19 Şubat 2021 Cuma

Anal Terbiye

Bir kadının (normal ölçülerdeki) poposuna bakıp bundan cinsel bir sonuç çıkartmayan bir erkek var mıdır acaba (varsa mesajlayabilir aşağıda)? Neden popo, sonrasında anüs bu kadar cinsellikle ilgili bunu düşünmüşümdür ama çıkartabileceğim doğrudan bir sonuç olmadığından burada yazmak istemiyorum pek, en azından bu başlıkta.

Yaşadığım ve araştırdığıma göre anal ilişki öyle bir ilişki biçimi ki, seven çok seviyor, sevmeyen nefret ediyor. Başka tercihi olmayan gay'ler dışında anal almanın ne gibi bir zevki var ne gibi bir eziyeti var bilmem ancak her tür ilişkide karşı cins tercihimdir.

Bu yazımın konusu bir kölenin anal ilişki ile terbiye edilmesi gibi görünse bile maalesef konu bu değil. Konumuz anal ilişk
iyi bir eziyet olmaktan çıkarabilmek veya ilk anal ilişkide her iki tarafın da dikkat etmeleri gerekenler ile ilgili.

Anal ilişki tecrübesi olmayanlar için ilk ilişkiler sanırım sonrası için önemli bir belirleyici oluyor. Partnerinin nasıl davrandığı, nasıl başlandığı önemli. Çoğu zaman ilk tecrübeden de öncelikli olarak ilk duyumlar bile önemli, üstelik bunlar sadece anal için değil, bu duyumlar vanilya seks (normal şekilde vajinal seks) hayatını bile etkiliyor.

Bu konuda Pissy'ye danıştım, "nasıl başlar, nasıl başlamalı, sonrasında ne olur?" diye. O da bana elinden geldiği ölçüde bilgi verdi. Yanlış anlaşılmasın, kendim kıçımdan anal almaya niyetim falan yok, hatta bu amaçla yaklaşanı yakarım, hadi abarttım, yakmasam da cüssemin avantajını kullanır yüz ve gövde şeklini değiştirmek için çabada bulunurum... Sorma amacım, bu eylemin varlığını bilen ancak nasıl yapılacağı konusunda emin olmayan, bunu bilmek isteyen potansiyel partnerlere fikir verebilecek bilgiye sahip olmaktı.

Pissy'nin bana ilettiği şöyle, küçük virgülüne falan dokunarak olduğu gibi iletiyorum:

12 Şubat 2021 Cuma

Çoklu BDSM İlişkileri

Burada başlığı atarken "Çoklu" kelimesi ile "Üçlü" kelimesi arasında kaldım. Burada diğer alternatif gibi görünen "grup" ifadesini kullanmayacağım kesin çünkü salt cinsellik için kullanılan bir ifade, başka bir "değişikliği" ve bu değişiklikten hazzı konu alıyor. "Bu da BDSM'nin grubu değil mi be ya..", diyecek olanlara "kazın ayağı öyle değil be ya.." diyeceğimi söyleyebilirim peşin peşin. Tabi sınırı çizmek lazım, konu aynı anda BDSM eyleminde bulunulmasını içeriyor (dört boyutta ortak kesişim), bir kölenin çok efendisi olmuş veya bir efendinin çok kölesi olmuş, zamanı paylaştırmış, beni bu şebeke kısmı ilgilendirmiyor burada.

Kastettiğim doğal olarak her iki cinsiyetten de aynı cinsiyetten de birden fazla kişinin bir arada olduğu ilişkiler. Üç olunca mecburen matematiksel olarak aynı cinsten birden fazla kişi olacak haliyle, geyleri iki defacto cinsiyetten birinden sayarsak tabi, benim pek ilişkim yok onlarla, dolayısıyla benim kapsamım FFM (Kadın+Kadın+Erkek) veya FMM (Kadın+Erkek+Erkek) veya bunlara kadın veya erkek eklenmiş hali ile olacaktır. Pöf, amma matematik kastım, okulda yazı tura olasılıkları için bile bu kadar laf edilmezdi. Hani, bir para üç defa atıldığında Yazı, tura, sonra tekrar yazı gelme olasılığını (TYT) olarak ifade edilmesi gibi. Burada Tura üzerinde ne resmi bulunduğuna göre kadın veya erkek, yazı ise diğer cinsiyet olurdu ama iyi de yazı/tura ile erkek/kadın arasında ne gibi konu çıkar bilmiyorum, arada bir saçmalıyorum işte.

