29 Temmuz 2012 Pazar

Öylece Efendiyi Beklemek

Bir kölenin en çok zevk veren anı nedir bilir misiniz? Bence kendisine birşey yapılmak üzereyken durup belirli bir pozisyonda beklediği andır, tasması takılırken, kendisi bağlanırken, bir emrinizden hemen sonra elleri havada dururken... veya yüzüne veya vücüdunun herhangi bir yerine inecek şaplağı beklerken...

Ben acaip severim bu anı, inadına bekletirim de, ağırdan alırım, köle değil mi beklesin efendim... Gözlerimin içine baka baka beklesin... Seninim der gibi baksın... İhtiyaç duyarsa arada yutkunabilir tabi...
Canımın istediği gibi olacak tabi... onun canının istediği gibi olacak hali yok ya...

Şu video beni bu konuda baya cezbetti, üstelik estetik de buldum;

http://www.gobdsm.com/videos/an-excited-sexy-housewife-held-captive/

Her ne kadar profesyoel köleleri/modelleri sevmesem de, hoş geldi...

20 Haziran 2012 Çarşamba

BDSM Nasıl Yapılır?

İster inanın ister inanmayın... Bu cümleyi arama kelimesi olarak istatistiklerin arasında buldum. Şaka değil, bu kadar basit dile getirilebildiği için hayran kaldım. Madem arandı... Bilgi vereyim...

Eğer sub (teslimiyetçi) iseniz;
1- Önce bir efendi bulunur.

  a) Kadınsanız ve erkek arıyorsanız sabri.yilar@gmail.com adresine durumu bildiren bir başvuru dilekçesi yazılır.

  b) Kadın arıyorsanız (cinsiyetiniz ne olursa olsun) kdnefndi.blogspot.com sayfalarından ilgili kişiye aynı şekilde başvuru yapılır.

  c) Erkekseniz erkek efendi arıyorsanız google'a dönüp gay club aranır.

2- Efendiden gelen talimatlar harfiyyen yerine getirilir, tecrübeli dominantlar öyle herkesi kabul etmezler. Samimi olduğunuza inanmaları lazım.

Eğer dominant (efendi) iseniz;

1- Önce bir sürü siteye bir sürü para verilir ve bir sub çıksın diye beklenir.

2- Çıkmayınca google'a dönülür, kara kara başınızın çaresine nasıl bakacağınız düşünülür. İşiniçinden çıkılamayınca 1. adıma geri dönülür.

Sonraki adımlar;

3- Partner ile yazışılır, birbirinize uygun olup olmadığınız, sınırlarınız hakkında yazışılır, fantezileriniz paylaşılır.

4- Resim vb. değiş tokuş edilir. Karşılıklı güven sağlanır.

5- Altı yedi email sonra buluşup neler yapacabileceğiniz görüşülür, samimi olmayan adaylar bu aşamada elenir.

6- Bir gün denk getirilip buluşulur. Bundan önce taraflar kendini genellikle bir arkadaşlarına çok da detaylı olmayan bir bilgi vererek sağlama alır (bak şu saate kadar seni arayacağım, aramazsam ortalığı ayağa kaldır diye).

7- Buluşmada ilk eyleme geçip geçilemediğine göre bir kader anı oluşur. Bu an biraz tecrübeye bakar ama zayıflıklar da bir miktar hoşgörü ile karşılanır. Ancak yine de taraflardan biri burada elenebilir.

8- Buraya kadar herşey yoluna gittiyse birlikte o günün tadı doya doya çıkartılır. Burayı kısa tutuyorum ama biliyorum ki burası işin en renkli yeri.

9- Günün sonunda bir kahve içilir ve herkes yoluna döner, eğer bir terslik olmadıysa bir süre sonra 6. adımdan devam edilir.

İşte sevgili searchmaster'ım... BDSM böyle yapılır...

