Yeliz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeliz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2022 Cumartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - VI - Hava Boşluğu

 Streç filmin nasıl işe yaradığını Sabri iyi biliyordu, ekmek gibiydi, yalnız başına yavan kalıyordu ama renklendirildiğinde inanılmaz olabiliyordu, birkaç streç film numarası daha deneyecekti Yeliz üzerinde.

Yeliz’i yine salonun ortasına aldı, beline streç film ile iki üç tur attı. Bekleyen Kerem’e verdi streç film rulosunu.Kollarını arkasında birleştirilmiş şekilde streçin içinde bırakacak şekilde sarmak üzere Yeliz’i olduğu yerde çevirmeye başladı Sabri.Başı açıkta kalacak şekilde boynunu da kapsayacak şekilde sarıyordu. Öncekilere göre farklılık olacaktı, o da bel altında olacaktı. İki bacağını birlikte değil, ayrı ayrı sarmak üzere Yeliz’i çevirmeyi bırakıp Kerem ile ruloyu Yeliz’in bacak arasından al ver yaparak sardılar iki bacağını ayak bileğine kadar. Dikkatli bir şekilde yere sırt üstü yatırdıktan sonra Yeliz’in iki bacağını iki yana açıp evdeki süpürge sopasını Yeliz’in iki bacağını iki yana açacak şekilde yerleştirdi Sabri. Sopa belinin altından geçip iki ayak bileği hizasına doğru iki yandan uzanıyordu. Bacak arasında bir kişinin yerleşebileceği kadar bir boşluk bırakıp ayak bileklerinden süpürge sopasına sarmaya başladı Sabri. Yeterince gerginleştikten sonra Sabri Yeliz’in bikini bölgesindeki naylon kısmını keserek aldı. Göğüs bombelerini tamamen dışarıda bırakacak şekilde göğüs bölgesindeki naylonu da keserek açtı. Yeliz’in yüzüne borulu bir medikal maske yerleştirdi ve başını da tamamen sardı.Artık nefes alış verişi tamamen borudan oluyordu Yeliz’in. Nefes almasını engellemek için Sabri’nin yapması gereken tek şey hortumun ucunu eliyle kapatmaktı. Yeliz’in esmer saçları tamamen streç filmin altında kalmıştı, bu şekli ile ters bir T harfini andırıyordu. Süpürge sapı tamamen Yeliz’i tutup kendine çekecek bir araç haline gelmişti.Yeliz’i becermek isteyen sapı istediği yüksekliğe getirip girip çıkabilecekti, sapı iki ucundan tutup istenen yere sürükleyerek götürmek de mümkündü.

Sabri Yeliz’in göğüs hizasına yaklaştı ve meme uçları ile oynamaya başladı. Sert ve soğuktular. Parmağı ile birer fiske vurdu ikisine de, Yeliz dar streç sargının içinde hafifçe hareketlendi bu uyarım üzerinde. Bir göğüs ucunda Sabri diğerinde Kerem olmak üzere bu uyarıma daha da hızlanarak ve sertleştirerek devam ettiler. Artık Yeliz hafif hareket etmiyordu, adeta kıvranıyordu streç filmi yırtarcasına ama pek şansı da yoktu yırtıp çıkmak için. Kerem fiske atmaya devam ederken Sabri Yeliz’in bacakları arasında yerini aldı ve girip çıkmaya başladı. Yeliz’in vajinası adeta kasıla kasıla dans ediyordu Sabrinin penisi etrafında. Sabri hortumun ucunu aldı ve Kerem’den durmasını rica etti. Yeliz nefes nefeseydi ama gittikçe sakinleşiyordu. Sabri girip çıkmaya kaldığı yerden devam ederken hortumun ucunu tıkadı. Bir süre havasız idare eden Yeliz, sık nefes alıp verme trendinde olduğu için çok sürmedi. Hortum ve maske refleks ile kasıldı, Sabri hortumu hemen bırakmadı ama bu konudaki zamalamanın ne kadar hayati ve tehlikeli olduğunu biliyordu. Uygun bir zamanda bıraktı ve Yeliz’in göğsü derin derin inip çıkmaya başladı. Kendine geldiğinde hortumu tekrar kapattı, bir yandan da Yeliz’e girip çıkmaya devam ediyordu. 

Birkaç tekrardan sonra Yeliz bir süre sonra bilincini kaybetmişçesine kendini Sabri’ye doğru itiyor ve vaijnal kasları ile sahibinin penisini okşuyordu. 

Bir ara hortumu bıraktığı aralıkta Kerem’in artık fiske atmak falan değil kadının göğüslerini koparırcasına çekiştirerek sıkmakta olduğunu gördü. Sabri Kerem’i de yola getirmiş olduğunu düşündü. Kerem’i kendi yerine davet ederek Yeliz’i becermeye devam etmesini istedi. Yavaşça kadının başındaki streçli bölgeyi açtı maskeyi aldı, Yeliz yüzünde maskenin izi ile tamamen su içinde kalmıştı, sahibine yarı yalvaran yarı müteşekkir gözlerle bakıyordu.

Sabri yüzüne kulağını yaklaştırdı, “Efendim çok yoruldum ama sizi halen istiyorum, çook istiyorum sahibimmm” dedi. Sabri kendi meme ucunu kadının ağzına yaklaştırdı, Yeliz önce dili ile erişebildiği bu nimete daha da yaklaşınca dudakları ve dişleri ile katıldı, adeta saldırırcasına yalamaya emmeye başladı. Sabri de kadının meme başlarını olanca gücüyle sıkıyor, alttan Kerem becermeye devam ediyordu. Sabri penisini kadının ağzına yaklaştırdı ve yalayıp emmesine izin verdi. Dibine doğru yavaşça birkaç giriş çıkış yaptı. Esmer saçlarından sıkı sıkı tutmuştu Sabri Yeliz’in. Ağzına boşaldı, Yeliz son damlasına kadar yuttu, emmeye devam ederek penisin içini de temizledi.

Yer yer streç filmler açılmış, toplanmıştı bu kadar aksiyonun içinde. Sabri dikkatli bir şekilde maket bıçağı ile streç filmleri keserek Yeliz’i serbest bıraktı.

Sabri Yeliz’e yatağı gösterdi, bu bir izindi, Yeliz yatağa gidip uzandı ve yorgunluktan uyudu kaldı. Uyurken birkaç defa daha becerildi, garip ama Yeliz’in bir becerisiydi bu. Uyandığında sahibi ve Kerem giyinmiş onu bekliyorlardı. O da giyindi, evi toparlayıp çıktılar.


FİN...... KAÇIRDIYSANIZ ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ BURADAN OKUYUN...


9 Eylül 2022 Cuma

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - V - Yeliz İle Banyoda Kahvaltı

 Sabri geldiğinde Kerem boşalmış ve koltuğa oturmuştu dinlenmek için. Sabri Yeliz’i ayağa kaldırıp dengesini bulmasını sağladı. Mutfağa kadar gidip birasını almasını söyledi. Hafif bir yalpalamanın ardından mutfağa gitti Yeliz. Bu, Yeliz’in biraz kendine gelmesini sağladı, zaten bu nedenle böyle istenmişti kendisinden.Sabri çantadan çıkardığı  streç filmin ucunu bulmaya çalışıyordu Yeliz döndüğünde, inat etmişti ne Yeliz’den istiyordu bunu yapmasını ne de Kerem’den. Ucunu bulduğunda katlayarak ayırdı ve Yeliz’i tasmasından salonun geniş bir yerine götürdü. Kerem’den gelmesini rica etti. Çıplak olan Yeliz’in belinin etrafından çevirdi iki tur streç filmi. Kerem’den tutmasını rica etti ve Yeliz’i kendi etrafında yavaşça dönmesi için hareketlendirdi. Kollarını iki yana açtı Yeliz’in, tıpkı turnet tahtasındaki kili şekillendiriyordu. Bir yandan da sıkılığını ayarlıyordu streç filmin.

Belinin etrafı dört beş tur sarıldıktan sonra Sabri eline ketçap tüpünü aldı, sarılmış olan yerin içine sokup sıktı. Ardından döndürmeye devam etti. Yeliz’in kollarını indirdi ve çevirmeye devam etti. Ketçap’ın yerini mayonez aldı. Streç filmin içine sıra sıra yumurta içi, çikolata sosu, nar ekşisi, zeytinyağı, beyaz peynir, toz şeker, jöle, puding, pişmiş spagetti makarna ne bulursa dolduruyordu Sabri. Kerem şaşkınlıkla izliyor ve bir anlam veremiyordu bunun neden yapıldığına, Sabri’nin daha önceden yaptığı hazırlık gözünden kaçmamıştı. “Abi bu kadar malzemeyi nereden buldun” diye sorabildi ancak. Sabri bunları doldururken dışarı taşmamasına streç fimin içinde kalmasına özen gösteriyordu. Dizlerineden boynuna kadar sarılmıştı Yeliz. Kerem’in de desteği ile banyoya götürüp dizerini de sarıp küvete yatırdılar. Sabri en son kafasına makarna boşalttı, üzerine de puding ve bal döktü. Öylece orada bıraktılar ve ışığı da üzerine kapattılar. Salona geçip oturdular ve konuşmaya başladılar. Sabri; “Bundan nasıl zevk aldığımı düşünüyor olmalısın” dedi. Kerem bozuntuya vermeden “yok işte çöpümüz oldu artık kadın, diğer çöplerle karıştırıp dışarıdaki konteynere de bırakalım akşam çıkarken” dedi. Sabri güldü, “bu öyle değil, dediğin özellikle Yeliz için kendinden geçirici olabilirdi ama bunu o hoşlandığı için yapıyorum. O streçlerin içinde nasıl bir zevk alıyor biliyor musun şimdi?, alkol uyuşturucu falan hiç bir şey veremez o hazzı ona, benim açımdan güzelliği şu ki tam istediğim kıvama getiriyor onu, tabi ayrıca böyle savunmasız ve değersiz olması da etkiliyor bir miktar.”.

Yeliz marine olup kalmasın diye banyoya gittiler ve maket bıçağı ile “pisliği” üzerindeki naylondan kurtardılar. Sabri gelen çişinin kokusunu bu karışmış kokulara kattı. Kerem ağzına gelen tükürüğünü bir kaç defa Yeliz’in yüzüne tükürerek bu çorbada tuzum olsun dedi. Kalan malzemeleri de küvete Yeliz’in üzerine boşalttılar ve çıkarken bu sefer ışığı ve kapıyı açık bıraktılar.