Ancaaaak, işin içine bir de BDSM rolleri girince işin rengi çeşitleniyor. Öyle grup işi olmaktan daha karmaşık bir kombinasyona geliyor. Burada zaten iki veya daha fazla erkeği normal bir ilişkide kabul etmeyeceğim sabit olmakla birlikte, ikinci efendi veya öğrenci rolünde kabul edebilir olmam gibi önemli boyutlar getiriyor benim açımdan (başka açı var mı bilmiyorum tabi rolüm icabı).

Daha önce iki dişi sub ve ben (tabi ki erkek dominant) olmak üzere bir buluşmamız olmuştu. Pek kolay yorumlanabilir bir sonucu yoktu açıkçası. Güzel miydi? Bence tek sub ile yapılabilecekten çok da farkı yoktu. Ne az, ne de fazla. İki sub'ın kendi cinsine göre algısını pek dikkate almamıştım açıkçası, ikisinin de hemcinsine bir ilgisi yoktu, bu nedenle aslında birbirinden ilgisiz iki ayrı buluşma aynı ortamda gibi oldu.

Bir süredir kadın ile ilişkiden hoşlanma eğilimi yükselmiş bir sub'ımla bu tür bir plan yapmaya çalışıyoruz, pandemi bir yandan, hayatın akışı bir yandan, insanların seçicilikleri bir yandan bunu yapmak şu andaki konfigürasyonla zorlaştı. Aslında bunu daha çok kendi sub'ımın isteği için yapmayı düşünüyorum (efendi bir efendi olarak), benim için oturup birinin diğerine eziyet etmesini seyretmekten, belki ne yapacağını söylemekten, iki kadını sevişirken izlemekten öte bir farklılığı yok. Özet olarak ikisinden birinin en azından dom rolü oynayabilmesi (emirle olsa da, beni domine etme çılgınlığına kalkmadan yapması şartları ile), diğerinin sub olması yeterli bir kombinasyon.

Çok sayıda kişinin yaptığı anlaşıldığı hali ile çoklu ilişkinin merkezinde yer alan "cinsellik" ile BDSM'den uzaklaşması bu konunun talibinin çok ama aslında istediklerinin BDSM olmaması gibi bir durumu doğuruyor. Yani bakıyorsunuz "bir çift" başka bir kadın veya "çift" arıyor çeşitli buluşma platformlarında, "vay be neler dönüyor?" diyeceğiniz miktarda ama BDSM konu olunca sadece iki kelepçe bağlayıp deliklerden girmekten yalanıp durmaktan veya birer tokat atmaktan öte bir yanı yok bu ilişkilerin. Bir kısmı ise "tamamen duygusal" (Cem Yılmaz reklam repliği) şekilde gerçekleşiyor, iş prodom (profesyonel dom), findom (finansal hakim dom) boyutlarında müşterinin (sub'ın değil) isteğine göre yürüyor. Finansal oyunlar güzel olabilir ama burada adı geçen hali daha çok "servet oluşturmak" veya "geçimini sağlamak" şeklinde olanlar. Böyle çoklu olunca sadece "Toptancı" durumunda bulunuyorlar bence.