10 Haziran 2012 Pazar

Internetteki BDSM Tuzakları (Efendiler için)

Eğer BDSM dating siteleri vb. üzerinden sizden uzakta birinden köleniz olmak için bir davet alırsanız çok dikkatli olun. Öncelikle şunlar varsa;

-Size ilk olarak seksi, malları ortada 3-8 resim gönderiyorsa
- Resimdeki kişi estetik açıdan çok düzgünse, size daha çok bir porn-star mükemmeliyeti izlenimi veriyorsa
- İstediğiniz halde bir şekilde günlük hayatından herhangi bir pozunu göndermiyorsa
- İlk e-mallerinizde dediğinizi aynen tekrarlayıp "tam köle" izlenimi veriyorsa
- Menşei muhtemelen UK ise
- Birkaç e-mail sonra fakirliğinden, sizin full-time köleniz olmak istediğinden söz açılıyorsa
- Yanınıza gelmek için kendisini finanse etmenizi (uçak bileti için para istemek gibi) isterse
- Başka bir sahibi olduğundan, o sahibinden size sözleşme ile geçeceğinden söz ederse

Aşağıdakilerden biri olma olasılığı yüksektir;
- Bilgisayar başında "nerd" denilen tipte para tırtıklayarak kendine yeni ipod alacak sivilceli bir delikanlı
- Bilgisayar başında saçı başı birbirine karışmış, 120 kg ağırlığnda kıllı zenci bir kadın
- Geçimini (veya fazlasını) sizin gibilerin şüpheci olmayanlarından tedarik eden genellikle birden fazla sayıda organize kişi.

Emin değilseniz gönderdiği fotoğraflardan sonra kesinlikle bir günlük hayat resmi isteyin veya çekmesini isteyin. Bu gibi kişiler genellikle reddetmeniz zor estetikte kişilerin giyinik veya çıplak bazı resimleri (kendine de ait olmayan) kullanır. Eğer çıplak resimler ise aynı kişinin giyinik sıradan bir şeklini bulmak onlar için zordur. Eğer giyinik hoş resimler ise bunlar genellikle bir mekanda çekilmişlerdir, başka bir mekanda çekilmişleri ellerinde yoktur. Bu şekilde bir istekten sonra e-mailinize bir cevap gelmemişse anlayın ki üçkağıtçıların tuzağından döndünüz.

Ne olursa olsun, kişisel olarak karşılaşmadıkça (aslında karşılaşsanız bile) herhangi bir para transferi yapmayın, uçak bileti parası vb. göndermeye kalkmayın.

Açıkçası bu konuda ağzım yanmadı ama bu şekilde işlere kalkışanları çok gördüm. Artık bir süre  yazışıp, dalgamı geçip keyif bile yapıyorum. Bir yerde tokat gibi patlatıyorum durumu genellikle :-).

Çok benzer bir durum "Burlgaristan" telefon numarlarından arayıp bir kısmı çok iyi niyetli kişilerin veya beklentili vanilyaların parasını hortumlayan kişi veya şebekeleri genelde hepimiz öğrendik. BDSM konusunda da durumun işleyişi bundan çok farklı değil.

9 Haziran 2012 Cumartesi

Efendim kahvesini nasıl almak ister?

Kahve bir simgedir, misafire önem verildiğini, hürmet edildiğinin sosyal bir göstergesi. Bununla ilgili bir adap bile gelişmiştir, kahveye tuz koymalar, kül dökmeler, yarım bırakmalar, telvesini de içmeler vb. ama detayına burada girmeyeceğim.

Artık kahvelerin yanında çikolata, kurabiye vb. ya yeni adet oldu ya da hortladı, ben gençliğimde bilmezdim böyle bir adedi.

Efendi köle ilişkilerinde de bu geleneğin hücrelerimize işlemiş bu seremoninin, hatta bir çeşit ritüelin bir parçası olarak girmesi çok hoş olurdu, şimdiye kadar nedense pek aklıma gelmemişti.

Öyle ki;
Benim kahvem acı olsun, yanında da iki soğuk bitter çikolata alayım derim. Öyle masaya falan da koyulmasın sakın, ben bitirinceye kadar önümde diz çökmüş olarak tepsi kölemin elinde tutulsun, gözünü bile kırpmamalı. Ben de yavaş yavaş yudumlayacağım kahvemi, o buz gibi bitterlerin de (yani koyu kahverengi göğüs başlarının da)  tadına bakarım arada, bu arada gözler de kesinlikle kapatılmayacak, kırpılmayacak bile, kahvem de çalkalanıp dökülmeyecek, dökülen olursa saçlarıyla temizlerim, fazlasını. Bitince sudan bir yudum aldıktan sonra telvesnin üzerine bırakırım, o da onu içer.

5 Haziran 2012 Salı

Köle Başı

Baş denilince baştan daha fazlası geliyor insanın aklına :-). Ama burası gerçekten baş... Yüzüyle, saçıyla, ağzı burnu ve saçıyla, boynuyla...