On dakika kadar sonra Sabri yalnız başına banyoya gitti, alçak ama sert bir sesle, “Mutlu musun canım?” dedi. “Deliriyorum” dedi kısık sesiyle Yeliz, “Keşke saatlerce böyle kalsam, hiç azalmaz”.

“Ama sonu geldi, seni yıkayacağız.” dedi Sabri ve küvetin deliğinden geçemeyecek şeyleri (Yeliz’in kendisi hariç) kaba olarak temizleyip bir poşete doldurdu. “Yıkanacaksın ve başka şekilde devam edeceğiz.”.

Yeliz o kadar yıkanmasına köpük köpük şampuanlanmasına rağmen halen garip bir yiyecek kokusu çıkıyordu teninden. Kötü bir koku da değildi ama işin garibi.

Salona geldiğinde Kerem bir kez daha geçti Yeliz’in üzerinden. Kerem devam ederken Yeliz becerildiği yerde Sabri’ye dönüp “sahibim, keşke o getirdiğiniz hayali gençler şimdi burada olsalar da sırayla beni…” dedi. Kerem bir anlam veremedi, Sabri kısaca gülümsedi, tam tavına gelmişti Yeliz.

  DEVAMI BURADA


3 Eylül 2022 Cumartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - IV - Bana Ne Oldu Sahibim?

 İçerisi bomboştu… Yanında bulunan sahibi dışında kimse yoktu odada… Mutfaktan bir bira kutusunun fısıltılı açılış sesi geldi sadece. “Nereye gittiler sahibim?” dedi, bir kedinin miyavlaması gibi çıkmıştı sesi… Sonra durumu anladı ve “Sahibimmmmm” dedi Yeliz… Sırt üstü düştü ve yarı baygın kaldı.



Ayılana kadar olan kısmı bilmiyordu, Sabri tansiyonuna, nabzına bakmıştı bu sürede, hatta ipleri bile çözülmüştü. Halat göğüslerinde iz bırakmıştı biraz, teni halen soğuktu.

Ayılır ayılmaz, Yanında duran Sabri yanına uzandı ve Yeliz’e sarıldı, Yeliz de kollarını ve bacaklarını Sabri’ye doladı bir süre o şekilde kaldılar. Yeliz masada oturan kişiyi fark etti, bu kişiyi tanıyordu… O Kerem’di ve Sabri’nin gözüyle yaptığı davetle yanlarına geldi Sabri kalktı ve bu sefer Kerem Yeliz’in bedenine sarıldı. Sabri Yeliz’in ağzını ve burnunu kapatarak kanındaki karbondioksit miktarını yükseltti, Yeliz tekrar sikilmeye hazırdı. Yeliz’i Kerem’in altında gidip gelinir şekilde bırakarak içeri birasını almaya gitti Sabri.

2 Eylül 2022 Cuma

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - III - Eğitim Candır, Tecrübe Heyecandır

Sabri yataktan inip doğruldu, biraz bekledi. Evde Yeliz’in göremediği bir şeyler oluyordu. Sonrasında dış kapının açıldığını duydu hava cereyanından ve seslerden kapının öncekilne göre daha uzun bir süre açık kaldığını hissetti Yeliz.

Sabri’nin uzaktan sesi geldi, kendisine demediği açıktı. Birilerine konuşuyordu ama net şekilde anlaşılır bir konuşmaydı.

Genç arkadaşlarım…, bugün sizi biraz farklı bir tecrübe bekliyor, biliyorum zaten bunun için buraya toplandınız. Hepiniz medeni arkadaşlarsınız. Sizden birkaç ricam var.

Öncelikle lütfen sizlere belirlediğim sıraya uyun ve sizden önceki arkadaşlarınızın hakkına saygı gösterin. Öncesinde prezervatifinizi kontrol edin, bu konuda bu abiniz size yardımcı olacak. Boşaldığınızda lütfen yerinizi sıradaki diğer arkadaşınıza bırakın, arzu ederseniz tekrar sıraya girip kaç parti istiyorsanız o kadarını atabilirsiniz. Aynı prezervatifi tekrar kullanmayın, yenisini alın takın. Anal ve oral olarak girmeyeceksiniz, umarım doğru deliği biliyorsunuzdur (hafif gülümseyerek). Memelerini sıkıp meme başları ile oynayabilir yalayabilirsiniz.

Yeliz donup kalmıştı, hafif bir titreme bir korku hissediyordu.

Burada sizin için eğitici olacak Yeliz ablanızın kendi tercihi BDSM’dir ve kendi isteği ile burada bulunmaktadır. Kendisi saygıdeğer bir insandır, kerhane köşesindeki bir orospu değildir. Burada bulunmasından benim emrim dışımda başkaca bir menfaati bulunmamaktadır, ancak şu andaki durumu ceza alıyor olma durumudur, yapacaklarınızdan doğrudan zevk almayacağını hesaba katın.

Kendisinden bahsedilmişti… Pür dikkat dinliyordu…

Her şeyden önemlisi, bundan sonra yaşayacağınız ilişkilerinizde BDSM aramayın, kız arkadaşlarınıza sevecen, kibar ve anlayışlı davranın, burada yapacağınızı sadece fiziksel bir eğitim faaliyeti olarak görünüz, burada bu konuda kendini yönlendirmiş bir kadın bulunuyor, kız arkadaşlarınıza aynı şeyi böyle yapmaya çalışırsanız ya tokat yersiniz ya da terk edilirsiniz. Onlara ılımlı sevecek ve sabırlı yaklaşın, böyle Yeliz’e dalar gibi haşır huşur dalmayın.

Hah, kendisinin güya orospu olmadığı söyleniyordu ama “haşır huşur dalınacak” bir araç olarak gösteriliyordu, kaşarlığı tuttu burada ama sesini çıkaramazdı tabi. Sabri konuşmasına devam etti.

Önce ben gireceğim dikkatli izleyin. Sonra sıra ile hepini
z aynı şekilde sikeceksiniz. Sabri Yeliz’e yaklaştı, buz gibiydi Yeliz’in bedeni, ter olmuştu. Girip çıkmaya başladı. Yüzünü Yeliz’in yüzüne yaklaştırdı. Yeliz fısıldıyordu: “Sahibim lütfen yapmayın, ne istiyorsanız yaparım size, ama bunu kaldıramam… Lütfennn… Lütfeeeennn…”, suratında tokat patladı Yeliz’in “Bari kaç kişi var onu söyleyin, esirgemeyin benden…”...


Sabri Yeliz’in etinden çıktı, “Peki kendin gör gençleri” dedi… Poposunun üzerinde doğrulmasını sağladı Yeliz’in ve gözlerindeki bağı açtı.

  DEVAMI BURADADIR

30 Ağustos 2022 Salı

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - II - Bir, İki, İkibuçuuk

Sabri kalktı, Yeliz sahibinin altında ne kadar süre geçmiş olduğunu bilemiyordu, sahibi tarafından sırtüstü çevrildi ve göğüslerindeki bağlar düzeltilip tekrar sıkıştırıldı. Ayak bileklerine aynı halattan birer volta sarıldığını hissetti Yeliz ve diz altlarından yatağın başına doğru gerildiğini hissetti. Ters dönmüş bir kurbağa gibi duruyordu yatakta, hareketi neredeyse mümkün değildi. Başı yatağın başına çok yakın değildi ama ipler yeterince geriyordu bacaklarını, dizlerinden aşağı yatağın altına doğru gerildiğini de hissetti, dizlerini ileride de tutamıyordu, bütün vajinası hizmete açık şekilde, sümük sümük bekliyordu.

Bu hali ile bir erkeğin kendisini gelip becermemesi mümkün değildi. Sabri prezervatifini taktı ve beş on dakika Yeliz’i becerdi. Bu sürede Yeliz’in ağzını ve burnunu kapatıp nefes almasını sınırlayıp daha da azmasını sağlıyordu. Bir süre sonra Sabri durdu ve yataktan kalktı.

Sabri yataktan uzaklaştı. Yeliz ayak seslerini duyuyordu zemindeki, bir süre sonra dış kapı açıldı ve tekrar kapandı. Sahibi çıkıp gitmiş miydi?

Hayır… Tekrar kendisine yürüdüğünü hissetti Yeliz sahibinin, yalnız… Yalnız, Sabri yalnız değildi, kaç kişi olduğunu bilmiyordu Yeliz odada, kimse konuşmuyordu, sahibi dahil. 


“Sahibim” dedi, “burada mısınız?” cevabını alamadı ama baş kısmında yatak ile başı arasındaki boşlukta bir beden ve ardından da dudaklarına sürülen bir penis hissetti. “Bu kimin bakalım bilecek misin?” diye kararlı bir ses işitti, evet bu sahibiydi… “dişlerin sikime değmeyecek…”. Yeliz’in başını arkaya çekip ağzının kendisine bakmasını sağladı Sabri, Yeliz görevini icra etmeye başlamıştı. Dişlerini efendisine değdirmemek için çaba harcıyordu sürekli, zira zaten ağzına zor sığıyordu, dudakları arasında boşluk bile kalmıyordu.

Bir süre sonra bacaklarının arasında ikinci kişi hissetti Yeliz. Evet… Bir kişi daha vardı, erkekti ve şu anda sahibi ağzına girip çıkarken o kişi de ıslanmış olan vajinasından ritmik şekilde yara yara çalışıyordu. Kişi gittikçe hızlandı ve sonra dışarıda kaldı, üzerine uzanmış memelerini sıkıştırıyor meme başlarını emiyordu. Göğüsleri hemen hemen morarmıştı, yumuşaklıktan eser yoktu. O artık her kimse prezervatifine boşalmıştı…

“Acaba sahibim beni becermeye devam eder mi?” diye düşünürken içinde yine biri girdi, Sabri halen ağzında olduğuna göre… Sadece bir kişi getirmemişti sahibi. Aynı kişi de değildi, bu biraz daha hafifti ve daha acemice girip çıkıyordu. Kısa da sürdü… Yeliz anlamıştı, genç ve bakir bir delikanlının ilk tecrübesi, seks materyali olmuştu kendisi.

Bir an, “acaba kaç kişiye malzeme olacağım daha?” diye düşünüyordu ki sahibinin siki ağzında dişine dokundu… Sahibinin siki ağzından çekildi… Yeliz “lütfennnn sahibimmm, istemeden oldu, çok şaşkındım, lütfen bana acıyınnn” dedi. Sahibi bekledi, Yeliz şunu eklemeyi tercih etti “Sahibimmmm, lütfen, bana her istediğinizi yapmaya hakkınız var, kendimi insafınıza bırakıyorum”...