Bir sub'a birden fazla herifin saldırması gibi sahneler de çoğu kişiye fantastik gelse de aslında birer cinsellik gösterisinden başka bir şey değiller, genelde belki "fetiş" kapsamına girerler, tecavüz fetişi vb. gibi ama bu konunun felsefesini yapılabileceği konudan çok uzak, daha hayvan ihtiyaçları hisli şeyler veya belki de sadece cinsel şiddet yönlüler, iletişim denilen şey ortalıkta vandal gezen bir serseri (genelde motosikletli çeteci görünüşlü) sürüsü ve zavallı bir sub gibi olan durum bu. Etrafta birilerinin bağlı olması vb. gibi BDSM unsurları olsa da bunlar konuyu BDSM yapmaz, BDSM tiyatrosu yapar ancak, yani aslında roller de bir tiyatro olduğundan dolayı tiyatronun tiyatrosu yapar. Seveni var, ayıp etmeyelim ama buradaki o değil.

Bazen kızarım birilerine "bunun ne olduğunu anlat, ne olmadığını söylüyorsun sürekli" diye, bu yazım da biraz buna benzedi, ama bu kadar genellenen bir konuda önce ne olmadığının ayıklanması, kalanın ne olduğunu ortaya koyabilir. Zamanında "Douglas Adams", "Otostopçunun Galaksi Rehberi" kitabında/filminde bu konuyu güzel tiye kalmıştı "Sonsuz olasılıksızlık motoru" (infinite improbability drive) diye bir motor vardı, bu motor sizi evrende "her yere" götürüyordu, her biçimde var ediyordu, sonra gitmek istediğiniz yerlerden ve orada olmak istemediğiniz şekillerden sizi yok ediyordu, siz de gitmek istediğiniz yere gitmiş oluyordunuz (resimdeki balina ve çiçek saksısı sizi sokacağı bazı haller için verilmiş örnek). İnanılmaz bir ironi, özellikle mühendislik, fizik ve matematik konularına ciddi şekilde hakim olanlar buna kahkaha ile gülebilirler, çok örneği vardır çünkü. Henüz okumamışsanız okumanızı, seyretmemişseniz seyretmenizi önerebileceğim hayli ilginç absürt bir kitap/film, kitap mı film mi derseniz ikisinin bu kadar yakın olduğu bir eser daha görmedim, hiç fark etmez.

Biraz daha olumlu yönü ile yaklaşayım "neler olabilir" diye. Tabi burada hep "bir erkek efendi" olacak zira kendimin işin içinde bulunduğu şekliyle düşünmem bir efendi bencilliği için normal sayılmalı. Dominant=Efendi ve İtaatkar=Köle varsayımı yapacağım, temel olarak bu konuda farklar detayda kalacaktır. Kadın-Erkek diye ayırmak yerine Dişi-Erkek diye ayırmak bana anlamlı geliyor, dikkat ederseniz teknik anlamda kullandığımda kadın yerine dişi ifadesini tercih ettim yazıda.

MD: Male Dominant (Erkek Dominant)
FD: Female Dominant  (Dişi Dominant)
MS: Male Submissive (Erkek İtaatkar)
FS: Female Submissive  (Dişi İtaatkar)

1- MD-FD-FS veya MD-MD-FS : Bir erkek efendi, bir erkek/dişi efendi daha ama diğerinin alt yetkisinde (diğerinin sub'ı değil) ve bir veya birkaç pasif dişi sub.

2- MD-FS-FS : Bir erkek efendi, bir  dişi sub ama  kusursuz bir sub olmalı (yaptığından direkt zevk alıp almadığını sorgulamamalı, sadece emirden zevk alabilmeli) ve bir veya birkaç pasif dişi sub.

Yukarıdaki iki durumda da ne yapılacağına erkek efendi karar verir, birincisinde arkadaşça öğretir, ikincisinde ise emreder, kendisi buluşmada tembellik edebilir böylece. efendilik hammaliyesini de sub'lardan birine yıkmış olur.

3- Birinci ve ikinci kombinasyonlara istendiği kadar (pratik bir sayıda) FS eklenebilir sağından. Bu durumda ikinci sırada yazılanın işi zorlaşacağını ve hatta durumun bir kuru kalabalık haline gelebileceğini düşünmek gerekir.