Kadın yüzü, güzellik denilen şeyin başlangıç yeridir. O, o kadar hoş yaratılmıştır ki makyajlar ile kadınların en önemli silahı haline gelmiştir. Bir efendinin gözünden kaçmaz bu güzellik. Bu yüz zerafetin bir göstergesi olan boyunun üzerinde yer alır, güzel saçlar da öyle...

En hoş kurgularımdan biridir, bir koltukta çıplak oturmuş durumdayken açık bacaklarımın, dizlerimin arasında kölemin boynunu almam, onu geriye doğru dizimin üzerine yatırmam, gerilmiş zarif boynu üzerinde ellerimi gezdirmem. Onun kendini benim elimin yapacaklarına bırakması... Ağzını açmasını söyleyip ağzını, dişlerini, bir nesneymişçesine son zamanların popüler temizlik aracı ıslak mendille ovalaya ovalya temizlemem. Ağzına parmağımı sokup emdirmem bir elmayı ısırttırıp ağzını bir süreliğine dişlerine geçmiş elma ile tükürüklerine emanet edip açık tutturmam. Kuru mendille tükürüklerini salya sümüklerini, en doğal salgılarını temizlemem...

Teslimiyetin doruğa ulaştığı yer boyun olduğundan sanırım BDSM'ce teslimiyetin sembollerinden biri haline gelmiş bu tasma diyorum.

Bundan sonra küçük bir oral istemem, sıvımın tamamını içeri göndermem fazla da lüks olmasa gerek...

4 Haziran 2012 Pazartesi

Sadistler Kulübünden Survivor'a Tam Destek

Bir Survivor izleyeyim dedim bugün. Abi nedir o ya, değme sadist efendi ustanın yaratıcılığına taş çıkartacak eziyet yöntemleri... Kimin aklına geliyor bunlar?

Pek seyretmem ama, o kararmış sarışın kadınların bir kalasta kim daha çok sarkacak, kim son düşecek diye o incecik beli açılarak enerji tüketmesi yok mu? Erekte etti beni ya... Hatun galiba yarışmanın getirisinin ötesinde gerçekten mazoşist eğilimli, yarışma vb. bitmiş, arkadaşlarının önünde direkte yine asılmaya devam ediyor güle güle. Favorim ilan ediyorum kendisini...

Yokluktan hepsi çöpe dönmüş, güneşten zenci olmuşLar, 7/24 köleler bir kibrit kutusu kadar peynire muhtaçlar, biri teklif etse kadın erkek demeden sunacacklar kendilerini, çok ucuza gidiyorlar be çok ucuza...

Bu programı gördükçe "Türkiye'de BDSM'ye meyilli ne kadar çok izleyici varmış?" diyesim, program yapımcısının yarışmalarını gördükçe "ne kadar yetenekli BDSM ustaları da varmış" diyesim geliyor.

Yapımcılarını kutluyorum canı gönülden... Umarım bu post'tan sonra Acun Bey bizi bulup dava falan etmez. Malı götürüyor bu işlerden, vergisini veriyor tabi, helal olsun...

Kıskandım valla, bence büyük ustamız... :-) Devam et doğru yoldasın...

3 Haziran 2012 Pazar

Acımasız Aitlik

Çok açık ve net olarak şunu diyebilirim ki aitlik sadece köleye ait bir olgudur, efendi için bi sikim önemi yoktur, yeter ki aitlik açık açık yapılıp afişe edilmesin, efendisi bilinen bir köle isyan durumuna ermesin.

Her efendi köle ilişkisinde genellikle köleler duygudurumu yaşar, eğer duygudurumu yaşayacak olsaydı efendinin efendiliği kalmazdı. Efendini yaşadığı şey çok daha kabadır,adeta temel bir "mağara adamı" duygu durumunu yaşar, aslında efendi dediğiniz öküzün tekidir. Ha bazen yaratıcıdır falan (benim yaklaşımımda ise), ama asla üstün insan değildir. Sadece kölesinden aldığı güçle bir narsizm sergiler.


Yaşadığı aitlik hisleri genellikle köleye öyle bir duygudurumu yaratır ki efendisinin kendisi için kaçınılmaz, vazgeçilmez olduğunu düşünür, bir bakıma aşk denilen şeydir bu. Aşk ota da konar boka da. Kendi yaptığı şeylerin sonucu doğrudan etkilediğini düşünür köle, halbu ki olay çok daha basittir, kölenin para eden bir güzelliği varsa efendi için harcanılmaya, kullanılmaya değerdir, bunları kaybederse artık aitlik maitlik vız gelir, kapının önüne koyuverir, köle fazlasıını vereceğini taahhüt ettiğinde fazlasını almaya çalışır.