 DEVAMI BURADADIR

29 Ağustos 2022 Pazartesi

BDSM Hikayesi: Gün Boyunca - I - Isınma Turu

O gün biraz farklı yaşanacaktı. Yeliz bundan haberdardı, hatta farklılığın ne olacağı konusunda bilgisi vardı ama nasıl olacağı hakkında en ufak fikri bile yoktu.


Kölelerinin Sabri’ye rutin hitap şekli “efendim” olduğu halde köleleri arasında sadece Yeliz “sahibim” diye hitap ederdi. Yeliz sahibi ile buluştu, sahibi onu arabasında bekliyordu, arabaya bindiler ve kısa konuşmalar ile eve kadar gittiler. Önde Sabri arkada Yeliz asansöre girip çıktılar ve kapıdan da bu şekilde geçtiler. İçeri girdiklerinde Yeliz kendisine gösterilen köşeye gidip sırtını duvara yasladı ve gözlerini ileri dikip beklemeye başladı. Üzerinde günlük giysileri vardı. Fazla zaman kaybetmeden boynuna tasması bağlandı Yeliz’in. Bu sefer gözleri de bağlandı… Sabri saçlarından başının arkasını aşağı çekerek yüzünün yukarıda hafif açılı şekilde yukarı bakmasını sağladı… Böyle kalacaksın… dedi.

Yeliz biraz bekleyeceğini biliyordu önceki tecrübelerinden, sahibi muhtemelen evi bir gezecek, o gün neler yapacaklarını kurgulayacaktı.

O gün çok kısa bekledi ve garip, hiç yapmadığı  bir şey yaptı sahibi. Yeliz’in dudaklarına dudakları ile yapıştı ve bedenini kolları ile sarıp sıkmaya başladı, nefes almasına bile izin vermiyordu, Yeliz’in burnundan nefes aldığını yüzünde hissediyordu. Hareketsiz, kolları aşağı başı hafif yukarı bakar şekilde bekledi Yeliz. Sahibinin elleri önce göğüslerini sıkıştırdı sütyeninin üzerinden. Sütyeni canını yakmıştı arada kaldığından. Sabri halen dudaklarındaydı, aralarında bayağı boy farkı olduğundan Yeliz’in yüzü halen yukarı bakar durumdaydı. Sabri yavaşça belinden aşağı kaydırdı ellerini ve kalçalarına yine giysisinin üzerinden elleri ile kaba kuvveti ile sıktı ve sıkılı tuttu, gittikçe daha fazla sıkıştıracak şekilde arttırdı şiddetini, Yeliz’in dudaklarını bırakmış yüzüne bakıyordu, yüzünde bir acı belirtisi arıyordu ve tabi sonunda buldu.

Elini ön tarafından külotuna soktu ve aşağı doğru kaydırdı, ıslaklığını bilmek istiyordu. Her zamanki gibi sümüksü jeli ile vıcık vıcık olduğunu anladı, aslında bu kadar çabuk ıslanmış olmayabileceğini düşünüyordu ama yanılmıştı. Yeliz’in külotunu giysisi ile birlikte aşağı çekti ve elini Yeliz’in külotuna silerek kuruladı. Yeliz’in sutyen ve giysisinin üst kısmını da çıkardı Sabri.

Tasmasının ense kısmından tutarak yatağa kadar önünde yürüterek götürdü ve yüz üstü yatağa iterek bıraktı Sabri, Yeliz nereye düştüğünü görmüyordu. Yeliz’in ellerini  ısırıcı tipteki halat ile dirsekten aşağı kısımları arkasında üst üste gelecek şekilde arkadan bağlayıp sırtından önüne geçirdi ve göğüslerinin etrafından tur atarak sıkıştırdı sutyen bağı gibi arkasına geçirip arkada bağladı. Sabri sıkabileceği kadar sıktı ama daha fazla sıkabilmek, boşluğunu alabilmek için hem önde hem arkada iki kalemle çevirip sıkıştırdı, onları da geriye açılması diye mandalla sabitledi. 

Aslında sahibi yatak muhabbetini fazla vanilya bulurdu, bu da garipti, ipler olmasa Sabri’nin vanilya moduna girmiş olduğunu düşünecekti Yeliz. Ağzının ve burnunun herhangi bir bilgi verilmeden kapatıldığını hissetti, hava alamıyordu ama bunu biliyor ve seviyordu. Defalarca bu şekilde zevkten çıldırmış bir şekilde hizmet etmişti sahibine. Yine mükemmeldi Sabri’nin zamanlaması, nefes tutma ve bırakma şeklinde birkaç defa tekrarladı bunu. Nefes nefese kalmıştı Yeliz, bir yenisinin daha gelip gelmeyeceğini bilmeden bekliyordu. Sabri'nin elini önce vajinasında sonra da kaygan şekilde analında gezerken hissetti. İçine parmak girmesi korkutuyordu ve anal seks için yeterince açılamıyordu Yeliz, ancak Sabri’nin parmağını alabilecek kadar yeri vardı kıçında yine de. Bir süre sonra arka deliğini iki parmağın zorladığını hissediyordu. Bir parmak da önünde aynı anda girip çıkıyor ve içerideyken parmaklar birleştiriyordu. Bu pek hoşuna gitmiyordu ama bunu önemsemeyecek kadar uyarılmıştı, sahibinin sevdiği bir şeye bu kadar da katlanması normaldi, Sabri bazen sınırları bir şekilde zorlamayı severdi. Çoğu kölesi için umursamayacakları bu eylem nedense Yeliz için zordu, sanırım ilk ilişkileri hatta çocukluğu ile ilgili bir konuydu.

Yeliz’i yüzüstü yatar şekilde bıraktı öylece Sabri biraz. İpler memelerini ısırıyordu Yeliz’in, bunu daha önce pek hissetmemişti. Bunu özellikle Sabri tamamen üzerine yatınca daha da hissetmeye başladı. Sabri Yeliz’in üzerinde bütün ağırlığı ile uzanmış, altındaki Yeliz yatağa gömülmüşken elleri ile bir şeyler yazıyordu cep telefonuna Sabri.

DEVAMI BURADADIR

4 Şubat 2021 Perşembe

Bak Cıs Yaparım!

"Cıs yapmak" çocukluğumdan kalma bir kelime olarak halen duruyor ama koca internette benden başka böyle bir şeyi diyen de görmedim. Çocuk dilinde can acıtmak ve aslında daha da öznel olarak, iğne yapmak olarak hatırlıyorum. Çocuğa bir şey yapmaması için doktorla iğneyle korkutmak için kullanılan bir tehdit cümlesi, tıpkı "Bak öcü gelir" falan gibi. Bana denilmedi bu pek ama genel olarak kullanıldığını bolca duydum. Kim bilir belki de çocuk başıma yanlış anladım o zamanlarda o yüzden kimse bunu bilmiyor. 


Sanırım bizim kızlarımızın çocukluklarında böyle bir korkutma faslı olmuş ki şimdiye kadar, "Cıs mı? İğne mi yani? Ahahaha!" diyeni olmadı kölelerimden ve derinlemesine yazıştıklarımdan. Bir sadistik dom için bu çekincenin işi daha da zevkli hale getirmesi de normal, itiraf edeyim.

Bir mazoşistik sub üzerinde bu cıs işinin tıbbi koşullara uyulmadan yapılması sağlıklı değil öncelikle, bunu belirtmek gerekli. Kadınların bütün memelerini şiş kebap yaparcasına şişlere geçirildiği, enjektörlerin estetik bir sıra ile dizildiği porno filmleri mesnet almayın. Pis kirli yerlerde enfeksiyon riski her zaman olacaktır. Hatta steril enjektör kullansanız bile bu böyle... Yanlış bir yere uygulanmasının dışında cildin kendisinin temiz olmaması bir risk. Boşuna mı cıs yapacak canım fantezik hemşireler öyle alkollü pamukla silip silip öyle sokuyorlar iğneyi, bir de duvarda durup parmağı ile sus işareti yapıyorlar ama onun bu konu ile ilgisi yok tabi.

Bu cıs işinin daha az korkutucu olanını keşfettim bir süre önce. İnsülin iğneleri.

İnsülin kullanmasına karar verilmiş diyabet hastalarının günlük olarak kendilerine yaptıkları daha kısa ve daha ince bir iğne bu (bazı okurlar "biliyoruz" diyebilir ama bilmeyenleri de düşünmek lazım, burası bir tıp bloğu değil sonuçta). Bu iğneyle hemşirenizin elinde tuttuğu 10 ml enjektörün iğnesinin yaratacağı his arasında fark var sanıyorum, en azından psikolojik olarak var, daha ince ve aslında daha masum görünüyor ve direkt hissin daha az olduğu bölgelere yapılıyor (göbek gibi).

Şimdiye kadar normal enjektörü Yeliz'in göğsünde denemiştim ama bu enjektör hissinin, insülin iğnelerinin bir tanesini değil küçük bir tarlasını denemek ile eşdeğer olacağını düşünüyorum. Bu konuda mazoşist sub'ıma "bak kuş geçiyor" deyip tavanı gösterdikten sonra batırdığımda yüzünün ifadesini görmek en iyi fikri verecektir veya daha bana uygun bir usulde, gözlerini bağladıktan sonra. Eğer bilinçli olarak farkında olursa etkisi daha ciddi olabilir ama bu bir ilk ise ilk başlangıçtaki psikolojik bariyeri bir ölçüde kırmak gerekli. İnsanların bu iğneyi kendilerine de yaptıklarını düşünürsek o kadar da acıtmamalı dedim ve kendimde denedim tabi (iğneyi kendine çuvaldızı başkasına misali). Sonuç; eh acıyor biraz tabi, biz de erkeğiz falan ama bu da benim için bir ilkti bir anlamda. Her ne kadar enjektör ile iğne olunurken direkt seyredebilsem de bunu yapmıyorum, genelde hemşirenin memeleri bu sırada bakmak için daha cazip bir yer. Bazen "lütfen diğer tarafa bakın!" gibi bir uyarı gelmesinin dikkati olay yerinde toplamamak için bir iyilikten çok bu meme konusu ile ilgili olduğunu düşünüyorum, "sen işine bak kızım, ıska geçeceksin damarı yine, bulamadın bir türlü, kasıtlı mı yapıyorsun, sapık mısın nesin?" der miyim bilmiyorum günün birinde ama tabi ki iğne onun elinde, yani o anlık efendi o tabi.