4- Kombinasyona az sayıda vanilya erkek veya dişi eklenebilir, biraz biber tuz gibi, çünkü işlevsel bir rolü olmayacaktır, cinselliğini kullanması yeterli olur, arada kazaya kurban gitmemesi de önemli.

Çoğu kişinin "Ya! biz bir tane bulamıyoruz, sülale boyu kim nereden bulacak?" dediğini duyar gibiyim. Aslında haklı olduklarını söyleyebilirim. Ancak "bir tane bile bulamıyor" olmanın en çok rastlanan nedeni müşkülpesent olmaktır, başka bir ifade ile bulup da kıllısını aramaktır, yok zayıf, yok şişman, yok uzun boylu, yok memeleri sarkık yok bir diğer bahane. BDSM filmlerdeki gibi ideal ölçülerde hem de ideal karakterde biri yok arkadaşlar olsa da siz öyle ideal değilsiniz. Özellikle partner olarak genç kişileri istemiyor olmamın nedeninde bu tür bir seçiciliğin ve bahaneciliğin genç yaşlarda daha yoğun olması, sanki BDSM partneri aramıyor da beyaz atlı prens gibi koca, uzun saçlı prenses arıyor arkadaşlar. Diğer nedeni ise kendisine gerçek anlamda güveni olmayıp olduğundan fazla gibi görünüp içinin boşluğunu bir süre sonra saklayamamaktır. Bırakın kendiniz gibi olun işte... Bu sanırım başka bir başlığın konusu olur, derine girmeyeyim. Sağlıkla kalın.

7 Şubat 2021 Pazar

Köle ve Teslimiyetçi Farkı (Slave vs Sub) II

Bu yazı bir önceki "Köle ve Teslimiyetçi Farkı (Slave vs Sub) I" yazısının devamıdır.

Öte yandan teslimiyetçi kişiler, yani ihtiyaçları ve arzuları olanlar olacaktır. (“Arzu” ve “ihtiyaç” arasında fark görmekteyim. Arzu, benim için lüks bir kelime, bir özlem kelimesi, “çikolata arzusu”nda olduğu gibi. Hiç kimsenin yemek "arzulamakta olduğunu" duymadım, ama yemek ihtiyaçları vardır. Teslimiyetçi ne kadar sunmaya ihtiyaç duyarsa (sadece arzu etmek yerine), ölçekte o kadar fazla ileride olur, köleliğe o kadar yaklaşır.

Son cümlemin son ifadesini oldukça bilinçli seçtim: “Köleliğe o kadar yaklaşır”, gerçek bir kölelik yoktur ve bu ülkede var olamaz (Ç.N. Yazar ülke için ABD'yi belirtmemekle birlikte, bunun bizim ülkemizde de geçerli olduğunu düşünüyorum, bütünlüğü bozmamak için yazarın dilinden devam edeceğim).

Bir birey köleliği akla gelebilecek her şekilde kabul etse bile, Birleşik Devletler'de köleliği, rızaya dayalı veya başka türlü geçerli bir statü olarak tanıyan bir mahkeme yoktur. Bir köle bir gün köle olmayı bırakmaya karar verirse, onlarca noter onaylı belge imzalamış ve sahibinin adını kıçlarına markalamış olsalar bile onları kölelik durumlarına geri dönmeye zorlamak için yasal bir yol yoktur. Eğer ayrılmak bir seçenekse, bu gerçekten bir “kölelik” midir? Yaşam tarzında kölelik dediğimiz şey, "gerçek" ihtiyaçlar tarafından meydana getirilse ve kontrol ve itaat altında 7/24 yaşansa bile, aslında özenle hazırlanmış ve sürdürülen bir fantezidir.