Başka bir ifade ile her köle kendi efendisini yaratır. Bu konuda bir efendiden daha yaratıcı ve hissiyatlı olduğu kesindir. Buna o kadar inanmıştır ki başka efendilere hakarete götürmeye kadar da yolu vardır, bu açıdan köleliğin bildiğimiz saygı kökenli aşk ilişkilerinden de hiç bir farkı bulunmamaktadır.

29 Mayıs 2012 Salı

Vıcık Vıcık Yapış Yapış

Bir kölenin kirletilmesinden memnuniyeti neler oluşturur? Hem kendisi hem de efendisi için...

Sanırım köle için kendisini değersiz hissetmek, bir çöp gibi hissetmek başta gelir. Ya efendisi için? Sanırım en cazip şey normalde değer verdiği şeyi rezil etmektir.

Bu konuda en son aklıma gelen, neredeyse hiç rastlamadığım şekli ile bir sanal tasarım yaptım.

Önce bir kilo limonu alıyoruz. Yarısını ikiye kesip soyulmuş olan kölemizin vücuduna sıkıyoruz. Bunun için ellerinizi kirletmek istemezseniz limn sıkacağı falan var, istediğiniz şekilde kullanın. Yalnız göğüs uçlarını limon sıkacağı gibi kullanıp bastırırsanız, hele hele iki parçayı orada bırakırsanız daha hoş olur. Bu kölenizin memelerinin ne kadar büyük olduğuna bağlı tabi. Karpuz sıkacağı olarak kullanılabilecek modeller de var :-)

Bu eylemi bütün vücuduna uygularsanız mutlaka bir yerinde acıyacak bir yarasına denk gelebilirsiniz. Amacımız acıtmak değil ama bulursanız da biraz burada vakit harcayarak tadını çıkartabilirsiniz.

Bütün vücudu limon suyu ile kaplandı mı? Tamam, sonra sıra geldi şerbetimize, şekeri kaynatarak yapacağınız koyu bir şerbeti soğutup yavaşça kölenizin üzerinde gezdirin. Saçlarını unutmayın, en güzel şerbetlenen yeri orasıdır. Tabi bunu yaparken yere genişçe bir boya naylonu sermenizin halı ve zemini kirletmemek için önemli olduğunu söyleyebilirim, umarım geç kalmamışımdır :-)

Önemli Not: Limon yoğun miktarda asit içerir. Cilde uzun süreli teması zararlıdır. Bu fantezidir, uygulamayınız.

Sizi Açan Anahtar Kelimeler

Herkesi ayartan bazı anahtar kelimeler vardır, aklıma gelenlerden hoşuma gitsin gitmesin bazılarıını yazacağım (aynı zamanda bir çeşit itiraftır), rağet görürse devamı gelir.

- Organını (Kadının) yoğurda çevirmek
- Çöpe çevirmek
- Kıçını kızartmak
- Sınırlarını zorlamak
- Etine dalmak
- Malı olmak
- Hizmetine girmek
- Ruhunu teslim etmek (aman! ölmek anlamında değil tabi)
- Et parçası olmak (birinin)
- Çaresiz bırakılmak

10 Nisan 2012 Salı

Kırık Köle

Kölenizi baştan aşağı tıbbi alçıya almak aklınızdan geçti mi hiç? Ben denemedim, pek de görmedim ama fikren bana hoş geliyor. Sadece gözler ortada kalacak şekilde komple mumyalamaya benzer dipdik durumdayken bir alçılama.

Sanırım tek dezavantajı istediğiniz zaman istediğiniz forma sokamamak. Yani başta nasıl yapıysanız öyle kalıyor, sonrasında pozisyon değiştiremiyorsunuz. Ama o alçıdayken alçının istediğiniz yerini bir keski ile kesip alabilirsiniz, oranın tadını çıkartabilirsiniz. Tahrik ederek hareket edemediği için kıvranışını izleyebilirsiniz. Köşeye öylece dikebilir, kızıp enerjinizi üzerinde bırakabilirsiniz.

Her nimetin bir külfeti olduğu gibi her külfetin de nimetleri var elbet...