Dönelim insülin iğnesine tekrar... Bu iğnenin ilkinden sonra sevgili sub'ımda yükselen adrenalin ile muhtemelen 4. ve 5.'den sonra acı şiddetini kaybedecektir. Bu genelde mandal sıkıştırma durumunda sık karşılaşılan bir durum, ilki daha acı verici olur ve tabi sonuncusu. Mandal için; takarken değil, asıl çıkartırken en acı verici durumun yaşandığını iyi biliyorum. Bunu tavşanların yokuş aşağı iyi koşamaması arasındakine benzer bir ilinti altında düşünebiliriz belki, kim bilir? Sanırım ki tavşanlar bilir. Burada iğnenin çıkartırken vereceği acı için benzer bir durum olmadığını tahmin ediyorum, en azından Yeliz'de olmadı, çektim çıkardım. Bazılarının "ulan, hiç mi iğne olmadık? Konuya bak, çocuk masalına döndü bu post." dediklerini duyar gibiyim. Biz BDSM sahnemize geri dönelim.

Bir iki tane derken bir düzine iğneyi göğsünde bulup sayısını unutacaktır ancak vajinal tarafta hissedince saymaya başlar yine, emin olun. Belki de çıkartmadan önce biraz kolonya ile ıslatınca sayar en azından. "Batık iğne sayısını tahmin etmece" oyunu da oynabilirsiniz, bilemezse arttırırsınız, hele hele durumu abartmak için sayıyı fazla fazla söylerse "bak, şimdi o dediğin sayıda oldu canım, artık biliyor oldun" diyerek o sayıda batırıp cezalı esprinizi bile yapabilirsiniz, köleniz aynı zamanda sapyoseksüel ise bu sözle boşalabilir bile. 

İğne kullanırken sonrasında da steril olmak gibi bir gereklilik söz konusu, yani kölenizi temiz yerde tutacaksınız, kirletici bütün faaliyetler bu iğne faslından önce yapılmalı ve tercihen de bir banyo yaptırmak yerinde olur, ama banyo sırasında kölenizin üzerine işemeyin her ne kadar idrar steril bir sıvı da olsa. Önce işeyin sonra (çişiniz bitince) güzelce bırakın yıkansın (sanırım bunu kendisi yapabilir).


8 Haziran 2020 Pazartesi

Nefes Nefese veya Nefessizlik

Kandaki oksijen oranının azalmasının cinsel olarak tahrik unsuru olduğunu biliyorum ama bu mekanizmanın nasıl çalıştığını bilmiyorum açıkçası. Sanırım kandaki karbondioksit artışı ile ilişkili bir etkidir.

Bu amaçla kendi kafasına naylon geçirip mastürbasyon yapanlar da var, hatta bu şekilde ölmüş olanlar da olduğunu duydum. Zira işe zevk karıştı mı bazıları durmanın ne zaman gerekli olduğunu bilemez. İşte kendisine yapıp kendini kaybedenler ayrı, bir efendinin kontrolünde yapılıyorsa o da aslında partneri için çok benzer riskleri olabilecek bir konu. BDSM'deki adı "Asphyxiation" ama ne zamandır bunun nasıl yazıldığını ezberleyemedim doğrusu, mutlaka bir google yardımı alıyorum her seferinde. Aslında bir tıbbi durumu betimlediği için tıp'ta Türkçe olarak telafuz edilen hali daha akılda kalıcı "Asfiksasyon" . Tabi bu BDSM'de kullanılandan çok daha geniş anlamlı tıbbi literatürde ve bir miktar anlam/kavram farklılığı var, detaya girmeyeyim.

BDSM'deki hali partnerin solumasını kontrol altında tutmak, solunum yolunu kapatarak sadece istediği anda nefes almasına izin vermek.

Bunu denediğimde çekine çekine yapmıştım bir kazaya neden olmamak için. Ben ihtiyat içinde kıvranırken partnerim zevkten kıvranıyordu. Bu güveni anlayamıyorum ben halen bu yaşa gelmeme rağmen, ulan biraz kendisini kaybetse adam öbür tarafa mevta olmaya gidecek. Olabilecek en ilkel şekilde yaptım elimle burnunu yeteri kadar sıkıp ağzını elimle tuttum. Bir süre içinde bırakarak tabi ama ortalama olarak daha az hava almasını sağladıkça sevgili köleciğim azmaya başladı, azdıkça da azdı. Belki saatler boyunca ona girip çıkmama rağmen azalmadı isteği, gittikçe arttı. Ancak bedensel takati gittikçe azaldı, bunda uzun süren giriş çıkış faslının yoruculuğu da var, en son kendisini bayılacak gibi hissettiğini söyledi ancak bunun öncelikli nedeninin yorgunluk olduğu konusunda ikimiz de hemfikirdik. Bu durum biraz da bunu yapma biçimimizden kaynaklanıyordu.

Tamamen çıplak olarak yüz üstü yere uzanmış olduğu durumda bütün ağırlığımla yine yüzüstü onun üzerine uzanmanın onun için yorucu olduğunu bilmek için çok zeki olmaya gerek de yok. Ancak ağırlık ve ebat farkımız göz önünde tutulursa onun için ne denli kayda değer olabilecek bir tecrübe olduğu anlaşılabilir. Yaklaşık 60-70 kg'lık birinin üzerine 110 kg civarı bir ağırlık maddenin doğasını da biraz zorluyor. Ağzını elimle kapamasam da pek soluma özgürlüğü olduğu söylenemez bu durumda, tabi dizlerimden ve ellerimden aldığım destek ile ağırlığımın ne kadarını ona vereceğimi ayarlayabiliyordum, ancak bazı durumda kısa süreli de olsa tamamen yüklendiğimi de biliyorum. Çok da temiz olmayan zemin ile benim ağırlığım arasında bedeninin sıkışması göğüslerinin iki bedenin toplam ağırlığı altında bedeni ile zemin arasında adeta pestile dönmesi onu ciddi şekilde uyarıyordu. Belki bu kadarı da yeterli olacaktı ancak masum sadistliğimin bir eseri olarak göğüslerini tırtıklı bir keten halat ile çevrelemem, bu halatı tek parça olarak bedenini de sıkacak şekilde sarmış olmam da bu zevkini doruğa taşıdı. Yüklendikçe sürtünüp ısırıyordu göğüslerini bu halat. Ağzını ve burnunu kapattığımda aradan soluduğunu hisediyordum bazen ama tamamen kapatmak zordu.

Bu efendinin altında ezilme sahnesinin nefessiz kalma bölümü sonrasında da devam etti, tabi onu daha rahat bir yere yatırmış olarak. Üzerinde ağırlığımla ezerken onu becermek pek de mümkün değildi. Ağzını ve burnunu kapatarak onu "normal" şekilde becerdikçe aldığı hazzı vajinasının tamamen gevşemesinden anlamak da mümkündü. Bu ara bu süreç pek de kolay değildi, bir elimle başının arkasından tutup bir elimle hem ağzını hem burnunu kapatırken ona giriş ve çıkışlarımı kontrol etmek benim ağırlığımda biri için çok kolay olmuyor. Ona asıl zevk verenin sıkıca ağzına ve burnuna yapışmış ve solumasına izin vermek ile hayatını kontrol ediyor olmam mı yoksa kanındaki hava dengesi mi olduğunu, en azından hangisinin daha baskın olduğunu anlayamadım hiç.


Diyeceğim, bu tehlikeli olduğu ve bir çılgınlık ve ayarsızlık anını affetmediği konusunda görüşümün hiç değişmediği. Bunu yapacak olanların kesinlikle abartmaktan kaçınabilmesi ve partnerinin sınırlarını iyi bilmesi lazım. Tabi partnerin ilgili bir sağlık sorunu olmaması da bir o kadar önemli.
 

23 Eylül 2018 Pazar

Kölenizden Sıkılırsanız Ne Yaparsınız?

Öncelikle bir köle sevgili veya eşten çok farklıdır. Ondan sıkılabilirsiniz ama sıkılmanız onu terk etmeniz anlamına gelmez.

Sıkıldığınızda yapabileceğiniz şeyler yine ona zevk veren şeyler olabilir. Bunların bir kısmı birlikte yaşıyorsanız yapabileceğiniz şeyler, bazısı ise uzaktan da yapılabilir. Ancak bunların yapılıyor olması ondan sıkıldığınız anlamına asla gelmemeli, bunları normalde de yapabilirsiniz.

Eğer gerçekten köleniz ise sizin sıkılmanız durumunda bile sizew hizmet etmek isteyecektir.

Bu yazıma koyduğum resmi kölem Yeliz'e seçtirttim. İlk resimler daha basitti ama gerçekten çok hoşuma gidecek şekilde bir resim bulup kendisini ifade etti.

Sonsuza kadar efendisinin memnuniyetini bekleyip ona hizmet etmek ve bunun karşılığını almak için bekleyen bir köle.

Yeliz'in gerçekten hiç sıradan olmayan bir kölem olduğunu düşünüyorum, ancak bu özellik sadece ona da ait değil.

Kölenizden sıkılırsanız onu kapının önüne koymadan aşağıdakileri yapabilirsiniz.
  • Birilerine köle olarak servis edebilirsiniz.
  • Her akşam köşeye dikip eline bir lamba tutuşturup abajur niyetine kullanabilirsiniz.
  • Eline çamaşır tutturup kuruyana kadar tutmasını isteyebilirsiniz.
  • Siz televizyon seyrederken onun salonun ortasında vajinasını çekiştire çekiştire mastürbasyon yapmasını isteyebilirsiniz, her akşam söylemenize de gerek yok, kural yaparsınız. Yaparken arada bir "sessiz ol, dinlediğimden bir şey anlamıyorum" deyip kumandayı kafasına indirmeniz ona negatif etki yapmayacaktır.
  • Başka bir köle için onu yem ve yardımcı yapabilirsiniz kendinize. O köle ile her türlü eğlenceyi yaparken o yokmuş gibi davranabilirsiniz.
  • Onu tam anlamı ile ekonomik sömürü aracınız olarak kullanabilirsiniz.
  • Tamamen çıplak şekilde tuvalete kapatıp ışığı da söndürürsünüz, orada hayatına devam eder, onu unutursunuz, sadece siz tuvalete girdiğinizde pipinizi yalatarak temizletirsiniz (arada bir yemek ve suyunu götürmeyi unutmayın, arada da becerin, o da bir canlı).
  • Gece yatarken yastığınız yerine onu çıplak olarak yatay yatırırsınız baş hizanıza. Göğüsleri veya karnı en güzel yerleridir kafayı dayamak için. Yüzüstü yatırırsanız poposu biraz sağa sola kaysanız da uygun olabilir. 
  • Bütün bunların yanında onu kapının önüne koymanız, daha sonra tekrar kullanmak üzere almanız bile bir zevk olabilir köleniz için.


