar sonra şiddetli bir tokat geldi. Umut görevini bitirmişti. O da sancıyan organından dolayı ızdırap içindeydi.

Sabri ve Mine, Helin ile Umut'un daha iyi ceza hakkettiği konusunda hemfikirdi, ikisine verilecek ceza konusunda kendi aralarında konuştular ve anlaştılar. Helin ve Umut dizleri ve elleri üstünde çıplak olarak sehpa olarak hizmet edeceklerdi. Umut'u sehpa yapınca çayları getirmek Sabri veya Mine'ye kalmıştı. Aslında Mine içgüdüsel olarak bu işi Sabri'ye yıkmak isterdi ama aralarında ast üst efendi köle ilişkisi olmadığından ev sahibi olarak yoldan gelen Sabri'ye ve kendisine çay ve kahvaltılıkları getirmeyi fazla görmedi. Sabri acıkmıştı, Mine'ye teşekkür etti. Sabri Helin'in sırtına konulan sıcak çayın ve kahvaltılığın tadını çıkarmaya başladı. Helin her ne kadar sırtına bardak altlığı ile konulmuş dahi olsa sıcak çaydan dolayı biraz ürktü. Sabri onun saçlarını okşayarak yatıştırdı, çay kadının üzerine boca olmasın diye eliyle sağlama aldı. Umut'un ise canı o kadar tatlı değildi, doğrusu pek tınmadı Mine'nin kendi sırtına koyduklarını.

Yaklaşık yarım saat kadar sohbetle geçirdiler kahvaltı keyfini. Kahvaltı bitince Sabri tereyağın erimişini biraz reçelle karıştırdı ve kahvaltı bıçağı ile Helinin saçlarına sürmeye başladı. Mine bu şekilde bir eylem beklemiyordu, ama ilgisini de çekmişti, seyretmeye başladı. Sabri Helinin saçlarını güzelce batırdıktan sonra beklenmedik birşey daha yaptı, bir yeşil zeytini* aldı ve Helin'in anüsünden içeri itti*, sonra bir tane daha, bir tane daha, birkaç dakikada zeytin dolu çay tabağı boşalmıştı. Kalmış olan kaşar peyniri de olması gereken yere gönderildikten sonra iki parmağı ile güzelce yerleştirdi, Helin'in bundan rahatsız olduğunu sezdi ve inadına birkaç dakika iki parmağını deliğini esnete esnete içeride tuttu. Sabri yemiş olduğu zeytinlerin çekirdeklerini avucuna aldı ve Helinin ağzına yaklaştırdı, Helin kıçından parmağı çıkartmanın bir teşekkürü olarak sanki kendisine söylenmiş gibi bunları ağına aldı ve ağzında tuttu ve emmeye başladı. Sabri Helin'in üstünde kalan kırıntı ve damlaları bolca ıslak mendil ile temizledi ve ıslak mendilleri Helin'in anüsünden içeri gönderdi.

Sabri Helin'in ağzındaki çekirdekleri çıkarmasına izin verdi. Daha sonra bir barda sütü ağzına doldurmasını ama yutmamasını istedi. Ağzına aldığı sütü takiben Helin'in ağzını paket bandı ile bantladı. Helinin üzerindekileri aldı ve ayağa kalkmasını ve kendisine yaklaşmasını istedi. Helin yaklaştığında suratına çok sert bir tokat attı. Bunu bir dizi tokat daha takip etti. Bu sırada her tokata ağzındaki süt Helin'in burnundan çıkıyordu. Tek hava yolu olduğundan burnundan çıkan sütten dolayı hem genzi ıslanmıştı hem nefes alışverişi zorlaşmıştı. Birkaç tıksırıktan sonra Sabri Helin'in ağzındaki bandı açtı ve tuvalet banyo faslı için banyoya gönderdi. Helin'in saçından dökülenleri ve yere damlayan sütü yalayarak temizleme görevi Mine tarafından çok geçmeden Umut'a verildi.

Birazdan Sabri kalkıp banyoya gitti, Helin'i saçlarından çekiştire çekiştire, ite kaka çıplak ve ıslak olarak salona getirdi. Kadını halının ön tarafına getirdi ve zorla öne doğru eğdi, ellerini arkasında havlu ile birleştirdi ve gerileyip kıçına çok şiddetli bir tekme attı. Helin bir anda kendini bir boşlukta buldu ve yüzüstü yere düştü. Helinin balıketi vücudu pelte gibi bir iki dalgalandı. Helin kendine gelince yerden kalkamadan yüzünü çevirip Sabri'ye baktı. Sabri görüş alanından çıkmadan hemen önce elinde bir zincir vardı.