2 Nisan 2012 Pazartesi

Belirsizlik Hakkında

Bir köle için efendisinin ne zaman neyi nasıl yapacağına karar vermesi nasıl bir lezzettir düşünüyorum. Yeliz için bu çok güzeldi onu biliyorum. Gerçekleşecek herhangi birşeyin zamanını bilmemek, sanırım onu en delirten şeylerdendi.

Gözleri bağlı sırtüstü uzanmış bir kölenin elinde kırbacı başında sessizce bekleyen bir efendinin delirtircesine verdiği belirsiz aralar ile vücudunun rasgele, bilmediği bir yerine vurması... Bana şimdi daha baştan çıkarıcı geliyor... Bir acı yaşayacaksınız ve zamanını bilmiyorsunuz, yerini bimiyorsunuz, buna bir kişi karar veriyor ve siz bu anlık acıyı bir sesi takiben vücudunuzun bir yerinde muhtemelen birkaç saniye sonra idrak ediyorsunuz. Bir köle için çok tatmin edici olsa gerek, zevkle yapılabilir.

Bir yandan da durup durup keyfi geldiği herhangi bir anda cinsel ilişkiye alması da oldukça tahrik edici olmalı diye düşünüyorum.

Aslında Yeliz için bizim randevular da bu hali aldı bir süredir, ümitlendirip sonra da iptal edilmesinden zevk alıyor mudur diye düşünmeye başladım bir süredir :-P. Anasını satayım, denk getiremiyorum ki bir süredir...

1 Nisan 2012 Pazar

Haber: Türkiye'nin İlk BDSM Evi İstanbul'da Açıldı

BDSM partnerlerinin fiili olarak buluşabilmesi için umumi hizmet verecek ilk BDSM evi İstanbul'da açıldı. Konuya ilgi duyan bir girişimcinin bu konudaki boşluğu hissederek gerçekleştirdiği küçük girişimde üç katlı binasına ek olarak bodrum katını ve garajı da zindan görünüşlü olarak dekore eden işadamı S.S. gerçekleştirdiği yatırımın daha ilk haftasında kendisini amorti etmesini beklediğini belirtti.

İsteyenlere ek hizmetler de sunan BDSM evi, bu konuda müşterilerinin isteklerine tam saygılı olarak çalıştıklarını, bir güven kurumu olarak kesinlikle suistimallere yer verilemeyeceğini belirtti. BDSM ile ilgili her türlü aracı gerecin satış ve kiralanması hizmetini veren evde BDSM sitelerini aratmayacak kadar çeşit bulunduğu, çoğu aracın ABD'den özel olarak getirildiği belirtiliyor. Karşılıklı olarak arzu edenlere kamera ile çekim hizmetleri de sunuluyor. Henüz adreslerini gizli tutmak zorunda olduklarını ifade eden S.S. kişisel olarak ulaştıkları BDSM müşterilerine davette bulunduklarını, karşılıklı yeter sayıda kişiyi ikili olarak bir araya getirmek sureti ile çalıştıklarının belirtti. Fiyatların makul seviyelerde tutulduğu, evde kesinlikle insan kiralama gibi bir faaliyetin yapılmadığı, sadece karşılıklı gönüllülere hizmet verildiği bildirildi.

S.S. Beklediği kadar talep gerçekleşirse İzmir, Ankara, Bursa ve Adana'da da benzer ortamlar yaratmak istediklerini ifade etti.

P.S.: Bu haber 1 Nisan 2012'de bu blog'da yayınlanmıştır.

23 Mart 2012 Cuma

Capon var capon capon...

Kastettiğim bukake falan değil düpedüz japon yapıştırıcılar. Diğer adı ile "Japıştırıcılar" :-) veya super glue, daha da nam-ı diğer siyanatlı yapıştırıcılar...


Japon yapıştırıcıların şaşılası başarısı bana ilginç gelmiştir hep. Ancak nedense bunları BDSM malzemesi olarak kullanmak beni korkutmuştur, adını ilk defa anıyorum burada. Aslında bunun biraz ötesine gidip minik bir fantezi bile kurabilirim, ya da atölyeme bir deney kazandırabilirim.

Bu konuya girişmeden önce... biliyor musunuz? Japon yapıştırıcıların japonlarla fala ilgisi yok,  ilk defa Vietnam'da Amerikan kendini beğenmiş sapık (BDSM'den bahseden biri için garip bir tanımlama ama) askerleri kullanmış. Yok,  silah olarak değil... Yaraları yapıştırıyorlarmış kan  kaybından ölmesin diye yaralı askerler helikopterle hastaneye gidene kadar.