Bunları yaptıktan bir süre sonra ondan aslında çok da sıkılmamış olduğunuzu fark edeceğinize eminim.

Yeter ki köleniz sizden sıkılmasın, orası çok daha önemli. Karar oradadır.

12 Haziran 2018 Salı

Sultanlar, Gözdeler ve Cariyeler

Osmanlı hayranlığı mı başladı demeyin lütfen... Şu aptal bilmemne yüzyıl gibi TV dizilerinden  de etkilenmem. Ancak saygı duymak lazım ki Mozart'a bile ilham kaynağı olmuş bir haremi var şu son yıllarını tükenmekle geçiren Osmanlı'nın. Soyunun devamı için, çok temel bir güdü.

Seçmece dölleri ve yumurtaları kullanan Mendel'e bile taş çıkaran bir nesil sistemini küçümsemek çok iddialı olurdu.

Her ne kadar trafikte arkası tuğralı Doblo'lar ile ilgim yok. O sahibinin zavallı anlamsız bir özlemi. Arabasının arkasına yapıştıranlar aslında orada "ben padişahın pipisini tutarım" yazdığının farkında bile değiller. Farkında olsalar bile tutacaklardır da.

Dağıtmayayım konuyu; terimleri çok eşli Osmanlı sarayından almanın ötesinde fazla bir ilintim yok bu konuyla.Burada bir kıdem sistemi ile tanımlamayı özellikle yıllardır benim kölem olmuş sevgili dişilerime bir borç, yeni gelenlere ise teşvik olarak biliyorum.

Cariyeler, en acemiler. Ya her dediğimi abartılı olarak uygulamaya eğilimliler ya da halen ne yaşadıklarının farkında bile değiller, bazen de ikisi aynı anda. Henüz fiili bir buluşma görmemiş olmaları onları gözdelerden farklı hale getirir. Anlaşıldığı üzere eğer yeterince sabırlı olup da fiili buluşma yaşamış olsalar birden bir olgunluk eşiğini dev bir adım olarak atlayacaklar. Cariyelerden sadece bir kısmı bu realite eşiğini aşabilir. Doğal seleksiyon, eğer benimle uyum konusunda güçlük çekiyorlarsa bu aşamada ayrılma o kadar da kötü değil aslında.

Gözdeler, yaşlarından bağımsız olarak BDSM konusunda az buçuk tecrübeyi edinip eşgüdümü yakalayabildiklerimiz. Eğer sadece cinsellik veya "Grinin 51. tonu" türü fantezi gibi bir beklentiye sahiplerse bir süre içinde Gözde durumundan çıkıp Götte durumuna getirir. Bu aşama en uzun aşamalardan biridir. Bu aşamada ilişki biterse genelde ebediyyen bitecektir. Genelde diyorum, çünkü fikirdaş bir arkadaşlık içinde yazışmaya devam ettiklerimiz de oluyor, ancak o kadar seyreliyor ki çoğunlukla varlığımızı bilebilecek kadar veya karşılıklı başımız sıkışınca araşmak gibi bir hale geliyor.

ve evet... Sultanlar... Onlar yıllarımızı birlikte zaman zaman yoğun, zaman zaman ayrı, ama her zaman anlayabilecek kadar öğrenmiş durumda olanlardır. Açıkça ifade edebilirim ki sadece iki Sultanım var, Yeliz ve Pissy. Bu erdeme başka gelebilen olmadı. Pencereyi aç ve atla desem yapabileceğini hissettirecek kadar güven veren ve böyle bir şeyi asla demeyeceğimi çok iyi bilecek kadar bana güvenen, acı verse de istediklerimi eksiksiz yapabilen ama bu acıdan da bir çeşit aitlik hazzı alabilen.

21 Eylül 2014 Pazar

Bir Sanal BDSM Oyunu: Düşüren Sorular

Köle ve efendi arasında online (yeni adı çevrimiçi miydi?) oynanabilecek D/s oyunu aradınız mı hiç? Bulan buraya yazsın lütfen, çünkü yok… Türkçe falan değil, dünyada da yok veya var ama herkes benim gibi kendisi ile köleleri arasında gizli tutuyor.

Her yeni tanıştığım köle adayı ile zevkle oynadığım, teslimiyetin ve samimiyetin oluştuğu bir oyun “Düşüren Sorular”. Bilgisayarınıza indireceğiniz türden bir şey değil, mail ile oynanıyor. Birbirini tanımayan, biri bir sorumluluğu teslim alacak diğeri güvenip de kendini teslim edecek olan birbirini tanımayan iki kişi arasındaki D/s ilişkinin startını sağlamak için gayet başarılı olduğunu düşünüyorum.

Şunu belirtmeliyim ki şimdiye kadar yaşadığım D/s ilişkilerimin tamamı internet üzerinden başlamıştır. İlişkinin bir araya gelinceye kadarki kısmı da internet üzerinden karşılıklı hazırlıkla olmuştur. Bu nedenle karşılıklı güven ilişkisinin çalmanın, çırpmanın, üç kağıt açmanın kolay ve yoğun olduğu, çok zor bir ortamda yani internette gelişmesi ayrı bir zorluk yaratıyor. Yanlış anlaşılmalara, gereksiz endişelere, kısacası iletişim incelmelerine çok çok açık.
Öncelikle söylemem gerekir ki bu yazım oyunu tam olarak anlatan bir yazı değil, daha çok bir tanıtım veya giriştir.

Yaklaşık 5-6 yıl ve hatta daha uzun süre oldu ilk oyunu oynayalı. İlk deneğim Yeliz olmuştu, ama o zamanlar bu oyunun adı yoktu. Sonradan Melis (İsmi artık Eylül) ile oynadığımda “isim annesi” o oldu. Nedenine sonra geleceğim.

Peki neye benzer bu oyun be hey Sabri?

Üzülerek fazla detayına giremeyeceğim ama birkaç kopya vereceğim. Oyun temel olarak potansiyel efendinin mail aracılığı ile soru sorması, potansiyel kölenin de soruları çok kısa sürede aynı kanaldan yanıtlamasına dayanıyor. Süresi belirli, bir veya iki saat gibi önceden efendi tarafından belirtilmiş ve üzerinde anlaşılmış bir süre boyunca oynanıyor. Bu süre boyunca bilgisayarın başından ayrılmak veya başka bir işle ilgilenmek köle için yasak. Oyunun kuralları net olarak köleye gönderiliyor, kölenin “hazırım” cevabı ile bu süre başlıyor. Bu oyunu oyun yapan kurallar var, geneli basit, bunlardan biri “kölenin en fazla 2 dakika içinde cevap vermesi”, bir diğeri ise ”efendinin herhangi canının istediği bir zaman soru sorması”. İşte bu iki kural bu oyunu D/s oyunu yapan kural. Bu iki temel kural ismine kaynaklık etti. Melis’in çalan kapıya bakması, yine telaş ve heyecan içinde yerine dönerken sandalyeden düşmesi  ve düşmenin de birden fazla olması sonucu “Düşüren Sorular” ismi ortaya çıktı.

Bu oyunda soruların içeriği çok önemli ve bu soruların bazı koşulları olabiliyor, mesela hepsinin tam cevaplanmak zorunda olmaması gibi detaylar bulunuyor.
Bunun ötesinde sorulan soruların içeriği, efendinin bu oyunu yönetmedeki başarısı, doğru soruları doğru zamanlarda sorması ve genel olarak doğru zamanlamalar oyunu zevkli yapan şeyler, yoksa öyle kuru kuru bir boka benzemiyor oyun. Bu oyununa genellikle efendinin “Oynayalım mı?” sorusuna verilen “Oynayalım bakalım neymiş” cevabı ile başlanıyor. Efendi tarafından ustaca yönetilmiş bir “Düşüren Sorular” oyunundan sonra son soru olarak “Devam etmek istiyor musun?” sorusu efendi tarafından sorulduğunda eğer gerçekten köle potansiyeli varsa “Evet, lütfen efendim! Devam edinn.” cevabı alınıyor.

Oyun sonunda efendi tarafından bir değerlendirme yapılıyor, hatalar, süre aşımları, cevapsız kalan sorular ceza puanı olarak değerlendiriliyor. Bunun sonunda ceza puanına göre köleye ilk cezası veriliyor, ancak bunun bir ödül veya ceza olacağı efendiye ve kölenin tavına bağlı olarak değişebilir. Bu tav durumunu da soru cevaplardan çıkarabilmiş olmak efendinin bir becerisi oluyor.
Bu kadar anlatımla bu oyun oynanır mı bilmiyorum ama oynamak isteyen acemi sub olursa kölem olma gerekliliği olmadan oynamak için benden randevu alabilir, ancak bunun sonunda kölem olmayacağının bir garantisi yok. Efendilere gelince, samimi ilişki kurabildiğim efendiler bana yazarsa detayları paylaşırım ancak bu bilginin bir karşılığı olabilir. Ha “niye kölelere bedava da efendilerden bir şeyler bekleniyor?” derseniz, bu oyunu her oynadığımda üzerine yeni bir şeyler ekleyip geliştirebiliyorum ama efendilere tecrübemi vermiş oluyorum, bundandır.

Köle rolünde efendi gelirse efendiliği bırakıp köle kalmasının sorumlusu ben olmayacağım :-). Sevgiler…

Edit/Not: Bu başlık nedeniyle tahminimden fazla talep aldım. Bir kısmı da başarılı olmadı. Başarısızlıklardan ders almasını bilme hasleti ile açıklamak isterim; Sub kılığında dom'lar ve switch'ler (her iki rolü de oynayanlar) artık bana yazmasın lütfen, bu koşullarda pek başarılı olmuyor. Bu oyun öncesinde aday ile bir süre D/s oynamanın, en azından online, yararlı olduğunu gördüm. Hem samimiyetini görmek hem de ısıtmak için. Eğer köle olmaya hazırsanız çekinmeden yazabilirsiniz, herkese mümkün olduğunca zaman ayırmaya çalışıyorum. Yok eğer böyle bir nosyonunuz yoksa zaman kaybetmeyin, bu oyun iki taraf için bir geceye mal oluyor ve artık ön elemeye tabi tutuyorum talepleri.