Aşırı duyarlı olduğumu veya insanların her zaman (gerçekten her zaman) düşünebildiği gibi abartılı olduğumu düşünüyorsanız her tespitimizde, ne kadar geniş ve kapsamlı olmaya çalışırsam çalışayım tartışacak bir şeyler bulabilirsiniz. Bundan dolayı önceki paragrafımla ters düşen birilerinin var olduğunu açıkça belirtebilirim. Neden? Çünkü köleliğin bu ülkede (Ç.N. yazar ABD'yi kastediyor) olmadığını ve olamayacağını söyledim . Bana yasadışı ücretler ile çalıştırılan yasadışı göçmenlerle ilgili (ki köle olarak tutuluyorlar), şantaj, şiddet, sahtekarlık ve aldatma suçları gibi yasadışı koşullarda çeşitli makalelere bağlantılar gönderildi. Saygılı bir şekilde, bu tür şeyler olsa da, hala yasadışı olduklarını ve bu ülkenin yasaları veya hükümeti tarafından onaylanmadığını belirtmekteyim.

Kayan ölçek teorisi, ancak siz teslimiyetçiliğin ve dominantlığın "ölçülerini" öznel değil de nesnel bir biçimde ifade etmeye çalışana kadar geçerlidir.

Bir kıstas bir zamanda bir yerde birilerinin kararlaştırdığı ve ifade ettiği ortak bir ölçüt, tıpkı “inç” (Ç.N. ölçü birimi), gibi başkaları tarafından da benimsenir. Ancak yaşam tarzımızın karşılaştırılabilir bir ölçüsü - inç, santimetre, fit veya yarda yoktur.

Bir keresinde efendime, sosyal hizmet uzmanlarının sahada bu durum ile karşılaştıklarında çocuklarını alıkoymamaları umuduyla sadomazoşizm ve eylemleri (yazar kink ifadesini kullanıyor) temeli konusunda bilgilendirmek üzere üniversitede bir sunum hazırlamasına yardım ettim. (Ç.N. ABD'nde bu uzmanlar çocukları aileden alıkoyup devlet himayesine teslim etmeye memurdurlar). Bu çalışmada cinsel ifadenin “geniş spektrumunu” temsil etmek için doğrusal bir ölçek kullanmayı denedik.

PowerPoint sunusunda, bir ucunda "mutlak bekârlık" yazan tatlı küçük bir rahibe resmi kullandım. Diğer tarafa, tamamen deri ve zincirlerle süslenmiş, binici kırbacı sallayan, gösterişli bir adamın fotoğrafını yerleştirdim. Sonra, ikisi arasındaki davranışları ortaya koymaya başladık. Rahibeden sonra "mastürbasyon", ardından "ağır sevişme" ve "oral seks", ardından "ışıklar kapalı şekilde heteroseksüel misyoner pozisyonu" koydum. "Ama herkes tipik ilişkiden önce oral seks yapmaz," dedi efendim, Neden oraya koydun? (Ç.N. Yazıyı okurken benim de aklıma ilk gelen buydu).

"Bill Clinton" dedim kuru bir şekilde, "Bugün bir yerde okudum ki, çoğu genç bir saksofon işinin seks yapmak olduğunu bile düşünmüyor."

Ve... eklediğimiz her cinsel aktivite veya eğilimle daha da sorunlu olmaya devam etti. Anal seks mi? Bunu "tüm Kama Sutra'nın keşfinden" önce mi yoksa sonra mı koydunuz?

Kanlı dayak yemeyi kabul edebilen bazı SM kadınları tanıyorum, ancak kocalarıyla bile anal yapmıyorlar. Gey ve lezbiyen yönelimleri göz önünde bulundurursanız, anal seks, oral seks, yumruk sokma ve yapay penis kullanımı sıralaması “normal” bir heteroseksüelin sıralayabileceğinden farklı olacaktır.

Herhangi bir davranışın diğerinden daha "aşırı" veya "normal" olduğunu ima ederseniz, SM veya eş paylaşanlardan oluşan iki grubu da kızdırmadan yapamazsınız. Çünkü çoğu eş değiştiren, SM'lerin hasta ve sapkın olduğunu düşünürken, Deri Yaşam Tarzı'ndaki pek çok kişi hala tek eşliliği "dürüstlük" için altın standart olarak tutuyor.