Japon yapıştırıcıların sertleşmesinin neme bağlı olduğunu biliyor musunuz? Deriye damladığında çabuk yapışmasının sırrı bu olsa gerek, yapışmayı hızlandırmak için biraz hohlamak ısıtmaktan üflemekten daha etkili.

İnsaflı bir sadist olarak ilk kullanım yerini hatunun iki memesini uçlarına yakın  bir yerinen (aman ucundan değil) birbirine veya dizlerine acıcık küçücük birer damla (fazla yayılmasın) ile yapıştırmak olabileceğini düşündüm. Hatuna fenalık gelirse biraz deri kaybıyla keskin bir araçla ayırabilirsiniz, bunu yaparken sanırım ki biraz dikkatli olmak lazım fazla kaçmasın diye, yoksa kalıcı zararlar gelebilir. Benim önerim küçük birer kumaş parçasının iki ayrı tarafını kullanın, kumaşı kesip ayırırsınız gerekirse. Bütün kimyasallarda olduğu gibi "olay yerine uygulamadan önce görünmeyen bir yerinde deneyin" diyebilirim :-)

Başka bir kullanım şekli olarak ayaklarından veya yine dizlerinden kapı pervazının iki yanına aynı şekilde yapıştırmak ortası size hizmet etsin diye, elini kolunu çok oynatırsa parmak uçlarından yere de düşünülebilir.

Ama benden söylemesi, hiç denenmemiştir, bir filmde falan da hiç görmedim, KESİNLİKLE DENEMEYİN.

2 Mart 2012 Cuma

Don't Drink and BDSM

Alkolün cesaret verici etkisi bilinir. Trafikte bile cengaver olursunuz, "ben yaaprım abi..." dersiniz, sonra "hüsran...". BDSM'de dolaylı olarka çoğu kişinin havaya girmesi için alkol hatta uyuşturucu (en düşüğü ot) aldıklarını biliyorum. Ben uyuşturucuyu ve otu hayatımda kullanmadım, ve sanırım artık bööyle şeyleri pek tecrübe etmeyeceğim bir yaştayım. Ama alkol... Alkollü yapmadım ama daha mı iyi olurdu bilemiyorum. Aslında bana biraz daha acımasız olma durumu yaratıırdı diye düşünüyorrum ama sanırım o kadar. Bazıları alkol alınca canavarlaşıyor adeta, sadece BDSM'de değil, nerede alkol alırlarsa orada...

Ancak Bedeseme otoriteleri derler ki bedeseme sırasında :-) alkol almayın,, ya BDSM hakkında yazarken? Acaba zararı var mıdır?

:-)

26 Şubat 2012 Pazar

Mart Ayı Azgınları ve Boyle Mariotte Kanunu

Kediler gibi mart ayında BDSM konusunda azacaklar olacak mı diye merak ediyorum, bekliyorum.

Geçtiğimiz yılın sonuna doğru bir BDSM hareketlliliği gözlendi ki sorma gitsin, mazoşisti, sadisti hepsi heryerdeydi. İki ay geçti, hiçbiri ortada yok. Kimse BDSM vermiyor diye şikayet eden de yok oldu, bana gerçek sadist lazım diyen de...

BDSM'nin bu dönemselliğini kavrayamadım daha. İşe kendimden başlamam gerekiyor sanırım ama ben daha bu konuda kendimi dahi keşfetmiş değilim. Bildiğim tek şey, şu anda azgın olduğum :-D

Yeni bazı buluşlar konusunda kafa yorarken dikkatimi çekti. Benim daha önce görmemiş olup tasarladıklarım, çok geç değil, birkaç ay içersinde BDSM pornosunda yerlerini alıyor. Ben mi yeterince araştırmıyorum da yeni sanıyorum, birileri benim evimi, zihnimi mi gözetliyor (biraz paranoyakça ama...), yoksa gündemi birkaç ay  öncesinde mi yakalıyorum. Hani şu Boyle-Mariotte kanunu var ya, iki bilimadamı aynı şeyi farklı yerlerde aynı zamanlarda keşfediyorlar. Acaba öyle birşey mi diyorum bazen kendi kendime. O zaman sormak lazım, neden koskoca yüzyılda neden iki ay diye....

Vardır bi nedeni Sabri...