19 Ağustos 2014 Salı

İş yerinde BDSM Hikayesi - 5

Bu güvenme oyunu fazla uzadığında can sıkardı. Sabri işi tadında bıraktı. Genç kadının bilgisayarını kendi haline bırakarak ona yaklaştı. Çantasından çıkardığı keten iple kadını çepeçevre evire çevire sardı. İpi biraz fazla almıştı ve ip kalındı, sar sar bitmiyordu. En sonunda bitirdi ve ipin sonunu kadının dişleri arasına alması için ağzına verdi. Genç kadın ipi ısırdı, ipi dişleri ile sıktıkça çıkan gıcıklanmadan titredi bir an, ayak bileklerinden boynuna kadar rastgele ve doğal bir şekilde sarılmıştı Yeliz. Keten ip öyle basit bir ipti ama basit bir ip de değildi. Üzerindeki kılcıkları sertti, hem kaşındırırdı hem de canını yakardı sürtündükçe.


Sabri kadının ağzından ipin ucunu aldı ve eliyle tuttu. Kadının dudaklarına yapıştı, gevşeyene kadar öptü, sonra ipi tekrar tutturdu ağzına.

Sabri ayakta bilekleri bağlı olduğu için ancak çok küçük hareketlerle gidebilen Yeliz'i sürüye sürüye masanın kenarına kadar getirdi. Hiç yapmamış olduğu, Yeliz'in çok korktuğu enjektör iğnesini çıkardı çantanın yan cebinden. Yeliz'in gözleri bezle kapalıydı ancak Sabri'nin ne yaptığını, en azından bir şeyler yaptığını hissediyordu.

Sabri yavaş bir hareketle enjektör iğnesini genç kadının göğsüne batırdı. Kadının ciyaklamasını falan bekliyordu ama bu olmadı, çok sessizdi Yeliz. Hareketine devam etti ve enjektör iğnesini dibine kadar batırdı. Kadın halen öylece bekliyordu. Sabri elinde niye daha fazla iğne getirmediğine hayıflanmıştı. Kadını yaklaşık 5-10 dk o durumda bıraktı. Bu sürede kadını zevkle seyretti.

Çözme zamanı gelmişti, önce kadının gözlerini kapatan bezi açtı ve kadının kendini görebilmesini sağladı, sonra yavaşça iğneyi çekti aldı, daha sonra da ipleri açarak işi tamamladı.
İşin kremasına sıra gelmişti. adın Sabri'nin işareti ile masasına sırtüstü uzandı. Sabri lateksten oluşan önlemini aldı Yeliz'e; "Gözlerini gözümden ayırma" dedi. Yeliz'in bir cevap vermesine gerek yoktu. Sabri kadının artık tamamen sümükleşmiş sıvı içinde kalmış organına penisini dayadı ve içeri daldı. Yeliz'e girmek olağanüstü konforluydu, sanki bir pudinge kaşık sokuyormuş gibiydi, gittikçe hızlandı, hızlandı, Yeliz gözlerinin içine bakmaya devam ediyordu. "Boşalabilir miyim efendim?" diye sordu... Sabri bu tür bir soru ile ilk defa karşılaşıyordu.Birkaç defa daha gidip gelirken kadının boşalmamak için kendini tuttuğunu biliyordu, bu da az daha Sabri'yi daha önce boşaltacaktı. "Evet, boşal" dedi Sabri, kadın titreye titreye boşaldı.

Beraberinde Sabri de tabii.. Burada bitmedi, dönüşte arabada Yeliz'le sohbet ederken ellerini ve emirlerini de konuşturuyordu. Böyle olması da çok doğaldı, sahipliğin bir zamanı yoktu, Yeliz'e ne isterse, ne zaman isterse  onu yapabilirdi.

UYARI: Bu hikayede geçen iğne batırma işlemi belli koşullarda tıbbi açıdan ciddi sakıncalar doğurabilir. Eğer herhangi bir kitle varsa tümörün dağılmasına neden olabilir, hijyene dikkat edilmezse kanda veya bölgede ciddi enfeksiyon oluşabilir. Tıbbi bilginiz yoksa bunu uygulamayınız, eğer mutlaka yapacaksanız cilt ve ellerin hijyenine çok dikkat ediniz, eller için steril eldiven kullanınız, cildin tıbbi yöntemlerle temizlenmesini sağlayınız.

13 Ağustos 2014 Çarşamba

İş yerinde BDSM Hikayesi - 4

Bardakların  göğüslere ilk temasında vazelin üzerinde hafifçe kaydı, Yeliz fazla da bir uyarım almadı, daha çok bu garip düzenek ile ilgileniyordu. Kendine bununla ne yapılacağı biraz zihnini kurcaladı, ancak ikinci harekette anladı ki bu düzenek daha önce enjektörün tersi ile kendisine uygulanmış olan meme vakumundan başka bir şey değildi.

Hareketin devamında Sabri elindeki enjektörde karşı basıncı yavaştan hissetmişti, bu direncin Yeliz'in yüz ifadesi ile birleşimi kendisine istediğini veriyordu. Hareketine devam etti, bu süre içinde Yeliz'in göğüs halkası tamamen bardakların içine girmişti, göğüs kenarlarına biraz daha vazelin sürdü, sürerken bardakların göğüslerini nasıl gerdiğini hissetti, göğüslerinin eti gerilmiş ve sertleşmişti. Yüzü acı çeker gibiydi ama zevk yüzünü bu hale getirmek aldığını hazzı bile gizleyemiyordu.


Sabri yere alaturka tuvalet konumunda çökmüş olan Yeliz'in altına uzandı ve vajinasından içeriye yavaş yavaş parmağını soktu. Yeliz'in sanki umurunda bile değildi ama Sabri'nin çok da hoşuna gitmemişti, parmağı vıcık vıcık olmuştu çünkü. Suratına patlattı tokadı Sabri, "Orospu, suratına tükürsem sulanıyorsun...", bu cümle Yeliz'in daha da sulanmasına neden olmuştu. Sabri parmağını bir kağıt mendil ile temizledi. Sinirini enjektörü biraz daha çekerek ifade etti. Bu sefer biraz inleme sesi gelmişti Yeliz'den. Bu inleme Sabri'de biraz daha germe eğilimi yarattı ancak genç kadının sınırına yakın olduğunu hissediyordu. Biraz daha çekse, hatta tüm memesini bardağın içine alsa bağırıp ciyaklamaktan ötesini yapmayacaktı, dur yapma demeyecekti.

Birkaç dakika sonra Sabri elindeki enjektörü gevşetti. Yeliz'in göğüsünün bardaktan bu kadar kolay çıkacağı aklına gelmemişti. Yuvarlak geniş halkalar içinde kırmızılar oluşmuştu Yeliz'in göğüslerinde.

Yeliz melun melun bakaren gözlerini bir bezle kapattı Sabri, ellerini arkadan plastik kelepçe ile bağladı ve dikilmesi için kapının önüne gönderdi. Eteği yukarıda üstü çıplak gözlerinde bez öylece dakikalarca bekledi Yeliz Sahibi onun bilgisayarını karıştırırken. Arada özel şifrelerini sordu, Yeliz koşulsuz şekilde banka şifreleri de dahil söyledi. Sabri pek ilgi duymadığı halde girdi gezindi güzelce, genç kadının hiç bir gizlisi kalmamıştı. Eğer resmi bir iz bırakmamak gibi bir kaygısı olmasaydı hesaptan kendi hesaplarına sonra da tekrar geriye havaleler yapmaktan zevk duyardı. Genç kadın her şeyiyle kendisine aitti o anda...

6 Mayıs 2014 Salı

İş yerinde BDSM Hikayesi - 3

Önünde dikilmekte olan Yeliz'in eteğini yukarı doğru sıyırdı Sabri, bedeni soğuktu ama en soğuk yeri kalçalarıydı. Biraz masajdan sonra göğüslerini elbisesinden çıkarmasını emretti Sabri, elbisesini çıkartmadan. Yeliz efendisinin dediğini yaptı, Sabri külotu çıkarmayı ona bırakmamıştı. Üstünde içinden taşırılmış göğüslerini sıkıştıran, alttan da yukarı çekilmiş elbisesi garip görünüyordu. Sabri elbisesinin üstünü çıkarmasını söyledi, elbisenin üstü sutyenle beraber çıkarıldı.


"Ağzını özledim" dedi Sabri, mesaj netti; Yeliz eğildi efendisinin fermuarını açtı, sertleşmiş organı oradan çıkarmak onun için efendisinin yardımı olmadan mümkün değildi, bu nedenle Sabri'nin desteği ile pantolonun üst kısmı açıldı ve görev icra edilmeye başladı. Sabri oral seks sırasında dişlerin organına temas etmesinden nefret ederdi, Yeliz buna çok dikkat ediyordu, daha önce ilk buluşmalarında ciddi fırça yemişti bu yüzden. Sabri arada elinde kalan su bardağını Yeliz'e verdi, "ağzını ıslat" dedi. Kadın ağzına aldığı suyu taşırmadan görevine devam etti. Yeliz'i masanın altına aldı. Genç kadın biraz zor sığmıştı oraya aslında, özellikle başını pek kolay hareket ettiremiyordu, ama görevin zorlaşması aldığı zevki azaltmamıştı. Sabri bir süre bu şekildeyken bilgisayarda internette sörf etti, Yeliz'i en çok uyaracak olanın ona şifresini sorması olduğunu biliyordu, bu soru Yeliz'i doğrudan aşağılamaktı, efendisinin onu o anda, kendisi güç bela performans gösterirken çok da umursamadığını hissetmesi zevk alacağı bir şeydi ancak halen arada su içmesini isteyen sesi duymak kendisinden haz alındığı hissini tazeliyordu. Bu, kendisini kadın olarak değil, efendisinin bir aracı olarak görmesi güzelliğini veriyordu.

Sabri sıkıldığında onu oradan çıkardı. Üstündekileri tamamen çıkartarak masasının karşısındaki duvara dayalı olarak durmasını istedi. Bu sırada Sabri ayağa kalktı ve diğer masanın üzerine konulmuş olan çantasını karıştırmaya başladı. Bu çanta değil, küçük bir spor valizdi aslında, gerekli olacak, önceden öngörebildiği plana göre hemen her türlü malzeme içindeydi. Daha önce yaptığı göğüs vakumunun daha iyisini yapacaktı. Yaptı da, bu sefer arkasını delip akvaryum hava hortumu bağladığı  rakı bardaklarını göğüslerine oturttu, supaplı düzenek aracılığı ile göğüslerinden hava vakumlamaya başladı.

