İlişkilerimde ne istediğini bilenler daima aslında yanlış öğrenmiş olanlar veya macerayı geçememiş bir çaresizlik içinde kıvrananlar oldu. Ne istediğini tam olarak bilmek, özellikle BDSM ilişkisinde "bayağı BDSM pornosunun aynısını isteyen" kişiler yaratır. Bazı hoş yaratıcılıklara şahit olmuş olsalar bile aslında öğrenecekleri şeylerin sayısını azalmış bulurlar ve bu durum tatminsizlik ile şekillenir.
Bir slave adayım, ki başlayamadan mutlu şekilde bitti, kendisine yapılan ve aslında benim de yaratıcı bulduğum bazı aksiyonlardan söz etmişti. Burada anlatmadan edemeyeceğim. Bir ezeli rekabet futbol karşılaşmasını televizyondan izlerken kendisine rakip takımın forması giydirilmiş ve maçı seyrederken bir yandan da kendisine cinsel her muamele yapılmış, kendi bir açıdan mutlu olmuş tabi ama BDSM'nin dışında bunu sadece bir farntezi olarak yorumlayan bendim sanırım. Benzer şekilde vajinasında bir vibratör ile türk kahvesi yaptırılmış olmasını anlattı, empati kurduğumda bunun nasıl bir aksiyon olduğunu anlayabiliyorum; Eğlenceli bir işkence.
İnsan olmanın doğası gereği bir konuda ilk olmanın bir dezavantaj olduğunu, acemilik taşıdığını, utanılması gerektiğini düşünür insanlar. Aslında tam tersi... Bunun derinliğine gireceğim birazdan (mecazen yani)....
Kimse sizi doğrudan suçlamaz, affetmez de ama siz kendinizi her zaman rahat hissedersiniz.
Bir diğeri ise belirsizliğin yarattığı heyecandır, bu heyecanı her şeyin nasıl olup biteceğini bilen biri hiç bir şekilde yaşayamaz.
Ancak ve ancak... İşin en güzel yanı aslında daha önce yapmamış olduğunuz şeyi yapıyor olmanın hissidir, bu bir korku ve endişe içerir ama kendine bir güven de içerir.
Kendinize güvendiğiniz için kendinizi "adam gibi" (aslında "insan gibi" ama seksist anlamın dışında düşününüz) hissedersiniz, hayatta kendinize ait bir şey yapıyorsunuzdur ve bu sizin hayatınızdır. Kontrolü ona bırakmışsınızdır ama bu "ilk" aslında her zaman olmasını istediğiniz şey değil miydi? Yoksa siz zaman içinde "onun içine düşmek" hissinden mahrum mu olacaktınız? Hayatınızda her zaman olan şey değil, yarım yamalak olarak yaşamanın işin tamamını mahvedebileceği bir olguyu hakkıyla yaşama şansının eline bırakmışsınızdır aslında kendinizi. Bu bir mutluluktur.
Siz zannedersiniz ki kontrolü elinde tutan, nam-ı diğer "efendi", her şeyi çok iyi bilir ve uygular. Evet görevi kesinlikle o rolü oynamaktır ama o zaten bu belirsizliğin tadını, her kadının kendine özgü doğası olduğu kabulü ile aslında ilk olarak yaşamaktadır. Kontrol etmeyi bilmek zorundadır, yaşı ve tecrübesi bunu bir üst seviyeye taşır, bu belirsizliğin içinde o da ne olacağını tam bilmemekten nasıl zevk alacağını öğrenmiştir.
Bir sanatçı gibi içinden geleni malzemeye uygun şekilde yapar ve en güzel olanı ortaya çıkarmaya çalışır.
Yaptığı eserler birbirinin aynı değildir, bu bir sanattır ve malzemeye, BDSM hayatında efendi ve köle arasında gelişen ilişkiye göre bir eser çıkar ortaya.
Çamura şekil veren bir usta gibi malzemesine uygun çalışır, çok sıkarsa güzel bir sonuç çıkmayacağını bilir, çok gevşek bırakırsa şekil veremeyeceğini bilir. Onun çamuru olarak siz onun eline bırakırsınız kendini.
Buradaki teşbihte çok somut bir konu ortadadır ki; eğer siz zaten sertleşmiş ve belirli bir şekil almışsanız o güzel eseri vermek usta için de zorlaşır, çamur için de bir değer oluşturmaz.
Açıkçası itiraf etmeliyim ki tamamen birbirinin aynı iki köle adayım olduysa bunlar kendi doğalarını izleyen kişiler değil, porno endüstrisinin dayattıklarını sergileyenlerdi.
Not: Bu yazıda bahsettiğim yaklaşım şu anki duruşumu da yansıtıyor.
İlgilenenler Güncel sayfasına göz atabilir.