15 Şubat 2012 Çarşamba

Sadizm ve Mazoşizmde İsteklilik Üzerine

Geçenlerde Ejderha Dövmeli Kız'ın film versiyonunu seyrettim. Bu biraz düşündürdü beni. Filmdeki sadist karakter (ismini hatırlayamıyorum) film dahilinde sadist olarak tanımlanan bir karakter. Aslında bir katil, kurbanı istemediği için haz alarak acı çektiriyor ve kurbanını da öldürüyor...

Kendi sadizmimi ister istememez adamınkiyle karşılaştırdım, buna benzer bir yaklaşımım olabilir mi, bu mümkün olabilr mi? diye. Biraz kafa yorduktan sonra aslında konunun sadizm ile ilgili olmadığını kavradım. Karşılaştırma konusu aslında adamın acı çektirmesi değildi. Karşısındakinin isteklerini umursayıp umursamaması, temel yaşam hakkına saygısının olup olmaması konusuydu.

Yani iyi ile kötü arasındaki klişe, yıldız savaşlarının gücün iyi tarafı ve karanlık tarafı :-) konusuydu. Ben acı çektirmeyi seviyorum ama sadece karşımdaki partner bunu istiyorsa, ve bu eylem hayati bir tehlike oluşturmuyorsa... Eğer karşımdaki bunu istemiyorsa sadist bir yaklaşım uygulamak "sadizm" değil, insanlık düşmanlığı, bir geni eksik olma durumu olurdu sanırım. Açıkçası vicdanım açısından kendimi daha iyi hissettim bu ayrıma varabildikten sonra.

10 Aralık 2011 Cumartesi

BDSM Tetikleyicilerini Çalıştırmak İçin

Herkesin bir Turn-On noktası vardır cinsellik için. Ama BDSM için bunlar ne kadar ortaktır, bunu bir düşünmek lazım. Bende çok yakın olduğunu söyleyebilirim. BDSM'ye eğiliminiz varsa aşağıdakiler sizi tetikleyecektir;

- Bir süre cinsellikten uzak durmak, bunun sonucu olarak öncelikle cinsel olarak azmak
- Yeni, daha önce görülmemiş BDSM videoları seyretmek.
- Yeni bir partner edinmek
- Patronunuza veya müşterinize kızmak :-D

Hepsi birden varsa ne ala, değmeyin BDSM'nin keyfine...

2 Aralık 2011 Cuma

Fantezi: Çantada Köle

Bavul fantezisi benim en eski fantezilerimden biridir. Gerçekleştiremediğim bir fantezi olmakla birlikte çok da olmaz birşey değil, ama şu var ki uygulanabilmesi için kölenin biraz ufak tefek olması gerekiyor, şansım bu konuda pek yaver gitmedi açıkçası, partnerlerim ya boylu posluydu, ya da biraz enlice, kısacası her durumda 50kg'dan ağırdı ki buna Samsonite özel boyutlu bavul lazım uygulamak için.

Fantezi şöyle;

Kölemle bir mekanda buluşuyoruz, emrediyorum üzerindekileri çıkartıp, güzelce katlayıp kenara kaldırması için. Kızcağız özenle kusursuzca yapıyor ama tatmin olmamış olmam lazım, yanlış yere koyduğunu bahane edip kızıyorum. Açık olan bavulu gösteriyorum.

- Gir içine

Bavula bakıyor, içine sığacağı ölçülerde, tereddüt etmiyor ve içine giriyor.
- Katlanıp uzan diyorum, bavulu kapatacağım.

Kıvrılıyor içine. Ufak bir delik açıyorum ve bir hava hortumu sokuyorum bavulun içine, hassas tarafına şu elektrikli bızırtılardan bağlayıp tellerini de başka bir delikten çıkartıyorum, sonra kapatıyorum, kapağını dışarıdan. Biraz keyif  yapıp öylece bekliyorum oturup, TV vb. seyrediyorum. Arada çalıştırıyorum bızırtıyı, bavuldan sesler geliyor, oynuyor hafifçe sonra kapatıyorum. Öyle defalarca açıp kapatıyorum aleti.