Sonunda, cinsel davranışların doğrusal bir çizelgesinin en geniş genellemeden başka bir şey olamayacağını, kelimenin tam anlamla alınamayacağını kabul ettik, çünkü her bir etkinliğin çizelgedeki sıralaması dünyadaki her bir kişi için potansiyel olarak farklıdır. Bir kişiye “müstehcen” olan şey, bir başkası için “normaldir”. Dominantlar ve itaatkarlar için bir ölçek oluşturma girişimlerimdeki ile tamamen aynı sorun.

Ölçeğin uç noktalarını genelleştirebilirsiniz, ancak aradaki dereceleri ölçmenin bir yolu yoktur çünkü yaşam tarzındaki her bir kişi kendi ölçütlerine göre ölçüm yapmaktadır. Bir kişinin santimi, başka bir kişinin milidir.

(Ç.N. Bu yazıya önceki bölümden geldiği üzere sonraki bir bölüm ile devam etmeyi planlıyorum, aslı oldukça uzun).

Bu yazıyı https://www.katekinsey.com/the-difference-between-a-slave-and-a-submissive.html sitesinden yazarın Türkçe'ye tercüme iznini alarak yayınlıyorum.

4 Şubat 2021 Perşembe

Bak Cıs Yaparım!

"Cıs yapmak" çocukluğumdan kalma bir kelime olarak halen duruyor ama koca internette benden başka böyle bir şeyi diyen de görmedim. Çocuk dilinde can acıtmak ve aslında daha da öznel olarak, iğne yapmak olarak hatırlıyorum. Çocuğa bir şey yapmaması için doktorla iğneyle korkutmak için kullanılan bir tehdit cümlesi, tıpkı "Bak öcü gelir" falan gibi. Bana denilmedi bu pek ama genel olarak kullanıldığını bolca duydum. Kim bilir belki de çocuk başıma yanlış anladım o zamanlarda o yüzden kimse bunu bilmiyor. 


Sanırım bizim kızlarımızın çocukluklarında böyle bir korkutma faslı olmuş ki şimdiye kadar, "Cıs mı? İğne mi yani? Ahahaha!" diyeni olmadı kölelerimden ve derinlemesine yazıştıklarımdan. Bir sadistik dom için bu çekincenin işi daha da zevkli hale getirmesi de normal, itiraf edeyim.

Bir mazoşistik sub üzerinde bu cıs işinin tıbbi koşullara uyulmadan yapılması sağlıklı değil öncelikle, bunu belirtmek gerekli. Kadınların bütün memelerini şiş kebap yaparcasına şişlere geçirildiği, enjektörlerin estetik bir sıra ile dizildiği porno filmleri mesnet almayın. Pis kirli yerlerde enfeksiyon riski her zaman olacaktır. Hatta steril enjektör kullansanız bile bu böyle... Yanlış bir yere uygulanmasının dışında cildin kendisinin temiz olmaması bir risk. Boşuna mı cıs yapacak canım fantezik hemşireler öyle alkollü pamukla silip silip öyle sokuyorlar iğneyi, bir de duvarda durup parmağı ile sus işareti yapıyorlar ama onun bu konu ile ilgisi yok tabi.

Bu cıs işinin daha az korkutucu olanını keşfettim bir süre önce. İnsülin iğneleri.

İnsülin kullanmasına karar verilmiş diyabet hastalarının günlük olarak kendilerine yaptıkları daha kısa ve daha ince bir iğne bu (bazı okurlar "biliyoruz" diyebilir ama bilmeyenleri de düşünmek lazım, burası bir tıp bloğu değil sonuçta). Bu iğneyle hemşirenizin elinde tuttuğu 10 ml enjektörün iğnesinin yaratacağı his arasında fark var sanıyorum, en azından psikolojik olarak var, daha ince ve aslında daha masum görünüyor ve direkt hissin daha az olduğu bölgelere yapılıyor (göbek gibi).