(Devamı var)
* Dikkat: Anüsten içeri herhangi bir küçük cismin sokulup içeriye gönderilmesi tehlikelidir. Bu kısmı tamamen fantezidir, denemeyiniz!

2 Eylül 2012 Pazar

Hikaye: İki Erkek ve İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 2

(Önceden devam)

Mine içerideki Umut'u çağırdı. Umut salona gelince "çocuğum kızımızı içeri götür, yardımcı ol, o da hazırlansın, sen de hazırlan" dedi. Helin ve Umut içeri geçtiler, biraz sonra döndüklerinde boyunlarında deri tasma vardı, Umut üstü sadece bir şort ve kolsuz ince bir tişört ile gelmişti. Helin ise getirdiği geceliği, saten bir kombinezonla gelmişti, daha durumuna tam alışamadığı için kendisini çıplak gibi hissediyordu. Helinin hatları oldukça belirgindi çünkü üzerindeki iç çamaşırlarını da çıkartmıştı. Helin, "Şimdi sırada ne var?" der gibi ancak sessiz sedasız duruyordu ayakta Umut'un yanında. Umut ise duruma alışıktı. İkisi de tıpkı bir içtimada olduğu gibi, oturakta olan iki efendinin önünde ayakta hareketsiz dikiliyorlardı.


Mine alışılmış ve mesafeli olan sohbetlerinin konusunu aniden değiştirirerek Sabri'ye "canınız ne yapmak ister zevkdaşım, sen söyle" dedi. Sabri kibarca "rica ederim, lütfen" dedi. Mine, "yaratıcılığınızdan örnekler verirseniz sevinirim" dedi. Sabri biraz düşündü, "Umut'u siz biliyorsunuz, ancak Helin ile ikimiz de ilk defa karşılaşıyoruz", (sanki kendisi için Mine ve Umut çok eskiydi de...), "bir köle için genel kalite kontrolunu yapalım derim". "Lütfen buyrun" dedi Mine, "Kızımız sizindir". Sabri başıyla teşekkür etti ve bir parmak işareti ile Helin'i kendisine çağırdı. Helin Sabri'ye hiç bir efendi gözüyle bakmamıştı, garip geldi ama duruma uyum gösterdi.

Helin yaklaşınca Sabri sert ama mesafeli bir eda ile önünde iki dizinin üstüne çökmesini söyledi. Helinin saçlarını topladı, çantasından çıkarttığı yaklaşık 5 cm'lik parlak metal halkadan geçirip altta topladı ve bir kablo bağı ile sıktı, artık Helinin başında tutulabilecek sağlam bir halkası da vardı, Sabri bu enstrümanı çok severdi. Helinin saçlarını bu halkadan tutup Helin'in başını geriye yatırdı, ağzını açıp dişlerini inceledi, elini Helin'in ağzına sokup dişlerini yokladı, dilini bastırıp gag deme refleksine baktı. Eh, çıtır gibi değildi ama bir kadın köle için idare ederdi... Helin'e sert bir emir ile ayağa kalkmasını söyledi. Helinin kombinezonun askılarından birini düşürüp göğüslerinden birini çıkardı eliyle bir tarttı, göğüs ucunun sertliğine baktı. Bunları yaparken aslında tetkikten ve zevk almaktan çok Helin'i aşağılamak amacı ile yapıyordu. Ona bazı yerleri et olarak değerli, gerisi önemsiz bir mal gibi davranıyordu. Sabri Helinin göğüs dipleriden teker teker halka yaptığı elleri ile kuvvetlice sıktı, sonra bıraktı. Göğüsleri yeterince sarkmış olmamasına rağmen neredeyse her türlü meme işkencesine uygun görünüyordu. Mine'ye dönüp gülümseyek, "siz de bakmak ister misiniz, çok sevinirim" dedi. Mine "size güveniyorum ama yine de havaya girmek için iyi olur" dedi.