Sonra bavulu yükleniyor arabaya götürüyorum, bagaja atıyorum. Biraz uzakta bir otele sürüyorum. Resepsiyondan ödemeyi yapıp bavulu alıp odaya çıkıyorum. İçinden çıplak kölemi çıkartıp güzelce beceriyorum. Pencereyi açıp kapatmamasını emrediyorum. Odada öylece giysisiz bırakıp restoranda yemeğe iniyorum. Güzelce yedikten sonra tekrar odaya çıkıp soyunup buz gibi odada çıplak titremekte olan kölemi yatağa yatırıp üzerine uzanıyorum. Banyoya sokup su ona temas etmeyecek şekilde fıskiyeden sonuna kadar sıcağı açıyorum. Duşakabinin içindeki buhar ile o ısınıyor, ben de tabi. İyice terleyince kurulanmasını istiyorum ve tekrar bavula girmesini...

Araba yolculuğundan sonra bir tarlanıın ortasına getiriyorum, bavulu aralayıp bulunduğu yeri gösteriyorum. Orada bırakıp arabaya dönüyorum. Bızırtının kumandası ile tarlada bavulun öylece hoplayıp zıplamasını kontrol ediyorum. Birilerinin yaklaştığını hissediyorum ve bavul tekrar bagaja, ama kumanda halen elimde, bağırta çağırta gidiyoruz öylece.

Bundan sonraki durağa kadar...

29 Kasım 2011 Salı

Dönemsel Azmanlıklar

Nedir BDSM isteğini tetikleyen şey? Cinsellik desem çok da yanlış olmaz, ama benim merak ettiğim; neden azınca vanilya seks değil de BDSM?

Ruhunda şeytanlığın yerleştiği bir kişilikte değilim, tam tersi çaresizce meraktan BDSM'ye saracak kadar bu konuda yeniyetme falan da değilim, 60'ını devirip internetin geç gelen bir tren olduğu durumu da yok. Ha deseniz ki 40 yaş sendromudur, ama sevgili izleyenler o da değil, ben 25-30'larımdan bu yana bunu uyarıcı buluyorum.

Şu soruyu sormak bana mantıklı geliyor: Ben nesini seviyorum bu BDSM'nin?
Önce kendime dürüst olarak cevapları;

Kadını bir et parçası gibi görmeyi, belki cinselliğin gelişiminde uzun süre (ergenlik civarında) ulaşılamaz olmuş olandan (klasik, cinsellik istemez görünüşündeki Türk kızından) ne kadar çektiysek sanırım o, onu bu kadar ucuza bulmak hoşuma gidiyor. Çene yormadan, empati falan göstermeden, pişmanlık da duymadan, en önemlisi bağlanma durumu olmadan o etten yararlanmak, aşağılamak hoş geliyor. Açık söylemek gerekirse bu hissi vanilya ilişkide bulmak zor.

Diğer tarafta bu işin mühendisliği, yaratıcılığı, "acaba böyle olur mu? Şöyle yapsak..." konuları eğlenceli geliyor, sanırım genel yaratıcılığımın sosyal bir uygulaması :)

Kontrol etmek, bir diğer kişinin ruhunu koşulsuz ele geçirmek hissi veriyor. Bu bana neden hoş geliyor bilmiyorum ama cinsel olarak hoş, karşımdakini oyuncağım yapmak güzel geliyor.

Bu gecelik artık bu kadar psikolojik geyik yeterli... Yarın için eyleme bakalım...

19 Ekim 2011 Çarşamba

Zevk Halkası

Kimisi tasmayı sever, kimisi basit bir küpeden bile haz alır. Bende ikisi de yok.

En çok haz aldığım partnerimin saçına taktığım bir halkaydı. Anlatayım ne menem bir şeydi;

Kölemin saçını (tepeden bir kısmını tabi) Bauhaus'tan aldığım yaklaşık 5 cm çaplı bir halkadan geçirdim ve geldiği yöne kıvırıp plastik kablo bağları ile sıktım. Aslında bir tanesi yeterdi ama ben en az iki üç tane ile sıktım ki iyice çaresiz olunsun.

Sonra bunun ne kadar sağlam bir bağ olduğunu fark ettim. Çekince hiçbir şekilde ele gelmiyordu ve bu kölenizin adeta bir sapı oluyordu. Saçı çekiştirdiği için acıtan (muhtemelen) ve istediğiniz yere sürükleyebildiğiniz bir sap... Kölem kapkara saçlı bir esmer olduğundan ve jöleyi eksik etmediğinden dolayı daha da akılda kalır bir aksesuar oldu (jöleyi ve esmer saçı pek sevmememe rağmen).

Bunu zincir veya halatla istediğiniz yere bağlamakta da serbestsiniz.

Eğer bir köleniz varsa mutlaka deneyin derim, efendiniz varsa isteyin derim, siz veya o çok seveceksiniz.