Devam edecek


4 Mayıs 2014 Pazar

İş yerinde BDSM Hikayesi - 2

Efendi sözleşmiş oldukları günde yola çıktı, kadının ofisinin olduğu yere ilk defa gidiyordu, bir yolculuktan ve şehir içinde birkaç hatalı giriş çıkıştan yaptıktan sonra yolu buldu.

Ofisin bulunduğu tesisin girişinde güvenlik vardı ve kapı girişinde en azından adetten olmak üzere aracı ile gelene geçene kim olduğu, kiminle görüşeceği soruluyordu. Sabri'nin güvenliği aşması hiç zor olmadı, öncelikle güvenliğin bir ziyaretçi geleceği konusunda bilgisi vardı, ancak buna pek gerek kalmamıştı. Düzgün iş kıyafeti ile gelen, pek de toy görünmeyen Sabri'ye aracı durdurduğunda kime geldiğini bile sormayacaklardı, belli ki bu ciddiyette geçenler sadece üst düzey müdürler ve patronlardı. Sabri'nin çok lüks olmayan ancak sosyal konumunu belli etmeye yeterli kalitede olan arabasının penceresinden sert ama samimi ses tonu ile "Günaydın" demesi yeterli olmuştu, "Günaydın efendim, gideceğiniz yer konusunda yardımcı olabilir miyim?". Aynı sert ama kibar ses tonu ile "Teşekkür ederim" dedi Sabri, "Gideceğim yeri biliyorum".

Ofise yaklaşınca bir kaç telefon konuşması oldu Sabri ile Yeliz arasında. Bunlar tamamen ofisin yerinin bulunmasına yönelik, kısa, adeta resmi bilgi alışverişi niteliğinde görüşmeler olmuştu. Telefonda her ikisi de birbirlerine karşı o kadar rahat değillerdi.

Tarif edildiği park yerine girildiğinde kölesi Sabri'nin aracının yanına geldi, her zamanki ağır olan çantasını aldı ve binanın içine girdiler. Bina içindeki kapıların çoğu kapalıydı, koridorlarda, merdivenlerden çıkarken bile hiç kimse ile karşılaşmadılar, birkaç açık kapının önünden sessiz ve hızlı adımlarla geçtiler. Ofisin kapısına varmışlardı. Yeliz anahtarı ile kapıyı açtı, içeri girdiler. O ana kadar neredeyse hiç konuşmamışlardı. Sabri tipik emreder ses tonu ile "Yandaki mi senin masan?" diye sordu, "Evet efendim" cevabını aldı, geçti o masadaki koltuğa oturdu. Oda yaklaşık 10-15 metrekare küçük bir ofis odasıydı, üç çalışma masası sığdırılmıştı. Yeliz uygun bir yere çantayı bırakmaya yeltendi, "çantanız için burası uygun mu efendim" dedi, Sabri evet anlamında sessizce başını salladı, "bıraktıktan sonra gidip bana bir bardak su getir" dedi, kadın "emredersiniz" dedi ve su getirmek için odadan çıktı. Bir süre sonra döndüğünde Sabri psikolojik hazırlığını tamamlamıştı. "Yaklaş bana" dedi, elindeki suyu aldı, "ayakkabılarını çıkar" dedi. Yeliz ayakkabılarını çıkardı, öylece bekliyordu, efendi hiç acele etmiyordu, onu biraz bekletti, suyundan yavaş yavaş yudumlar aldı.

Devamı var


3 Mayıs 2014 Cumartesi

İş yerinde BDSM Hikayesi - 1

Bir iş yerine cinsellik, dinsellik veya siyaset karıştığında işin boku çıkar. Ne iş yerleri duydum, gördüm sanki kerhane. İş yapabiliyorlar mı diye merak ettim. Evet.. "İş" yapabiliyorlarmış...

Kerhane benzetmesinde bulunurken genelevlerde çalışan zavallı kadınları benzetmekten utanıyorum tabi. Bahsettiğim yerlerde iş parayla olmuyor, kariyer kavgaları, patronun cazibesi, cinsellik kokuları ile birleştiğinde iş yerinde bir defa cinselliğin, cinsel gösterilerin başlaması diğerleri için de bir tetikleme oluşturur ve iş yeri oldukça seksi bir mekana dönüşüverir.

Bu arada bir iş yerinde mini etek giyiliyor olması bu iş yerinin böyle bir yer olduğu anlamına gelmiyor. Peşin söyleyeyim.

Buradaki hikaye bu türden bir yerde geçmiyor. Daha masum, başkalarının izlenmesinden uzak gizli bir hikaye.

Uzun bir aradan sonra soğuyan ilişkilerinin ardından efendinin daveti üzerine tekrar bir araya gelmek için can atıyordu genç kadın. Efendinin de bir istediği vardı ki tekrar "bu aradan sonra tekrar başlayalım mı" diye sormuştu. Diyalog başladı, eski havalarını buldular kısa bir sürede.

Yeliz efendisini evine davet edemiyordu, bekardı ve ailesi ile yaşıyordu, sürekli bir aradaydılar. Efendinin durumu da bundan pek farklı değildi, tek farkı bekar olmamasıydı.

Son zamanlarda kiralık mekanlar artık BDSM için pek güvenli değildi. Otel odaları BDSM için çok sıradan yerlerdi. Sürekli bir mekan bulundurmak pahalı bir işti ve ne yazık ki yine güvenli sayılmazdı. Yeliz o denli özlemişti ki efendisi Sabri'yi fırsatı kendisi yarattı. O dönemler iş yeri Yeliz'in yalnızlığını paylaşacağı kadar tenha oluyordu, ofisini paylaştığı arkadaşı bile tatildeydi, o oradaydı ve yalnızdı ve birlikte olacak yer yoktu... Bu nasıl bir saçmalık diye düşündü. "Ah keşke o burada olsaydı şu an" diye iç geçirdi.

Bir gün bunu efendisine çıtlattı. Yeliz'in ofisi komşu bir şehirdeydi, efendiden araba yolculuğu ile yaklaşık 3 saat kadar uzaktaydı. Gelir misin? diye sordu. Sabri "kimsenin olmayacağına, bir süpriz yaşamayacağımıza emin olamıyorum pek" dedi. Ancak boş da durmadı, mekanın resimlerini çektirtti ve inceledi ve acil bir durumda toparlanılacak önlemleri alabileceğini hissetti. "Peki, günü söyle o zaman" dedi...

devam edecek....

30 Temmuz 2013 Salı

Partnerlik Durumları Üzerine

Bu yazıda dedikodu sınırlarına fazla çıkmadan partnerlik durumlarını paylaşmak istedim, zira trafik çok hızlı akmaya başladı, hiç bu kadar BDSM yoğunluğu yaşamamıştım. Geçmekte olduğumuz ayda Melis'le şehirler arası engellerden dolayı bir türlü gerçekleştiremediğimiz buluşmamız sanırım ki onun tarafında içsel bir kriz yarattı, Melis oldukça hızlı bir online iletişimden sonra fazla detay belirtmeden benden izin istedi. Bir köle olarak bir süreliğine izin istemenin anlamı bir ölçüde kibarca bir azat ve kendi haline bırakılma ricasıdır. Ancak Melis hoş, samimi ve başarılı bir Ex-Like-Slave, yazarsa döneriz.

Tam tersi bir durum (Return of the Ex-Slave) Yeliz'in dönüşü ile vuku buldu. Eski günlerimize tekrar hızlı bir giriş yaptığımız Yeliz uzunca bir süredir bu işe aç kalmış görünüyor, daha önceden de olmadığı kadar verici bir köle oldu çıktı canım benim. Eski efendisinin yeni buluşlarının tadına bakıyor bu aralar. Fiilen bir araya gelmek konusunda haklı bir acele içinde, yakında yaparız.

Son bir aydaki en hoş gelişme yine blogum aracılığı ile bana ulaşan Meltem. Kimse kimseye benzemez ama Meltem gerçekten kimseye benzemiyor. Birincisi ilk defa BDSM işlerine bu kadar girmiş ama köle eğitimi almamış bir sub ile karşılaştım. İkincisi, en çok istediği şeylerden biri henüz sahip olmadığı (ancak çok uzakta da görünmeyen) disiplin ve bunun için çok geniş bir potansiyeli var. Bir sorun var ki o da zamanını çok sınırlı olması, onun hayatı da en az benimki kadar yoğun. Bu nedenle kısa sürede baş döndürücü bir hıza ulaşıldı diyebilirim.

Bu tür hızlı hareketlilikler sistemli olmayı gerektiriyor. Şu son bir iki yılda kölelerimden sistematik bir efendi olmayı öğrendim diyebilirim. Hani bu işin bu kadar mekanik olması iyi midir? Eğer ilişkinizi emir komuta basitliğine ve rahatlığına getirmek istiyorsanız aşağıdaki her zaman işe yarayabileceğini düşünüyorum. Bunları BDSM köle terbiyesinin standart bir parçası olarak düşünüyorum.

  • BDSM için sınırlar üzerinde anlaşılacak liste (Checklist)
  • Temel D/s iletişim kuralları
  • Cezaları puana dayalı açıklama
  • Köle için ceza puanları çetelesi (özellikle birden fazla köleniz varsa kesinlikle gerekli)
  • Online oyunların tanımları ve kuralları
  • Online oyunlarda neler yapabileceğinizin listesi
  • Online'dan gerçek buluşmaya ulaştığınızda yanınıza alacaklarınızın listesi

Bunları daha sonra "Efendinin Dokümanları" başlığı altında açmayı planlıyorum, ama şimdilik zamanı başka şekilde kullanmakta yarar var, "arala bakalım bacaklarını, arala, omuz genişliğinde olacak! Aşağı da bakıp durma..." cümlesinin isteyenleri için :-)

9 Haziran 2012 Cumartesi

Efendim kahvesini nasıl almak ister?

Kahve bir simgedir, misafire önem verildiğini, hürmet edildiğinin sosyal bir göstergesi. Bununla ilgili bir adap bile gelişmiştir, kahveye tuz koymalar, kül dökmeler, yarım bırakmalar, telvesini de içmeler vb. ama detayına burada girmeyeceğim.

Artık kahvelerin yanında çikolata, kurabiye vb. ya yeni adet oldu ya da hortladı, ben gençliğimde bilmezdim böyle bir adedi.

Efendi köle ilişkilerinde de bu geleneğin hücrelerimize işlemiş bu seremoninin, hatta bir çeşit ritüelin bir parçası olarak girmesi çok hoş olurdu, şimdiye kadar nedense pek aklıma gelmemişti.