Şimdiye kadar normal enjektörü Yeliz'in göğsünde denemiştim ama bu enjektör hissinin, insülin iğnelerinin bir tanesini değil küçük bir tarlasını denemek ile eşdeğer olacağını düşünüyorum. Bu konuda mazoşist sub'ıma "bak kuş geçiyor" deyip tavanı gösterdikten sonra batırdığımda yüzünün ifadesini görmek en iyi fikri verecektir veya daha bana uygun bir usulde, gözlerini bağladıktan sonra. Eğer bilinçli olarak farkında olursa etkisi daha ciddi olabilir ama bu bir ilk ise ilk başlangıçtaki psikolojik bariyeri bir ölçüde kırmak gerekli. İnsanların bu iğneyi kendilerine de yaptıklarını düşünürsek o kadar da acıtmamalı dedim ve kendimde denedim tabi (iğneyi kendine çuvaldızı başkasına misali). Sonuç; eh acıyor biraz tabi, biz de erkeğiz falan ama bu da benim için bir ilkti bir anlamda. Her ne kadar enjektör ile iğne olunurken direkt seyredebilsem de bunu yapmıyorum, genelde hemşirenin memeleri bu sırada bakmak için daha cazip bir yer. Bazen "lütfen diğer tarafa bakın!" gibi bir uyarı gelmesinin dikkati olay yerinde toplamamak için bir iyilikten çok bu meme konusu ile ilgili olduğunu düşünüyorum, "sen işine bak kızım, ıska geçeceksin damarı yine, bulamadın bir türlü, kasıtlı mı yapıyorsun, sapık mısın nesin?" der miyim bilmiyorum günün birinde ama tabi ki iğne onun elinde, yani o anlık efendi o tabi.


Dönelim insülin iğnesine tekrar... Bu iğnenin ilkinden sonra sevgili sub'ımda yükselen adrenalin ile muhtemelen 4. ve 5.'den sonra acı şiddetini kaybedecektir. Bu genelde mandal sıkıştırma durumunda sık karşılaşılan bir durum, ilki daha acı verici olur ve tabi sonuncusu. Mandal için; takarken değil, asıl çıkartırken en acı verici durumun yaşandığını iyi biliyorum. Bunu tavşanların yokuş aşağı iyi koşamaması arasındakine benzer bir ilinti altında düşünebiliriz belki, kim bilir? Sanırım ki tavşanlar bilir. Burada iğnenin çıkartırken vereceği acı için benzer bir durum olmadığını tahmin ediyorum, en azından Yeliz'de olmadı, çektim çıkardım. Bazılarının "ulan, hiç mi iğne olmadık? Konuya bak, çocuk masalına döndü bu post." dediklerini duyar gibiyim. Biz BDSM sahnemize geri dönelim.

Bir iki tane derken bir düzine iğneyi göğsünde bulup sayısını unutacaktır ancak vajinal tarafta hissedince saymaya başlar yine, emin olun. Belki de çıkartmadan önce biraz kolonya ile ıslatınca sayar en azından. "Batık iğne sayısını tahmin etmece" oyunu da oynabilirsiniz, bilemezse arttırırsınız, hele hele durumu abartmak için sayıyı fazla fazla söylerse "bak, şimdi o dediğin sayıda oldu canım, artık biliyor oldun" diyerek o sayıda batırıp cezalı esprinizi bile yapabilirsiniz, köleniz aynı zamanda sapyoseksüel ise bu sözle boşalabilir bile. 

İğne kullanırken sonrasında da steril olmak gibi bir gereklilik söz konusu, yani kölenizi temiz yerde tutacaksınız, kirletici bütün faaliyetler bu iğne faslından önce yapılmalı ve tercihen de bir banyo yaptırmak yerinde olur, ama banyo sırasında kölenizin üzerine işemeyin her ne kadar idrar steril bir sıvı da olsa. Önce işeyin sonra (çişiniz bitince) güzelce bırakın yıkansın (sanırım bunu kendisi yapabilir).