(Devamı var)

1 Eylül 2012 Cumartesi

Hikaye: İki Erkek ve İki Kadının D/S Kavşağında Kesişen Yolları - Bölüm 1

Sabri yolculuğunu sabahın erken vakitlerinde tamamlamıştı, otobüsten inince daha önceden planlandıkları üzere ortak bir mekanda buluşmak üzere kendisini karşılayacak olan Helin'i otobüs terminalinde görmemek riski konusunda çok kafa yormuştu, aslında bu kadar yoldan sonra halen yiyebileceği bir kazık aklının ucundan geçiyordu, ya oraya kadar gelip kimse ile görüşemezse, ya bir grup genç tarafından işletiliyorsa... Sabri bunları düşünmemeye çalıştı... Sabri'nin otobüsten indiğinde henüz kendisini kimse karşılmamıştı. Otobüsten indiğinde gece yolculuğu sonrasında her seferinde yaşadığı ereksiyondan kurtulup Helin'i aramaya başladı basamaklardan inerken. Açıkçası bulmakta da hiç zorlanmadı, cünkü etraftaki tek kızıl saçlı kadın oydu ve otobüse ilerliyordu.


Taksiye binip yola çıktıklarında standart bir havadan sudan konuşma oldu ve Mine'nin ayarladığı eve doğru ilerlediler (bu konuda çok detaylı konuşmamışlardı, Mine bir kölesinin evi olduğunu söylemişti). Sabri ve Helin sadece birbirlerini degil Mine'yi ve kölesi umut'u da ilk defa göreceklerdi. Tarif üzerine sabah Antalya'da henüz canlanmamış trafik nedeniyle kısa sürede ulaştıkları adreste arabadan indiler ve daireye çıktılar. Kapıyı bir erkek açtı, her halinden onları beklediği belli oluyordu , zira kapıda görür görmez "buyrun" dedi "içeriye geçin" deyip içeri aldı. Tahmin ettikleri üzere bu Mine'nin kölesi Umut'tu. Salona girdiklerinde koltukta oturan Mine ise onları gülümseyerek ancak ayağa kalkmadan karşıladı. Sabri pek alışık olmamasına rağmen doğal haline verdi, o da gülümseyerek karşılık verdi ve koltuğa oturdu.


Umut, "izninizle efendim" diyerek ve Mine'nin onayını bekleyerek odadan ayrıldı, Mine ve Umut'un rollerine başlamış oldukları belli oluyordu. Odada kalanlar oturdu, herkes birbirine temel bir nezaketle bitap ediyordu. Birazdan Umut elinde çay tepsisi ile geldi, misafirlere ikramını yaptı, yanındaki çörek tabaklarını da bıraktı, ancak Helin'e hiç bir şey vermedi. Sabri ve Mine çaylarını yudumlarken Helin buradaki rolünü kavramaya, farketmeye başladı. Artık onunla konuşan da yoktu.

(Devamı var)

31 Ağustos 2012 Cuma

Yılan Sopası

Türkçe ismini çook aradım ama bir türlü bulamadım. İngilizcesi "Snare Pole" veya "Catch Pole". İnanılmaz basit bir alet. Google Images'da hiç aratmayın, resimdeki gibi birşey ama aslında o kadar teferuatlı olması da hiç gerekmiyor.

Bunun en basit hali alın bir alüminyum boru 10-15mm çapında 1-1.5m uzunluğunda. bir ipin uçlarını bir büzüp borunun içinden diğer ucuna gönderin. Ucundan çıkınca şöyle bir 30 cm halka bırakın. Normalde bu alet kedi köpeklerde ve vahşi diğer hayvanlarda da kullanılıyor. Sopayı uzatıp hayvanın kafasını çaktırmadan geçiriyorsunuz sonra çekiyorsunuz sizin tarafınızdaki ipleri. Böylece hem hayvan size yaklaşamıyor hem de ilmekten kurtulamıyor. Sizden güçlü veya cüsseli değilse tabi. Mesela bir ayıda denemenizi önermem :-D
Kölenize veya partnerinize nasıl uygulayacaksınız? Öncelikle hangi psikolojik etki için kullanacaksınız o önemli. Bu aleti kölenizle bir mesafeyi koruyup uzaktan itip kakmak yerlerde sürümek için kullanabilirsiniz. Dizleri üzerinde boynuna bu alet geçirilmiş şekilde karşınızda elleri boruyu tutmuş şekilde görmek hoş olabilir. Bununla başını yerde tutmak da mümkün.

Aslında eğer göğüsleri uygun ise göğüslerinde bile kullanabilirsiniz. Benden söylemesi :-) Sağlıkla kalın...