Öyle ki;
Benim kahvem acı olsun, yanında da iki soğuk bitter çikolata alayım derim. Öyle masaya falan da koyulmasın sakın, ben bitirinceye kadar önümde diz çökmüş olarak tepsi kölemin elinde tutulsun, gözünü bile kırpmamalı. Ben de yavaş yavaş yudumlayacağım kahvemi, o buz gibi bitterlerin de (yani koyu kahverengi göğüs başlarının da)  tadına bakarım arada, bu arada gözler de kesinlikle kapatılmayacak, kırpılmayacak bile, kahvem de çalkalanıp dökülmeyecek, dökülen olursa saçlarıyla temizlerim, fazlasını. Bitince sudan bir yudum aldıktan sonra telvesnin üzerine bırakırım, o da onu içer.

5 Nisan 2010 Pazartesi

Yelizle Randevu Bölüm 2

Saçındaki halkayı bağladığım yerden çözüp yere serdiğim örtüyü biraz ortaya çektim, Yeliz'i sırtüstü yatırdım.

Gözlerini kapamasını söyledim ve bir tüp dolusu çikolata sosunu yüzünden gözlerinden başlayarak yaklaşık 1m yüksekten vücuduna akıttım.
En çok boşalttığım bölgeleri tabi ki suratı, göğüsleri ve cinsel organı oldu. Gözlerinin üzeri çikolata sosu olduğu için gözlerini açamıyordu.


Yeliz'in bayıldığı bu oyunu biraz uzatmak için bir parça tuvalet kağıdını küçük bir rulo yaptım ve ağzına tıktım. O (sonradan konuşurken söylüyor)
bunu yiyecek birşey sanmış. Ancak şunu söyleyebilirim ki bok içinde kalmış birinin ağzına da tuvalet kağıdı bu kadar yakışırdı. Çikolata tabi ki bok değil ama benzemiyor da değil.
Çikolataları oturup yalayabilirdim tabi ama nedense bunu pek istemedim. Yeliz kirletilmek, pisliğe sokulmak için vardı, öyle romantikleşmek için değil.

Bir süre sonra bu işten sıkıldım ve yıkanıp temizlenmesi için banyoya gönderdim. Çikolata sosu öyle bir bulaşmış ki önce kurulandığı havluyu da çikolata sosu yaptı, sonra evde bulduğumuz kurulanmaya yarayacak diğer bezleri de.

Bir süre cinsel organımı yalattım, öyle kibarca değil tabi, hakaret ederek, gerektiği yerde sert uyarıda bulunarak. "Sikimi düzgün yala, dişlerine değdirme orospu" diye hakaret ettim mi hatırlamıyorum ama etmediysem eksik kalmıştır.

Sonra yere sırtüstü yatırıp gözlerini bağladım. O öyle beklerken ben enjektörler ile hazırlıklarımı yapmaya başladım. İki tür enjektör almıştım, biri dev gibi, bebeklerin mamalarını vermek için kullanılanlarından, diğeri ise 20ml'lik standart tipte.
Önce büyük enjektörle deneyecektim, zorlamamak için. Enjektörlerden iki tanesinin pistonlarını çıkardım ve arka kısımlarını zımpara ile biraz yuvarladım (keskin oldukları için). Sonra birkaç santimetrelik akvaryum hava hortumunu ucuna geçirdim (biraz zor oldu ufak bir hesap hatası yapmışım, gere gere oturttum).
Hortumun diğer ucuna da pistonu takılı olan enjektörleri taktım.

Yanında eğildim, göğüs başlarına vazelin sürdüm. Sonra arkası pistonsuz olan enjektörlerden birini göğüs başı yuvarlağına oturttum ve tutacak şekilde pistonu biraz çektim. Aynı şeyi diğer göğüs başına da yaptım. Sonra yavaş yavaş, yüz ifadesini seyrederek enjektörlerden birinin pistonunu çekmeye başladım. Yeliz yavaştan dudaklarını ısırıyordu her çekişimde.
Sonuna kadar çektim enjektörü, ama basınç nedeniyle geriye kaçıyordu. Hortumu bir mandalla tutturdum ve diğer göğüse geçip ona da aynı şeyi uyguladım.


Zalimliğime sığınarak pompalı enjektörleri borudan çıkarttım ve tekrar çekmeye hazır duruma getirip tekrar boruya bağladım, bir enjektör dolusu daha hava boşalttım her iki göğsünden de. Göğüs başları yaklaşık 2-3 cm enjektörden içeri çekilmişti. Bir süre orada bıraktım. Bunu ilk kez denemiştim, sanırım ikinci olsaydı en az üç veya dört enjektör çeker, en az beş on dakika öyle bekletirdim. Oluyor böyle tecrübesizlikler, sonraki sefere umuyorum.

Enjektörleri emekliye ayırdıktan sonra dolaptan bir parça havuç aldım. Cinsel organının dudakları arasında içeri sokmadan biraz ileri geri yaptım. Buna çok hassas olduğunu gördüm, organı kaskatı kapanıyordu havuca. Havucu kendi eline verdim ve içeri sokmasını istedim. Kıza boza, emrede emrede köküne kadar havucu içeri aldı. Şimdi sıra çıkarmaya geldi, nasıl çıkaracağından dert yanıyordu, ancak yavaş yavaş çıkarabildi, havuç hiç kolay girmemişti, çıkışı da yine yavaş yavaş oldu. Sonradan ıslanan kısmı ölçtük, ona fazla bana az geldi (13-14 cm). Anlaşılan böyle nesnelere karşı bir vaginismusu vardı.


Sonra biraz dinlendik. Onu yatağa gönderdim. Yarım saat kadar sonra ben de oraya gidip misyoner pozisyonunda güzelce siktim, boşaldım, penisimi içeri çok kolay aldı, vaginismustan eser yoktu, anlaşılan orospu, önüne gelene sikilmekten artık kaşarlanmıştı ama alternatifleri alma tecrübesi pek yoktu :-).

Onu normal yoldan becerdikten sonra tekrar salona geldik ve kalan zalimliğimle yere yatırıp bu sefer 20ml'lik küçük enjektörle öncekini denedim. Aslında neredeyse hiç fark göremedim. Yalnız bu sefer enjektörü vakum durumdayken çekip göğüslerini biraz çalkalayıp kendimce eğlendim. Pek umursadığı da söylenemezdi.

Sıra muma gelmişti, göğüslerine mum damlatıp biraz oyalandım, onun canı acıyordu ama zevk de alıyordu.

Mum o günün son eğlencesi olmuştu, zira boşalmış durumda da pek yaratıcı olamadığımı hissettim o gün, benzer şeyi daha önceki BDSM ilişkilerimde de hissetmiştim ama o gün nedense bana daha etkili geldi.

Siz siz olun eğer oyunun şiddetini muhafaza etmek istiyorsanız sakın herşeyi denemeden boşalmayın, boşalıyorsanız da sonuçlarına katlanın :-).

2 Mart 2010 Salı

Yelizle Randevu Bölüm 1

Bu seferki randevumuz öncekilere göre biraz daha farklı oldu, gariptir ama bana göre zaman yetti de arttı. Bu zaman arttırmaya Yeliz'in halen alışabilmiş olduğunu sanmıyorum, bence o daha isteyecekti, önceki programlar hep ona bağlı nedenlerle erken bitmişti, bu sefer çıkma zamanına ben karar vermiş oldum. Hani neden diyorum, aslında daha da uzatabilirdik ama sanırım benim boşalmam ile biraz iştah kaybım oldu, hadi itiraf edeyim :-). Eve girişimizden sonra olaylar şöyle gelişti;

Önce ona dış elbiselerini kastederek soyunmasını söyledim, soyundu, önceden söylemiş olduğum şekilde ayağında çizme vardı, onu çıkartmadı, altında külot ve sütyen yokken sadece gecelik ve çizmelerle kalmıştı. Ayna karşısında makyajını tazeledi Yeliz önce. Sabırla bekledim arkasından Yeliz'i seyrederken, hani öyle çok seksi olanlarından değildi ama çizmeleri fena durmuyordu geceliğin altına.

Gözlerini bağladım güzelce, sonra sandalyeye oturttum, ben de sandalyeyi önüne koyduğum koltuğa kuruldum. Boynuna kemerden kısaltılarak yapılmış deri tasmasını taktım. Zorla, kızarak bacaklarını aralattım. Arkasına doladım ve pinpon topundan ve amerikan fermuarlı banttan oluşan (oracıkta hazırlayıverdim) ağız topunu ağzına bağladım, tabi çok kısa bir süre içinde bunu sökmek zorunda kalacaktım, çünkü ağzının kenarını kesip çok kötü acıtıyordu bant.

Koltuğa oturdum, her ucunda düğüm bulunan küçük deri kırbacı aldım. Geceliğini aralayıp cinsel organının bir sağına bir soluna kasıklarına yavaşça indirmeye başladım. Başlangıçta temposuna alışmıştı Yeliz. Bunu farkettiğimde rüzgardan da anlayamacağı şekilde aksak, beklemediği anlarda daha sert indirmeye başladım kırbacı. Yeliz artık kırbacın ne zaman ineceğini bilmediği için bu işten daha fazla zevk almaya başlamıştı. Bunu inlemelerinden çok cinsel organının açılan ve ıslanan dudaklarından anlamak mümkündü.

Bir süre kırbaçladıktan sonra arkasına geçip saçlarını demir bir halkaya (yaklaşık 5 cm çapında) elektrik kablosu bağı ile bağladım. Bunu saçını bir çeşit topuz yaparak yapmak gerekti. Artık Yelizin hakim olunacak bir sapı da olmuştu böylece. Bu halka yardımı ile defalarca başını geriye çekerek teslimiyetini sağlayacaktım. Aslında bunun tasmadan daha etkili olduğunu düşünüyorum.

Yelizi başındaki halkasından tutarak yere diz çöktürdüm, üzerindekileri tamamen çıkarttırdım (çizme hariç). Başını koltuğun bacağının olduğu yere denk getirdim ve halkayı koltuğa zincirledim, artık başı sıkışmıştı :-) Domalmış bir şekilde duruyordu.

Bu şekilde durmaktan yorulana, dizleri acıyana kadar bu pozisyonda tuttum, bu süre zarfında gövdesinden gayet estetik şekilde sarkan göğüslerine gittikçe sertleşen tekmeler attım. Bu fasıl yaklaşık 10-15 dakika sürdü.

Bir süre sonra dizleri bu durumda durmaktan acımış, çözüp biraz dinlendik.

Devam edecek...